İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nur Neşe Karahan ve Yeşil Artvin Derneği Başvurusu (B. No: 2016/79283)

1. Başvuru, bir televizyon programında ifade edilen sözler

Başvuru No2016/79283Tarih17 Nisan 2019Okuma15 dk · 2.991 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nur Neşe Karahan Ve Yeşil Artvin Derneği Başvurusu

Karar tarihi
17 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/79283
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.991 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir televizyon programında ifade edilen sözler

hakkında kovuşturma açılmamasının başvurucuların şeref ve itibar hakkını ihlal

ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu Yeşil Artvin Derneği (Dernek) Artvin'de yirmi beş

yıldır faaliyet göstermektedir. Diğer başvurucu ise -olayların geçtiği tarihte

ve hâlen- adı geçen Derneğin yönetim kurulu başkanıdır. Dernek, kendisine ait

internet sitesinde "Artvin'in Üstü

Altından Daha Değerlidir" sloganıyla hareket eden, Artvin'de

gerçekleştirilmek istenen maden faaliyetlerinin çevreye verebileceği zararlarla

ilgilenen bir kuruluş olarak tanıtılmaktadır. Bunun yanı sıra, internet

sitesinde Derneğin halkı bilgilendirmek ve çevre duyarlılığını artırmak için

sempozyumlar düzenlediği, bu kapsamda yürüyüşler ve protesto eylemleri organize

ettiği belirtilmiştir.

7. "Cerattepe olayları" olarak bilinen olaylarda

bir şirket Artvin'de Cerattepe ilçesinde maden arama

çalışmaları için 2015 yılında ruhsat başvurusunda bulunmuştur. Çevre ve

Şehircilik Bakanlığının olumlu Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu

vermesi üzerine şirket aleyhine yürütmenin durdurulması talepli dava

açılmıştır. Yargılama süreci devam ederken şirkete ait iş makinelerinin Cerattepe'ye doğru hareket etmesi üzerine iş makinelerinin

girmesini önlemek için 21/6/2015 tarihinden itibaren bir grup insan nöbet

tutmaya başlamışlardır. Nöbet eylemi devam ederken iş makinelerinin bölgeye

ulaşması halk tarafından önlenmiştir. Yaklaşık 250 gün süren nöbet eylemi

sonrasında 16/2/2016 tarihinde polis ve askerin müdahalesi ile iş makineleri

maden sahasına ulaşmıştır. Bunun ardından Artvin'de ve diğer birçok ilde

protestoya destek eylemleri gerçekleştirilmiştir. 24/2/2016 tarihinde Dernek

üyelerinin olayların gerçekleştiği tarihte başbakan olan Ahmet Davutoğlu ile

yaptıkları görüşme sonrasında hukuki süreç tamamlanıncaya kadar Cerattepe bölgesinde maden şirketinin faaliyetlerinin

durdurulmasının kararlaştırıldığı bildirilmiştir.

8. Ulusal ölçekte yayın yapan Star gazetesinin 25/2/2016 tarihli

nüshasında, birinci başvurucu hakkında

"Çevreci Değil Alman Devşirmesi" başlıklı bir haber yayımlanmıştır.

Birinci başvurucunun fotoğrafının da yer aldığı söz konusu haber şöyledir:

"Bergama, Gezi, HES protestoları ve en

son Cerattepe... Türkiye'nin mega projeleri ile

yeraltı zenginliklerine ulaşma çalışmalarını engellemeyi amaçlayan her eylemde

ön safta yer alan sözde çevrecileri, Almanya'da çektikleri toplu fotoğraf ele

verdi. En dikkat çeken kişi ise Artvin'in Hopdediks'i

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan oldu.

Cerattepe eylemlerinde başı çeken Karahan, Alman Kultur

und Art Initiatitive Vakfı

tarafından bölgedeki maden işletmelerine karşı özel eğitilmiş, AB-Türkiye çevre

uyum protokolleri kapsamında oluşturulan fonla desteklenerek yasal kılıfa

sokulan eğitime katılanlar arasında yerel basın ve STK'lardan isimler de var.

Üstelik bu eğitim her yıl tekrarlanmış."

9. Kanal 24 ekranlarında yayınlanan "Günün Manşeti" isimli programda [E.D] ve [H.Ç]

isimli sunucular günlük gazete manşetlerini yorumlamaktadırlar. Sunucular 25/2/2016

tarihli programın ilk yirmi dakikasında, Star gazetesinin yukarıda belirtilen

manşetini ele alarak yorum yapmışlardır. Programda birinci başvurucunun isminin

de geçtiği konuşmaların ilgili kısımları şu şekildedir:

"...[E.D]

...Bakıyoruz ağaç kesilmesi şu bu falan meğer işin içinde başka durumlar var...

Türkiye çok ciddi bakır ihracatı yapan bir ülke. Bakır açığımız var. Bir kapalı

maden olacak, yol açılmaksızın yapılacak, kesilen ağaçlar 3 katı olarak yeniden

dikilecek dendi.

[H.Ç]

...Bu Alman vakfı özel eğitmiş deniyor. Amaç acaba gerçekten ağacı korumak

mı?... Gezi olaylarını hatırlıyoruz. Kim ağacın korunmasına karşı olur? ...

Fakat dediğimiz gibi madenin şartları belli. Ona rağmen 'Diren Cerattepe' söylemleri... Özel eğitilmişler vesaire de deniyor.

Yeşil severlerin eğitim tarzı kullanılarak algı operasyonu niyeti olanların

operasyonları bunlar. Topluma başka mesaj vermek isteyenlerin operasyonları

bunlar... Star gazetesinin kimin ne olduğu konusunda fikir vermesi, birtakım

isimleri deşifre etmesi önemliydi...

[E.D].:

... Burada sahiden bir çevre duyarlılığı, bir ekolojik kaygı olmadığını hepimiz

biliyoruz... Sanırım Başbakan da biliyor...Ne oldu da bu sulh sağlandı onu

önümüzdeki günlerde göreceğiz.

[H.Ç]

... Artvin halkının bu eyleme destek verdiğini sanmıyorum. Burada belirtildiği

gibi Alman vakfının o bölgeye gelmiş olması özel yetiştirdiği elemanlarının

burada olması, HDP ve CHP'nin katkıda bulunması... İnsan maslahatına yararlı

olan birşeye karşı çıkmak farklı bir amaca hizmet

ettiğini gösterir. Star gazetesi bu kişileri tek tek deşifre etmiş bunu da

görsün insanlar..."

10. Star gazetesinin 2/3/2016 tarihli nüshasının "Alman Maşası Poz verdi-İhanetin

Fotoromanı" manşeti altında birinci başvurucunun resminin

yuvarlak içine alındığı ve aynı nüshanın 11. sayfasında "Türkiye karşıtı ahtapotun kolları"

başlığı ile yer alan haberde birinci başvurucunun isminin geçtiği ilgili

kısımlar şu şekildedir:

"...hükümete karşı yeni bir Gezi

ayaklanması çıkarmak için Artvin Cerattepe’yi kaşıyan

sözde aktivistlerin Alman bağlantılarıyla birlikte

PKK ve CHP bağlantıları da ortaya çıktı... Gezi türü eylemlere öncülük yapan

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan, Sinop’taki Nükleer Santrale karşı

çıkan [Z.K] ve [P.D]'nin, Alman vakıflarının

talimatıyla, Türkiye’nin milli projelerine karşı mücadele ettikleri ortaya

çıkmıştı. Karahan ve [Z.K] ile birlikte Alman vakıfların seminerlerine katılan

‘Yeşil Gazete yazarı [P.D], Almanya’nın Türkiye’nin mega projelerine karşı

Türkiye’den nasıl aktivist devşirdiğini itiraf

etmişti...[Z.K], bir gün çevre eyleminde görünürken,

başka bir gün PKK’nın yayın organı olarak bilinen ve kısa süre önce yayınlarına

son verilen IMC TV’de açıklamalar yapmış. Başka bir gün ise CHP Genel Başkanı

[K.K] tarafından ağırlanıp el üstünde tutulmuş..."

11. Başvurucular 2/3/2016 tarihli "Günün Manşeti" programında bir önceki programda

olduğu gibi haklarında benzer söylemlerde bulunulduğunu, yine aynı kanalda

çalışan A.Z. isimli sunucu ile başka sunucuların da bu şekilde söylemlerde bulunduğunu

ileri sürmüşlerdir.

12. Başvurucular; yukarıda bahsi geçen haber ve yorumlarda

haklarında hakaret içeren ifadeler kullanıldığını, terörist benzetmesi

yapılarak hedef gösterildiklerini, bu nedenle halkın alenen kin ve düşmanlığa

tahrik edildiğini ileri sürerek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda

bulunmuşlardır.

13. Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı 26/10/2016 tarihinde söz

konusu şikâyet hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"...basın mensuplarının haber konusu

olarak değerlendirdikleri, olayları kendi düşünceleri doğrultusunda açıklama,

eleştirme, yayma ve yorumlama hürriyetine sahip oldukları, yorum yaparken

rahatsız edici, sert, çarpıcı, şoke edici, kaba bir üslup kullansa dahi hakaret

boyutuna ulaşmayacağı yönünde Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarının

bulunduğu, aynı hususların iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesinde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında

vurgulandığı, ağır nitelikteki eleştirilerin bile kişilik haklarına yönelik

saldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiği,

... basın özgürlüğünün, belli ölçülerde

abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğinin kabul edilmesi

gerektiği, gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler " polemik

" niteliğinde olsalar da nesnel bir açıklamayla desteklendiklerinde, bu

ifadelerin asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceği, kaldı ki, kamu

görevinde bulunan veya talip olanların, diğerlerine oranla daha sert

eleştirilere muhatap kalmasının da doğal karşılanması gerektiği,

Bu bilgiler ışığında soruşturma dosyası ve

suça konu yazı içerikleri birliktedeğerlendirildiğindeyapılan

haberlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, şüphelilerin

üzerine atılı hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa alanen

tahrik etme suçlarının kanunda yazılı unsurlarının oluşmadığı veatılı suçlardanşüpheliler

hakkında kovuşturma yapılamayacağı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır."

14. Başvurucular anılan karara itiraz etmiştir. Artvin Sulh

Ceza Hâkimliği 17/11/2016 tarihinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı

gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

15.Başvurucular 22/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV.İLGİLİ HUKUK

16. Uluslararası hukuk kaynakları için Anayasa Mahkemesinin Fetullah Gülen ([GK], B. No: 2014/12225, 14/7/2015,

§§ 14-24) kararına bakılabilir.

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Gündüz/Türkiye (k.k.), (B. No: 59745/00, 13/11/2003) kararında

başvurucunun haftalık bir gazetede dinî bir tarikat hakkında yayımlanan

makalede yer alan ve ılımlı İslam

hakkındaki görüşlerini içeren ifadeleri nedeniyle suç işlemeye tahrik suçundan

mahkûmiyetine hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğini

değerlendirmiştir. Anılan kararda başvurucunun ifadelerinin şiddete çağrı

niteliğinde olduğu değerlendirmesi yanında söz konusu ifadelerde açıkça

toplumun geneli tarafından tanınan bir yazarın isminin verildiği ve bu durumun

makalenin yayımlanmasıyla beraber söz konusu yazarı tartışmasız biçimde ciddi

bir fiziksel şiddet tehlikesi altında bıraktığı da gözönüne

alınarak başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna hükmedilmiştir (Gündüz/Türkiye).

18. Yine haftalık bir dergide yayımlanan ve Türkiye'nin

güneydoğusunda devlet tarafından gerçekleştirilen askerî operasyonları

eleştiren iki okuyucu mektubu nedeniyle mahkûmiyetine karar verilen dergi

sahibinin ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvuruda da

AİHM tarafından, anılan mektuplarda yer alan ifadelerin şiddeti meşrulaştırdığı

değerlendirmesi yanında açıkça bazı şahısların isminin verilmesinin onlara

karşı nefreti teşvik edici olduğu ve bu şahısları muhtemel bir fiziksel şiddet

tehlikesi altında bıraktığı vurgulanarak başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal

edilmediğine karar verilmiştir (Sürek/Türkiye

(No.1) ([BD], B. No: 26682/95, 8/7/1999 §§ 62, 65).

19. Federal Alman Anayasa Mahkemesinin benzer yöndeki bir

kararında; bir gazetecinin "Kültür=Bir

Yahudi?" başlıklı yazısında bir siyasetçinin yahudi kimliğini vurgulayarak eleştirmesi nedeniyle Nazizm

söylemi kullanarak halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme suçundan

cezalandırılmasına ilişkin olarak kitleleri hedef alan bir söylemin

bulunmadığı, nefret söyleminin çok dar yorumlanması gerektiği gerekçesiyle

ifade özgürlüğünün ihlal edildiği belirtilmiştir (Federal Alman Anayasa Mahkemesi, 1 BvR

1056/95, 6/10/2000).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular;

i. İlgili haber ve yazılarda yer alan "Alman devşirmesi", "PKK grupları" şeklinde düşmanlık yayan, hedef

gösteren ve ayrımcılık amacı güden ifadeler kullanıldığını, bu nedenle söz

konusu ifadelerin nefret söylemi içerdiğini iddia etmişlerdir.

ii. Şikâyete konu ifadelerin ifade özgürlüğü bağlamında

değerlendirilmesinin mümkün olamayacağını belirtmişlerdir.

iii. Adı geçen gazetenin ve haber kanalının, ulusal çapta

faaliyet gösteren bir gazete ve haber kanalı da olduğu düşünüldüğünde, terörist

benzetmesinin halkın bir bölümüne hedef gösterme saikiyle

yapıldığını, bu tür ifadelerin şiddete teşvik açısından yakın bir tehdit

oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir.

iv. Etkili bir soruşturma yapılmaksızın kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı

olarak etkili başvuru hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

v. Söz konusu haber ve yayınlarda kullanılan ifadelerin nefret

söylemi içerdiği gözönünde bulundurulduğunda tazminat

davası açılmasına gerek olmadığını, bu nedenle ceza muhakemesi yolunun

tamamlanmış olmasının yeterli görülmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, gazete ve haber kanalında

haklarında kullanılan ifadeler nedeniyle Anayasa'nın 10. ve 36. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ise de belirtilen ihlal

iddialarının özü; söz konusu ifadelerin, şeref ve itibara yönelik bir müdahale

oluşturduğudur. Bu sebeple somut olayın koşullarında şikâyetin bir bütün olarak

Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi uygun görülmüştür.

23. Öte yandan Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğü, bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenle Anayasa’nın

38. maddesinin dördüncü fıkrası, yürütülmekte olan bir ceza soruşturması

hakkında yetkililerin kamuoyuna bilgi vermesini engellemez. Ancak masumiyet

karinesine saygı gösterilmesi söz konusu olduğundan Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrası, bilginin gereken bütün dikkat ve ihtiyat gösterilerek

verilmesini gerekli kılar (Kadir Sağdıç [GK],

B. No: 2013/6617, 8/4/2015 § 28).

1. Genel İlkeler

24. Bireyin şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde yer

alan "manevi varlık"

kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireylerin manevi varlığının bir parçası

olan şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Ancak devletin, bireylerin maddi ve manevi

varlığına yönelik olarak üçüncü kişilerce yapılan müdahalelere karşı etkili

mekanizmalar kurma çerçevesindeki pozitif yükümlülüğü, mutlaka cezai soruşturma

ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Üçüncü kişilerin haksız

müdahalelerine karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür.

Nitekim üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler için ülkemizde

hem cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür. Hakaret, ceza hukuku anlamında

suç, özel hukuk anlamında ise haksız fiil olarak nitelendirilmekte ve tazminat

davasına konu edilebilmektedir. Dolayısıyla bireyin, üçüncü kişilerce şeref ve

itibarına müdahale edildiği iddiasıyla hukuk davası açarak da bir giderim

sağlaması mümkündür (Adnan Oktar (3),

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 35).

25. Bir ihlal iddiasına ilişkin olarak başvurulabilecek birden

fazla etkili başvuru yolunun bulunması durumunda, kural olarak başvurucunun

aynı amacı taşıyan başvuru yollarının tamamını tüketmesi beklenemez (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 30;

Halkevleri Derneği ve İlknur Birol,

B. No: 2013/577, 30/6/2014, § 28). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin,

yerleşik hâle gelen içtihatları uyarınca üçüncü kişilerce şeref ve itibara

yapılan müdahalelerle ilgili olarak yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş

olması Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için şart olan tüm

başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği anlamına gelmez (Adnan Oktar (3), § 36).

26. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına

alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik

uyuşmazlıklar açısından, hukuki tazmin yolu daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yoludur (S.S.A., § 31; Halkevleri Derneği ve İlknur Birol, § 29).

27. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin Sinem Hun (B. No: 2013/5356, 8/5/2014) daha sonra da Fetullah Gülen (B. No:

2014/12225, 14/7/2015) kararlarında ifade ettiği gibi hoşgörünün ve bütün

insanların onuruna aynı düzeyde saygının; demokratik, çoğulcu bir toplumun

temellerini oluşturduğu gerçeğinden hareketle formaliteleri, koşulları, kısıtlamaları veya

müeyyideleri izlenen meşru amaçla orantılı olmak kaydıyla

hoşgörüsüzlük temelinde nefreti yayan, teşvik eden, yücelten veya haklı

gösteren tüm ifade çeşitlerini önlemek ve hatta bunları cezalandırmak gerekli

görülebilir (Sinem Hun, § 32; Fetullah Gülen [GK], § 36).

28. Bu nedenle nefret

söylemi kullanılarak hakaret edildiği iddiasını içeren başvurular açısından

başvuruya konu olayın kendine özgü koşulları da dikkate alınmak kaydıyla

bireysel başvuru öncesinde hukuk yoluna gidilmeksizin sadece ceza muhakemesi

yolunun tamamlanmış olması yeterli görülebilir (Sinem Hun, § 32; Fetullah Gülen, § 37). O hâlde mevcut başvuruda yapılması gereken

ilk iş, başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğinin tespiti için

başvurucuların şikâyet ettiği haber ve yazılarda yer alan ve kendilerine

yönelik olarak dile getirilen sözlerin nefret söylemi oluşturup oluşturmadığını

tespit etmektir.

29. Nefret söylemi ifadesinin genel kabul görmüş bir tanımı

bulunmamaktadır. Nefret söylemi olarak sınıflandırılabilecek açıklamaların

tespit edilmesi, bu tür açıklamaların sadece nefret

ifadeleriyle veya duygu aracılığıyla dışa vurulmaması nedeniyle oldukça zor

görünmektedir. Nefret söylemi, ilk bakışta mantıklı veya normal görünebilecek

ifadelerde de saklı olabilmektedir. Bununla birlikte, onur kırıcı nitelikte

olsalar bile ifade özgürlüğü hakkının tümüyle koruması altında bulunan

ifadelerin, nefret söylemi sayılabilecek ve bu sebeple böylesi bir korumadan

faydalanmayan ifadelerden ayırt edilmesini sağlayacak ölçütlerin, konuyla

ilgili olarak yürürlükte bulunan uluslararası metinlerden ve AİHM’in veya diğer mahkemelerin içtihatlarından hareketle

ortaya konması mümkündür (Fetullah Gülen, §§ 13-23).

30. Nefret söylemi

kavramının çok sayıda durumu kapsadığı söylenebilir. Bununla birlikte ilk

olarak ırkçı nefretin veya başka bir deyişle kişilere veya gruplara yönelik

nefretin belirli bir ırka ait olmaları nedeniyle kışkırtılmasının nefret söylemi kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği açıktır. İkinci olarak dinsel nedenlerle nefretin

ve inananlar ile inanmayanlar arasındaki ayrıma dayalı nefretin kışkırtılması

da aynı şekilde nefret söylemi kabul edilmelidir. Bunlardan başka, Avrupa

Konseyi Bakanlar Komitesi’nin nefret söylemi

üzerine Tavsiye Kararı’ndaki ifadelerine odaklanılırsa saldırgan milliyetçilik ve etnik merkezcilik

şeklinde ifadesini bulan hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret türlerinin

kışkırtılması da nefret söylemi kapsamında sayılmalıdır (Fetullah Gülen, § 39).

31. Bu anlamda nefret söylemi

muhakkak belirli bir kişiye veya gruba yönlendirilmiş yorumları kapsamaktadır.

Nefret söyleminin saikinin ise salt o kişiye ilişkin

bir aidiyet olgusundan ibaret bulunması gerekir. Bir gruba veya bir grubun

üyelerine yönelik ifade, nefreti teşvik ediyorsa ve bu teşvikin sözde geçerli

nedeni o gruba isnat edilen özelliklerse, bir grubun üyeleri sırf bu gruba üye

oldukları için aşağılanıyor, genel çoğunluktan farklı görülüyor, toplumsal

olumsuzlukların faili sayılıyorsa ya da bu grupların veya üyelerinin

aşağılanmaları ve haklarından mahrum edilmeleri, maruz kaldıkları dışlama,

baskı veya şiddet meşru gösteriliyor ise söz konusu düşünce açıklamasının nefret söylemi içerdiği kabul edilebilir.

Nefret söyleminde, belirli bir gruba ait bulunduğu için hedef seçilmek

suretiyle esasında kendisini o grupta tanımlayan tüm bireyler yönünden barış ve

huzur içinde yaşama hakkına müdahale edilmektedir (Fetullah Gülen, § 41).

32. Tüm bunların yanı sıra nefret söylemi, başkalarının insanlık onuruna yönelik bir

saldırı öngörmektedir. İnsanlık onuru, insanı devletin sadece bir nesnesi

hâline getirmeyi engelleyen veya özne niteliğini temelde sorgulayan bir

saldırıya maruz kalmasını yasaklayan, bir kişinin toplumsal değerini ifade

eder. İnsanlık onuru ile ifade özgürlüğü arasında bir denge sağlanmaya

çalışılması söz konusu değildir çünkü insanlık onuru söz konusu olduğunda ifade

özgürlüğü artık düşünülemez. İfade özgürlüğünü ortadan kaldıran bu etki

nedeniyle nefret söyleminin çok dar yorumlanması gerekmektedir.

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

33. Somut olayda başvurucular, kendileri hakkında, ulusal yayın

yapan bir gazetede ve haber kanalında yer alan haberlerden ve yapılan

yorumlardan şikâyetçi olmuşlardır. Başvurucular, söz konusu haber ve yorumların

ayrımcı ve nefrete dayalı hakaret içerdiğini ve kişilik haklarına saldırıda

bulunduğunu iddia etmişlerdir. Başvuruculara göre devlet etkili soruşturma

yapmayarak failleri cezasız bırakmıştır. Başvurucular, bir bütün olarak

değerlendirildiğinde ilgili haber ve yorumların nefret söylemi olduğunu ileri

sürmüşlerdir.

34. Buna karşın kamuoyunda önemli sayıda kişi ve grup;

çevrecilerin bu eylemlerinin ülke ekonomisine yarardan çok zarar getirdiğini,

ülkenin tüm zenginliklerinin kullanılması gerektiğini, maden kaynaklarının

kullanılmasına karşı çıkanların ancak ülke ekonomisinin gelişmesini

istemeyenler olabileceğini savunmuşlardır. Başvuru konusu haber ve yayınları

yapan gazeteciler, bir fotoğraf paylaşarak çevreci eylemcilerin Almanya'da bir

vakıf tarafından eğitildiğine dair bazı deliller bulunduğunu ileri

sürmüşlerdir. Gazetecilere göre Artvin'deki maden sahasına karşı çıkanlar ile

diğer büyük projelere karşı olanlar arasında ortak bir bağ bulunmaktadır. Bu da

bu kişilerin Alman vakıfları tarafından yönlendirilmeleridir.

35. Gazeteciler, başvurucuların muhalif partiler ile olan

ilişkilerini de yorumlamışlardır. Gazetecilere göre; başvurucuların PKK terör

örgütüne eğilimi olan bir televizyon kanalında görünmeleri, muhalif çok sayıda

siyasetçi ve yabancı bir vakıf ile ilişkili olmaları Cerattepe'de

yaşanan olayları yabancı ülkelerin planladığını ve başvurucuların da bu planın

bir parçası olduklarını göstermektedir.

36. Anayasa Mahkemesi söz konusu deliller eşliğinde olayları

yorumlayan gazetecilerin, başvurucuların adını açıkça zikrederek onlara karşı

ağır suçlamalar yönelttiğini gözlemlemektedir. Buna karşın gazetecilerin

sözleri salt başvuruculara ilişkin bir aidiyet olgusundan kaynaklanmamaktadır.

Başvurucular toplumsal bazı olumsuzlukların faili olarak gösterilseler dahi

sırf çevreci oldukları için kendilerine sebepsiz saldırıda bulunulmuş veya

aşağılanmış değillerdir. Başvurucular ne bir dışlamaya ne de baskı veya şiddete

maruz kalmamışlardır. Sonuç olarak şikâyet konusu söylemlerin başvuruculara

veya onların mensubu olduğu çevreci faaliyetlere karşı; hoşgörüsüzlüğe dayalı

nefret biçimlerini yayan, kışkırtan, teşvik eden veya meşrulaştıran ifadeler

olmadığı, dolayısıyla nefret söylemi

olarak nitelendirilemeyeceği değerlendirilmiştir.

37. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 19-20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

38. Üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler ile

ilgili olarak başvurucuların yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş olduğu

ve somut başvuru açısından daha etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma

imkânı kullanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulduğu nazara alındığında

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için tüm başvuru yollarının

tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği söylenemez (Halkevleri Derneği ve İlknur Birol, § 32; Necati Gündüz ve Recep Gündüz, § 19-20).

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Gülsüm Gizem

GÜRSOY

Başvurucular

:

1. Nur Neşe

KARAHAN

2. Yeşil Artvin Derneği Vekili : Av. Bedrettin KALIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/79283, 17 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. "...[e.d]
  7. [h.ç]
  8. [h.ç]
  9. Iv.ilgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucuların
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Gürsoy
  18. Karahan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/79283
Tarih
17 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Barış Yarkadaş Başvurusu (B. No: 2015/4821)
  • Erol Aksoy Başvurusu (B. No: 2015/13350)
  • İlknur Kızıltoprak Başvurusu (B. No: 2015/11579)
  • Hüseyin Gündüz Başvurusu (B. No: 2016/73235)
  • Defne Su Poçulu Başvurusu (B. No: 2015/7477)
  • Atıf Duran Başvurusu (B. No: 2016/6056)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.