İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Demir Başvurusu (B. No: 2013/7749)

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Başvuru No2013/7749Tarih31 Mart 2016Okuma13 dk · 2.680 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Demir Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7749
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.680 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvurunun reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/10/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/12/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 11/3/2016 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu, Batman ili Kozluk ilçesi Duygulu köyü Yolbaşı mezrasında ikamet etmekte iken köy ve mezrada

yaşanan terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köyü ve mezrayı terk

etmek zorunda kaldığını, mezranın güvenlik gerekçesiyle boşaltıldığını iddia

etmiştir.

8. Başvurucu 15/12/2007 tarihinde, 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. Komisyon 27/8/2010 tarihli 2010/2-181 sayılı kararında,

Duygulu köyü Yolbaşı mezrası boşaltılmamış

olduğundan, şahıslara yönelik doğrudan bir saldırı ve tehdit bulunmadığından

bahisle talebin reddine karar vermiştir.

10. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının

karşılanması gerektiğini belirterek yapılan başvurunun reddine ilişkin

Komisyonun 27/8/2010 tarihli ve 2010/2-181 sayılı kararının iptali istemiyle

Batman Valiliği (İdare) aleyhine 13/12/2010 tarihinde Diyarbakır İdare

Mahkemesinde dava açmıştır.

11. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi 20/9/2011 tarihli ve

E.2010/3376, K.2011/2358 sayılı kararıyla davanın yetki yönünden reddine,

dosyanın yetkili Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

12. Batman İdare Mahkemesinin 15/12/2011 tarihli ve E.2011/3852,

K.2011/1705 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe

şöyledir:

"...5233 sayılı Yasanın ...

değerlendirilmesinden; ... bir yerleşim yerinin güvenlik nedeniyle idarece veya

güvenlik kaygısıyla o yerleşim yerinde yaşayan halk tarafından

"tamamen" boşaltılmış olması halinde, yerleşim yerinin

boşaltılmasından yerleşim yerine dönüşün başladığı tarihe kadar Yasada tek tek

sayılmak suretiyle belirlenen maddi zararın idarece karşılanması mümkündür.

Sosyal güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmış

olması nedeniyle malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın

idarece ödenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması, o

yerleşim yerinde güvenli bir şekilde, yaşayabilme olanağını sağlayan asgari

güvenlik şartlarının idarece yerine getirilmiş olduğunun nesnel bir

göstergesidir. Güvenlik kaygısının, yerleşim yerinde sürekli yaşayan kişilere

ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre

değişmemesi gerekmektedir. Terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve

endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesi mümkündür. Bu nedenle,

kişiden kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının yukarıda

belirtildiği şekilde nesnel bir ölçüte dayandırılması zorunludur.

Bu itibarla, bir yerleşim yerinde asgari

güvenlik düzeyinin gerçekleştirilmiş olmasına karşın, yerleşim yerinde yaşayan

kişilerin bir kısmının, yerleşim yerini terk etmeleri sonucunda uğranıldığı

ileri sürülen maddi zararın, güvenlik kaygısından kaynaklandığından bahisle

5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına olanak

bulunmamaktadır.

Olayda, Batman İli, Kozluk İlçesi, Duygulu

Köyü'ne ait dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile aynı köye ilişkin

olarak Mahkememizin E:2011/699 sayılı dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin

birlikte incelenmesinden; Duygulu Köyü’nün ve Mezralarının “Boşalan, Kısmen

Boşalan ve Boşalmayan Köyler“ listesinde adının yer almadığı, genel nüfus

sayımlarına göre nüfusun 1990 yılında 532, 1997 yılında 376, 2000 yılında ise

766 kişi olduğu, Kozluk İlçe Seçim Kurulu’nun 07.08.2009 tarih ve 174 sayılı

yazısında, 1990-2000 yılları arasında Kozluk İlçesine bağlı tüm köylerde

muhtarlık seçimlerinin yapıldığı ve seçim yapılmayan köy olmadığı ayrıca Batman

İl Jandarma Alay Komutanlığı tarafından hazırlanan listeye göre Duygulu köyünde

koruculuk sisteminin olmadığı hususları vurgulanmıştır.

Bu durumda; aralarında davacının da bulunduğu

Duygulu Köyü Yolbaşı Mezrası halkının bir kısmının,

ekonomik, sosyal ve güvenlik nedenleriyle de olsa mezradan göç etmelerinden

dolayı uğradıkları zararın, anılan mezranın tamamen boşalmamış olması diğer bir

ifadeyle anılan mezrada nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle,

uğradıldığı ileri sürülen zararın, 5233 sayılı Yasa

hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmamaktadır."

13. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 21/9/2012 tarihli ve E.2012/2974, K.2012/5653 sayılı ilamıyla hüküm

onanmasına karar verilmiştir.

14. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 27/6/2013 tarihli ve

E.2013/9009, K.2013/5248 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

15. Karar, başvurucuya 12/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 11/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun

ve akabinde açtığı davanın reddedildiğini, Komisyon tarafından yapılan

incelemede dinlenen köy muhtarı ve tanık beyanları ile köyde yaşanan terör

olayları ile ilgili olarak Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığınca tutulan 2/5/2008

tarihli tutanağın dikkate alınmadığını, kendisi tarafından sunulan belge ve

deliller göz ardı edilerek davalı idarenin belgelerinin nazara alınarak karar

verildiğini, bu hususun Yolbaşı mezrası ilkokulunun

1993 ile 2001 yılları arasında kapalı olduğuna dair Kozluk ilçe Milli Eğitim

Müdürlüğünden alınan yazı ile sabit olduğunu, köyü ve mezrayı terk etmek

zorunda kaldığından maddi zararlarının bulunduğunu belirterek Anayasa'nın 35.

ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine

gönderilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,

5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun ihlal iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir:

1. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu, kendisinin dayandığı tüm deliller göz ardı

edilerek sadece İdare tarafından sunulan bilgi ve belgeler dikkate alınmak

suretiyle İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğini

belirtmiş; yargılamanın tek taraflı olarak yürütülmesi nedeniyle çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

22. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas

edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için

de bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu

belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına

aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece

Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.

Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler

ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme

imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyan

dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulan

belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik

ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları

kapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir

imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşılmakla başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude

Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 74-76; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744

, 16/7/2014, §§ 70-72).

23. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan

incelemede başvurucunun usuli bir imkandan

mahrum bırakılmadığı ve başvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren

bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

24. Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiasının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu, Komisyon tarafından yapılan incelemede dinlenen

köy muhtarı ve tanık beyanları ile Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığınca tutulan

2/5/2008 tarihli tutanak kapsamında terör olayları sebebiyle köyü terk

ettiğinin tespit edilmesine, Yolbaşı mezrası

ilkokulunun 1993 ile 2001 yılları arasında kapalı bulunmasına ve yaşadığı

mezranın boşalmış olmasına rağmen Mahkemece mukim olduğu mezranın tamamen

boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten ve başvurucuya yönelik bir

terör tehdidi ya da saldırısının bulunmamasından hareketle davanın

reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

26. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas

yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının

karşılanması amacından hereketle 5233 sayılı Kanun’un

2. maddesinde hangi zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiştir.

Başvurucunun iddiaları ile beraber Komisyonun başvuruyu ret kararı ve Derece

Mahkemelerinin karar gerekçeleri incelendiğinde iddiaların özünün 5233 sayılı

Kanun'un 2. maddesinin (d) bendinde yer verilen

"Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile

güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk

edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar." ifadesinin Komisyon

ve Derece Mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

28. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan

zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas

edilmesi zorunlu gözükmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim

yerinde sürekli yaşayan ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini

terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle

toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki

göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması

veya anılan yerleşim yerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması”

şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını zorunlu görerek ve güvenlik

kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o

yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgari

güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareket ederek 5233 sayılı Kanun

kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanak bulunmadığı

ilkesini benimsemişlerdir (Mesude Yaşar,

§§ 89, 90; Cahit Tekin, §§ 84,

85).

29. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen

hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, B. No:

2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır ve diğerleri/Türkiye (k.k.),

B. No: 30415/08, 28/6/2011, § 88). Bu konudaki takdir esasen derece

mahkemelerine ait olmakla beraber derece mahkemesi kararlarının bariz takdir

hatası içermesi durumunda anayasal bir temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip

edilmediğinin tespiti noktasında farklı bir değerlendirme yapılması

gerekebilecektir (Mesude Yaşar, §

93; Cahit Tekin, § 88).

30. Başvurucunun; yaşanan terör olaylarından kaynaklanan

güvenlik kaygısıyla yaşadığı mezrayı terk ettiği ve mezranın boşaldığı, bu

çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi

gerektiğini ileri sürdüğü, köy muhtarının beyanı ve tanık beyanları ile Kozluk

İlçe Jandarma Komutanlığınca tutulan 2/5/2008 tarihli tutanağı dayanak

göstererek terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile yerleşim

yerini terk ettiği hususunun dikkate alınmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.

31. Başvurucunun Komisyona müracaatı üzerine Kozluk İlçe

Jandarma Komutanlığınca tutulan ve Duygulu köyü muhtarı ile Duygulu köyü

halkından M.S.Ö. ve M.E.T.nin de imzaları bulunan

2/5/2008 tarihli tutanakta 1992 ile 1996 yılları arasında Duygulu köyü ile Yolbaşı mezrasının kırsal arazi kesiminde biri güvenlik

güçleri ile çatışma, ikisi silah ve malzeme ele geçirme, ikisi terörist

yakalama olmak üzere toplam beş adet terör ile ilgili olay meydana geldiği, köy

muhtarı ile köy halkından M.S.Ö. ve M.E.T.nin

beyanına göre, başvurucunun 1993 ile 2001 yılları arasında yaşanan terör

olayları nedeniyle mezrayı terk ettiği, 2001 yılında ise geri döndüğünün

anlaşıldığı belirtilmiştir. Kozluk İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 1/10/2012

tarihli yazısında ise gerekçe belirtilmeksizin Yolbaşı

mezrası ilkokulunun 1993-2001 yılları arasında kapalı olduğu belirtilmiştir.

32. Batman İdare Mahkemesinin 15/12/2011 tarihli kararı ile

Batman ili Kozluk ilçesi Duygulu köyünün ve mezralarının "Boşalan, Kısmen

Boşalan ve Boşalmayan KöylerListesi"nde adının

yer almadığı, genel nüfus sayımlarına göre nüfusun 1990 yılında 532, 1997

yılında 376, 2000 yılında ise 766 kişi olduğu, 1990 ile 2000 yılları arasında

Kozluk İlçesine bağlı tüm köylerde muhtarlık seçimlerinin yapıldığı ve seçim

yapılmayan köy olmadığı, ayrıca Duygulu köyünde koruculuk sisteminin olmadığına

ilişkin bilgi ve belgeler kapsamında aralarında davacının da bulunduğu Duygulu

köyü Yolbaşı mezrası halkının bir kısmının ekonomik,

sosyal ve güvenlik nedenleriyle de olsa mezradan göç etmesinden dolayı

uğradığını iddia ettiği zararın anılan mezrada nesnel güvenlik kaygısının

yaşanmamış olması ve davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının

bulunmaması nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında İdarece karşılanmasına

hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

33. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ve

somut olayın belirlenen nesnel ölçütuyarınca

değerlendirilmesi noktasındaki takdir derece mahkemelerine aittir. Mahkemenin

bu kararı 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yorumu kapsamında başvurucunun

zararlarının tazmin edilebilmesi için "köyün veya mezranın tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması" şartını arayan Danıştayın

yerleşik içtihatlarına uygun olup herhangi bir keyfîlik

içermemektedir.

34. Başvurucunun Mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürdüğü

belge ve beyan içeriklerinde Yolbaşı mezrasına

ilişkin olarak nesnel güvenlik kaygısının yaşandığına dair bir bilgi bulunmamaktadır.

Bu hususta başvurucu tarafından başka bilgi, belge ve delil sunulmadığı gibi

doğrudan başvurucuya veya yakınlarına yönelik bir terör tehdidi veya

saldırısında bulunulması gibi öznel bir durumun varlığı da iddia edilmemiştir.

Batman İl Jandarma Komutanlığınca hazırlanan terör olayları veya değişik

sebeplerden dolayı tamamen/kısmen boşalan veya boşalmayan köy ve mezraları

gösteren listede Kozluk ilçesi Duygulu köyü Yolbaşı

mezrasının terör olaylarından etkilenmediği bilgisinin bulunduğu görülmektedir.

Bu kapsamda başvurucunun talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilebilmesi için terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle yerleşim yerlerini terk edip etmediği

noktasında nesnel ölçütten farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesini

gerektirecek boyuta ulaşmadığı anlaşılmaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

36. Başvurucu ayrıca adil olmayan bir şekilde yürütülen

yargılama neticesinde maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında İdarece

karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığına ilişkin olarak verilen kararın

sonucu itibarıyla mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir.

37. Başvuru dilekçesinin incelenmesi neticesinde başvurucunun

Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü bölümde, 5233 sayılı

Kanun kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararın olduğunun belirtildiği,

bu zararın teknik bilirkişi tarafından hesaplanarak tespit edildiği

belirtilerek köyü ve mezrayı terk etmek zorunda kalınması nedeniyle Anayasa’nın

35. maddesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü tespit edilmiştir.

38. Başvurucu tarafından, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddianın yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine

ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde (bkz. §§ 26-34)

başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu da

saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetinin adil yargılanma hakkının

gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No:

2013/2263, 26/6/2014, § 43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucu

:

Mustafa

DEMİR

Vekili : Av. Rıfat Mahmut EKMEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7749, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Karaman Odabaşı
  14. Demir
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7749
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Turgut Başvurusu (B. No: 2013/2763)
  • Ayşe Balın Başvurusu (B. No: 2013/5464)
  • Tuncer Arıklı Başvurusu (B. No: 2013/2858)
  • Benhür Çavdarlı Başvurusu (B. No: 2014/183)
  • Ö. Ç. Başvurusu (B. No: 2013/9705)
  • Emine Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/5465)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.