İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adil Taner Ovacık Başvurusu (B. No: 2014/102)

1. Başvuru;

Başvuru No2014/102Tarih30 Mart 2016Okuma20 dk · 4.047 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adil Taner Ovacık Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2014/102
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.047 kelime·20 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru;

hasarlı durumdaki binanın onarımına izin verilmemesi, daha sonra muvakkat

inşaat izni verildiğindebildirim yapılmaksızın

binanın yıktırılması, ayrıca binada bulunan eşyalara verilen zarar için açılan

tazminat davasının reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; bina için

onarım izni vermeyerek zarara yol açan kamu görevlileri hakkında kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru

30/12/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 15/12/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

24/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 29/12/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul Ticaret Odasının 24/1/2005 tarihli

faaliyet belgesine göre 2/5/1977 tarihinden beri kuyumculuk yapmakta olup "Hakimiyeti Milliye Caddesi No:96

Üsküdar/İSTANBUL" adresinde ticari faaliyetlerini

sürdürmektedir.

9. Başvurucu İstanbul ili Üsküdar ilçesi Gülfemhatun

Mahallesinde bulunan 435 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olup tapuda

başvurucu adına kayıtlı bu taşınmaz üzerinde 1938 yılında yapılmış iki katlı

bir bina bulunmaktadır. Bu taşınmazın adresi de "Hakimiyeti Milliye Caddesi No:7 Üsküdar/İSTANBUL"

dur.

1. Başvurucunun Takip Ettiği İdari Süreçler

10. Başvurucu bu binada onarım yapmak için 25/1/1995 tarihinde

Üsküdar Belediyesine (Belediye) başvuruda bulunmuş, Belediyece bir cevap verilmemesi

üzerine İstanbul 3. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır.

11. Mahkeme 27/3/1997 tarihli ve E.1995/913, K.1997/913 sayılı

kararı ile onarım izni istenen yapının onarımının zorunlu olduğu gerekçesiyle

davanın kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, karar süresi

içinde temyiz edilmediğinden 5/8/1997 tarihinde kesinleştirilmiştir.

12. Başvurucu bu tarihten sonra çeşitli tarihlerde yapının

onarımı amacıyla Belediyeye başvurularda bulunmuş, Belediyece 6/11/1997 tarihli

yazı ile emniyet tedbirlerinin başvurucu tarafından alınması gerektiği, ayrıca

taşıyıcı sistem değişikliği için proje tasdiki ve ruhsat alınması gerektiği

başvurucuya bildirilmiştir.

13. Başvurucu 13/5/2003 tarihinde proje ve zemin etüd raporunu Belediyeye sunmuştur. Belediye bu defa,

taşınmazın 5/9/1997 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında park

ve yol alanında kalması nedeniyle onarım izni vermemiş, 7/5/2004 tarihinde de, imar planına göre park ve yol alanında kalması nedeniyle

bu taşınmazın kamulaştırmasına karar vermiştir. Taşınmazın tapu kaydına

7/6/2004 tarihinde kamulaştırma kararı şerh edilmiş, ancak bu kamulaştırma

şerhi 8/2/2006 tarihinde terkin edilmiştir.

14. Belediye Encümeninin 5/9/2003 tarihli kararı ile

başvurucunun talebi üzerine taşınmazın nitelikleri korunmak kaydıyla anılan

taşınmaz yönünden 10 yıl süreyle muvakkat inşaat izni verilmiş, bu izin

12/3/2004 tarihinde tapuya şerh edilmiştir.

15. Ancak başvurucunun taşınmazı üzerinde bulunan iki katlı bu

bina, ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle ve önceden bir bildirim de yapılmaksızın

Belediye tarafından 28/4/2004 tarihinde yıkılmıştır.

2. Başvurucunun Takip

Ettiği Yargısal Süreçler

i. Ceza Soruşturması

16. Başvurucu, binanın mahkeme kararı ile sabit olan hasarlı

durumuna rağmen onarım izni vermeyen kamu görevlileri hakkında 23/7/2003

tarihinde Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

17. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/7344 Soruşturma

sayılı dosyasında verilen 21/4/2005 tarihli ve K.2005/35501 sayılı karar ile

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

18. Başvurucunun karara karşı yaptığı itiraz, Kadıköy 1. Ağır

Ceza Mahkemesinin 7/6/2005 tarihli ve 2005/674 Müt. sayılı kararı ile reddedilmiştir.

19. Başvurucunun kanun yararına bozma istemi de Yargıtay 4. Ceza

Dairesinin 28/6/2006 tarihli ve E.2005/12896, K.2006/13134 sayılı ilamıyla

reddedilmiştir.

ii. Delil Tespiti İstemi

20. Başvurucu onarım için İstanbul 3. İdare Mahkemesinde açtığı

davanın kabul edilmesi üzerine Belediyeye başvurduğu 29/8/1997 tarihinden

itibaren 7 yıl geçtiğini belirterek bu sürede onarıma izin verilmemesi

nedeniyle her iki tarihteki onarım masrafları arasındaki farktan kaynaklanan

zararın ve ayrıca onarım izni zamanında verilmediği için maddi zararının

tespiti amacıyla 23/1/2004 tarihinde Üsküdar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde delil

tespiti talebinde bulunmuştur.

21. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan 10/5/2004 tarihli

uzman bilirkişi kurulu raporunda, binanın Belediyeye başvuru ile delil tespiti

tarihlerine göre onarım bedeli farkı belirtilmiş, ayrıca binanın onarılmaması

nedeniyle uğranılan ekonomik kayıplar bu rapor ile 6/9/2004 tarihli ek raporda

alternatifli yöntemlerle hesaplanarak gösterilmiştir.

iii. Binanın Onarımına İzin Verilmemesi ve

Yıkımı Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmini Davası

22. Başvurucu onarımına izin verilmemesi suretiyle binasının

kullanılmasına ve gelir sağlanmasına engel olunması, 28/4/2014 tarihinde de

binanın kendisine bildirim yapılmaksızın yıktırılması nedeniyle uğradığı

zararların tazmini amacıyla 26/1/2005 tarihinde Belediye aleyhine İstanbul 3.

İdare Mahkemesinin 2005/178 esas sayılı dava dosyasında tam yargı davası

açmıştır.

23. Mahkeme, 30/1/2009 tarihli ve E.2005/178, K.2009/183 sayılı

kararı ile davanın kısmen kabulüne, 109.522 TL tutarındaki maddi tazminatın

29/9/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan

alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi

tazminat istemlerinin reddine karar vermiştir.

24. Karar temyiz edilmiş, Danıştay Altıncı Dairesinin 22/4/2014

tarihli ve E.2012/4467, K.2014/3336 sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Uyuşmazlıkta, davacının hakkını ihlal

eden işlemin icrası nedeniyle doğan zarardan dolayı icra tarihinden itibaren

dava açılmadığı gibi 2577 sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen başvuru

yollarının da kullanılmak suretiyle de tam yargı davası açılması yoluna da

gidilmeden, dava açma süresi geçirilerek yıkım işlemi yıkım eylemi olarak

nitelendirilerek oluştuğu belirtilen zararın tazmini istemiyle 29.09.2004 günü

yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 26.01.2005 günü açılan davada süre

aşımı bulunmaktadır.

Bu durumda, davanın süre aşımı yönünden reddi

gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen temyize konu mahkeme

kararında hukuki isabet görülmemiştir."

25. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden sorgulandığında

başvurucunun karar düzeltme talebinde bulunduğu ve karar düzeltme aşamasının

ise henüz sonuçlanmadığı görülmektedir.

iv. Yıkım Nedeniyle Binadaki Eşyaların Zarara

Uğradığı İddiasıyla Açılan Tam Yargı Davası

26. Başvurucu yıkılan binanın duvarındaki kasa içindeki ziynet

eşyalarının, binadaki antika eşyaların ve diğer değerli eşyalarının zarar

gördüğü iddiasıyla Belediye ile Belediyede görevli H.D. ve M.B.A. aleyhlerine

25/4/2005 tarihinde Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tazminat davası

açmıştır.

27. Mahkeme 20/4/2006 tarihli ve E.2005/121, K.2006/91 sayılı

kararı ile davalılar H.D. ve M.B.A. aleyhlerine açılan davanın husumet yönünden

reddine, Belediye aleyhine açılan davanın ise yargı yolu yanılgısı nedeniyle

reddine karar vermiştir.

28. Temyiz edilen karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/3/2007

tarihli ve E.2007/2313-K.2007/3647 sayılı ilamıyla onanmış, taraflarca karar

düzeltme yoluna gidilmediğinden hüküm 31/5/2007 tarihinde kesinleşmiştir.

29. Başvurucu bunun üzerine aynı iddialarla 17/9/2007 tarihinde

Belediye aleyhine bu defa İstanbul 3. İdare Mahkemesinde tam yargı davası

açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, yıkılan bina ve binadaki kasanın zarar

gördüğü iddiasıyla aynı Mahkemenin 2005/178 esas sayılı dava dosyasında tam

yargı davası açtığını, bu nedenle somut davadaki talebinin kasa içerisindeki

eşyalar ve binadaki diğer taşınır mallar ile ilgili olduğunu ifade etmiştir.

30. Mahkeme 30/1/2009 tarihli ve 30/1/2009 tarihli ve

E.2007/1642, K.2009/184 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"... davalı idarece İstanbul 3. İdare

Mahkemesinin iptal kararı üzerine binanın basit onarım ve tamiri için davacıya

izin verilmesi gerekmektedir. Ancak davalı idarece bu iznin çeşitli nedenler

ileri sürülerek verilmediği, geçen zaman içinde binanın daha çok yıprandığı ve

kullanılamaz hale geldiği görülmektedir.

...

Yukarıda yer verilen anlatımlara göre, 1995

yılından itibaren bina için basit onarım ve tamir izni vermeyen, 1997 yılından

sonra imar planında park ve yaya yolu alanında kalan parselin kamulaştırılması

için gerekli işlemleri yapmayan, park ve yaya yolu fonksiyonu nedeniyle 10

yıllık muvakkat inşaat izni verilen yapıyı malikine hiç haber vermeden yıkan ve

enkazını kaldıran davalı Üsküdar Belediye Başkanlığının olayda hizmet kusuru

bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Dava dilekçesinde; 270.000,00 YTL maddi

tazminat olarak talep edilen değerler; kasa içinde, bir adet telkari gümüş kemer, üç adet elmas taşlı yüzük, iki adet

elmas taşlı küpe, bir adet elmas tek taşlı kolye ve 14 ayar zinciri, bir tek

taş pırlanta yüzük, iki adet 14 ayar zincir, beş adet reşat

altın lira, bir adet pırlanta mekik yüzük, bir adet pırlanta mekik yüzük, bir

adet hislon marka elmas taşlı bayan kol saati, bir

adet elmas gerdanlık; kasa dışında, bir adet 1.50cmx70 cm ebadında altın

yaldızlı oymalı taş ayna, dört adet 18 kollu mum lambalı tunç avize, iki adet

2.00x1.90cm ebadında el döğmeli bakır tepsi, bir adet kollu kahve değirmeni, üç

adet tuval üzerine yıldız sarayı, küçük kasrı ve Göksu deresini gösterir yağlı

boya tablo, bir adet sarı kulpla ayaklı kapaklı el döğmesi bakır kömür mangalı,

iki adet sarı kulplu el döğmesi bakır kazan, üç adet gümüş gondol, beş adet

gümüş tepsi, kuyumcu sarı vitrin direkleri ve spotları, kuyumcu cila motoru,

iki adet yıldız porselen vazo, iki adet ceviz masa, ceviz oymalı büfe olarak

belirtilmektedir. Davacı tarafından maddi tazminat olarak talep edilen bu

kalemlerin cins, vasıf ve kıymetlerinin tespiti amacıyla Üsküdar 3. Sulh Hukuk

Mahkemesinde tespit davası açılmış olup Mahkemesinin E:2004/62 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, mevcut

binanın yıkımdan önceki durumunun mali-i inhidam oluşu itibariyle, evvelce

onarım ve takviyesinin binanın yıkılmadan yapılması istenmişse de, mevcudun

herhangi bir şekilde kullanılmasının sağlıklı olmayacağı açık ve çeşitli

raporlarla belirlenmiş olduğundan, herhangi bir ekonomik değerinin olmadığı

kanaati belirtilmiştir. Davacının bu bilirkişi raporuna itiraz etmediği görülmektedir.

...

... Mahkememizce, kullanılamayacak durumda

bulunan, içine dahi girilmesi tehlikeli olan bir binada maddi tazminat olarak

talep edilen değerlerin bulundurulmasının hayatın olağan akışına ters olduğu

sonucuna varılmıştır. Davacının kuyumcu olduğu da dikkate alındığında, bir

kuyumcu esnafının ata yadigarı olduğu belirtilen antika eşyaları ve kıymetli

takıları metruk bir binada saklamasınıninandırıcılığı

bulunmamaktadır.

Kaldı ki, davacı tarafından binada bulunduğu

belirtilen söz konusu değerlerin orada olduğuna dair somut bir bilgi ve belge

de sunulamamaktadır.

Bu duruma göre, davalı Belediyenin binanın

yıkımında hizmet kusuru bulunmakla birlikte, yıktırılan binada bulunduğu

belirtilen kasanın içinde bulunun kıymetli takılar ile kasa dışındaki diğer

menkullerin yıkılan binada bulunduğu ispatlanamadığından maddi tazminattalebi yerinde görülmemiştir.

...

Olayda,davacının

şeref, haysiyet, onur gibi manevi kişiliğini sarsacak bir idari işlem veya

eylemin olmaması karşısındamanevi tazminat ödenmesini

gerektirecek şartların oluşmadığı kanaatine varılmakla, bu istemindereddi

gerekmektedir."

31. Karar temyiz edilmiş, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 28/5/2012 tarihli ve E.2011/2424, K.2012/3883 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

32. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

11/9/2013 tarihli ve E.2012/9669, K.2013/5738 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

33. Karar, başvurucu vekiline 28/11/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

34. Başvurucu 30/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

35. Anayasa'nın 125. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden

doğan zararı ödemekle yükümlüdür."

36. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 39. maddesi

şöyledir:

"Bir kısmı veya tamamının yıkılacak

derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen

yapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya

valilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halinde

binanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası

tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla

birlikte bir zabıtla tespit edilir.

Tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibi

tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa bu

işler belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı % 20

fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir.

Alakalının fakruhali

tevsik olunursa masraf belediye veya valilikçe bütçesinden karşılanır. Tehlike

durumu o yapı ve civarının boşaltılmasını icabettiriyorsa

mahkeme kararına lüzum kalmaksızın zabıta marifetiyle derhal tahliye

ettirilir."

37. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

172. ve 173. maddeleri, 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu

Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası, 5.

maddesinin birinci fıkrası, 6. ve 9. maddeleri.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu, taşınmazı üzerinde bulunan 1938 yılında yapılmış

olan bina için onarım izni verilmesi talebinin Belediye tarafından çeşitli

gerekçelerle sürekli olarak reddedilmesi ve nihayet muvakkat inşaat verildikten

sonra ise Belediyenin kendisine bir bildirimde de bulunmadan bu binayı yıkması

nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.

40. Başvurucu ayrıca, Belediyece yıktırılan binadaki kasanın

içinde kıymetli ziynet eşyalarının, kasa dışında da antika eşyaları ve diğer

değerli taşınır eşyalarının bulunduğunu, yıkım nedeniyle bu eşyaların yok

edildiği iddiasıyla maddi ve manevi zararlarının tazmini için açtığı davanın

ise reddedildiğini ifade etmiştir.

41. Başvurucu son olarak binanın onarımına izin verilmemesi

nedeniyle uğradığı zarara yol açtıkları iddiasıyla kamu görevlileri hakkında

yaptığı suç duyurusu üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi sonucu

şikâyet yollarının engellendiğini belirtmiştir.

42. Başvurucu tüm bu nedenlerle Anayasa'nın 35. maddesinde

düzenlenen mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş 270.000 TL maddi ve

90.000 TL manevi olmak üzere tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16).

44. Başvurucu başvuru formunda davalı Belediyenin kendisini

"hukuk dışı eylemlerle 18 sene oyaladığını" belirtmekte olup gerek

başvuru formunda gerekse de 29/12/2014 tarihli dilekçesinde başvurucunun makul

sürede yargılanma hakkına ilişkin açık bir ihlal iddiası bulunmadığından, makul

sürede yargılanma hakkı yönünden bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

45. Başvurucunun yapının onarımına izin vermeyerek zarara

uğramasına yol açtıkları iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu kamu görevlileri

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek hak arama hürriyetinin

engellendiği iddiası ilgisi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında

incelenmiştir.

46. Başvurucunun, Belediye tarafından binanın onarımına izin

verilmemesi ve sonucunda yıktırılması nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile

yıkım üzerine bu bina içindeki değerli eşyalarının yok edildiği gerekçesiyle

maddi ve manevi zararlarının tazminine ilişkin açtığı davada İlk Derece

Mahkemesince hizmet kusurunun varlığı kabul edilmesine rağmen davanın

reddedilerek zararlarının tazmin edilmediği iddiası mülkiyet hakkı kapsamında

ayrı başlıklar altında incelenmiştir.

1. Adil Yargılanma

Hakkının İhlaline İlişkin İddia

47. Başvurucu taşınmazı üzerinde bulunun iki katlı binasının

onarımına izin vermeyerek zarara uğramasına yol açtıkları gerekçesiyle Belediye

görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ancak Üsküdar Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu

karara karşı yaptığı itirazın reddedildiği gibi kanun yararına bozma isteminin

de reddedildiğini, böylece hak arama hürriyetinin engellendiğini belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

48. Bakanlık, bu konu hakkında bir görüş bildirmemiştir.

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme,

23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine

yapılacak bireysel başvuruları inceler."

50. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu düzenine ilişkin olan bu

başvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların incelenebilmesi mümkün değildir

(Doğan Yıldırım, B. No:

2013/9831, 10/3/2015, § 23).

51. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir

tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde

uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

52. Başvuru konusu olayda, başvurucunun ilgili kamu görevlileri

hakkında suç duyurusunda bulunması üzerine başlatılan ceza soruşturmasında

Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 21/4/2005 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiği, başvurucunun bu karara karşı yaptığı itirazın da

Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/6/2005 tarihli kararı ile reddedildiği

görülmektedir (bkz.§§ 17, 18).

53. Bu durumda başvurucunun ihlal iddiasına konu kovuşturmaya

yer olmadığına ilişkin karar, Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucunun itirazını

reddettiği 7/6/2005 tarihinde kesinleşmiştir. Bu nedenle başvuruya konu karar,

zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

54. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mülkiyet Hakkının

İhlaline İlişkin İddia

a. Binanın Onarımına İzin

Verilmemesi ve Yıktırılması Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmin Edilmemesine

İlişkin İddia

55. Başvurucu tapulu taşınmazının üzerinde 1938 yılında yapılmış

iki katlı bir binanın bulunduğunu, yıkılmak üzere olan bu yapıyı onarmak için

Belediyeden izin talebinde bulunduğunu, ancak onarım izni verilmemesi işleminin

iptaline dair mahkeme kararına rağmen Belediyenin çeşitli sebeplerle kendisini

oyaladığını, nihayet 10 yıl süreli muvakkat inşaat izni verilmesine rağmen

Belediyenin kendisine bir bildirim de yapmadan bu binayı yıktırdığını

belirterek, Belediyece zamanında onarım izni verilmemesi ve binanın hukuka

aykırı olarak yıktırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

56. Bakanlığın görüş yazısında Belediyenin taşınmazdaki binanın

yıkımını hangi nedene dayandırdığının belirlenmesi gerektiği, mülkiyet hakkına

müdahale edilerek erişilmek istenen kamu yararının ve müdahalenin

gerekliliğinin belirlenmesinin zorunlu olduğu, idarenin hizmet kusuruyla

taşınmazın yıkılmasının gerekliliği ve bu durumun başvurucunun ölçüsüz bir yüke

katlanması sonucunu doğurup doğurmadığının takdirinin Anayasa Mahkemesine ait

olduğu bildirilmiştir.

57. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı cevap dilekçesinde,

başvuru formundaki beyanlarını tekrar etmiştir.

58. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

59. 6216 sayılı Kanun’un

"Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

60. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

61. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil, aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

62. Başvuru konusu olayda, başvurucunun onarım için izin

verilmemesi nedeniylebinasını kullanamayıp ekonomik

yönden kayba uğradığı ve binanın yıkımı nedeniyle zarara uğradığı iddiasıyla

İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2005/178 esas sayılı dava dosyasında tam yargı

davası açtığı, Mahkemenin davanın kabulüne dair 30/1/2009 tarihli kararının ise

Danıştay Altıncı Dairesinin 22/4/2014 tarihli ilamıyla bozulduğu, bozma ilamı

üzerine başvurucunun karar düzeltme isteminde bulunduğu, karar düzeltme

aşamasının ise henüz sonuçlanmadığı, dolayısıyla yargılamanın devam etmekte

olduğu görülmektedir (bkz. §§22-25).

63. Bu durumda başvurucunun ihlal iddiasına konu ettiği binası

için onarım izni verilmemesi nedeniyle kullanamayıp ekonomik yönden kayba

uğradığı ve binanın yıktırılması üzerine zarara uğradığı iddiası yönünden

başvurucu tarafından İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2005/178 esas sayılı dava

dosyasında açtığı tam yargı davasının devam etmekte olduğu, başvurucunun ise bu

dava sonuçlanmadan bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak

ihlale neden olduğu ileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak başvuru

yolları usulünce tüketilmemiştir.

64. Açıklanan nedenlerle binanın onarımına izin verilmemesi ve

yıktırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasına yönelik olarak

başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yıkılan Binada Değerli Taşınır Eşyaların

Mevcut Olduğu ve Yıkım Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmin Edilmemesine İlişkin

İddia

65. Başvurucu, Belediyece yıktırılan binanın duvarındaki kasanın

içerisinde kendisine ait kıymetli ziynet eşyalarının ve bu binada yine

kendisine ait antika eşyalar ile başkaca değerli eşyaların bulunduğunu, ancak

Belediyenin binayı yıktırmasıyla birlikte bu eşyaların da yok edildiğini

belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

66. Bakanlık, bu konu hakkında bir görüş bildirmemiştir.

67. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca

başvurucunun; başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan

Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel

başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeleri ve delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38;

Veli Özdemir, B. No: 2013/276,

9/1/2014, §§ 19, 20).

68. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde başvurunun

açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir.

69. Başvuru konusu olayda başvurucu, taşınmazı üzerindeki binada

ziynet eşyaları, antika eşyalar ve diğer taşınır eşyalarının bulunduğu ve

Belediyece binanın yıktırılması sırasında bu eşyaların enkazla birlikte atıldığı

iddiasıyla maddi ve manevi zararlarının tazmini için Belediye ile Belediye

görevlileri aleyhlerine 25/4/2005 tarihinde Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

nezdinde tazminat davası açmış, Mahkemenin 20/4/2006 tarihli kararı ile

Belediye görevlilerine karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddine,

Belediyeye karşı açılan dava yönünden ise, idare mahkemelerinin görevli olduğu

gerekçesiyle yargı yolu yanılgısı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar

verilmiştir. Başvurucu, davanın reddine dair kararın Yargıtayca

onanması suretiyle kesinleşmesi üzerine bu defa 17/9/2007 tarihinde Belediye

aleyhine İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2007/1642 esas sayılı dava dosyasında

tam yargı davası açmıştır.

70. Mahkemenin 30/1/2009 tarihli kararı ile olayda Belediyenin

hizmet kusurunun bulunduğu tespit edilmiş, ancak başvurucunun dayandığı Üsküdar

3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/62 Değişik İş sayılı delil tespiti dosyasında

dava dilekçesinde belirtilen eşyaların tespit edilmemiş olduğu, bu dosyadaki

bilirkişi raporuna göre kullanılamayacak durumda olup içine girilmesi dahi

tehlikeli bir binada başvurucunun belirttiği değerli eşyaların tutulmasının da

hayatın olağan akışına uygun olmadığı, dolayısıyla bu eşyaların yıkılan binada

bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurucunun maddi tazminat talebi

yerinde görülmemiş, koşulları oluşmadığı belirtilerek manevi tazminat talebi de

reddedilmiştir (bkz. § 30). Temyiz edilen karar Danıştay Ondördüncü

Dairesince onanmış, karar düzeltme istemi de Dairece reddedilmiştir.

71. Başvurucu başvuru formunda, Belediyece yapılan yıkım

işlemine ait fotoğraflarını, kuyumcu olduğuna dair ticaret odası belgesini,

delil tespiti dosyasını ve tanık ifadelerini delil olarak göstermiştir. Başvuru

formu ekinde ibraz edilen fotoğraflarda başvurucunun belirttiği eşyalar

görülememiştir. Başvurucunun ibraz ettiği İstanbul Ticaret Sicil Odasının

24/12005 tarihli sicil kayıt sureti başlıklı belgede ise, başvurucunun kuyumcu

olarak "Hakimiyeti Milliye Caddesi

No:96" adresinde faaliyet gösterdiği belirtilmekte olup bu

adresin ise başvuru konusu taşınmaza ait olmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu

Üsküdar Belediyesine verdiği 29/9/1997 tarihli dilekçede ise tamire muhtaç

durumdaki "binanın boş ve harap durumda

olduğunu" ifade etmiştir. Öte yandan başvurucunun dayandığı

delil tespiti dosyasında da, belirtilen değerli

eşyaların yıkım öncesi bu binada mevcut olduğuna dair herhangi bir tespit

yapılmadığı, bu dosyada yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu asıl

ve ek raporlarında, yalnızca yapının durumunun tespit edilerek talep

doğrultusunda binanın onarımına izin verilmemesi nedeniyle başvurucunun maddi

zararlarına dair farklı yöntemlerle yapılan hesaplamaların ve açıklamaların yer

aldığı görülmektedir. Ayrıca başvurucunun da beyan ettiği üzere ve gerek

başvuru formuna eklenen Belediye yazışma ve belgelerine göre gerekse de delil

tespiti dosyasında alınan bilirkişi kurulu raporlarına göre, başvurucuya ait

binanın yıkım öncesinde kullanılamayacak durumda ağır hasarlı olduğu

anlaşılmaktadır.

72. Bu durumda başvurucu, Belediyece yıkılan binanın içinde

ziynet eşyaları, antika eşyaları ve diğer değerli eşyalarının mevcut olup yıkım

nedeniyle bu eşyaların zarar gördüğünü ileri sürmekte ise de bu iddiasını somut

bilgi ve belgelere dayandıramamaktadır. Başvurucunun dayandığı delil tespiti

dosyası ve başvuru formu ekindeki fotoğraflarda bu eşyaların varlığına dair

somut bir bulgu mevcut olmayıp Mahkemenin de gerekçesinde belirttiği üzere

binanın yıkım öncesinde kullanılamaz durumda olduğu da gözetildiğinde söz konusu

iddianınkanıtlanmamış şikayet

kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

73. Açıklanan nedenlerle yıkılan başvurucuya ait binada değerli

eşyaların bulunduğu ve yıkım nedeniyle bu eşyaların zarar gördüğü iddiası

başvurucu tarafından kanıtlanamadığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkı ihlali ile ilgili olarak;

a. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin bir ihlal iddiası

bulunmadığından söz konusu hak yönünden bir inceleme yapılmasına YER OLMADIĞINA

Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

b. Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlaline ilişkin iddianın

zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

2. Mülkiyet hakkı ihlali ile ilgili olarak;

a. Binanın onarımına izin verilmemesi ve yıktırılması nedeniyle

uğranılan zararın karşılanmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

b. Yıktırılan binada değerli taşınır eşyaların mevcut olduğu ve

yıkım nedeniyle zarara uğranılan zararın karşılanmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

OYBİRLİĞİYLE

30/3/2016 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru, 1995 yılında başlayan hasarlı durumdaki binanın

onarımına izin verilmemesi, daha sonra izin verilmesine rağmen bildirim

yapılmaksızın binanın yıktırılması, binada bulunan eşyalara zarar verilmesi

nedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesi üzerine bu işlemlerden doğan

zarara yol açan kamu görevlileri hakkında yapılan suç duyurularının sonuçsuz

kalması, binanın yıkımı nedeniyle uğranılan zararların tazmini talebiyle açılan

tam yargı davasının da başvuru tarihine kadar sonuç vermemesi sürecinin tümüne

ilişkin olarak, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılmıştır.

2. Buna göre, başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlaline

ilişkin iddiası sadece zarara yol açan kamu görevlileri hakkında takipsizlik

kararı verilmesiyle sınırlı olmayıp, idari yargıda açılan tam yargı davasının

başvuru tarihi itibariyle sonuç vermemiş olmasını da kapsamaktadır.

3. Başvurucu vekilinin imzaladığı başvuru formunun sonuç

kısmında yargılamanın uzunluğundan yakınıldığı ve bu meyanda, uzun yargılamayı

da kapsayacak biçimde manevi tazminat talebinde bulunulduğu açıktır.

4. Bu nedenle başvuru tarihi itibariyle dokuz, karar tarihi

itibariyle de onbir yılı bulan idari yargıdaki

davanın makul sürede sonuçlandırılmamış olmasının adil yargılanma hakkı

kapsamında değerlendirilerek, başvurucuya bu yönden makul bir manevi tazminat

verilmesi gerekirken tam yargı davasının sadece mülkiyet hakkının ihlali

iddiası yönünden incelenmesine ve bu yönden “başvuru yollarının tüketilmemesi”

gerekçesiyle kabul edilemez bulunmasına katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Adil Taner

OVACIK

Vekili

:

Av. Daniş ESENDAL

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/102, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Oybirliğiyle
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Altan
  18. Ovacık
  19. Paksüt
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/102
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Nesibe Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1988)
  • Dese Örme Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/8986)
  • A. Ö. G. Başvurusu (B. No: 2013/1227)
  • İbrahim Demirayak Başvurusu (B. No: 2013/4075)
  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2013/9133)
  • Abdurrahman Gültekin ve Sadullah Doysak Başvurusu (B. No: 2013/3528)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.