İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/138 K.2025/845

2021/14932 Esas, 2022/5214 Karar sayılı BOZMA kararı

Esas2024/138Karar2025/845Tarih17 Aralık 2025Okuma14 dk · 2.763 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2024/138 E., 2025/845 K.

Karar tarihi
17 Aralık 2025
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2049 E., 2023/781 K.
Özel daire kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.763 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

2021/14932 Esas, 2022/5214 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki kullanıcı şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili ile dava dışı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dava dışı ...'ın istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Davacı vekili dava dilekçesinde; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... Köyü, Çataldağ mevkiinde kâin 593 sayılı parselin 1.1 85... ’lik kısmını ...’dan satın aldığını, ... köy muhtarının kadastro sırasında taşınmazın müvekkili adına kaydını unuttuğunu ileri sürerek bahse konu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece HMK’nın 119/2. fıkrası gereğince verilen süre üzerine sunduğu 13.01.2012 tarihli dilekçesinde; dava konusu yeri 1994-1995 yılları arasında ..., ... ve ... isimli şahısların emlak bürolarından satın aldığını, ancak taşınmazın tamamının ... adına yazıldığını daha sonra öğrendiğini beyan etmiştir.

2. Davacı 08.07.2013 tarihli dilekçesiyle; tapu kaydının beyanlar hanesinde lehine kullanıcı şerhi kaydı bulunan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nin davaya dahil edilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 599 parsel sayılı 25.4 00... ’lik taşınmazın 18.04.1968 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın tapu kaydında 2/B şerhi bulunmadığı gibi en son kadastro tespitine konu edilmediğini, yine dava konusu taşınmazın 29.06.2001 tarihinde on yıl süre ile ağaçlandırılmak amacıyla ... isimli kişiye kiraya verildiğini, haksız ve yersiz davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

2. Dâhili davalı ... yargılama sırasında; yerini satmadığını, taşınmazın babasından kaldığını, ...’in ...’in yerini sattığını beyan etmiştir.

3. Dâhili davalı ... yargılama sırasında; ...’ın kızı olduğunu, kimseye yer vermediğini beyan etmiştir.

4. Dâhili davalı ... yargılama sırasında; bir diyeceğinin olmadığını beyan etmiştir.

5. Dâhili davalı ... yargılama sırasında; davacıyı tanımadığını beyan etmiştir.

6. Diğer dâhili davalılar; davaya cevap vermemişlerdir.

III. GÖREVSİZLİK KARARI

Yargılama sırasında İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesi arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından görevli yargı yeri olarak belirlenen İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2016/58 Esas, 2018/281 Karar sayılı kararıyla; davacının hak iddia ettiği alanın 1 09... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı, 1 09... parsel sayılı taşınmazın ise İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 2013/468 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu, dava tarihi itibarıyla tutanağın kesinleşmediği,

dolayısıyla Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, dava dosyası süresinde yapılan başvuru üzerine İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 2018/110 Esas sayılı numarasını alarak yargılamaya devam olunmuştur.

IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 21.11.2018 tarihli ve 2018/110 Esas, 2018/101 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Mahkemelerinin 2013/468 Esas sayılı dosyasında görülen kullanım kadastrosuna itiraz davasının ret ile sonuçlanıp Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacı ...’nın dava konusu taşınmazın bir kısmını ...’dan satış senedi ile aldığını ileri sürdüğü, yapılan keşif ile satış senedi ve özel parselasyonun bu yerin bir kısmına uyduğu, beyanlar hanesinde adı geçen ..., ... ve ...’ın da benzer şekilde davacı gibi ...’dan yer satın aldığı,

davacının da beyanlar hanesinde adı geçen bu kişiler gibi fiili kullanımı olmadığı, dolayısıyla davacı ile anılan kişilerin durumlarının aynı olduğu, bu arada 6292 sayılı Kanun gereğince satışın gerçekleştiği, sadece zilyetliğin tespitine karar verilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 09... sayılı parselin 16.05.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.1 85... ’lik kısmın davacı ...’nın zilyetliğinde olduğunun şerhine karar verilmiştir.

V. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ile dava dışı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2020 tarihli ve 2019/753 Esas, 2020/1301 Karar sayılı kararıyla.

5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen Ek 4. maddesi gereğince kullanıcı tespiti yapılan taşınmazlarda kim ya da kimler lehine kullanıcı şerhi verileceği belirlenirken tespit tarihi itibarıyla taşınmazda fiili kullanımın bulunması gerektiği, somut olayda davacı tarafından tespit tarihinde fiili kullanıcı olduğunun ispat edilemediği, keşif sırasında davacının kullanıcısı olduğunu iddia ettiği alanın boş olduğunun tespit edildiği, öte yandan karar başlığında sehven ...’ın davacı olarak gösterildiği, eldeki davada taraf sıfatı bulunmadığı,

...’ın aynı parsele ilişkin görülerek kesinleşen İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 2013/468 Esas sayılı dosyasında taraf olduğu gerekçesiyle ...’ın istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına, davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün ortadan kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''...İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulü kararının dava konusu taşınmazın tapu kaydında lehine kullanıcı şerhi olan dahili davalılar tarafından istinaf edilmediği, sadece davalı Hazine tarafından istinaf edildiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu taşınmazın, Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Yasa'nın Ek-4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosuna tabi tutulduğu sabittir. 26.04.2012 tarihli 28275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. bendi ile yapılan düzenleme ile "Bu Kanuna göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar 2/B alanları hakkında Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davaların açılmayacağı, açılmış ve devam eden davaların durdurulacağı" şeklindeki düzenleme bulunmaktadır. Kullanıcı şerhine yönelik açılan bu davalarda Hazine yasal hasım olarak yer almakta olup, ilgili mevzuat gereğince, kanunun konuluş amacı ve istinaf edenin sıfatı gözetilip bununla sınırlı inceleme yapılması gerektiği kuşkusuzudur.

Bu itibarla somut olayda, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, tapu kaydı, davalı Hazine üzerinde tapuda kalan m2 (8.174,47) miktarı, davacının sunduğu satış senedi (1.1 85... ), keşif, tanık beyanları, bilirkişi raporu incelendiğinde davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi hatalı olmuştur...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiştir.

VII. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; Yargıtay uygulaması gözetildiğinde satış senetlerinin, özel parselasyon kayıtlarının ve vergi beyannamelerinin fiili kullanımın ispatında kabul edildiğini, müvekkilinin tarif ettiği alanın parselasyon haritasıyla örtüştüğünün keşfen saptandığını, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında verdiği örneklerin dava konusu taşınmazın konumu ve kullanım amacı ile örtüşmediğini, taşınmazın bitişiğinde taş ocağı bulunduğundan tarım faaliyeti yapılamayacağını, dosya kapsamındaki deliller ile fiili kullanımın kanıtlandığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dosya kapsamı ve toplanan deliller gözetildiğinde davacı tarafın 3402 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesi uyarınca dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmazın 1.1 85... ’lik kısmında fiili kullanımı bulunduğunu ispat edip edemediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk 1. 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi. 2. 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi. 2. Değerlendirme 1. Dava, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaza ilişkin kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir. 2. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın irdelenmesinde fayda bulunmaktadır.

3. 3402 sayılı Kanun'a 15.01.2009 tarihli ve 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. maddesi ile eklenen Ek 4. maddesinin 1. fıkrasında, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanun'la değişik 2. maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin,

fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır.

4. "Kullanım kadastrosu" olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 2/B sahalarını, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları 2/B alanı olarak Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir. Bu maddeye göre kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı fiilen kullanan kişilerdir.

5. Kullanım kadastrosu sırasında, hakkında kullanım kadastrosu tespit tutanağı düzenlenen taşınmazların beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel mahkemelerde kullanım kadastrosuna itiraz davası açılmasının mümkün olduğu hususu tartışmasızdır. Kadastro mahkemelerinde askı ilanı içinde 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi gereğince açılacak davalar kullanıcı şerhine ilişkin olup söz konusu taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olduğundan mülkiyet hakkı bakımından değerlendirme yapılması mümkün değildir.

6. Diğer taraftan 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) 26.04.2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, aynı Kanun'la 17.10.1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16.02.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

7. 6292 sayılı Kanun’un 1. maddesinde Kanun’un amacı; 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olarak ifade edilmiş, 6831 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler ile Hazineye ait tarım arazileri hakkında uygulanacağı açıklanmıştır.

8. Anılan Kanun’un genel gerekçesinde bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş ve ormana geri dönüşümü artık mümkün bulunmayan ve özellikle yerleşim alanı olarak işgal edilerek kullanılan bu alanlarda; imar planları yapılamaması yüzünden şehircilik anlayışı ve planlama ilkelerine aykırı oluşmuş çarpık yerleşim alanlarının varlığı nedeniyle düzenli ve planlı kentleşmenin yapılamadığı,

oluşan fiilî durum sonrasında bu alanlardaki yerleşim yerlerine götürülmek zorunda kalınan kamu yatırımlarının yapılmasının zorluğu, bu alanların orman sınırları dışına çıkartıldıkları tarihler itibarıyla yaklaşık 10 ilâ 30 yıldır herhangi bir bedel ödenmeksizin kullanıcılarının tasarrufunda bulunduğu ve bu alanların kullanıcıları tarafından haricen yapılan satışlarla el değiştirdiği, bu yerlere ilişkin olarak Devlet ile vatandaşlar arasında uzun süren hukukî ihtilafların meydana geldiği,

Devletin bu yerleri tasarruf edememesi sebebiyle önemli ölçüde gelir kaybının oluştuğu belirtilerek bu alanlarla ilgili fiilî durumun hukukî zemine kavuşturulmasının bir zorunluluk hâline geldiği ifade edilmiştir.

9. 6292 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yer alan hüküm ile de; 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen veya bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre taşınmazların 31.12.2011 tarihinden önce veya sonra kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen ve hak sahibi sayılan kişilerin, 6292 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 26.04.2012 tarihinden itibaren idareye başvurmaları sağlanarak bu şekilde hak sahibi kişilerin mağduriyetlerinin önlenmesi ve bu taşınmazların da değerlendirilmelerine imkân sağlanması amaçlanmıştır.

10. Bir diğer anlatımla 3402 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesine göre tapu kütüğünün beyanlar hanesinde söz konusu taşınmazın kullanıcısı olarak ve/veya muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilere anılan kanun hükümleri ile taşınmazı satın alma hakkı tanınmıştır. Yani, bu madde taşınmazı öncelikli alım hakkı konusunda kişiye bir şahsi hak tanımakta olup doğrudan doğruya mülkiyet hakkı kazanımı sağlanmamaktadır.

Bu nedenle beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilecek kişinin iyiniyetli olup olmadığı, malik sıfatıyla zilyetliğini sürdürüp sürdürmediği, ekonomik amaç ile kullanıp kullanmadığı araştırılması gerekmeksizin kullanım kadastrosunun yapıldığı tarihte 2/B alanında yer alan taşınmazın etrafının tel çit, ağıl, taş duvar ve benzeri yapılarla dış çevreden soyutlanması, taşınmaz zemininin kullanmaktan dolayı yapısal olarak değişmesi, doğal unsurların, çalı, ağaç ve benzerlerinin temizlenmesi, taşlarının ayıklanması, duvar ve benzerleri yapıların yapılması, meyve ağaçları ile ağaçlandırılması, tarla bitkilerinin yetiştirilmesi,

düzenli işlenmekten ve imardan dolayı toprak ve zemin yapısının değişmesi, üzerine ev, ahır, kümes ve benzeri yapı yapılması eylemleri sahiplenme arzusu olduğunu göstermekte olup fiilî kullanımın ispatı için yeterlidir.

11. Ayrıca belirtmek gerekir ki; taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle edinilmelerini düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’un 14. maddelerinde mülkiyetin kazanımı için aranan davasız (çekişmesiz-nizasız) ve aralıksız (fasılasız) yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurma koşulu, 3402 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunda taşınmazı kullanan kişinin tespitinde aranmamaktadır. Zira kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinimde Kanun zilyet olunmasını ararken kullanım kadastrosunda fiilî kullanımı esas almaktadır.

12. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; yörede 3402 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesi uyarınca yapılan ve sonuçları 07.09.2010 ilâ 06.10.2010 tarihleri arasında ilan edilen kadastroda, dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmaz 20.986, 76... 'lik bahçe niteliğiyle 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmak ve ''İş bu taşınmaz bahçe vasfı ile 30 yıldan beri ... evlatları ..., ..., ..., ..., ... ve ... evladı ... ve ... evlatları ... ve ... evladı ... ların filli kullanımındadır'' şeklinde kullanıcı şerhi verilmek suretiyle Maliye Hazinesi adına tespit görmüş, 07.10.2010 tarihinde Maliye Hazinesi adına tapuda tescil edilmiştir.

13. Yapılan kadastro çalışması sonrasında süresi içerisinde ..., ... ve ... tarafından Hazine ve lehine kullanıcı şerhi verilen kişiler aleyhine dava konusu taşınmazın tamamının kendilerinin kullanımında olduğu ileri sürülerek İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz istemli dava açılmıştır.

İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 26.11.2014 tarihli ve 2013/468 Esas, 2014/255 Karar sayılı kararı incelendiğinde; dava konusu taşınmazın öncesinde davalıların murisi ... tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığı, ölümü ile yerin mirasçılarına intikal ettiği, aynı zamanda mirasçı olan davacı ... tarafından harici devir sözleşmeleri ile dava konusu parselden ..., ... ve ...'a yer satıldığı gerekçesiyle dava konusu taşınmaz yönünden davanın reddine ve tespit gibi tapuya tescile karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 19.09.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

14. Hemen belirtilmelidir ki, eldeki davada davacı ... da emlak bürosu vasıtasıyla ... mirasçısı ...'dan dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmazın 11 85... 'lik kısmını satın alarak kullandığını iddia etmiştir. ... ile kadastro sırasında lehine kullanıcı şerhi verilen ..., ... ve ...'un hukuki durumlarının benzer olduğu ortadadır. 15. Gelinen aşamada, çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazda davacının hak iddia ettiği 11 85... 'lik kısmın kimin fiili kullanımında olduğu hususudur.

16. Davacı taraf dava dilekçesine ek olarak harici satış sözleşmesi ibraz etmiştir. Harici satış sözleşmesi incelendiğinde; satıcının ..., alıcının ... olduğu, özel parselasyonda 5 ada 6 parseldeki 11 85... 'lik yerin satıldığı, satılan yerin sözleşmede basit krokisinin de gösterildiği anlaşılmaktadır.

İlk Derece Mahkemesince 06.05.2013 tarihince mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenilen ve harici satış sözleşmesinde satıcı olarak imzası bulunan davacı tanığı ...'un özetle. 1994 yılında Kartal'da ...

Emlak isimli işyerinde çalıştığını, davacının göstermiş olduğu taşınmazı ... isimli şahsın kendisine babasından kaldığını beyan ederek getirdiğini, ...'ın göstermiş olduğu taşınmazı parselleyerek sattıklarını, davacının gösterdiği parseli de kendisine sattıklarını, yaklaşık 12 00... civarında olduğunu beyan ettiği, diğer davacı tanığının da davacının dava konusu yeri 15 yıl önce kendisine gösterdiğini beyan ettiği saptanmıştır.

17. Keşif sonrası alınan 16.05.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz tespit edilmiş, davacı tarafın dayandığı harici satış sözleşmesinde konumu belirtilen ve davacının keşif sırasında sınırlarını gösterdiği 11 85... 'lik alanın dava konusu 1 09... sayılı parsel içerisinde kaldığı belirlenmiş ve ekli krokide (A) harfi ile konumu gösterilmiştir.

18. Yukarıda ifade edildiği üzere kullanım kadastrosu sırasında tapunun beyanlar hanesinde gösterilecek kişinin ekonomik amaca uygun zilyetliği değil fiilî kullanım durumu arandığı gözetilerek dosya kapsamında toplanan ve açıklanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 11 85... 'lik kısmının tespit tarihi öncesinden itibaren davacı ...'nın fiilî kullanımında olduğu, öte yandan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen kararın lehine kullanıcı şerhi verilen ve davaya dahil edilen kişiler tarafından istinaf edilmediği,

sadece davalı Hazine tarafından hükmün istinaf edildiği, bu nedenle istinaf edenin sıfatına göre bir inceleme yapılması gerektiği, her ne kadar dava konusu taşınmazda 6292 sayılı Kanun çerçevesinde satışlar yapılmış ise de hâlihazırda davalı Hazine'nin 1 09... parsel sayılı taşınmazda 817447/2098676 (8.174, 47... ) oranında paydaş olduğu, 3402 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesinde aranan şartların varlığının davacı tarafından kanıtlandığı anlaşılmaktadır.

19. Hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VIII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/138, K. 2025/845, 17 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Görevsizlik Kararı
  6. IV. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. V. İstinaf
  8. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  9. B. Gerekçe ve Sonuç
  10. VI. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  11. A. Bozma Kararı
  12. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  13. VII. Temyiz
  14. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  15. B. Temyiz Sebepleri
  16. C. Uyuşmazlık
  17. D. Gerekçe
  18. VIII. Karar
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2024/138
Karar No
2025/845
Tarih
17 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/145 K.2025/13688
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/153 K.2025/762
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2024/153 K.2025/14810
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/160 K.2025/14424
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/163 K.2025/13160
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/164 K.2025/7744

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.