İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Benhür Çavdarlı Başvurusu (B. No: 2014/183)

1. Başvuru, itirazın iptali

Başvuru No2014/183Tarih17 Mart 2016Okuma12 dk · 2.449 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Benhür Çavdarlı Başvurusu

Karar tarihi
17 Mart 2016
Başvuru Numarası
2014/183
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.449 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, itirazın iptali

davasında açık delillerin varlığına rağmen taleplerin reddine karar verilmesi

ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 6/1/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 11/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

28/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir

örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 23/2/2015 tarihli yazısında,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 29/11/2001

tarihinde Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

açtığı itirazın iptali davasında, davalı Holdingin en büyük hissedarlarından

olduğunu, Holdingin 1997 yılında üretim deneme sürecinde işletme sermayesinin

yetersiz olması nedeniyle üretime ara vermek zorunda kaldığını, yaklaşık iki

yıl sonra kendisinin sağladığı kredi ile yeniden üretime geçildiğini, böylece

Holdingin üretim olanaklarını geliştirebildiğini, Holdinge sağladığı krediden

dolayı hakkında icra takibine başlandığını ancak gerek bağımsız denetim

raporlarında gerekse Şirket bilançolarında ve resmî kayıtlarda, muavin

defterler ve dava dosyalarında Şirkete sağladığı kredinin sabit olmasına karşın

ilgili icra takip dosyasında Holdingin itirazının bulunduğunu belirterek kötü

niyete dayalı itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep

etmiştir.

8. Erzincan 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi, 12/11/2003 tarihli ve E.2001/559, K.2003/514 sayılı kararı ile tanık

ifadeleri, incelenen ilgili Mahkeme dosyaları, Şirket defterleri, bilirkişi

raporu ve toplanan diğer delillerin değerlendirilmesi sonucu davanın kabulü ile

itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmetmiştir.

9. Davalı tarafça temyiz

talebinde bulunulması sonucu dosya Yargıtay 10. Hukuk Dairesine gönderilmiş,

anılan Dairenin 11/3/2004 tarihli ilamı ile dosyanın iş bölümü nedeniyle

Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

10. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi,

28/12/2004 tarihli ve E.2004/3584, K.2004/12976 sayılı ilamında İlk Derece

Mahkemesi kararının eksik incelemeye ve Şirket kayıtları üzerinde yeterli

inceleme yapmayan tek kişilik bilirkişi raporuna dayandığını belirtmiş;

şirketler hukuku muhasebesinden anlayan bir bilirkişinin de içinde bulunduğu

bilirkişi kurulundan, iddia edilen miktarın Şirket kayıtlarına fiilen girip

girmediği, girmiş ise ne şekilde girdiği; hangi tarihlerde, ne şekilde

kayıtlara işlendiği, giren miktarın davalı Şirketçe nerelerde kullanıldığı

araştırılıp bu kredilerle ödeme yapıldığı iddia edilen yerlerden kayıtlar

getirilmesi suretiyle Şirket kayıtları ile karşılaştırma yapılarak rapor

alınması, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan başvurucu gözetiminde tutulan

davalı Şirket kayıtlarının, başvurucunun alacağını kanıtlamaya tek başına

yeterli olmayacağının da gözetilerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ve

kararı bozmuştur.

11. Bozma kararına uyan Erzincan

1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 17/1/2011 tarihli ve E.2005/70, K.2011/8 sayılı

kararı ile Yargıtay bozma ilamına uygun şekilde oluşturulan bilirkişi

heyetinden alınan raporlar ve ek raporlarda, Şirket kayıtlarının usulüne uygun

tutulmadığının ve tutulan defterlerin hükme esas alınabilecek nitelikte

olmadığının ortaya konulduğunu, ayrıca iddia olunan alacak miktarının yazılı

belge ile ispatının zorunlu olduğunu, başvurucunun alacağı olarak ileri sürdüğü

bu meblağa ilişkin iddiasını usulüne uygun belgeler ile ispatlayamadığını

belirterek davanın reddine hükmetmiştir.

12. İlk Derece Mahkemesinin bu

kararı, duruşmalı temyiz incelemesi için Yargıtaya

gönderilmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 1/4/2011 tarihli ve E.2011/4133,

K.2011/3765 sayılı ilamı ile duruşma için yeterli pul bulunmadığı gerekçesiyle

dosyayı Mahkemesine iade etmiştir.

13. Belirtilen eksikliğin

tamamlanmasının ardından yapılan temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 11. Hukuk

Dairesi, 19/3/2013 tarihli ve E.2011/6083, K.2013/5341 sayılı ilamı ile İlk

Derece Mahkemesi kararını onamış; aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemini

de 11/10/2013 tarihli ve E.2013/10611, K.2013/18205 sayılı ilamı ile

reddetmiştir.

14. Karar düzeltme isteminin

reddine ilişkin ilam başvurucuya 6/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

17. 18/6/1927 tarihli ve 1086

sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri,

değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan

hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dörtyüzmilyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispat

olunması gerekir.”

18. 6100 sayılı Kanun’un 200.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri,

değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan

hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat

olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan

kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından

aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 17/3/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/1/2014 tarihli ve 2014/183

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, 29/11/2001

tarihinde Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı itirazın iptali

davasında, kredi temin ettiğine dair Şirket Yönetim Kurulu kararı, kredinin

teminatı olarak Şirket hisselerinin teslim edildiğine dair tutanak, Şirket

Genel Kurulu toplantısında gelir-gider tablolarının kabulü ile borcun ikrar

edilmiş olması, bilirkişi raporunda Şirketin ödeme gücü olmamasına karşın borç

ödemesinde bulunduğunun tespiti gibi lehine açık delillerin varlığına rağmen

taleplerinin reddine karar verildiğini ve yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş; ihlalin tespit edilmesine karar verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

22. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

23. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

24. Anılan kurallar uyarınca

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık keyfîlik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

25. Somut olayda başvurucu,

Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı itirazın iptali davasında, kredi

temin ettiğine dair Şirket Yönetim Kurulu kararı, kredinin teminatı olarak

Şirket hisselerinin teslim edildiğine dair tutanak, Şirket Genel Kurulu

toplantısında gelir-gider tablolarının kabulü ile borcun ikrar edilmiş olması,

bilirkişi raporunda Şirketin ödeme gücü olmamasına karşın borç ödemesinde

bulunduğunun tespiti gibi lehine açık delillerin varlığına rağmen taleplerinin

reddine karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

26. Başvurucu

tarafından açılan davada Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi,

12/11/2003 tarihli kararı ile tanık ifadeleri, incelenen mahkeme dosyaları

ve Şirket defterleri, bilirkişi raporu ve toplanan diğer delillerin

değerlendirilmesi sonucu davanın kabulüne hükmetmiş; temyiz incelemesi sonucu

anılan karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/12/2004 tarihli ilamı ile eksik

inceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur (bkz. §

10). Bozma üzerine Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay ilamında belirtilen hususlar doğrultusunda yaptığı inceleme

ve bilirkişi raporu ile ek raporları dikkate alarak başvurucunun iddia ettiği

alacak miktarının yazılı belge ile ispatının zorunlu olduğunu ancak

başvurucunun alacağı olarak ileri sürdüğü bu meblağa ilişkin iddiasını usulüne

uygun belgeler ile ispatlayamadığını belirtmiş ve davanın reddine hükmetmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin bu kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/3/2013

tarihli ilamı ile onanmış, aynı Daireye yapılan

karar düzeltme istemi de 11/10/2013 tarihli ilamla reddedilmiştir.

27. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

28. Başvurucu; yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi İlk

Derece Mahkemesinin ve Yargıtayın kararlarında bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi

bir durum da tespit edilememiştir.

29. Açıklanan nedenlerle

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı

İddiası

30. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

31. Başvurucu, 29/11/2001 tarihinde Erzincan 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı itirazın iptali davasının makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18) Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında

-ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle- Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38, 39).

33. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının

tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

34. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, alacağın tahsili

amacıyla yapılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesi

nezdinde açılan itirazın iptali davasının söz konusu olduğu görüldüğünden 1086

sayılı mülga Kanun ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılamanın medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğuna kuşku yoktur (Güher Ergun

ve diğerleri, § 49).

35. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde

sürenin başlangıcı -kural olarak- uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup somut başvuru açısından bu tarih 29/11/2001’dir.

36. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu

zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergün ve diğerleri, § 52). Bu

kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin,

başvurucunun karar düzeltme talebinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesince reddedildiği

11/10/2013 olduğu anlaşılmaktadır.

37. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde yargılamanın konusunun başvurucu tarafından yapılan

icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Erzincan 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 12/11/2003 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiği,

temyiz talebi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/12/2004 tarihli ilamı

ile kararı bozmaya hükmedildiği, bozma üzerine Erzincan 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 17/1/2011 tarihli kararı ile davanın reddedildiği, temyiz üzerine

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/3/2013 tarihli ilamı ile İlk Derece Mahkemesi

kararının onandığı, karar düzeltme isteminin de 11/10/2013 tarihli ilamla

reddedildiği belirlenmiştir.

38. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin dikkate alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 34-64).

39. Başvuruya konu alacağın tahsili amacıyla yapılan icra

takibine itirazın iptali davasının incelenmesi neticesinde, hukuki meselenin

çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller gibi kriterler dikkate

alındığında başvuruya konu yargılamanın karmaşık nitelikte olduğu anlaşılmışsa

da somut başvuru açısından daha önce verilen kararlar dışında farklı karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ancak söz konusu on bir yıl on bir

aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

41. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespitine hükmedilmesini talep

etmiştir.

42. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

43. 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında -esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi

hâlinde- ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedileceği belirtilmiş ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem

ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

44. Başvuru konusu olayda başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte başvuruya konu

olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona erdiği dikkate alındığında

başvurucunun tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti dışında

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

45. Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve

1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına

17/3/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Benhür

ÇAVDARLI

Vekili : Av. Bilge Yağız ÜNAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/183, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucunun, Anayasa’nın
  16. C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL
  17. D. Ödemelerin, kararın
  18. M. Emin KUZ
  19. Çavdarlı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/183
Tarih
17 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Ö. Ç. Başvurusu (B. No: 2013/9705)
  • Emine Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/5465)
  • Ali Sarıpınar Başvurusu (B. No: 2013/6186)
  • Hanifi Dil ve Zeki Dil Başvurusu (B. No: 2013/5191)
  • Mesut Çeki Başvurusu (B. No: 2013/6944)
  • Mehmet Emin Akın ve Ayşe Tekin Başvurusu (B. No: 2013/6956)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.