KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2021/521 E., 2022/1644 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2022
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
1.707 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
1. Taraflar arasındaki “Alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... İş Mahkemesince davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen karar davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yaşlılık aylığı bağlanması talebinin kabul edilmemesi üzerine davalı Kurum aleyhine açtıkları davada ... İş Mahkemesince davacıya 01.11.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiğini, karar gereğince birikmiş aylıklarının ödendiğini ancak aylıklarının süresinde ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 01.11.2010-27.03.2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin aylıkları nedeniyle işlemiş faiz alacağından şimdilik 1.000TL’nin davalı Kurumdan tahsilini talep etmiş; 22.12.2014 harç tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 4.618,11TL’ye yükseltmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
6. ... İş Mahkemesinin 11.03.2015 tarihli ve 2014/522 E., 2015/522 K. sayılı kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının birikmiş faiz alacağının 4.618,11TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 4.618,11TL faiz alacağının davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
7. ... İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
8. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.06.2016 tarihli ve 2015/11792 E., 2016/10220 K. sayılı kararı ile; "...Açıklanan nedenlerle, Mahkemece davanın açılış tarihinin 11.04.2014 olduğu da dikkate alınarak, davacıya anaparanın 27.03.2014 tarihinde yapılmış olduğu belirtilen toplu ödemeye ilişkin dekontun aslının veya okunaklı bir suretinin ilgili PTT şubesinden getirtilerek davacının ödeme tarihinden önce davalı kuruma yaptığı başvuru veya ilk dava sırasında dava açarken veyahut da en geç ödeme esnasında, faiz hakkının saklı tutulup tutulmadığı hususunun ayrıntılı olarak araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Eldeki davada, davacı her ne kadar faiz alacağı talebinde bulunmakta ise de, dosya arasındaki belgelerden davacının ilk dava tarihi olan 22.12.2011 tarihinden daha önce 27.12.2010 tarihinde davalı Kurumdan 2. kez tahsis talebinde bulunduğu, bu tahsis talebine göre davalı Kurumca o günkü sigortalılık süreleri yani, 01.10.2008-27.12.2010 tarihleri arasındaki süre de -diğer sürelerle birlikte- dikkate alınarak ve 27.12.2010 tarihinde 8.141,00 TL’lik prim ödemesi de yapılarak 01.01.2011 tarihinden itibaren 9827 gün üzerinden yaşlılık aylığının bağlandığı ve toptan ödemesinin de 27.06.2011 tarihinde davacıya gönderildiği,
ilk kararın kesinleşmesinden sonra davacının avukatı aracılığıyla 31.03.2014 tarihinde Kuruma başvurusu ile faiz talep etmeksizin aylıkların kesinleşen karara göre ve 9007 gün dikkate alınarak bağlanmasını talep ettiği, davalı kurum tarafından da, mahkeme kararına göre işlem yapıldığı anlaşılmakla,
01.01.2011 tarihinden itibaren davacının 27.03.2014 tarihine kadar almakta olduğu 9827 gün üzerinden bağlanan aylık ile mahkeme kararına göre 9007 gün üzerinden bağlanması gereken aylık arasındaki farkın Kurumca ikinci tahsis işlemleri sırasında dikkate alınıp alınmadığı Kurumdan sorulmalı ve fark aylık var ise bu farkların Kurum alacağı olarak kabulü,
yine davacı hakkında Kurumca tahakkuk ettirilen yersiz ödeme borcu nedeniyle 01.01.2011 tarihinden itibaren bağlanmış olan aylıktan herhangi bir kesinti yapılıp yapılmadığı ile 01.01.2011 tarihli aylık hakkında Kurumca toptan ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmalı ve sonucuna göre Kurum alacağı ile davacının hak ettiği aylıklar ayrı ayrı Kurumdan sorulmak suretiyle mahsup yapılmalı ve sonrasında ihtirazi kaydın varlığı halinde faiz hesabı yapılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
9. ... İş Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2016/283 E., 2018/520 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu; yargılama sırasında davalı Kurumdan gelen 12.06.2018 tarihli yazıda davacıya 4.618,11TL faiz alacağının ödendiğinin belirtildiği, dolayısıyla dava konusu uyuşmazlığın ortadan kalktığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
10. ... İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.06.2020 tarihli ve 2019/239 E., 2020/4108 K. sayılı kararı ile; "...“…Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir.
Eldeki davada ise, bozmaya uyularak karar verilmiş ise de, davacı avukatının bozmadan sonra verdiği dilekçe ile 29.05.2016 tarihinde bozmaya konu olan mahkeme kararını davalı kuruma sunarak, faiz talep ettiğinin ve davalı Kurumun da bu dilekçe üzerine 28.12.2016 tarihinde mahkeme kararı ve dilekçeye konu olan tutarı ödediğinin anlaşılması karşısında, bozmaya uygun şekilde irdeleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle, Kurum tarafından yapılan ödemeler ve mahsup işlemi de dikkate alınarak, davacının hak etiği faiz alacağının tutarının açıkça belirlenip bu kapsamda davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda inceleme yapmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
12. ...
İş Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ve 2020/167 E., 2021/15 K. sayılı kararı ile; davacıya 01.10.2008 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının sosyal güvenlik destek primine tabi çalıştığından bahisle davalı Kurumca 01.10.2012 tarihi itibariyle durdurularak ödenen miktarların borç kaydedildiği, ticarî faaliyetine son veren ve 8.141TL tutarındaki prim borcunu ödeyerek 28.12.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacıya 01.01.2011 tarihinden itibaren aylık hesaplama işlemlerine ait program işletime açılıncaya kadar 500TL’yi geçmemek üzere geçici aylık bağlandığı, 27.06.2011 ödeme döneminde 500TL aylık ile 2.933,42TL birikmiş aylık ödendiği,
27.10.2011 tarihinden itibaren almakta olduğu 500TL aylığından ¼ oranında kesinti yapılmaya başlandığı, yurt dışı aylık hesaplama programının işletime açılması üzerine 04.06.2012 tarihinde yapılan tahakkuk neticesinde 27.06.2012 ödeme döneminde ödenmesi gereken 899,08TL aylık tutarı ile 6.118,28TL birikmiş aylık hesaplandığı, birikmiş aylığından borcunun mahsup edildiği, öte yandan 27.06.2012 tarihinde ödenen aylığından 224,77TL sosyal güvenlik destek primi kesildiği, ...
İş Mahkemesinin kesinleşen kararı gereğince 13.03.2014 tarihinde yapılan tahakkuk işlemi ile aylıklarından o tarihe kadar yapılan 11.390,69TL kesinti ile yersiz tahsil edilen 8.151,96TL’nin davacıya ödendiği, son olarak ...
İl Müdürlüğü tarafından 31.03.2014 tarihinde yaşlılık aylığına ikinci karar işlemi yapılarak davacının 27.03.2014 tarihindeki aylığının 1.012,82TL olduğu tespit edilerek 01.01.2011-27.03.2014 tarihleri arasındaki dönem için 9827 gün üzerinden bağlanan yaşlılık aylığı ile talep üzerine mahkeme kararına göre 9007 gün üzerinden bağlanması gereken aylık arasındaki farkın 339,72TL olarak tespiti ile yersiz ödemenin 27.06.2014 ödeme dönemindeki aylıklarından kesilerek tahsil edildiği,
davacının 9007 gün üzerinden bağlanması gereken aylık miktarının 27.03.2014 tarihi itibariyle hesaplanan 1.012,82TL aylık tutarından yasal artış oranları kadar geriye doğru eksiltme yapılarak belirlenen aylık tutarına göre 01.01.2011-27.03.2014 tarihleri arasındaki aylık miktarlarının 17.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda hesaplandığı, buna göre davacıya geç ödenen aylık, birikmiş aylık ve iade edilen sosyal güvenlik destek primi kesintilerine ilişkin faiz alacağının 2.146,88TL olduğu,
davacıya yapılan ödemeler ve mahsup işlemlerinin bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak incelenerek yapılan faiz hesabının somut uyuşmazlığı çözmeye elverişli olduğu, davacının yaşlılık aylığının geç ödenmesinden dolayı 2.146,88TL faiz alacağının bulunduğu, bunun davalı Kurum tarafından 4.618,11TL olarak ödendiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararda yanlışlık bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi: 13. Direnme kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yaşlılık aylığının geç bağlanmasından kaynaklanan faiz alacağının tahsili istemiyle açılan eldeki davada davanın konusuz kalıp kalmadığı; buradan varılacak sonuca göre Kurum tarafından yapılan ödemeler ve mahsup işlemi de dikkate alınarak 30.06.2020 tarihli ikinci bozma kararında atıf yapılan 20.06.2016 tarihli birinci bozma kararında belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
15. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında öncelikle direnme adı altında verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
16. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
17. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
18. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarında mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
19. Somut olayda.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen birinci kararın davacının faiz hakkını saklı tuttuğunun anlaşılması hâlinde 01.01.2011 tarihinden 27.03.2014 tarihine kadar 9827 prim gün sayısı üzerinden almakta olduğu aylık ile mahkeme kararına göre talebi üzerine 9007 prim gün sayısı esas alınarak bağlanan aylık arasındaki farkın ikinci tahsis işlemlerinde dikkate alınıp alınmadığı Kurumdan sorularak fark aylığın bulunması durumunda bunun Kurum alacağı olduğu kabul edilip davacı hakkında tahakkuk ettirilen yersiz ödeme borcu nedeniyle 01.01.2011 tarihinden itibaren bağlanan aylığından kesinti yapılıp yapılmadığı ayrıca toplu ödeme bulunup
bulunmadığı, Kurum alacağı ile davacının hak ettiği aylıklar ayrı ayrı tespit edildikten sonra mahsup yapılarak işlemiş faiz alacağı talebi ile ilgili karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak bilirkişiden bu hususta rapor alınmış ise de bu rapor değerlendirilmeden davalı Kurumun ödeme yapması nedeniyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu karar, davalı Kurum vekili tarafından tekrar temyiz edilmesi sonrasında Özel Dairece davalı Kurumca davacı vekilinin bozmaya konu mahkeme kararını sunarak faiz alacağının ödenmesini talep etmesi nedeniyle ödeme yapıldığının anlaşılması karşısında bozmaya uygun irdeleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle Kurum tarafından yapılan ödemeler ile mahsup işlemi de gözetilerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş olup Mahkemece bu sefer bilirkişi raporundaki tespitler ve Kurumun gönderdiği yazı içerikleri kapsamında davacıya bağlanan aylıklar, yapılan ödemeler,
Kurumun alacağı ile yaptığı kesintiler irdelenip değerlendirilmek suretiyle karar verilmiştir.
20. Görüldüğü üzere Mahkemece Özel Daire bozma kararında belirtildiği şekilde irdeleme ve değerlendirme yapılarak yeni bir karar verilmiştir. 21. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır. 22. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir. 23. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/521, K. 2022/1644, 1 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama