İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.j.t. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/7895)

1. Başvuru, ferî müdahil olarak dâhil olunan idari davada temyiz

Başvuru No2015/7895Tarih3 Nisan 2019Okuma19 dk · 3.795 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm A.J.T. A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/7895
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.795 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ferî müdahil olarak dâhil olunan idari davada temyiz

talebinin incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; ihale yoluyla

satılarak tapuya tescil edilen taşınmazın dayandığı ihalenin üst hakkına konu

taşınmazın satışının mümkün olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ve benzer nitelikteki ihalelerin iptal edilmediği hâlde söz

konusu ihalenin iptaline karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkı bağlamında

ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, süresinde görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu turizm alanında faaliyet gösteren bir şirkettir.

9. İstanbul'un Beşiktaş ilçesine bağlı Vişnezade

Mahallesi'nde bulunan turizm tesis alanı vasıflı 684 ada 1 parsel (27.614 m2), aynı ada 2 parsel (42.368 m2) ve aynı ada 4 parsel (2.440 m2) sayılı taşınmazlar İstanbul

Büyükşehir Belediyesi (Büyükşehir Belediyesi) adına tapuda tescilli olup

15/2/1989 tarihinde başvurucu şirket lehine 15/2/2032 tarihinde sona ermek

üzere 43 yıllığına üst hakkı tesis edilmiştir. Üst hakkı aynı tarihte başvurucu

şirket yararına tapuya tescil edilmiştir.

10. Bu taşınmazlar üzerinde başvurucu şirket tarafından S.B.H.

adında bir otel işletilmektedir. Büyükşehir Belediye Meclisi 18/9/2009

tarihinde söz konusu taşınmazların satışına karar vermiştir. Taşınmazların

toplam muhammen bedeli 420.000.000 TL olarak tespit edilmiş ve kapalı teklif

usulü yöntemiyle ihaleler yapılmıştır. İhale şartnamesinde, bu taşınmazlar

üzerindeki beş yıldızlı otelin mükellefiyetleri ve haklarıyla birlikte satışa

sunulduğu belirtilmiştir. Ayrıca ihale konusu taşınmazlar üzerinde 15/2/2032

tarihine kadar geçerli olmak üzere üst hakkı tesis edilmiş olup işletmecinin

toplam cironun %7'sini işletme bedeli olarak belediyeye ödemekte olduğu ifade

edilmiştir. Buna göre alıcının taşınmazların çıplak mülkiyetinin yanı sıra ciro

payını ve süre sonunda otelin bedelsiz devralınmasına ilişkin hakları da satın

almış olacağı açıklanmıştır.

11. İlk açık arttırma 14/4/2010 tarihinde yapılmış ancak teklif

veren olmayınca bu defa 24/11/2010 tarihinde yapılan ikinci arttırmada yalnızca

başvurucu şirket teklifte bulunmuş ve ihale 421.000.000 TL bedelle başvurucu

şirket uhdesine yapılmıştır. Büyükşehir Belediye Encümeni aynı tarihte yapılan

ihale sonucu taşınmazların başvurucu şirkete satışına karar vermiş ve bu

taşınmazlar 22/2/2011 tarihinde başvurucu şirket adına tapuya tescil

edilmişlerdir.

12. Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri olan H.S., T.Ö. ve S.B.

tarafından 24/12/2010 tarihinde Büyükşehir Belediyesi aleyhine İstanbul 7.

İdare Mahkemesinde söz konusu satış işleminin iptali istemiyle dava

açmışlardır.

13. Başvurucu şirket 1/4/2011 tarihli dilekçeyle davaya katılma

talebinde bulunmuş Mahkeme 23/9/2011 tarihinde bu talebi kabul ederek başvurucu

şirketin davalı Büyükşehir Belediyesi yanında davaya katılmasına karar

vermiştir.

14. Mahkeme 30/3/2012 tarihinde davanın kabulü ile davaya konu

işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde şu tespitlere yer

verilmiştir:

i. Öncelikle davalı idarenin ehliyet itirazı incelenmiştir.

Mahkeme davanın belediye meclis üyesi kişilerce

"taşınmazın mevcut durumu itibariyle satışa sunulabilecek niteliğe haiz

olmadığı ve dolayısla ihalede hiç bir şekilde rekabet

ortamının sağlamayacağı" ileri sürülerek açılmış olduğuna vurgu

yapmıştır. Mahkemeye göre davacıların kamu zararının önlenmesine yönelik meşru

ve güncel menfaatleri olduğundan dolayı ehliyet yönünden bir sorun bulunmamaktadır.

ii. Mahkeme esas yönünden yaptığı değerlendirmede ise ihale

edilen taşınmazlarda üst hakkı mevcut olduğuna dikkati çekmiştir. Mahkeme bu

şartlardaki bir taşınmazın satışına dair yapılan ihalede ihalenin tabi olduğu

8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan "ihalede açıklığın ve rekabetin

sağlanması" koşulunun sağlanamayacağını belirtmiştir. Mahkeme

bu sebeple dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

15. Karar başvurucu şirkete 12/7/2012 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu şirket 23/11/2012 tarihinde temyiz talebinde bulunmuştur. Karar

ayrıca Büyükşehir Belediyesi tarafından da temyiz edilmiştir.

16. Temyiz taleplerini inceleyen Danıştay Onüçüncü

Dairesi 11/11/2013 tarihinde başvurucunun temyiz talebini süre aşımı yönünden,

davalı idarenin temyiz talebini ise bozma nedenlerinden birinin bulunmadığı

gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucunun ve davalı idarenin karar düzeltme

talepleri aynı Daire tarafından 10/2/2015 tarihinde reddedilmiştir.

17. Nihai karar 7/4/2015 tarihinde başvurucu şirket vekiline

tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu şirket 5/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Anayasa Mahkemesince söz konusu idari işlemin iptaline

ilişkin olarak idari yargı kararının gereği çerçevesinde hangi iş ve işlemlerin

tesis edildiği Büyükşehir Belediyesinden sorulmuştur. Büyükşehir Belediyesinin

14/1/2019 tarihli cevap yazısında; üst hakkı bulunan taşınmazların satışına

kanuni bir engel olmadığı, satışa Belediye Meclisinin karar verdiği, ihalede

rekabeti engelleyici herhangi bir durumun mevcut olmadığı ve ihalenin herkese

açık olarak yapıldığı ifade edilmiştir. Yazıda ayrıca ihalenin iptal

edilmesiyle üst hakkı süresince taşınmazın satışına kanunda olmayan bir ihale yasağı

getirildiğine vurgu yapılmıştır. Bunun yanında Büyükşehir Belediyesinin dava

konusu ihalenin yapıldığı 2010 yılında yıllık 600.000.000 TL civarında faiz

ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya olduğu için finansman ihtiyacını gidermek

üzere bu satışı yaptığı açıklanmıştır. Son olarak dava konusu ihale veya

taşınmazlar ile ilgili herhangi bir işlem tesis edilmediği, satışa konu

taşınmazların geri alınmasının ve karşılığında bedelinin geri ödenmesinin kamu

kaynaklarının verimli ve etkin kullanımına uygun olmayacağı, ayrıca bütçenin

gelir gider dengesini olumsuz etkileyeceği bildirilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Mevzuat Hükümleri

20. 2886 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Genel

bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin

alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve

taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür.”

21. 2886 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu

Kanunun yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve

zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması esastır.”

22. 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Belediyenin

yetkileri ve imtiyazları şunlardır:

...

h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin

yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde

taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa

etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek.

...”

23. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

705. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Taşınmaz

mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,

kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden

önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,

mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”

24. 4721 sayılı Kanun'un 826. maddesi şöyledir:

“Bir

taşınmaz maliki, üçüncü kişi lehine arazisinin altında veya üstünde yapı yapmak

veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek yetkisi veren bir irtifak hakkı

kurabilir.

Aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu hak,

devredilebilir ve mirasçılara geçer.

Üst hakkı, bağımsız ve sürekli nitelikte ise

üst hakkı sahibinin istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz olarak

kaydedilebilir. En az otuz yıl için kurulan üst hakkı, sürekli niteliktedir.”

25. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan

hususlarda; ... üçüncü şahısların davaya katılması, ... Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. (Ek cümle:

5/4/1990-3622/11 md.; Değişik:10/6/1994-4001/14 md.) Ancak, davanın ihbarı (…)(2) Danıştay, mahkeme veya

hakim tarafından re'sen yapılır..."

26. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 66. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki

yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona

erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer

alabilir."

27. 6100 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Müdahale talebinin kabulü hâlinde

müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil,

yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri

sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul

işlemlerini yapabilir."

28. 29/8/2007 tarihli ve 26628 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 313 sıra sayılı Millî Emlak Genel Tebliği'nin ilgili kısımları

şöyledir:

"...Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan

taşınmazların satış işlemleri ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak aşağıda

belirtilen esaslara göre yürütülecektir.

...

XI. SATIŞ USULLERİ

A) 2886 SAYILI DEVLET İHALE KANUNU HÜKÜMLERİNE

GÖRE SATIŞ

(1)

Tahmin edilen satış bedeli yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun (İ) cetvelinde

2886 sayılı Kanunun 45 inci maddesi için belirlenen parasal sınıra kadar olan

taşınmazların satış işlemleri açık teklif usulüyle, tahmin edilen satış bedeli

bu sınırı aşan taşınmazların satış işlemleri kapalı teklif usulüyle

yapılacaktır.

B) DOĞRUDAN SATIŞ

1) Rayiç Bedel Üzerinden Doğrudan Satış

(1)

Aşağıda belirtilen taşınmazlar 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci

fıkrasına göre, bu Tebliğin IV üncü bölümünde belirtilen şekilde tespit

edilecek rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilecektir.

(2)

Rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilecek Hazineye ait taşınmazlar ve satışa

ilişkin esaslar aşağıda belirtilmiştir.

...

b) Üzerlerinde Sınırlı Ayni Hak Tesis Edilen

Taşınmazların Hak Lehtarlarına Satışı

(1)

Üzerlerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş Hazineye ait taşınmazların, (orman

vasıflı olup; 6831 sayılı Orman Kanunu, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve

2873 sayılı Milli Parklar Kanunu uyarınca kesin izin verilmiş veya kesin tahsis

yapılmış ya da sınırlı ayni hak tesis edilmiş yerler hariç) zemini ile

üzerindeki bina ve tesislerin Hazineye geçmesi gereken kısmı, talep edilmesi

halinde doğrudan satılabilecektir.

..."

B. Danıştay İçtihadı

29. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/10/2018 tarihli

ve E.2018/3189, K.2018/4134 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun

31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66.

maddesinde, üçüncü kişilerin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf

yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla müdahil olarak davada yer

alabilecekleri; 68. maddesinde, müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahilin,

yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri

sürebileceği, onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul

işlemlerini yapabileceği; 69. maddesinde, müdahilin de yer aldığı asıl davada

hükmün taraflar hakkında verileceği hükümlerine yer verilmiştir.

Anılan hükümler uyarınca, davanın

taraflarından olmayan, dava sonucunda hakkında hüküm kurulmayan ve ancak,

yanında katıldığı tarafa yardımcı olabilen müdahilin, yanında davaya katıldığı

tarafın kanun yollarına başvurmaması durumunda, tek başına kanun yollarına

başvurmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.

..."

30. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/1/2018 tarihli ve

E.2015/3646, K.2018/173 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Davalı idare ile davalı idare yanında müdahil,

anılankararı temyiz etmekte ve bozulmasını

istemektedir.

... ilişkin dava konusu işlemde hukuka

uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; davalı idare ile davalı

idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine ... [karar verildi.]"

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu şirket; temyiz talebinin süre aşımı yönünden

reddedildiğini, hâlbuki müdâhil sıfatıyla yer aldığı

davada tek başına temyiz hakkının bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu şirkete

göre davalı idarenin temyiz ettiği davada verdiği dilekçenin ek dilekçe olarak kabul edilerek

incelenmesi gerekirdi. Başvurucu şirket temyiz ve karar düzeltme aşamalarında

sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmeksizin karar verildiğinden yakınmış

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

33. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı

36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir

(Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

35. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

36. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararına karşı üst yargı

yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birlikte gerek suç isnadına

bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı

tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındaki

güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,

B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37). Bu bağlamda mahkemeye erişim hakkı, ilk

derece mahkemesine dava açma hakkının yanı sıra kişilere itiraz; istinaf veya

temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara

başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı,

B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).

37. Bireylere menfaatlerini etkileyen işlemlere karşı dava

açabilmelerinin yanı sıra üçüncü şahıslarca açılmış ve doğrudan taraf

olmadıkları ancak sonucu itibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davada iddia ve

savunmalarını dile getirebilmeleri amacıyla davaya katılma olanağının

sağlanması da mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken

güvencelerden biridir. Bu itibarla bir davanın sonucundan menfaati etkilenecek

olan kişilerin bu yargılama hakkında bilgi sahibi olabilmelerine, uyuşmazlığın

çözümü için gerekli ve sonuca etkili olduğunu düşündükleri hususlarda

açıklamada bulunabilmelerine, iddialarını ispata yönelik delil sunabilmelerine

imkân sağlanması gerekir (Yusuf Bilin,

B. No: 2014/14498, 26/12/2017, § 44; benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay, B.

No:2013/4073, 21/1/2016, § 35).

38. Hukuk sisteminde bireye doğrudan taraf olmadığı ancak hak ve

menfaatlerini etkileyen bir davada iddia ve savunmalarını öne sürebilmesine

imkân sağlayacak nitelikte bir mekanizmanın bulunması ve bu mekanizmanın etkin

bir şekilde işlemesi adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olarak kabul

edilmelidir. Nitekim Türk hukuk sisteminde de bu amaçla ferî müdahillik sistemi

getirilmiş, üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf

yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar ferî

müdahil olarak davada yer alabileceği kurala bağlanmıştır. İdarenin işlem ve

eylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekte

olan davalar yönünden de uyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya da

davanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü

kişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması,

adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesi için önemli bir

müessesedir (Yusuf Bilin, § 59).

39. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Akdeniz İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. başvurusunda, adil

yargılanma hakkının müdahilin yanında davaya katıldığı tarafın yargılamayı

sürdürmeme yolundaki iradesine rağmen yargılamaya devam edebilmesini güvence

altına almadığını vurgulamıştır. Buna göre müdahile, asıl tarafın iradesinden

bağımsız olarak hükmü temyiz edebilme hakkı tanınması biçiminde bir anayasal

zorunluluğun bulunmadığı kabul edilmiştir. Nitekim anılan başvuruda ferî

müdahil olan başvurucunun tek başına yaptığı temyiz isteminin incelenmeksizin

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına ilişkin anayasal güvencelere müdahale

teşkil eden bir yönün bulunmadığı açıklanmıştır (bkz. Akdeniz İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. [GK],

B. No: 2015/2909, 19/7/2018, § 63).

40. Somut olayda başvurucu şirket davalı idare aleyhine açılan

iptal davasında davalı yanında müdâhil olma talebinde

bulunmuş ve başvurucu şirketin bu talebi ilk derece mahkemesince kabul

edilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde verilen davanın kabulü ile davaya

konu idari işlemin iptaline ilişkin karar davalı Büyükşehir Belediyesi

tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Buna karşın başvurucu temyiz süresi

geçtikten sonra temyiz talebinde bulunmuş Danıştay Dairesi de bu sebeple

başvurucunun temyiz talebini süre aşımı yönünden reddetmiştir.

41. Başvurucu şirket ise süre aşıldıktan sonra temyiz dilekçesi

verildiği olgusuna itiraz etmemiş ancak davalı idarenin temyiz talebinde

bulunduğuna işaret ederek ayrıca temyiz etmesine gerek olmadan dilekçesinin

temyiz merciince incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ancak 2577 sayılı

Kanun'un 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasının atıfta bulunduğu 6100 sayılı Kanun'un

68. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre müdahilin yanında katıldığı tarafın

yararına aykırı olmamak kaydıyla temyiz dâhil her türlü usul işlemlerini

yapabilmesi mümkün görünmektedir. Nitekim Danıştay da müdahilin tek başına

temyiz talebinde bulunamayacağını kabul etmekle birlikte davalı yanın kararı

temyiz etmesi hâlinde müdahilin temyiz talebini ayrıca incelemektedir (bkz. §§

29-30). Buna göre olayda idarenin süresinde temyiz talebinde bulunduğu dikkate

alındığında başvurucu şirketin temyiz talebinde bulunması önünde herhangi bir

engel bulunmamaktadır. Buna rağmen başvurucu şirket süresinden sonra temyiz

talebinde bulunmuş Danıştay Dairesi de bunu gözeterek temyiz talebini

reddetmiştir.

42. Bu durumda başvurucu şirketin somut olayda ferî müdahil

olarak davaya katılarak iddia ve itirazlarını dile getirebildiği, anılan kanun

hükümleri ve Danıştay içtihadına göre temyiz talebinde bulunma hakkı da olduğu

hâlde süresinde başvurmadığı için kendi kusuruna dayalı olarak bu hakkını

kullanmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal

edilmediği açıktır.

43. Diğer taraftan başvurucu ihalenin iptaline ilişkin ilk

derece mahkemesinin kararında ilgili ve yeterli bir gerekçe olmadığından

yakınmakta ise de bu kararı süresinde temyiz etmediği için kararın gerekçesine

yönelik başvurucunun itirazlarının temyiz mercii tarafından incelenmediği

dikkate alınmalıdır. Başvurucunun kararı süresinde temyiz etmesi hâlinde

temyize konu kararın ilgili ve yeterli gerekçe yönünden de incelenebilmesinin

mümkün olduğu gözetildiğinde başvurucunun belirtilen iddiası yönünden adil

yargılanma hakkı bağlamında ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkı

Bağlamında Ayrımcılık Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu şirket; uyuşmazlığa konu taşınmazla aynı nitelikte

başka taşınmazların da satıldığını, hatta üzerinde intifa hakkı bulunan H.R.

adlı başka bir otel arsasının daha düşük bir bedelle satışa konu edildiğini

belirtmiştir. Başvurucu şirket bununla birlikte söz konusu satış için

Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerince dava açılmadığını, bunun da aynı

şartlardaki iki tüzel kişi için farklı sonuçlara yol açtığını ifade etmiştir.

Başvurucu bu sebeple mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

46. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3), 48. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün neden

olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı,

bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

47. Somut olayda başvurucu şirket, kendisine farklı muamele yapıldığı

iddiasını aynı nitelikteki başka bir otel arsasının satışına dayandırmıştır.

Ancak belirtilen satış işlemine karşı dava açılmamış olduğu bizzat başvurucu

tarafından dile getirilmiştir. Başvurucu şirket bunun dışında üzerinde sınırlı

bir aynî hak bulunan taşınmazın idare tarafından ihale yoluyla satışına ilişkin

somut olaydaki içtihat ile farklılaşan bir Danıştay kararı da sunamamıştır.

Dolayısıyla somut olay bağlamında kamu makamlarının ayrımcılığa yol açacak

biçimde farklı bir muamelede bulunduğu başvurucu şirket tarafından ortaya

konulamamıştır. Bu durumda başvurucu şirket ihlal iddiasına ilişkin delillerini

sunma, temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma

yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Başvurucu şirketin yalnızca yargı

kararına konu edilmediği için kesinleşen bir satış işlemini emsal olarak

göstermesinin, ihlal iddiasının doğruluğunu destekleyecek ve ortaya koyacak

nitelik ve yeterlilikte olmadığı gözönüne alındığında

söz konusu iddianın temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi

gerekmektedir.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

49. Başvurucu şirket usulüne uygun olarak alınmış kararlarla

uyuşmazlığa konu taşınmazların mülkiyetini edindiğini ancak ihalenin iptali

sebebiyle devir işleminin ihtilaflı hâle geldiğini belirtmiştir. Başvurucu

şirket hâlen kayden maliki olduğu taşınmazların

mülkiyetini kaybedebileceği yanında söz konusu iptal kararının ciddi bir değer

kaybına da yol açtığından da yakınmıştır. Başvurucu şirket satış işleminin

iptal edilmesinin bir kanun hükmüne dayanmadığını ve usulüne uygun olarak bu

taşınmazları satın aldığı iptal edilebileceğini öngörmesinin de mümkün

olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu şirket sonuç olarak mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

50. Anayasa’nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

51. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması gerekir.

52. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ile başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

53. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

54. Somut olayda başvurucu şirket; ihale yoluyla edindiği

taşınmazların tapuda adına tescil edildiğini, idari yargı mercilerince verilen

bu taşınmazların satışına ilişkin idari işlemin iptali yönündeki kararın

mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini öne sürmüştür.

55. Uyuşmazlığa konu taşınmazların Büyükşehir Belediyesi

tarafından yapılan açık arttırma sonucu başvurucuya satıldığı ve bu satış

işlemine istinaden tapuda başvurucu adına tescil edildiği dikkate alındığında

başvurucunun söz konusu taşınmazlar yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında

mevcut bir mülkü söz konusudur.

56. Ancak yapılan satış işlemi ile ilgili olarak Büyükşehir

Belediye Meclisi üyeleri tarafından iptal istemiyle açılan dava idare

mahkemesince kabul edilmiş, bu karar Danıştay Dairesince onanmış ve aynı Daire

tarafından karar düzeltme isteminin reddedilmesiyle kesinleşmiştir. Bununla

birlikte başvurucu şirket adına olan tapu kaydının iptal edilmemiş olduğu

görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin konu hakkındaki yazısına Büyükşehir

Belediyesince verilen cevapta yargı kararının icrası kapsamında tapu kaydının

iptali yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı bildirilmiştir.

57. İdare mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararların

gereğinin yerine getirilmesi ve kararın hangi suretle yerine getirileceği

hususları ise yeni bir idari işlemin konusunu teşkil etmektedir. Buna göre

somut olayda idari makamlarca yargı kararının uygulanması çerçevesinde ne gibi

bir işlem yapılacağının henüz belirsiz olduğuna dikkati çekmek gerekir.

58. Bunun yanında başvurucu Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri

tarafından açılan davada verilen kararın hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir.

Başvurucu bu çerçevede şikâyetine ilişkin bilgi ve belgelerinin temyiz

merciince dikkate alınmadığından ve Danıştay Dairesince gerekçesiz karar

verildiğinden yakınmıştır. Ancak yukarıda da değinildiği üzere başvurucu şirket

süresi geçtikten sonra temyiz talebinde bulunmuş bu sebeple başvurucunun temyiz

talebi Daire tarafından süre aşımı yönünden reddedilmiştir. Başvurucunun temyiz

talebinin süresinde olduğu yönünde bir iddiası da bulunmamaktadır. Bu durumda

başvurucunun belirtilen şikâyetini ferî müdahil olarak katılma imkânı bulduğu davada

olağan kanun yolunda ileri sürebileceği hâlde bu yola usulüne uygun şekilde

başvurmadığı görülmektedir. İdari işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği

yargısal bir süreç mevcutken bu yargısal süreçte dile getirilmeyen iddia ve

şikâyetlerin doğrudan bireysel başvuru kapsamında ileri sürülmesi ise

ikincillik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

59. Son olarak idarece yapılan taşınmaz satışının yargı

kararıyla iptal edilmesi üzerine yeni bir satış işlemi de yapılmadan tapu kaydının

iptali yoluna gidilmesi hâlinde başvurucunun uğradığı zararlar yönünden genel

hükümlere göre tam yargı davası açabilmesinin de mümkün olduğuna işaret etmek

gerekir. Başvurucu bu yolun etkisiz olduğuna dair herhangi bir bilgi veya belge

sunmadığı gibi böyle bir davada koşullarının varlığı hâlinde hükmedilebilecek

tazminatın mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçülü kılabileceği

değerlendirilmektedir.

60. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

görülen şikâyetler yönünden başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir. Etkin ve

erişilebilir bir çözüm imkânı sunan anılan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan

başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği

mümkün değildir.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

3/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : A.J.T. A.Ş. Vekili : Av. Kağan ULAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/7895, 3 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Mevzuat Hükümleri
  8. XI. Satış Usulleri
  9. A) 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu Hükümlerine
  10. Göre Satış
  11. B) Doğrudan Satış
  12. B. Danıştay İçtihadı
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Mahkemeye Erişim
  15. B. Mülkiyet Hakkı
  16. C. Mülkiyet Hakkının
  17. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  18. B. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  19. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/7895
Tarih
3 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Bedia Fındık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19212)
  • Fatih Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12203)
  • Muhammet Ali Tuluk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/568)
  • Firdes Serim ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/20808)
  • Hezni Arsu ve Salih Tayboğa Başvurusu (B. No: 2015/19217)
  • Mustafa Süleyman Öncel Başvurusu (B. No: 2018/3836)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.