İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nesibe Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1988)

1. Başvuru, murisin 1995 yılında terör örgütü tarafından

Başvuru No2013/1988Tarih31 Mart 2016Okuma17 dk · 3.312 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nesibe Demir Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/1988
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.312 kelime·17 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, murisin 1995 yılında terör örgütü tarafından

kaçırıldığı ve öldürüldüğü iddiasıyla 17/7/2004

tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddine ilişkin

işleme karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/3/2013 tarihinde Hakkari

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 21/12/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından, 20/2/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 20/3/2015

tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvuruculardan Nesibe Demir'in eşi, diğer başvurucuların

babası olan N.D. 1995 yılında ortadan kaybolmuş ve bir daha kendisinden haber

alınamamıştır.

8. Başvurucuların murisinin kardeşi H.D.,

kardeşinin Çukurca Jandarma Karakol komutanı ve burada görevli bir astsubay ile

birlikte kaçak silah ticareti yaptığını, kardeşinin kendisine düşen payı almak

için 5/3/1995 tarihinde karakola gittiğini ancak bu kişilerin kardeşine düşen

payı vermemek için kardeşini öldürdüklerini belirterek 2/8/1995 tarihinde

Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştur. Şikâyetçi daha sonraki

beyanında ise bu hususları terör örgütü itirafçısı bir şahıstan duyduğunu, 5/3/1995 tarihinde kardeşi ile birlikteyken kardeşinin

samimi ilişkisi bulunduğu şüphelilerin yanına gideceğini söyleyerek ayrıldığını

ve bir daha kendisini görmediğini, muhtemelen şüpheliler tarafından

öldürüldüğünü beyan etmiştir.

9. Çukurca Jandarma Karakol komutanı ve burada görevli bir

astsubay hakkında adam öldürmek suçundan yapılan hazırlık soruşturması

sonucunda Van 21. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askerî Savcılığının 31/3/1998 tarihli ve E.1998/28, K.1998/119 sayılı kararıyla N.D.nin kaybolması (ölmüş veya öldürülmüş olması

ihtimalleri de dâhil olmak üzere) olayı ile ilgili olarak şüpheliler hakkında

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın ilgili

gerekçesi şöyledir:

"... Çukurca İlçe J.K.lığının 24 Kasım 1997 tarih ve HRK: 0621-2422-97/9424

Sayılı yazısında N.D.nin, 1993-1994 yıllarında geçici

köy koruculuğu görevi yaptığının, 1994 yılında koruculuk görevine son

verildiğinin, 1995 yılında ise, şahsın terör örgütümensupları

tarafından kaçırılıp öldürüldüğünün, amcasının oğlu Y.D.den

öğrenildiğinin belirtildiği, ... gerek müşteki H.D.nin

tanık olarak gösterdiği şahısların gerekse İlçe J.K.lığında

görevli tanıkların tespit edilen ifadelerinde, N.D. ile şüpheliler arasında

birlikte kaçak silah ticareti yapmalarından ileri gelen bir menfaat ilişkisi

olduğuna, N.D.nin şüpheliler tarafından

alıkonulduğuna veya öldürüldüğüne dair bu hususları teyit eden herhangi bir

delilin bulunmadığı, N.D. isimli şahsın olay günü ilçe J.K.lığına

geldiğine dair bir kayıt veya emarenin olmadığı, bir kısım tanıkların daha

sonraki günlerde N.D.i Kuzey Irak'ta gördüklerini

beyan ettikleri, öte yandan anılan şahsın, yukarıda belirtildiği gibi vefat

ettiğine dair de herhangi bir tespitin yapılamadığı görülmüştür. ...

Bu haliyle, N.D. isimli şahsın öldürüldüğü

iddia edilmiş olmasına rağmen bu konu kesinlik kazanamamış, şüphelilerin böyle

bir olayı gerçekleştirdiği yolunda da herhangi bir delil tespit edilememiştir.

Bu durumda, cesedi dahi bulunamayan N.D.nin ölmüş

veya öldürülmüş olabileceği hususlarında kesin bir değerlendirme yapılarak bir

sonuca varılmasının mümkün olmadığı, müştekinin şikayet dilekçesinde

belirttiği, ....iddiasına karşı, şüphelilerin bu olay

ile ilgilerinin bulunduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı..."

10. Başvuruculardan Nesibe Demir, eşi N.D.nin

1995 yılının Mart ayında karakoldan çağrıldığını belirterek evinden

ayrıldığını, bir daha kendisinden haber alınamadığını ve eşinin öldürülmüş

olmasının ihtimal dâhilinde bulunduğunu belirterek N.D.nin

gaipliğine karar verilmesi istemiyle Çukurca Asliye Hukuk Mahkemesinde 2/5/2000 tarihinde dava açmıştır.

11. Çukurca Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/10/2001

tarihli ve E.2000/15, K.2001/17 sayılı kararıyla N.D.nin

en son 1994-1995 yıllarında ilçede görüldüğü, bu tarihten sonra ilçeye

gelmediği, sağ veya ölü olup olmadığı hususunda herhangi bir bilgiye

ulaşılamadığına ilişkin Çukurca İlçe Emniyet Müdürlüğünün 7/8/2001 tarihli

yazısı, benzer mahiyetteki Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığının 13/9/2001

tarihli yazısı, tanık H.D.nin beyanı, nüfus kayıtları

ve yapılan ilanlar dikkate alınarak uzun süre kendisinden haber alınamayan N.D.nin gaipliğine karar verilmiştir.

12. Başvurucular 26/7/2005 tarihinde,

murislerinin terör örgütü mensubu kimliği belirsiz kişilerce kaçırılarak

öldürüldüğü ve cesedine de ulaşılamadığından bahisle 5233 sayılı Kanun

hükümlerinden yararlandırılmaları ve zararlarının karşılanması istemiyle

Hakkari Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon)başvurmuşlardır.

13. Komisyon 23/3/2007 tarihli ve 2007/1-799 sayılı kararı ile, 5233 sayılı Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle

başvurunun reddine karar vermiştir.

14. Başvurucular; murisin terör örgütü tarafından kaçırılarak

öldürüldüğünü, bu hususun Van 21. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askerî

Savcılığının 31/3/1998 tarihli ve E.1998/28,

K.1998/119 sayılı kararı ve bu kararda geçen Çukurca İlçe Jandarma

Komutanlığının 24/11/1997 tarihli ve HRK: 0621-2422-97/9424 sayılı yazısı ise

sabit olduğunu, 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının karşılanması

gerektiğini belirterek başvurunun reddine ilişkin 23/3/2007 tarihli Komisyon

kararının iptali istemiyle Hakkari Valiliği (İdare) aleyhine 19/6/2007

tarihinde Van İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.

15.Van İdare Mahkemesinin 28/5/2008

tarihli ve E.2007/1792, K.2008/1135 sayılı kararı iledavanın

reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili gerekçesi şöyledir:

"... Davacıların murisi N.D.nin 1995 yılı Mart ayı içerisinde karakola çağrıldığını

söyleyerek evden ayrıldığı, bu tarihten itibaren kendisinden haber alınamaması

ve cesedinin de bulunamaması sebebiyle ölüp ölmediği yönünde kesin bir bilgiye

ulaşılamadığından Çukurca Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/10/2001 gün ve

E.2000/15, K.2001/17 sayılı kararıyla gaipliğine karar verildiği, ölüm olayı

nedeniyle yapılan araştırma ve kovuşturma aşamasında alınan tanık ifadelerinde N.D.nin Çukurca İlçe Karakol görevlilerince öldürüldüğü,

terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğü, şahsın daha sonraki tarihlerde Kuzey

Irak'ta görüldüğüne ilişkin çelişkili beyanların olduğu dolayısıyla şahsın

öldüğüne dair herhangi bir tespitin yapılamadığı, davacılar tarafından,

murislerinin terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğü iddiası ile

... zararın tazmini istemiyle 5233 sayılı Yasa kapsamında yapılan başvurunun ... reddedilmesi üzerine

de görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacıların murisi N.D.nin

öldüğüne dair herhangi bir tespitin yapılamaması karşısında, meydana geldiği

iddia olunan ölüm olayı sebebiyle oluşan zararın 5233 sayılı yasa kapsamında

karşılanması gereken bir zarar olmadığı ... başvurunun "kanun kapsamına girmediği" gerekçesi

ile reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunma(dığı)

..."

16. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 21/11/2011 tarihli ve E.2011/9712,

K.2011/4154 sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.

17. Karar düzeltme talebi, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 24/9/2012 tarihli ve E.2012/6442,

K.2012/5743 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

18.Karar, başvuruculara 4/2/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

19.Başvurucular 4/3/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

20. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4.,

6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve

2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar'ın 1. maddesi (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-24).

21. 5233 sayılı Kanun'un 25/4/2013

tarihli ve 6462 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve

üçüncü fıkraları şöyledir:

"Yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık

katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek

üzere yaralanma derecesine göre,

b)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak

tespit edilenlere dört katından yirmidört katı

tutarına kadar,

c)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak

tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak

tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

...

Birinci

fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır."

22. 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı

mülga Türk Kanunu Medenisi'nin 31. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya çoktanberi kendisinden haber alınamıyan

bir kimsenin ölümü pek muhtemel görünürse, hakları ölüme muallak kimselerin

talebi hakim gaipliğe karar verebilir."

23. 743 sayılı mülga Kanun'un 32. maddesi şöyledir:

"Gaiplik kararı talep olunabilmek için,

ölüm tehlikesinden en aşağı bir sene yahut gaibin son haberinden beş sene

geçmiş olmak lazımdır.

Hakim, gaip hakkında malumatı olan kimseler muayyen bir müddet içinde

malumatlarını bildirmek için usulü dairesinde ilan edilen bir tebliğ ile davet

eder. Bu müddet birinci ilan tarihinden itibaren en aşağı bir senedir."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

25. Başvurucular,

murislerinin 1995 yılının Mart ayında terör örgütü tarafından kaçırılarak

öldürüldüğünü, murisin kaçırılması ve cesedine ulaşılamayacak şekilde

öldürülmesi nedeniyle uğradıkları zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptıkları talebin ve akabinde açtıkları davanın

reddedildiğini, taleplerin değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve

yapılan yargılamanın yaklaşık yedi yıl sürdüğünü ve makul bir sürede

sonuçlanmadığını, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorunda olduğunu,

ölüm olayı sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını,murisin

terör örgütü tarafından kaçırılarak öldürüldüğü hususunun Van 21. Jandarma

Sınır Tümen Komutanlığı Askerî Savcılığının 31/3/1998 tarihli ve E.1998/28,

K.1998/119 sayılı kararı ve bu kararda geçen Çukurca İlçe Jandarma

Komutanlığının 24/11/1997 tarihli ve HRK: 0621-2422-97/9424 sayılı yazısı ise

sabit olduğunu, murisin ölmüş olduğunun gaiplik kararı ile ortaya konulduğunu

belirterek Anayasa’nın 17., 36. ve 40. maddesinde

güvence altına alınan yaşam, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler; Komisyona yapılan başvurunun kabulüne hükmedilerek

talep edilen maddi ve manevi zararlarlarının ödenmesi

talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

27. Başvurucular, devletin vatandaşın

can güvenliğini korumak zorunda olduğunu ve ölüm olayı sebebiyle maddi ve

manevi zarara uğradıklarını belirterek yaşam hakkının, idari süreç ve yapılan

yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş iseler de iddiaların özünün adil yargılanma hakkı kapsamında

hakkaniyete uygun yargılama ve makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olduğu

anlaşılmış; bu kapsamda başvurucuların Anayasa'nın 17. ve 40. maddelerinde

düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddiasının başvurucuların diğer

iddialarıyla beraber Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında aşağıdaki başlıklar

altında incelenmesi uygun görülmüştür:

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a.Hakkaniyete Uygun Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucular, murislerinin 1995 yılının Mart ayında terör

örgütü tarafından kaçırılarak cesedine ulaşılamayacak şekilde öldürülmesi

sebebiyle maddi ve manevi zararlarının doğmuş olmasına rağmen 5233 sayılı Kanun

kapsamında yapılan başvurunun reddedildiğini, devletin vatandaşın can

güvenliğini korumak zorunda olduğunu, ölüm olayı sebebiyle maddi ve manevi

zararlarının devlet tarafından karşılanması gerektiğini, murisin terör örgütü

tarafından kaçırılarak öldürüldüğü hususunun Van 21. Jandarma Sınır Tümen

Komutanlığı Askerî Savcılığının 31/3/1998 tarihli ve

E.1998/28, K.1998/119 sayılı kararı ve bu kararda geçen Çukurca İlçe Jandarma

Komutanlığının 24/11/1997 tarihli ve HRK: 0621-2422-97/9424 sayılı yazısı ise

sabit olduğunu, murisin ölmüş olduğunun gaiplik kararı ile ortaya konulduğunu

belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, bireysel

başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların

incelemeye tabi tutulamayacağı, 30/3/2011 tarihli ve

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

30. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas

yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

31. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının

karşılanması amacından hereketle 5233 sayılı Kanun’un

2. maddesinde hangi zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiş, 7.

madde de ise karşılanacak zararlar açıklanmıştır.

32. Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucuların; murisin

terör örgütü tarafından kaçırılarak öldürüldüğü hususunun Van 21. Jandarma

Sınır Tümen Komutanlığı Askerî Savcılığının 31/3/1998

tarihli ve E.1998/28, K.1998/119 sayılı kararı ve bu kararda geçen Çukurca İlçe

Jandarma Komutanlığının 24/11/1997 tarihli ve HRK: 0621-2422-97/9424 sayılı

yazısı ise sabit olduğunu, İlk Derece Mahkemesince murisin öldüğü hususunda

herhangi bir tespitin yapılamadığı belirtilmiş ise de Komisyon kararında ölüm

olayı kabul edildiği gibi bu hususta verilmiş bulunan gaiplik kararı

bulunduğunu, 5233 sayılı Kanun kapsamında kalan tazminat talebinin reddedilmesi

sebebiyle Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri

anlaşılmaktadır.

33. Başvurucuların iddiaları ile beraber Van 21. Jandarma Sınır

Tümen Komutanlığı Askerî Savcılığının 31/3/1998

tarihli ve E.1998/28, K.1998/119 sayılı kararında (bkz. § 9) ve Van İdare

Mahkemesinin 28/5/2008 tarihli kararında (bkz. § 15) belirtilen gerekçeler

incelendiğinde, iddiaların 5233 sayılı Kanun'un kapsamına ilişkin hükümler

içeren 2. maddesinin Komisyon ve Derece Mahkemeleri tarafından yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

34. Van 21. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askerî Savcılığının

31/3/1998 tarihli ve E.1998/28, K.1998/119 sayılı

kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında, Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığının

24/11/1997 tarihli yazısı, müştekinin tanık olarak gösterdiği şahıslar ile İlçe

Jandarma Komutanlığında görevli tanıkların alınan ifadeleri vebir

kısım tanığın daha sonraki günlerde başvurucuların murisini Kuzey Irak'ta

gördüklerine dair beyanları dikkate alınarak murisin öldürüldüğü iddiasının

kesinlik kazanmadığı, murisin ölmüş veya öldürülmüş olabileceği hususlarında

kesin bir değerlendirme yapılarak sonuca varılmasının mümkün olmadığı

belirtilmiştir. Yine içeriği kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara

yansıyan Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığının 24/11/1997

tarihli yazısında, 1995 yılında murisin terör örgütü mensuplarınca kaçırılarak

öldürüldüğü hususunun murisin amcasının oğlu Y.D.nin

beyanına dayandığı ve ondan öğrenildiği ifade edilmiş olup bu hususa ilişkin

kesin bir belirlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda başvurucuların iddiasının

aksine kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve Çukurca İlçe Jandarma

Komutanlığının yazı içeriklerine göre murisin terör örgütü mensubu kişilerce kaçırılarak

öldürüldüğü hususunun sabit olduğu söylenemez.

35. Öte yandan başvurucularca ölüm olayının gaiplik kararı ile

ortaya konulduğu iddia edilmiş ise de Çukurca Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/10/2001 tarihli kararında, N.D.nin

1995 yılının Mart ayı içinde kaybolduğu, bu tarihten sonra sağ veya ölü olup

olmadığı konusunda herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı, kaybolan kişiye ilişkin

son haber alma tarihinden itibaren beş yıl geçtiği gerekçelerine yer verildiği;

Mahkemece verilen gaiplik kararının ölüm olayının kesinliğinden ziyade 743

sayılı mülga Kanun'un 31. maddesinde de belirtildiği şekilde kendisinden uzun

zamandan beri haber alınamayan kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılık

bulunması hâline dayandığı anlaşılmaktadır.

36. Van İdare Mahkemesince verilen 28/5/2008

tarihli kararda, 5233 sayılı Kanun uyarınca idarenin tazminat ödemekle sorumlu

tutulabilmesi için meydana gelen zararın terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle doğması gerektiğinin belirtildiği;

dosya kapsamı, gaiplik kararı, yapılan araştırma ve kovuşturma aşamasında

alınan tanık ifadeleri dikkate alındığında meydana geldiği iddia edilen ölüm

olayı sebebiyle oluşan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması

gereken bir zarar olmadığı kanaatine varıldığı gerekçeleriyle başvurunun

reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

belirtilmiştir.

37. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ve

somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir derece

mahkemelerine aittir.

38. Başvurucuların dava ve temyiz aşamasında da aynen ileri

sürdükleri iddialarının idari makamların ve Mahkemelerin delilleri

değerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının Mahkemeler tarafından

yorumlanmasına ilişkin olduğu anlaşılmakta olup Derece Mahkemelerinin kararında

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

39. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b.Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

41. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılan

yargılamanın yaklaşık yedi yıl sürdüğünü ve makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

42. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 61-69; Mahmut

Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014,

§§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66).

Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği

ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı

durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır (İsmet Kaya, B. No:

2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

43. Ancak toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların

karara bağlanma süresinin her durumda makul olduğu şeklinde bir değerlendirme

yapılması mümkün değildir.Başvuru

konusu olaydaki gibi yargılama aşamasında geçen sürelerin göreceli olarak uzun

olduğu durumlarda ayrıca değerlendirme yapılması gerekmektedir.

44. Somut başvuru bakımından başvurucuların 26/7/2005

tarihinde Komisyona başvurduğu, Komisyonca 23/3/2007 tarihli kararla başvurunun

reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Başvuruya konu yargılama süreci

incelendiğinde ise Komisyon tarafından başvurucuların taleplerinin reddi

sonrasında 19/6/2007 tarihinde dava dilekçesinin Van

İdare Mahkemesine sunulması suretiyle dava sürecinin başladığı, Van İdare

Mahkemesinin 28/5/2008 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği,

davacılar tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 21/11/2011 tarihli ilamı ile hükmün

onandığı, karar düzeltme isteminin ise aynı Dairenin 24/9/2012 tarihli ilamı

ile reddedildiği anlaşılmaktadır.

45.Sonuç olarak idari makamlar ile

yargılamada geçen ve makul sürede yargılanma hakkı kapsamında dikkate alınması

gereken toplam sürenin yaklaşık 7 yıl 3 ay olduğu; bu sürelerin yaklaşık 5 yıl

4 ayının yargılama aşamasında geçtiği, açıkça dava sürecinin uzun sürmesinden

de şikâyet eden başvurucuların tutumlarının yargılamanın uzamasına özellikle

bir etkisi olduğunun tespit edilmediği anlaşılmaktadır.

46. Somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığında başvurunun

karara bağlanma süresi toplamda sekiz yılın altında gerçekleşmiş ise de

yaklaşık 5 yıl 4 aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

48. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

49. Başvurucular, Komisyona yapılan başvurunun kabulü ile

Komisyon aşamasında talep ettikleri maddi ve manevi zararlarının ödenmesine

karar verilmesini istemişler, eksikliğin giderilmesi bildirimine cevaben

Komisyona yapılan başvuruda 120.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunduklarını belirtmişlerdir.

50. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

51. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara

müştereken net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

52. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

53. Dosyaki belgelerden tespit edilen

198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama

giderinin başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara müştereken net 3.000 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Nesibe

DEMİR

2. Nazliye YÜRÜK

3. Nazım

DEMİR

4. Nazmiye

DEMİR

5. Nazmi

DEMİR

6. Nazime SAYGI

7. Necip

DEMİR

8. Nafiz DEMİR

9. Nazlı

DEMİR

Vekili

:

Av. Erol

ÇALLI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1988, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  12. C. Başvuruculara müştereken net 3.000 TL manevi TAZMİNAT
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Karaman Odabaşı
  16. Demir
  17. Demir
  18. Demir
  19. Demir
  20. Demir
  21. Demir
  22. Çallı
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1988
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Dese Örme Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/8986)
  • A. Ö. G. Başvurusu (B. No: 2013/1227)
  • İbrahim Demirayak Başvurusu (B. No: 2013/4075)
  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2013/9133)
  • Abdurrahman Gültekin ve Sadullah Doysak Başvurusu (B. No: 2013/3528)
  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/5605)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.