İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

D.ö. Başvurusu (B. No: 2015/4003)

1. Başvuru; çöp ev olduğu ileri sürülen konuta kamu

Başvuru No2015/4003Tarih18 Nisan 2019Okuma12 dk · 2.483 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm D.Ö. Başvurusu (5)

Karar tarihi
18 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/4003
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.483 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; çöp ev olduğu ileri sürülen konuta kamu

görevlilerince izinsiz şekilde girilmesi nedeniyle konut dokunulmazlığı hakkının,

açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ve davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucuya ait meskenin çöp ev niteliği taşıdığı ve kamu

sağlığını tehdit ettiği yönünde şikâyette bulunulması üzerine Konak

Kaymakamlığı (Kaymakamlık) tarafından söz konusu evin boşaltılması talebiyle

8/5/2003 tarihinde (kapatılan) İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesine başvurulmuştur.

8. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/5/2003 tarihli kararıyla anılan

talep konusu hakkında idarenin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı

verilmiştir. Bunun üzerine Kaymakamlığın 21/5/2003 tarihli kararıyla

başvurucunun konutundaki çöplerin boşaltılması ve konutun temizlenmesi amacıyla

gereğinin yapılmasına karar verilmiştir.

9. Söz konusu karar üzerine, görevli polis memurları ile zabıta

memurları tarafından 22/5/2003 tarihinde başvurucunun konutuna girilmiş ve

konuttaki çöpler dışarı çıkarılmıştır.

10. Başvurucu; görevliler dışında basın mensupları tarafından da

evine girildiğini, konut dokunulmazlığının hukuka aykırı şekilde ihlal

edildiğini ve konutunda bulunan bazı eşyalarının ve altınlarının kaybolduğunu

belirterek zararlarının tazmin edilmesi talebiyle 3/5/2004 tarihinde İzmir

Valiliğine (Valilik) başvurmuştur. Söz konusu talep Valilik tarafından

13/5/2004 tarihli kararla reddedilmiştir.

11. Başvurucu; gecikmesinde sakınca bulunan hâller dışında hâkim

kararı olmaksızın konuta girilmeyeceğini, söz konusu eylemleri nedeniyle

idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğunu, maddi ve manevi olarak zarara

uğradığını belirterek 8/7/2014 tarihinde İzmir 2. İdare Mahkemesinde (İdare

Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır.

12. İdare Mahkemesi, yapılan tebligatlara rağmen başvurucu

tarafından eksikliklerin giderilmediği gerekçesiyle 25/11/2004 tarihinde

davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Temyiz üzerine inceleme yapan

Danıştay Onuncu Dairesi ise 19/3/2007 tarihli kararıyla hukuki isabet bulunmadığı

gerekçesiyle İdare Mahkemesince verilen kararın bozulmasına hükmetmiştir.

13. Bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince yapılan yargılama

sonucunda manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne ve başvurucu lehine

1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. 19/3/2008 tarihli

kararın gerekçesinde; başvurucunun konutuna hukuka aykırı şekilde girildiği ve

bu durumun basın yayın organlarında yer aldığı, dolayısıyla başvurucunun

duyduğu elem ve üzüntünün manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu

belirtilmiştir.

14. Danıştay Onuncu Dairesinin 11/7/2011 tarihli kararıyla

davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesince verilen söz konusu

kararın bozulmasına hükmedilmiştir. Kararda; uyuşmazlığın, çöplerin

boşaltılması amacıyla başvurucunun konutuna girilmesine izin verilmesine

ilişkin Kaymakamlıkça tesis edilen 21/5/2003 tarihli işlemin icrasından

kaynaklandığı, işlemin icra tarihi olan 22/5/2003 tarihinden itibaren altmış

günlük dava açma süresi içinde doğrudan ya da 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi gereğince idareye yapılan başvuru

üzerine verilen cevaptan sonra dava açılması gerektiği, somut olayda ise bu

süreler geçirildikten sonra 8/7/2004 tarihinde davanın açıldığı belirtilmiştir.

15. Bozma kararı üzerine yapılan yargılamada İdare Mahkemesinin

23/10/2012 tarihli kararıyla Danıştayın anılan kararı

doğrultusunda davanın süre aşımından reddine hükmedilmiştir.

16. Karara karşı yapılan temyiz talebi 17/4/2014 tarihinde,

karar düzeltme talebi ise 13/11/2014 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesi

tarafından reddedilmiştir.

17. Nihai karar 2/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 4/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Öte yandan başvurucu, somut olaydan kaynaklanan birtakım

iddiaları Anayasa Mahkemesine yaptığı başka başvurularda da ileri sürmüştür. Bu

kapsamdaki başvurular hakkında Anayasa Mahkemesince kararlar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi; bazı basın mensupları tarafından 22/5/2003 tarihinde başvurucunun

konutuna izinsiz şekilde girilerek fotoğraflar çekildiği ve böylece kişilik

haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla gerçekleştirilen 2013/3645 numaralı

başvuruda süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Yine rıza

olmaksızın konutuna girilerek elde edilen görüntülerin doğru olmayan bilgiler

eşliğinde yayın organları tarafından kullanıldığı iddiasıyla gerçekleştirilen

2014/1291 numaralı başvuruda kişinin maddi ve manevi varlığın korunması ve

geliştirilmesi hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. Anayasa

Mahkemesi, kolluk güçleri ve özel güvenlik görevlileri tarafından mahkeme

kararı olmaksızın konuta girildiği ve başvurucunun darp edildiği iddiasıyla

gerçekleştirilen 2014/14951 numaralı başvuruda zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemezlik kararı vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 2577 sayılı Kanun’un

"Üst makamlara başvurma" kenar başlıklı 11. maddesi

şöyledir:

"1. İlgililer tarafından idari dava

açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya

yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan

makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye

başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır."

21. 2577 sayılı Kanun’un

"İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı 12. maddesi

şöyledir:

"İlgililer haklarını

ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve

idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve

tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak

bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden

itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde

de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma

hakları saklıdır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; usulüne uygun olarak alınmış bir mahkeme kararı

olmaksızın yetkisiz kamu görevlilerince konutuna izinsiz şekilde girildiğini,

basın mensuplarına haber verilerek evinin görüntülerinin çekildiğini ve daha

sonra bu görüntülerin yayımlandığını, konutundan zorla çıkartılarak çevre

sakinlerinin gözü önünde darp edildiğini, bu kargaşa içerisinde evinde ekonomik

değeri olan birçok eşyasının kimliği belirsiz kişilerce götürüldüğünü ileri

sürmüştür. Başvurucu; uğradığı zararın idarenin eylemlerinden kaynaklandığını,

zararlarının tazmin edilmesi talebiyle süresinde açtığı tam yargı davasının

hukuka aykırı şekilde reddedildiğini belirterek işkence ve kötü muamele

yasağının, konut dokunulmazlığı, özgürlük ve güvenlik, mülkiyet ve özel hayatın

gizliliği haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca kamuya

açık belgelerde kimliğinin gizli tutulmasını talep etmiştir.

2. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu tarafından dile getirilen söz

konusu iddiaların birçoğu hakkında daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirmeler yapılmış ve kararlar verilmiştir (bkz. § 19). Somut başvurunun

bu kısmında, Anayasa Mahkemesince verilen ve yukarıda belirtilen kararlarda

incelenen iddiaların dışında kalan konut dokunulmazlığına ilişkin şikâyetler

ele alınacaktır. Dolayısıyla başvurunun bu tür şikâyetlere ilişkin kısmının

mahiyeti gereği Anayasa'nın 21. maddesinde güvence altına alınan konut

dokunulmazlığı hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir (D.Ö. (2) [GK], B. No: 2014/1291,

13/10/2016, § 35).

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

27. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

28. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

29. Somut olayda ileri sürülen konut dokunulmazlığı hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler açısından etkili kabul edilebilecek bir

başvuru yolu olan tam yargı davasının başvurucu tarafından yasal süresi içinde

açılmadığı ve bu nedenle davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda başvurucunun, şikâyetlerini yetkili idari ve yargısal mercilere

süresinde iletip iddialarının öncelikle bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve çözüme kavuşturulması bakımından üzerine düşen gerekli

özeni göstermediği sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; zararlarının giderilmesi talebiyle açtığı tam

yargı davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

nitekim söz konusu idari işlemin kendisine bildirilmesi amacıyla herhangi bir

tebligat gönderilmediğini ve idari işlemden haberinin olmadığını belirterek

davanın süre aşımı gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

32. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye

erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili

bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye

başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka

ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

33. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili

bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada

açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki

ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve

Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle

mahkemelerin, usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar

getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla

öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı

esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil

Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

34. Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin

kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin

hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına

başvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 38).

35. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı anda

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahale ölçülülük bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Vurgulamak gerekir ki dava açma süresinin

hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi

esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi

gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında

Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu

hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren

başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye

erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135,

20/9/2017, § 46).

36. Somut olayda İdare Mahkemesi, uyuşmazlığın başvurucunun

konutunda bulunduğu ileri sürülen çöplerin boşaltılması amacıyla kamu gücü

marifetiyle konuta girilmesine izin verilmesi yönünde Kaymakamlıkça tesis

edilen 21/5/2003 tarihli işlemin icrasından kaynaklandığını tespit etmiştir.

İdare Mahkemesi; 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereğince, söz konusu işlemin

icra edildiği, yani çöplerin boşatılması amacıyla başvurucunun konutuna

girildiği tarih olan 22/5/2003 tarihinden itibaren altmış günlük dava açma

süresinin başladığını belirtmektedir. Mahkeme, bu süre içinde doğrudan ya da

2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince idareye yapılan başvuru üzerine

verilen cevaptan sonra dava açılması gerektiğini, somut olayda ise bu süreler geçirildikten

sonra 8/7/2004 tarihinde davanın açıldığı ifade ederek davanın süre aşımı

yönünden reddine hükmetmiştir. Söz konusu karar Danıştay incelemesinden geçerek

kesinleşmiştir.

37. Başvuruya dayanak olan gerekçeli kararda yer verilen hukuki

tespitler ile olayın koşulları birlikte irdelendiğinde; başvurucunun,

uyuşmazlığın dayanağını teşkil eden olaydan haberdar olmadığı söylenemez. Zira

Kaymakamlıkça tesis edilen işlemin icra edildiği tarihte başvurucunun olay

yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla somut olayda derece mahkemelerinin

gerek uyuşmazlık konusu olguyu gerekse bu olgudan hareketle dava açma süresinin

hesaplanma usulünü ve sürenin başlatılacağı tarihi belirlemesiyle ilgili

yorumunun öngörülemez nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derece

mahkemelerinin 2577 sayılı Kanun'da yer alan dava açma süresine ilişkin

kuralları hukuka uygun şekilde uyguladığı ve dava açma süresinin başlangıcına

esas alınan tarihin belirlenmesine ilişkin yorumun başvurucunun dava açmasını

aşırı derecede zorlaştıracak ya da imkânsız kılacak nitelikte katı bir yaklaşım

içermediği sonucuna varılmıştır. Neticede başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu değerlendirilmektedir.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; yargılamanın, davanın açıldığı 8/7/2004

tarihinden nihai kararın verildiği 13/11/2014 tarihine kadar sürmesi nedeniyle

adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. 31/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013

tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde

eklenmiştir.

41. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

42. Ferat Yüksel(B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §

26) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek

etkililiğini tartışmıştır.

43. Ferat Yüksel kararında özetle; anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

44. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : D.Ö.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/4003, 18 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal
  9. B. Mahkemeye Erişim
  10. C. Makul Sürede
  11. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  12. B. 1. Konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  13. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/4003
Tarih
18 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/12721)
  • Mümin Meriç Başvurusu (B. No: 2015/17697)
  • Türkiye İş Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/11278)
  • Hüseyin Cantayan ve Şükran Cantayan Başvurusu (B. No: 2015/8800)
  • Sedat Durmuş Başvurusu (B. No: 2015/14954)
  • Ufuk Yeşil Başvurusu (B. No: 2016/21926)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.