İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Agit Esenboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/11241)

1. Başvuru 1994 yılında meydana gelen ölüm olayı hakkında

Başvuru No2015/11241Tarih3 Nisan 2019Okuma16 dk · 3.176 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Agit Esenboğa Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/11241
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.176 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 1994 yılında meydana gelen ölüm olayı hakkında

yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Kadriye Esenboğa'nın eşi ve diğer başvurucuların

babası olan H.E. 25/12/1994 tarihinde Cizre'ye gitmiş ve bu tarihten sonra

İdil-Cizre kara yolu üzerindeki taşlık bir bölgede ölü olarak bulunduğu

28/12/1994 tarihine kadar kendisinden haber alınamamıştır.

7. Olayla ilgili olarak İdil Cumhuriyet Başsavcılığı

(Başsavcılık) tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır.

8. Aynı tarihte yapılan ölü muayenesi sonucunda düzenlenen

otopsi tutanağının ilgili kısımları şöyledir:

'' ..Olay yerinin İdil-Cizre karayolunun 10.km ..güneyistikametinde

karayolundan tahminen 150 metre içeride taşlık bir bölgede Botaş

boru hattına 15. metre güney istikamatte büyük bir

kayanın altında bölgede düzenli bir şekilde gözleri bağlı olarak konulduğu saptanıldı.

Cesedin ilk görünüşünde yüzü güney

istikametine gelecek şekilde muntazaman oturtulup sırtını ve kafasını kayaya dayatırılmış, gözleri kırmızı beyaz bir puşu

ile bağlı olarak olduğu görüldü.

...Cesedin harici bulgularının tespitine

geçildi. ...cesedin bir erkek cesedi olduğu, tahminen bir iki gün kadar önce

boğulmuş olduğu, cesedin vücudunda ölüm morluklarının tamamen oluşmuş, ve ölüm

katılığı, ve ölüm sertliği vücudun her tarafında oluşmuş oldukları, tüm tırnak

altları morarmış, cesedin kafanın sol frontal ve paryatalın birleştiği kesimde ekimoz

olduğu, sol oksipitalda ve sol göz kapağı altında hematom, kafanın oksipital

bölgesinde 2x3 cm lasarasyonlar mevcuttur, boyun

kısmında boğulmaya bağlı bol miktarda telem izinin olduğu, çoğunlukla boyun

arka tarafından yoğunluk kazandığı saptandı. Cesedin diğer bölgelerinde yapılan

araştırmalarda kesici, delici, ateşli silah yarasına rastlanılmadı.

...[Bilirkişi-İdil

Merkez Sağlık Ocağında Pratisyen Hekim]:

Cesedin tüm bulguları C[umhuriyet] savcısı tarafından eksiksiz olarak yazıldığı için

ilave edilecek herhangi bir bulgu yoktur. Sadece bu bulgular ışığında cesedin

kesin ölüm sebebi asfiksiye bağlı olarak solunumsonucu solunum ve dolaşım yetmezliği sonucunda ölmüş

olduğu saptandı. Klasik otopsi yapılmasına gerek yoktur.

...Cesedin kesin ölüm sebebi sapta[n]mış olduğundan klasik otopsi yapılmasına gerek

görülmediğine karar veril[di]...''

9. Başsavcılık olayın aydınlatılabilmesi için cesedin

bulunmasından bir gün sonra İlçe Jandarma Komutanlığına (Komutanlık) yazı

yazarak olayın faillerin araştırılmasını istemiş ve ölenin eşi olan

başvurucunun Başsavcılıkta hazır edilmesi talimatını vermiştir.

10. Başvurucu Kadriye Esenboğa 30/12/1994 tarihinde bizzat

Cumhuriyet savcısına müşteki sıfatıyla ifade vermiştir. Başvurucun ifadesi

şöyledir:

''Benim kocam olan [H.E.]' nin ölüm haberi 28/12/1994 tarihinde bana bildirildi.

Eşim bu tarihten yaklaşık olarak 4 gün önce kayıplara karışmıştı. Eşim

evimizden 25/12/1994 tarihinde sabahleyin Cizre'ye gitmek üzere evden ayrıldı. ..ancak kendisinden bir daha haber alamadık. 4 gün sonra

eşimin ölüm haberi bize geldi. Eşim çiftçilik ile uğraşmakta idi. Kimseyle kan

davamız, düşmanlığımız bulunmamaktadır. Eşimi öldürenlerden şikâyetçiyim, ancak

şüphelendiğim bir kimse bulunmamaktadır.''

11. Komutanlık tarafından 28/12/1994 tarihinde olay yeri incelemesi

yapılmış ve bu hususta tutanak düzenlenmiştir. Ayrıca olay yeri krokisi de

çizilerek soruşturma evrakına eklenmiştir.

12. Başsavcılık 17/1/1995 tarihli talimatında, ifadesine yeniden

başvurulacağından başvurucunun hazır edilmesini, ölenin ortağı olup olmadığının

tespiti ve bunun tespiti hâlinde ifadesine başvurulmak üzere bu kişinin hazır

edilmesini, ölenin kaybolduğu gün Cizre ilçesine gideceği konusunda evine haber

bırakıp bırakmadığının araştırılmasını istemiştir.

13. Başvurucu 24/1/21995 tarihinde Başsavcılıkta müşteki

sıfatıyla yeniden ifade vermiştir. Başvurucu bu ifadesinde eşinin evden

ayrıldığı andan itibaren üçüncü kişiler tarafından kendisine aktarılan bazı

bilgiler vererek en son Cizre'de görüldüğünden bahsetmiş, bir önceki ifadesinde

olduğu gibi kim olduğunu bilmediği şüpheli veya şüphelilerden şikâyetçi

olmuştur.

14. Başsavcılık başvurucunun ifadesinde geçen ve ortağı olduğu

iddia edilen A.T.yi

22/2/1995 tarihinde tanık sıfatıyla dinlemiştir. A.T. ifadesinde olaya ilişkin

bilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.

15. Başsavcılık ayrıca 22/2/1995 tarihinde, ölenin kayınvalidesi

Ay.T.nin de tanık sıfatıyla ifadesine başvurmuştur.

Tanık özetle kayıp H.E. ile en son görüştüğü zaman aralığına değinerek onu daha

sonra görmediğini, aramaya başladığında ise ismini hatırlayamadığı ve görse

tanıyamayacağı birisinin ölenin Cizre ilçesinde namaz kıldıktan sonra üç dört

kişi ile birlikte beyaz renkli bir araca bindiğini söylediğini beyan etmiştir.

Tanık bu bilgileri edindiği kişiyi tanımadığını da ayrıca ifade etmiştir.

16. Başvurucu ayrıca 25/4/1995 tarihinde Komutanlıkta yeniden

ifade vermiştir. Bu ifadesinde başvurucu, kocasının kaybolmadan önce yem

ticareti nedeniyle Cizre ilçesinde bulunan bir esnafla ilgisi olduğuna dair

bazı hususlardan bahsetmiştir.

17. Başsavcılık bu ifade üzerine Cizre Başsavcılığına talimatlar

yazarak ifadelerde geçen, un ve yem ürünleri satan kişi ile eşinin ifadesine

başvurulmasını, ayrıca fotoğrafın ilçede bulunan diğer esnaflara da

gösterilmesini istemiştir. Cizre Başsavcılığı anılan yazının gereğini yapmak

üzere İlçe Jandarma Komutanlığına ilgililerin ifadelerinin alınmasını talep

etmişse de talimatta bahsi geçen kişilerin bulunamadığı, ayrıca fotoğraftaki

kişileri tanıyanların da çıkmadığı belirtilmiştir. Başsavcılık bu yazılar

üzerine zahirecinin yerinin ve kimliğinin belirlenebilmesi maksadıyla

başvurucudan yeniden bilgi alınmasını talep etmiş ancak akabinde bahsi geçen

kişinin veya yerinin tespitinin mümkün olmadığına dair tutanaklar düzenlenmiştir.

18. Yapılan tüm araştırmalara rağmen şüpheli veya şüphelilerin

bulunamaması üzerine Başsavcılık 19/4/1996 tarihinde olayın faillerinin tespit

edilmesine, bulunmaları hâlinde Başsavcılıkta hazır edilmesine, 28/12/2014

tarihine kadar düzenli olarak bilgi verilmesine yönelik olarak daimî arama

kararı vermiştir.

19. Daimî arama kararı verilmesinden itibaren kolluk tarafından

faillerin tespit edilemediğine ve yakalanamadığına dair tutanaklar düzenlenerek

Başsavcılığa gönderilmiştir. Bu işlemler kapsamında başvurucunun ifadesine de

zaman zaman başvurulmuştur.

20. Başsavcılığın daimî arama kararından sonra başvurucu Kadriye

Esenboğa, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına 8/4/2010 tarihinde bazı hususlar

ileri sürerek yeniden suç duyurusunda bulunmuştur. İddialar üzerine aynı

tarihte Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun ifadesine

başvurulmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle eşinin evden ayrıldıktan birkaç gün

sonra ölü olarak bulunduğunu, otopsi sonrasında eşinin elleri, bacakları ve

boynunda ip parçalarını gördüğünü, olaylara tanık olan C.Y.nin

Başsavcılıkta korkudan doğru ifade veremediğini, eşini öldüren kişilerin

aslında Başsavcılık tarafından yapılan teşhiste gösterilen kişiler olduğunu,

ayrıca eşinin götürüldüğü aracı da adliye bahçesinde gördüğünü beyan etmiştir.

21. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı üzerine,

gelen dosyanın soruşturmanın yürütüldüğü 1994/287 sayılı dosya ile

birleştirilmesine Başsavcılıkça karar verilmiştir.

22. Başvurucu Kadriye Esenboğa'nın ifadelerinde ismi geçen C.Y.

Başsavcılığın talimatı üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla

ifade vermiştir. C.Y. ifadesinde özetle olay tarihinde bakkallık yaptığını,

ölenin dükkânına geldikten bir süre sonra yanından ayrıldığını, daha sonra N.

isimli kişiden ölenin 21 plakalı beyaz bir araçla götürüldüğünü duyduğunu,

kendisinin bunu bizzat görmediğini, olay nedeniyle başlatılan soruşturmada

esnaf olması nedeniyle tanıdığı bazı kişileri yapılan teşhis sırasında korkudan

tanımadığını söylediğini beyan etmiştir.

23. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu vekilinin de

talebiyle öleni en son gördüğü beyan edilen N.K. isimli şahsın ifadesine tanık

sıfatıyla 7/6/2011 tarihinde başvurmuştur. N.K. ifadesinde özetle H.E.nin olay tarihinde model ve plakasını tanımadığı bir

araç ile götürüldüğünü gördüğünü, H.E. hariç araçtaki hiç kimseyi tanımadığını

ifade etmiştir.

24. Başvurucu vekili 11/3/2011 tarihinde Başsavcılığa müracaat

ederek dosyadan suret almasının ardından 7/6/2011 tarihinde dilekçe ile

ifadelerde adı geçen Selim, Yavuz ve Ramazan Hoca ile kod adı Bedran olan ve Diyarbakır D Tipi Ceza İnfaz Kurumunda

benzer suçlardan tutuklu bulunan A.Y. isimli kişinin ifadelerine başvurulmasını

talep etmiştir.

25. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 11/3/2011 tarihinde tanık

sıfatıyla başvurucular vekilinin dilekçesinde adı geçen A.Y. isimli şahsı

dinlemiştir. A.Y. özetle anılan yıllarda er olarak vatani görevini yapmakta

olduğunu, bahsedilen konulara ve olaya ilişkin bir bilgisi bulunmadığını, öleni

de hatırlamadığını beyan etmiştir.

26. Başvurucular vekili 16/10/2012 tarihli dilekçeyle benzer çok

sayıda suçlama sebebiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı mülga Terörle

Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütülmesi nedeniyle görevsizlik kararı

verilerek dosyanın Diyarbakır'a gönderilmesini talep etmiştir. Başsavcılık

17/10/2012 tarihli fezlekeyle dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)

TMK 10. maddede yer alan suçlardan birinin işlendiğine dair delil elde

edilemediğinden görevsizlik kararı ile dosyayı yeniden Başsavcılığa

göndermiştir.

27. Başsavcılık kendisine gönderilen dosyayı 2013/41 sayılı

soruşturma numarası üzerinden yeniden takip etmeye başlamıştır. Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığınca, başvurucu vekilinin dilekçesinde adı geçen B.K.nın tanık sıfatıyla ifadesi

31/1/2013 tarihinde, tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu aracılığıyla alınmıştır. B.K. ifadesinde 1992-1996 yılları arasında

Cizre'de uçaksavar silahı nişancısı olarak görev yaptığını, ifadelerdeki

şahısların isimleri ilk defa duyduğunu,H.E. isimli şahsın öldürülmesi olayına dair bilgisinin

bulunmadığını, kendisinin de olayla ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

28. Başsavcılık 20/3/2015 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başsavcılığın

kararı şöyledir:

'' Yukarıda kimlik

bilgileri yazılı maktül [H.E.] 28/12/1994 tarihinde, İdil- Cizre Devlet Karayolunun

6. Kilometresinde yolun 150 m. Güney istikametinde ölü olarak bulunduğu,

yapılan adli ve tıbbi işlemler sonucunda şahsın Boğularak öldürüldüğünün tespit

edildiği, yapılan tüm araştırmaya rağmen suçun faillerinin bulunamadığı, bunun

üzerine olayın faillerinin tespiti amacıyla soruşturma dosyası hakkında daimi

arama kararı verildiği, suçun işlendiği tarih itibari zaman aşımı süresinin

28/12/2014 tarihinde dolduğundan, Faili meçhul şüpheliler hakkında zamanaşımı

sebebiyle kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA [karar

verilmiştir.]''

29. Anılan karara yapılan itiraz, Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin

12/5/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararın 2/6/2015 tarihinde

başvurucular vekiline tebliğ edilmesi üzerine 29/6/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa

Mahkemesinin Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu

(B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

32. Başvurucular H.E.nin 25/12/1994

tarihinde kaybolduktan sonra 28/12/1994 tarihinde boğulmuş hâlde ölü

bulunmasının ardından başlayan soruşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması

ve olayın sorumlularının belirlenebilmesi için etkili ve yeterli soruşturma

yürütülmediğini, bu kapsamda bazı maddi delillerin toplanmadığını,

soruşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmediğini, zamanaşımı hükümlerinin

yanlış uygulandığını belirterek yaşam ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

" Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

34. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara yapmış oldukları itiraz ile Anayasa Mahkemesine sundukları bireysel

başvuru formunun incelenmesi sonucunda başvurucuların iddiaları Anayasa’nın 17.

maddesinde koruma altına alınan yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma

yükümlülüğü ile ilişkili görülerek değerlendirmenin anılan madde kapsamında

yapılması gerektiği kanaatine varılmış; ayrıca Anayasa'nın 40. maddesi

kapsamında bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

1. Başvurucu Agit Esenboğa Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği

başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla

bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde

başvuru reddedilir ve ilgilinin yargılama giderleri dışında 2.000 Türk

lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar

verilir.

37. Genel hukuk teorisinde bir kamu düzeni kuralı olarak ele

alınan ve genel olarak bir hakkın öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını

zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini

ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının ilgili düzenlemelerle bireysel başvuru

alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru

usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereği

gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

38. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla

gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya Anayasa Mahkemesine bu

nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında

esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi

sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikteki yeni

ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi

suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi,

medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru

amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup

kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal

ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette

içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye

kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö.,

§ 29; Mehmet Güven Ulusoy [GK],

B. No: 2013/1013, 2/7/2015; Osman Sandıkçı,

B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan ve

diğerleri, B. No: 2013/7302, 20/4/2016).

39. Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama

neticesinde başvuruculardan Agit Esenboğa'nın

bireysel başvurunun yapıldığı tarihten önce 18/8/2002 tarihinde öldüğü tespit

edilmiş ancak Av. Veysel Vesek tarafından

başvurucunun anayasal haklarının ihlal edildiğinden bahisle verilen 29/6/2015

tarihli başvuru formunda başvurucunun öldüğü konusunda bir bilgiye yer

verilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.

40. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel

başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından

bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 30).

41. Açıklanan gerekçelerle başvuru tarihinden önce vefat etmiş

olan başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan

bireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

42. Bu durumda Av. Veysel Vesek

hakkında Anayasa Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

83. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin para

cezasına hükmedilmesi gerekir.

2. Diğer Başvurucular

Yönünden

43. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden

kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle

ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvuruculardan Kadriye Esenboğa

yaşamını yitiren H.E.nin eşi, diğer başvurucular ise

çocuklarıdır. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

44. Başvurunun öncelikle başvuru yollarının tüketilmesi ve bu

kuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralı bakımından

değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

45. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

46. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

47. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgili

soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak

surette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması

şartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,

bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun

olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

48. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde

anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir

(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,

11/5/2017, § 121). Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her başvurunun şartlarına

bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 87;

Sultani Acar, B. No: 2014/16344, 22/3/2018, § 84).

49. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun

farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88;

Sultani Acar, § 85).

50. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun

zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve

pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam

hakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya

karar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip

tazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile

sorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve

gerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için

yeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin

önlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;

Sultani Acar, § 86).

51. Somut olayda yaşanan hadiseyle ilgili resen soruşturma

başlatılmış, olay yeri inceleme ve ölünün adli muayenesi işlemleri yapılmış,

başta başvurucu olmak üzere olayla ilgili bilgi sahibi olabilecek kişilerin

ifadelerine başvurulmuş, olayın gelişimine dair tutanak düzenlenmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere (bkz. § 11) olay yeri krokisi de çizilmiş ve

İnceleme Tutanağı düzenlenmiştir.

52. Daimî arama

kararının verildiği 19/4/1996 tarihinden itibaren başlamak üzere dosya

içeriğine göre kolluk tarafından 31/3/2013 tarihine kadar düzenlenen tüm daimî

arama tutanakların içeriklerinin hemen hemen aynı veya birbirine yakın olduğu

tespit edilmiştir. Bu şekilde sıradan hâle gelen bu tutanaklardan ''olayı gerçekleştiren kişi veya kişilerin

kimliklerinin tespit edilemediği, kimlik tespit ve yakalama çalışmalarınına

devam edildiği, herhangi bir bilgiye ulaşıldığında ayrıca bilgi verileceği''

anlaşılmıştır.

53. Somut olayda öncelikle başvurucuların H.E.nin

öldürülmesi ile ilgili şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya

soruşturmanın etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektikleri

yönünde herhangi bir iddialarının bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Bilakis başvurucular, yukarıda izah edildiği üzere kendileri ve vekilleri

vasıtası ile iddia ve taleplerini dile getirme fırsatını bulabilmişlerdir.

Talepler karşısında Başsavcılığın ilgili yerlere araştırmaların yapılması

talimatını verdiği, ayrıca dilekçelerde adı geçen bazı şahısların tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduğu

tespit edilmiştir.

54. Bunun yanında başvurucu Kadriye Erdoğan'ın verdiği 8/4/2010 tarihli

ifade üzerine ifadelerde ismi geçen C.Y. ile C.Y.nin

ifadesinde ismi geçen N.K.nın

ifadelerine sırasıyla 27/5/2010 ve 7/6/2011 tarihlerinde başvurulduğunda şüphe

bulunmamaktadır. Bu şahısların ifadelerinde bir bütün olarak olayla ilgili

olarak görgüye dayalı somut bilgiler sunmadıkları, iddia edildiği gibi

şüphelilerin tespite edilmesine olanak verecek ölçüde bir veriye işaret edecek

beyanlarda bulunmadıkları anlaşılmıştır. Başvurucu Kadriye Erdoğan'ın

dilekçesinde ve gizli tanık ifadesinde ismi geçen Yavuz kod adını kullandığı

iddia edilen B.K. isimli şahsın da ifadesine 31/1/2013 tarihinde

başvurulmuştur. Bu tarihten sonra ise dosyada sadece olayın faillerinin

bulunamadığına dair düzenli olarak aynı şekilde düzenlenen tutanakların

sonuncusu 31/3/2013 tarihinde düzenlenmiştir. Bunların yanında ise ayrıca bir

ifade alınma işleminin gerçekleştiğine veya başvurucunun ifadesinde kod adları

belirtilen diğer kişilerin tespit edilmesine yönelik olarak herhangi bir

işlemin yapıldığına veya başvurucular açısından umut doğuran ve soruşturmada

ilerleme sağlanabileceğine dair bulgulara ise ulaşılamamıştır.

55. Tüm bu açıklamalar sonrasında başvurucular sadece bireysel

başvuru yapmak için kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesini ve bu

karara yaptıkları itirazın sonuçlanmasını beklemişlerdir. Buna karşın

Mahkememiz kararlarında soruşturmanın etkisizliği iddiasında bulunabilmesi için

sonucunun beklenmesinin gerekmediği ifade edilmiştir. Bu doğrultuda

başvurucuların en geç, B.K. isimli şahsın ifadesine başvurulduğu 31/1/2013

tarihinden itibaren soruşturmanın etkisiz olduğunu değerlendirebilecekleri

makul bir zamandan sonra yasal süresinde başvuru yapmaları gerekirken, çok daha

sonra 29/6/2015 tarihinde yaptıkları başvuru süresinde yapılmış bir başvuru olarak

kabul edilemez.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruculardan Agit Esenboğa'ya

vekâleten Av. Veysel Vesek tarafından yapılan

başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca 2.000 TL disiplin para

cezasının Av. Veysel VESEK'ten TAHSİLİNE 3/4/2019

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucular

:

1. Agit ESENBOĞA

:

2. Aysel

ESENBOĞA

:

3. Hasan

ESENBOĞA

:

4. Hasip ESENBOĞA

:

5. Kadriye

ESENBOĞA

:

6. Ramazan

ESENBOĞA

:

7. Süsin ESENBOĞA

Vekili

:

Av. Veysel

VESEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/11241, 3 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan ve
  11. A. Başvuruculardan Agit Esenboğa'ya
  12. Özgüldür
  13. Gökcan
  14. Esenboğa
  15. Esenboğa
  16. Esenboğa
  17. Esenboğa
  18. Vesek
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/11241
Tarih
3 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Hacı Ahmet Yaşartürk ve Nurdane Yaşartürk Başvurusu (B. No: 2014/850)
  • İhsan Uğraş Başvurusu (B. No: 2015/5365)
  • Cihat Muslihan Başvurusu (B. No: 2015/2577)
  • A.d. Başvurusu (B. No: 2014/19506)
  • D.ö. Başvurusu (B. No: 2015/4003)
  • Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/12721)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.