İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emre Soyaslan Başvurusu (B. No: 2014/11306)

1. Başvuru, oturma eylemi sırasında başvurucuya yolu trafiğe

Başvuru No2014/11306Tarih18 Nisan 2019Okuma20 dk · 3.969 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emre Soyaslan Başvurusu

Karar tarihi
18 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2014/11306
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.969 kelime·20 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, oturma eylemi sırasında başvurucuya yolu trafiğe

kapatması nedeniyle trafik idari para cezası verilmesinin toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. 1988 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde öğrenci olup

Halkevleri Derneği üyesidir.

10. Başvurucu 31/8/2013 tarihinde; Taksim Gezi Parkı'nda

yapılacak olan yeni düzenlemeleri protesto etmek amacıyla trafik yoğunluğu ile

bilinen, üzerinde mobilyacı ve kargo firması gibi çok sayıda işyeri bulunan,

Eskişehir'in en işlek merkezî caddelerinden birisi olan Yunus Emre Caddesi

üzerinde yapılan oturma eylemine ve basın açıklamasına katılmıştır.

11. Yaklaşık yüz elli kişi Yunus Emre Caddesi ile Sanayici

Sokak'ın kesiştiği yerde toplanmış ve Yunus Emre Caddesi üzerinde oturma

eylemine başlamıştır. Eyleme katılanlar tarafından anılan cadde kırk beş dakika

boyunca araç trafiğine kapatılmıştır. Sloganlar atan eylemciler 21.05'te

başladıkları oturma eylemini basın açıklaması yaptıktan sonra 21.50'de müdahale

olmaksızın sona erdirmişlerdir.

12. Bilirkişi raporunda; kamera saatine göre 20.00 ile 21.00

arasında kesintili devam eden DVD görüntülerinin incelenmesi sonucunda yüz- yüz

elli kişilik grubun Yunus Emre Caddesi'ni kapatıp bu caddeden geçecek araçların

geçişini engelleyecek şekilde yere oturarak eylemi gerçekleştirdikleri,

Mahkemeye sunulan teşhis ve karşılaştırma amaçlı fotoğrafların incelenmesinden

başvurucunun görüntülerde yer alan kişi olduğunun tespit edildiği

belirtilmiştir. Başvurucunun o gece şehir dışına çıktığına dair sunduğu

Eskişehir-Kaş otobüs biletinde otobüs kalkış tarihi 1/9/2013, kalkış saati

00.45'tir (31/8/2013 Cumartesi'yi 1/9/2013 Pazar'a bağlayan gece).

13. Başvurucuya eylem sırasında yolu trafiğe kapattığı

gerekçesiyle 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun

14. maddesine göre 343 TL trafik idari para cezası verilmiştir. Başvurucu

4/10/2013 tarihinde para cezasına itiraz etmiştir.

14. İtirazı inceleyen (kapatılan) Eskişehir 2. Sulh Ceza

Mahkemesine (Mahkeme) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğünün gönderdiği 6/11/2013

tarihli yazıdan ve dosya içeriğinden göstericilere eylem sırasında kolluğun

herhangi bir uyarıda veya müdahalede bulunmadığı anlaşılmaktadır.

15. Mahkeme 30/4/2014 tarihinde itirazı kesin olarak

reddetmiştir.

16. Mahkemenin ret kararında; başvurucunun yolu araç trafiğine

kapatarak eylem yapan göstericiler içinde yer aldığının görüntüler ve bilirkişi

raporuyla tespit edildiği, yolu araç trafiğine kapatmaksızın da toplantı ve

gösteri yürüyüşü yapılabileceği belirtilmiştir. Mahkeme başkalarının hak ve

özgürlüklerinin sınırlandırılması sonucunu doğuran, idari yaptırıma konu olayın

demokratik hak kullanımı boyutunu aştığını ifade etmiştir.

17. Ret kararı başvurucuya 3/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 2/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 2918 sayılı Kanun'un 14. maddesi şöyledir:

"Karayolu yapısı ve trafik işaretleri ile

ilgili olarak;

a) Karayolu yapısı üzerine, trafiği

güçleştirecek, tehlikeye sokacak veya engel yaratacak, trafik işaretlerinin

görülmelerini engelleyecek veya güçleştirecek şekilde bir şey koymak, atmak,

dökmek, bırakmak ve benzeri hareketlerde bulunmak,

b) Karayolu yapısını, trafik işaretlerini ve

karayoluna ait diğer yapı ve güvenlik tesislerini, üzerlerine yazı yazarak,

çizerek veya başka şekillerde bozmak, yerlerini değiştirmek veya ortadan

kaldırmak, Yasaktır.

Meydana gelen tehlike ve engeller, ilgili

kuruluşlar ve zabıtaca ortadan kaldırılır, bozukluk ve eksiklikler yolun yapım

ve bakımından sorumlu kuruluşca derhal giderilir,

zarar karşılıkları ve masrafları sorumlulara ödetilir.

(Değişik fıkra: 21/05/1997 - 4262/4 md.) Bu madde hükmüne uymayanlara ... para cezası

verilir."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) trafik akışının

engellendiği olaylara ilişkin başvurularda verdiği kararlar şu şekilde

özetlenebilir:

i. Barraco/Fransa (B. No: 31684/05, 5/3/2009)

kararına konu olayda sendika üyesi ve kamyon şoförü olan başvurucu, sendikanın

aldığı salyangoz eylemi kararı çerçevesinde on altı sürücü ile birlikte sabah

saat 06.00'dan itibaren A46 otoyolu üzerinde kortej hâlinde saatte 10 km hızla

giderek trafiği yavaşlatmıştır. Bir müddet göstericilere eşlik ve eskortluk

eden polis, başvurucunun da aralarında bulunduğu üç sürücünün arabalarını

tamamen durdurmaları ve geçişi bloke etmeleri üzerine onları trafiği engellemek

suçundan yakalamış; saat 11.10'da bu kişilerin eylemine son vermiştir. Açılan

davada başvurucu suçlu bulunmuş, 3 ay hapis ile 1.500 avro para cezasına

çarptırılmış ve hakkındaki hapis cezası ertelenmiştir. AİHM; başvurucuya

yapılan müdahalenin kamusal düzenin bozulmasının engellenmesi, başkalarının hak

ve özgürlüklerinin korunması bakımından meşru amaç güttüğünü tespit ettikten

sonra kamuya açık bir yerde düzenlenen her gösterinin rahatsızlık

doğurabileceğini ancak barışçıl bir gösteri söz konusu olduğunda yetkililerin

bu durum karşısında hoşgörü göstermesi gerektiğini belirtmiştir. Bununla

birlikte AİHM, otoyol trafiğinin bloke edilmesinin her gösterinin yol

açabileceği rahatsızlığın ötesine geçtiğini belirterek başvurucunun

yargılanmasını ve belirtilen cezaya çarptırılmasını gösteri yürüyüşü yapma

hakkı ile kamu düzeninin korunması arasındaki dengenin sağlanması açısından

orantılı bularak Sözleşme'nin 11. maddesinin ihlal edilmediğine karar

vermiştir.

ii. AİHM'in Budaházy/Macaristan (B. No: 41479/10, 15/12/2015) kararında da, 2002

yılı yasama seçimlerine ilişkin oy pusulalarının yeniden sayım olasılığı

bulunduğu gerekçesiyle imhasının engellenmesi için düzenlenen protestoda, şehir

merkezinde bulunan bir köprünün altı şeridi de köprü üzerine kapıları kilitli

altı araç park edilerek kapatılmıştır. Ambulanslar dışında hiçbir aracın bu

barikattan geçişine izin verilmemiştir. Saat 08.20'de başlayan eylem 11.00'de

polisin arabaları çekmesi ile son bulmuş ve 12.00'de trafik normale dönmüştür.

Başvurucu, park kurallarının ihlali nedeniyle 5.000 Macaristan forinti para

cezasına çarptırılmıştır. Ayrıca başvurucu hakkında kamu işlerinin aksaması

suçundan ceza soruşturması yapılmış ve soruşturma sonucunda başvurucunun otuz

gün kamu hizmeti yapmasına hükmedilmiştir. AİHM, başvurucunun köprüyü bloke

etmesinin barışçıl toplantının neden olduğu karışıklığın üzerinde bir

karışıklık yarattığı gerekçesine dayanan yerel mahkemenin değerlendirmesinden

ayrılmayı gerektiren bir husus görmemiştir. Kişinin gösteri yapma biçiminde

ortaya koyduğu siyasi içerikli görüşünü açıklama niyeti ile bunu yaparken

gösterdiği davranışları karşılaştıran AİHM, kişinin davranışının orantısız

olduğunu ve sürücüler açısından belirgin bir rahatsızlık yarattığını tespit

etmiştir. Son olarak AİHM, başvurucunun davranışının yerel mahkemeler

tarafından ceza kanununun ihlali olarak kabul edilmesinin Sözleşme'nin 11.

maddesi bağlamında haksız bir müdahale teşkil etmediği sonucuna ulaşırken

başvurucunun gösteriye katılma ya da gösteri düzenleme nedeniyle değil trafiği

engellediği gerekçesiyle suçlu bulunduğuna dikkat çekerek Sözleşme'nin 11.

maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.

iii. Kudrevičius ve diğerleri/Litvanya ([BD], B. No:

37553/05, 15/10/2015) kararında, 16/5/2003 tarihinde hükûmetin tarım

politikalarını protesto etmek amacıyla Ziraat Odası tarafından üç büyük

otobanın yakınındaki üç farklı yerde gösteri yapılmasına karar verilerek

belediyeden gerekli izinler alınmıştır. 19/5/2003 tarihinde gösteriler

başlamış, 21/5/2003 tarihinde öğle saatlerinde üç otoban da göstericiler

tarafından bloke edilmiştir. Blokaj, otobanlardan birinde 22/5/2003 tarihinde

saat 16.00'da; diğer ikisinde ise 23/5/2003 tarihinde öğle vakti sona ermiştir.

Litvanya Hükûmeti otobanların bloke edileceğine ilişkin önceden bir bildirim

bulunmadığını, göstericilerin neden olduğu blokajın gümrük kapılarından

Polonya'ya geçişleri engellediğini, ağır yük taşıtlarının ve araçların

kuyruklar oluşturduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemece başvuruculardan bir kısmı

"ayaklanma organize etme", bir kısmı da "ayaklanma sırasında

kamu düzenini ciddi derecede bozma" suçlarından 60 gün hapis cezasına

mahkûm edilmiş ve bu ceza bir yıl süreyle ertelenmiştir. AİHM; başvurucuların

davranışlarının ayaklanma şeklinde değerlendirilerek cezalandırılmalarında

Litvanya makamlarınca kamu düzeninin

korunması ve başkalarının

haklarının korunması ile toplanma

özgürlüklerinin gereklilikleri arasında adil bir denge kurulduğunu,

bu kararın olay ve olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayandığını

belirterek gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğuna, dolayısıyla Sözleşme'nin

11. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.

21. AİHM'in yukarıda yer verilen Kudrevičius ve diğerleri/Litvanya (§§ 97,

171)kararında, başkalarının hak ve özgürlüklerinin doğrudan etkilendiği

eylemlere ilişkin daha önce verdiği kararlara kısaca yer verilmiş olup,

kararlar özetle şu şekildedir: Steel ve

diğerleri/Birleşik Krallık (B. No: 24838/94, 23/9/1998) kararında;

birinci başvurucu keklik avını avcıların önüne geçmek suretiyle engellemiştir.

İkinci başvurucu da 25 kişilik grupla birlikte sürekli olarak inşaat alanına

girerek ve makinelerin üzerine çıkarak yol yapımını geciktirmiş ve fiziken engellemeye çalışmıştır. Drieman ve diğerleri/Norveç ((k.k.), B.

No: 33678/96, 4/5/2000) kabul edilemezlik kararında; Greenpeace eylemcileri,

balina avını fiziken engellemek üzere botlarını Norveç'inmünhasır ekonomik bölgesindeki deniz canlılardan

yasal şekilde yararlanan balina avcılarının önlerine manevra yaparak avcıları

uzaklaşmaya zorlamışlardır. Lucas/ Birleşik Krallık ((k.k.),

B. No: 39013/02, 18/3/2003) kabul edilemezlik kararında da; nükleer bir

denizaltının elde tutulmasını protesto etmek amacıyla donanma üssüne giden yolu

bir grupla birlikte yola oturmak suretiyle kapatan başvurucu -somut olayda

eylem barışçıl da olsa- trafik akışının kesintiye uğratması, yolu kapatma

niyetiyle hareket eden bir grubun yaptığı geniş protestonun bir parçası olarak

araç sürücüleri de dahil bir çok kişiye ciddi anlamda rahatsızlık verebileceği

ve endişeye sevk edebileceği, başvurucunun yola oturarak tehlikeli bir durum

ortaya çıkarmış olması dikkate alınarak para cezasıyla cezalandırılmıştır.

22. Söz konusu kararlarda uygulanan yaptırımların (Steel ve diğerleri/Birleşik Krallık

kararında 44 saat gözaltı ve avın engellenmesinden dolayı 28 gün hapis cezası

ile otoyol yapımının engellenmek suretiyle protesto edilmesinden dolayı 17 saat

göz altı ve 7 gün hapis cezası; Drieman ve

diğerleri/Norveç kararında, 2 gün göz altı ve ödenmemesi halinde

hapis cezasına çevrilebilir para cezası ve bir botun müsaderesi; Lucas/Birleşik Krallık kararında 4 saat göz

altı ve 150 İngiliz Sterlini para cezası) başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması meşru amacı çerçevesinde orantılı olduğuna karar verilmiştir. AİHM Steel ve diğerleri/Birleşik Krallık ve Drieman ve

diğerleri/Norveç kararlarına konu olaylara ilişkin olarak,

başvurucuların seçtiği protesto yönteminin avcıları yasal faaliyetlerini terk

etmeye zorladığına dikkat çekerek bu protesto şeklinin siyasi fikirlerin ya da

kamuoyu ilgisini çeken konuların ifade edilmesi ya da barışçıl toplantılarla

aynı derecede bir korumadan yararlanamayacağını belirtmiştir. AİHM söz konusu

kararlarda ulaşılan sonuçlara, Kudrevičius

ve diğerleri/Litvanya kararına konu olayda evleviyetle ulaşılması

gerektiğini, zira yukarıda anılan Steel ve

diğerleri/Birleşik Krallık ile Drieman ve diğerleri/Norveç kararlarındakinin aksine protestonun

hedefindeki kişilerin değil, eylemin amacı ile doğrudan bağlantısı olmayan

kişilerin (özel ve ticari araçların) hak ve özgürlüklerinin engellendiğini

ifade etmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu; idari para cezasına konu basın açıklamasına

katılmadığını, olay gecesi şehirden ayrıldığına dair otobüs biletini ve

tanığını Mahkemeye bildirdiğini ancak bunların Mahkemece dikkate alınmadığını

iddia etmiştir. Bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edilmediğini, duruşma

talep etmesine rağmen duruşma açılmadığını, kendisinin ve tanığının duruşmaya

çağrılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

25. Başvurucu, söz konusu basın açıklaması ve oturma eylemine katıldığı

kabul edilse bile verilen para cezasının ifade özgürlüğü ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına dolaylı bir müdahale olduğunu iddia

etmiştir. Başvurucu, idari para cezasına konu maddi bir eylem ve kusurlu bir

davranışı bulunmamasına rağmen para cezası verilmesinin baskı aracı olarak

kullanıldığını ve bu suretle belirtilen haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde; öncelikle idari para cezasının toplantı

veya gösteri yapılmasından değil trafiğin engellenmesinden dolayı verildiği,

dolayısıyla burada toplantı hakkına bir müdahalenin söz konusu olmadığı ifade

edilmiştir. Söz konusu görüş yazısında ayrıca AİHM içtihatlarına yer verilerek

başvuru konusuna benzer olaylarda toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal

edilmediğine karar verildiği belirtilmiştir. Görüş yazısında, müdahalenin

varlığının kabulü hâlinde yolun 45 dakika süreyle trafiğe kapatıldığının ve

para cezasının miktarının cüzi olduğunun dikkate alınması gerektiği

belirtilmiştir. Sonuç olarak Bakanlık görüşünde, somut olayda toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

27. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlık

görüşünü kabul etmediğini ifade ettikten sonra kolluk görevlilerinin söz konusu

toplantı ve gösteri yürüyüşünden haberdar olduğunu, buna rağmen hiçbir önlem

alınmadığının çekilen fotoğraflardan anlaşıldığını, kolluk görevlileri

tarafından trafik güvenliği ile ilgili herhangi bir bildirim ya da uyarı

yapılmadığını belirtmiştir. Bakanlık görüşünde belirtilen AİHM kararlarının

(kararlar için bkz. Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, B. No: 2014/17391, 19/4/2018,

§§ 25-27) somut olayda emsal teşkil edemeyeceğini zira söz konusu kararlarda

gösterilerin 3 saat, 5 saat ve 2 gün sürdüğünü oysa somut olaydaki gösterilerin

45 dakika sürdüğünü belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, olay tarihinde öğrenci

olduğunu ve 2014 yılı asgari ücretinin 846 TL olduğu dikkate alındığında 343 TL

para cezasının orantılı olmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünün toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasına ilişkin olması nedeniyle

iddiaların bir bütün olarak Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

29. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

31. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadece

kullanılması sırasındakilerin değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de hak

üzerinde sınırlayıcı etkisi bulunmaktadır

(Osman Erbil, B. No: 2013/2394,

25/3/2015, § 53; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri,

§ 40; sendika hakkına ilişkin olarak bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No:

2014/920, 25/5/2017, §

79). Bu sebeple başvurucuların katıldığı gösteri yürüyüşüne kolluk kuvvetleri

herhangi bir müdahalede bulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ile

cezalandırılmalarının toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik bir müdahale

olduğu kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup

Oluşturmadığı

32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...

demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz.”

33. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

34. 2918 sayılı Kanun'un 14. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

35. Başvurucunun trafik idari para cezası ile cezalandırılmasına

ilişkin kararın kamu düzeni ile başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası

olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

36. Anayasa Mahkemesi demokratik

toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

daha önce pek çok kez açıklamıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı, demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup

bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir

araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde

kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan

yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak çoğulcu demokrasilerin

gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve

yayılmasını güvence altına almaktadır (Dilan

Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411,

30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 79; Osman Erbil, § 45).

37. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimidir. Anayasal

haklar içinde kendine has özerk rolünün ve özel uygulama alanının varlığına

rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade

özgürlüğünün ışığında değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve

çoğulcu bir toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için

de geçerlidir (Dilan Ögüz

Canan, § 34; Ali Rıza Özer ve

diğerleri § 115; Osman Erbil,

§§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 72; Gülşah

Öztürk ve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016,§ 66; Ömer Faruk Akyüz, B. No: 2015/9247,

4/4/2018, § 52). Sonuç olarak toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her

türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır Dilan Ögüz Canan, §

35; Ömer Faruk Akyüz, § 55).

(b)

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

38. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

yapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa (bazı

farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan

§ 32; sendika hakkı bağlamında bkz.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet

Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,

16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §

70) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse

(bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında Dilan Ögüz Canan

§§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Barışçıl

Toplanma Hakkı ve Sınırlandırılması

39. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve

barışçıl yöntemlerle mevcut düzenin değiştirilmesi gerektiğini savunanlara dahi

toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla bu fikirlerini ifade edebilme

imkânı sunulmalıdır (Dilan Ögüz Canan, § 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 80; Osman Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk Akyüz, § 54).

40. Kanunlarda öngörülen usullere tam olarak uyulmamış olması

tek başına toplantı veya gösteri yürüyüşünün barışçıl niteliğini ortadan

kaldırmaz. Dolayısıyla halka açık yerde yapılan her türlü gösterinin günlük

hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuz tepkilere

yol açabileceği açıktır. Bu durumların varlığı toplanma hakkının ihlal

edilmesini haklı gösteremez (Dilan Ögüz Canan, § 41; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§ 119; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, §

51). Bu çerçevede günlük hayatın akışında gösterinin yol açacağı belli bir

düzeye kadar rahatsızlık idarece makul kabul edilerek bu duruma hoşgörü

gösterilmelidir. Bu düzeyi aşan ve kamu düzeninin ciddi derecede bozulmasına

yol açan durumların ise somut olaylarda ikna edici şekilde ortaya konulmalıdır.

41. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu

düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlar

bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlere

aykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,

§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 81; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, § 53; toplanma hakkına kamu

düzeninin bozulması nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda

gerekli olduğuna karar verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86).

42. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların

barışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine

müsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamu

güçlerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 82; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, § 54). Bu nedenlerle keyfî

uygulamalardan ve usulsüz sınırlandırmalardan kaçınılması için barışçıl bir

toplantıya tedbir almak veya alınan tedbirlere aykırı davrananlara ceza vermek

suretiyle derece mahkemelerince yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olduğunun ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması, kamu düzeni

ve başkalarının haklarının korunması ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılması arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Dilan Ögüz Canan,

§ 53; Rıza Gökçen Erus

ve diğerleri,§ 56; Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 83).

43. Bu dengenin gözetilmesinde Anayasa Mahkemesi anayasal

hakların kullanımı sırasında trafiğin engellenmesi, yolun kapatılması gibi

sonuçların doğması ya da doğrudan belirtilen sonuçların haklarını kullananlar

tarafından bir yöntem olarak benimsenmesi hâlinde bu yöntem ya da ortaya çıkan

sonuçların kamu düzeni üzerindeki etkisiyle birlikte üçüncü kişilere yüklediği

külfetin ağırlığını, süresini ve somut olayda katlanılabilir olan düzeyin

aşılıp aşılmadığını dikkate alacaktır.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, oturma eylemi ve basın

açıklamasına katılan başvurucu hakkında yolu kapatmak suretiyle trafik akışını engellediğinden

bahisle idari para cezası verilmesinin demokratik toplum gereklerine uygun olup

olmadığının belirlenmesidir.

45. Başvurucuya para cezası verilmesine dayanak olarak

gösterilen toplantıya katıldığı konusunda bir ihtilaf söz konusudur. Başvurucu;

toplantıya katılmadığını, aynı gece şehir dışına çıktığını iddia etmektedir.

İlk derece mahkemesi sübuta ilişkin değerlendirmelerini başvuruya konu gösteri

sırasında çekilen video görüntülerinin çözümüne ve bilirkişi raporuna

dayandırmıştır. Başvurucunun derece mahkemeleri önündeki beyanları ve bireysel

başvuru formundaki şikâyeti ile sübuta ilişkin olarak öne sürdüğü delil ve

argümanlar birlikte değerlendirildiğinde derece mahkemesinin ulaştığı bu

sonuçtan kuşkulanılmasını gerektirecek herhangi bir neden bulunmamaktadır

(benzer yönde bir değerlendirme için bkz. Umut

Kılıç, B. No: 2015/16643, 4/4/2018, § 36). Bu nedenle mevcut

başvuruda yalnızca derece mahkemesinin kabul ettiği şekliyle başvurucunun

toplantıya katılımı nedeniyle kendisine verilen para cezasının toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal edip etmediği değerlendirilecektir.

46. Bu çerçevede somut olayda trafik idari para cezasına ilişkin

olarak toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sınırlama

getirilebilmesinin gerekçelerinden olan kamu düzeninin ve başkalarının

haklarının korunmasının üstün tutulmasının gerekip gerekmediği incelenmelidir.

47. 2918 sayılı Kanun'un 14. maddesince uygulanan yaptırımın

amacı, kara yollarının fiziki yapısı ile trafik işaretlerinin korunması ve bu

suretle kara yollarında genel trafiğin sağlıklı şekilde işlemesidir. Bu Kanun

hükmünün barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesinde kullanılma riski her

zaman bulunmakla birlikte (Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, § 72) aynı zamanda bu hüküm

trafiğin düzenli işleyişini temin suretiyle kamu düzeninin sağlanması ve üçüncü

kişilerin haklarının korunmasına matuf olup başvurucu tarafından da

öngörülebilir niteliktedir.

48. Somut olayda toplantı ve gösterinin barışçıl nitelikte

olmadığına dair bir tespit bulunmamaktadır. Nitekim kolluğun eyleme herhangi

bir müdahalesi de söz konusu olmamıştır. Barışçıl şekilde toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkını kullanan kişilerin bu hakkın kullanımı sırasında diğer hukuk

normlarını ihlal etmeleri durumunda ise somut olayın özellikleri dikkate

alınmalıdır. Trafik akışını kısa süreli durdurmak ya da aksatmak veya trafiği

tehlikeye düşürmek gibi fiiller toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının

kullanılmasının belli bir düzeye kadar doğal sonucu olabilir. Bu fiillerin toplantı

ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasının gerektirdiği düzeyi aştığının ve

bunun başkalarının haklarına etkisi ile kamu düzeni açısından olumsuz sonuçları

kamu gücünü kullanan yetkili mercilerin kararlarında (örneğin ceza tutanağını

düzenleyen polis raporlarında veya derece mahkemelerinin

gerekçelerinde)gösterilmelidir (Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, § 73).

49. Buna göre başvurucuya verilen trafik idari para cezasının

gerekçesi yolu trafiğe kapatmaktır. Trafiğin barışçıl toplantı nedeniyle zaman

zaman aksaması ile yolun doğrudan kapatılması arasında başkalarının haklarının

korunması noktasında idarenin takdir marjının genişliği bakımından bariz bir

fark bulunmaktadır. Başvurucunun da içinde bulunduğu grup öncelikle

Eskişehir'in ana caddelerinden birisi olan Yunus Emre Caddesi'ni trafiğe

kapatmıştır. İkinci husus ise bu eylemin 45 dakika boyunca oturmak ve aralıksız

olarak caddeyi bloke etmek şeklinde yapılmış olmasıdır. Dolayısıyla

başvurucunun fiili başkalarının hakları üzerinde makul olmayan bir etkiye yol

açmış olup bu etki toplantı ve gösteri yürüyüşünün doğal bir sonucu olarak

kabul edilemez (trafiğin aksatıldığı bir olayda aksi yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Rıza Gökçen Erus

ve diğerleri, § 60). Bu bağlamda yol kapatma yöntemine başvurmadan

da somut olayda göstericilerin herhangi bir müdahale olmaksızın seslerini

duyurabilme imkânına sahip oldukları anlaşılmakta olup göstericilerin -fiziki

materyaller kullanmasalar bile- toplu şekilde yolu kapatmaları ve bu suretle

demokratik tepkilerini dile getirmeye çalışmaları başkalarının haklarını ciddi

surette etkileyen bir protesto şeklidir. Tercih edilen bu yöntem üçüncü

kişilere, araç sürüşüne devam ederek protestocuların ve kendilerinin hayatını

tehlikeye atma veya yollarını değiştirme ikileminde bıraktığından ikincisi

dışında bir alternatif bırakmamaktadır. Sonuç olarak bu eylem şeklinin ve

eylemin süresinin üçüncü kişilere demokratik bir toplumda katlanmaları

gerekmeyen bir külfet yüklediği açıktır.

50. Dolayısıyla böyle bir eylem şekli, politik bir görüşün veya

kamuoyunun ilgisini çeken konuların dile getirilmesi yahut barışçıl gösteri

yapılması durumundaki korumadan aynı genişlikte yararlanamaz (bkz. § 22). Somut

olaydaki eylemin protesto amacının ötesine geçtiği (Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, §

25) ve başkalarının haklarını kullanmasını doğrudan engellediği görülmektedir.

Bu nedenle protestocu grup olaysız dağılsa bile yolun üçüncü kişilerce

katlanılması gerekmeyen bir süre kapatılması üzerine ilgili mevzuatına göre

para cezası verilmesi şeklindeki müdahale konusundaki idarenin takdir marjının

daha geniş olduğu kabul edilmelidir.

51. Bu nedenle başvurucunun oturmak suretiyle yol kapatmayı bir

gösteri yöntemi olarak benimsemesi ve bu suretle en işlek caddelerden birinin fiziken kapatılmasına neden olması sonucu toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına trafik cezası şeklinde yapılan müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin kabulü gerekir. Bu aynı

zamanda kamu düzeninin sağlanması ve adaletin iyi işleyişinin de bir gereğidir.

Ayrıca idari para cezasının tutarı ve başvurucunun öznel koşulları ile somut

olayın oluş şekli ve sonuçları birlikte ele alındığında müdahalenin izlenen

meşru amaçla orantısız olduğu da söylenemez.

52. Bu takdir marjı çerçevesinde derece mahkemesi tarafından

olayın kendine özgü koşullarında kamu düzeninin sağlanması amacıyla çatışan

haklar arasında adil bir denge kurulduğu ve idari para cezası verilmesi

suretiyle yapılan müdahale nedeniyle başvurucu aleyhine bu dengenin bozulmadığı

anlaşılmış ve müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu

sonucuna varılmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Raportör : Yücel ARSLAN Başvurucu : Emre SOYASLAN Vekili : Av. Pınar ÇELİK ARPACI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/11306, 18 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet
  13. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/11306
Tarih
18 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Makbule Kaymaz Başvurusu (B. No: 2015/9441)
  • Nur Neşe Karahan ve Yeşil Artvin Derneği Başvurusu (B. No: 2016/79283)
  • Barış Yarkadaş Başvurusu (B. No: 2015/4821)
  • Erol Aksoy Başvurusu (B. No: 2015/13350)
  • İlknur Kızıltoprak Başvurusu (B. No: 2015/11579)
  • Hüseyin Gündüz Başvurusu (B. No: 2016/73235)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.