İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bedia Fındık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19212)

1. Başvuru, 1995 yılında kaybolan yakınlarının bulunamaması ve

Başvuru No2015/19212Tarih3 Nisan 2019Okuma14 dk · 2.844 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bedia Fındık Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/19212
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.844 kelime·14 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, 1995 yılında kaybolan yakınlarının bulunamaması ve

bazı şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Hanım Fındık'ın eşi,

dosyadaki tutanağa göre olay tarihinde Doruk köyü muhtarı M.F., M.F.nin kardeşi, başvurucu Bedia Fındık'ın

eşi Ö.F. ve başvurucu Zeynep Kartal'ın oğlu olan Ö.K. 31/12/1995 tarihinde

başvurucuların iddiasına göre Silopi İlçe Jandarma Komutanlığından gelen istek

üzere bu yere gitmek üzere M.F.ye ait araçla köyden ayrılmışlardır.

8. M.F.nin aracının 1/1/1996 tarihinde

kapılarının kilitli ve üzerindeki plakaların sökülü

olarak aynı ilçe içinde, emniyet müdürlüğüne yakın bir arsada terk edilmiş

olarak bulunması üzerine Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca resen ve derhâl

soruşturma başlatılmış ve terk edilmiş olarak bulunan araca dair tutanak

tutulmuştur.

9.

Olayla ilgili olarak olayın olduğu Doruklu ve Yolağzı

köylerinde mukim olan İ.F., M. E. O., M. T. K., B.O.nun

ifadelerine başvurulmuştur.

10. Emniyet Müdürlüğünün 3/2/1996 tarihli yazısına göre, bulunan

araç üzerinde gerekli parmak izi incelemesi yapılmış fakat aracın tozlu olması

nedeniyle herhangi bir ize rastlanmamıştır.

11. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/21996 tarihinde

Şırnak Başsavcılığına vermiş olduğu bilgiye göre ilgili şahısların öldürüldüğü

veya kaçırıldığı konusunda bir delil elde edilmediği tespit edilmiştir.

12. Cumhuriyet Başsavcılığı 12/4/1996 tarihli yazısıyla olayla

ilgili olarak fail veya faillerin bulunmasına yönelik olarak yazılan yazı

üzerine, bu tarihten başlayarak kolluk birimleri düzenli olarak Cumhuriyet

Başsavcılığına meçhul şahıs veya şahısların aramalara rağmen bulunmadığına dair

yazılar göndermiştir.

13. Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bu soruşturma

devam ederken kamuoyunda Ergenekon silahlı

terör örgütü soruşturması olarak bilinen ve 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 250. maddesiyle yetkili İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2008/1756 sayılı soruşturma

kapsamında İlkadım

müstear adındaki gizli tanığın ifadesine başvurulmuştur. Gizli tanığın

ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

''1994 yılını 1995

yılına bağlayan yılbaşı gecesinde [Ö. K.]

ve [F.] soy isimli askerden yeni

gelmiş iki gencin Botaş bölgesindeki askeri birliğe

hindi bırakmışlar, ancak oradan bu hindileri veya bir kısmını Silopi İlçe

Emniyete götürmelerini söylemişler. Bu iki genç de Silopi İlçe Emniyete giderek

hindileri bırakmışlar.Bu iki gencin Emniyetten

çıktıklarında [C. S.], [H.S.] ve [D.] nin bu iki şahsı almışlar. Emniyet ve asker

çocukların kendilerinde olmadıklarını söylemişler. Çocukların kaybolmasından

iki gün sonra ben bu iki gencin kimliklerini yine üzerleri kırmızı kalemle

çarpılanmış şekilde [C.Y.] Uzm. Çvş’un çekmecesinde gördüm. Buradan da çocukların [C.] tarafından veya bilgisi dahilinde öldürüldüğünü

anladım. Çocuklar halen kayıptır. Burada şunu da belirtmek istiyorum. Bu

çocukların Botaş'taki askeri birliğe hindi

götürdükten sonra İlçe Emniyete özellikle gönderildiklerini ve bu şekilde

çocukların kaybolmasından polisin sorumlu tutulmak istendiğini düşünmekteyim.

Bu planında başarıldığını yani kaybolan çocukların halk arasında Emniyet

tarafından alındığı düşünülmektedir.''

14. Kaybolan şahısların yakınları ve bazı baro başkanları

tarafından gizli tanığın verdiği ifadeler ve olayla ilgili olarak medyada çıkan

haberler nedeniyle yapılan müracaatlar üzerine Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı,

kayıp olan tüm şahıslarla ilgili olarak 2008 yılında yeni bir soruşturma

başlatmıştır. 2008/3151 sayılı soruşturma dosyasında başvurucuların yakınları

M.T.K., S.F. ve Z.F. 27/1/2009 tarihinde Cumhuriyet savcısına ifade vermiştir.

İfade veren üç kişi de özetle medyadan ve etraftan duydukları haberlere göre,

kaybolan yakınlarının kimsesizler mezarlığında olabileceğini, bununla beraber

nereye gömüldüklerine dair somut bilgilerinin olmadığını, yer gösterecek

şekilde bilgiye sahip olmadıklarını, şikâyetçi olduklarını beyan etmiştir.

15. Silopi Başsavcılığı 23/6/2009 tarihinde işlendiği iddia

edilen suçları soruşturmakla yetkili başsavcılığın Diyarbakır Özel Yetkili

Başsavcılığı olduğu gerekçesiyle 2008/3151 sayılı dosyayı fezleke ile

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

16. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı, 2008 yılında başlattığı ve

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği bu dosyadan bağımsız olarak,

gizli tanığın ifadelerinde yer alan faili meçhul veya kayıp şahıslarla ilgili

olarak yukarıda bahsedilen (bkz. 15) Ergenekon silahlı terör örgütü

soruşturmasından da suçların işlendiği yerlerle ilgili soruşturma yapma

yetkisinin Diyarbakır Başsavcılığına (CMK 250. madde ile yetkili)ait olması

nedeniyle 29/9/2009 tarihinde ayırma kararı vermiş ve ayrılan yeni 2009/1951

sayılı soruşturma dosyasını 7/12/2009 tarihli yetkisizlik kararı ile Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

17. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Silopi ve İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından gönderilen her iki dosyayı 2009/3584

sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturmaya devam etmiştir. Soruşturmanın

devam ettiği süre içinde özel yetkili mahkemeler 21/2/2014 tarihli ve 6526

Kanun'un 19. maddesinde yapılan değişiklikle kaldırıldığı için Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20/3/2014 tarihinde yetkisizlik kararı

verilerek dosya Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

18. Açıklanan bu süre sonucunda Silopi Cumhuriyet

Başsavcılığının başvurucuların yakınlarının kaybolması ile ilgili olarak

1996/343 sayılı ve aralarında başvurucuların da bulunduğu fakat diğer

kaybedilme veya infaz edilme iddiaları ile ilgili olarak yirmi dört şüpheli

hakkında yürüttüğü genel soruşturma dosyası olan 2014/980 sayılı soruşturma

dosyaları üzerinden iki soruşturma yürüttüğü tespit edilmiştir.

19. Başvurucular yakınlarının kaybedilmesi ile ilgili olarak

1996/343 sayılı soruşturma dosyası kapsamında 21/5/2012 tarihinde daimî arama

kararı verilmiştir. Yirmi yıl olan zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle

bireysel başvuru yapıldıktan sonra bu dosya hakkında 22/11/2017 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

20. Bunun yanında, bireysel başvuruya konu edilen ve genel

olarak kaybedilme veya infaz edilme iddiaları ile ilgili olan 2014/980 sayılı

soruşturma dosyasından ise gizli tanık beyanlarına itibar etmek içinse

beyanları destekleyecek nitelikte somut delillerin bulunması gerektiği, bu

nedenle de şüphelilerin atılı suçu işlediklerine dair somut, kesin ve

inandırıcı herhangi bir delil bulunmaması sebebiyle kovuşturma yapılamayacağı

gerekçesiyle 20/6/2015 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile

ardından 30/6/2015 tarihinde daimî arama kararı verilmiştir.

21. Başvurucuların anılan karara yapmış oldukları itiraz, gizli

tanık ifadelerinin hukuksal geçerliliği de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) kararları çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle Cizre Sulh Ceza

Hâkimliğinin 2/11/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

22. İtirazın reddine dair kararın tebliğ edilmesi üzerine

başvurucular, süresi içinde 10/12/2015 tarihinde fakat ayrı ayrı olarak

bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Maddi olayın ve olaya ilişkin soruşturma ile

ihlal iddialarının aynı olması nedeniyle 2015/19213 ve 2015/19215 sayılı

dosyalar 2015/19212 sayılı dosya ile birleştirilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa

Mahkemesinin Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu

(B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69) başvurusu hakkında verdiği kararda yer

almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular, yakınlarının kamu görevlileri tarafından zorla

kaybedildiğini ve bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini

belirterek Anayasa'nın 2., 5., 10., 11., 12., 14., 17., 19., 36. ve 40.

maddelerinde teminat altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara yapmış olduğu itiraz ile Anayasa Mahkemesine sundukları bireysel

başvuru formunun incelenmesi sonucunda şikâyetlerini dile getiriş şeklinden

anılan ihlal iddiasının yaşam hakkına yönelik ihlal iddialarını delillendirme amaçlı olduğu sonucuna varılmış; bu iddialar

hakkında Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

kapsamında bir inceleme yapılmıştır.

27. Başvurucuların iddiaları, delilleri ve Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) ortamı ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklardan temin

edilen diğer belgelerin incelenmesi neticesinde somut olayda ilk olarak

başvurucuların yakınlarının bulunamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuruda

öncelikle yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının uygulanabilirliği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekir.

28. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşam hakkı

çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20).

29. Bir kişinin gözaltında kaybolduğunun iddia edilmesi, tek

başına 17. maddenin ihlal edildiğinin kabul edilmesini mümkün kılmaz. Bununla

birlikte belli koşullarda, cesedi ortaya çıkmamış olsa dahi kaybolan bir

kişinin ölmüş kabul edilebileceği sonucuna ulaşılabilir. Bu çerçevede

gözaltında kayıp olayına bağlı olarak devletin öldürmeme veya yaşamı koruma yükümlülüğünü

ihlal ettiğine hükmedilebilmesi için ilgili kişinin kamu görevlileri tarafından

gözaltına alınmış olduğunun makul şüphenin ötesinde ispatlanmış olması ve

kişinin öldüğüne dair somut unsurlara dayanan yeterli belirtiler bulunması

gerekmektedir. (Birsen Gülünay, B. No: 2013/2640, 21/4/2016, § 63, benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Kurt/Türkiye,

B.No: 24276/94, 25/5/1998, §§ 107, 108; Tahsin Acar v. Türkiye, B. No: 26307/95,

§§ 216, 217; Meryem Çelik ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 3598/03§§ 48-60, Er ve diğerleri/Türkiye, B. No: 23016/04,

31/7/2012, § 66).

30. Somut olayda başvurucuların yakınlarının fiziksel

varlıklarına ulaşılamadığı ve iddialar ve dosya içeriğine göre başvurucuların

en son olarak kamu görevlileri ile temas ettiklerine dair emareler bulunduğu,

bu nedenle de başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenebileceği

anlaşılmıştır.

31. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

" Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

32. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

33. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda, başvurucu Hanım Fındık kaybolduğu

iddia edilen M.F.nin eşi, başvurucu Bedia Fındık'ın kaybolduğu iddia edilen Ö.F.nin

eşi ve başvurucu Zeynep Kartal'ın kaybolduğu iddia edilen Ö.K.nın

annesidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

34. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

35. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

36. Başvurunun öncelikle başvuru yollarının tüketilmesi ve bu

kuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralı bakımından

değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

37. Başvuru yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun

temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal

sonucudur. Diğer bir ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların

ve derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

38. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak surette gerekli olmasa da

yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla- ilgili kamu makamları

tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile getirilen

koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848, 17/7/2014, § 77; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

39. Bununla birlikte anılan kural mutlak değildir. Özellikle

ihlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti yapıldığında yeterli giderimi

sağlama imkânı tanıyan bir başvuru yolunun bulunmaması hâlinde başvuru

yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkün olmayacaktır. Devam eden bir

soruşturmada etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarını değerlendirecek, soruşturmanın etkili

yürütülmediğinin anlaşılması hâlinde bunu sağlayacak bir başvuru yolu

bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının

tüketilmesi gerekmemektedir (Yasin Ağca, B.

No: 2014/13163, 11/5/2017, §

121).

40. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde

anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir

(Yasin Ağca, § 121). Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her başvurunun şartlarına

bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 87;

Sultani Acar, B. No: 2014/16344, 22/3/2018, § 84).

41. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun

farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88;

Sultani Acar, § 85).

42. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun

zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve

pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam

hakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya

karar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip

tazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile

sorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve

gerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için

yeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin

önlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;

Sultani Acar, § 86).

43. Somut olayda öncelikle başvurucuların yakınlarının

kaybolması ile ilgili şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya

soruşturmanın etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektikleri

yönünde herhangi bir iddiaları bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Başvurucular, yukarıda izah edildiği üzere kendileri ve vekilleri vasıtası ile

iddia ve taleplerini dile getirme fırsatını çeşitli tarihlerde

bulabilmişlerdir.

44. Soruşturmanın etkililiğinin bir diğer açısından somut olaya

bakıldığında yaşanan hadiseyle ilgili resen soruşturma başlatılmış, olay yeri

incelemesi yapılmış, krokiler çizilmiş, görgü ve tespitler tutanak altına

alınmıştır. Bunların yanında, kaybolduğu iddia edilen Ö.K.nın

kardeşi M.T.K, M.F. ile Ö.F.nin ağabeyi İ.F., 1996

yılında başlayan soruşturmanın hemen başlangıcında ifade vermiştir. Cumhuriyet

Başsavcılığınca, aracı terk edilmiş olarak ilk defa gören M.E.O. ve B.O.nun da ifadelerine başvurulmuştur. Kamuoyunda çıkan

haberler nedeniyle Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen başlatılan

ve ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 2008/3151 sayılı

soruşturma dosyası kapsamında başvurucular yakınları M.T.K., S.K., Z.F. yeniden

ifade vermiştir. Bunların yanında özel yetkili mahkemeler ile başsavcılıkların

kaldırılması üzerine dosyayı 2014/980 sayılı dosya üzerinden genel soruşturmayı

yürüten Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca gizli tanığın başvurucuların

yakınlarının öldürülmesi iddiası ile ilgili olarak yukarıda beyan edilen

ifadesinde adı geçenlere yönelik olarak herhangi bir ayrı değerlendirilmenin

yapılmadığı, başka kaybolduğu iddia edilen kişilerle ilgili olarak ilgili

yerlere talimat yazılarının yazıldığı fakat gizli tanık ifadesinde geçen ve

başvurucuların yakınlarının kaybına yönelik olarak eylemleri gerçekleştirdiği

iddia edilen kişilerle ilgili herhangi bir Cumhuriyet başsavcılığına veya

ilgili kolluk birimlerine yönelik olarak yazışmaların yapıldığına dair bulguya

ise rastlanmamıştır.

45. Bu tespitlere

ilave olarak başvuruya konu kişilerle ilgili olarak yürütülen 1996/343 sayılı

soruşturma kapsamında yapılan yazışma içeriklerinin 12/4/1996 tarihinden

itibaren benzer olduğunun belirtilmesi gerekmektedir. Sıradan hâle gelen bu

yazışmalarda; olayı gerçekleştiren kişi veya kişilerin kimliklerinin tespit

edilemediği, kimlik tespit ve yakalama çalışmalarına devam edildiği, herhangi

bir bilgiye ulaşıldığında ayrıca bilgi verileceği belirtilmiştir.

46. 1996/343 sayılı ve başvurucuların yakınlarının kaybolma

iddialarına özgülenmiş dosyada somut ilerleme sağlanamaması nedeniyle 21/5/2012

tarihinde daimî arama kararı verilmiştir. Buna göre 31/12/2015 tarihine kadar

faillerin tespiti ve yakalanması, her üç ayda bir bilgi verilmesi talimatı

verilmiştir. Bu nedenle 12/4/1996 tarihinden 21/5/2012 tarihine kadar

soruşturmada, rutin yazışmalar dışında umut verici ve süreci hızlandıran

herhangi bir işlem yapıldığına dair emareler bulunmadığı anlaşılmıştır.

47. Aralarında başvurucular vekilinin de olduğu çok sayıda

avukat tarafından, tüm açıklanan bu hususların yanında soruşturmanın

ilerlemesine matuf yapılan işlemlerin etkisiz olduğuna dair 16/7/2014 tarihinde

dilekçe verilmiştir. Bu dilekçede, olay tarihinin üzerinden geçen süreye rağmen

hiçbir gelişme olmadığı beyan edilerek gizli tanık ifadelerinde adları geçen

kişilerin ifadelerinin alınması talep edilmiştir.

48. Başvurucuların iddia ettiği şekilde, gizli tanıkların

ifadesinde geçen diğer şüphelilerin ifadelerinin alınmasına dair yazılar

20/1/2015 tarihinde yazılmıştır. Başvurucular tarafından soruşturmanın etkili

şekilde yürütülmediği iddialarını içeren dilekçenin verildiği tarihten sonra

yapılan bu işlemlerin başvurucuların yakınlarının kaybına ilişkin olmadığı, bu

nedenle de işlemlerin başvurucuların beklentilerini yeniden canlandırabilecek

mahiyette, soruşturmaya konu olaylara ilişkin gerçekleri tespit edebilecek

işlem mahiyetinde bulunmadığı hususunun özellikle vurgulanması gerekmektedir.

Ayrıca ifadeleri alınabilen diğer şüpheliler ise tüm suçlamaları reddetmiş,

ayrıca başvurucuların yakınlarının kaybolmalarına dair herhangi bir beyanda da

bulunmamışlardır.

49. Açıklanan tüm bu bilgiler çerçevesinde Silopi Cumhuriyet

Başsavcılığınca resen başlatılan ve o bölgede kaybolan şahıslarla ilgili olarak

2014/980 sayılı genel dosya üzerinden -gizli tanık ifadelerine dayanılarak

mezar açma, tanık ifadeleri alma, şüpheli olduğu değerlendirilen bazı kişilerin

ifadelerine başvurma gibi- bazı işlemlerin yapıldığı muhakkaktır. Bununla

birlikte Başsavcılık tarafından ifadelerde geçen ve doğrudan suç şüphesi

altında alınan ve kimlikleri tespit edilen isimler nedeniyle sonuç doğuracak

nitelikte işlemlerin yapılamaması, soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı

tedbirler alınmaması ve nihayet kovuşturmaya yer olmadığında dair kararın

verilmesinin soruşturmanın etkililiği üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır.

50. Hâl böyle iken daimî arama kararının ilk kez verildiği

12/4/1996 tarihinden itibaren etkisiz olduğu anlaşılan ve başvurucular

vekilleri tarafından 16/7/2014 tarihinde verdikleri dilekçe ile de kabul edilen

soruşturmanın etkisizliği iddiasıyla ilgili başvurunun Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruları incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden itibaren yasal

süresi içinde yapılması gerekirken bu süre geçtikten sonra 10/12/2015 tarihinde

yapılması nedeniyle süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemez.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

3/4/2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucular

:

1. Bedia FINDIK

2. Hanım FINDIK

3. Zeynep KARTAL

Vekilleri

:

Av. Hüsnü KAPLAN

Av. Abdullah FINDIK

Av. Abdulaziz

TOKAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19212, 3 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Tokay
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19212
Tarih
3 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Fatih Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12203)
  • Muhammet Ali Tuluk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/568)
  • Firdes Serim ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/20808)
  • Hezni Arsu ve Salih Tayboğa Başvurusu (B. No: 2015/19217)
  • Mustafa Süleyman Öncel Başvurusu (B. No: 2018/3836)
  • Agit Esenboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/11241)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.