İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdullah Kınacı ve Mehmet Ali Kınacı Başvurusu (B. No: 2014/5979)

1. Başvurucular,

Başvuru No2014/5979Tarih25 Mart 2015Okuma13 dk · 2.624 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdullah Kınacı Ve Mehmet Ali Kınacı Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/5979
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.624 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular,

tutukluluklarının makul süreyi aştığını ve tutukluluğun devamına ilişkin

kararların ilgili ve yeterli olmadığını ileri sürerek Anayasa’nın 19.

maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 2/5/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde tespit edilen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

2/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 2/10/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.

6. Adalet Bakanlığının

24/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucular, Ceyhan

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 1/7/2010

tarihinde gözaltına alınmış, 4/7/2010 tarihinde başvurucu Mehmet Ali Kınacı

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve

örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak",

başvurucu Abdullah Kınacı ise “Suç işlemek

amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu

madde ticareti yapmak" suçlarından dolayı Ceyhan 1. Sulh Ceza

Mahkemesince tutuklanmışlardır.

9. Adana Cumhuriyet

Başsavcılığınca 29/3/2011 tarih ve E.2011/217 sayılı iddianame ile başvurucu

Mehmet Ali Kınacı hakkında "uyuşturucu

veya uyarıcı madde ithal etme ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, başvurucu

Abdullah Kınacı hakkında ise

"uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal

etme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma"

suçlarından dolayı kamu davası açılmıştır. İddianamede şu değerlendirme

yapılmıştır: “… 28/04/2010 ile 01/07/2010

tarihleri arasında yapılan teknik takip, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi,

ara yakalamalar, alınan ifadeler ve ele geçirilen suç unsuru maddelerden bahsi

geçen örgütün planlı bir şekilde yakalandığı, oluşturulan yapı içerisinde Irak

ülkesinden getirilen uyuşturucu maddenin ticaretinin yapıldığı, örgüt

içerisinde bulunan şahısların tamamının birbiri ile bağlantısının bulunduğu ve

birbirlerinin faaliyetlerinden haberdar oldukları, organizasyon içerisinde

hiyerarşik bir yapılanmanın olduğu, uyuşturucu ithali ve ticaretini devamlı

olarak yaptıkları ve bunu meslek haline getirdikleri, suç organisazyonu

üyelerinin kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde eroin maddesi yerine

"yük" ve benzeri şifreli kelimeler kullandıklarının tespit edildiği

…”.

10. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi

(CMK. 250. maddesi ile görevli) 2/6/2011 tarih ve E.2011/109, K.2011/184 sayılı

kararla “Mahkememizce Yargıtay Ceza Genel

Kurulu’nun 23.2.2010 gün ve 2009/9-11 esas, 2010/38 karar sayılı ilamında

açıkça belirtildiği üzere, suç örgütü kurmak, üye olmak suçundan beraat kararı

verildiğinden, araç suç niteliğinde olan örgütsüz uyuşturucu ticareti (ithal)

suçundan dolayı yargılama yapma görevi de mahkememize ait olmadığından 5271

sayılı CMK 3-4-5 ve 252/1-g maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilerek

dosyanın görevli ve yetkili Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi”

ne karar vermiştir.

11. Gaziantep 2. Ağır Ceza

Mahkemesi 6/3/2012 tarih ve E.2011/222, K.2012/94 sayılı karar ile

başvurucuların uyuşturucu maddeyi ithal etme suçunu işlediği sabit

görüldüğünden 17 yıl 6 ay hapis ve 300.000,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir.

12. Kararın temyizi üzerine

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 27/6/2013 tarih ve E.2012/23156, K.2013/6574 sayılı

ilamıyla " ...delillerin

değerlendirilmesi ve sanıkların hukukî durumunun belirlenmesi görevinin özel

yetkili Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olması nedeniyle görevsizlik kararı

verilmesi gerekirken, yargılama sürdürülerek hüküm kurulması, ..."

gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

13. Gaziantep 2. Ağır Ceza

Mahkemesince 31/7/2013 tarih ve E.2013/325, K.2013/336 sayılı karar ile

Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verilerek dosya Adana 7.

Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

14. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi

11/3/2014 tarih ve E.2013/155, K.2014/37 sayılı kararla, özel yetkili

mahkemelerin kaldırılması nedeniyle dosyanın Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar vermiştir.

15. Gaziantep 2. Ağır Ceza

Mahkemesi, E.2014/170 sayılı dosya kapsamında 21/3/2014 tarihinde tensip

zaptını düzenlemiş, 10/4/2014 tarihinde yaptığı ilk duruşmada sanık

savunmalarını almış, talep üzerine esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları

için sanık müdafilerine süre verilmesine ve "...isnat

olunan suçun vasıf ve mahiyeti, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalması,

dosya içinde bulunan somut deliller, tutuklu kaldığı süre ve suçun CMK.nun 100/3-a-8 maddesinde belirtilen suçlardan oluşu ..."

gerekçesiyle başvurucular ve diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin

devamına karar vermiştir.

16. Bu karara itiraz edilmesi

üzerine Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı değerlendirme sonucunda

21/4/2014 tarih ve 2014/462 Değişik İş No'lu kararında,"Sanıkların müsnet suçu işledikleri

hususunda kuvvetli suç şüphesini gösteren iletişim tespit tutanakları, fiziki

talep tutanakları, olay tutanağı ve ekspertiz raporu gibi somut delillerin

bulunması, suçun vasıf ve mahiyeti CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog

suçlardan olması, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalması, mevcut delil

durumunun kuvvetli suç şüphesini oluşturduğu gerekçesiyle verilen tutuklama

kararı usul ve yasaya uygun olmakla ..." gerekçesine dayanarak

itirazın reddine karar vermiştir.

17. Başvurucular 2/5/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Gaziantep 2. Ağır Ceza

Mahkemesi, 15/5/2014 tarih ve E.2014/170, K.2014/190 sayılı karar ile

başvurucuların, uyuşturucu maddeyi ithal etme suçundan 17 yıl 6 ay hapis ve

300.000, 00 TL. adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve tutukluluk

hallerinin devamına karar vermiştir.

19. UYAP sisteminden yapılan

sorgulamada başvuru ile ilgili kararın temyizi üzerine Yargıtay'da derdest

olduğu tespit edilmiştir.

20. UYAP sisteminde başvurucular

ile ilgili olarak yapılan araştırmada başvurucu Mehmet Ali Kınacı hakkında

kesinleşmiş ve infaz edilmiş başkaca mahkûmiyet ilamı tespit edilmekle,

başvurucunun Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/170 sayılı dosyasında

tutuklu kaldığı sürenin tespiti amacıyla Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına

yazılan yazıya verilen 30/1/2015 tarihli yazı cevabı ekindeki belgede; Mehmet

Ali Kınacı hakkındaki Ceyhan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 4/7/2010 tarih ve

2010/137 sayılı tutuklama müzekkeresinin 4/7/2010-20/8/2010 tarihleri arasında

infaz gördüğü, 20/8/2010 tarihinde tutukluluk infazının durdurulup İstanbul 13.

Ağır Ceza Mahkemesinin 17/6/2006 tarih ve E.2004/315, K.2006/201 sayılı ilamına

konu 10 yıl hapis cezasının 20/8/2010-19/4/2012 tarihleri arasında infaz

edildiği, Ceyhan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/137 sayılı tutuklama

müzekkeresinin infazına tekrar 19/4/2012 tarihinde başlandığı belirtilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

21. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki

hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a)

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda

yer alan;

…

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal

ve ticareti (Madde 188),

…”

22. Aynı Kanun’un 101.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(Değişik fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./97.md.) Tutuklamaya,

tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. ...”

23. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinin (1) ve (4) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Uyuşturucu

veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı

olarak imal, ithal veya ihraç

eden kişi, yirmi yıldan otuz

yıla kadar hapis ve yirmibin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin

eroin, kokain, morfin veya bazmorfin

olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında

artırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 25/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 2/5/2014 tarih ve 2014/5979

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular, gerekçeleri

yetersiz kararlarla uzatılan tutukluluk süresinin makul olmadığını,

başvurucuların kardeş olduklarına dair nüfus kaydının dosyaya ibraz edildiğini,

buna rağmen bozma kararından önceki yerel mahkeme kararında ve itirazın reddi

kararında hiçbir suç unsuru ihtiva etmemekle birlikte hükme esas alındığını,

uygulamanın hukuka aykırı olduğunu, Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı

fıkrasında belirtilen hakların korunmasıyla ilgili kişi hürriyetinin ihlal

edildiğini belirterek Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası ve 38.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu nedenle başvurucuların

şikâyetinin özünün tutukluluk süresinin makul olmadığı ve tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğu iddiasına ilişkin olması

nedeniyle başvuru Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının sağladığı

haklar kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Başvurucuların iddiaları

dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

İnceleme

28. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

29. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu belirtilmiştir.

30. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 61).

31. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 62).

32. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri

belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de

bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda

tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü takdirde,

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/239, 2//7/2013,

§ 63).

33. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas

olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır (B. No: 2012/239,

2//7/2013, § 64).

34. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/239,

2//7/2013, § 65).

35. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 66).

36. Tutukluluk süresinin

hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin

dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu”

olma kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen “hükme bağlı olarak tutma” haline

dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin

değerlendirmesinde göz önünde bulundurulamaz (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41).

37. Öte yandan başvuru konusu

yargılama devam ettiği sırada, başvurucu Mehmet Ali Kınacı’nın 1/7/2010

tarihinde başlayan tutulma hali, başka derece mahkemesince verilen bir kararın

infaz edildiği dönemde kesintiye uğramıştır (Bkz. § 20). Bir tutukluluk kararı

ile mahkûmiyet kararının kesişmesi durumunda, mahkûmiyet kapsamında infaz

edilen cezalara ilişkin süreler toplam tutukluluk süresinin hesabına dâhil

edilmez (B. No: 2012/348, 4/12/2013, § 49).

38. Somut olayda başvurucular,

1/7/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve 4/7/2010 tarihinde tutuklanmışlardır.

Yapılan yargılama sonucu Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2012 tarih ve E.2011/222,

K.2012/94 sayılı kararla başvurucuların isnat edilen suçtan mahkûmiyetine ve

tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Anılan kararın Yargıtay 10.

Ceza Dairesinin 27/6/2013 tarihli kararı ile bozulması üzerine yeniden başlayan

yargılama sonucu Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 15/5/2014 tarih ve

E.2014/170, K.2014/290 sayılı kararla başvurucuların isnat edilen suçtan 17 yıl

6 ay hapis ve 300.000,00 TL. adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve

tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Söz konusu karar halen temyiz

aşamasında derdesttir.

39. Başvurucu Abdullah Kınacı,

gözaltında kaldığı 1/7/2010-4/7/2010 ve tutuklu kaldığı 4/7/2010

- 6/3/2012, 27/6/2013 - 15/5/2014 tarihleri arasında bir “suç isnadına bağlı olarak”,

6/3/2012-27/6/2013 ve 15/5/2014 tarihi sonrasındaki sürede ise “hükme bağlı olarak tutma” anlamında

özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır. Buna göre, başvurucu Abdullah Kınacı’nın

başvuru konusu yargılama kapsamında “suç

isnadına bağlı olarak” toplam tutulma süresi 2 yıl 6 ay 23 gündür.

40. Başvurucu Mehmet Ali Kınacı,

gözaltında kaldığı 1/7/2010-4/7/2010 ve tutuklu kaldığı 4/7/2010–20/8/2010 ve

27/6/2013-15/5/2014 tarihleri arasında bir “suç

isnadına bağlı olarak”, 20/8/2010-19/4/2012 tarihleri arasında “ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmü”nün

infazı (Bkz. § 20), 19/4/2012–27/6/2013 ve 15/5/2014 tarihi sonrasındaki sürede

ise “hükme bağlı olarak tutma”

anlamında özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır. Buna göre, başvurucu Mehmet Ali

Kınacı’nın başvuru konusu yargılama kapsamında “suç isnadına bağlı olarak” toplam tutulma süresi 1 yıl 7

gündür.

41. Dava toplam onsekiz sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal

etme suçundan görülmüştür. İddianamenin incelenmesinde şüpheliler hakkında

soruşturma aşamasında iletişimin tespiti, teknik ve fiziki takip işlemlerinin

yapıldığı ve 1/7/2010 tarihinde Gaziantep ilinde 158 kg. eroin

maddesi ele geçirildiği tespit edilmiştir.

42. Başvurucular ile ilgili

yargılamayı yapan Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi E. 2011/71 sayılı dosyada

3/5/2011 tarihli kararla “Tutuklu sanıklar …

üzerlerine atılı suçun niteliği, sanıklara atılı suçun CMK nun

100/3-a maddesi kapsamındaki suç olması, dosya kapsamından kuvvetli suç

şüphesini gösteren olgular bulunması ve tutuklu kaldıkları süreler dikkate

alınarak haklarındaki tutuklama sebeplerinin devam ettiği sonucuna varılmakla …”

gerekçesiyle, 27/5/2011 tarihli kararla ise

“Tutuklu sanıklar … üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil

durumu, haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların dosya

kapsamında bulunması ve tutuklu kaldıkları süre dikkate alınarak, haklarındaki

CMK 100/1 maddesindeki tutuklama sebeplerinin devam ettiği sonucuna varılmakla

…” gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir.

43. Gaziantep 2. Ağır Ceza

Mahkemesi ise E.2011/222 sayılı dosyada 19/8/2011, 16/9/2011, 30/9/2011,

27/10/2011, 22/11/2011, 20/12/2011 ve 19/1/2012 tarihli kararlarında “isnat olunan suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil

durumu, tutuklu kaldığı süre ve suçun CMK’nun

100/3-a-8 maddesinde belirtilen suçlardan oluşu, …” gerekçesiyle,

E.2014/170 sayılı dosyada ise 10/4/2014 ve 8/5/2014 tarihli kararlarla “…isnat olunan suçun vasıf ve mahiyeti, adli kontrol

tedbirlerinin yetersiz kalması, dosya içinde bulunan somut deliller, tutuklu

kaldığı süre ve suçun CMK.nun 100/3-a-8 maddesinde

belirtilen suçlardan oluşu” gerekçesiyle tutukluluk hallerinin

devamına karar vermiştir.

44. Başvurucuların, 10/4/2014

tarihli tutukluluk halinin devamı kararına karşı yapmış oldukları itiraz

talebini inceleyen Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi 21/4/2014 tarihli kararla “Sanıkların müsnet suçu

işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesini gösteren iletişim tespit

tutanakları, fiziki talep tutanakları, olay tutanağı ve ekspertiz raporu gibi

somut delillerin bulunması, suçun vasıf ve mahiyeti CMK 100/3 maddesinde

sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalması,

mevcut delil durumunun kuvvetli suç şüphesini oluşturduğu gerekçesiyle verilen

tutuklama kararı usul ve yasaya uygun olmakla,” gerekçesiyle

itirazın reddine karar vermiştir.

45. Başvurucular hakkında isnat

olunan suçun ağırlığı, dosya kapsamında yargılanan on sekiz sanık olması,

derece mahkemesince 17 yıl 6 ay hapis ve 300.000,00 TL. adli para cezasına

hükmolunması, davanın nispeten karmaşık nitelikte olması hususları birlikte

değerlendirildiğinde, başvurucu Abdullah Kınacı’nın 2 yıl 6 ay 23, başvurucu

Mehmet Ali Kınacı’nın ise 1 yıl 7 günlük tutukluluk süresi Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası yönünden makuldür. Derece

mahkemelerince verilen tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların

gerekçeleri, toplam tutukluluk süresi de göz önünde bulundurulduğunda,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı

gösterecek özen ve içeriktedir. Somut olaydaki tutukluluk

halinin devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.

46. Açıklanan

nedenlerle, Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. “Tutukluluğun

makul süreyi aşmış olması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin yetersiz olduğu” iddiası ile ilgili olarak

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderinin başvurucular

üzerinde bırakılmasına, 25/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucular : 1. Abdullah KINACI 2. Mehmet Ali KINACI Vekili : Av. Nusret GÜLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5979, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. “Tutukluluğun
  16. C. Yargılama giderinin başvurucular
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5979
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Kamil Tatlıcı Başvurusu (B. No: 2013/9537)
  • Töredi Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/3285)
  • Mehmet Fatih Kızıl Başvurusu (B. No: 2013/9321)
  • Mustafa Esen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8611)
  • Şeyhmus Güneşlioğlu ve Ali Aydın Başvurusu (B. No: 2013/5306)
  • Süleyman Can Başvurusu (B. No: 2014/3102)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.