İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2025/281 K.2025/766

2022/1035 Esas, 2022/6756 Karar sayılı BOZMA kararı

Esas2025/281Karar2025/766Tarih3 Aralık 2025Okuma18 dk · 3.642 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2025/281 E., 2025/766 K.

Karar tarihi
3 Aralık 2025
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2023/347 E., 2023/728 K.
Özel daire kararı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.09.2022 tarihli ve
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.642 kelime·18 dk okuma·4 bölüm

2022/1035 Esas, 2022/6756 Karar sayılı BOZMA kararı

1. Taraflar arasında birleştirilerek görülen maddi ve manevi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kısmen kabulüne ilişkin karar, asıl davada taraf vekillerinin, birleşen davada davalı vekilinin temyizi, davacı vekilinin de katılma yoluyla temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi

4. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin ikamet ettiği sitede köpekler için ayrılmış alanda 02.08.2009 tarihinde davalıya ait köpeğin saldırısına uğraması sonucu kolundan ağır şekilde yaralandığını, saldırıdan güvenlik görevlilerinin yardımı ve köpeğe vurmak suretiyle kurtulabildiğini, köpeğin saldırgan yapısının site sakinlerince bilindiğini, olayın meydana gelmesinde gerekli önlemleri almayarak köpeği küçük yaştaki çocuğuna teslim eden davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iş gücü kaybı nedeniyle 1.000,00 TL maddi,

40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş. 19.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 112.004,52 TL’ye yükseltmiştir.

5. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili şirketin sigortalısı olan ve asıl davada davacı sıfatıyla yer alan ...’in davalıya ait köpeğin saldırısına maruz kalarak ağır şekilde yaralandığını, tedavi giderlerinin müvekkil şirket tarafından karşılandığını, olayın meydana gelmesinde gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek yapılacak tedavi giderlerinden kaynaklı hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ödenen 14.815,14 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 21.01.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 16.968,48 TL’ye yükseltmiştir. Davalı cevabı

6. Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davacı ile müvekkilinin evlerinin karşılıklı olduğunu ve aynı cins köpek beslediklerini, olay günü müvekkilinin oğlunun davacının teklifi üzerine birlikte köpeklerini sitenin köpekler için ayrılmış serbest alana götürdüklerini, köpekleri alana salıvererek sohbete başladıklarını, başka köpek sahiplerinin de alanda bulunduğunu, müvekkiline ait köpeğinin davacının köpeği üzerine çıkması üzerine davacının sinirlenerek köpeğe bağırmaya başladığını, köpeklerin oynadığı etrafı çitle çevrili alana girip müvekkilinin köpeği ...'i boynundan tutarak havaya kaldırdığını ve köpeğe vurduğunu,

aldığı darbeler sonucu ...’in dişinin kırıldığını ve yere düştüğünü, davacının öfkesini kontrol edemeyerek yere düşen ...’i tekmelediğini, ...’in ise maruz kaldığı bu müdahaleler karşısında kendisini korumak amacıyla davacının kolunu ısırdığını, golden retriever cinsi köpeklerin zeki, uysal ve sevgi dolu köpekler olduklarını, insan dostu olarak bilindiklerini, saldırgan olmadıklarını, müvekkilinin köpeğinin de saldırgan olmadığını, olayın davacının, köpeklerin oynamasına tahsis edilmiş ve etrafı çitle çevrili alana girerek müvekkiline ait köpeğe müdahale etmesi nedeniyle meydana geldiğini, tüm kusurun davacıya ait olduğunu,

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 44... . maddeleri gereğince davacının zararından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı

7. İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.07.2014 tarihli ve 2013/88 Esas, 2014/277 Karar sayılı kararı ile; davacının, olay tarihinde köpeklerin serbestçe oynamasına tahsis edilmiş ve etrafı çitle çevrili alana girerek davalının köpeğinin boynundan tutup sıktığı, köpeğe vurduğu, davalının köpeğinin ise maruz kaldığı bu müdahaleye karşı savunma refleksi göstererek davacıyı ısırdığı, bu nedenle davalının davacının uğradığı zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Birinci Bozma Kararı

8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

9. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.11.2015 tarihli ve 2015/272 Esas, 2015/18395 Karar sayılı kararı ile; “…Somut olaya gelince; mahkemece bilgisine başvurulan "veteriner hekim" bilirkişiden alınan 11/05/2012 tarihli raporda; davalının köpeğini yeterince eğitmediği, köpeğini onu yönetemeyecek durumdaki oğluna teslim ettiği, köpeğin davacıyı ısırmasını önlemek için gerekli önlemleri almadığı gerekçesi ile olayın meydana gelmesinde davalının % 75 (3/4) oranında kusurlu olduğu; davacının ise, köpeği sinirlendirecek hareketlerde bulunması,

ürkütmesi veya herhangi bir şekilde tahrik etmesi nedeniyle % 25 (1/4) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Bu raporun yeterli bulunmaması üzerine bilgisine başvurulan "halk sağlığı ve adli tıp uzmanı, veteriner hekim ve çevre mühendisi" bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 05/05/2014 tarihli raporda ise; olayın davacının ... isimli köpeğe müdahale etmesi üzerine köpeğin içgüdüsel tepki vermesinden kaynaklandığı kaçınılmaz bir durum olduğu, davalının kusursuz sorumluğunun bulunmadığı, davacının kendisini korumak için gerekli gayreti gösterdiği, davacının da kusurunun bulunmadığı, olayın tamamen kaçınılmazlık olgusu altında gerçekleştiği açıklanmıştır.

Ayrıca Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 06.02.2013 tarihli raporda da, dava konusu köpek ısırması sebebiyle, davacının % 5,2 oranında meslekte gücünden kaybettiği ve aynı oranda sürekli malül olduğu, olay tarihiden itibaren 3 aylık sürede iyileşebileceği vurgulanmıştır. 11/05/2012 tarihli bilirkişi raporu ile 05/05/2014 tarihli bilirkişi raporu arasındaki, tarafların kusur ve sorumlulukları açısından oluşan çelişkinin giderilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Ne var ki mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm verilmiştir. Dava konusu olayda, köpek bulunduran davalının özen ve gözetim görevini yerine getirip getirmediği, ayrıca davacının olayın meydana gelmesine yol açan bir davranışının bulunup bulunmadığı hususları bilirkişilerce değerlendirilmelidir.

O halde, mahkemece; dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak dava konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kuruluna verilmesi, tüm dosya kapsamı değerlendirilerek tarafların kusur ve sorumlulukları açısından farklı sonuçlar içeren iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi, olayın neden kaynaklandığı, meydana geliş sebebi ve tarafların kusur durumları ve sorumluları yönlerinden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, hasıl olacak sonuç dairesinde asıl ve birleşen davalar yönünden davacıların taleplerini değerlendirerek hüküm tesis edilmesi gerekirken; yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu husus bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı

10. Mahkemenin 18.04.2018 tarihli ve 2016/57 Esas, 2018/165 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının, davaya konu olay sebebiyle köpeklerin serbest bırakıldıkları alan içerisine girerek davalının ... isimli köpeğine müdahale etmesi üzerine davalının köpeği tarafından yaralandığı, olayda kusur durumunun tespiti için alınan bilirkişi raporları içeriğine göre davacının kusurlu olduğu, davalının ise kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davalının BK’nın 56. maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı

11. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

12. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.11.2019 tarihli ve 2019/4263 Esas, 2019/9309 Karar sayılı kararı ile; “…1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Dava, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 56 ncı maddesine (6098 sayılı TBK’nın 67 nci maddesine) dayalı hayvan bulunduranın sorumluluğuna ilişkin tazminat ve rücu alacağına ilişkindir.

(…)

Somut olayda; taraflara ait köpeklerin, serbest alan içerisine bırakıldığı sırada davalı tarafa ait ... isimli köpeğin, davacıya ait köpeğe cinsel dürtülerle saldırması veya onunla oynaması sebebiyle, davacının müdahelesi sonrası davalının köpeği tarafından ısırılmak suretiyle yaralandığı sabittir.

Yine dosyada mevcut davacı tanığı veteriner hekimin, davalıya ait ... isimli köpeği bebekliğinden beri tanıdığını, bebekliğinde uysal bir köpek olmasına rağmen son zamanlarda sertleştiği yönünde davalıya uyarılarının olduğuna dair beyanı mevcuttur.

Bu durumda, her ne kadar davalıya ait köpek, davacının müdahalesi nedeniyle korkuya bağlı tepkisel olarak sinirlenip davacıyı ısırmış ise de, davalının da köpeğine, iyi eğitim vererek, kilosunu, saldırganlık durumunu, mevsimsel etkileri gözönünde bulundurarak, yeterli güce sahip (gerektiğinde müdahalede bulunabilecek güce ve yaşa) bir vekil-yardımcı marifetiyle sitenin ortak kullanım alanına tahsis edilmiş yere göndermesi gerekir iken, bu durumlara dikkat etmeden hareket eden davalın da bu bağlamda munzam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, mahkemece; kusursuz sorumlu olan davalının, munzam kusuru nedeniyle illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı, buna bağlı olarak munzam kusur dikkate alınmak suretiyle (davalının tazminle yükümlü olduğu zarar tutarının belirlenmesi) asıl ve birleşen dava hakkında karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirmesi sonucu istemin tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin Üçüncü Kararı

13. Mahkemenin 16.11.2021 tarihli ve 2020/435 Esas, 2021/677 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; serbest alan içerisine bırakılan davalıya ait köpeğin, davacının köpeğine cinsel dürtüyle yaklaştığı veya onunla oynamak istediği sırada, davacının davalının köpeğine boğazını sıkmak ve vurmak suretiyle müdahalede bulunduğu, köpeğin de bu müdahaleye tepki olarak davacıyı ısırdığı, gerçekleşen olayda davacının kusurlu olduğunun kabul edildiği,

sürekli iş göremezlik tazminatı olarak belirlenen 112.004,52 TL’den %80 oranında indirim yapılması gerektiği, sigortalı olan davacı ...’in toplam 16.968,48 TL tutarındaki tedavi giderlerinin özel sağlık sigortası poliçesi kapsamında birleşen davada davacı ... tarafından karşılandığı, sigorta şirketinin yaptığı ödeme nedeniyle davalıya kusuru oranında rücu edebileceği, bu nedenle zarar gören davacının kusuru oranında indirim yapılmasının gerektiği gerekçesiyle;

asıl davanın kısmen kabulü ile 22.400,90 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile 2.963,03 TL’nin 08.09.2009 tarihinden, 430,67 TL’nin ise 28.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Özel Dairenin Üçüncü Bozma Kararı

14. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada taraf vekilleri, birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz isteminde bulunulmuştur.

15. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.09.2022 tarihli ve 2022/1035 Esas, 2022/6756 Karar sayılı kararı ile; “…1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre; asıl davaya yönelik davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2) (…) Somut olayda; davacının davalıya ait köpek tarafından kolundan ısırılarak yaralanması nedeniyle tazminat istemiyle açılan eldeki davada mahkemece, maddi zararın hesaplanmasına yönelik alınan 03/03/2021 tarihli hesap raporu ile tazminat miktarı 112.004,52 TL olarak belirlenmiş olup, işbu bedelden % 80 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak karar verildiği, uygulanan indirim oranının somut olayın yukarıda açıklanan özelliklerine göre fazla olduğu anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece; olayın meydana gelmesinde hayvanı idare eden sıfatıyla gerekli özeni göstermeyen, gözetim ve denetim görevini yerine getirmeyen davalının kusursuz sorumluluğunun yanında ayrıca ek kusurunun bulunduğu, öte yandan köpeğe müdahalede bulunması sonucu zarar gören davacının ise ortak kusurlu sayılacağı dikkate alınıp, maddi tazminat miktarından daha düşük (makul) oranda ortak kusur indirimi yapılması gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

3) (…) Somut olayda; olayın oluş şekli, olay tarihi, tarafların kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarının az olduğunun kabulü gerekir.

Hal böyle olunca, mahkemece; davacı için daha yüksek oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

4) Birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

a)Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;

52 19... sayılı yasalar ile HUMK'nın 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01/01/2021 tarihinden itibaren 4.270 TL'ye çıkarılmıştır.

Hüküm, karar tarihi itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01/06/1990 tarihli 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir.

Bu itibarla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddi gerek.

b)Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;

Davacı vekili kararı tebliğden sonraki on beş gün içinde temyiz etmeyip, karşı tarafın temyiz dilekçesine verdiği cevapla birlikte (katılma yoluyla) temyiz etmiştir.

Ancak; katılma yoluyla temyiz hakkı, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı bir hak olup, diğer tarafın asıl temyiz dilekçesinin normal temyiz süresi içerisinde ve kendisi yönünden temyizi kabil bir karara karşı verilmiş olması koşulu ile sınırlandırılmıştır.

Karşı tarafın temyiz itirazı yukarıda belirtildiği üzere reddedilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı

16. Mahkemenin 01.11.2023 tarihli ve 2023/347 Esas, 2023/728 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi

17. Direnme kararı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

18. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davacı lehine belirlenen maddi tazminattan yapılan indirimin daha düşük (makul) oranda, manevi tazminatın ise daha yüksek oranda takdir edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

A. Asıl davada davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme

19. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle hayvan bulunduranın sorumluluğuna değinmekte yarar bulunmaktadır.

20. Davaya konu olayın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunup somut olayda uygulanması gereken BK’nın 56. maddesinde; “Bir hayvan tarafından yapılan zararı o hayvan kimin idaresinde ise o kimse hâl ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinayı yaptığını yahut bu dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat etmedikçe tazmine mecburdur.

Bu surette eğer hayvan diğer bir şahıs yahut diğer bir şahsa ait olan hayvan tarafından ürkütülmüş olur ise bu kimse onlara rücu edebilir.” şeklinde öngörülen hayvan bulunduranın sorumluluğu özel bir sorumluluktur [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 67. maddesi].

21. Anılan madde hükmüne göre; bir hayvanın bakımını ve yönetimini, dikkat, özen ve gözetim görevini üzerine alan ve ondan sürekli şekilde faydalanan kişi, hayvanı bulunduran sıfatıyla bu hayvanın sebebiyet vermiş olduğu zararları ödeme yükümlülüğü altındadır. Bununla birlikte, bir hayvanın bakımını ve yönetimini üstlenen kişi, sahibi olduğu hayvanın başkasına zarar vermesini önleyecek tedbirleri almak, hayvan üzerinde somut durumun gerektirdiği özeni ve dikkati de göstermek zorundadır.

22. Ehli hayvanlarla vahşi hayvanlara gösterilecek özen aynı değildir. Gösterilecek özen hayvanın cinsine ve tabiatına, kullanılma tarzına göre değişir. Hayvanın muhafazası ve ona nezaret için gerekli tedbirler alınmalı, yardımcı şahıslara lüzumlu talimat verilmeli, tasma, zincir ve kafes gibi vasıtalar kullanılmalı, üçüncü şahıslar hayvanın arz ettiği tehlikeden haberdar edilmelidir (Haluk Tandoğan: Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1961, s.155).

23. Bu itibarla, hayvanın bir başkasına zarar vermesi hâlinde hayvan bulunduranın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı karine olarak kabul edilir. Bu karinenin nedeni, hayvanın tutulmasının barındırdığı tehlike ve hayvan bulunduranın bu faaliyetten çoğunlukla bir fayda elde etmesidir (Franz Werro/Erdem Büyüksağiş: Sorumluluk Hukuku, İstanbul 2025, 1. Baskı, s.381).

24. Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi gereği, hayvan bulunduranın sorumluğu niteliği itibariyle kurtuluş kanıtı getirilebilen bir kusursuz sorumluluktur. Bu nedenle, hayvan bulunduranın sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz, ancak sorumluluktan kurtulabilmesi; hayvanı, hâl ve şartlara göre, gerekli bulunan özenle gözetmiş olduğunu ya da bu özen gösterilmiş olsaydı bile, zararın önlenemeyeceğini ispat etmesine bağlıdır. Bu durumun ispat edilememesi hâlinde oluşan zararı tazmin etmek zorundadır. Bu zarar, maddi bir zarar olabileceği gibi manevi bir zarar da olabilir.

25. Hayvan bulunduran, hayvan üzerinde somut durumun gerekli kıldığı her türlü özeni gösterdiğini ispat etmelidir. Şu hâlde mutad özenin gösterilmiş olduğunun ispatı sorumluluktan kurtulmak için yeterli değildir. Özen ve gözetimin derecesi; somut olaydaki durum ve şartlara, hayvanın huyu, cinsi, yaşı, tehlikeliliği ve tepkisi gözönünde tutularak değerlendirilmelidir.

Özen veya gözetim ödevi subjektif olmayıp objektif niteliktedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2022, 27. Baskı, s.735). Özen yükümlülüğünün ihlâli subjektif olarak kendisine atfedilebilir olmasa dahi, hayvan bulunduran meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür.

Hayvan bulunduran, zararın meydana gelmemesi için gerekli özeni gösterebilecek durumda değilse veya yükümlülüklerini yerine getiremeyecek şekilde hayvanı tutmaktaysa meydana gelen zarardan sorumlu olur (Werro/Büyüksağiş, s. 380).

26. Ancak, hayvan bulunduranın aynı zamanda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur hâlinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulacaktır.

27. Gelinen aşamada müterafik (ortak) kusur kavramının açıklanmasında fayda vardır.

28. Sorumluluk şartlarının gerçekleşmesi hâlinde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermekle yükümlüdür. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin bulunacağı durumun mümkün olduğunca yeniden sağlanması olup tazminatın ne zarar vereni cezalandırma ne de zarar göreni zenginleştirme işlevi bulunmaktadır. Ancak zararlı sonucun meydana gelmesine zarar veren yanında zarar görenin kusurunun da katkıda bulunması hâlinde, hakkaniyet gereği tazminattan indirim yapılması gerekir.

29. Borçlar Kanunu’nun 44. (TBK md. 52) maddesinin 1. fıkrası; “Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hâkim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir” hükmünü haizdir. Görüldüğü üzere bu fıkra daha çok zarar görenle ilgili olup “hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle düzenlenmiştir. Buna göre zarar görenin rızası ile zarar görenin kendi kusuru tazminattan indirim sebebi olarak öngörülmüştür.

30. Zarar görenin kendi kusuru, kişinin kendi yararı gereği zarara uğramamak için kaçınması gereken bir davranışta bulunması veya gerekli özeni göstermemesi hâlini ifade eder. Zarar görenin bu nitelikteki kusuru öğretide ortak kusur, birlikte kusur ya da müterafik kusur olarak adlandırılmaktadır (Tandoğan, s. 318).

Müterafik kusur, makul bir kişinin kendi yararına sakınmak zorunda olduğu düşüncesiz veya dikkatsiz bir davranış biçimi olup kasten ya da ihmâl suretiyle gerçekleşebilir. Zarar görenin müterafik kusurunun varlığı ve ağırlığı belirlenirken, zarar verenin kusurunda olduğu gibi objektifleştirilmiş kusur ölçütü esas alınmalıdır.

Zarar görenin davranışı illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise zarar veren sorumluluktan tamamen kurtulacak, bu yoğunluğa ulaşmayan hâllerde ise zarar görenin müterafik kusuru, zararın meydana gelmesine veya artmasına katkıda bulunan ortak bir sebep olarak değerlendirilerek tazminattan indirim sebebi oluşturacaktır (Eren, s. 878).

31. Başka bir deyişle zarar görenin davranışının illiyet bağını kesecek yoğunlukta olup olmadığı tespit edildikten sonra zarar görenin müterafik (ortak) kusuru belirlenerek sorumluluk paylaştırılıp tazminattan indirim yapılacaktır. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2020 tarihli ve 2017/(19)11-3092 Esas, 2020/400 Karar; 26.04.2022 tarihli ve 2019/(19)11-127 Esas, 2022/615 Karar; 08.11.2022 tarihli ve 2020/(19)11-108 Esas, 2022/1450 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

32. Bu noktada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın manevi tazminata ilişkin boyutunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.

33. Türk Hukuk Lügatında “kişisel çıkarlara yapılan saldırının karşılığı olan tazminat” olarak açıklanan “manevi tazminat” (Türk Hukuk Lügatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara, 2021, s. 1075), BK’nın 47. maddesinde yer alan (TBK md. 56) özel nitelikte bir hükümle; “Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir” şeklinde düzenlenmiştir.

34. Anılan madde ile, yaşam hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlâlinden doğan hâllerde manevi zararın tazmini düzenlenmektedir. Bedensel bütünlüğün ihlali hâlinde zarar görenin, ölümü hâlinde ise ailesinin kişilik değerlerinde meydana gelen etkinin giderimi, tazmin ve telafisi amaçlanmaktadır.

Kişinin, hukuka aykırı eylem nedeniyle bozulan manevi tamlığının eski hâline döndürülmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olgular gözetilerek toplumsal barış sağlanmaya çalışılmaktadır. Tazminat, yaşanan acı ve elemin karşılığıdır.

Haksız eylem sonucu duyulan acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, acı ve elem nedeniyle öngörülen tazminat miktarı belirlenerek istemde bulunulabilir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.09.2025 tarihli ve 2024/(17)4-41 Esas, 2025/523 Karar sayılı kararı).

35. Somut olayın özellikleri gözetilerek manevi zarar adı altında hak sahibine verilmesine karar verilecek para tutarı, adalete ve hakkaniyete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarar görenin yaşadığı elem ve ızdırabın hafifletilmesini, manevi huzur ve tatmin duygusunun sağlanmasını amaçlayan özgün nitelikte bir giderim yoludur. Bu yönüyle manevi tazminat ne bir ceza niteliği taşır ne de malvarlığına ilişkin bir zararın karşılanmasını hedefler.

Dolayısıyla takdir edilecek tutarın sınırı, manevi tazminatın bu amacına göre belirlenmeli; zarar gören bakımından ulaşılmak istenen tatmin duygusunu sağlayacak ölçüde olmalıdır. Nitekim 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak özel hâl ve koşullar açıkça ortaya konulmuştur.

Bu kapsamda takdir yetkisi kullanılırken; somut olayın özellikleri, zarar görenin sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, duyulan ve ileride duyulması muhtemel elem ve ızdırabın derecesi gözetilmelidir.

36. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde taraflara ait köpeklerin siteye ait serbest alanda bulundukları sırada davalıya ait köpeğin davacı köpeğine cinsel dürtüyle yaklaşması üzerine davacının müdahalede bulunduğu, bu müdahale sırasında davalıya ait köpeğin tepki vererek davacının sağ kolunu ısırdığı, diş hekimi olan davacının 06.02.2013 tarihli Adli Tıp Raporuna göre %5.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı ve bu orandaki maluliyetin sürekli olduğunun belirlendiği, Mahkemece 03.03.2021 tarihli bilirkişi raporundaki maddi zarar hesabı üzerinden %80 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.

37. Bu noktada, yaşanan olayda davacının müterafik ve davalının ise munzam (ek) kusurunun bulunduğu hususunun uyuşmazlık ve Hukuk Kurulu incelemesinin dışında kaldığını belirtmek gerekir. Özel Daire ile Mahkeme arasındaki çekişme bu kusurların oranına ilişkindir.

38. Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. (TBK md.51) maddesinin 1. fıkrası ile; “Hâkimin, hâl ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin edeceği” hükme bağlanmıştır. Hâl ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir. Buna göre kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukuki ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her somut olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Buradaki amaç, olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır.

39. Bu durumda, somut olayda mahkemece direnme kararında davacının %80 oranında müterafik kusuru bulunduğundan bahisle bilirkişi raporunda belirlenen maddi tazminat miktarından bu oranda indirim yapılmak suretiyle hüküm tesis edilmiş ise de Özel Daire kararında isabetle işaret edildiği üzere olayın meydana gelmesinde hayvanı idare eden sıfatıyla gerekli özeni göstermeyen, gözetim ve denetim görevini gereği gibi yerine getirmeyen davalının kusursuz sorumluluğunun yanında ek kusurunun daha fazla belirlenmesi gerektiği,

uygulanan indirim oranının somut olayın yukarıda açıklanan özelliklerine göre fazla olduğu dolayısıyla davacı lehine olacak şekilde daha düşük (makul) oranda müterafik (ortak) kusur indirimi yapılması ve bunun yanında diş hekimi olup sağ kolu vahim şekilde yaralanan davacı yararına daha yüksek oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

40. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, somut olaya göre davacının müterafik kusur ve davalının munzam (ek) kusur oranı ile manevi tazminat miktarı yönünden Mahkemenin takdirinin ve bu nedenle direnme kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

41. Hâl böyle olunca Mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

B.Birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme

42. Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi, temyiz istemi için de gereken bir şarttır.

43.Birleşen davada taraf vekillerinin temyizinin Özel Dairenin 20.09.2022 tarihli ve 2022/1035 Esas, 2022/6756 Karar sayılı kararıyla reddedilmesi nedeniyle birleşen davanın kesinleştiği anlaşıldığından birleşen davada davacı vekilinin direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır.

44. O hâlde birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.

IV. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; (A) bendinde belirtilen nedenlerle asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin atfı dikkate alınarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, (B) bendinde belirtilen nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin temyiz başvurusunun hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, İstek hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 03.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/281, K. 2025/766, 3 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Yargılama Süreci
  4. II. Uyuşmazlık
  5. III. Gerekçe
  6. IV. Karar
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/281
Karar No
2025/766
Tarih
3 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/281 K.2025/4278
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/282 K.2025/4510
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/283 K.2025/11766
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2025/283 K.2025/772
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2025/295 K.2025/16786
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/295 K.2025/4365

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.