KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2024/180 E., 2025/321 K.
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1097 E., 2023/1343 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2023 tarihli ve
Karar Metni
2.202 kelime·11 dk okuma·19 bölüm
2022/5191 Esas, 2023/1476 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tenfiz talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davalı vekilince temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulunca, direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olduğundan bahisle yeni hükme yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda yeni hükme yönelik yapılan inceleme sonucunda karar bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı yeniden direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ... İnş. Tar. ve San. İşl. Tic. A.Ş’nin tadil tasarısı ile ... San. Tic. ve Yatırım Holding A.Ş’ye dönüştüğünü, bu şirketin de ... Holding A.Ş. ile birleştiğini, ...
Holding A.Ş’nin de unvan değişikliği ile davalı ...Ş. olduğunu, müvekkillerinden davalı tarafça tahsil edilen paraların iade edilmediğini, bu sebeple davalı aleyhine Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, dava dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiğini, dava sonucunda müvekkilleri lehine 31.060,98 Euro’nun 22.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek temel faiz oranına ek olarak %4 oranında faizle tahsiline karar verildiğini, ayrıca Alman Usul Kanunu gereğince, masrafların tayinine ilişkin verilen ek kararlar ile 1.604,12 Euro’nun 09.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek temel faiz oranına ek olarak %5,
3.938,96 Euro’nun da 07.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek temel faiz oranına ek olarak %5 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edildiğini, kararın kesinleştiğini, Apostille şerhinin düşülerek tercüme evrakının T.C.
Essen Başkonsolosluğu tarafından noter sıfatıyla onaylandığını, 5718 Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kapsamında yabancı mahkeme kararının tenfiz şartlarının bulunduğunu ileri sürerek Federal Almanya Cumhuriyeti Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi 27. Sivil Hukuk Dairesi'nin 327 O 211/06 numaralı dosyasında verilen 17.10.2006 tarihli karar ile yargılama masraflarına dair masraf tespit kararlarının MÖHUK hükümlerince tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yabancı mahkeme tarafından müvekkilinin savunma hakkının ihlâl edildiğini, kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmediğini, tenfiz şartlarının oluşmadığını, bu nedenle kararın tenfiz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.09.2017 tarihli ve 2017/607 Esas, 2017/522 Karar sayılı kararı ile; Fedaral Almanya Cumhuriyeti Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi 27. Sivil Hukuk Dairesinin 327 O 211/06 sayılı davadaki kararın taraflara tebliğ edildiği, 28.01.2013 tarihinde kesinleşerek apostille şerhi ile onaylandığı, tenfiz şartlarının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Federal Almanya Cumhuriyeti Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.10.2006 tarihli 327 O 211/06 sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 28.11.2018 tarihli ve 2018/568 Esas, 2018/1299 Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dava dilekçesinde Federal Almanya Cumhuriyeti Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi 27. Sivil Hukuk Dairesi'nin 327 O 211/06 sayılı kararı ile yargılama masraflarına dair tespit kararlarının da tenfizi talep edilmesine rağmen ilk derece mahkemesince 24.01.2013 ve 04.03.2013 tarihli masraf tespit kararları yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığı,
oysaki masraf tespit kararları yönünden de tenfiz koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile Federal Almanya Cumhuriyeti Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi 27. Sivil Hukuk Dairesi'nin 327 O 211/06 sayılı kararı ile 327 O 211/06 sayılı 24.01.2013 tarihli ve 327 O 211/06 sayılı 04.03.2013 tarihli masraf tespit kararlarının tenfizine karar verilmiştir.
V. BİRİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.02.2020 tarihli ve 2019/695 Esas, 2020/1728 Karar sayılı kararı ile; “…(1) Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar,
pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.
Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. Maddesi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 54. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir..." gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen İlk Direnme Kararı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 02.11.2020 tarihli ve 2020/596 Esas, 2020/1091 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçeye ilaveten. MÖHUK’un 54/c maddesinde kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması hususunun tenfiz şartları arasında yer aldığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 ve 2012/1 tarihli kararında kabul edildiği üzere;
kamu düzeninin çerçevesinin Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık olarak çizilebileceği, ayrıca iç hukukta kamu düzeninin,
tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerektiği, bu durumda kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan emredici hükümlerin Türk kamu düzenini ihlâl edebileceği akla gelmekte ise de her emredici kuralı ihlâl eden yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenini ihlâl edeceğinin söylenemeyeceği, ölçütün kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri nitelikte bir kural olduğu,
böyle bir kuralın varlığını ihlâl eden yabancı mahkeme ilâmının tenfiz edilemeyeceği, Türk kamu ve özel hukukunda emredici bir kanun hükmünün, Türk kamu düzenine ilişkin bir kural olup olmadığının tespitinde, o kanunun düzenlenme amacının, konusunun ve koruduğu menfaatlerin gözetilmesi gerektiği, yabancı mahkeme ilâmının tenfizi istemiyle açılan somut uyuşmazlıkta,
7194 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4. maddesi ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklara ilişkin emredici hükümler getirmekte ise de söz konusu hükümlerin yukarıda tanımlanan ilkeler ve ölçüt çerçevesinde Türk kamu düzeninin ihlâline yol açacak, dolayısıyla yabancı mahkeme ilamının tenfizine engel olacak hükümler olmadığı, bu nedenle eldeki davada değerlendirilmesi gereken bir kanun hükmü olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin yokluğunda direnme kararı verilmiştir.
VI. HUKUK GENEL KURULU KARARI
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2022 tarihli ve 2021/11-333 Esas, 2022/944 Karar sayılı kararı ile; direnme adı altında verilen bu kararın bozmaya eylemli uyma ile yapılan değerlendirme sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olduğu, kurulan yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle yeni hükme yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
VII. İKİNCİ BOZMA KARARI VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile; "...Tenfiz talebine konu dava... Holding A.Ş.'ye karşı açılmış, geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığından bahisle alacak istemine ilişkin olup yabancı mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa Türkiye’de açılan bu tür davalarda dosya hangi aşamada olursa olsun 7194 sayılı Kanun gereğince davacıların, davalı şirkete ortak olduğu kabul edilerek dava hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” kararı verilmekte ve kararlar bu şekilde kesinleşmektedir.
Buna karşın yabancı ülkede açılan ve karara bağlanan aynı tür davalarda verilen ortak olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesine veya davanın farklı hukuki gerekçelerle reddine ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesi halinde Türkiye’de açılan davalar ile yabancı ülkede açılan davalarda tamamen zıt veya farklı sonuçlara ulaşılacak,
ayrıca Türk Mahkemelerinin emredici yasal düzenleme sonucu verdikleri çok sayıdaki karara tezat teşkil edecek yabancı mahkeme kararlarına Türkiye’de icra kabiliyeti kazandırılacak ve netice olarak bu durum 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde düzenlenen Türk kamu düzenine açık aykırılık teşkil edecektir.
Bu itibarla 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi ve 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi birlikte değerlendirilerek yabancı mahkeme kararının tanınmasının ve tenfizinin Türk kamu düzenine açık aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklindeki gerekçeyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen İkinci Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçe genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VIII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; direnme kararı sırasında kamu düzenine aykırı kabul edilmeyen mevzuat hükmünün 12.09.2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararı ile yürürlükten kalktığını, savunma hakkının ihlâline dair itirazlar incelenmeksizin direnme kararı verildiğini, kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediğini, tebligat usulsüzlükleri nedeniyle müvekkilinin savunma hakkının ihlâl edildiğini, kanun yollarına başvuru haklarının elinden alındığını, bu durumun kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle yabancı mahkeme kararının tenfiz edilemeyeceğini belirterek direnme kararını temyiz etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu yabancı mahkeme kararının tenfizinin, yargılama sırasında yürürlüğe giren 07.12.2019 tarihli ve 30971 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'nun 41. maddesi ile 25.03.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna eklenen “Geçici Madde 4” hükmü karşısında, 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesi kapsamında Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
D. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle.
7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7194 sayılı Kanun) 41. maddesiyle 25.03.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’a (3332 sayılı Kanun) eklenen Geçici Madde 4’ün Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 Esas, 2023/98 Karar sayılı kararıyla iptal edildiği anlaşılmakla,
davalı vekilinin temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle 12.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
1. İlgili Hukuk
7194 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle 3332 sayılı Kanun’a eklenen Geçici Madde 4.
2. Değerlendirme
1. 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle 3332 sayılı Kanun’a eklenen Geçici Madde 4, Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 Esas, 2023/98 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı 32307 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup, yayımlandığı tarih olan 12.09.2023’de yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren iptal kararı doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
2. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
IX. KARAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/180, K. 2025/321, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama