İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdullah Ordu Başvurusu (B. No: 2013/9414)

1. Başvurucu, 10/4/2006

Başvuru No2013/9414Tarih10 Mart 2015Okuma16 dk · 3.157 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdullah Ordu Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/9414
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.157 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/4/2006

tarihinde Şişli (Kapatılan) 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan

sebepsiz zenginleşme davasında usul ve yasaya uygun yargılama yapılmadığını,

taşınmazları hakkında orantısız olarak ihtiyati tedbir kararına hükmedildiğini,

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, mağduriyetinin giderilmesini ve tazminat

ödenmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru17/12/2013 tarihinde

Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlanmış, Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

6/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının10/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu aleyhine,

Rotterdam (Hollanda) Belediyesi tarafından, Türkiye'de taşınmazları olmasına

karşın bu durumu beyan etmeyerek Rotterdam Belediyesinden haksız olarak sosyal

yardım ödeneği aldığı iddiasıyla 10/4/2006 tarihinde Şişli 5. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2006/170 sayılı dosyasında sebepsiz zenginleşme davası

açılmıştır.

8. Şişli 5. Asliye Hukuk

Mahkemesinin kapatılması üzerine yargılamaya İstanbul 12. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2009/548 sayılı dava dosyasında devam edilmiştir.

9. Mahkemenin, 26/2/2013 tarih

ve E.2009/548, K.2013/52 sayılı kararıyla, davacı Belediye tarafından

başvurucunun Hollanda'da ödenen maaşına haciz konulduğunun bildirildiği,

başvurucunun maaşından yapılan kesintilerle alacağın tahsil edildiği, bu

nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine

yer olmadığına karar verilmiştir.

10. Başvurucunun temyizi

üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25/6/2013 tarih ve E.2013/8876,

K.2013/11016 sayılı ilâmıyla karar onanmıştır.

11. Başvurucunun karar düzeltme

istemi, aynı Dairenin 8/10/2013 tarih ve E.2013/15134, K.2013/14142 sayılı

ilâmı ile reddedilmiştir.

12. Karar, başvurucuya

18/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu, 17/12/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi, 394. maddesinin (3) ve (4)

numaralı fıkraları, 396.maddesi (bkz. B. No: 2013/7740, 8/5/2014, §§ 15-17).

15. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 61. maddesi şöyledir:

“Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden

kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş

bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/12/2013 tarih ve 2013/9414

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, 10/4/2006

tarihinde Şişli (Kapatılan) 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan sebepsiz

zenginleşme davasında usul ve yasaya uygun yargılama yapılmadığını, yetkisizlik

itirazının kabul edilmediğini, taşınmazları hakkında orantısız olarak ihtiyati

tedbir kararına hükmedildiğini, talep edilen alacak miktarının hatalı olduğunu,

davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle

esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, yargılamanın

makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun10/4/2006 tarihinde Şişli (Kapatılan) 5. Asliye

Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan sebepsiz zenginleşme davasında verilen

kararın hatalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken esas

hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın adil yargılanma

hakkını ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. Bu nedenle belirtilen iddialar yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı iddiası çerçevesinde değerlendirilmiştir. Başvurucunun

taşınmazları hakkında orantısız olarak ihtiyati tedbir kararı verildiği

yönündeki iddiası mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir. Başvurucunun makul

sürede yargılama yapılmadığı yönündeki iddiaları ise ayrıca

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

21. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

22. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu

olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Başvuru konusu olayda

başvurucu, Rotterdam Belediyesi tarafından, Türkiye'de taşınmazları olmasına

karşın bu durumu beyan etmeyerek Rotterdam Belediyesinden haksız olarak sosyal

yardım ödeneği aldığı iddiasıyla Şişli 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/170

sayılı dosyasında aleyhine açılan sebepsiz zenginleşme davasında talep edilen

alacağın miktarının hatalı olduğu ve Mahkemenin yetkisizliği yönündeki

itirazlarının kabul edilmediğini, dava devam etmekte iken davalı tarafından

alacağın tahsil edildiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesi

gerekirken esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Mahkemece, tarafların

dilekçeleri ve delilleri toplanmış, bilirkişi raporu alınmış ve başvurucunun

Hollanda Geçim Kanunu’na göre gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu, malvarlığını ve

gelirini gizlediği iddiasıyla ilgili davanın açıldığı, yargılama devam ederken

davacı Belediye tarafından başvurucunun Hollanda'da ödenen maaşına haciz

konulduğunun bildirildiği, başvurucunun maaşından yapılan kesintilerle alacağın

tahsil edildiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında

karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

25. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

26. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. İhtiyati Tedbir Kararı Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal

Edildiği İddiası

28. 6216 sayılı Kanun'un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.

maddesinin (3) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa

temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle

ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa

hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin

aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru

dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem

veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin

eklenmesi şarttır.

…

(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması

hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu

veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere bir

süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin

tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.”

29. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik

kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci

maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.

(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan

ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel

başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel

başvuru formu ve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:

…

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü

açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının

doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

…

(3) Başvuru formuna aşağıdaki belgeler ya da onaylı

örnekleri eklenir:

…

e) Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri.

…

(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği üçüncü

fıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde bunun

gerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleri

resen toplar.

…”

31. İçtüzüğün “Formun ve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler”

başlıklı 60. maddesi şöyledir:

“(1) Başvuru formu, İçtüzüğün 59 uncu maddesine uygun olarak

düzenlenir ve aynı maddede belirtilen belgeler ya da onaylı örnekleri başvuru

formuna eklenir.

(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yönelik

özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç on

sayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetini

eklemesi gerekir.

(3) Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri,

tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklar

hâlinde dizi pusulasına bağlar.”

32. İçtüzüğün “Form

ve eklerinin ön incelemesi ve eksiklikler” başlıklı 66. maddesi

şöyledir:

“(1)Bireysel Başvuru Bürosu gelen

başvuruları şeklî eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru

formunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların

tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir.

(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda

başvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen sürede eksiklikleri

tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir.

(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespit

edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde

Komisyonlar Başraportörü tarafından reddine karar

verilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedi

gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiği

kararlar kesindir.”

33. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili

fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasa

hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki

iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (B. No: 2013/276, 9/1/2014, §

19).

34. Başvurucunun, kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya

da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve

deliller açıklanmalıdır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).

35. 6216

sayılı Kanun’un 47. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre başvuru evrakında

herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Anayasa Mahkemesi başvurucudan,

eksikliğin tamamlanmasını ister. İçtüzüğün 66. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre Mahkemenin başvurucudan giderilmesini isteyebileceği

eksiklikler, “şekli eksiklikler”dir. 6216 sayılı Kanun’un

47. ve İçtüzüğün 66. maddesi birlikte değerlendirildiğinde Anayasa Mahkemesi

başvurucudan ilk olarak, usulünce doldurulmamış olan başvuru formunun usulüne

uygun olarak doldurulmasını isteyebilir. İkinci olarak ise başvurucunun “ihlal iddiasına dayanak gösterdiği” bilgi,

belge ve deliller başvuru dilekçesine eklenmemiş ise dayanılan bu belgelerin

tamamlanması istenebilir (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 21). Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesi başvurucudan, dilekçesinde dayandığı

ancak Mahkemeye ibraz etmediği delillerini tamamlamasını isteyebilir(B. No: 2014/483, 19/11/2014, §

25).

36. Yukarıda belirtilen koşullar yerine

getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun

olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun

olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından

ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru

hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve

eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları

yapması zorunludur (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).

37. Başvuru dilekçesinde,

10/4/2006 tarihinde Şişli (Kapatılan) 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/170

sayılı dosyasında başvurucu aleyhine açılan sebepsiz zenginleşme davasında

başvurucunun taşınmazları hakkında orantısız olarak ihtiyati tedbir kararı

verildiği belirtilerek, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

38. Başvurucunun, ihlale neden

olduğunu ileri sürdüğü Şişli (Kapatılan) 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin dava

dosyasının incelenmesinde, taşınmazlar hakkında verilen ihtiyati tedbir kararı

tespit edilememiştir. Anayasa Mahkemesince, başvurucuya, 23/12/2013 tarihli

yazı gönderilerek, ileri sürülen ihlalin dayanaklarına ilişkin bütün belgelerin

asıl veya onaylı suretlerinin eklenmediğinin tespit edildiği bildirilmiştir.

Anılan yazıya 8/1/2014 tarihinde cevap verilmesine karşın başvuru tarafından,

taşınmazlar hakkında orantısız olarak ihtiyati tedbir kararı verildiğine

ilişkin ihlal iddialarının dayanağı belgeler açıkça sunulmadığı gibi başvurucu,

herhangi bir bilgi ve belgenin ilgililerden istenmesi için Mahkemeden bir

talepte de bulunmamıştır.

39. Anayasa Mahkemesine yapılan

bireysel başvurularda başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve

takip etme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu,

ihlal edildiğini iddia ettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır.

Başvurucu tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta

bulunulmuş olması iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yolu, Anayasa’ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini

sağlayan bir yol olarak düzenlenmemiştir(B. No:

2014/483, 19/11/2014, § 29).

40. Başvurucunun, ihlal

iddiasının dayanağı olan tüm olayları göstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve

hükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyici tüm belgeleri başvuru

dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet bir belge elde edilememişse, bunun da

nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvuruda başvurucu bu koşulları yerine

getirmeyerek iddialarını temellendirmediğinden başvurusunun esasının

incelenmesi imkânı bulunmamaktadır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 26).

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafından

kanıtlanmamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Süresinin Makul Olmadığı İddiası

42. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

43. Başvurucu, 10/4/2006

tarihinde Şişli (Kapatılan) 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan

sebepsiz zenginleşme davasında yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını

belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

44. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

45. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

46. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

sebepsiz zenginleşme davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

47. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih10/4/2006 tarihidir.

48. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih,

Yargıtay tarafından karar düzeltme isteminin reddedildiği 8/10/2013 tarihidir.

49. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, 10/4/2006 tarihinde Şişli (Kapatılan) 5. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan davada, başvurucuya ait taşınmazların belirlenmesi ve

bedellerinin tespiti amacıyla ilgili kurumlarla yazışmaların yapıldığı, Roterdam Belediyesi tarafından başvurucuya yapılan

ödemelerin tespiti amacıyla Adalet Bakanlığı aracılığıyla Hollanda

makamlarından belgelerin talep edildiği,26/2/2013 tarihinde İlk Derece

Mahkemesince davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar

verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtayın 25/6/2013 tarihli ilâmıyla onandığı, karar

düzeltme isteminin Yargıtay tarafından verilen 8/10/2013 tarihli ilâmla

reddedildiği ve bu tarihte kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

50. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet

eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

51. Başvuruya konu sebepsiz

zenginleşme davasının mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakta ise de,

davaya bütün olarak bakıldığında, 1086 sayılı mülga Kanun ve 6100 sayılı Kanun

hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı

bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, yargılamanın uzun

sürmesinde, başvurucuya atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakta olup,

söz konusu yedi yıl beş ay yirmi sekiz günlük yargılama sürecinde makul olmayan

bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

53. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle mağduriyetinin giderilmesini ve

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

54. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

55. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yedi yıl beş ay yirmi sekiz günlük yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

56. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İhtiyati tedbir kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Abdullah ORDU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9414, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9414
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Ahmet Nuri Dokel Başvurusu (B. No: 2013/9144)
  • Ali Rıza Baran Başvurusu (B. No: 2013/1779)
  • Memet Ali Bağrıyanık Başvurusu (B. No: 2013/4440)
  • Efendi Yaldız Başvurusu (B. No: 2013/1202)
  • Abdulkerim Karaboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9063)
  • Abdülhalim Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3841)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.