İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İhsan Uğraş Başvurusu (B. No: 2015/5365)

1. Başvuru, basın açıklaması yapılamayacak alanlar kapsamında

Başvuru No2015/5365Tarih3 Nisan 2019Okuma19 dk · 3.768 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İhsan Uğraş Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/5365
R.G. Tarih ve Sayı
15/5/2019-30775
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.768 kelime·19 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, basın açıklaması yapılamayacak alanlar kapsamında

olan yerde basın açıklaması yapılması nedeniyle idari para cezası verilmesinin

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, öğretmen olup Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları

Konfederasyonunun (TÜRKİYE KAMU-SEN) ve Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim

Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikasının (TÜRK EĞİTİM-SEN/Sendika) Niğde

Şube başkanıdır.

9. Niğde Valiliğinin 6/7/2004 tarihli basın açıklamalarının

nerelerde yapılıp yapılamayacağına dair kararı 5/8/2004 tarihli ve 25444 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan kararın ilgili

kısımları şöyledir:

“…kamuoyuna

hitaben her türlü açıklama ve basın açıklamalarını yapmak isteyen yerli-yabancı

gerçek ve tüzel kişilerin sorumluluğu ile kamu görevlilerinin görev ve

yetkilerini kapsayan ve kamu düzenini bozmadan, kamu güvenliği içerisinde

yapılabilmesi için alınan güvenlik tedbirleri karara bağlanmıştır.

Bu kararda, huzur, güvenlik ve kamu düzeninin

sağlanması amacıyla Anayasanın 26 ncı maddesi 5442

sayılı İl idaresi Kanununun 11 inci maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşleri Kanununun 22 nci maddesi hükümlerine

istinaden gerçek ve tüzel kişiler tarafından basına ve kamuoyuna hitaben

yapılacak basın açıklamalarının yapılması veya yapılmaması gereken yerler

aşağıdaki şekilde belirtilmiştir.

Madde 1 — Valiliğimize bağlı tüm kamu kurum ve

kuruluşlarındaki kapalı alanlarda usulüne uygun olarak önceden izin almak veya

bildirimde bulunmak kaydıyla yapılması,

Madde 2 — Valilik binası başta olmak üzere,

tüm kamu kurum ve kuruluşları önünde ve bunlara ait müştemilatlarda (otopark,

bahçe meydanları ve benzeri) ise yapılmaması,

Madde 3 — Umuma mahsus yerlerde ise; İlimiz

Belediye Parkı önünde (araç ve yaya trafiğini engellemeyecek şekilde)

yapılması,

…

uygun görülmüştür.”

10. Başvurucu ve diğer Sendika yöneticileri, Sendikanın kararı

doğrultusunda İl Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde görev yapan eğitim kurumu

yöneticilerinin görev sürelerinin uzatılmasına ilişkin olarak oluşturulan

değerlendirme komisyonunun keyfîlikten de öte kasıtlı

olarak yaptıklarını iddia ettikleri ve sendika üyesi olan kurum yöneticilerinin

yöneticilik görevlerinin sonlanmasına yol açacak değerlendirmelerini protesto

etmek istemişlerdir. 25/8/2014 günü saat 17.00 sıralarında başvurucunun da

içinde bulunduğu yaklaşık otuz kişilik grup TÜRK EĞİTİM-SEN'e

ait kapalı vaziyetteki flamalarla Cumhuriyet Caddesi'ndeki Valilik binası önüne

gelmiştir. Valilik binası önünde toplanan grup, okul yöneticilerine verilen

değerlendirme puanlarında haksızlık yapıldığını kamuoyuna duyurmak amacıyla bir

basın açıklaması yapmıştır. Daha önce alınan duyum üzerine emniyet güçleri

yeteri kadar personel ile Valilik önünde tedbir almıştır.

11. Sözlü olarak yapmak istedikleri basın açıklamasının Valilik

binası önünde ve müştemilatında yapılamayacağı, bu yönde Valiliğin kararı

bulunduğu, basın açıklaması yapılması durumunda emre aykırı davranış nedeniyle

kendilerine idari para cezası verileceği yönünde yetkililer tarafından gruba

uyarı yapılmıştır. Söz konusu gruptakiler basın açıklamasını yapacaklarını

belirtmiş ve hukuki olarak ne gerekiyorsa yapılması yönünde karşılık

vermişlerdir.

12. Başvurucu "Türk

Eğitim-Sen Niğde Şubesi" ifadesi yazılı pankartın arkasına

geçerek Valilik binasının dışında bulunan duvarın önündeki kaldırımda yaya

trafiğini kısmen engeller vaziyette toplanan kalabalığa ve basın mensuplarına

hitaben saat 17.10 sıralarında basın açıklaması yapmıştır. Basın açıklaması on

beş dakika sürmüş ve saat 17.25'te grup olaysız bir şekilde dağılmıştır.

13. Niğde Emniyet Müdürlüğü (İdare) tarafından basın

açıklamasına katıldığı tespit edilen ve başvurucunun da aralarında bulunduğu

kişilere 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi

uyarınca emre aykırı davranışta bulunduklarından bahisle 189 TL idari para

cezası verilmiştir. Başvurucu 29/8/2014 tarihinde idari para cezasına itiraz

etmiştir.

14. İtirazı inceleyen Niğde Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik)

17/3/2015 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.

15. Hâkimlik kararında; İdare tarafından gönderilen cevap

yazısına atıf yapılarak başvurucu ve arkadaşlarının Valilik kararı ile basın

açıklaması yapılamayacak yer olarak belirlenen Cumhuriyet Meydanı'nda basın

açıklaması yapılmayacağı, aksi durumda idari para cezası uygulanacağı şeklinde

uyarıldıklarının belirtildiğine yer verilmiştir. Kararda, Valiliğin basın

açıklamalarının yapılacağı ve yapılamayacağı yerlerin belirlenmesine ilişkin

kararı ve kamera görüntüsüne ait çözüm tutanakları dikkate alınarak idari

yaptırım kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığına karar

verilmiştir.

16. Karar başvurucuya 18/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 24/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. Mevcut başvuruya ilişkin ulusal ve uluslararası hukuk

kaynaklarının derli toplu verildiği kararlar için bkz. Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri ([GK], B. No:2014/920, 25/5/2017, §§ 22-31);

Rıza Gökçen Erus ve diğerleri (B. No: 2014/17391,

19/4/2018, §§ 24-30) kararları.

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mevcut başvuruya

benzer başvurulardan olan Akarsubaşı/Türkiye (B. No: 70396/11, 21/7/2015)

başvurusunu 21/7/2015 tarihinde karara bağlamıştır. Devlet memuru ve Kamu

Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) üyesi olan başvurucu, Adana Adliyesi

önünde Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) tarafından düzenlenen

gösteriye katılmıştır. Burada bir basın açıklaması okunmuş ve göstericiler söz

konusu basın açıklaması çerçevesinde kendi kurumlarında kreş yapılmasını talep

etmişlerdir. Daha önce basın açıklaması yapılamayacak yerlere ilişkin olarak

verilmiş Valilik kararını ihlal edecek şekilde Adliye Sarayının giriş

merdivenleri önünde yapılan bu basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle

başvurucu hakkında 5326 sayılı Kanun’un 32. maddesine dayanılarak 143 TL idari

para cezası uygulanmıştır. Başvurucunun itirazları Mahkemece reddedilmiştir.

20. AİHM; devletlerin yalnızca barışçıl toplantı hakkını korumakla

değil aynı zamanda bu hakka yasaya aykırı nitelikte dolaylı sınırlamalar

getirmekten kaçınmakla da yükümlü olduklarını hatırlatmıştır. AİHM, basın

açıklamasının barışçıl özelliğine vurgu yapmış ve kamu makamlarının barışçıl

biçimde yapılan bir gösteriye karşılık vermeleri gerektiğinde başvurucunun

barışçıl şekilde gösteri yapma hakkı ile yerel makamların kamu düzenini koruma

hakkı arasındaki dengeyi sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir.

21. AİHM, ilk derece mahkemesinin söz konusu dengelemeyi

yapmadığı gibi gösterinin amacını ve barışçıl niteliğini de değerlendirmediğine

dikkat çekmiştir. AİHM'e göre başvurucuya yalnızca

basın açıklamasının okunması gereken bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle para

cezası verilmesi, bir sendikaya üye olan herkesi cezalandırılma korkusuyla

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesi ile güvence altına

alınan toplantı ve gösteri yapma hakkını kullanmaktan caydırabilecek

niteliktedir. AİHM 5326 sayılı Kanun’un 32. maddesinin imkân verdiği müdahalenin

zorlayıcı bir sosyal gereksinime

karşılık geldiğinin ilgili ve yeterli gerekçe ile gösterilemediği ve

Sözleşme’nin 11. maddesi anlamında demokratik

bir toplumda gerekli olarak görülemeyeceği sonucuna varmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; idari para cezasının amacının kamu düzeninin

korunması ve kamu güvenliğinin sağlanması olmadığını, konuşmayan ve hakkını

aramayan bir toplum yaratmanın hedeflendiğini belirtmiştir. Başvurucu,

uluslararası sözleşmelerle ve Anayasa tarafından korunan sendika hakkı

kapsamında barışçıl bir şekilde gerçekleştirilen ve on beş dakika süren basın

açıklaması dolayısıyla idari para cezası verilmesinin sendika hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, Sendikanın kolektif eylemler

nedeniyle üyelerinin mesleki çıkarlarını koruma özgürlüğü ile doğrudan ilişkili

değildir (sendika hakkının kapsamı için bkz. Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §§ 30-32; aynı yönde

değerlendirmeler için bkz. Gülfidan Yıldırım,

B. No: 2014/12290, 19/7/2017, § 22). Bu nedenle başvurucunun şikâyetinin

toplantı ve gösteri düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

25. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

27. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadece

kullanılması sırasında değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de hak

üzerinde sınırlayıcı etkisi

bulunmaktadır (Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,

§ 53; sendika hakkına ilişkin olarak bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 48). Bu sebeple başvurucunun

katıldığı gösteri yürüyüşüne kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede

bulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ile cezalandırılmasının

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale olduğu

kabul edilmelidir (Dursun Soydan ve

diğerleri, B. No: 2015/2948, 14/11/2018, § 39).

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

28. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...

demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz.”

29. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

30. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır (5326 sayılı Kanun'un 32. maddesine ilişkin kanunilik

değerlendirmesi için bkz. Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 52-69).

ii. Meşru Amaç

31. Başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin

kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

32. Anayasa Mahkemesi demokratik

toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

daha önce pek çok kez açıklamıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı, demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup

bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir

araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40; Dilan Ögüz Canan

[GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Ali

Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §

79; Osman Erbil, § 45).

33. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimidir. Anayasal

haklar içinde kendine has rolünün ve özel uygulama alanının varlığına rağmen

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade özgürlüğünün

ışığında değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir

toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de

geçerlidir (Dilan Ögüz

Canan, § 34; Ali Rıza Özer ve

diğerleri, § 115; Osman Erbil,

§§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 72; Gülşah

Öztürk ve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer Faruk Akyüz, B. No: 2015/9247,

4/4/2018, § 52). Sonuç olarak toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her

türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan Ögüz Canan, §

35; Ömer Faruk Akyüz, § 55).

(b)Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

34. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

olması gerekir (Bekir Coşkun [GK],

B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM,

E.2018/69, K.2018/47, 3/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017,

§ 18). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı

bağlamında bkz. Dilan Ögüz

Canan, § 32; sendika

hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, § 56; Adalet

Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,

16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §

70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir

Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın,

§ 68; Tansel Çölaşan, B. No:

2014/6128, 7/7/2015, § 51). Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç

ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir (Dilan Ögüz

Canan, §§ 33, 56; Ferhat

Üstündağ, § 48; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 74; ifade özgürlüğü bağlamında Bekir

Coşkun, §§ 44, 47; Tansel

Çölaşan, §§ 46, 49, 50).

35. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yoluyla ifade etme hakları ile

Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında

adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığını denetlemektir. Bir olayda meşru

amaçların varlığının hakkı ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu

meşru amaçla hak arasında olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Dilan Ögüz Canan,

§ 33; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 74; Adalet Mehtap

Buluryer, § 71).

(c) Barışçıl

Toplanma Hakkı

36. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Demokratik bir toplumda mevcut düzene itiraz eden, barışçıl

yöntemlerle düzenin değiştirilmesini ve gerçekleştirilmesini savunan kişilere

bu fikirlerini toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla ifade edebilme

imkânı sunulmalıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veya

düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır. Dolayısıyla

toplantı hakkının amacı, şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde

ortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır. (Dilan Ögüz Canan, § 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 80; Osman Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk Akyüz, § 54). Barışçıl

amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplantı hakkını kullanırken kamu düzeni

açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen davranışlarına devletin

sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir (Dilan Ögüz Canan,

§ 36; Osman Erbil, § 54).

(d) Sınırlamanın

Niteliği

37. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu

düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlar

bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlere

aykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,

§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 81; toplantı hakkına kamu düzeninin bozulması

nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna karar

verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah Öztürk

ve diğerleri, §§ 76-86).

38. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların

barışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine

müsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamu

otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürk

ve diğerleri, § 76).

39. Barışçıl şekilde toplanan kişilere yapılan müdahalelerin

demokratik toplumda kamu düzeninin korunması açısından gerekli olduğunun,

müdahalenin kamu düzeninin bozulması veya bozulma tehlikesinin ortaya çıkması

sebebiyle yapıldığının veya katılımcıların bu anayasal haklarını kullanırlarken

sahip oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygun

davranmadıklarının yetkili mercilerce (polis raporlarında, iddianamelerde veya

derece mahkemelerinin gerekçelerinde) gösterilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 53; Dursun Soydan ve diğerleri,

§ 58).

(e) Caydırıcı

Etki

40. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bir

gösteride yasaklanmamış davranışlarda bulunan kişilerin toplantı hakkı,

kınanabilir bir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabul edilecek cezanın

dahi uygulanmamasını temin eder. Zira bu tip soruşturmalar ve cezalandırmalar

caydırıcı etki doğurma potansiyeli taşımaktadır. Gösteri sonrası yapılan

müdahaleler de -barışçıl gösteriye katılanlar hakkında idari para cezaları

verilmesi gibi- ileride kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye

neden olabilir (Rıza Gökçen Erus, §

55; Dursun Soydan ve diğerleri, §

63).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Somut olayda Niğde Valiliği bazı alanlarda basın açıklaması yapılmaması

yönünde idari karar almıştır (bkz. § 9). Söz konusu kararın huzur, güvenlik ve

kamu düzeninin sağlanması amacıyla alındığı görülmektedir. Başvurucunun ve

arkadaşlarının izin verilmeyen alanda basın açıklaması yapması üzerine 5326

sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca emre itaatsizlik edildiği gerekçesiyle

kendilerine idari para cezası şeklinde yaptırım kararı uygulanmıştır.

42. Öncelikle devletin kamunun huzuru ve güvenliğinin sağlanması

amacıyla yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip

olduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinde

yer alan "emre itaatsizlik"

kabahatinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesinde kullanılma riski

bulunduğu hatırda tutulmalıdır (Rıza Gökçen Erus, § 61; Dursun

Soydan ve diğerleri, § 55).

43. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yetkili merciler

tarafından verilen emrin amacı kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel

sağlığın korunması olmalıdır. Emre aykırı davranışın cezalandırılabilmesi için

kanunda öngörülen kabahatin uygulanma koşullarının somut olayda bulunup

bulunmadığı ve kabahatin unsurlarının neler olması gerektiği meselesi Anayasa

Mahkemesinin ilgi alanının dışındadır. Buna karşılık yetkili mercinin verdiği emir ya da bu emre aykırı davranışın

cezalandırılması anayasal bir hakka müdahale oluşturursa bu müdahale, Anayasa

Mahkemesinin ilgi alanında olacaktır (Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 87).

44. Bir kimse sırf emre aykırı davranmış olması nedeniyle cezalandırılmış

ve Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere bir müdahalede bulunulduğunu

kabul etmiş ise Anayasa Mahkemesinin bundan sonra denetleyeceği ilk husus emre

aykırılık nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma tehlikesinin

bulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp çıkmadığı olacaktır

(Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 88; Rıza Gökçen Erus, § 63; Dursun

Soydan ve diğerleri.§ 57) .

45. Anayasa Mahkemesi usulüne uygun olarak verilmiş bir emre

aykırı bir davranışın varlığını tek başına temel hak ve özgürlüklere müdahale

için yeterli kabul edemez. Temel hakka müdahaleyi haklı kılan ve emrin amacı

olan kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın bozulduğunun veya

bozulma tehlikesinin bulunduğunun da kamu gücünü kullanan yetkili mercilerin

kararlarında (örneğin ceza tutanağını düzenleyen polis raporlarında veya derece

mahkemelerinin gerekçelerinde) göstermesi gerekir (Dilan Ögüz Canan, §§ 51, 53). Yine

mevcut başvurularda olduğu gibi göstericilerin şiddet eylemlerine

karışmadıkları durumlarda kamu makamlarının toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkına belirli bir ölçüye kadar müsamaha göstermesi gerekir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 81). Barışçıl bir gösteri veya basın açıklaması nedeniyle -somut olayda

olduğu gibi- ilke olarak cezai bir yaptırım da uygulanmaması gerekir (Rıza Gökçen Erus,

§ § 54, 55; Dursun Soydan ve diğerleri,§

59).

46. Kamu düzeninin bozulduğunu, bozulma tehlikesinin bulunduğunu

ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıktığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile

göstermeyen ve temel haklara müdahale eden her kamu gücü eylem ve işlemi temel

hakları ihlal edebilir. Somut olayda Valilik binası başta olmak üzere, tüm kamu

kurum ve kuruluşları önünde ve bunlara ait müştemilatlarda (otopark, bahçe

meydanları ve benzeri) basın açıklaması yapılmaması yönündeki idari kararın

kurumların düzgün işleyişi ve kamu hizmetlerinin sağlıklı yürütülmesi ve genel

ifadeyle kamu düzeninin bozulmasını önlemek amacına yönelik olduğu açıktır.

Bununla birlikte somut olayda polis tutanaklarında ve Hâkimlik kararlarında söz

konusu basın açıklamasının bazı faaliyetlerin önemli derecede aksamasına neden

olduğu veya kamu düzenini bozduğu ya da bu yönde ciddi bir tehlike doğurduğu

yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle idare ve

derece mahkemeleri; başvurucunun yaptığı basın açıklamasının kamu hizmetlerinin

aksattığını, kamu düzenini bozduğunu veya bozma tehlikesi ortaya çıkardığını

ortaya koyamamışlardır.

47. Aynı şekilde basın açıklamasının barışçıl bir şekilde ve on

beş dakika gibi kısa bir sürede tamamlandığı, açıklama yapan grubun olaysız

dağıldığı da gözönünde bulundurulmamıştır. Yine basın

açıklamasına kolluk güçleri veya idare tarafından müdahale edilmesi gereği

duyulmamış, başvurucu hakkındaki idari para cezası basın açıklamasından sonra

kolluk güçleri tarafından düzenlenmiştir.

48. Dolayısıyla somut olayda başvurucuya verilen idari para

cezasının zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca yönelik olarak verildiği, idare ve

yargı makamlarınca ilgili ve yeterli bir surette ortaya konulamamıştır. Ayrıca

başvurucunun sendika üyesi olduğu gözönüne

alındığında para cezasının ileride haklarını kullanmasında caydırıcı etkisi de

söz konusu olabilecektir.

49. Sonuç olarak mevcut başvuruda, Anayasa'nın 34. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli

görülen önlemler ile başvurucunun aynı madde kapsamındaki hakları arasında adil

bir denge sağlanamamıştır. Bu nedenle başvurucuya verilen idari para cezasının

kamu düzenin sağlanması ve başkalarının haklarının korunması için demokratik

toplum gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

50. Buna göre Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

53. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

54. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §

58).

55. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

56. Başvurucu, ihlal tespitine karar verilmesini talep etmiş;

tazminat talebinde bulunmamıştır.

57. Anayasa Mahkemesi başvurucuya verilen idari para cezası

nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar

vermiştir. Bu nedenle ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte idari para cezasının iptali istemiyle açılan

davanın reddedilmesi ve dolayısıyla davada ihlalin giderilememesi nedeniyle

ihlalin aynı zamanda mahkeme kararından da kaynaklandığı görülmektedir.

58. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılması kapsamında Niğde Sulh Ceza Hâkimliğine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Bu doğrultuda ihlal sonucuna uygun

olarak idari para cezasının iptali talebinin reddine ilişkin mahkeme kararının

ortadan kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilmesi gerekmektedir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Niğde

Sulh Ceza Hâkimliğine (D. İş. 2014/335) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yücel ARSLAN Başvurucu : İhsan UĞRAŞ Vekili : Av. Ali YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/5365, 3 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet
  11. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/5365
Tarih
3 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Cihat Muslihan Başvurusu (B. No: 2015/2577)
  • A.d. Başvurusu (B. No: 2014/19506)
  • D.ö. Başvurusu (B. No: 2015/4003)
  • Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/12721)
  • Mümin Meriç Başvurusu (B. No: 2015/17697)
  • Türkiye İş Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/11278)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.