İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2014/11764 Tarih:

A.b. Başvurusu (B. No: 2014/11764)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.B. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11764)

Karar Tarihi: 11/12/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari soruşturma sürecinde usulüne uygun ifade

alınmaması nedeniyle savunma hakkının; mahkemeden istenilen belgelere ulaşma

imkânı sağlanmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında (Komutanlık)

astsubay olarak görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna

ilişkin şikâyet üzerine hakkında idari tahkikat başlatılmıştır. Başvurucunun ve

bazı personelin ifadeleri alınmıştır. Başvurucu, sorulan soruları ayrıntılı

olarak yanıtlamış ve 23/11/2012 tarihli ifade

tutanağını imzalamıştır.

7. İdari soruşturma neticesinde

düzenlenen raporda; başvurucunun bekâr arkadaşlarıyla ev tuttuğu, daha sonra

arkadaşlarından O.Y.T.nin -eşiyle birlikte düğüne

kadar üç ay kalmak üzere- bu eve taşındığı ve bu süreçte arkadaşının eşiyle

gayriahlaki ilişki içinde bulunduğu, düğünden sonraki süreçte de bu

ilişkilerinin devam ettiği, başvurucunun ifadelerinde de bu hususu teyit

ettiği, bahse konu olayın ve davranışların Türk toplumunun gelenek ve

göreneklerine uymayan, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeline yakışmayan ve

TSK'nın itibarını sarsacak ahlak dışı hareketler olduğu tespiti yapılarak

başvurucu ve O.Y.T. hakkında TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklif

edilmiştir.

8. Bu teklif doğrultusunda 18/1/2013

tarihli Millî Savunma Bakanlığının kararnamesiyle başvurucu hakkında 27/7/1967

tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 94. maddesi

uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir. 14/2/2013

tarihinde başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir.

9. Başvurucu 4/3/2013 tarihli dilekçe

ile Komutanlıktan hakkındaki soruşturmayla ilgili evrakı bilgi edinme hakkı

kapsamında istemiş, Komutanlık 29/3/2013 tarihli yazı ile talep edilen

belgelerin fotokopilerinin hazırlanarak gönderildiğini belirtmiştir.

10. Başvurucu,TSK'dan

ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası

açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde TSK'dan ayrılmasını gerektirecek

disiplinsizliğinin ve ahlaki zafiyetinin olmadığını, idari soruşturmanın sadece

ifadelere dayandığını, iddiaların somut delille ispatlanmadığını, buna rağmen

en ağır yaptırımın uygulandığını, idari soruşturmanın hukuka aykırı

yürütüldüğünü ve yasal hakları hatırlatılmadan ifadesinin alındığını belirterek

anılan idari işlemin iptalini istemiştir.

11. Başvurucu 10/6/2013 tarihinde AYİM'e verdiği dilekçe ile idare tarafından gönderilen

cevap dilekçesine ek gizli

belgeler olduğunu tespit ettiğini, bu belgelerin incelemesine izin verilmesini

istemiştir.

12. AYİM Genel Sekreterliği 2/7/2013

tarihli yazı ile inceleme talebinin değerlendirildiğini ve uygun bulunmadığını

belirtmiştir.

13. Başvurucu 3/7/2013 tarihli dilekçe

ile gizli belgeleri inceleme

talebinin reddine dair karara itiraz etmiştir.

14. İtiraz, AYİM Birinci Dairesince değerlendirilmiş ve 9/7/2013 tarihli kararla üçüncü kişilerin bilgileri

karartılarak başvurucu vekiline gizli

zarf içinde gönderilen belgelerin incelettirilmesine karar verilmiştir.

15. AYİM Başsavcılığı 14/11/2013

tarihli görüşünde başvurucunun ahlaki yapısının ve yaşayışının TSK'nın

itibarını sarsacak dereceye ulaştığını ve statüsü itibarıyla kamu görevlisi

olma nitelik ve yeterliliğini kaybettiğini belirterek başvurucu hakkında ayırma

işlemi tesis edilmesinin ölçülü ve hukuka uygun olduğu kanaatine varıldığını

ifade etmiştir.

16. AYİM Birinci Dairesi 4/3/2014

tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili

kısmı şu şekildedir;

"...davalı idarece 1602 sayılı AYİM

Kanunu'n 52'nci maddesi kapsamında savunma ekinde gizlilik dereceli olarak

gönderilen belgeler içerisinde yer alan ve disiplin hukuku çerçevesinde

değerlendirilmek üzere idari tahkikat kapsamında alınmış olduğu ve bu şekilde

tespit edilen ifadesi esnasında iradesinin fesada uğratıldığı, yanıltıldığı ya da

ifadesinin hukuka aykırı bir şekilde veya yasak yöntem ve usullerle alınmış

olduğuna dair dosya kapsamında herhangi somut bir bilgi ve belge bulunmadığı

görülen davacı tarafından imzalanmış bulunan davacıya ait 23.11.2012 tarihli

ifade tutanağı ile yine bu kapsamda alınmış olduğu anlaşılan [O.Y.T.]'ye ait 05.12.2012 tarihli davacının ifadesinde geçen

olayları doğrulayan ve teyit eden beyanlara ve idari soruşturma raporuna

nazaran; davacının 3 bekar astsubay arkadaşı ile birlikte kalmakta olduğu eve,

ev arkadaşı [O.Y.T.]'nin nikah yapmasını müteakip eşini getirdiği ve düğün

yaptığı tarihe kadar 3 ay (Mart-Mayıs 2012 arası) eşi ile bu evde kaldığı,

bekar evinde kalan [O.Y.T.]'nin evli olduğu bayan ile [başvurucunun] aralarında samimiyet oluştuğu, telefonda karşılıklı

birçok mesajlaşmalarının olduğu ve mesajlarda birbirlerine "aşkım"

vs. şeklinde hitap ettikleri; [O.Y.T.]'nin Haziran 2012'de gemide görevli olduğu dönemde ... [başvurucunun] söz konusu bayanıailesinin

yanına götürdüğü ve evleneceğim kız" diye tanıttığı; [O.Y.T.] ile evli olan bayanın 25.07.2012 tarihinde boşanma

kararıyla evi terk ettiği ve davacının kaldığı evde kalmaya başladığı hususları

hep birlikte gözönüne alındığında davacının söz

konusu davranışlarının, TSK'nın itibarını sarsacak ahlak dışı hareketler

kapsamında olduğu, bu mevcut durumu itibarı ile TSK'daki kamu hizmetini devam

ettirmesine olanak kalmadığı, bu itibarla; tesis edilen ayırma işleminde

idarece takdir yetkisinin objektif kıstaslara bağlı kalınarak, kamu yararı

amacına yönelik olarak ölçülü bir şekilde kullanıldığı anlaşıldığından dava

konusu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine

varılmıştır."

17. Karar düzeltme talebi AYİM Birinci Dairesinin 17/6/2014 tarihli kararı ile kararın usul ve hukuka uygun

olduğu, dilekçede ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek

nitelikte görülmediği belirtilerek reddedilmiştir.

18. 17/7/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanan Astsubay Sicil

Yönetmeliği'nin (Sicil Yönetmeliği) mülga 60. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

'' Aşağıdaki sebeplerden biri ile

disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları, son

rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen

astsubaylar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:

...

e) Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak

şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması,

... ''

20. 926 sayılı Kanun'un 94. maddesinin olay tarihindeki ilgili

kısmı şöyledir:

"Kadrosuzluk, yetersizlik,

disiplinsizlik, ahlaki durum ... ile

aşağıda belirtilen esas ve şartlar dahilinde astsubaylar hakkında Silahlı

Kuvvetlerden ayırma işlemi yapılır."

21. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 52. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...

(Değişik

dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.)

Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki;

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine

incelettirilemez.

(Ek

fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.)

Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler;

bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan

ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine incelettirilecek suretleri,

ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderilir.

(Ek

fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.)

Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin

savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir.

Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda,

mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi

ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek

fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.)

Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler,

taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz.

Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Savunma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; idari soruşturma aşamasında ifadesi alınırken

yasal haklarının hatırlatılmadığını, bu sebeple savunma hakkının kısıtlandığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

24. Savunma hakkının sağladığı güvenceler

esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukuk

devleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli

güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde açıkça ifade

edilmiştir. Anılan hükümde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir (Yusuf Karakuş ve diğerleri, B. No:

2014/12002, 8/12/2016, § 70).

25. Savunma hakkının güvence altına alınması demokratik toplumun

temel bir ilkesidir. Bu sebeple hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleştirilebilmesi

için savunma hakkının tam ve etkili bir biçimde kullanılmasının sağlanması

gerekir (Erol Aydeğer,

B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).

26. Yargılama öncesi aşama (araştırma, soruşturma süreci)

konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargılamaları bir bütün olarak

düşünmektedir. Dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin bazı gerekliliklerine yargılama öncesi süreçte uyulmaması

yargılamanın adilliğine önemli ölçüde zarar verecek ise adil yargılanma

hakkının bazı güvenceleri yargılamaların bu aşamasında da söz konusu olabilir (Afitap Salman, B. No: 2013/2105, 11/11/2015, § 18). Ancak yargılama öncesi aşamaya ilişkin

ileri sürülen iddiaların bireysel başvuruya konu olabilmesi için yargılamanın

hakkaniyetinin zedelenecek olması ve bu ihlallerin yargılama sürecinde telafi

edilemeyecek nitelikte olması gerekir. (Afitap Salman, § 22).

27. Başvurucu her ne kadar hakkında

yürütülen soruşturma sürecinde yanlı davranıldığını ve sahip olduğu haklar

kullandırılmayarak savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüş ise de hakkında

tesis edilen meslekten çıkarmaya ilişkin işlemin iptali istemiyle AYİM'de dava açarak anılan işleme yönelik bilgi ve

kanıtları ile iddia ve savunmalarını yargı mercilerine sunma fırsatı elde

etmiştir. AYİM

de başvurucunun usulüne uygun ifade alınmadığına ilişkin iddialarını kararında

değerlendirmiş (bkz. § 16) ve dosya kapsamında somut bilge ve belgenin

bulunmadığını belirtmiştir. Bu itibarla yargılama bir bütün olarak

değerlendirildiğinde işlemin tesisi aşamasında savunma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesini

engelleyecek bir duruma yol açacak nitelikte olmadığı görülmüştür. Dolayısıyla

savunma hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; davanın esasına etki

edeceğini düşündüğü Soruşturma Komisyonunun oluşum şekline ilişkin bilgi ve

belgeleri mahkemeden talep ettiğini ancak bu iddianın AYİM tarafından

değerlendirmeye alınmadığını, idarenin de istediği belgeleri vermediğini, bu

belgeler ile Soruşturma Komisyonunun usulüne uygun toplanıp toplanmadığının

tespit edilebileceğini, anılan belgelerin kendisine verilmemesiyle Anayasanın

36. maddesinde düzenlenen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

30. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma

ve adil yargılanma hakkına

sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma

hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde

dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017,

§ 37).

31. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "ile adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin de dâhil olduğu AİHM'in birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerini de kapsadığının kabul edilmesi

gerekir (Fazlı Celep, B. No:

2015/1025, 21/3/2018, § 22).

32. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi gereğince

uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri

sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (Yüksel

Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

33. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılama ilkesi, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir (Hüseyin

Sezen, B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

34. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurları,

yargılamanın çelişmeli olması ve

taraflar arasında silahların eşitliğinin

sağlanmasıdır. Anılan ilkeler uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete

uygun olması olanaklı değildir. Ancak silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkeleri uyarınca taraflara delillerini sunma ve inceletme noktasında

uygun imkânların tanınıp tanınmadığı yargılamanın bütünü nazara alınarak

değerlendirilecektir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki

görevi, somut olayın usul kurallarına uygunluğunu denetlemek değil adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip

edilmediğini yargılamanın bütünü ışığında denetlemektir (Fazlı Celep, § 25).

35. Somut olayda başvurucu, idari

soruşturma sürecinin hukuka uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin ve

hakkında meslekten çıkarılma cezasının tarafsız olarak verilip verilmediğinin

kontrol edilebilmesi için birtakım belgeleri mahkemeden talep ettiğini ve

belgeleri incelemesine imkân sağlanmadığını ileri sürmekte ise de maddi olay ve

olguların kanıtlanması noktasında hangi delillere ihtiyaç duyulduğu ve bu

delillerin dosyaya ibrazının gerekip gerekmediği hususunun takdiri derece

mahkemelerine aittir. Kaldı ki başvurucu, meslekten çıkarılma işlemine ilişkin

idari işlemden sonra bilgi edinme hakkı kapsamında talep ettiği belgeleri

idareden almıştır (bkz. § 9). Başvurucu dava sürecinde de idare tarafından

sunulan gizli belgeleri inceleme imkânına sahip olmuş (bkz. § 14) ve

iddialarını yargılama aşamasında ileri sürme imkânını elde etmiştir. Bu

bağlamda maddi olayın niteliğine, yargılamanın bütününe ve gerekçeli karara

bakıldığında başvurucunun şikâyet ettiği hususa ilişkin olarak çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine yönelik bir ihlalin olmadığının

açık olduğu anlaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

A.B.

Vekili

:

Av. Mehmet

Ali ÇERKEZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11764, 11 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası