İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Türk Başvurusu (B. No: 2013/9133)

1. Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmek

Başvuru No2013/9133Tarih24 Mart 2016Okuma22 dk · 4.497 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Türk Başvurusu

Karar tarihi
24 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/9133
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.497 kelime·22 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmek

istenen ve içeriğinde başvurucuya göre geçmişte yaşanan bir olayın anlatıldığı

mektubun ceza infaz kurumu tarafından alıkonulması nedeniyle haberleşme ve

ifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağı ile adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine Bolu

Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirtilen eksiklikler tamamlatılmış

ve Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü tanınan ek süre içerisinde

14/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

24/8/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili,

Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 8/9/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince 14/12/1999 yılında

verilen kararla başvurucu otuz altı yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

10. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

hükümlü olarak bulunan başvurucunun posta yolu ile bir kişiye göndermek

istediği mektup, Disiplin Kurulu Başkanlığının kararıyla alıkonulmuştur.

11. Anayasa Mahkemesi Komisyonlar Başraportörlüğünce

2/6/2015 tarihinde Cezaevi idaresinden sözkonusu

mektubun onaylı suretleri talep edilmiş 5/6/2015 tarihinde mektubun onaylı suretleri

gönderilmiştir.

12. Mektupta yer alan birkaç kelime dışında mektup Türkçe

yazılmıştır ve üç sayfadan oluşmaktadır. Anlatılan olayların 1991 yılına ait

olduğu anlaşılmaktadır. Diyarbakır ilinde bir kişinin cenazesi sırasında

başvurucuya göre yaşanılan olaylar betimlenmiştir. Başvurucunun geçmişte

yaşadığını iddia ettiği olaya ilişkin bu yazı, başvurucunun diliyle doğrudan

anlatılmaya başlanmıştır.

13. Söz konusu yazının bazı kısımları şöyledir:

"AMED SERHILDANI

1991 yılının 10 Temmuz sabahında yüz binden

fazla insan Amed İstasyon Meydanında toplanmıştık...

Bir cenaze töreniydi, fakat bu yas havasını aşan halk devrimci bir coşkuyla

davul zurna eşliğinde dilan tutuyor, slogan atıyor,

devrim şarkıları söylüyordu.

Evet, Temmuz dört duvar arasındaki hücrelerde

bir direniş geleneği başlatmıştı: ama bu topraklara özgü direniş ruhu Şeyh Said'ten bu yana bir sel gibi meydanlara ilk defa akıyordu....

Ben o vakit on beş yaşındaydım.

...

Vedat Aydın'ın cenazesi buradan araçtan

indirilip camide yıkandı...

Cenaze yıkandıktan sonra kitle tekrar harekete

geçti. Başı sonu gözükmeyen bu mahşeri kalabalığın ön sıralarında

yeşil-sarı-kırmızı bayraklar, posterler, pankartlar ve sloganlar eşliğinde Urfa

Kapı'ya doğru yürümeye başladık. Güzergah

boyunca bütün cadde başları özel timler ve sivil polisler tarafından

tutulmuştu. Urfa Kapı'ya yaklaştığımızda surların

üstüne mevzilenmiş kar maskeli özel timler taşlarla saldırmaya başladı. Birden

yükselen sloganlar ve atılan taşlardan sonra görünmez oldular. Urfa Kapısından geçiş

surların aza altındaki caddeden Mardin Kapı'ya doğru

ilerledik. Yolun sağ tarafındaki surları silahlı siviller ve özel timler tutmuştu;...

Mardin Kapıya elli metre kala kitle

durduruldu. Bütün grup cenaze arabasının etrafını sarmıştı... Bu kısa süreli

bekleyiş anında polisler kitlenin önündeki grupla pazarlık yapıyordu. Bir anda

nasıl olduğunu anlayamadık. Silahlar patladı. Herkes kendini yere attı.

Sağımıza solumuza vızır vızır mermi düşüyor, asfalt parçaları etrafa

saçılıyordu. İçinde milletvekillerinin olduğu parti otobüsünden megafonla bir

ses "Ateş etmeyin! Ateşi kesin!" diye sesleniyordu. Ateş kesilmedi,

aksine taramalar daha bir arttı. Etrafımdaki birçok insan yaralanmıştı. Biraz

sürünüp sonra yuvarlanarak kendimi kaldırım taşlarının kenarına ulaştırdım.

Burası mermi tutmuyordu.

...Daha kendime gelememiş, ilk şaşkınlığı

üzerimden atamamışken yüzlerce polis üzerimize saldırdı. Polisleri durdurmak

için taş atmaya başladık, biraz geri çekildiler.

Bu ilk saldırıda amaçlanan şey, mezarlığa

bütün kitlenin değil sadece küçük bir grubun girmesiydi....

Mardin Kapı yokuşunu sessizce tırmandığımız

sırada panzerler önümüzü kesti. Hepimiz durup asfalta oturduk....

... Hemen ardından yavaş yavaş yürüyüp tam da

yokuşta Mardin Kapıyı zorlamışken üzerimize ateş açıldı.

...Kurşun yağmuruna tutulan kitlenin yokuş

aşağı geri çekilmesi izdihama neden olmuştu.İnsanlar

yaralı ya da ölü uçurumun dibinde üst üste yığılıp kalıyordu....Karartı halinde

gördüğüm özel timler hareket edene ateş açıyordu.

...

...Az ötede bir evin önünden geçerken bir

kadın bana sıcak tandır ekmeği, yeşil soğan ve iki tane zeytin verdi.

Elimdekileri ayak üstü yiyip daracık sokaklardan Ben ü

Sen'e doğru yürürken aklımda sadece dağa çıkmak vardı."

14. Mektup Okuma Komisyonuna 26/9/2013 tarihinde gelen mektup,

aynı gün Disiplin Kurulu Başkanlığına sevk edilmiştir. Disiplin Kurulunun

26/9/2013 tarihli ve 2013/886-135 sayılı kararında 13/12/2004 tarihli ve 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 68. maddesinin

üçüncü fıkrasına yer verilmiş ve şu sebeplerle mektup alıkonulmuştur:

"Mektubun içeriğinde

'terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmeleri, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan - yanlış beyan

içermesi nedeniyle' alıkonulmasına karar verilmiştir."

15. Başvurucu bu karara

karşı Bolu İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) nezdinde şikâyet başvurusunda

bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 22/10/2013 tarihli ve E.2013/1793, K.2013/1836

sayılı kararlabaşvurucunun şikâyetini reddetmiştir.

Şikâyetin reddedilme gerekçesi şöyle belirtilmiştir:

"5275 Sayılı Kanunun 68/3 maddesinde kurumun asayiş ve güvenliğini

tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü

veya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmesini sağlayan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgraflarhükümlüye verilmez.

Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez ibaresi yer aldığından;

İtiraza konu mektubun incelenmesinde, dosya kapsamıda hep birlikte değerlendirildiğinde Ceza İnfaz

Kurumu Kararı usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine karar vermek

gerekmiştir."

16. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bolu Ağır Ceza Mahkemesi 11/11/2013 tarihli ve

2013/1269 Değişik İş sayılı kararıyla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye

atıf yaparak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir.

17. Başvurucu 9/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 5275 sayılıKanun'un 68. maddesi

şöyledir:

"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen

kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve

ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine

gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu

komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından

yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya

savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi

değildir."

19. 5275 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayanılarak çıkarılan

6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün

91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit

ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü

tarafından yazılmış ise gönderilmez."

20. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 122. maddesi

şöyledir:

"(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve

gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve

telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür

başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru

tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve

gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde

sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf

içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.

(2) Resmî makamlara veya savunması için

avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü

uygulanır.

(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp

incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve

telgraflar zarfları ile birlikte verilir."

21. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 123. maddesi

şöyledir:

"(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline

gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun

disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,

mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna

kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı

idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde

çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.

Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı

tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için

gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,

disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,

infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz

hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise

mahkemenin kararına göre işlem yapılır.

(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ

tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz

hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı

tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz

edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen

kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı

görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.

(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen

mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması

durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 24/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; roman, öykü, deneme türü edebî yazılar yazmakta

olduğunu, yazılarının çeşitli gazete ve dergilerde yayımlandığını, çocuk yaşta

katıldığı bir cenaze törenini anlattığını, bu yazının da daha önce çeşitli

gazetelerde ve dergilerde yayımlandığını, tanıklığını anlattığı yazıda hiçbir

suç unsurunun bulunmadığını, tarihsel bir yazı olduğu için herhangi bir

sınırlama koyulamayacağını, buna rağmen sınırlamada "ölçülülük" ilkesine de aykırı

davranıldığını, yazıyı 90'lı yılları anlatan bir kitap çalışması için

gönderdiğini, kitaba alınmamasının manevi anlamda mağduriyet doğurduğunu,

disiplin kurulunun kendisini hâkim yerine koyarak Anayasa'da yer alan henüz

yayımlanmayan bir kitaba el koyduğunu, söz konusu belgenin mektup olarak

değerlendirilmemesi gerektiğini, dergi yazısı formatında yazıldığını, yaşanmış

bir olayın Disiplin Kurulu kararında yer alan gerekçelerle engellenmesinin

yasalarda verilen yetkilerin aşmasına sebebiyet verdiğini, söz konusu yazının

kendisine verilmesi için tedbir kararı alınmasını isteyerek Anayasanın 10.,

13., 17., 22., 25. ve 26. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde

başvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun Cezaevi idaresince

sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanması

hakkındadır. Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyeti

kapsamında değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

de haberleşme alanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(AİHS/Sözleşme) 8. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.

No: 5947/72…, 25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet

Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, § 23).

25. Başvurucunun, göndermek istediği mektubun sakıncalı olduğuna

karar verilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri

26. Başvurucu, gönderilmek istenen mektubun Cezaevi idaresince

Anayasa'da güvence altına alınan haklara aykırı bir şekilde gönderilmediğini,

şikâyet ve itiraz yollarından da sonuç alamadığını, hapishanede olması

düşünülerek yayımlanıp yayımlanmayacağı da henüz netleşmeyen el yazısına el

konulduğunu belirterek söz konusu yazının kendisine verilmesini, maddi ve

manevi tazminat isteminin kabul edilmesini talep etmiştir.

27. Bakanlık görüşünde AİHM'in

haberleşme hürriyetine ve adil yargılanma hakkına ilişkin içtihatları genel

olarak hatırlatılmış, başvurucunun iddialarının değerlendirilmesinde bu

hususların da gözönünde tutulabileceği

bildirilmiştir.

28. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, daha önce

ayrıntılı olarak açıkladığı iddia ve taleplerini tekrar ettiğini, sınırlama

rejiminde devreye girecek bir başka güvencenin "ölçülülük" olduğunu, ifadelerin bağlamlarından

koparılmaması gerektiğini, metnin bütünüyle ele alınması gerektiğini,

gerek idarenin gerekse de mahkemelerin demokratik bir toplumda gerekliliği

konusunda herhangi bir gerekçe sunamadıklarını ifade ederek talebini

yinelemiştir.

b. Genel İlkeler

29. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 28-34) kararındahükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi

idareleri tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.

c. İlkelerin Olaya Uygulanması

i. Müdahalenin Varlığı

30. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıyla

başvurucunun mektubu sakıncalı olduğu değerlendirmesiyle alıkonulmuştur.

Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme

hürriyetine bir müdahalede bulunulmuştur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

31. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

Kanunilik

32. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 37-46) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerin "kanunilik"

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

Meşru Amaç

33. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 47-50) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerde "meşru amaç"

ilkesine ilişkin genel ilkelere yer verilmiştir.

34. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada

belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış

olan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde

cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.

35. Somut olayda Disiplin Kurulu Başkanlığınca başvurucunun

göndermek istediği mektubun sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi, anılan

mektubun içeriğinde terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarak

haberleşmeleri ve kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek ifadeler taşıması

gösterilmiştir.

36. Bu kapsamda başvurucunun mektuplarının, cezaevi disiplin

kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin;

kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezaevlerinde asayiş

ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme

hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç

olduğu sonucuna varılmıştır.

Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve

Ölçülülük

37. Bakanlık görüşünde haberleşme hürriyetine ilişkin olarak

müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığının

belirlenmesi açısından gözönünde bulundurulmak üzere

mektuplarla ilgili AİHM'in içtihatları

belirtilmiştir.

38. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında mektubun

bütünlüklü yapısına bakıldığında çocukluğundaki bir cenaze anısını içeren

makale niteliğinde bir yazı olduğunu, yaşanılmış acıların artık tarihte

kaldığını ama unutulmaması gerektiğini belirterek yapılan müdahalenin

demokratik toplumda gerekli olmadığını, söz ve açıklamalarda kullanılan

ifadelerin hangi bağlamda yazıldıklarının dikkate alınması gerektiğini, ölçülülük

ilkesine de aykırı olduğunu belirtmiştir.

39. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerde demokratik toplum düzeninde gereklilik ve ölçülülük ilkesi

yönünden genel ilkelere yer verilmiştir.

40. Başvurucu 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu'nun 125. ve 59. maddelerine göre otuz altı yıl hapis cezası almıştır.

41. Somut olayda, başvurucunun yaklaşık 25 yıl önce cenazesinde

bulunduğu kişi "devletin ülkesi ve

milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşıma ve bu yolda faaliyette

bulunma" iddiasıyla kapatılması istenen ve Anayasa Mahkemesinin

14/7/1993 tarihindekapatılmasına karar verdiği Halkın

Emek Partisinin Diyarbakır il başkanıydı.

42. Başvurucu, vefat eden kişinin kamu hizmetini yürüten kişiler

tarafından önce işkenceye uğratıldığı daha sonra bu kişiler tarafından

öldürüldüğünü iddia etmektedir. Bu kapsamda başvurucu, cenaze töreni sırasında

ve sonrasında yaşamış olduğunu iddia ettiği olayları kaleme almış ve bu yazıyı

bir arkadaşına yollamak istemiştir.

43. Disiplin Kurulu kararına bakıldığında mektubun alıkonulma

sebebi olarak mektubun içeriğinde Kanun'un 68/3. maddesi kapsamında sakıncalı

olacak ifadelerin bulunduğu gösterilmiştir ve bu çerçevede bunların;

i. terör örgütü

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmeleri,

ii. kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi

olduğu tespit edilmiş, bu kapsamda söz

konusu mektup gönderilmemiştir.

44. Cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların

sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, §

35). Bu manada başvuruya konu mektubun içeriği dikkate alındığında cezaevi

idaresinin mektubun alıkonulmasına ilişkin gerekçeleri herhangi bir mahkeme

kararında olması gereken gerekçe kadar detaylı olmayabilir. Nitekim

cezaevlerinden gönderilmek istenen mektupların sayıca fazla olması, mektupları

okuyup değerlendirme imkanının zaman yönünden kısıtlılığı gibi hususlar dikkate

alındığında kanuna aykırı olduğu bariz olan mektuplar hakkında detaylı bir

gerekçe sunulmaması tek başına ilgili gerekçenin yeterli olmadığı sonucuna

ulaştırmayacaktır.

45. Bu kapsamda Disiplin Kurulu kararından "mektubun içeriğinde" yer alan bir

kısım ifadelerin Kanun'un emrettiği hususlara aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

Mektubun içeriği dikkate alındığında ise başvurucunun iletmek istediği

ifadelerin nihai gayesi son cümlede yer alan"Elimdekileri ayak üstü yiyip daracık sokaklardan Ben ü Sen'e doğru yürürken aklımda sadece dağa çıkmak

vardı." ifadesiyle özetlenebilir. Mektubun başlığı da gözönüne alındığında mektubun şiddete teşvik edici ve

şiddeti meşru gösterecek bir şekilde kaleme alındığı görülmektedir. Ayrıca

mektup tarihe ait bir olayın kendi bakış açısından aktarılması olsa da bu

aktarım kolluk kuvvetlerine karşı şiddetli bir öfke uyandırmakla kalmamakta

aynı zamanda mektubu okuyanları neticede silahlı bir örgütün dağ kadrosuna

katılmaya, şiddeti araç olarak kullanan bir örgütün elemanı olmaya itmektedir.

46. Buna göre başvurucunun iddialarının, haberleşme hürriyetine

yönelik kısıtlamanın Anayasa’nın 22. maddesi anlamında demokratik toplumda kamu

düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için ihtiyaç duyulan

demokratik toplum düzenin gereklerine aykırı olduğu düşünülemez.

47. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alan

ifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgükabul

edilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulduğu

sonucuna varılmıştır. Ayrıca mektubun gönderilme saiki

dikkate alındığında başvurucunun göndermek istediği mektuba tamamen el

konulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlanan

hedefler açısından aşırı dolayısıyla orantısızolduğu

söylenemez.

47. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir. Engin YILDIRIM ve Alparslan ALTAN bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM ve Alparslan ALTAN'ın

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Geçici olarak muaf tutulan 198,35 TL harçtan ibaret yargılama

giderinin başvurucudan TAHSİLİNE OYBİRLİĞİYLE,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

OYBİRLİĞİYLE

24/3/2016 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

hükümlü olarak bulunan başvurucunun, posta yolu ile bir kişiye göndermek

istediği ve bir derginin adres olarak belirtildiği mektup, Disiplin Kurulu

Başkanlığının kararıyla alıkonulmuştur. Mektupta, 1991 yılında Diyarbakır HEP il

başkanı Vedat Aydın’ın cenazesi sırasında başvurucuya göre yaşanılan olaylar

başvurucunun diliyle doğrudan anlatılmıştır.

2. Mektup Okuma Komisyonu mektubu ve birlikte gönderilmek

istenen kartpostalı Disiplin Kuruluna göndermiş ve bu kurulun kararıyla mektup

ve kartpostal alıkonulmuştur. Kurul, kararını 5275 Sayılı

Kanunun 68/3 maddesine dayandırarak, mektubun “terör örgütü

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmeleri, kişi veya kuruluşları

paniğe yöneltecek yalan- yanlış beyan içermesi nedeniyle” alıkonulduğunu

belirtmiştir.

3. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıyla

başvurucunun mektubu sakıncalı olduğu değerlendirmesiyle alıkonulmuştur.

Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme

hürriyetine bir müdahalede bulunulmuştur.

4. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, §

36).

5. Başvurucunun haberleşme hürriyetine yapılan müdahale

kanunilik ölçütünü karşılamaktadır.

6. Başvurucunun mektup v kartpostalının, cezaevi disiplin

kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin;

kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezaevlerinde asayiş

ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme

hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç

taşıdığı açıktır.

7. Başvurucu, Vedat Aydın’ın kamu hizmetini yürüten kişiler

tarafından önce işkenceye uğratıldığı daha sonra bu kişiler tarafından infaz

edildiğini iddia etmektedir. Bu kapsamda başvurucu, arkadaşının hazırlamış

olduğu bir kitaba katkı sunmak adına cenaze töreni sırasında ve sonrasında

yaşamış olduğunu iddia ettiği olayları kaleme almış ve bu yazıyı arkadaşına

mektup suretinde yollamak istemiştir.

8. Cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların

sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana,

B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Disiplin Kurulu kararına bakıldığında

mektubun alıkonulma sebebi olarak sadece mektubun içeriğinde Kanun'un 68/3.

maddesi kapsamında sakıncalı olacak ifadelerin bulunduğu gösterilmiş ancak bu

durumun yeterli bir şekilde ve somut olarak gerekçelendirilmesi kanımca

yapılmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun hangi sözlerinin kişi veya kuruluşları

paniğe yöneltecek yalan-yanlış beyan içerdiği ve terör örgütü mensuplarının

örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine sebebiyet verdiği açıklanmalıydı.

9. Kabul etmek gerekir ki "kişi veya kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi"

sebebiyle bir mektubun tamamen ya da kısmen sakıncalı olarak gönderilmemesine

karar verilebilir. Ancak yaklaşık 25 yıl önce gerçekleştiği iddia edilen bir

olay kapsamında kişi veya kuruluşları paniğe sevk edecek niteliğe sahip olduğu

düşünülen bir mektup ile güncel konulara ilişkin bir mektubun değerlendirilmesi

aynı şekilde olmamalıdır.

10. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca

"Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence

altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle

kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle

uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve

ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için

zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM,

E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve

özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede

güçleştiriyorsa etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak

sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum

düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM,

E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§

92, 93).

11. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alan

ifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgü kabul edilebilir

makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığı sonucuna

ulaşılmıştır. Başvurucunun göndermek istediği mektuba ve kartpostala el

konulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlanan

hedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamda

demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı kanaatine

varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği düşüncesiyle

çoğunluk kararına muhalif kalınmıştır.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat

AKKAYA

Başvurucu

:

Murat TÜRK

Vekili

:

Av. Ramazan

DEMİR

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmek

istenen ve içeriğinde başvurucuya göre geçmişte yaşanılan bir olayın

anlatıldığı mektubun ceza infaz kurumu tarafından alıkonulması nedeniyle

haberleşme ve ifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağı ile adil yargılanma

hakkının ihlâl edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Çoğunluk görüşüyle, mektubun gönderilme saiki

dikkate alındığında, başvurucunun göndermek istediği mektuba tamamen el

konulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlanan

hedefler açısından aşırı ve orantısız olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle

başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin ihlal edilmediği yönünde karar verilmiştir.

3. Başvuruya konu olayda Disiplin Kurulu Başkanlığınca

başvurucunun göndermek istediği mektubun sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi,

anılan mektubun içeriğinde terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarak

haberleşmeleri ve kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek ifadeler taşıması

gösterilmiştir.

4. Başvurucu, bir arkadaşının hazırlamakta olduğu bir kitaba

katkı sağlamak amacıyla yaklaşık 25 yıl önce vefat eden Halkın Emek Partisi

Diyarbakır İl Başkanının cenaze töreni sırasında ve sonrasında yaşamış olduğunu

iddia ettiği olayları kaleme almış ve bu yazıyı arkadaşına yollamak istemiştir.

5. 26/9/2013 tarihinde Mektup Okuma Komisyonuna gelen mektupla

ilgili olarak Disiplin Kurulunca yapılan inceleme sonucunda 26/9/2013 tarihli

ve 2013/886-135 sayılı kararla, mektubun “terör örgütü mensuplarının örgütsel

amaçlı olarak haberleşmeleri, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi nedeniyle” alıkonulmasına

karar verilmiştir.

6. Başvurucu bu karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine şikâyette

bulunmuş, İnfaz Hâkimliği 22/10/2013 tarihli ve E.2013/1793, K.2013/1836 sayılı

kararla, 5275 sayılı Kanunun 68/3 maddesinde kurumun asayiş ve güvenliğini

tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü

veya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmesini sağlayan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği ve hükümlü

tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceğine ilişkin hükme atıfta bulunarak

itiraza konu mektubun incelenmesinde, dosya kapsamı ile birlikte

değerlendirildiğinde Ceza İnfaz Kurumu kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu

gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.

7. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı

üzere, "Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp

güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup

tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni

gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler,

istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin

sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla

sınırlandırılabilirler." (AYM, E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka

bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını

durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa etkisiz hâle getiriyorsa veya

ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge

bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59,

K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; Fatih Taş, B. No:

2013/1461, 12/11/2014, §§ 92, 93)

8. Mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan ve

statülerinden dolayı birçok temel hak ve özgürlükten mahrum bırakılan hükümlü

ve tutukluların dış dünya ile en önemli bağlantıları olduğu gerçeği göz ardı

edilemez. Bu nedenle hükümlü ve tutukluların dış dünyayla birtakım

sınırlamalara tabi olsa da iletişim sürdürmelerinin sağlanması gerekir. Bununla

birlikte hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini düzenleyen mevzuat

çerçevesinde suç işlenmesinin önlenmesi, kamu düzeninin ve cezaevi güvenliğinin

korunması gibi makul gerekçelerle ihlal etme riski ve örgütsel yazışmaların

denetlenmesi ve gerektiğinde engellenmesi demokratik bir toplumda gerekli bir

müdahale olarak kabul edilebilir. Ancak bu müdahale gerçekleştirilirken

müdahale edilen alanın hükümlü ve tutuklunun haberleşme hürriyeti ile ilgili

olduğu göz önünde tutulmalı, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına

yönelik başta 13. madde olmak üzere diğer anayasal kurallara uygun

davranılmalıdır. Cezaevi yetkili kurullarının verdiği kararları denetleyen

yargı makamlarının konuyu mevzuata uygunluk yanında temel hakların

sınırlandırılması açısından da değerlendirmeleri gerekir.

9. Cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların

sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana,

B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu kapsamda mektubun tamamında ya da

mektup içeriğinin bir kısmında yer alan ifadelerin, 5275 sayılı Kanun'un 68.

maddesinde yer verilen sebeplerden en az birisinin olduğunun yeterli bir

şekilde, özellikle cezaevi idareleri tarafından gerekçelendirilmesi

gerekmektedir. Dolayısıyla mektupta yer alan hangi beyanların kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan-yanlış beyan içerdiği ve terör örgütü

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine sebebiyet verdiği

açıklanmalıdır.

10. Kanun maddesinde geçen ibarelerin tekrarından ibaret

gerekçelerle bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına imkân

verilmesi, bu hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya ve içini boşaltmaya

yönelik uygulamaların önünü açacaktır. Bu nedenle, zaten öznel durum ve

statüleri itibariyle birçok temel hak ve özgürlükten yoksun bulunan ve çok

sınırlı bir alanda hak ve özgürlüklerini kullanabilen hükümlü ve tutuklular

karşısında çok geniş bir alanda kamu gücü ve yetkiler kullanan cezaevi ve infaz

makamlarının temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerinin

sınırlandırılması gerekir.

11. Eldeki işte başvurucunun yazıda anlattığı husus bir cenaze

töreninde yaşanan olaylara ilişkin kişisel gözlemlerinden ibarettir. Anlatımlar

içerisinde geçen birkaç cümle katı bir yorumla sakıncalı olarak görülebilirse de, Disiplin Kurulu ve bunu denetleyen mahkeme kararlarında

mektubun içeriğiyle ilgili somut ve yeterli değerlendirme yapılmadığı gibi,

mektubun tümüyle alıkonulması yerine sakıncalı olan kısımların çıkarılarak

gönderilmesine yönelik İnfaz Tüzüğünün 123. maddesi hükmünün neden

uygulanmadığına ilişkin bir açıklamaya da yer verilmemiştir. Kurul ve Mahkeme

kararlarında kanundaki ibareler tekrarlanarak, somut olay ve durumla ilgili

olmayan gerekçeyle mektubun alıkonulmasına karar verilmiştir.

12. İnfaz Hâkimliği ise "dosya kapsamıda

hep birlikte değerlendirildiğinde" şeklindeki gerekçeyle Disiplin Kurulu

kararına karşı yapılan şikâyette yeni bir gerekçe göstermiştir. Bununla beraber

İnfaz Hâkimliğinin kararından tam olarak neyin kastedildiği anlaşılamamaktadır.

13. Ayrıca belirtmek gerekir ki "kişi veya kuruluşları

paniğe yöneltecek yalan - yanlış beyan içermesi"

sebebiyle bir mektubun tamamen ya da kısmen sakıncalı bulunarak

gönderilmemesine karar verilebilir. Ancak yaklaşık 25 yıl önce gerçekleştiği

iddia edilen bir olay kapsamında kişi veya kuruluşları paniğe sevk edecek

niteliğe sahip olduğu düşünülen bir mektup ile güncel konulara ilişkin bir

mektubun değerlendirilmesi aynı şekilde olmamalıdır.

14. Açıklanan nedenlerle başvurucunun 22. maddesinde güvence

altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmadım.

Başkan Engin YILDIRIM Üye Alparslan ALTAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9133, 24 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. "Amed Serhıldanı
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Oybirliğiyle
  16. Karşıoy Gerekçesi
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Altan
  21. Akkaya
  22. Demir
  23. Karşıoy Gerekçesi
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9133
Tarih
24 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Abdurrahman Gültekin ve Sadullah Doysak Başvurusu (B. No: 2013/3528)
  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/5605)
  • Mustafa Demir Başvurusu (B. No: 2013/7749)
  • Mehmet Turgut Başvurusu (B. No: 2013/2763)
  • Ayşe Balın Başvurusu (B. No: 2013/5464)
  • Tuncer Arıklı Başvurusu (B. No: 2013/2858)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.