İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulbaki Ağduk Başvurusu (B. No: 2013/6967)

1. Başvuru, terör örgütü üyeleri tarafından ağabeyi öldürüldüğü

Başvuru No2013/6967Tarih9 Mart 2016Okuma12 dk · 2.471 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulbaki Ağduk Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/6967
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.471 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör örgütü üyeleri tarafından ağabeyi öldürüldüğü

hâlde bu durum dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

yapılan başvuruların reddedilmesi ve ret işlemlerine karşı açılan davalara

ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması

nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/9/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/10/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 27/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 27/1/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 3/3/2016 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, ağabeyi Y.A.nın

köyde terör örgütü mensuplarıyla yaşanan çatışma sonucu 1995 yılında öldüğünü

beyan etmiş ve bu özel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü

terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

9. Başvurucu 24/4/2008 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

10. 3/1/2011 tarihli ve 2011/2-95 sayılı Komisyon kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvuruda dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca başvurucunun yaşadığı

köyün boşaltılmadığı, köyde muhtarlık seçimlerinin düzenli olarak yapıldığı,

kendisine yönelik doğrudan bir tehdit ve saldırı olmadığından talebin reddine

karar verilmiştir.

11. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine

Diyarbakır İdare Mahkemesinde açılan dava 20/9/2011 tarihli Diyarbakır 1. İdare

Mahkemesinin yetkisizlik kararıyla Batman İdare Mahkemesine devredilmiştir.

12. Batman İdare Mahkemesinin 15/12/2011 tarihli ve E.2011/3965,

K.2011/1706 sayılı kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

bölümü şöyledir;

"...Batman

İli, Kozluk İlçesi, Akçalı Köyü'ne ait dava dosyasında bulunan bilgi ve

belgelerin incelenmesinden; Akçalı Köyü'nün “Boşalan, Kısmen Boşalan ve

Boşalmayan Köyler“ listesinde isminin yer almadığı, genel nüfus sayımlarına görenüfusunun 1997 yılında 211, 2000 yılında ise 190 kişi

olduğu, Kozluk İlçe Seçim Kurulu’nun 07.08.2009 tarih ve 174 sayılı yazısında,

1990-2000 yılları arasında Kozluk İlçesine bağlı tüm köylerde muhtarlık

seçimlerinin yapıldığı ve seçim yapılmayan köy olmadığı, Batman İl Jandarma

Alay Komutanlığı tarafından tutulan 13.11.2009 tarihli tutanağa göre Akçalı

köyünde köy boşaltma olmadığı, korucu ailelerin dışında ikamet eden aileler

olduğu hususları ifade edilmiştir.

Bu durumda; aralarında davacının da bulunduğu

Akçalı Köyü halkının bir kısmının, ekonomik, sosyal ve güvenlik nedenleriyle de

olsa köyden göç etmelerinden dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen

boşalmamış olması diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının

yaşanmamış olması ve davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının

bulunmaması nedenleriyle, uğradıldığı ileri sürülen

zararın, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmamaktadır."

13. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 20/3/2013 tarihli ve E.2012/3093, K.2013/2165 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

14. Başvurucu 4/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

16. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı

tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; gönüllü köy korucusu olan ağabeyi Y.A.nın terör örgütüyle girilen çatışmada öldüğünü, 5233

sayılı Kanun kapsamında yaptığı taleplerin ve akabinde açtığı davanın Akçalı

köyünün tamamen boşalan yerleşim yerlerinden biri olmadığı gerekçesiyle

reddedildiği için bir sonuç alamadığını, zorunlu göç etmesi nedeniyle köyde

bulunan mal varlığının bakımsızlıktan çok büyük zarar gördüğünü, bilirkişiler

tarafından da zararlarının tespit edildiğini, idari yargı makamları tarafından

belirtilen nesnel güvenlik kaygısının olmadığı tespitinin hukuki olmadığını,

ikamet ettiği köyün çatışmalar nedeniyle tamamen boşalmış olduğunu, köy

okulunun kapatıldığını ve seçimlerin yapılamadığını, sık sık yaşanan çatışmalar

nedeniyle kimsenin can güvenliğinin kalmadığını ve maddi zararların oluştuğunu,

oluşan zararları "sosyal risk" ve "kusursuz sorumluluk"

ilkesi gereği idarenin karşılaması gerektiğini, idarenin can ve mal güvenliğini

sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet hakkından yoksun

kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle

zararlarının tazmin edilmediğini, ayrıca yaptığı başvuru hakkında yürütülen

işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın35. ve

36.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; maddi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formu

ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının

tazmini amacıyla açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 36.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı neticesinde

idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu

maruz kaldığı mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim

sağlanması imkânının kendisine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35.

maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan

ihlal iddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının

incelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal

iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer ihlal

iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

21. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında; Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde

Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

23. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında başvurucunun

Komisyona başvuru tarihi olan 24/4/2008 tarihi ile nihai karar tarihi olan

başvurucunun temyiz talebiüzerine verilen 20/3/2013

tarihli Danıştay Onbeşinci Dairesinin hükmün onanması

kararı arasında geçen 4 yıl 10 aylık sürede, uyuşmazlığın karara bağlanması

konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek

bir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden ve başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul

olduğu sonucuna varılmıştır.

24. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun

ve açtığı davanın terör örgütü mensuplarınca köy korucusu olan ağabeyi Y.A.nın öldürülmesine dair özel

durumu gözönünde bulundurulmadan kendisine yönelik

bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini

belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Anılan iddia adil yargılanma hakkı kapsamında yer

alan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

27. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik

ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında

bulundukları yerleri kendi istekleriyle terk edenlerin bu sebeple uğradıkları

zararların kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

28. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan

zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas

edilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim

yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim

yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle

toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki

göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını

zorunlu görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme

olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan

hareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine

yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014 §§ 89, 90; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014

§§ 84, 85).

29. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen

hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, §§

45-50; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

30. Başvurucunun; köy korucusu olan ağabeyi Y.A.nın

terör örgütü mensuplarıyla köyde yaşanan çatışmada ölmesinden kaynaklanan

güvenlik kaygısıyla köyünü terk ettiği ve bu çerçevede oluşan zararlarının 5233

sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdüğü ve

belirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ile soruşturma evrakını Derece

Mahkemelerine ibraz ederek terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı

nedeni ile yerleşim yerini terk ettiği noktasındaki özel durumunun dikkate

alınmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.

31. Bu çerçevede başvurucunun en yakın aile fertlerinden olan,

gönüllü köy koruculuğu yapan ağabeyinin terör örgütü mensuplarıyla köyde

yaşanan çatışmada ölmesihakkında olay yeri tespit

tutanakları ile Kozluk Cumhuriyet Savcılığı ölü muayene ve otopsi zabtı dikkate alındığında belirtilen olay akabinde

başvurucunun yerleşim yerinden ayrıldığı iddiası karşısında, başvurucunun

taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için nesnel

ölçütten yararlanılması tek başına yeterli olmayıp terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle yerleşim yerlerini terk

edip etmediği noktasında farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesi

gerekmesine rağmen Derece Mahkemelerince anılan incelemelerin yapılmadığı

tespit edilmiştir. Talepler hakkında değerlendirme yapılırken başvurucunun özel

durumunun incelenmemesi, Kanun’un amacının yanı sıra ağabeyi terör örgütü

mensuplarınca öldürülen başvurucunun terör olaylarından kaynaklanan güvenlik

kaygısı ileyerleşim yerini terk edip etmediği

konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun görünmemektedir.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

33. 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

34. Başvurucu, başvuru formunda belirtiği maddi ve manevi

tazminat miktarlarının ödenmesine hükmedilmesini talep etmiştir.

35. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

36. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapmak üzere Batman İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

37. Başvurucu tarafından maddi ve manevi tazminat talep edilmiş

olmakla beraber maddi tazminat talebi açısından başvurucunun uğradığını iddia

ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi

tazminat talebinin reddine; manevi tazminat talebi açısından ise yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesinin başvurucunun ihlal iddiası açısından yeterli bir giderim

oluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine

karar verilmesi gerekir.

38. Başvurucunun adli yardım talebi kabul edildiği ve ihlal

kararı verildiği içinyargılama giderlerinin Maliye

Hazinesi üzerinde bırakılmasına ve 1.800 TL vekâlet ücretinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 1.800 TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

İ. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Abdulbaki

AĞDUK

Vekili : Av. Ferhat BAYINDIR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6967, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete
  12. D. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki
  13. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. İ. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. Tamamen Muaf Tutulmasına
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. M. Emin KUZ
  20. Ağduk
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6967
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Faik Özgür Erol Başvurusu (B. No: 2013/2719)
  • Adil Taner Ovacık Başvurusu (B. No: 2014/102)
  • Nesibe Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1988)
  • Dese Örme Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/8986)
  • A. Ö. G. Başvurusu (B. No: 2013/1227)
  • İbrahim Demirayak Başvurusu (B. No: 2013/4075)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.