İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Gültekin ve Sadullah Doysak Başvurusu (B. No: 2013/3528)

1. Başvurular 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Başvuru No2013/3528Tarih24 Mart 2016Okuma15 dk · 2.913 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdurrahman Gültekin Ve Sadullah Doysak Başvurusu

Karar tarihi
24 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/3528
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.913 kelime·15 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvuruların reddedilmesi ve ret işlemlerine karşı açılan davaya ilişkin

yargılama işlemlerinin adil olmaması, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan

başvuru ve yargılama sürecinin makul sürede sonuçlanmaması nedenleri ile adil

yargılanma hakkının, yerleşme ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 21/5/2013 ve 30/5/2013 tarihlerinde yapılmıştır.

Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca muhtelif tarihlerde,

başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 29/12/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

5. Anayasa Mahkemesi tarafından 2013/3753 başvuru numaralı

dosyanın konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/3528 numaralı bireysel

başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/3528 numaralı bireysel

başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve 2013/3753 numaralı bireysel başvuru

dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular Elazığ ili Erimli

beldesinde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle yaşadıkları

yerleri terk etmek durumunda kaldıklarını, ayrıca buralarda bulunan

taşınmazlarını ve gelir kaynaklarını kullanmaktan mahrum kaldıklarını

belirterek ekli tablonun C satırında belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun

kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Elazığ Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarındabaşvurucu Abdurrahman

Gültekin'in başvurusunun "şahsın

ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı köyünü terk ettiği, bilgi ve belge

eksikliği", başvurucu Sadullah Doysak'ın

başvurusunun yapılan keşfin ardından "terör

nedeniyle mal varlıklarına ulaşamama dolayı uğradığı iddia ettiği zararların

terörden kaynaklanmadığı" gerekçeleriyle reddine karar verilmiştir.

10. Ret işlemleri aleyhine ekli tablonun E satırında belirtilen

tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında; ekli tablonun F

satırında tarihleri gösterilen Elazığ İdare Mahkemesi kararları ile davalı

idarenin, 5233 sayılı Kanun tarafından kendisine tanınan yetkilerden de

yararlanmak suretiyle başvurucuların terör olayları nedeniyle zarar gören bir

mal varlığı ve yine ayrıca güvenlik kaygısından dolayı ulaşamadıklarından

zarara uğrayan mal varlığı bulunup bulunmadığı, şayet böyle bir mal varlığı var

ise kapsamını ve niteliğini tespite yönelik gerekli araştırma ve incelemeler

yapmak suretiyle Kanun kapsamında tazmini gereken bir zarar bulunup

bulunmadığını ortaya koyması gerekirken başvurucuların da katılımıyla

mahallinde hiçbir araştırma, inceleme ve tespit yapmaksızın Komisyon kararlarında

belirtilen gerekçelerle başvuruların reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı

gerekçesiyle davaların konusu idari işlemlerin iptaline hükmedilmiştir.

11. İlk Derece Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine ekli

tablonun G satırında gösterilen tarihlerde verilen Danıştay Onuncu Dairesi

ilamları ile kararlarının bozulmasına hükmedilmiştir. İlamların ilgili

kısımları şöyledir:

"...

Ancak Erimli köyünün terör nedeniyle boşaltılmadığı, köyde hiç terör

olayı olmadığı, 1987 yılından itibaren belediye olma koşullarını taşıyan ve

belediye kurulan bu yerde Jandarma Karakol Komutanlığı bulunduğu, orada

yaşamaya devam eden köylüler tarafından tarlaların ekilip biçildiği dikkate

alındığında, aralarında davacının da bulunduğu Erimli Köyü halkının bir kısmının,

güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerinden dolayı uğradıkları zararın,

5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığından, davacının isteminin reddi yolunda tesis edilen dava konusu

işlemde hukuka aykırılık görülmemektedir.

..."

12. Danıştay bozma ilamları üzerine Elazığ

İdare Mahkemesi, yeniden yaptığı değerlendirmeler sonucu ekli tablonun H

satırında gösterilen tarihlerde bozma ilamı doğrultusunda davaların reddi ile

birlikte başvurucular aleyhine vekalet ücretine hükmetmiştir.

13. Davanın reddi yönündeki kararların temyiz edilmesi üzerine

ekli tablonun I satırında gösterilen tarihlerde verilen Danıştay Onbeşinci Dairesi ilamları ile kararların davanın reddi

yönündeki kısımlarının onanmasına, vekalet ücretine ilişkin kısımlarının

bozulmasına hükmetmiştir.

14. Aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemleri ise ekli

tablonun J satırında gösterilen tarihlerde reddedilmiştir.

15. Başvurucular 21/5/2013 ve 30/5/2013 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 24/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular; ikamet ettikleri Elazığ ili Erimli köyünde

yaşanan terör olayları nedeniyle bu yerleri terk etmek durumunda kaldıklarını

ve burada bulunan mal varlıkları ile geçim kaynaklarını kullanmaktan mahrum

kaldıklarını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde

açtıkları davaların reddedildiğini, taleplerinin reddine yönelik "köyün

tamamen boşaltılması ya da bir kısmının boşaltılması" gibi ölçütlerin 5233 sayılı Kanun'un

amacına aykırı ölçütler olduğunu, bu bağlamda Mahkemece verilen ret

kararlarının yeterli araştırmaya dayanmadığını, kararların tek taraflı ve

hakkaniyete aykırı olduğunu, zararlarının oluştuğunu iddia ettikleri yerlerde

keşif yapılmadığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru ve akabinde

yürütülen yargılama sürecinin makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil

yargılanma, mülkiyet ve yaşam hakları ile seyahat ve yerleşme hürriyetlerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

20. Başvurucuların, ikamet ettikleri yerde gerçekleşen terör

olayları nedeniyle bu yerleri terk etmek durumunda kaldıkları ancak bu bağlamda

zararlarının giderilmesi için5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin

ve akabinde açtıkları davaların reddedildiği, taleplerinin reddinine

yönelik "köyün tamamen boşaltılması ya da bir kısmının boşaltılması" gibi ölçütlerin 5233 sayılı Kanun'un

amacına aykırı ölçütler olduğu, bu bağlamda Mahkemece verilen ret kararlarının

yeterli araştırmaya dayanmadığı, kararların tek taraflı ve hakkaniyete aykırı

olduğu, zararlarının oluştuğunu iddia ettikleri yerlerde keşif yapılmadığı, iddialarının

özünün temel olarak başvuruya konu Mahkeme kararının sonucundan kaynaklandığı

anlaşılmış ve anılan şikâyetlerin adil yargılanma hakkı kapsamında yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası yönünden değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

21. Öte yandan başvurucuların ikamet ettikleri yerde bulunan mal

varlıkları ile geçim kaynaklarını kullanmaktan mahrum kaldıkları, bu nedenle

mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarının yargılamanın sonucu itibarıyla

adil olmadığı iddiasının incelenmesi sonucunda değerlendirilmesi uygun

görülmüş; yaşam haklarının ihlal edildiği iddialarının başvuru formlarında

herhangi bir somut olayla ilişki kurulmadığı hususu dikkate alındığında

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları

ise aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

22. Başvurucular Elazığ ili Erimli köyünde gerçekleşen terör

olayları nedeniyle yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldıklarını ancak

zararlarının giderilmesi için5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin

ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, taleplerinin reddinine yönelik "köyün tamamen boşaltılması ya da

bir kısmının boşaltılması" gibi

ölçütlerin 5233 sayılı Kanun'un amacına aykırı ölçütler olduğunu, bu bağlamda

Mahkemece verilen ret kararlarının yeterli araştırmaya dayanmadığını,

kararların tek taraflı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, zararlarının oluştuğunu

iddia ettikleri yerlerde keşif yapılmadığını belirterek adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

23. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları derece mahkemesi kararları

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermedikçe

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

24. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesindeterör

dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik

kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu

sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

25. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan

zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi

zorunlu gözükmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli

yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden

kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle toplumda oluşan

korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu

gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir

duygu olan güvenlik kaygısının “köyün

ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde

sadece geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte

dayandırılmasını zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim

yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde

yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece

oluşturulduğundan hareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların

idarece ödenmesine yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemişlerdir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin, §§ 84, 85).

26. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen

hususlara ilişkin iddiaların, maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması

ve uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, §§

45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/6/2011, § 88). Bu konudaki

takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasal bir temel hak

veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı bir

değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

27. Somut olayda davanın kabulü ve başvurucuların taleplerini

reddeden tazminat komisyonu kararlarının iptali yönünde Elazığ İdare

Mahkemesince verilen kararların, Danıştay Onuncu Dairesinin temyiz başvurusu

üzerine yaptığı değerlendirme sonucu söz konusu köyün terör nedeniyle

boşaltılmadığı, köyde hiç terör olayı olmadığı, 1987 yılından itibaren belediye

olma koşullarını taşıyan ve belediye olan bu yerde Jandarma Karakol

Komutanlığının bulunduğu, orada yaşamaya devam eden köylülerin tarlalarını ekip

biçmeye devam ettiği, aralarında başvurucuların da bulunduğu köy halkının bir

kısmının güvenlik kaygısıyla köyden göç ettiği hususu dikkate alınsa bile bu

kapsamda yapılan göç nedeniyle uğranılan zararın 5233 sayılı Kanun hükümlerine

göre karşılanmasında hukuki olanak bulunmadığı gerekçelerine dayanılarak

bozulduğu ve İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamına uyması ile başvurucuların

açtıkları davaların reddedildiği, davaların reddi yönündeki kararların tekrar

temyiz mercince de incelendiği ve sonuç olarak

başvurucuların iddialarının kabul edilmediği anlaşılmıştır.

28. Yargılama sonunda varılan bu sonuç, 5233 sayılı Kanun’un 2.

maddesinin yorumu kapsamında başvurucuların zararının tazmin edilebilmesi için

köyün ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim

yerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması şartını arayan Danıştayın yerleşik içtihatlarına uygun olup herhangi bir keyfîlik içermemektedir.

29. Bununla birlikte başvurucular, zararların oluştuğunu iddia

ettikleri yerlerde keşif yapılmadığı şikâyetinde de bulunmaktadırlar. Ancak

somut olayda başvurucuların terör nedeniyle zarara uğradıkları iddialarının

zarara uğradığı iddia edilen yerin terör nedeniyle boşaltılmadığı, köyde hiç

terör olayı olmadığı gerekçelerine dayanılarak yargılama makamlarınca

reddedildiği ve ayrıca başvurucuların da keşif yapılması hâlinde yargılama

makamlarının gerekçelerini etkisiz kılacak bir durumun oluşabileceğine dair

Anayasa Mahkemesine herhangi bir açıklamada bulunmadıkları anlaşılmış, bu

bağlamda söz konusu şikâyetin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

30. Öte yandan başvurucuların mülkiyetlerinde bulunan mallarını

terör dolayısıyla terk etmediği, Danıştayın onaması

sonucu kesinleşen yargılama süreci sonunda belirlenmiştir. Bunun doğal sonucu

ise başvurucuların mülkiyet hakkına 5233 sayılı Kanun’un kapsamına girecek

şekilde müdahalede bulunulmadığıdır. Anayasa Mahkemesi açısından bu tespitten

ayrılmayı gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığından mülkiyet hakkı

açısından da ayrı bir değerlendirme yapılmayacaktır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğünün İhlaline

İlişkin İddia

32. Başvurucular, yaşanan terör olayları nedeniyleikamet

ettikleri yer olan Elazığ ili Erimli köyünü terk etmek

zorunda kaldıklarını belirterek yerleşme ve seyahat özgürlüklerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

33. Anayasa'nın "Yerleşme

ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23. maddesi şöyledir:

"Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.

Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik

gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu

mallarını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç

işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya

kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.

Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz."

34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ile bu Sözleşme'ye Ek 4 No.lu Protokol'ün "Serbest dolaşım özgürlüğü"

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"1. Bir devletin ülkesi içinde usulüne uygun olarak bulunan

herkes, orada serbestçe dolaşma ve ikametgahını seçebilme hakkına sahiptir.

2. Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeyi terk etmekte

serbesttir.

3. Bu haklar, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, kamu düzeninin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık ve ahlakın veya başkalarının hak

ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler

olarak ve yasayla öngörülmüş sınırlamalara tabi tutulabilir.

4. Bu maddenin 1. fıkrasında sayılan haklar, belli yerlerde, yasayla

konmuş ve demokratik bir toplumda kamu yararının gerektirdiği sınırlamalara

tabi tutulabilir."

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır."

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

37. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler

tarafından yapılabilir."

38. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın -Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra- Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

39. Sözleşme'ye Ek 4 No.lu Protokol'e

ülkemiz taraf değildir. Bu nedenle anılan Protokol kapsamında kalan ve

Anayasa'nın 23. maddesinde yer alan yerleşme özgürlüğüne yönelik şikâyetle

ilgili olarak bireysel başvuruda bulunulamaz (Faris

Aslan, B. No: 2014/1026, 20/5/2015, § 42).

40. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 23.

maddesinde yer alan yerleşme ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının,

Anayasa'da yer almakla birlikte Türkiye'nin taraf olmadığı bir Protokol'e

dayandığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmına yönelik şikâyetin diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

42. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

34. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun J satırı) arasında geçen ve ekli tablonun K satırında her bir

başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama sürelerinde

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit

edilemediğinden, başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanma

haklarına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yerleşme ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

24/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1.

Abdurrahman GÜLTEKİN

2. Sadullah

DOYSAK

Vekili

:

Av. Naşide

SAĞLAM

Sıra

1

2

A

Başvuru

Numarası

2013/3528

2013/3753

B

Başvurucu

Abdurrahman GÜLTEKİN

Sadullah DOYSAK

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

28/2/2005

1137

22/12/2004

1135

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

18/5/2007

2007/1-19-3389

6/10/2006

2006/35

E

Dava

Tarihi

13/7/2007

8/11/2007

F

Yerel Mahkeme

İlk Karar Tarihi

30/6/2008

30/6/2008

G

Temyiz Yolu İlk Karar Tarihi

2/6/2009

2/6/2009

H

Yerel Mahkeme

İkinci Karar Tarihi

19/11/2009

28/12/2009

I

Temyiz Yolu İkinci Karar Tarih

21/5/2012

21/5/2012

J

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

6/12/2012

6/12/2012

K

İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre 7 Yıl 9 Ay 7 Yıl 11 Ay

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3528, 24 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Perdecioğlu
  17. Doysak
  18. Sağlam
  19. A
  20. B
  21. C
  22. D
  23. E
  24. F
  25. G
  26. H
  27. I
  28. J
  29. K
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3528
Tarih
24 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/5605)
  • Mustafa Demir Başvurusu (B. No: 2013/7749)
  • Mehmet Turgut Başvurusu (B. No: 2013/2763)
  • Ayşe Balın Başvurusu (B. No: 2013/5464)
  • Tuncer Arıklı Başvurusu (B. No: 2013/2858)
  • Benhür Çavdarlı Başvurusu (B. No: 2014/183)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.