İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Emin Akın ve Ayşe Tekin Başvurusu (B. No: 2013/6956)

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/6956Tarih23 Mart 2016Okuma13 dk · 2.637 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Emin Akın Ve Ayşe Tekin Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/6956
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.637 kelime·13 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

bırakılmaları sonucu mülkiyet hakkının; terör örgütü üyeleri tarafından

yakınları kaçırılıp öldürüldüğü dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233

sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi ve ret işlemlerine karşı

açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 4/9/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek

bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonlar tarafından

25/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Anayasa Mahkemesi tarafından 2013/6957 başvuru numaralı

dosyanın konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/6956 başvuru numaralı

dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/6956 başvuru numaralı dosya

üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucular Batman ili Beşiri ilçesi Otluca köyünde ikamet

etmekte iken terör nedeniyle hısımları M.T.nin öldürüdüğünü beyan ederek bu özel durumlarından kaynaklanan

güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını iddia

etmişlerdir.

8. Başvurucular, ekli tablonun C satırında belirtilen tarihlerde

5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman

Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarında, terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanması

talebiyle yapılan başvurularda dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre

başvurucuların yaşadığı Beşiri ilçesinin Otluca köyünün boşaltılmadığı

belirtilerek taleplerin reddine karar verilmiştir.

10. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun E satırında

belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli

tablonun F satırında tarihleri gösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ile

başvurucuların yaşadığı yerleşim yerinin boşalan ya da boşaltılan yerlerden

olmadığı, anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmadığı, başvurucu Ayşe

Tekin'in eşinin kardeşinin, başvurucu Mehmet Emin Akın'ın amcasının öldürülmesi

olayının başvurucuların şahsına veya ailesine yönelik bireysel saldırı

kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığıbelirtilerek

davaların reddine hükmedilmiştir.

11. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun G satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını

gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek hükmün onanmasına karar

verilmiştir.

12. Kararlar6/8/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucular4/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

15. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

17. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış oldukları

başvuruların ve açmış oldukları davaların reddedildiğini, köydeki nüfusun 1990

yılında 225, 1997 yılında 150, 2000 yılında ise 201 kişiolduğu

tespit edilmiş olsa da terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı 1991 ile 1996

yılları arasındaki nüfus kayıtlarının mevcut olmadığını ve bu yıllarda köyde

kimsenin ikamet etmediğini, olayların yoğun olarak yaşandığı dönemde meydana

gelen vakalara ve oluşan zararlara ilişkin delil toplamadaki güçlük ile

olayların üzerinden uzun bir zamanın geçmiş olması nedenleri ve delillere

ulaşmadaki zorluk birlikte değerlendirildiğinde lehlerine yorumlanması gereken

birçok hususun dikkate alınmadığını, 22/7/1994 tarihinde faili meçhul şekilde öldürüldürülen yakınları M.T.nin

mirasçılarına ölüm olayı nedeni ile tazminat ödenmesine karar verildiğini ve bu

durumun köyde can güvenliğinin bulunmadığına işaret olmasına rağmen yargılama

makamlarınca "nesnel güvenlik

kaygısının yaşanmadığı" gerekçesine dayanılarak taleplerinin

kabul edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, idarenin can ve

mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucunda mülkiyet

haklarından yoksun kaldıklarını ve meydana gelen zararların sosyal risk ve

kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca idarece karşılanması gerektiğini, Derece

Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin

edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’un dar ve aleyhe olacak şekilde yorumlanarak

Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıca yaptıkları

başvurular hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek Anayasa’nın2., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alındığında geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucuların 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararının tazmini amacıyla açtıkları davaların

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16).Başvurucuların ihlal iddialarıadil

yargılanma hakkı kapsamında aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

a. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

21. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

23. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun G satırı) arasında geçen ve ekli tablonun H satırında her bir

başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerinde,

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit

edilemediğinden, başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

24. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanma

haklarına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvurunun; terör örgütü mensuplarınca yakınları M.T.nin

öldürülmesine dair özel durumları dikkate alınmaksızın, Mahkemece mukim

oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu ve şahıslarına yönelik bir terör

tehdidinin olmadığı şeklindeki nesnel ölçütten hareketle reddedildiğini

belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan iddia adil yargılanma hakkı

kapsamında yer alan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında

incelenmiştir.

26. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas

yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013 § 26).

27. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik

ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi

istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları

zararların kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

28. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan

zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas

edilmesi zorunlu gözükmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim

yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim

yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle

toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki

göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını

zorunlu görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme

olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan

hareket ederek 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine

yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemişlerdir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit

Tekin, §§ 84, 85).

29. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi

tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin

iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması

bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu belirtilerek açıkça

dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45-50; Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/6/2011, §

88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, Anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

30. Başvurucuların; yakınları M.T.nin

terör örgütünce öldürüldüğü, bu nedenle güvenlik kaygısıyla köylerini terk

ettikleri, bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri, yerleşim yerini terör

olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk ettikleri

hususlarındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında yer alan hükümler gözetildiğinde bireysel başvuruda bulunacakların,

başvuruya konu ettiği kamu gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle ya

kişisel olarak doğrudan etkilenmiş olması ya da başvurucu ile doğrudan mağdur

arasında şahsi ve özel bir bağın bulunması gerekir (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği, B. No: 2012/95,

25/12/2012, § 21)

32. Aile bireylerinden birisi insan hakları ihlalinden dolayı

mağdur olduğunda başvurucunun maruz kaldığı sıkıntı, insan hakkı ihlalinin

mağduru olan kişinin akrabasında kaçınılmaz olarak meydana geldiği kabul edilen

duygusal çöküntüden daha farklı bir boyut ve karakter arz eden özel nedenlerin

varlığını gerektirir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Çakıcı/Türkiye, B. No: 23657/94, 8/7/1999,

§ 98; İpek/Türkiye, B. No:

25760/94, 17/2/2004, § 181).

33. Başvurucunun, yakınının mağduriyeti nedeniyle etkilenmiş ve

kendi hayat akışına yön vermiş olduğunun kabul edilebilmesi için yaşanan olay

sonucunda duyulan üzüntünün ötesinde yakınının başına gelen hadise sebebiyle

başvurucuda oluşan algı, bu algının meydana gelmesine temel teşkil eden özel

bağ ve algının yoğunluğu hakkında açıklamada ve kanıtlamada bulunulması

gerekmektedir (Sahibe Çelik ve Necla Çelik,

B. No: 2013/4899, 20/1/2015, § 48).

34. Başvurucular, terör nedeniyle öldüğünü belirttikleri

yakınları hakkındabelirtilen vakıaya ilişkin

tutanaklar ile soruşturma evrakını sunmuşlar, hısım olduklarını belirtmenin

dışında başkaca bir husus beyan etmemişlerdir.

35. Anayasa Mahkemesinin 7/8/2015 tarihli yazısı ile

başvuruculardan başvuru formunda ileri sürdükleri iddialarını ispat etmeye

yönelik, ölen kişi ile aralarında şahsi ve özel bağ bulunduğuna dair elverişli

delilleri Mahkemeye sunmaları istenmiştir.

36. 3/9/2015 tarihli cevap dilekçelerinde başvurucular, zarar

gördüğü belirtilen kişi ilehısım olduklarını

belirtmenin dışında ölen kişinin eşine tazminat ödendiğini ifade etmişlerdir.

37. Bu çerçevede başvurucuların, yakınlarının öldürülmesi

iddiaları hakkında başvurucuların anılan kişi ile aralarındaki akrabalık

ilişkisine değinmekle yetindikleri;aralarındaki

ilişkide şahsi ve özel bağ bulunduğuna dair herhangi bir bilgi veya belgesunmadıkları gibi herhangi bir beyanda da

bulunmadıkları, akrabalarının başına geldiği iddia edilen olay neticesinde

kendilerinde oluşan algı, bu algının oluşmasına temel teşkil eden özel nedenler

ve algının yoğunluğu hakkında yeterince açıklıkta beyanlarının bulunmadığı

tespit edilmiştir. Bu tespitler karşısında başvurucuların taleplerinin 5233

sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesinin, yerleşim yerlerini terör

eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk

edip etmedikleri noktasında nesnel ölçütten farklı bir karine veya ölçüt

arayışına girilmesini gerektirecek boyuta ulaşmadığı anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

39. Başvurucular, ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

iddia etmektedirler.

40. Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucuların Anayasa’nın

35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde başvurucular, 5233

sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut

olduğunu iddia etmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına

ilişkin söz konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

41. Başvurucular tarafından mülkiyet haklarının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde

başvurucuların delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadıklarına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir

bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin derece

mahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine

getirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, §

43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 1. Adli yardım talebinde bulunan başvurucu Ayşe Tekin

açısından adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan yargılama

giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağı

anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

2. Adli yardım talebinin

kabulü ile muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, başvurucu Mehmet

Emin Akın'ın mağduriyetine neden olmayacağı anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli

ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesi uyarınca tamamen

muafiyetin koşulları oluşmadığından 198,35 TL harçtan ibaret yargılama

giderinin başvurucu Mehmet Emin Akın'dan TAHSİLİNE,

D. Yargılama giderlerinin adli

yardım talebi reddedilen başvurucu Mehmet Emin üzerinde BIRAKILMASINA

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucular

:

1. Mehmet

Emin AKIN

2. Ayşe

TEKİN

Vekilleri

:

Av. Ferhat

BAYINDIR

SIRA

1

2

A

Başvuru

Numarası

2013/6956

2013/6957

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Mehmet Emin AKIN

Ayşe TEKİN

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

21/2/2006

2010/1-791

9/2/2006

2010/1-827

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

17/12/2010

24/12/2010

E

Dava

Tarihi

2/3/2011

2/3/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

15/12/2011

15/12/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

18/4/2013

18/4/2013

H

İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre 7 yıl 2 ay 7 yıl 2 ay

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6956, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. D. Yargılama giderlerinin adli
  12. Gültekin
  13. Tekin
  14. Bayındır
  15. Sıra
  16. A
  17. B
  18. C
  19. D
  20. E
  21. F
  22. G
  23. H
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6956
Tarih
23 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Alirıza Aksoy Başvurusu (B. No: 2013/4836)
  • Serpil Toros Başvurusu (B. No: 2013/6382)
  • Vahibe Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/5202)
  • Şehmus Özsubaşı Başvurusu (B. No: 2013/2582)
  • Mehmet Halit Gösteriş Başvurusu (B. No: 2013/3532)
  • Tasfiye Halinde Ss Çamlıkoru Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2013/7373)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.