İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sedat Durmuş Başvurusu (B. No: 2015/14954)

1. Başvuru, öğretmen olan başvurucunun üyesi olduğu sendikanın

Başvuru No2015/14954Tarih17 Nisan 2019Okuma19 dk · 3.871 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sedat Durmuş Başvurusu

Karar tarihi
17 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/14954
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.871 kelime·19 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öğretmen olan başvurucunun üyesi olduğu sendikanın

kararı üzerine e-okul sistemine süt dağıtımı form girişlerini yapmaması

nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorla çalıştırma yasağı ile

sendika hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1966 doğumlu olup Samsun'un İlkadım

ilçesinde bir ortaokulda sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Başvurucu,

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN/Sendika) üyesidir.

9. Olayların geçtiği tarihte 10/10/2012 tarihli ve 28437 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen okul sütü programı kapsamında

2012-2013 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde ülke genelinde ana sınıfı ile

ilköğretim 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik olarak kamu okullarında

ve özel okullarda süt dağıtımına başlanmıştır.

10. Çıkarılan bir tebliğ ile de süt dağıtımının uygulama usul ve

esasları belirlenmiştir. Buna göre dağıtım öncesi velilerden "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"

alınacak ve dağıtımın sonrası meydana gelen şikâyetlerin tam olarak izlenmesi

amacıyla "Okul Sütü Programı Şikayet

Sonrası İzleme Formu" oluşturulacaktır.

11. Millî Eğitim Bakanlığının 14/12/2012 tarihli Genelgesi'nde;

okul sütü programının 2012-2013 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde kamu

okullarında ve özel okullarda uygulanacağı, Genelge ekinde yer alan "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu" ile

"Okul Sütü Programı Şikayet Sonrası

İzleme Formu"nun

e-okul sisteminde yer alması amacıyla Sağlık Bakanlığınca oluşturulduğu

belirtilmiştir. Genelge'de "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"nun öğrenci velisi

tarafından doldurulduktan sonra sınıf öğretmenine teslim edileceği ve öğretmen

tarafından tüm öğrenciler (dağıtılacak sütten yararlanmak isteyen ve istemeyen)

için 2012-2013 eğitim öğretim yılı birinci döneminin son iki haftası içinde

e-okul sistemine girileceği tüm okullara duyurulmuştur.

12. Genelge'de ayrıca "Okul Sütü Programı Şikayet Sonrası İzleme Formu"nun

ise süt içen çocuklarda oluşabilecek sorunların tam olarak sebebinin

anlaşılabilmesi için düzenlendiği, süt içimi sonrası bir öğrencide bile sorun

olursa süt içip içmediğine bakılmaksızın sınıf öğretmeni tarafından sınıftaki

her bir öğrenci için ayrı bir form doldurulacağı ve aynı gün e-okul sistemine

girileceği belirtilmiştir.

13. Bu hususa ilişkin olarak EĞİTİM-SEN tarafından süt

dağıtımına ilişkin 18/1/2013 tarihinde Sendika şubelerine duyurulan karar ise

şu şekildedir:

"Milli Eğitim Bakanlığı'nın geçtiğimiz

eğitim öğretim yılında başlattığı 'Okul Sütü Programı' kapsamında okullara

gönderilen 'Süt İçilmesi Halinde Oluşan Şikayet Formu' başlığındaki anketle,

öğretmenlerin süt nedeniyle oluşan bir sorunla karşılaşıldığında sınıflarındaki

tüm öğrencileri kapsayacak şekilde anketleri uygulayarak, sorunu tespit

etmeleri isteniyor. Milli Eğitim Bakanlığı böylelikle bir kez daha öğretmenlere

yeni angaryalar yüklemeye çalıştığı ve sorunların asıl kaynağını görmezden

gelen çözümler üretmeye çalıştığı görülüyor. Bu nedenle şubelerimizin,

yaşanacak sorunların 'Sağlık Bakanlığı', 'Milli Eğitim Bakanlığı' ve 'Gıda,

Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın denetim sorumluluklarını yerine getirerek

çözülebileceğini, bu nedenle öğretmenlere angarya olarak getirilen bu

anketlerin okullarda doldurulmaması gerektiği yönünde, üyelerimize gerekli

bilgilendirmeyi, ekteki açıklama çerçevesinde yapması gerekmektedir."

14. Anılan karar ekindeki “Okul

Sütü Projesinde Yaşanan Sorunların Çözümü Öğretmenlerin Sırtına Yeni Angaryalar

Yüklemek Değildir!" başlıklı açıklamada ise şu hususlar yer

almaktadır:

"MEB’in 'Okul Sütü

Programı' ya da 'Okul Sütü - Akıl Küpü' projesi olarak bilinen uygulama ile

çocuklarımıza bozuk sütlerin dağıtımı nedeniyle yaşanan skandallar karşısında

Bakanlık, çözümü öğretmenlere yeni angaryalar getirmekte buldu.

Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz eğitim öğretim

yılında çok sayıda öğrencimizin zehirlenmesine neden olan kampanyada, 'süt

dağıtım firmalarının', 'mevsimsel üretim fazlası stoklarının' eritilmesi

amaçlanmış ve elde edilecek rant karşısında çocuklarımızın hayatı riske

atılmıştı. Bu skandalın ardından sütlerin üretiminden, okullara dağıtım

aşamasına kadar birçok yeni skandal da art arda gündeme düşmüştü. Milli Eğitim

Bakanlığı ise sorunun çözümünü öğretmenlerin üzerine yüklemiş ve sütü

öğrenciler içmeden önce öğretmenlerin sütün tadına bakmaları, koku ve kıvamını

kontrol etmeleri gibi uygulamalar yürürlüğe konulmuştu.

İlköğretim öğrencileri için son derece faydalı

olduğunu düşündüğümüz okul sütü uygulamasını eline yüzüne bulaştıran hükümet ve

ilgili bakanlıklar buldukları yeni çözümle yine sorumluluğu öğretmenlerin

üzerine yıkmayı başardı.

Okullara gönderilen 'Süt İçilmesi Halinde

Oluşan Şikayet Formu' başlığındaki anketle, öğretmenlerin süt nedeniyle oluşan

bir sorunla karşılaşıldığında sınıflarındaki tüm öğrencileri kapsayacak şekilde

anketleri uygulayarak, sorunu tespit etmeleri isteniyor. Milli Eğitim Bakanlığı

böylelikle bir kez daha öğretmenlere yeni angaryalar çıkarmakta ve sorunların

asıl kaynağını görmezden gelerek, basit çözümler üretmeye çalışmaktadır. Çünkü;

• Sütlerin üretim

aşamasından saklanma aşamasına ve okullarda dağıtımı sürecine kadar gerekli

denetimler yapılmamaktayken, çocuklar rahatsızlandığında yapılacak bir anketle

çözüm üretilmek istenmektedir.

• Kaldı ki çocuklarımız

rahatsızlandıktan sonra yapılacak bir anketin, öğretmene angarya iş çıkarılması

dışında hiçbir anlamı bulunmamaktadır.

Ayrıca, öğrencilerimizin yaşadığı sorunlar

karşısında, zaten öğretmenler ve okul yönetimi elinden geleni yapmaktadır.

• MEB, yandaş süt

dağıtım firmalarına kazanç sağlamaya dönük yapılan ihaleleri denetim dışında

tutmak için her yola başvurmakta, ancak öğretmenlere sütlerin ve rahatsızlanan

çocukların kontrollerini yaptırarak sorunu çözebileceklerini sanmaktadır.

Eğitim-Sen olarak bir kez daha altını

çiziyoruz. Süt dağıtımının çocuklarımızın sağlığına olumsuz bir etki yapmadan

gerçekleştirilebilmesinin yolu, 'ben yaptım oldu' mantığıyla hareket etmek,

'çocuklarımızın sağlığını geliştirmek yerine yandaşlarınıza kazanç yaratmayı'

amaçlamak, sütlerini üretim aşamasından okullardaki dağıtımına kadar gerektiği

şeklide yapmayıp, çocuklarımız rahatsızlandıktan sonra yapmak' değildir.

Eğitim-Sen olarak sütlerin kontrollerini

yapacak olanların öğretmenler değil, kampanyayı yürüten ilgili bakanlıklar

olduğunu tekrar vurguluyoruz. Bilinmelidir ki süt dağıtımı sonrasında yaşanacak

olası olumsuzluklarda sorumluluğun öğretmenlerin sırtına yıkılması, ögretmenlerın omzundaki iş yüküne yeni angaryaların

yüklenmesi kabul edilemez."

15. Başvurucu ve çalıştığı okuldaki diğer öğretmenlere okul sütü

programına ilişkin Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğünün

14/12/2012 tarihli yazısı 2013 Ocak ayı içinde duyurulmuş ve okul sütü dağıtım

izin formları öğretmenlere dağıtılmıştır. 4-F şubesi sınıf öğretmeni olan

başvurucu dışında diğer öğretmenler süt izin formlarını e-okul sistemine

girmişlerdir. Başvurucu ise Sendikanın kararını öne sürerek 7/2/2013 tarihine

kadar e-okul sistemine gerekli formları girmemiştir. Bunun üzerine 8/2/2013

tarihinde okul müdür yardımcısı tarafından telefonla aranarak e-okul

formlarının girişlerinin yapılması istenmiştir. Başvurucu, telefonda okul

müdürü ile de görüşmüş; okul müdürü tarafından kendisine Millî Eğitim Bakanlığı

yazısı hatırlatılmıştır. Başvurucu; okul müdürüne talep edilen işin angarya bir

iş olduğunu, okula gelmeyeceğini ve form girişlerini yapmayacağını beyan

etmiştir. Okul müdürü girişleri yapmaması hâlinde kendisine yasal işlem

başlatacaklarını ve bilgileri idare olarak kendilerinin gireceklerini belirtmiştir.

Başvurucu, tavrında ısrar etmiş ve yaklaşımının kişisel değil ilkesel olduğunu

ifade etmiştir. Başvurucunun gerekli girişleri yapmaması üzerine müdür

yardımcısı tarafından öğrencilerin mağdur olmaması amacıyla başvurucunun

sınıfındaki tüm öğrenciler süt içiyor kabul edilerek (formlar öğretmende

olduğundan) bilgiler sisteme girilmiştir.

16. Okul idaresi tarafından başvurucu hakkında 8/2/2013

tarihinde okul sütü dağıtım izin formlarını Genelge'de

belirtilen sürede e-okul sistemine girmediği yönünde tutanak tutulmuştur.

Açılan disiplin soruşturması sonucunda başvurucuya okul sütü dağıtım izin

formlarını süresinde e-okul sistemine girmemesi nedeniyle 10/6/2013 tarihli

işlem ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin

(B) bendinin (a) alt bendine göre kınama cezası verilmiştir. Başvurucu,

hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle Samsun 2. İdare

Mahkemesinde dava açmıştır. İlk derece mahkemesi 29/5/2014 tarihinde davayı

reddetmiştir.

17. Mahkeme gerekçesinde; ilgili düzenlemelere göre süt dağıtımı

öncesi izin ve dağıtım sonrası izleme formlarıyla söz konusu dağıtımda meydana

gelmesi muhtemel sorunların tespitinin erken yapılıp buna göre önlemlerin erken

alınmasının amaçlandığını, bu uygulamanın sınıf bazındaki gözetimi ve

denetiminden sınıf öğretmeninin sorumlu olduğunun açık olduğunu belirtmiştir.

Mahkeme esasen sınıf öğretmeni olarak görev yapan başvurucunun kendi sınıfında

mesai saatinde gerçekleştirilmesi öngörülen ve sınıfındaki öğrencileri

ilgilendiren bu programdan ilgisiz ve sorumsuz olduğundan söz edilemeyeceğini

zira başvurucunun vermiş olduğu kamu hizmeti olan ilköğretim eğitimi hizmetinin

niteliğinin bu ilgiyi ve sorumluluğu gerektirdiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla

Mahkeme, bahse konu program dâhilinde yürütmesi gereken iş ve işlemleri yapması

gerekirken yapmadığı tespit edilen başvurucuya verilen kınama cezasını hukuka

uygun bulmuştur.

18. Başvurucunun karara itiraz etmesi üzerine itirazı inceleyen

Samsun Bölge İdare Mahkemesi 30/12/2014 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını

oyçokluğuyla onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Mahkemece

30/6/2015 tarihinde yine oyçokluğuyla reddedilmiştir.

19. Karşıoy yazısında; ilgili Bakanlar

Kurulu kararında denetimin ve idari yaptırımların Millî Eğitim Bakanlığı ve

Sağlık Bakanlığına ait olduğunun belirtildiği, süt dağıtımına dair

düzenlemelerde toplanan verilerin sınıf öğretmenleri tarafından e-okul

sistemine girileceği yolunda açık bir düzenlemeye yer verilmediği ifade edilmiştir.

Yazıda, bu nedenle sınıf öğretmeni olarak görev yapan başvurucunun kendi

sınıfında mesai saatinde gerçekleştirilmesi öngörülen ve sınıfındaki

öğrencileri ilgilendiren bu programdan ilgisiz ve sorumsuz olduğundan söz

edilemeyeceği belirtilerek esas görevi eğitim-öğretim hizmeti olan öğretmene

mevzuatın açıkça görevli saymadığı bir iş ya da faaliyeti yapmadığından bahisle

disiplin cezası verilmesinin ceza hukukunun genel ilkeleri ile bağdaşmadığı

belirtilmiştir.

20. Mahkeme kararı başvurucu vekiline 29/7/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

21. Başvurucu 27/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 657 sayılı Kanun’un “Disiplin

cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar

başlıklı 125. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devlet

memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

B - Kınama : Memura, görevinde ve

davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında

yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine

getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması,

kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak,

…”

23. Aynı Kanun'un 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Hiç bir memur sınıfının dışında ve

sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde

çalıştırılamaz."

24. 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri

Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Kamu görevlileri, iş saatleri dışında

veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu

Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi

tutulamaz ve görevlerine son verilemez.

...

Kamu işvereni kamu görevlileri arasında

sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz."

25. Aynı Kanun'un 19. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Sendika ve konfederasyonlar kuruluş

amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki

faaliyetlerde bulunabilirler:

a) (Değişik bent: 04/04/2012-6289 S.K./14.md.)

Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları,

yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi

konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere

yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek.

..."

26. Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Bakanlar

Kurulu kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Kararın amacı; Gıda, Tarım ve

Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa

hazırlanan ve 2012-2013 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde yürütülecek

olan Okul Sütü Programı (Program) kapsamında, ana sınıfı dahil olmak üzere

ilkokul öğrencilerine, süt içme alışkanlığını kazandırmak ve dengeli beslenme

suretiyle gelişme oranlarını artırmak amacıyla UHT içme sütü ambalajlı, UHT

içme sütü dağıtılmasına ilişkin esasların belirlenmesidir.

Miktar, takvim, üretim ve sevkiyat

MADDE 2 – (1) Milli Eğitim Bakanlığınca

belirlenecek olan okullarda her öğrenciye, bu maddede belirtilen esaslar

çerçevesinde haftada 3 gün, 200 ml sade UHT içme sütü dağıtılır.

(2)

Program doğrultusunda dağıtılacak sütün temini ve dağıtım takvimi Gıda, Tarım

ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından belirlenir.

(3)

Program süresince yapılacak okul sütü sevkiyatları Gıda, Tarım ve Hayvancılık

Bakanlığınca belirlenecek kriterlere uygun olarak yapılır.

(4)

Okul sütü sevkiyatları, il içinde il milli eğitim müdürlüklerinin organizasyonu

ve kontrolünde yüklenici tarafından yapılır.

…

Görev, sorumluluk ve organizasyon

MADDE 3 – (1) Bu Karar kapsamında; Programın

koordinasyonu ile okul sütünün tedariki ve illere dağıtımından Gıda, Tarım ve

Hayvancılık Bakanlığı; Okul Sütü Komisyonu tarafından kabul edilen sütün

muhafaza edilmesi ve/veya ettirilmesi, okullara ulaştırılması, dağıtılması ve

uygun şartlarda tüketimlerinin sağlanmasından Milli Eğitim Bakanlığı; Program

uygulama döneminde öğrencilerin gelişme oranlarının ve süt tüketimi

alışkanlıklarındaki değişikliklerin tespitine ilişkin çalışmalardan Sağlık

Bakanlığı sorumludur.

(2)

Aile hekimleri, öğretmenler ve/veya veliler tarafından süte karşı duyarlılığı

tespit edilen öğrenciler okul yönetimleri tarafından Program dışında tutulur.

(3)

Dağıtılacak UHT içme sütü Türk gıda mevzuatına uygun olur.

(4)

İllerde; vali yardımcısı başkanlığında il gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü,

il milli eğitim müdürlüğü, defterdarlık ve il sağlık müdürlüğü temsilcilerinden

oluşan ve Programın yürütülmesinden sorumlu Okul Sütü Komisyonu kurulur. Okul Sütü

Komisyonu, mal muayene ve kabul komisyonu olarak görev yapar.

…

Denetim ve cezai hükümler

MADDE 6 – (1) Programla ilgili ödemeler ve

diğer hususlarda denetimi sağlayacak tedbirleri, Programdaki sorumluluklarına

göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık

Bakanlığı alır.

(2)

Haksız ödemelerin yapılmasında ödemeyi sağlayan belge veya belgeleri düzenleyen

gerçek ve tüzel kişiler geri alınacak tutarların tahsilinde müştereken sorumlu

tutulur.

..."

27. Olay tarihinde yürürlükte olan 27/8/2003 tarihli ve 25212

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim

Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin (olay tarihinde yürürlükteki

Yönetmelik) öğretmenin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin 64. maddesi

şöyledir:

"İlköğretim okullarında dersler sınıf

veya branş öğretmenleri tarafından okutulur.

Öğretmenler, kendilerine verilen sınıfın veya

şubenin derslerini, programda belirtilen esaslara göre plânlamak, okutmak,

bunlarla ilgili uygulama ve deneyleri yapmak, ders dışında okulun

eğitim-öğretim ve yönetim işlerine etkin bir biçimde katılmak ve bu konularda

kanun, yönetmelik ve emirlerde belirtilen görevleri yerine getirmekle

yükümlüdürler.

İlköğretim okullarının 1-5 inci sınıflarında

sınıf öğretmenliği esastır. Sınıf öğretmenleri, okuttukları sınıfı bir üst

sınıfta da okuturlar. Ancak istekleri yönetimce uygun görülmesi hâlinde başka

bir sınıfı da okutabilirler. Herhangi bir sınıfta başarı gösteren öğretmenler,

isteklerinin yönetimce uygun görülmesi hâlinde aynı sınıfı okutmaya devam

edebilirler.

İlköğretim okullarının 4 üncü ve 5 inci

sınıflarında özel bilgi, beceri ve yetenek isteyen beden eğitimi, müzik,

resim-iş, din kültürü ve ahlak bilgisi, yabancı dil, iş eğitimi ve bilgisayar

dersleri, branş öğretmenleri tarafından okutulabilir. Hangi derslerin branş

öğretmenlerince okutulacağı Bakanlıkça belirlenir.

Ancak yeterli sayıda branş öğretmeninin

bulunmaması durumunda, beden eğitimi, müzik, resim-iş, din kültürü ve ahlak

bilgisi, yabancı dil, iş eğitimi ve bilgisayar dersleri, bu alanlarla

ilişkilendirilmiş ek branşı olan sınıf veya branş öğretmenlerince okutulabilir.

Derslerini branş öğretmeni okutan sınıf

öğretmeni, bu ders saatlerinde yönetimce verilen eğitim-öğretim görevlerini

yapar."

28. 26/7/2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları

Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) öğretmenin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin

43. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Okul öncesi ve ilköğretim kurumu

öğretmenleri, kendilerine verilen grup/sınıf/şubede eğitim ve öğretim

faaliyetlerini, eğitim ve öğretim programında belirtilen esaslara göre

planlamak ve uygulamak, ders dışında okuldaki eğitim ve öğretim işlerine etkin

bir biçimde katılmak ve bu konularda mevzuatta belirtilen görevleri yerine

getirmekle yükümlüdür.

...

(4)

İlkokullarda Yabancı Dil ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, alan

öğretmenlerince okutulduğunda sınıf öğretmenleri bu ders saatlerinde yönetimce

verilen eğitim ve öğretim görevlerini yapar.

...

(6)

Öğretmenlere, eğitim, öğretim ve yönetim görevlerinden başka bir görev

verilemez.

...

(8)

Okul öncesi eğitim kurumlarında sabah ve ikindi kahvaltısı esnasında çocuklarla

birlikte bulunur, grubundaki çocukların düzenli bir şekilde yemek yemelerini

sağlar."

B. Uluslararası Hukuk

29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Kölelik ve Zorla Çalıştırma Yasağı"

başlıklı 4. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“1. Hiç

kimse köle ya da kul durumunda tutulamaz.

2. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu

çalışmaya tabi tutulamaz.”

30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da

Sözleşme’nin 4. maddesinin yorumlanmasında ILO Sözleşmesi’nde yer alan tanıma

başvurulmaktadır (Sliadin/Fransa, B. No: 73316/01, 26/10/2005, §§

115, 116). AİHM içtihatlarında zorla veya

zorunlu bir çalışmanın tespitinde iki ayrı durumun varlığı

aranmaktadır. Bunlardan ilki, kişinin yaptığı çalışmanın yasal zorunluluk veya

yükümlülük gereği olması ya da kendi iradesi dışında çalışmaya zorlanması;

ikincisi ise bu çalışmanın kişiye sıkıntı verici, kişiyi usandırıcı ya da

bunaltıcı veya meşakkatli olmasıdır. AİHM, serbestçe yapılmış bir sözleşme

gereğince yapılması gereken işin taraflardan biri taahhüdünü yerine

getirmediğinde kişinin yaptırımla karşılaşması nedeniyle zorla çalıştırma

sayılamayacağını belirtmektedir (Van Der Mussele/Belçika, B. No: 8919/80, 23/11/1983, §§

32-34).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Sendika Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu; sendikal faaliyetleri dolayısıyla disiplin

cezasıyla cezalandırılması nedeniyle angarya yasağı, sendika hakkı ile toplantı

ve gösteri düzenleme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

33. Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın eylemine katılması

nedeniyle kendisine disiplin cezası verilmesinin AİHM ve Anayasa Mahkemesi

kararlarına aykırı olduğunu ve sendika hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın veri girişi

yapılmaması yönündeki kararı üzerine istenen bilgileri e-okul sistemine

girmemesi nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmıştır. Bu nedenle

başvurucunun iddialarının bir bütün olarak sendika hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

35. Anayasa’nın “Sendika

kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Çalışanlar ve

işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve

menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve

üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme

haklarına sahiptir.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla

sınırlanabilir.

..."

36. Somut olayda başvurucunun üyesi olduğu EĞİTİM-SEN,

öğretmenlere yeni angaryalar yüklediği gerekçesiyle öğrencilere okul sütü

dağıtılmasına ilişkin ilgili düzenlemelere göre "Okul Sütü Programı" kapsamında

okullara gönderilen "Süt İçilmesi

Halinde Oluşan Şikayet Formu" başlıklı anketlerin

doldurulmaması yönünde karar almış ve bu kararı şubelerine duyurmuştur (bkz. §§

13, 14).

37. Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın yapmama şeklindeki eylem kararı

çerçevesinde Millî Eğitim Bakanlığının 14/12/2012 tarihli Genelgesi'nde

belirtilen ve anılan Genelge ekinde yer alan "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"nu 2012-2013 eğitim öğretim

yılı birinci döneminin son iki haftası içinde e-okul sistemine yüklememiştir

(bkz. §§ 12,15).

38. Somut olayda başvurucunun sendika hakkına bir müdahale

olduğundan söz edilebilmesi ya da bu yönde inceleme yapılıp yapılmayacağının

değerlendirilebilmesi için en azından sendikanın aldığı kararda yer alan

hususlardaki bir eyleminin disiplin cezası verilmesine neden olmuş olması

gerekmektedir. Sendikanın kararı ve eki incelendiğinde süt içen çocuklarda

oluşabilecek sorunların tam olarak sebebinin anlaşılabilmesi için hazırlanan "Süt İçilmesi Halinde Oluşan Şikayet Formu"

başlığındaki anketlerin doldurulmaması yönünde karar alındığı görülmektedir.

Oysa başvurucunun disiplin cezasına esas teşkil eden eylemi hangi öğrencilerin

okul sütü içeceğinin tespiti için hazırlanan, süt dağıtımının yapılacağı

2012-2013 eğitim öğretim yılı ikinci dönemi başlamadan evvel e-okul sistemine

girilmesi istenen ve velilerden tarafından öğretmene verilmesi gereken "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"nu belirtilen sürede

sisteme yüklememesidir.

39. Bu durumda somut olayda başvurucunun eyleminin dayandığı bir

sendika kararı söz konusu olmadığından ve süt dağıtımından önceki bir aşamaya

ilişkin bir sendika kararının da başvurucu tarafından sunulmadığı

anlaşıldığından başvurucunun sendika hakkına yönelik bir müdahale bulunmadığı

ve dolayısıyla somut olayda bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna

varılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle sendika hakkına yönelik bir

müdahalede bulunulmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Zorla Çalıştırma Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

41. Başvurucu, veri girme işinin teknik hizmetler sınıfına ait

bir iş olması nedeniyle kendisinden veri girişi yapmasının beklenmesinin 657

sayılı Kanun'un 45. maddesine aykırı olduğunu belirterek kendisine veri girişi

yapmadığı için disiplin cezası verilmesinin Anayasa'nın 18. maddesinde yer alan

zorla çalıştırma yasağına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, okulda

idari işlerle ilgili istihdam edilen personel bulunmasına rağmen veri girişinin

kendisinin yapmasının beklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirtmiştir.

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

43. Anayasa’nın "Zorla

Çalıştırma Yasağı" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.”

44. Anayasa’nın 18. maddesinin birinci fıkrasında hiç kimsenin

zorla çalıştırılamayacağı belirtilmiş, angarya yasaklanmıştır. Zorla

çalıştırmaya ilişkin ne Anayasa'da ne de gerekçesinde bir tanım bulunmaktadır.

Ancak zorla çalıştırma kavramının

sözel anlamından yola çıkıldığında çalıştırılmanın zora (cebre) dayalı olması

gerektiği anlaşılmaktadır. Zor, eylemin iradiliğini

ortadan kaldıran dışsal bir unsur olup daha üstün bir iradenin buyurmasının

varlığına işaret eder. Zor kullanımından söz edilebilmesi için buyuran iradenin

buyurulan iradeyi edilgenleştirmesi gerekir.

Dolayısıyla zora dayalı çalıştırma, bir kimsenin serbest iradesi bulunmadan

çalıştırılmasıdır. Öte yandan zor (cebir) kavramı, yaptırım tehdidinin

varlığını şart kılar. Esasında bir buyurmanın zorakilik

vasfını kazanması, yaptırım tehdidi ile desteklenmiş olması sayesindedir.

Yaptırım tehdidi içermeyen buyurmalar, zora dayalı olma vasfını taşımaz. Bu

durumda yaptırım tehdidini içermeyen buyurmaya dayalı çalıştırmanın

zoraki/cebri olduğunun kabulü imkânsızdır. Sonuç olarak zorla çalıştırmanın kişinin iradesi dışında ve yaptırım tehdidi altında

çalıştırılması biçiminde tanımlanması mümkündür (Yasemin Balcı, B. No: 2014/8881,

25/7/2017, § 63).

45. Nitekim 29 No.lu Sözleşme’nin 2. maddesinde zorla çalıştırma

“Herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında

ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetler”

biçiminde tanımlanmıştır. Bu Sözleşme'ye göre de

zorla çalıştırmadan söz edilebilmesi için kişinin ceza tehdidi altında ve

rızası bulunmaksızın çalıştırılması gerekmektedir (Yasemin Balcı, § 64).

46. Hizmetin yerine getirilmesinin bunu zorunlu kılan bir

hukuksal yükümlülüğün varlığına dayanması tek başına söz konusu hizmetin zorla

çalıştırma veya angarya olduğu sonucuna ulaşılabilmesi bakımından yeterli

değildir. Bu noktada hizmet yükümlüsünün rızasının varlığı büyük önem

kazanmaktadır. İlgilinin kendi rızasıyla kabullendiği bir hizmetin yerine

getirilmesi hususunda yasal zorunluluk bulunması bu hizmeti zorla çalıştırma

veya angarya hâline getirmez. Zira bu hâlde kanunda öngörülen çalışma

zorunluluğu, ilgilinin serbest iradesiyle bir sözleşme akdetmiş olması veya bir

statüye girmiş bulunmasının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Yasemin Balcı, § 65).

47. Bu bakımdan olağan görev kapsamında tanımlanan veya açıkça

tanımlanmasa bile öngörülebilen işlerde rızanın bulunduğu varsayılabilir. Bu

bağlamda gerek statü hukukuna gerekse akdi hukuka tabi olarak çalışan kişilere

öngörülemeyen ve öngörülmesi de mümkün olmayan bir iş veya görev yüklenmedikçe

rızanın bulunmadığı öne sürülemez (Yasemin

Balcı, § 65).

48. Başvuru konusu olayda başvurucu 657 sayılı Kanun'a tabi

devlet memuru statüsünde olup sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır.

Başvurucu "Okul Sütü Programı"

kapsamında velilerden alınacak ve çocuklarının süt içip içmemesi konusunda

izinlerini içeren "Okul Sütü Dağıtım

İzin Formu"nu

Millî Eğitim Bakanlığının ilgili Genelgesi'nde (bkz. § 11) belirtilen sürede

e-okul sistemine girmemiş ve kendisine kınama cezası verilmiştir.

49. "Okul Sütü Programı"na

ilişkin Bakanlar Kurulu kararında o dönemki Gıda, Tarım ve Hayvancılık

Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa hazırlanan

ve 2012-2013 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde yürütülecek olan "Okul Sütü Programı" kapsamında

öğrencilere süt içme alışkanlığını kazandırmak ve dengeli beslenme suretiyle

öğrencilerin gelişme oranlarını artırmak amacıyla süt dağıtılmasına ilişkin

esaslar belirlenmiştir. Bu esasların

"Görev, Sorumluluk ve Organizasyon" başlıklı 3. maddesinde

(bkz. § 26) sütün muhafaza edilmesi ve/veya ettirilmesi, okullara

ulaştırılması, dağıtılması ve uygun şartlarda tüketimlerinin sağlanmasından

Millî Eğitim Bakanlığının; program uygulama döneminde öğrencilerin gelişme

oranlarının ve süt tüketimi alışkanlıklarındaki değişikliklerin tespitine

ilişkin çalışmalardan da Sağlık Bakanlığının sorumlu olduğunu belirtilmiştir.

Aynı maddede bu sorumluluğa paralel olarak aile hekimleri, öğretmenler ve/veya

veliler tarafından süte karşı duyarlılığı tespit edilen öğrencilerin okul

yönetimleri tarafından program dışında tutulacağı ifade edilmiştir.

50. Öğretmenlerin öğrencilerin duyarlılık durumlarının

tespitindeki görevi çerçevesinde öğrenci velilerinin izinlerini tespit

etmesinin de yer aldığında şüphe bulunmamaktadır. Zira veli izni bu tür

durumların tespiti için en güvenilir unsurdur. Sınıf öğretmeni eğitim-öğretim

faaliyetleri kapsamında sorumlu oldukları öğrencilerle ve velileriyle yakın

ilişki içinde olan ilk kişidir. Bu nedenle öğrencilerin sağlığını da

ilgilendiren süt dağıtımında ilgili yönetmelikler (bkz. §§ 27, 28) ve Bakanlar

Kurulu kararıyla verilen görevlerin sınıf öğretmenlerinin eğitim-öğretim

hizmetlerinin iyi şekilde yürütümüyle doğrudan ilgili olduğu açıktır.

Dolayısıyla başvurucunun disiplin cezasına esas olan ve velilerin çocuklarının

süt içmesine ilişkin rızalarına ya da çocuklarının süt içmemelerine ilişkin

formların onlarla en yakın iletişimde olan sınıf öğretmeni tarafından tespit

edilerek sisteme girilmesinin -bu konudaki düzenlemeler ve sınıf

öğretmenlerinin yaptıkları işin kendine özgü niteliği dikkate alındığında-

sınıf öğretmenlerine verilebilecek görevlerden olmadığı söylenemez.

51. Sonuç olarak başvurucunun şikâyet konusu hizmetin sınıf öğretmeni olarak memur

statüsünde aylık karşılığı yürüttüğü görevinin bir parçası olduğu

anlaşılmaktadır. Öte yandan memuriyet görevinin bir parçası olarak yürütülen veri girme işinin başvurucu açısından

öngörülemez olmadığı ve başvurucuya aşırı bir külfet yüklemediği de açıktır. Bu

durumda statü hukukuna bağlı yürütülen söz konusu hizmetin rıza dışı olduğu ve

dolayısıyla zorla çalıştırma teşkil ettiği söylenemeyecektir.

52. Açıklanan gerekçelerle zorla çalıştırma yasağının ihlal

edilmediği açık olduğundan başvurunun bu şikâyet hususunda diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Zorla çalıştırma yasağına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 17/4/2019

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Yücel ARSLAN Başvurucu : Sedat DURMUŞ Vekili : Av. Barış ÇİLİNGİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/14954, 17 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Sendika Hakkının İhlal
  11. B. Zorla Çalıştırma Yasağının İhlal Edildiğine
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 17/4/2019
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/14954
Tarih
17 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Ufuk Yeşil Başvurusu (B. No: 2016/21926)
  • Adem Özdemir ve Melahat Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/10660)
  • Mehmet Sefa Sirmen Başvurusu (B. No: 2016/12029)
  • Ceyda Sungur Başvurusu (B. No: 2015/14363)
  • Aycan Aral ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14880)
  • Mustafa Demirhan Başvurusu (B. No: 2015/7803)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.