İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/460 K.2023/601

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Esas2022/460Karar2023/601Tarih7 Haziran 2023Okuma12 dk · 2.388 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2022/460 E., 2023/601 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Haziran 2023
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Sayısı
2021/235 E., 2021/264 K.
Karar
Davanın kabulüne
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.388 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 25.08.2015 tarihli borçlanma talebi ile yurtdışında çalıştığı ve ev kadını olarak bulunduğu sürelerden 5825 günü 20.11.1995 tarihinden itibaren borçlanmak istediğini davalı Kuruma bildirdiğini, Kurumun 20.11.1995-27.10.2013 tarihleri arasındaki dönem için borçlanma tahakkuk cetveli düzenlediğini ancak borçlanma cetvelinin 25.01.2012 tarihine kadar düzenlenmesi gerektiğini, borçlanma bedelini ödeyen müvekkiline bağlanan aylığın düşük olduğunu, bu konuda Kuruma yapılan itirazın reddedildiğini,

3201 sayılı Kanun ve Türkiye ile Almanya arasında imzalanan sosyal güvenlik sözleşmesine göre müvekkili lehine işlem yapılması gerektiğini ileri sürerek Kurum işleminin iptaline, borçlanmaya ilişkin hizmetlerin 20.11.1995 tarihinden başlamak üzere 5825 gün ileriye götürülerek değerlendirilmesi ve yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren yeniden hesaplanarak düşük olan aylığının yükseltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; 2011/48 sayılı Genelge gereği davacının yurt dışında bulunduğu süreler dikkate alınarak borç tahakkuk cetveli düzenlendiğini ve aylık bağlandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2018 tarihli ve 2017/420 Esas, 2018/495 Karar sayılı kararı ile davacının borçlanma talep dilekçesine uygun olarak Kurumun ilk intibakı yaptığı ancak sonradan yurda giriş çıkış kayıtlarını dikkate alarak Türkiye'de geçirdiği dönemi dışlamak suretiyle tahakkuk cetvelini değiştirdiği, davacının bu konuda yaptığı itirazlarının reddedildiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Türkiye'de bulunulan dönemlerin borçlanma süresi hesabında dikkate alınmayacağı yönünde yasal bir düzenleme bulunmadığı, yurt dışında ikameti bulunan davacının ev kadınlığı sürelerini borçlanma hakkına sahip olduğu,

ziyaret amacı ile Türkiye'de bulunulan dönemlerin yönetmelik gereği dışlanamayacağını, intibak dönemleri değiştiğinde aylık miktarının da artacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında gerçekleşen yurt dışı hizmet borçlanma süresinin 20.11.1995-24.01.2012 tarih aralığına mal edilmesi gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline, davacının bu intibak sebebi ile daha önce bağlanmış olan yaşlılık aylığının aylığın bağlandığı tarihten itibaren yeniden hesaplanması ve farkların davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli ve 2019/90 Esas, 2019/2063 Karar sayılı kararı ile davacının 06.10.1986 tarihinden itibaren yurtdışı ikametgahının bulunduğu, 20.11.1995 tarihinden itibaren borçlanmak istediği ve Kurumca davacının bu tarihten itibaren borçlandırıldığı ancak dikkate alınmayan sürelerin izinli olarak Türkiye’de bulunduğu makul süreler olduğu gözetildiğinde ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2018/6919 Esas, 2019/87 Karar ile 10. Hukuk Dairesinin 2018/4466 Esas, 2019/4462 Karar sayılı kararlarının da aynı doğrultuda olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"...3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan 5825 günlük yurt dışı hizmet borçlanmasının, 20.11.1995 tarihinden ileriye doğru maledilmesi ve buna göre bağlanan aylığın bağlandığı tarih itibariyle yeniden hesaplanması istemiyle açılan davada, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; söz konusu hüküm eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.

Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanun'un “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1. maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.

3201 sayılı Yasa'nın, 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.

Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.

Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, Yasa'nın 5. madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.

Yurtiçinde 21.8.2015-20.9.2015 tarihleri arası 11 gün 4/1-a kapsamında hizmeti bulunan davacı, 24.8.2015 tarihli borçlanma talebine istinaden davalı Kurumca 4/1-a kapsamında 20.11.1995-10.7.2013 tarihleri arası 5825 gün tahakkukun oluşturulduğu ve borçlanma bedelinin 9.11.2015 tarihinde ödendiği, davacı tarafından 11.4.2016 tarihli tahsis talebine istinaden Kurumca 20.11.1995 tarihi sigorta başlangıcı kabul edilerek borçlanmanın 1995-2015 tarihleri arasına mal edilerek 1.5.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Türkiye’de 21.8.2015 tarihinde 4/a kapsamında hizmeti bulunan davacının borçlanma süresi olan 5825 günün bu tarihten geriye doğru gidilmek suretiyle sigortalılık süreleri belirlenmeli ve buna göre karar verilmelidir.

O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten Kurumun 20.11.1995 tarihini başlangıç aldıktan sonra 5825 günlük süreyi önce 25.01.2012 tarihine kadar ardından da Kanuna ve Yargıtay kararlarına aykırı olarak Türkiye’de bulunduğu süreleri dışlayarak başlangıç tarihini değiştirmeden 10.07.2013 tarihine kadar döneme mal ettiği, dolayısıyla bu davadaki uyuşmazlığın davacının Türkiye’de bulunduğu sürelerin borçlanma döneminden dışlanıp dışlanmayacağına ilişkin olduğu ve buna yönelik dava konusu edilen Kurum işleminin değerlendirilmesi gerektiği ancak uyuşmazlık bulunmayan bir konunun değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili, dosya tekemmül etmeden ve yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını gerektiğini talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay yönünden Türkiye’de 21.08.2015 tarihinde 5510 sayılı Kanun 4/1-a maddesi kapsamında hizmeti bulunan davacının 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca borçlanma süresi olan 5825 günün bu tarihten geriye doğru gidilmek suretiyle sigortalılık sürelerinin belirlenerek buna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk 1. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un (3201 sayılı Kanun) 1 ve 5 inci maddeleri.

2. 06.11.2008 tarihli ve 27046 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik).

2. Değerlendirme 1. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve yasal düzenlemeler üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır.

2. İnsan tarihin her döneminde kendisini yoksulluğa sürükleyen, geleceğini tehlikeye iten olayları bertaraf etme düşünce ve kaygısı içinde olmuştur. Tehlikeyle karşılaşan, yoksulluğa düşen bireylere asgari bir güvence sağlamak sosyal güvenlik anlayışının hâkim yönü olmak zorundadır. Bu nedenledir ki, çağa damgasını vuran sosyal devlet anlayışının işlevi hiçbir şekilde önemini yitirmeyecektir.

3. Sosyal güvenlik sosyal devleti gerçekleştirme araçlarından sadece bir tanesidir. Halkına sosyal güvenliği sağlayan, herkesi asgari yaşam seviyesinde buluşturan, insanların geleceklerine güvenle bakmalarını teminat altına alan devlet sosyal devlet tanımına biraz daha yaklaşmış olacaktır.

4. Sosyal güvenlik hakkı temel insan hakkı olup çağdaş anayasaların tümünde bu anlayışa yer verilmiştir. Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin belirlendiği 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 2 nci maddesinde; Devletin sosyal bir hukuk devleti olduğu hükme bağlanmış, 60 ıncı maddesinde de herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alıp gerekli teşkilatı kuracağı öngörülmüştür.

5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 62 nci maddesi; “Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.” hükmünü içermektedir.

6. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen sürelerinin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi için borçlanma ve buna bağlı olarak yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı verilmiş ve bu kişilerin yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye'de sosyal güvenceye kavuşmalarına imkân tanınmıştır.

7. Hizmet borçlanması sosyal güvenlik hakkı elde edilmesinde istisnai bir yöntem olarak, primi ödenmediği için hizmet süresinden sayılmayan bazı sürelerin primlerinin borçlanılıp ödenmesi koşuluyla yaşlılık aylığına esas sigortalılık süresi ve prim gün sayısından sayılmasını sağlayan bir yapıyı ifade etmektedir.

8. Sosyal güvenliğin dinamik yapısı, amaç ve kapsamındaki genişleme eğilimi, sosyal risklerin artan etkisi dikkate alındığında yasalarda yer alan ve sosyal güvenliğin çatısını oluşturan bu gibi kavramların sınırlarının belirlenmesinde her zamankinden daha fazla zorunluluk bulunmaktadır.

9. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un "Amaç ve kapsam" başlıklı 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun ile değişik 1 inci maddesinde.

“Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” düzenlemesi bulunmakta iken 10.09.2014 tarihli 6552 sayılı Kanun ile değişik son hâlinde.

“Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiştir.

10. Başvuru sahibinin borçlanabileceği sürenin tespitine yönelik 3201 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5 inci maddesindeki;

“Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.

Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.

Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” şeklindeki düzenleme ile borçlanılacak sürenin nasıl değerlendirileceği ve hangi aylara mal edileceği hükme bağlanmıştır.

11. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, borçlanma yasalarının istisnai düzenlemeler olduğu dikkate alındığında sigortalı lehine yorum ilkesinden söz edilerek yasalarda açıkça belirtilen tanımların dışına çıkılmasına imkân bulunmamaktadır. Bu nedenle yurt dışı hizmet borçlanmasının değerlendirilmesinde yasanın amacından hareket etmek gerekir.

12. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca yurt dışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenecektir.

13. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 1 inci maddesi gereği borçlanılması mümkün olan sigortalılık, işsizlik ve ev kadınlığı sürelerinin belgelendirilmesi gerekir. Belgelendirme mecburiyeti ilke olarak borçlanma başvurusunu yapan kişinin yükümlülüğündedir. Borçlanma istemine esas alınabilecek nitelikteki süreye uygun belge sunulmadığı takdirde borçlanma mümkün olmayacaktır.

14. Öte yandan Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, ikâmet belgesinin onaylanmış tercümesi temin edilemediği takdirde yurt dışı giriş çıkış kayıtlarını içeren pasaport fotokopisi ya da emniyet müdürlüklerinden alacakları yurda giriş-çıkış çizelgesi ile belgelendirileceği belirtilmiş, Yönetmeliğin bu maddesi 06.11.2020 tarihli ve 31296 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik metni ile değiştirilerek maddenin ilgili kısmı “..(2) Yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin borçlanılabilmesi için başvuru sahibince fotoğraf, künye bilgileri ve yurda giriş-çıkış tarihlerinin kayıtlı olduğu pasaport sayfa fotokopileri veya emniyet müdürlüklerinden alınacak yurda giriş-çıkış tarihlerini gösterir çizelge ile birlikte;

a) İkamet edilen ülke mercilerinden alınacak ikamet belgesinin aslı ile birlikte Türkiye’de yeminli tercüme bürolarınca ya da yurt dışında bulunan Türk temsilciliklerince akredite edilmiş tercümanlarca yapılmış ve ilgili temsilcilikçe onaylanmış tercümesinden,

b) Türk büyükelçilikleri, başkonsoloslukları, çalışma ve sosyal güvenlik müşavirlikleri veya ataşelikleri gibi temsilciliklerce düzenlenen ikamet belgesinden,

durumuna uygun olan belgenin Kuruma ibraz edilmesi gerekmektedir.” şeklinde son hâlini almıştır.

15. Somut olayda 01.04.1964 doğum tarihli olan 21.08.2015-20.09.2015 tarihleri tarihleri arasında Türkiye'de 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesine tabi hizmeti bulunan davacının 24.08.2015 tarihli borçlanma dilekçesi ile 5825 gün çalışılan ve ev kadınlığı sürelerini borçlanma talebinde bulunması üzerine davalı Kurumca 15.09.2015 tarihli borçlanma tahakkuk cetveli ile bu sürenin 20.11.1995-24.01.2012 tarihleri arasına mal edildiği ancak daha sonra yurda giriş-çıkış kayıtları esas alınarak davacının Türkiye'de bulunduğu süreler dışlanmak suretiyle 20.11.1995-10.07.2013 tarihleri arasındaki dönem için 5825 gün üzerinden yeniden borçlanma

tahakkuk cetveli düzenlediği, borçlanma bedelini ödeyen davacıya 11.04.2016 tarihli tahsis talebine istinaden 01.05.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, borçlanılan sürelerin 20.11.1995 tarihinden başlamak üzere ileriye doğru değerlendirilerek aylığının düzeltilmesi yönündeki talebinin reddi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

16. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının ev kadını olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen süreleri borçlanma hakkı mevcut olup Türkiye’de 21.08.2015 tarihinde 5510 sayılı Kanun 4/1-a kapsamında hizmeti bulunan davacının borçlanma süresi olan 5825 günün yurt dışında bulunduğu süreler dikkate alınarak bu tarihten geriye doğru gidilmek suretiyle sigortalılık sürelerinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken önceki hükümde direnilmesi usul ve yasaya uygun değildir.

17. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

18. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/460, K. 2023/601, 7 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Uyuşmazlık
  16. D. Gerekçe
  17. VII. Karar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2022/460
Karar No
2023/601
Tarih
7 Haziran 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/460 K.2023/3527
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/464 K.2023/3991
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2022/465 K.2023/3000
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/469 K.2023/3572
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/470 K.2023/4631
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/471 K.2023/3939

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.