İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulkerim Civelek Başvurusu (B. No: 2015/13718)

1. Başvuru, beyanları mahkûmiyette belirleyici kanıt olarak

Başvuru No2015/13718Tarih26 Aralık 2018Okuma18 dk · 3.666 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulkerim Civelek Başvurusu

Karar tarihi
26 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/13718
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.666 kelime·18 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, beyanları mahkûmiyette belirleyici kanıt olarak

kullanılan tanığın sorgulanamaması, gerekçesiz karar verilmesi, isnat edilen

suçların bir kısmının bildirilmemesi ve olmayan delillerle mahkûm edilmesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının; konulan yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle

seyahat hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen ek bilgilere göre

olaylar özetle şöyledir:

8. Pakistan'da gözaltında tutulan başvurucu ve diğer

şüphelilerin 30/9/2007 tarihinde Türkiye'ye sınır dışı edilmelerinin

planlandığı Dışişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğüne

(Müdürlük) bildirilmiştir. Başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında El-Kaide

terör örgütü ile bağlantılı olmaları nedeniyle soruşturma olduğunun, bu nedenle

Türkiye'ye giriş yaptıklarında yakalanmalarının Emniyet Genel Müdürlüğü

tarafından Müdürlüğe bildirilmesi üzerine başvurucu ve diğer şüpheliler

İstanbul Atatürk Havalimanı'na inmelerini takiben 30/9/2007 tarihinde

yakalanarak gözaltına alınmışlardır.

9. Şüphelilerden F.K. Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde

alınan ifadesinde başvurucuyu H.A.nın arkadaşı olarak

tanıdığını, Ankara'da kendisi ile görüştüğünü, başvurucunun Kocaeli'de

ikamet eden Ammar kod adlı E.Ç. isimli arkadaşının

Ankara'ya geldiğinde kendisine yardımcı olmasını istediğini, kendisinin de

terminale giderek E.Ç.yi ve yanındaki M. isimli

arkadaşını aldığını, E.Ç. ve yanındaki arkadaşının Afganistan'a cihat amacıyla

gitmeleri için yardımcı olmasını istediklerini, ancak nasıl gidileceğini

bilmediğinden onları H.A.ya yönlendirdiğini beyan

etmiştir.

10. Şüphelilerden H.A. Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde

alınan ifadesinde F.K.nın

bahsettiği başvurucu ve Ammar kod adlı E.Ç.nin cihat bölgelerine gitmek üzere kendisinden yardım

talep ettiklerini, yardımcı olamayacağını onlara söylediğini, ayrıca İzmit'e

giderek E.Ç.yle buluştuğunu belirtmiştir.

11. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünün 23/11/2007 tarihli

yazısıyla, E.Ç. isimli şahsın El-Kaide terör örgütüyle ilgili gizli bazı

bilgiler vereceğini söylemesi nedeniyle şahsın gizli tanık olarak ifadesinin

alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından (CMK mülga 250. madde ile

görevli) (Başsavcılık) izin talep edilmiştir.

12. Başsavcılık tarafından 12/3/2007 tarihli yazıyla E.Ç.

hakkında yürütülmekte olan bir soruşturma olduğu belirtilerek etkin pişmanlık

hükümleri çerçevesinde şahsın ifadesinin alınması talimatı verilmiştir.

13. Şüpheli E.Ç.nin Kocaeli İl Emniyet

Müdürlüğünce alınan ifadesi tutanağa bağlanmış olup tutanağın ilgili kısmı

şöyledir:

"...Kendisinin El Kaide terör örgütü

içerisinde bazı faaliyetler yürüttüğünü, Türkiye'den bir grup arkadaşıyla

beraber Suriye, Pakistan ve Irak ülkelerine gittiğini, burada El Kaide Terör

örgütü ile irtibatlı bazı şahsılar tarafından siyasi, askeri eğitim aldığını

bilahare Pakistan Güvenlik Kuvvetlerince yakalanarak ABD askerleri tarafından 3

ay sorgu ve işkenceye tabi tutulduğunu, bilahare sınır dışı edilerek İzmit ilindeki

evine tekrar geldiğini anlatmıştır.

Özellikle yurt dışına çıktıktan sonra görmüş

olduğu bazı olaylar nedeniyle El Kaide terör örgütünün yanlış bir yolda

olduğunu bu bağlamda Cihad bölgelerine gitmek isteyen

şahısları engellemeye çalıştığını, Türkiye içerisinde yapılması düşünülen hilçbir eylemi tasvip etmediğini beyanda bilmiş olduğu

konularda tanıklığının gizli tutulması kaydıyla bilgi vermek istediğini beyan

etmiştir.

1 - Kendisinin Ammar (K) olarak bilindiğini,

0534 ... 73 numaralı cep telefonunu kullandığını, haberleşmelerinde ammara...com ve Hademel...com

isimli MSN adreslerini kullandığını,

...

9 - ... Edirne ili Keşan ilçesinde askerdeyken

işlemiş olduğu suçtan dolayı Askeri cezaevinde tutuklu bulunan Abdulkerim CİVELEK [başvurucu] isimli bir şahsın olduğunu, bu şahsın özellikle

Gaziantep bölgesindeki El Kaide terör örgütü ile irtibatlı tüm şahısları

tanıdığını ve sorumlu düzeyde olduğunu, bu şahıs ile askeri ceza evinde

olmasına rağmen MSN'den görüşebildiğini, bu şahsın

Muğla ilinde turistik yakın balıkçı kulübesi şeklinde bir baraka yaparak

yabancı turistlerin servis otolarının geliş gidiş istihbaratlarını yaparak

bunlara yönelik servis aracını uzun namlulu silahlarla tarama eylemi düşündüğünü,...

samimi olarak ifade etmiştir."

14. E.Ç. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan

diğer birifadesinde 2006 yılında internet üzerinden

M.D. ile tanıştığını, sanal ortamda cihat konusunda sohbet etmeye

başladıklarını, 2007 yılı başlarında bu şahıs ile Ankara'da bir araya gelerek

yüz yüze görüştüklerini, bu görüşmeler esnasında Eyüp kod adlı F.K.nın da yanlarında olduğunu, bu görüşmelerde yine

cihatla ilgili sohbet ettiklerini, başvurucuyu M.D. vasıtasıyla Burak kod

ismiyle tanıdığını, 2007 yılı Haziran ayı başlarında başvurucunun kendisini

İran'ın Zahidan şehrinde bulunan Mescid-i

Mekki isimli yerden telefonla arayarak kendisini

oraya davet ettiğini, akabinde M.D. ile buluşup İran'a geçtiklerini, Zahidan şehrinde başvurucu ile buluşmalarının ertesi günü

Pakistan sınırına geldiklerinde Pakistan güvenlik güçlerince yakalandıklarını,

yaklaşık 3,5 ay kadar Pakistan'daki cezaevinde sorgulanmalarının ardından sınır

dışı edilerek 30/9/2007 tarihinde Türkiye'ye geldiklerini beyan etmiştir.

15. Şüphelililerden M.D. İstanbul

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan ifadesinde 2006 yılında internet

üzerinden E.Ç. ile cihat konusunda yayın yapan forumlarda tanıştığını,

sohbetlerinde genellikle silahlı cihat üzerine konuştuklarını, 2007 yılının

Nisan ya da Mayıs aylarında E.Ç.nin daveti üzerine

Ankara'ya giderek yüz yüze görüştüklerini, görüşmeleri sırasında cihat

konusunda fikir alışverişinde bulunduklarını, başvurucuyu Kırşehir'de bir

arkadaşına ait cep telefonu dükkânında çalışırken tanıdığını, 2007 yılı Haziran

ayında E.Ç.nin daveti üzerine Kırşehir'de buluşarak

İran'a birlikte geçtiklerini, Zahidan şehrinde

başvurucuyla karşılaştıklarını, ertesi gün birlikte Pakistan sınırına

geldiklerini, sınırda bulunan Pakistan güvenlik güçlerince yakalandıklarını, yaklaşık

103 günkadar Pakistan'da cezaevinde sorgulanmalarının

ardından sınır dışı edilerek 30/9/2007 tarihinde Türkiye'ye döndüklerini beyan

etmiştir.

16. Başvurucu İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan

ifadesinde M.D.yi ağabeyinin ikamet ettiği

Kırşehir'de yayın yapan bir radyodan tanıdığını, zamanla samimiyetlerinin

artarak internet üzerinde cihatla ilgili sohbetler yaptıklarını, E.Ç.yi ise Ammar kod ismiyle ve

M.D. vasıtasıyla 2007 başlarında tanıdığını, kendisi ile cihat konusunda

internet üzerinden sohbet ettiğini, 2/6/2007 tarihinde İran'a geçtiklerini, E.Ç.yi arayarak İran'da bulunduğunu, geldiği takdirde

beraberce Pakistan'a geçiş yapabileceklerini söylediğini, E.Ç. ve M.D.nin bulundukları yere geldiğini, ertesi gün sınırda

Pakistan güvenlik güçlerince yakalandıklarını, yaklaşık 110 gün kadar

Pakistan'da cezaevinde sorgulanmalarının ardından sınır dışı edilerek 30/9/2007

tarihinde Türkiye'ye geldiklerini beyan etmiştir.

17. Terör örgütüne yönelik olarak yürütülen başvuruya konu

soruşturma kapsamında yaptırılan teşhislerde başvurucu, başka bir şüpheli/sanık

veya kimse tarafından teşhis edilmemiştir.

18.Soruşturma kapsamında diğer şüpheliler S.U., M.D.,V.S., H.A., F.K.,F.K.,H.B. ve E.D.nin

evlerinde yapılan aramalarda CD'ler ve muhtelif örgütsel yayınlar, dökümanlar ele geçirilmiş olup başvurucunun evinde herhangi

bir aramanın gerçekleştirilmediği anlaşılmıştır.

19. Başsavcılığın 18/9/2008 tarihli iddianamesiyle başvurucu ve

diğer şüpheliler M.D. ve E.Ç. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

kamu davası açılmıştır. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:

"...şüphelilerin birbirleri ile olan

ilişkileri, konuştukları konular, birbirlerini kod isimleriyle tanımaları ve

Pakistan sınırında yakalanmış olmaları, Pakistan ülkesine El-Kaide örgütünün

amaçları doğrultusunda dini ve askeri eğitim almak amacıyla gittikleri, her ne

kadar El-Kaide örgütünün kamplarına katılamamış olsalar bile, örgüte katılma

iradelerinin yakalandıkları zamana kadarki yaşayışları, ilişkileri, haklarında

kamu davası açılan [H.A ve F.K.] ile ilgili bağlantıları, örgüte katılmak için harekete geçerek

Pakistan'a kadar gitmeleri, örgüte katılma iradelerini gösterdiği bu nedenle

El-Kaide örgütü üyesi olmak suçunu işledikleri tüm dosya kapsamından

anlaşılmıştır..."

20. Başvurucu, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga

250. madde ile görevli) 2008/247 esasına kayıtlı yargılamanın 5/2/2009 tarihli

celsesine katılmış olup anılan celsede iddianame, iddianamenin kabul kararı ve

eklerinin okunduğu, başvurucuya haklarının anlatıldığı görülmüştür.

21. Başvurucunun, aynı celsede alınan savunmasının ilgili kısmı

şöyledir:

"...Ağrı Gürbulak sınır kapısından çıkış

yaptım. İran dan Pakistan'a geçtim. Orada

dolandırıldım. ... Türkiye'de olan [E.Ç.] isimli arkadaşımı telefonla aradım. Kendisiyle daha

önce dil eğitimi konusunda sohbetimiz vardı. Bana yardımcı olup olamayacağını

sordum. O da Pakistana gelip bana yardımcı olmayı

kabul etti. ... [E.Ç.] geldi. Bir

taksici ile Pakistan'a gitmek üzere anlaştık. ... Pakistan İran sınırında bir

sınır karakolu gibi bir yerde Pakistanlı polisler arabayı çevirdiler. ...

Türklere vize vermediklerini geçici vize de uygulamadıklarını söylediler. Bir kaç gün sizi alıkoyacağız dediler. ... Kaçak mülteci

olarak giriş yaptığımızı söylediler. ... Cezaevine attılar.sonra 3,5 ay tutuklu kaldık.Türk

Büyükelçiliği yetkilileriyle görüştük. ... Sonra bizi sınır dışı edip Türkiye'ye

gönderdiler. ... Ben El - Kaide isimli yasadışı örgüt

üyesi değilim suçlamayı kabul etmiyorum ... Benim abim Kırşehir Mucur'da devlet

hastanesinde çalışıyordu onu ziyarete gittiğimde [M.D.] ile tanışmıştım. ... Ben [E.Ç.yi] arayıp İran'a çağırdığımda [E.Ç.] yanına [M.D.yi de] alıp geldi. İran'dan Pakistan'a üçümüz beraber gidiyorduk.... [M. ve E.] Pakistan'da dil eğitimi okumak istiyordu o nedenle

gidiyorlardı. ... [F.G.yi] 2003 yılında bir şirkete girmiştim orada çalışıyordu

oradan tanırım. Eyüp diye bir kod ismi olduğunu bilmiyorum [E.Ç.] ile benim görnüşmelerim

internetten Msn yoluyla olmuştur ambar diye bir kod ismi olduğunu bilmiyorum

herhangi bir kod ismi yoktur benim de burak kod ismim

yokur ancak internetteki haberleşmelerde burak diye nik kullanıyorum benim

ablamın burak isimli oğlu vardır kod ismim değildir

suçlamayı kabul etmiyorum. ... Dizi 79 -80 emniyet, 110,111 savcılık, 116,117

hakim önündeki ifadeleri okundu : doğrudur bana aittir

dedi..."

22. Başvurucu ve müdafiinin hazır

bulunduğu 4/6/2009 tarihli celsede diğer sanık E.Ç.nin

kimlik tespiti yapılmıştır. E.Ç.nin savunmasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Ben atılı suçlamayı kabul etmiyorum,

halihazırda İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde örgüt üyeliğinden dolayı yargılanarak

cezalandırılmış bulunmaktayım, ...temyiz aşamasındadır, huzurdaki diğer iki

sanığı ben, Pakistan Cezaevinde bulunduğum sırada tanıdım, her iki sanıkla da

Pakistan'a gitmeden önce, internet aracılığı ile yada yüz yüze görüşmemiz

olmamıştır, ben kimseye dil öğrenme hususunda yardımcı da olmuş değilim,

huzurdaki diğer sanıklara da bu şekilde bir yardımım bulunmamıştır, msn

adresimde kullanmış bulunduğum nickim AMMAR_... com

adresini kullanmaktaydım, kullanmış bulunduğum isim kod isim olmayıp, msn 'de

kullanmış bulunduğum bir nicktir, bu adreste Türkiye

Cumhuriyeti yada Anayasal düzenle ilgili suçlayıcı, bu düzeni bozucu içerikli

herhangi bir görüşmem de olmamıştır, suçlamaları kabul etmiyorum...

Sanığa dizi 89-94 de kayıtlı bulunan polis

merkezinde vermiş olduğu beyanı, Dizi 112 Savcılık beyanı, Dizi 115-116 Sorgu

hakimliği önündeki ifadesi okundu, çelişkiler nedeniyle soruldu: Huzurdaki

sanıklardan [M.D.]

ile tesadüfi olarak internette chat yapmak suretiyle

görüşmüş olabilirim, ancak bu kişiyi Pakistan Cezaevine girdiğimde oradan

tanımıştım, daha öncesinde kendisiyle tanışmışlığım yoktur, herne

kadar polisde [M.D.] ile Ankara otogarda buluştuğum iddia edilse de, bu

beyanımı kabul etmiyorum, herne kadar bana polis

merkezinde fiilen manevi baskı yada cebir uygulanmasada,

gece 00:00 yada 03:00 sularında bana bu beyanı imzalayacaksın, şeklinde

ifadeler kullanılması nedeniyle ben kendimi maddi ve manevi baskı altında

hissettim ve imzaladım, ancak bu beyanı kabul etmiyorum, savcılıktaki

beyanlarım huzurdaki savunmalarımı teyit etmektedir, bu beyana bir diyeceğim

yoktur, sorgu hakimliği önündeki beyanlarımda huzurunuzdaki savunmalarımı teyit

etmektedir..."

23. Aynı celsede başvurucu, diğer sanık E.Ç.nin

savunmalarını kısmen kabul ettiğini beyan etmiş olup karşı beyanı şöyledir:

"[E.Ç.nin] vermiş olduğu

huzurunuzdaki savunmaları kısmen kabul ediyorum, [E.Ç.yi] ben Pakistan'da

tanıdım, ancak Pakistan'a gitmeden önce kendisiyle telefonla görüştüm, dil

eğitimi hususunda görüştüm, bu görüşmeyi yaptığım sırada ben İran'da idim, [E.] ise Türkiye'de idi, daha sonra [E.yle] İran'da buluştuk,

yanında diğer sanık [M.] de

vardı, üçümüz birlikte taksi kiralayarak Pakistan'a gitmek üzere yol alırken,

Pakistan ile İran arasında bir yolda yakalandık, sonrasında Pakisitan

ülkesinde yaklaşık 3,5 ay kadar tutuklu olarak kaldık."

24. Başvurucu hakkındaki yargılama, Ankara 11. Ağır Ceza

Mahkemesinin (Mahkeme) 2007/218 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmiştir.

25. Mahkeme 12/3/2013 tarihli kararıyla başvurucunun müsnet suçtan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla

cezalandırılmasına hükmetmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar [M.D.] ve Abdulkerim CİVELEK'in [başvurucu] diğer örgüt mensupları Abdulmelik Kod [H.A.] ve Ammar Kod [E.Ç.yle] irtibatlı olup

sanık [M.D.nin] 2007 yılının Nisan - Mayıs aylarında [E.Ç.nin] daveti üzerine Ankara'ya giderek kendisiyle yüz yüze

görüştüğü, 2007 yılı Haziran ayında [E.Ç.nin] daveti üzerine Kırşehir'de buluşarak yasa dışı

silahlı El-Kaide terör örgütünün kamplarında askeri ve siyasi eğitim almak için

Pakistan Ülkesine gitmek amacıyla 10.06.2007 günü Gürbulak sınır kapısından

İran Ülkesine geçiş yaptıkları, Zahidan şehrinde bulunan

Mescid-i Mekki isimli

bölgede diğer sanık Abdülkerim CİVELEK'le [başvurucu] buluşup ertesi günü bir taksi ile birlikte Pakistan

sınırına geldikleri, sınırda bulunan Pakistan güvenlik güçlerince yakalanarak

ceza evine konuldukları, yaklaşık 103 gün kadar ceza evinde sorgulanmalarının

ardından sınır dışı edilerek 30.09.2007 günü Pakistan hava yollarına ait uçakla

Türkiye'ye dönerek yurda girişte emniyet görevlilerince gözaltına alındıkları,

sanık Abdulkerim CİVELEK'in

[başvurucu] örgütsel faaliyetleri

içerisinde gizliliğini temin etmek ve gerçek kimliğinin ortaya çıkmasını

engellemek amacıyla Burak Kod adını kullandığı, sanıkların evlerinde yapılan

aramada örgütün amaç ve faaliyeti doğrultusunda hazırlanmış ve yayınlanmış

dokümanların bulunduğu hususu sübuta ermiştir.

Sanıklar [M.D.] ve Abdulkerim CİVELEK'in [başvurucu] cihat fikriyle yasa dışı silahlı El-Kaide terör örgütü adına

faaliyette bulunmak amacıyla kara yoluyla İran Ülkesi üzerinden Pakistan'a

askeri ve siyasi eğitim almak için gittikleri, burada Pakistan Ülkesine

girerken kolluk görevlilerince gözaltına alınarak yaklaşık 103 kadar tutuklu

olarak sorgulandıkları. Sonrasında Türkiye'nin girişimiyle ülkeye döndükleri,

sanık Abdulkerim CİVELEK'in

[başvurucu] örgütsel

faaliyetlerinde kod isim kullandığı, her iki sanığın diğer örgüt mensuplarıyla irtibatlı olup evlerinde

yapılan aramada örgütsel dokümanların bulunmuş olması küll

halinde değerlendirildiğinde, sanıkların eylem ve faaliyetlerinin yasa dışı

silahlı El-Kaide terör örgütüyle organik bağ oluşturabilecek şekilde

süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstererek örgüt üyeliği boyutuna ulaştığı

kanaatine varılmıştır."

26.Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17/6/2015 tarihli kararıyla

hüküm onanmıştır.

27.Başvurucu nihai kararı 15/7/2015 tarihinde öğrendiğini beyan

etmiştir.

28.Başvurucu 12/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1- Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30.Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ileri

sürmüştür.

31. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

32. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına

sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35,36)

33. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

2.Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu, evinde arama yapılmadığı ve hakkında gerçekleşmiş

herhangi bir teşhis işlemi bulunmadığı hâlde Mahkemece bu işlemlere dayalı

olarak mahkûmiyet kararı verildiğini ileri sürmüştür.

36. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerli

olup olmadığını veya delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Anayasa

Mahkemesinin görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup

olmadığını değerlendirmektir (Muhittin Kaya

ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

37. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermesi, bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

38. Başvurucu, evinde arama yapılmadığını ve hakkında

gerçekleşmiş herhangi bir teşhis işlemi bulunmadığını iddia etmesine rağmen

diğer sanıklar E.Ç. ve M.D.nin başvurucuyla

tanıştıkları, internette yazıştıkları, buluştukları yönündeki ifadelerinin

başvurucu tarafından da kısmen kabul edildiği (bkz. §§ 14-16, 22, 23), ayrıca

başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında El-Kaide terör örgütü ile bağlantılı

olmaları nedeniyle soruşturma olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından

Müdürlüğe bildirilmesi üzerine başvurucu ve diğer şüphelilerin havalimanına

inmeleri üzerine yakalandıkları (bkz. § 8), diğer şüphelilerin evlerinde

yapılan aramalarda örgütsel doküman ve yayınların ele geçirildiği (bkz. § 18)

nazara alındığında karar gerekçesinde Mahkemenin arama ve teşhis işlemlerine

dayanmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini etkilemediği kanaatine

varılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Suçu Öğrenme

ve Tanık Sorgulama Haklarının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvurucu; iddianamenin okunmadığını, haklarının

hatırlatılmadığını, beyanı mahkûmiyetinde belirleyici delil olan tanığın gizli

tanıklık yaptığından yargılama süresince haberdar edilmediğini, çelişkili

ifadeler veren adı geçen tanığı sorgulayamadığını ileri sürmüştür.

42. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

20).

43. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü iddiaları temyiz aşamasında dile getirmediği, böylece başvuru yollarını

usulüne uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

45. Başvurucu, tüm sanıklar hakkında Mahkemece toplu şekilde

gerekçelendirme yapıldığını, hangi eyleminden ötürü mahkûm edildiğinin

denetimine olanak verecek şekilde kararın gerekçelendirilmediğini ileri

sürmüştür.

46. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma

hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz

edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı

güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

47. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

48. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

49. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

50. Somut olayda yapılan yargılama sonunda tarafların davanın

sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate

alınarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu

görüldüğünden gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır (bkz. § 25).

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamındaki Diğer

İhlal İddiaları

52. Başvurucu, eksik soruşturmaya dayalı olarak ve delillerin

değerlendirilmesinde hataya düşülerek haksız yere mahkûmiyetine karar

verildiğini ileri sürmüştür.

53. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

54. Somut olayda Mahkemece yapılan yargılamada diğer sanıkların

beyanları, başvurucunun kısmi ikrarı ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilmek suretiyle karar verilmiştir. Başvurucunun iddialarının derece mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet

olmadığına, esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

Yapılan yargılamada Mahkemenin ve Yargıtayın

kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

55. Başvurucu; soruşturma ve yargılamaya katılan kamu

görevlilerinin FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında terör örgütü üyesi oldukları

iddiasıyla mesleklerinden ihraç edilerek tutuklandıklarını, bu hususun da

yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına zarar verdiğini ileri sürmekteyse de

bu hususun başvuruya konu yargılamayı yapan mahkemenin bağımsızlığını ve

tarafsızlığını ihlal eden hususlara ya da kendisine isnat edilen ve derece

mahkemesince sabit görülen fiilleri, bu fiillere dayanılarak yapılan işlemlerin

sıhhatini etkilediğine ilişkin somut ve hukuken kabul edilebilir herhangi bir

açıklama yapmamıştır. Bu itibarla başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin

delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla

bu iddianın kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

56. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

B. Seyahat Hürriyetinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

57. Başvurucu,hakkındaki

yurt dışına çıkış yasağı nedeniyle seyahat hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

58. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Sözleşme veya Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).

59. Anayasa’nın 23. ve Sözleşme’ye ek

(4 ) numaralı Protokol’ün 2. maddesinde, ülke içinde

seyahat özgürlüğü bulunmakla birlikte kişilerin, bulunduğu ülkeden ayrılma

özgürlüğü de bulunmaktadır.

60. Sözleşme’ye ek 4 No.lu Protokol’e

ülkemiz taraf değildir. Bu nedenle anılan Protokol kapsamında kalan ve

Anayasa’nın 23. maddesinde yer alan seyahat özgürlüğüne yönelik şikâyetle

ilgili olarak bireysel başvuruda bulunulamaz (Sebahat

Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 53).

61. Açıklanan gerekçelerle seyahat özgürlüğünün ihlali iddiasına

ilişkin başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Suçu öğrenme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

ve diğer ihlal iddialarının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Seyahat hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Abdulkerim

CİVELEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/13718, 26 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Adil Yargılanma
  8. B. Seyahat Hürriyetinin
  9. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  10. Yıldırım
  11. Akıncı
  12. Topal
  13. M. Emin KUZ
  14. Civelek
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/13718
Tarih
26 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Aytuğ Atak Başvurusu (B. No: 2018/1908)
  • Ayşe Ferda Belgin Başvurusu (B. No: 2017/33813)
  • Cihan Beyribey Başvurusu (B. No: 2014/19450)
  • İbrahim Halil Ata Başvurusu (B. No: 2014/16289)
  • Ramazan Noyan Başvurusu (B. No: 2018/9114)
  • Z. K. Başvurusu (B. No: 2015/1550)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.