İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kamil Tatlıcı Başvurusu (B. No: 2013/9537)

1. Başvurucu, sahibi bulunduğu işletmede huzur ve sükunu

Başvuru No2013/9537Tarih25 Mart 2015Okuma12 dk · 2.366 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kamil Tatlıcı Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/9537
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.366 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, sahibi bulunduğu işletmede huzur ve sükunu

bozacak şekilde gürültü yapıldığı gerekçesiyle hakkında tesis edilen idari para

cezasının iptali istemiyle açtığı davanın reddedildiğini belirterek,

Anayasa'nın 2., 6., 10. ve 48. maddelerinde güvence altına alınan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/12/2013 tarihinde Didim 2. Asliye Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/1/2015 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

5. Başvurucu, Aydın ili Didim ilçesinde bulunan işletmesinde

17/9/2012 tarihinde Didim İlçe Emniyet görevlilerince gerçekleştirilen denetim

sırasında, 30/3/2005 tarih ve 5236 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesi

kapsamında başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültü yapıldığının

tespiti üzerine 6.888,00 TL idari para cezası verildiğini belirterek, hakkında

tesis edilen idari para cezasının iptali istemiyle Didim (Yenihisar) Sulh Ceza

Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.

6. Didim Sulh Ceza Mahkemesi, 1/10/2013 tarih ve 2013/364 D.İş sayılı kararında "...5326

sayılı kanunun gürültü başlıklı 36. maddesinde başkalarının huzur ve sükununu

bozacak şekilde gürültüye neden olma eyleminin cezalandırıldığı, ses desibel

açısından herhangi bir sınırlama getirilmediği, bu nedenle ölçüm yapılmasına

gerek olmadığı, polis memurları tarafından tutulan tutanağın, aksini kanıtlar

nitelikte itiraz eden tarafından delil sunulmadığı, bu nedenle aksi ispat

edilemeyen idari para cezası tutanağına itibar etmek gerektiği..."

gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

7. Başvurucunun itirazı üzerine Didim 2. Asliye Ceza

Mahkemesi, 8/11/2013 tarih ve 2013/157 D.İş. sayılı kararıyla itirazı kesin olarak reddetmiştir. Ret

gerekçesi şöyledir:

“İtiraz eden vekili Av. Ali İhsan Aktımur dilekçesinde özetle, müvekkilinin iş yerinde kanuna

ve yönetmeliğe aykırı olarak fazla ses çıkması nedeni ile Kabahatler Kanunun

36. maddesine göre işlem yapıldığını, müvekkilinin imzadan imtina ettiğini,

kanuna, yönetmeliğe ve tüm bunlardan öte hukuka aykırı böyle bir idari cezanın

iptalinin gerektiği, Anayasının 10. maddesine göre

eşitlik kuralına aykırı olarak bazı belediyelere yetki devri yapılarak

yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının belediyelere bırakılmış olması

karşısında müvekkil aleyhine sadece iki idari personelin tutmuş olduğu

tutanağın hukuka ve yasalara aykırı olduğunu yasalara aykırı olarak düzenlenen

idari para cezasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Didim Sulh Ceza Mahkemesinin 1/10/2013 tarih

ve 2013/364 D.İş sayılı

kararı ile başvurunun reddedildiği ve değerlendirilmek üzere mahkememize

gönderildiği görüldü.

Tüm dosya kapsamına göre;

Mahkemenin kararı yerinde olup, usul ve yasaya

aykırı bir yön bulunmadığından itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.”

8. Anılan karar, başvurucu vekiline 25/11/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

9. Bireysel başvuru, 24/12/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

10. 5326 sayılı Kanun’un 36. maddesi şöyledir:

“(1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak

şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası

verilir.

(2) Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti

çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk

Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para

cezası verilir.

(3) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına

kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.”

11. 9/8/1983 tarih ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 14.

maddesi şöyledir:

“Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh

sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar

üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır.

Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye,

işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve

titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlara indirilmesi için faaliyet

sahipleri tarafından gerekli tedbirler alınır.”

12. 4/6/2010 tarihli Resmî Gazete’de

yayımlanan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’nin

(Yönetmelik) 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (m) bendi şöyledir:

“Çevresel gürültü: Ulaşım araçları, kara yolu

trafiği, demir yolu trafiği, hava yolu trafiği, deniz yolu trafiği, açık alanda

kullanılan teçhizat, şantiye alanları, sanayi tesisleri, atölye, imalathane,

işyerleri ve benzeri ile rekreasyon ve eğlence yerlerinden çevreye yayılan

gürültü dâhil olmak üzere, insan faaliyetleri neticesinde oluşan zararlı veya

istenmeyen açık hava seslerini,

…

ifade eder.”

13. Yönetmelik’in 39 maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)

bendi şöyledir:

“Şikâyetleri değerlendirme, denetim ve idari

yaptırım konusunda yetki devri yapılmış kurum ve kuruluşlarda; Çevre Denetim

Biriminin kurulması, Bakanlıkça esasları belirlenmiş uzmanlığa sahip en az 2

personelin görevlendirilmesi, bu personellerden en az birinin dört yıllık

üniversite mezunu olması ve bu kişinin gözetiminde göreve katılım sağlayacak

diğer personelin iki yıllık yüksek okul veya lise ve dengi okullardan mezun

olması ve bu Yönetmelik kapsamında getirilen esas ve standartlara uygun ölçüm

ekipmanının bulundurulması zorunludur.”

14. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 19/1/2015 tarih ve

E.2013/30354, K.2015/1453 sayılı kararı şöyledir:

“…

Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamayı

mümkün kılmak üzere kanunlarda, yönetmelik ve düzenleyici işlemlerde gürültüye

ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Türk Ceza Kanununun 183. maddesinde düzenlenen “gürültüye neden olma” suçu; “İlgili

kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak”, başka bir kimsenin

sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olma halinde

oluşacaktır.

Maddede sözü edilen “ilgili kanunlarla

belirlenen yükümlülük”; 2872 sayılı Çevre Kanununun

“çevreyi kirletmeme” ilkesi gereğince çerçeve olarak benimsediği düzenlemeye

dayanılarak oluşturulan yönetmeliklerde açıklanan “çevresel gürültüye neden

olmama” yükümlüğünü ifade etmektedir.

2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 14. maddesinde

yer alan düzenlemeye göre; Kişilerin huzur ve sükûnunu, beden ve ruh sağlığını

bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü

ve titreşim oluşturulması yasaklanmış, ulaşım araçları, şantiye, fabrika,

atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan

gürültü ve titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlara indirilmesi için

faaliyet sahipleri tarafından gerekli tedbirlerin alınması gerektiği

belirtilmiştir. Anılan Kanun’un 20/h bendi, 14. maddeye göre çıkarılan

yönetmelikle belirlenen önlemleri almayan veya standartlara aykırı şekilde

gürültü ve titreşime neden olan, konutlar, ulaşım araçları, işyerleri,

atölyeler, fabrika, şantiye ve eğlence yerlerine yönelik idari yaptırımlar

benimsemiştir. 2872 sayılı Çevre Kanunu, çevresel gürültü kaynaklarını “ulaşım

araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve

konutlar” şeklinde sayma yoluyla sınırlı olarak belirlemiştir.

2872 sayılı Kanun’un 14 ve 20/h bendindeki

düzenlemelere istinaden;

-01/07/2005 tarihli ve 25862 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi

ve Yönetimi Yönetmeliği,

-07/03/2008 tarihli ve 26809 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi

ve Yönetimi Yönetmeliği (2002/49/EC),

-04. 06.2010 tarihli ve 27601 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Gürültünün

Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği,

Kabul edilmiş, bir önceki yönetmelik bir

sonraki ile yürürlükten kaldırılmıştır.

TCK’nın 183. maddesi, gürültünün “başka bir

kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli” olması şartını aramaktadır.

Bunun yanında TCK'nın 123. maddesi ise eylemin suç olarak vasıflandırılabilmesi

için “sırf huzur ve sükûnu bozmaya” yönelik olması gerektiğini kabul etmiştir.

TCK’nın 183. maddesi, gürültünün “başka bir

kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli” olması şartını aramaktadır.

Bunun yanında TCK'nın 123. maddesi ise eylemin suç olarak vasıflandırılabilmesi

için “sırf huzur ve sükûnu bozmaya” yönelik olması gerektiğini kabul etmiştir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36.

maddesinde de gürültüye ilişkin düzenlemeye yer verilmiş, gürültünün,

başkalarının huzur ve sükûnunu bozması gerektiğini belirtmiştir. Aynı Kanun'un

15/3. maddesi, bir fiilin hem kabahat hem de suç olarak tanımlandığı

durumlarda, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabileceği, suçtan dolayı

yaptırım uygulanamayan hallerde ise kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanacağı

kuralına yer vermiştir.

TCK’nın 183. maddesinde suç olarak tanımlanan

gürültünün insan sağlığının zarar görmesine “elverişli” olması gerektiği kabul

edilmiştir. Bu durumda “elverişlilik” ibaresinin, insan sağlığının zarar

görmesi ihtimalini, zarar vermeye uygun olmayı ifade ettiği, dolayısıyla suçun

tehlike suçu olarak düzenlendiği, suçun oluşumu için somut zararın

gerçekleşmesi gerekmediği kabul edilmelidir.

04/06/2010 tarihli ve 27601 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Gürültünün

Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’nin 8/a maddesi, işitme sağlığı ve

kritik sağlık etkileri göz önüne alınarak gürültüden etkilenme seviyelerinin

belirlenmesi ve izlenmesine ilişkin esas ve usullerin Sağlık Bakanlığı

tarafından belirleneceğini hükme bağlamasına rağmen, Sağlık Bakanlığı,

bahsedilen esas ve usullere ilişkin bir düzenleme yapmamıştır. Her ne kadar

Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği, gürültü kriter

ve göstergelerini düzenlemiş ise de, belirlenen

kriterler, 2872 sayılı Kanun’un 14 ve 20/h maddeleri gereğince ilgililere idari

yaptırım uygulanmasını mümkün kılan somut eşik değerlerdir. Yönetmelikte

gürültü kaynaklarına göre belirlenen kriter ve göstergeleri aşan her

gürültünün, TCK’nın 183. maddesi kapsamında “insan sağlığının zarar görmesine

elverişli” olduğu söylenemez.

Görüldüğü gibi hukukumuzda gürültüye ilişkin

farklı şartlara tabi tutulmuş farklı düzenlemeler bulunmaktadır. Bu durumda

gürültüye ilişkin düzenlemelerin tamamı birlikte değerlendirilerek uygulanacak

yaptırımın belirlenebilmesi için kapsadıkları alanların belirlenmesi gerekir.

1-Çevresel gürültünün kaynağı, 2872 sayılı

Kanun’un 14. maddesinde açıklandığı üzere, “ulaşım araçları, şantiye, fabrika,

atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlar” ise;

a-Gürültü, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli

olduğu takdirde 2872 sayılı Kanun’un 14. maddesi delaletiyle TCK’nın 183.

maddesindeki suçun cezası,

b-Gürültü, sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla yapılmış olsa bile

başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli olduğu takdirde 2872

sayılı Kanun’un 14. ve TCK’nın 44. maddesi delaletiyle TCK’nın 123 ve 183.

maddesindeki suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçun cezası,

c-Gürültü, fail tarafından sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla

yapılmamış, bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli olmayacak boyutta

ancak mağdurun huzur ve sükûnunu bozacak nitelikte ise 2872 sayılı Kanun’un 14,

20/h maddesindeki kabahat,

2-Kaynağı ne olursa olsun çevresel gürültü,

sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla yapılmış ve bir kimsenin sağlığının

zarar görmesine elverişli olmadığı takdirde TCK’nın 123. maddesindeki suçun

cezası,

3-Çevresel gürültünün kaynağı, 2872 sayılı

Kanun’un 14. maddesinde bahsedilen ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye,

işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlar haricindeki bir yer ise ya da

sırf huzur ve sükunu bozma amacına yönelmemiş yahut bir kimsenin sağlığının

zarar görmesine elverişli olmayacak nitelikte ise 5326 sayılı Kabahatler

Kanunu’nun 36. maddesindeki kabahat,

4-Motorlu araç sürücülerinin araçlarının

çevredekileri rahatsız edecek derecede gürültü çıkartması halinde gürültü,

yukarıda (1) nolu kısımda açıklanan niteliklere sahip

değil ise 5326 sayılı Kanun’un 15/1. maddesindeki içtima kuralı gereğince 2918

sayılı Karayolları Trafik Kanununun 30/b ve 5326 sayılı Kanun’un 36.

maddesindeki idari para cezalarından hangisi daha ağır ise o kabahat,

türünden yaptırımlar uygulanmalıdır…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 25/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 24/12/2013 tarih ve 2013/9537 numaralı başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

16. Başvurucu, kolluk görevlilerince yapılan tespitin,

gözleme dayalı ve tamamen öznel nitelikte olduğunu, oysa gürültü kavramının 2872

sayılı Kanun'un 14. maddesi ile Yönetmelik’in 4. maddesinde tanımlanan hali ile

belli bir ölçüm sonucu tespit edilebilecek bir durum olduğunu, Çevre Kanunu

yerine Kabahatler Kanunu’nun uygulandığını, bu sebeple işlemin yetkisiz

görevlilerce tesis edildiğini, bu hususları mahkeme önünde ileri sürmesine

karşılık bu unsurların dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek,

Anayasa'nın 2., 6., 10. ve 48. maddelerinde güvence altına alınan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında verdiği

bir kararında, "cezai alanda yöneltilen

suçlama" olarak kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari

yaptırımlara ilişkin uyuşmazlıkların da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 6. maddesinin koruma alanı kapsamında yer aldığı kabul edilmiştir

(B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 26).

18. Buna göre, başvuruya konu idari para cezası ve bu cezaya

karşı başvurunun mahkemece reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı kapsamında

yer aldığının kabul edilmesi gerekir. Başvurucu her ne kadar Anayasa’nın 2.,

6., 10. ve 48. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiaların özü, söz konusu kararın adil olmadığı

hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları adil

yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

21. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

22. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26)

23. 5326 sayılı Kanun’un 36. maddesinde, başkalarının huzur

ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişinin “gürültü” kabahati dolayısıyla

cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Çevresel gürültünün kaynağı, sırf huzur

ve sükunu bozma amacına yönelmemiş yahut bir kimsenin sağlığının zarar

görmesine elverişli olmayacak nitelikte ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun

36. maddesindeki kabahat eyleminden ötürü işlem yapılacağı içtihatlarda belirlenmiştir

(§ 14).

24. Başvurucu, kolluk görevlilerince yapılan tespitin,

gözleme dayalı ve tamamen öznel nitelikte olduğunu, oysa gürültü kavramının

2872 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile Yönetmek’in 4.

maddesinde tanımlanan hali ile belli bir ölçüm sonucu tespit edilebilecek bir

durum olduğunu, işlemin yetki unsurunun sakat olduğunu, bu hususları mahkeme

önünde ileri sürmesine karşılık bu unsurların dikkate alınmadan karar

verildiğini belirtmektedir. Bu durumda, başvurucunun bu iddialarının, derece

mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olgulara ilişkin hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlık

konusunda varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması ile ilgili olduğu

açıktır.

25. Gürültünün seviyesinin ve gürültünün sağlık üzerindeki

etkisinin tespiti uzmanlık işidir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi

bir davada bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına

karar vermek değildir (bkz. S.N./İsveç, B.

No: 34209/96, 2/7/2002, § 44). Kaldı ki, idari para cezası, tespiti uzmanlık

gerektirmeyen, 5326 sayılı Kanun’un 36. maddesindeki “gürültü” kabahati dolayısıyla kesilmiştir. Mahkeme; kolluk

görevlilerince tutulan tutanağa ve diğer delillere dayanarak söz konusu kararı

vermiştir. Anılan kararda tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları

deliller değerlendirilerek, ilgili hukuk kuralları da yorumlanmak suretiyle bir

sonuca ulaşılmıştır (bkz. § 6).

26. Başvurucunun iddialarının esas itibarıyla derece

mahkemeleri tarafından delillerin, olayın ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına ve dolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin

olduğu, derece mahkemelerince yürütülen yargılama sırasında başvurucunun, karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlara

karşı etkili bir şekilde itiraz etme ve kendi delillerini ve iddialarını sunma

konularında bir sorunla karşılaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığı gibi

yapılan yargılama ve kurulan hükümde bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

tespit edilmemiştir.

27. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemelerinin

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle, başvurunun "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 25/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Akif YILDIRIM

Başvurucu

:

Kamil

TATLICI

Vekili : Av. Ali İhsan AKTİMUR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9537, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Tatlıcı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9537
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Töredi Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/3285)
  • Mehmet Fatih Kızıl Başvurusu (B. No: 2013/9321)
  • Mustafa Esen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8611)
  • Şeyhmus Güneşlioğlu ve Ali Aydın Başvurusu (B. No: 2013/5306)
  • Süleyman Can Başvurusu (B. No: 2014/3102)
  • Melahat Atılgan Başvurusu (B. No: 2014/2710)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.