İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Makbule Kaymaz Başvurusu (B. No: 2015/9441)

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin karıştığı bir ölüm olayı

Başvuru No2015/9441Tarih17 Nisan 2019Okuma13 dk · 2.668 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Makbule Kaymaz Başvurusu

Karar tarihi
17 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/9441
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.668 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin karıştığı bir ölüm olayı

hakkında yürütülen ceza yargılaması sonunda sanıklar hakkında verilen beraat

kararı aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruda yaşam

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine yapılan yargılamanın

yenilenmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

8. Başvurucu 21/11/2004 tarihinde kolluk görevlilerinin

karıştığı bir olay sırasında ölen A.K.nın eşi, U.K.nın ise annesidir.

9. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. Kızıltepe Emniyet Müdürlüğüne 20/11/2004 tarihinde,

yanlarında uzun namlulu silahlar bulunan birkaç şüpheli kişinin A.K. ve U.K.nın ikamet ettiği eve geldiği ihbar edilmiştir.

11. Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine ihbarda sözü edilen

kişilerin yakalanması için kolluk görevlilerince bir operasyon planlanmıştır.

12. Cumhuriyet savcısı, A.K. ve U.K.nın

bulunduğu evde arama yapılmasına karar vermiştir.

13. Arama esnasında çıkması olası çatışmada evdeki sivillerin

zarar görme ihtimaline karşı kolluk görevlilerince ev gözetim altına

alınmıştır.

14. Şüpheli kişilerin yakalanması için yapılan plan uyarınca

yanlarında uzun namlulu silahlar bulunan kişiler evin dışında

yakalanacaklardır.

15. A.K. ve U.K., 21/11/2004 tarihinde saat 17.00 sıralarında

evlerinin yakınında öldürülmüştür.

16. A.K. ve U.K.nın ölümleriyle ilgili

olarak yürütülen soruşturma sonunda dört polis memuru hakkında meşru müdafaa

sınırının aşılması suretiyle müstakil faili belli olmayacak şekilde adam

öldürme suçundan Mardin Ağır Ceza

Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

17. Kamu davası, Bakanlığın talebi üzerine Yargıtay 5.

Dairesince verilen karara istinaden kamu güvenliği gerekçesiyle Eskişehir 1.

Ağır Ceza Mahkemesine (Ceza Mahkemesi) nakledilmiştir.

18. Yaptığı yargılama sonunda uzun namlulu silah taşıyan

kişilerin evin dışında yakalanması için gerekli önlemler alınırken aniden

çatışma çıktığı ve sanıkların silah kullanma yetkileri kapsamında ve meşru

müdafaa şartları içinde hareket ederek A.K. ve U.K.nın

ölümüne neden oldukları sonucuna varan Ceza Mahkemesi, neticeten sanıkların beraatine karar verilmiştir. Ceza Mahkemesine göre

ölenlerin kullandıkları silahların özelliği dikkate alındığında sanıkların

ateşli silah kullanmaları ölçülüdür ve aniden gelişen olay sırasında

alınabilecek başka bir koruma tedbiri bulunmamaktadır.

19. Başvurucunun da aralarında bulunduğu katılanların temyiz

talepleri, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11/6/2009 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Böylece sanıkların beraatine ilişkin

hüküm kesinleşmiştir.

20. Başvurucu -kayınvalidesi ve kayınbiraderi ile birlikte-

başka ihlal iddiaları yanında ölen yakınlarının yaşam haklarının da ihlal

edildiğini ileri sürerek 9/12/2009 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

(AİHM) başvuru yapmıştır.

21. Yaptığı inceleme sonunda AİHM 25/2/2014 tarihinde,

operasyonun tüm riski olabildiğince azaltacak şekilde hazırlanmadığı ve kontrol

edilmediği, olayda kullanılan ölümcül gücün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 2. maddesi anlamında mutlak gerekli olduğunun tespit edilmediği

gerekçesiyle yaşam hakkının maddi (esas) boyutunun; soruşturmadaki

yetersizlikler nedeniyle de yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine

karar vermiştir. Bundan başka AİHM, başvuruculara 70.000 avro maddi, 70.000 avro

manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Kararda, ihlalin giderilmesine

yönelik genel veya bireysel herhangi bir önlem veya araca yer verilmemiştir.

22. AİHM yaşam hakkının usul boyutuyla ilgili karara varırken

Cumhuriyet Başsavcılığının olaya karışan polis memurlarını olaydan on günden

daha fazla zaman geçtikten sonra ifadeye çağırmasını, aynı polis memurlarının

olay sonrasında birbirlerinden ayrı tutulmamasını ve adli soruşturmadan önce

idari soruşturma kapsamında ifade vermelerinin kendilerinden istenmesini, evi

izlemekle görevli iki polis memurunun ifadelerine olaydan yaklaşık bir yıl

sonra başvurulmasını, başvurucuların olay yerinde olayın yeniden kurgulanmasına

(keşif yapılmasına) yönelik taleplerinin Ceza Mahkemesince reddedilmesini ve

ölenlerin yakınında bulunan silahlarda herhangi bir parmak izi incelemesi

yapılmamasını dikkate almıştır.

23. Başvurucu vekili 21/1/2015 tarihinde, AİHM kararında yapılan

tespitleri gerekçe göstererek Ceza Mahkemesinden 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesine istinaden yargılamanın

yenilenmesini talep etmiştir.

24. Ceza Mahkemesi, yasal şartları bulunmadığı gerekçesiyle

yargılamanın yenilenmesi talebini reddetmiştir.

25. Başvurucu vekili, 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde

yazılı şartların gerçekleştiği iddiasıyla Ceza Mahkemesince verilen karara

itiraz etmiştir.

26. Başvurucu vekilinin itirazı, Eskişehir 2. Ağır Ceza

Mahkemesince (2. Ceza Mahkemesi) 22/4/2015 tarihinde reddedilmiştir. Söz konusu

kararın ilgili kısmı şöyledir:

"CMK. nun 311

maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi müessesesi düzenlenmiş olup,

katılanlar tarafından hükümlü aleyhine yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunulmakta olduğundan, bu kapsamda değerlendirilecek olan maddenin CMK.nun 311 değil, CMK.nun 314

maddesi olduğu, Avrupa İnsan Mahkemesi'nin itiraza konu edilen kararı ile

birlikte CMK.nun 314. maddesi ele alındığında,

Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/02/2015 tarih ve 2005/226 Esas,

2007/162 Karar sayılı ek kararı usul ve yasaya uygun olup, herhangi bir

isabetsizlik görülmediğinden, söz konusu karara itiraz eden katılanlar

vekillerinin yerinde görülmeyen itirazının reddine ... karar verilmiştir.

..."

27. 2. Ceza Mahkemesince verilen karar başvurucu vekiline

6/5/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 2/6/2015 tarihinde

yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

28. 5271 sayılı Kanun'un "Hükümlü

lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" kenar başlıklı 311. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Kesinleşen bir

hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak

yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:

...

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana

Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle

verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü

aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane

çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde

yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği

tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.

(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri,

4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile,

4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular

üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır."

29. 5271 sayılı Kanun'un "Sanık

veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri"

kenar başlıklı 314. maddesi

şöyledir:

"(1) Kesinleşen bir

hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün

aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:

a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine

ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.

b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri,

aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek

nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.

c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili

olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi Yönünden

30. Sözleşme'nin "Kararların

bağlayıcılığı ve infazı" kenar

başlıklı 46. maddesi şöyledir:

"1. Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf

oldukları davalarda Mahkeme’nin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt

ederler.

2. Mahkeme’nin kesinleşen kararı, infazını

denetleyecek olan [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi’ne gönderilir.

3. [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi, kesinleşen bir kararın infazının

denetlenmesinin, söz konusu kararın yorumundan kaynaklanan bir zorluk nedeniyle

engellendiği kanaatinde ise, bu yorum konusunda karar vermesi için Mahkeme’ye

başvurabilir. Mahkeme’ye başvurma kararı, Komite toplantılarına katılma hakkına

sahip temsilcilerin üçte iki oy çokluğu ile alınır.

4. [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi, bir Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın, taraf olduğu bir davada verilen kesin karara

uygun davranmayı reddettiği görüşünde ise, ilgili Taraf’a

ihtarda bulunduktan sonra, Komite toplantılarına katılmaya yetkili

temsilcilerin üçte iki oy çokluğu ile alınacak bir kararla, ilgili Taraf’ın 1. fikrada öngörülen

yükümlülüğünü yerine getirmediği meselesini Mahkeme’ye intikal ettirebilir.

5. Mahkeme 1. fıkranın ihlal edildiğini tespit

ederse, alınacak önlemleri değerlendirmesi için davayı [Avrupa

Konseyi] Bakanlar Komitesi’ne gönderir.

Mahkeme, eğer 1. fıkranın ihlal edilmediğini saptarsa, davayı, incelemesine son

verecek kararı alması için [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi’ne iletir. "

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi Uygulaması Yönünden

31. AİHM'e göre Sözleşme’nin veya ekli

protokollerinin ihlal edildiğinin tespitine ilişkin bir karar davalı devlete,

adil tazmin yoluyla ödenmesine hükmedilen miktarları ödeme ve Avrupa Konseyi

Bakanlar Komitesinin (Bakanlar Komitesi) denetimine tabi olan genel ve/veya

gerektiğinde bireysel önlemleri seçme yükümlülüğü yükler. Bu önlemler AİHM'in tespit ettiği ihlale iç hukuktaki düzen içinde son

verme ve ihlalin doğurduğu sonuçları mümkün olduğunca ihlalden önceki duruma

geri getirecek şekilde telafi etme amacını taşımaktadır (Assanidze/Gürcistan [BD], B. No: 71503/01, 8/4/2004, § 198; Benzer ve diğerleri/Türkiye, B. No:

23502/06, 12/11/2013, § 215;L.M. ve

diğerleri/Rusya, B. No: 40081/14, 40088/14, 40127/14, 15/10/2015, §

165).

32. Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamındaki yükümlülüğü ifa etmek

için iç hukukunda kullanacağı araçları seçmek -Bakanlar Komitesinin denetimine

tabi olmak koşuluyla- öncelikle ilgili devletin görevidir. Ancak bu yöntem AİHM

kararında belirtilen hükümlere uygun olmak zorundadır (Scozzari ve Giunta/İtalya [BD], B. No:

39221/98, 41963/98, 13/7/2000,§ 249).

33. Bununla birlikte AİHM, aleyhine ihlal kararı verilen devlete

Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi

konusunda yardımcı olmak amacıyla, tespit ettiği durumun sonlandırılmasına

yönelik ne tür özel ve/veya genel tedbirlerin alınabileceğini açıklama yoluna

gidebilir (L.M. ve diğerleri/Rusya,

§ 166; Scoppola/İtalya (No.

2) [BD], B. No: 10249/03, 17/9/2009, § 148).

34. AİHM istisnai olarak, aleyhine ihlal kararı verilen devlet

tarafından başvurulması gereken özel yolu veya alınması gereken başka bir

tedbiri açıkça belirtir. Örneğin AİHM;

-L.M. ve diğerleri/Rusya (anılan

kararda bkz. § 169) kararında başvuruculardan ismen belirttiği ikisinin derhâl

serbest bırakılmasının sağlanmasının davalı devletin görevi olduğunu,

-Yiğitdoğan/Türkiye (No.2)

(B. No: 72174/10, 3/6/2014, § 73) kararında en uygun giderimin başvurucunun bu

yönde bir talebinin olması hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesinde belirtilen

koşullar doğrultusunda yeniden yargılanması olacağını,

-Nihayet Arıcı ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 24604/04, 16855/05, 23/10/2012, § 176)

kararında davalı devletin bakanlar kurulunun kontrolü altında on üç yıldan beri

sorgulama aşamasında olan soruşturmanın en kısa sürede sonuçlandırılması ve

başvuranların yakınlarının hangi şartlar altında öldüğünün açıklanabilmesi için

gerekli uygulamaları gerçekleştirmesi ve başvuruculara ödenmesi gereken

tazminat konusunda sonuçlara varması gerektiğini,

-Benzer ve diğerleri/Türkiye

(anılan kararda bkz. § 219) kararında derdest olan soruşturmanın etkili bir

şekilde yürütülmesi gerekliliğini,

-Atiman/Türkiye (B. No: 62279/09, 23/9/2014, §

47) kararında gerekli yasal değişikliklerin yapılması gerekliliğini

belirtmiştir.

3. Bakanlar Komitesince

Kabul Edilen Kararlar Yönünden

35. Bakanlar Komitesi 19/1/2000 tarihli ve R (2000) 2 No.lu

tavsiye kararında; Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca Sözleşmeci Devletlerin

AİHM kararlarına uyma yükümlülüklerinin hak ihlali nedeniyle zarar gören

tarafın ihlal öncesinde bulanabileceği duruma mümkün olduğunca getirilmesini sağlayan

birtakım önlemlerin alınmasını gerektirebileceğini hatırlatmış ve eski hâle

getirmenin sağlanmasında en uygun önlemlerin neler olduğunun sorumlu devletin

yetkili otoriteleri tarafından ulusal hukuk sisteminde bulunan yollar dikkate

alınarak tespit edileceğini belirtmiştir. Bundan başka anılan kararda, AİHM

kararlarının icrasına ilişkin uygulamanın bazı istisnai koşullarda yeniden

yargılama yapılmasının eski hâle getirmenin sağlanmasında en etkin yöntem

olduğunu gösterdiği hatırlatılarak Sözleşmeci devletler, eski hâle getirmenin

en ileri düzeyde sağlanması maksadıyla ulusal boyutta etkin olanakların

mevcudiyetini sağlamaya davet edilmiştir. Son olarak tavsiye kararında;

-İhlale neden olan ulusal karardan ciddi manada olumsuz

etkilenmeye devam eden mağdurun mağduriyeti adil tazmin kararı ile ortadan

kaldırılamadığı ve davanın yeniden incelenmesi veya yeniden görülmesi dışında

mağduriyetin giderilebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda,

-Ulusal kararın Sözleşme'ye açıkça

aykırı olduğu durumlarda,

-Tespit edilen ihlalin dayandığı usule ilişkin hatalar veya

noksanlıkların şikâyet edilen iç hukuk yargılamasının sonucunda ciddi kuşkular

uyandırdığı durumlarda Sözleşmeci tarafların -özellikle yargılamanın yeniden

yapılması da dâhil- davanın yeniden incelenmesine imkân veren yeterli

olanakları sağlamak amacıyla kendi hukuk sistemlerini incelemesinin teşvik

edildiği vurgulanmıştır.

36. 10/5/2006 tarihli 964. Daimî Temsilciler Toplantısı’nda

kabul edilen metinde yer alan AİHM kararlarının infazının denetimiyle ilgili 6.

kurala göre Bakanlar Komitesi bir kararın infazının denetlenmesi çerçevesinde;

i. Mahkemenin vermiş olduğu adil tazminin varsa gecikme faiziyle

birlikte ödenip ödenmediğini,

ii. Gerektiğinde, karara uymak gayesiyle gerekli araçları seçmek

için Sözleşmeci tarafa tanınan takdir hakkını gözönünde

bulundurarak,

-İhlali sona erdirmeyi sağlamak ve mağdur tarafın mümkün

olduğunca Sözleşme'nin ihlalinden önceki durumuna kavuşturulması için bireysel

önlemler alınıp alınmadığını,

-Tespit edilmiş ihlallerin benzerlerinin yinelenmesinin

önlenmesi veya devam eden ihlallere son verilebilmesi amacıyla genel

tedbirlerin alınıp alınmadığını inceleyecektir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

38. Başvurucu; yakınlarının yaşam haklarının ihlal edildiğinin

AİHM tarafından tespit edilmesine rağmen yargılanmanın yenilenmesi talebinin

gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek kendisi yönünden yaşam hakkı ile

adil yargılanma hakkının, ölen yakınları yönünden ise yaşam hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

39. Bakanlık görüşünde; başvuruya konu olayla ilgili hukuki

süreçler özetlenip Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgi kurulabilecek kararları

ifade edildikten sonra öz itibarıyla AİHM'in ihlal

kararında belirtilen tazminatın yargılama giderleri ile birlikte başvurucuya

ödendiği, bu nedenle başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığı, 5271

sayılı Kanun'un sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine ilişkin

314. maddesinde AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının sayılmadığı,

yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin yorum yoluyla genişletilemeyeceği ve

Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemenin yargılamanın yenilenmesi talebiyle

ilgili hukuki süreçle sınırlı olduğu belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddiasını dile getiriş

biçimini dikkate alan Anayasa Mahkemesi, başvurunun başvurucunun ölen

yakınlarının yaşam hakkıyla sınırlı olarak incelenmesi gerektiği kanısındadır.

41. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

42. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

43. Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerden Sözleşme kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği iddiasını

incelemek, bireysel başvuru yoluyla incelemeye yetkili olan Anayasa

Mahkemesinin görev alanına girer. Aksinin kabulü, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı içinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin bireysel başvuru yolu

ile etkili bir şekilde korunmasını öngören Anayasa'nın amacı ile bağdaşmaz. Bu

sebeple AİHM tarafından verilen bir ihlal kararının gereklerinin yerine

getirilip getirilmediği Anayasa Mahkemesince incelenmelidir (Sıddıka Dülek ve diğerleri,

B. No: 2013/2750, 17/2/2016, §

70). Nitekim anılan Sıddıka Dülek ve diğerleri başvurusunda

AİHM tarafından yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine yapılan

yargılamanın yenilenmesi isteminin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından

etkili ve yeterli inceleme yapılmaksızın reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiği iddiası, AİHM tarafından verilen ihlal kararının gereklerinin

yerine getirilip getirilmediği ile ilgili olarak sınırlı incelenmiş ve yaşam

hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve

özgürlüklerin etkili bir şekilde korunması, AİHM tarafından verilen ihlal

kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine getirilmesi ile mümkündür. AİHM

tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine

getirilmemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin

uygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelir (Sıddıka Dülek ve diğerleri, § 69).

45. İşte bu nedenle bir kararın/hükmün Sözleşme ve eki

protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM tarafından tespit edilmesi,

temel hak ve özgürlüklerin teoride olduğu gibi pratikte de etkili bir şekilde

korunabilmesi amacıyla 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 53. maddesinde, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 375. maddesinde ve 30/3/2016 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un ise 67.

maddesinde yargılamanın yenilenmesi /iadesi nedeni olarak kabul edilmiştir.

46. Aynı amaç doğrultusunda, verilen bir ceza hükmünün Sözleşme

ve eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM tarafından tespit

edilmesi de 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde yargılamanın yenilenmesi

sebebi olarak sayılmıştır. Öte yandan sanıklar aleyhine yargılamanın

yenilenmesi sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı 5271 sayılı Kanun'un 314.

maddesinde AİHM tarafından verilen ihlal kararlarından söz edilmemiştir.

47. Somut başvuruya konu olayda AİHM, yaşam hakkının maddi ve

usul boyutlarının ihlal edildiğine karar verip adli tazmine hükmetse de ihlalin

giderilmesine yönelik genel veya bireysel herhangi bir önlem veya araç

belirlememiştir (bkz. § 21).

48. Bu durumda Sözleşme'nin 46. maddesi ve AİHM'in

anılan hükme ilişkin pratiği uyarınca ihlalin giderimi için ulusal hukukta

kullanacağı araçları seçmek -Bakanlar Komitesinin denetimine tabi olmak

koşuluyla- Türkiye'ye aittir (bkz. §§ 31, 32). Ancak 5271 sayılı Kanun'un 314.

maddesi imkân vermediğinden sanıklar aleyhine yargılamanın yenilenmesi yolu,

ihlalin giderimi konusunda ulusal hukukta kullanılabilecek bir araç değildir.

AİHM bugüne kadar bu durumun tespit edilen ihlallerin gideriminin

önünde engel teşkil ettiğine veya Sözleşme'nin 2. ve/veya 46. maddesiyle

bağdaşmadığına dair herhangi bir karar da vermemiştir. O hâlde AİHM tarafından

verilen ve Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca alınması gerekli genel veya

bireysel herhangi bir tedbir içermeyen bir ihlal kararının yerine

getirilebilmesi için yargılamanın yenilenmesinde zorunluluk bulunduğu

söylenemez. Bu sebeple yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucu : Makbule KAYMAZ Vekili : Av. Erdal KUZU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/9441, 17 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/2750, 17/2/2016, §
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/9441
Tarih
17 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Nur Neşe Karahan ve Yeşil Artvin Derneği Başvurusu (B. No: 2016/79283)
  • Barış Yarkadaş Başvurusu (B. No: 2015/4821)
  • Erol Aksoy Başvurusu (B. No: 2015/13350)
  • İlknur Kızıltoprak Başvurusu (B. No: 2015/11579)
  • Hüseyin Gündüz Başvurusu (B. No: 2016/73235)
  • Defne Su Poçulu Başvurusu (B. No: 2015/7477)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.