İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Sefa Sirmen Başvurusu (B. No: 2016/12029)

1. Başvuru, aynı suçtan iki defa yargılama yapılıp ceza

Başvuru No2016/12029Tarih17 Nisan 2019Okuma21 dk · 4.292 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Sefa Sirmen Başvurusu

Karar tarihi
17 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/12029
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.292 kelime·21 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, aynı suçtan iki defa yargılama yapılıp ceza

verilmesi nedeniyle aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama

hakkının; karar sonucunu etkileyebilecek esaslı iddiaların gerekçede

tartışılmaması, isnadın sebebinin ve niteliğinin değiştiğinin bildirilmemesi ve

makul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. 1949 doğumlu olan başvurucu, 1989 yılında Kocaeli belediye

başkanlığı görevine seçilmiş; bu görevini Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kocaeli

milletvekili seçildiği 3/11/2002 tarihine kadar sürdürmüştür.

9. Başvurucunun belediye başkanlığı döneminde doğal gaz dağıtımı

ile ilgili hizmet vermek üzere Belediye Meclisi kararıyla 15/10/1992 tarihinde

İzmit Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (İZGAZ) kurulmuştur.

Başvurucu, İZGAZ Yönetim Kurulu kurucu üyesi olarak görev yapmıştır.

10. Başvurucunun Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığı

dönemde doğal gaz dağıtım ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı ve bu usulsüzlük

nedeniyle İZGAZ'ın zarara uğratıldığı iddiasıyla bir

kısım belediye çalışanı hakkında soruşturma başlatılmıştır.

11. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Kocaeli Cumhuriyet

Başsavcılığının (Başsavcılık) 8/10/1999 tarihli iddianamesi ile başvurucunun da

aralarında yer aldığı İZGAZ yetkilileri hakkında hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası

açılmıştır.

12. İddianamenin başvurucunun eylemleri ile ilgili kısmı

şöyledir:

"İzmit Doğalgaz Dağıtım projesi ihalesi

işlemleri ile ilgili olarak bu projenin gerçekleştirilmesi için dört firmadan

16.6.1993 tarihinde teklif istenildiği, ancak henüz teklifler gönderilmeden

tekliflerin cevabı alınmadan önce 10.6.1993 tarihinde değerlendirme tutanağı

düzenlenmesi ve buna ilişkin yönetim kurulu kararı alınması suretiyle işin [S.S.] Konsorsiyuma verilmesinin uygun görüldüğü ve

25.6.1993 tarihinde anılan konsorsiyum ile ön anlaşma ve niyet mektubunun

imzalandığı [İ.G.nin], 14.7.1993 [B.G.nin] 30.7.1993 tarihli cevabi yazılarının dikkate

alınmadığı (...) dolayısıyla işin pahalıya verildiğinin belirlendiği, yapılan

incelemeler sırasında fiktif ve haksız ödemelerle yapıldığı dikkate alındığında

izmit doğalgaz dağıtım projesi işinin pahalıya

verilmek suretiyle İZGAZ A.Ş.nin zararına yol

açıldığı (...) Başbakanlık teftiş kurulu 11 klasörden ibaret geniş inceleme

raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından..."

13. Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin E.1999/669 sıra sayılı

dosyası üzerinden görülmeye başlanan dava henüz sonuçlanmadan Başsavcılık

tarafından bu defa 30/4/2001 tarihli ek bir iddianame düzenlenmiştir. Bu

iddianamede 8/10/1999 tarihli iddianamede adı geçen yüklenici firmadan Hazine

Müsteşarlığının (Hazine) bilgisi dışında borç alındığı ve usulsüz olarak

alınmış bu borcun proje çerçevesinde yüklenici firma tarafından yapılması

gereken fakat yapılmamış işlerden mahsup edilmesi suretiyle usulsüz bir şekilde

geri ödendiği, İZGAZ adına garantör sıfatıyla kredi geri ödemelerini yapmak

zorunda kalan Hazinenin zarara uğratıldığı iddia edilmiştir. Hazinenin zarara

uğraması sonucunu doğuran eylemleri nedeniyle sanıkların cezalandırılmaları

talep edilmiştir.

14. Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 20/5/2002

tarihli kararıyla 8/10/1999 tarihli ilk iddianamede yer verilen olaylarla

ilgili suçlar hakkında yargılama aşamasında yürürlüğe giren 21/12/2000 tarihli

ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla

Salıverilme, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin (4)

numaralı fıkrası uyarınca kamu davasının kesin hükme bağlanmasının

ertelenmesine, ek iddianamede belirtilen olaylarla ilgili olarak sanıkların

hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçları yönünden

ise yargılamanın devamına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları

şöyledir:

"Sanıklar Mehmet Sefa SİRMEN ve diğer 13

kişi hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 8.10.1999 tarihli iddianamesi

ile açılan Hizmet Sebebi ile Emniyeti Suistimal suçu

ile ilgili olarak muhtelif tarihler dikkate alınarak TCK'nun

510, 80 ve 522 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları ile ilgili olarak

yargılama aşamasında anılan iddianameye bağlı olarak dava dosyasının yargılama

aşamasında 22.12.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4616 s.y.dan

sonra ek iddianame ile de 30.04.2001 tarihli yine aynı sanıklar hakkında açılan

her ne kadar ek iddianame tarihinde 1994-1999 tarihi olarak belirtilmiş ise de,

iddianamede anlatılan olayların Başbakanlık soruşturma raporunda belirtilen 23

Nisan 1999 dan sonra da etraflı olarak dosyadaki belgeler ile 2000 Ağustosuna

kadar devam eden İzgaz A.Ş. nin

fatura ve incelemelerinde hizmet sebebi ile emniyeti suistimal

olduğu görülmekle,

TCK nun 80 maddesi

müteselsil suç niteliğinde olup müteselsil suçlar suç tarihinin öncelikle en

son teselsül eden tarihte suç tarihi itibariyle baz alınacağı ancak;

Ana iddianamede belirtilen 08.10.1999 tarihi

itibariyle iddianame ile dava açılmış olmakla birlikte davanın açılması, bu

tarihteki iddianame ile müteselsilliğin kesildiği

sanık vekillerinin ibraz etmiş oldukları savunmalarında belirtildiği şekilde

hak ediş raporunda en son ödemenin 08.10.1998 olduğu görülmekle ana

iddianamedeki olaylarla ilgili olarak yukarıda belirtildiği gibi 22.12.2000

tarihinde yürürlüğe girmesi nedeni ile o tarihten itibaren 4616 s.y.nın hükümlerinin uygulanması gerektiği ek iddianamenin

ise bu yasanın yürürlüğe girmesinden 4 ay gibi yani 30.04.2001 tarihinde

açılmış olması ile bu kazanılmış olan 4616 s.y. ile

ilgili olarak erteleme kararı verilmesi gerektiği halde zuhulen

davaya devam edilmiş olması da

dikkate alınarak ve müteselsilliğin kesildiğinden ana

iddianamedeki dava dosyasındaki olaylarla ilgili olarak açılan yargılamadaki

tüm sanıklar hakkında .... davanın KESİN HÜKME BAĞLANMASININ

ERTELENMESİNE,

(...)

Ek iddianame ile belirtilen ve Başbakanlık

soruşturma raporunda etraflı olarak ve iddianamede anlatılan olaylarla ilgili

sanıklar hakkındaki hizmet nedeni ile emniyeti suistimal

suçları hakkında yargılamanın DEVAMINA,

(...)"

15. Müdahil Hazine Müsteşarlığının itirazı Kocaeli 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/5/2002 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

16.Bunun üzerine başvurucunun da aralarında yer aldığı ek

iddianamedeki sanıklar hakkında 4616 sayılı Kanun uyarınca suç tarihi

itibarıyla 23/4/1999 tarihinden sonraya tekabül eden eylemler yönünden tefrik

edilen dosya Mahkemenin E.2002/424 sıra sayısına kaydedilerek yargılamaya devam

edilmiştir.

17. Yargılama devam etmekte iken 3/11/2002 tarihinde

gerçekleştirilen Milletvekili Genel Seçimi'nde

başvurucunun Kocaeli milletvekili seçilmesi üzerine başvurucu yönünden davanın

durmasına ve dava dosyasının tefrik edilmesine karar verilmiştir.

18. Mahkeme 12/12/2005 tarihli (E.2002/424) kararıyla başvurucu

hakkında milletvekili seçilmiş olması nedeniyle karar verilmesine yer

olmadığına karar vermiştir. Diğer sanıklar yönünden ise dava esastan

incelenerek sonuçlandırılmıştır. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu nedenle mahkememiz sanıklar [H.E.], [V.A.Y], [K.V.],

[A.K.Y.], (...) ve

[S.K.], hakkında 20.05.2002 tarih 1999/669

Esas 2002/346 sayılı kararı ile 4616 S.Y.nın 1/4

maddesi uyarınca kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar

verildiğinden, sanıklar hakkındaki ek iddianamede belirtilen bu suçlar ile

ilgili olarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek

gerekmiştir.

Ancak ek iddianamede ana iddianamede olmayan

yeni dava açılan sanıklar [H.İ.A.] ve [İ.T.nin] yukarıda belirttiğimiz gibi 2. ve 3. bilirkişi

raporlarına göre İZGAZ YÖNETİM kurulunda iken gerçek dışı hak ediş raporları

ile 128.201.434 FF nin haksız yere ödenmesine

sebebiyet vermeleri ve bu şekilde hizmet nedeni ile emniyeti suiistimal suçunu

işledikleri sübuta ermiş ise de; sanıkların suçları 4616 S.Y. İçinde

kaldığından 4616 S.Y. nın 4. maddesi uyarınca kesin

hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermek gerekmiştir.

Mahkememiz ayrıca yargılama aşamasında

milletvekili seçilen Mehmet Sefa Sirmen hakkındaki dosyası tefrik edildiğinden

dolayı karar verilmesine yer olmadığına kanaat getirmiştir."

19. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20/2/2008

tarihli kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararının

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İzmit Büyükşehir

Belediyesi kuruluşu ve sermayesinin %99.86'sı belediye ve belediyeye bağlı

kuruluşuna ait olan İZGAŞ (İzmit Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş.) ın yönetim kurulu başkan, ortak ve üyesi olan sanıkların

sıfatlarına ve suçun belediyenin parasına karşı işlendiğinin iddia olunması

karşısında eylemin sübutu halinde zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağına

ilişkin delilleri takdir etmek ve davaya bakmak görevinin üst dereceli Ağır

Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken

yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, ...

bozmayı gerektirmiş ..."

20. Bozma kararına uyularak devam edilen yargılamada Mahkemece

2/4/2008 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir.

21. Diğer taraftan başvurucunun milletvekilliği görevinin sona

ermesi nedeniyle başvurucu yönünden daha önce tefrik edilen dava dosyası asıl

dava dosyasında birleştirilmiştir.

22. Görevsizlik kararıyla dosyanın gönderildiği Kocaeli 1. Ağır

Ceza Mahkemesince E.2008/125 sıra sayılı dosya üzerinden devam edilen yargılama

sonucunda 17/2/2011 tarihli kararla başvurucunun zimmet suçundan beraat

etmesine hükmedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

" (...) sanıkların bozma ilamı doğrultusunda zimmet suçundan dolayı

yargılandıkları, alınan 3 kişilik bilirkişi raporu ve dosyada bulunan ve hükme

esas alınan delillerin kapsamına göre, sanıkların şartname ve sözleşmelere

aykırı olarak hakedişlerle ilgili müteahitlere

usulsüz olarak fazla ödeme yapmak şeklindeki eylemlerinde zimmet suçunun yasal

unsurlarının oluşmadığı, zira tüm sanıkların kendilerine devredilmiş olan veya

koruma ve gözetmekle yükümlü oldukları mal veya parayı kendilerinin veya

başkalarının yararına mal edindiklerine dair, varsayıma dayanan soyut iddia

dışında zimmet suçundan dolayı mahkumiyetlerine yeter, somut delil elde

olunamadığı, eylemin oluşan haliyle, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal, görevin kötüye kullanılması veya suistimali suçunu oluşturabileceği söz konusuysa da, bu

suçlar için yasada öngörülen zamanaşımı süresinin suç tarihinden bu güne kadar

tamamlanmış olduğu, dolayısıyla sanıkların zamanaşımı nedeniyle anılan

suçlardan haklarında mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, bozmaya konu edilen

zimmet suçunun unsurlarının ise sanıkların eyleminde oluşmadığı

belirlendiğinden, sanık [H.E.],

hakkındaki kamu davasının, sanığın milletvekili olması nedeniyle durmasına,

diğer sanıkların ise atılı suçtan beraatlerine karar

vermek gerekmiş ve bu yönde aşağıdaki yazılı şekilde hüküm kurulmuştur."

23. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21/4/2014

tarihli kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kararda 1982

Anayasası'nın 83. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre seçimden önce veya

sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet

Meclisi (TBMM) kararı olmadıkça yargılanamayacağının hükme bağlandığı,

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 67. maddesinin (1)

numaralı fıkrasına (1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun

107. maddesi) göre de milletvekilliği sona erinceye kadar zamanaşımının

duracağı, 3/11/2002 ile 22/7/2007 tarihleri arasında milletvekili olan

başvurucu açısından dava zamanaşımının gerçekleşmediği, bu husus gözetilmeden

verilen kararın hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.

24. Bozma kararına uyularak devam edilen yargılamanın 17/2/2015

tarihli celsesinde başvurucunun eylemlerinin zincirleme zimmet suçunu oluşturduğu

yönünde verilen esas hakkındaki mütalaaya karşı başvurucu müdafii

savunma yapmıştır. Söz konusu savunmada dava konusu eylemlerin zimmet suçunu

oluşturacak nitelikte eylemler olmadığı belirtilmiştir.

25. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/2/2015 tarihli kararı

ile başvurucunun zimmet suçundan 6 yıl 3 ay süreyle hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"İzmit doğalgaz dağıtım projesi

kapsamında [S.S.]

konsorsiyumu ile İZGAZ A.Ş arasında 30/06/1994 tarihinde imzalanan sözleşme

sırasında sanık Mehmet Sefa SİRMEN'in İzmit

Büyükşehir Belediye ve İZGAZ A.Ş yönetim kurulu başkanı, sanık [H.E.

nin], ise

27/03/1994 tarihinden itibaren Saraybahçe Belediye

Başkanı, Büyükşehir Belediye Meclis üyesi ve aynı zamanda İZGAZ A.Ş'nin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, öte

yandan doğalgaz kullanımı hakkındaki kanun hükmünde kararnamenin 2.maddesi ile

ilgili BOTAŞ veya doğalgaz dağıtımıyla ilgili doğalgaz tesislerinin kurulması

ve satışının yapılmasına yönelik olarak bakanlar kurulunca izin verilmesi

üzerine İzmit Belediye Meclisi ve riyaset makamınca doğalgaz dağıtımını planlı

programlı ve etkin biçimde sağlamak ve işletmek, doğalgaz satın almak ve satmak

amacıyla İZGAZ'ın kurulduğu ve kuruluşun tasdik

edilerek İzmit Ticaret Siciline kaydının yapıldığı,projeyle

ilgili işlemlerin gerçekleştirilmesi için 4 firmadan teklif alındığı, işin [S.S.]

konsorsiyumuna verilmesinin uygun görüldüğü,

[B.G.nin]

cevap yazıları ve hazine garantili teklifinin dikkate alınmadan, [V.] AŞ.nin katılımıyla

30/06/1994 tarihinde [S.S.]

konsorsiyumu ile İZGAZ AŞ arasında sözleşme yapıldığı, bu sözleşmenin

imzalanmasıyla birlikte sözleşmeye rağmen işin yapılması esnasında gerçeğe

uygun olmayan hakediş raporlarıyla şirketlere ödeme

yapıldığı ve bu şekilde; alınan bilirkişi ve Başbakanlık Teftiş Kurulu

Başkanlığının soruşturma raporlarına göre İZGAZ'ın

dolayısıyla İzmit Büyükşehir Belediyesinin 128.201.434,30 FF.nın

zarara uğratıldığının iddia edildiği (...)

30/06/1994 tarihinde [S.S.] - [V.]

konsorsiyumu ile İZGAZ A.Ş arasında imzalanan sözleşme gereğince İzmit doğalgaz

dağıtım şebekesi projesi kapsamında yüklenici firmaya haksız ödeme yapılmasını

sağladıkları, bu cümleden olarak çelik vanaların teknik spesifıkasyonları

oluşturulmadan temin edilmesi, 12 adet çelik borunun döşendikten sonra

imalatına ait test raporlarının düzenlenmesi, aynı kanala çift boru

yerleştirilmesi sebebiyle maliyet düştüğü halde fiyatlara yansıtılmaması,

dahili tesisat malzeme fiyatlarının yüksek olması, hakedişler

ile eklerindeki şantiye kayıtlarının farklı olması, yüklenici firma ile kontrol

eden firmanın aynı olması, mobilizasyon kaleminin

hangi işleri kapsadığı ve hangi işlere karşılık verileceğinin belirtilmemesi,

asfalt işi belediyeye ait olduğu halde firmaya bu kalemde ödeme yapılması, bazı

kalemlerde nakliye başlığında mükerrer ödemeler yapılması, malzeme gelmeden ve

kontrolü yapılmadan 8 ay önce parasının ödenmesi, malzeme temini ve işçilikte

aynı işler iki kez tarifelendirildiğinden mükerrer

fiyat belirlenmesi, vana odalarına ilişkin gerekli belgeler sağlanmadan ödeme

yapılması, müteahhit kârının %25 olması gerekirken sonradan oluşturulan bazı iş

kalemleriyle %45'e çıkarılması, işletim hakkının Danıştay incelemesinden

geçirilmeden ve bedel alınmadan [D.]

A.Ş'ye devredilmesi suretiyle şirketin gelir kaybına

neden olunması, Hazine Müsteşarlığının bilgisi dışında borçlanılması, alınan

kredinin yüklenici firma tarafından yapılması gereken fakat yapılmayan işlerden

düşülerek geri ödenmesi, vadesinde ödenmediği için faiz ödenmesine sebep

olunması, şartname ve sözleşmelere aykırı olarak düzenlenen hakedişler

ile fıktif ve haksız ödemeler yapılması, ayrıca garantör

sıfatıyla kredi geri ödemelerini yapmak zorunda kalan hazinenin zarara

uğratılması şeklinde yüklenici firmaya fazladan ödeme yapılarak Kocaeli

Büyükşehir Belediyesinin dolayısıyla Hazinenin zarara uğratıldığı, zararın

oluştuğu dönemde belediye başkanı ve anılan şirketin yönetim kurulu başkanı

olan sanık Mehmet Sefa Sirmen'in, 5393 sayılı Belediye Kanunun Belediye

Başkanının Görev ve Yetkileri Başlıklı 38. maddesinin a fıkrasındaki 'Belediye

teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek,

belediyenin hak ve menfaatlerini korumak', 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi

Kanunun Büyükşehir Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri Başlıklı 18.

maddesinin de a fıkrasındaki 'Belediye teşkilatının en üst amiri olarak

belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, beldenin ve belediyenin hak ve

menfaatlerini koruması' gerektiğine dair düzenlemeler ile kurumun paraları

üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek aynı şekilde

sorumlu olan belediye meclis üyesi ve yönetimi kurulu üyesi olan sanık [H.E.

nin], yasadan

kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek koruma ve gözetim yükümlülüğü

olan paranın [S.S.] - [V.] şirketi tarafından haksız olarak mal edilmesine

sebebiyet verdikleri, sanıkların bu şekilde belirlenen eylemlerinin gerek 765 Sayılı TCK. gerekse

5237 Sayılı TCK'da zimmet suçunu oluşturduğu anlaşıldığından

cezalandırılmalarına hükmolunmuştur.

Sanıklar aşamalardaki savunmalarında; atılı

suçları işlemediklerini bilakis hava kirliliğinin had safhada olduğu Kocaeli

ilinde doğalgaz projesini hayata geçirerek hava kirliliğinin önüne

geçtiklerini, 105 Milyon Dolara mal edilen projenin İZGAZ'ın

özelleştirilmesiyle 549 Milyon Dolara satıldığını, ayrıca sanık [H.E.] İZGAZ A,Ş de 2002-2004 yılları arasında görev alıp,

görevi süresince herhangi bir usulsüzlük yapmadığını, sanık müdafileri ise

sanıkların eyleminin 4616 Sayılı Yasa kapsamında kalmakta olup, Kocaeli

2.Asliye Ceza Mahkemesince sanıklar hakkındaki davanın kesinhükme

bağlanmasının ertelenmesine dair verilen kararın kesinleştiğini ve bu nedenle yargılama şartlarının

oluşmadığını iddia etmişlerse de; aldırılan bilirkişi ve Başbakanlık Teftiş

Kurulu Başkanlığının soruşturma raporlarına ve Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı

Hazine Kontrolörleri Kurulunun suç duyurusuna göre sanıkların koruma ve gözetim

yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sözleşmenin tarafı şirkete 128.201.434.30

FF ödeme yapılmasına sebebiyet verdikleri, dolayısıyla eylemlerinde zimmet

suçunun tüm yasal unsurlarının oluştuğu, öte yandan zimmet suçunun 4616 Sayılı

Yasa kapsamında kalmaması, suçun zincirleme olarak işlenmesi, temadi eden faiz

ödemeleri nazara alındığındazimmet suçu yönünden

sanıklar hakkında verilmiş kesin hüküm bulunmadığı, bu itibarlasanıksavunmalarının

ve müdafi iddialarınınsuçtan kurtulmaya matuf olup,

samimi ve inandırıcı olmadığı kanaatine varıldığından sanık savunmalarına

itibar edilmemiştir."

26. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 25/5/2016 tarihli kararıyla

hüküm onanmıştır.

27. Başvurucu 29/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Aynı Suçtan İki Kez

Yargılanmama ve Cezalandırılmama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu 8/10/1999 tarihli iddianamede yer verilen

eylemlerden dolayı Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin E.1999/669 sıra sayılı

dosyası üzerinden yargılama yapılarak kesin hüküm verildiği hâlde aynı

eylemlerin bu defa 30/4/2001 tarihli ek iddianameye konu edilmesi suretiyle

ikinci kez yargılama yapıldığını, kesin hükümle sona ermiş bir davadan sonra

aynı konuda tekrar yargılama yapılarak hüküm verilmesi nedeniyle aynı suçtan

iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde, başvuru konusu yargılama sürecine

ilişkin mahkeme kararlarının gerekçelerine atıf yapılarak Kocaeli 2. Asliye

Ceza Mahkemesinin E.1999/669 sıra sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamada

suça konu eylemlerin 23/4/1999 tarihinden önceki dönemi kapsadığı, bu tarihten

sonraki döneme ilişkin eylemlerin ise aynı Mahkemenin E.2002/424 sıra sayılı

dava dosyasında yargılama konusu yapıldığı belirtilmiştir. Bakanlık, kesin

hükümle sona ermiş bir davadan sonra aynı konuda tekrar yargılama yapıldığına

dair iddianın değerlendirilmesi konusundaki takdirin Anayasa Mahkemesine ait

olduğunu ifade etmiştir.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği cevapta önceki

iddialarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

32. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için

kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence

altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)

ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek

protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalanhak ihlali iddiasını içeren

başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

33. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı, Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinde yer alsa

da söz konusu Protokol'ün uygun bulunmasına dair 6684 sayılı Kanun'un TBMM

tarafından 10/3/2016 tarihinde kabul edildiği ve 25/3/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandığı, 28/3/2016 tarihinde de Bakanlar

Kurulunca onaylanan Protokol'ün Türkiye açısından 1/8/2016 tarihinde yürürlüğe

girdiği gözönünde bulundurulduğunda başvuruya konu

karar 25/5/2016 tarihinde kesinleşmiş olup başvuruya konu ihlal iddiası tarihi

itibarıyla anılan Protokol Türkiye açısından yürürlükte olmadığından

başvurucunun hak iddiasının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının

dışında kaldığı anlaşılmaktadır (İffet İnci

Gültekin, B. No: 2013/9585, 9/3/2016, § 42).

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu, mahkûmiyet kararında suç teşkil eden eylemlerin

hangi tarihte işlendikleri ve bu eylemler nedeniyle ortaya çıkan zararın ne

kadar olduğu hususlarında ayrıntılı bir gerekçe gösterilmediğini belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Bakanlık, başvurunun bu kısmı ile ilgili görüş bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "ile adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar

hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

38. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

39. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir

(Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2995,

20/2/2014, § 51) Kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması

bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

40. Başvurucu, suç tarihi ve zararın miktarı hususlarında

yeterli ve ilgili bir gerekçeye yer verilmediğini ileri sürmüştür.

41. Mahkeme; dava dosyasında yer alan bilirkişi raporları,

Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı soruşturma raporu, Hazine Kontrolörleri

Kurulunca düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamını dikkate almak suretiyle

başvurucunun İZGAZ Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde İzmit

Doğal Gaz Dağıtım Şebekesi Projesi kapsamında dağıtım işini yüklenen firma ile

İZGAZ arasında 30/6/1994 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince adı geçen

firmaya haksız ödeme yapılmasına ve İZGAZ’ın zarara

uğratılmasına sebep olduğu, Belediyenin paralarını koruma ve gözetim

yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle zimmet suçundan mahkûmiyetine

karar vermiştir (bkz. § 24) Kararda; zimmet suçunun 4616 sayılı Kanun

kapsamında kalmaması ve suçun zincirleme olarak işlenmesi hususları ile temadi

eden faiz ödemeleri dikkate alınarak başvurucu hakkında daha önce verilmiş

herhangi bir kesin hüküm bulunmadığı da belirtilmiştir.

42. Somut olayda yapılan değerlendirme sonunda tarafların

başvurunun sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak

verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

45. Bakanlık, başvurunun bu kısmı ile ilgili görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

46. Ferat Yüksel(B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği yahut hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-35).

47. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı, tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34) Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

48. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. İsnadı (Suçu) Öğrenme

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu; iddianamede yer almayan bazı eylemlerin dava

konusu yapıldığını,iddianamede

yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğu hususunda

bilgilendirilmediğini belirterek davasız yargılama olmaz ilkesinin ve savunma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

51. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları isnadı (suçu) öğrenme

hakkı kapsamında incelenmiştir.

52. Anayasa Mahkemesi benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında isnadı

(suçu) öğrenme hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre

suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil gerçek anlamda

sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altında bulunan kişiye, savunmasını

hazırlayıp mahkeme önünde dile getirebilmesi ve böylece yargılamanın sonucunu

etkileyebilmesi için isnadın bildirilmesi gerekmektedir. Hakkındaki isnadı

bilmeyen kimsenin savunma yapması mümkün değildir.İsnat,

sanığın savunma yapabilmesi için bildirilmektedir. Bunun için bildirimde,

sanığın hangi fiil ile suçlandığının ve hangi suçu işlediğinin açıklanması

gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle sanık, isnadın sebebinden ve niteliğinden

haberdar edilmelidir. Sanığın hangi fiili nerede ve ne zaman işlediği (yüklenen

suçu oluşturan olay/olaylar) isnadın

sebebini oluşturur. Bunların soyut olarak değil sanığın savunma

hazırlayabilmesine yeterli düzeyde ve ayrıntılı olarak açıklanması gerekir.

Böylelikle sanık, davaya konu fiili nerede ve ne zaman işlemekle suçlandığını

bileceğinden savunmasını buna göre yapabilecektir. Fiilin hukuki yönden

vasıflandırılması ise isnadın niteliğidir. Suçlamanın

niteliği hakkındaki bilgi de savunma yapmaya yeterli düzeyde olmalı ve

bildirimde sanığın işlemekle suçlandığı fiilin hangi normu ihlal ettiği

belirtilmelidir. Yargılama sırasında fiilin hukuki niteliğinin değişmesi

durumunda da sanık bu değişiklikten haberdar edilmelidir. Böylelikle silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun olarak yargılamanın adilliği

de sağlanmış olur (Ali Kemal Tekin,

B. No: 2014/875, 2/2/2017, §§ 40- 43).

53.İsnadı öğrenme hakkı, savunma için gerekli zaman ve

kolaylıklara sahip olma hakkı ile ilişkilidir. Sanığa veya müdafiine

-savunma için gerekli hazırlıkları yapmaları amacıyla- isnadın bildirilmesiyle

(iddianamenin tebliğiyle) duruşma günü arasında yeterli bir sürenin verilmesi

gerekir. Aynı şekilde suçun hukuki niteliğinin değişmesi hâlinde de savunmanın

yeniden hazırlanması için gerekli zaman ve kolaylıklar sağlanmalıdır (Ali Kemal Tekin, § 46).

54. Somut olayda, başvurucunun da aralarında yer aldığı bir

kısım şüpheli hakkında İZGAZ’ın zarara uğratılmasına

sebebiyet verdikleri iddiasıyla 8/10/1999 ve 30/4/2001 sayılı iddianameler ile

hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan kamu

davası açılmıştır. Yapılan yargılama sırasında başvurucunun eylemlerinin

Belediyenin paralarını koruma ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemek

suretiyle zimmet suçunu oluşturduğu değerlendirilmiş ve başvurucu bu suçtan

mahkûm edilmiştir. Anılan iddianamelerde başvurucuya ve diğer şüphelilere

yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğu

açıklanmıştır. Yargılama sürecinde bahse konu eylemlerin zimmet suçuna

sebebiyet verdiğinin bildirildiği ve buna yönelik olarak savunma hakkının fiilen ve etkili bir şekilde

kullanılmasının sağlandığı, başvurucunun müdafii

tarafından aleyhteki iddia ve görüşlere karşı beyanda bulunulduğu görülmüştür.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Diğer İhlal İddiaları

a. Başvurucunun İddiaları

56. Başvurucu 30/4/2001 tarihli ek iddianamede belirtilen

suçlamaların temelini oluşturan maddi olayların delillerle ilişkilendirilmek

suretiyle açıklanmadığını, 8/10/1999 tarihli iddianamedeki dava konusu eylemler

yönünden on yıllık asli zamanaşımı süresinin 2014 yılı içinde dolduğunu, buna

rağmen kamu davasının ortadan kaldırılmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

57. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

58. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

59. Diğer taraftan başvurucu, zamanaşımı süresi dolmasına rağmen

hakkındaki davanın düşürülmediğini iddia etmiştir. Mahkemenin kabulüne göre

1982 Anayasası'nın 83. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca seçimden önce

veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekilinin TBMM kararı olmadıkça

yargılanamayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 67. maddesinin (1) numaralı fıkrası

(mülga 765 sayılı Kanun'un 107. maddesi) gereğince milletvekilliği görevi sona

erinceye kadar dava zamanaşımının duracağı hususları birlikte

değerlendirildiğinde 3/11/2002 ile 22/7/2007 tarihleri arasında milletvekili

olan başvurucu açısından dava zamanaşımı gerçekleşmemiştir (bkz. § 23). Derece

mahkemelerinin kararlarında bariz takdir hatası ya da açık bir keyfîlik bulunmadığı görülmüştür.

60. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. İsnadı (suçu) öğrenme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Zehra

GAYRETLİ

Başvurucu

:

Mehmet Sefa

SİRMEN

Vekili : Av. Enver Arsal YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/12029, 17 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Aynı Suçtan İki Kez
  8. B. Adil Yargılanma
  9. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  10. Yıldırım
  11. Kömürcü
  12. Akıncı
  13. Gayretli
  14. Sirmen
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/12029
Tarih
17 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Ceyda Sungur Başvurusu (B. No: 2015/14363)
  • Aycan Aral ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14880)
  • Mustafa Demirhan Başvurusu (B. No: 2015/7803)
  • Mehmet Şerif Karakoyun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12128)
  • Emre Soyaslan Başvurusu (B. No: 2014/11306)
  • Makbule Kaymaz Başvurusu (B. No: 2015/9441)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.