İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Memet Ali Bağrıyanık Başvurusu (B. No: 2013/4440)

1. Başvurucu, işçi

Başvuru No2013/4440Tarih12 Mart 2015Okuma12 dk · 2.453 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Memet Ali Bağrıyanık Başvurusu

Karar tarihi
12 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/4440
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.453 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, işçi

alacaklarının tahsili istemiyle 25/3/2005 tarihinde açtığı davanın makul sürede

tamamlanmadığını ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle bir kısım alacaklarının

zamanaşımına uğradığını belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi zararlarının

tazmini talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 17/6/2013 tarihinde

İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 26/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/12/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

dosyanın bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

20/2/2014 tarihli görüş yazısı 13/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 24/3/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Gaziosmanpaşa

(İstanbul) Cemal Gürsel İlköğretim Okulunda gece bekçisi olarak çalışmakta iken

15/3/2005 tarihinde sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle işine son

verilmesi üzerine, 25/3/2005 tarihinde Eyüp İş Mahkemesinde Milli

Eğitim Bakanlığı aleyhine, fazla mesai ücreti için 100 TL, ihbar tazminatı için

100 TL, yıllık izin ücreti için 100 TL ve kıdem tazminatı için 100 TL olmak

üzere toplam 400 TL tutarında alacak davası açmıştır.

8. Eyüp İş Mahkemesinin

kapanması üzerine dosya Bakırköy 13. İş Mahkemesinin E.2007/184 sayılı dava

dosyasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.

9. İşçi alacaklarına ilişkin

söz konusu yargılamada, başvurucunun eş zamanlı olarak Eyüp İş Mahkemesinde

açtığı ve Eyüp İş Mahkemesinin kapanması ile beraber Bakırköy 13. İş

Mahkemesinde E.2007/183 sayılı dosya ile yargılamasına devam edilen

sigortalılık süresinin tespiti davası bekletici mesele yapılmış ve 6/4/2006 ilâ

19/1/2010 tarihleri arasında yapılan duruşmalarda söz konusu dosyanın

kesinleşmesi beklenmiştir.

10. Bakırköy 13. İş

Mahkemesinin, 16/9/2008 tarih ve E.2007/183, K.2008/484 sayılı kararıyla;

başvurucunun sigortalılık süresinin tespiti hakkındaki davasında, başvurucunun

15/4/2002 tarihinden 25/9/2003 tarihine kadar kurum taban ücreti ile

çalıştığının tespitine karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilen kararın,

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 19/11/2009 tarih ve E.2008/17941, K.2009/15153

sayılı kararıyla onanarak kesinleşmesi üzerine, işçi alacaklarına ilişkin davanın

yargılamasına devam edilmiştir.

11. 7/6/2010 tarihinde alınan

bilirkişi raporu doğrultusunda başvurucu, Bakırköy 13. İş Mahkemesinde,

24/6/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile E.2007/184 sayılı dava dosyasındaki

alacağının 10.563,49 TL olarak kabul edilerek karar verilmesi isteminde

bulunmuştur.

12. Bakırköy 13. İş Mahkemesi

11/11/2010 tarih ve E.2007/184, K.2010/815 sayılı kararıyla, 7/6/2010 tarihli

bilirkişi raporunu ve Bakırköy 13. İş Mahkemesinin sigortalılık süresinin

tespitine ilişkin E.2007/183 sayılı dosyası hakkında Yargıtay 21. Hukuk

Dairesinin 19/11/2009 tarih ve E.2008/17941, K.2009/15153 sayılı ilâmını esas

alarak, davanın kısmen kabulüne, başvurucunun genel tatillerde çalışmadığı için

genel tatil ücreti talebinin ve 8.350,66 TL fazla çalışma ücreti alacağına

ilişkin kısmın davalının zamanaşımı defi ileri sürmesi sebebi ile reddine

hükmetmiştir.

13. Davalının temyizi üzerine

karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 26/3/2013 tarih ve E.2011/783, K.2013/10081

sayılı kararıyla, Davalı Bakanlığın harçtan muaf olduğu hususunun göz önünde

bulundurulmadığı gerekçesiyle yargılama giderlerine ilişkin kısım yönünden

düzeltilerek onanmıştır.

14. Onama kararı başvurucuya

18/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu, 17/6/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin

birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Bkz. B.No: 2013/6792, 18/6/2014, §§

16–20).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 12/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/6/2013 tarih ve 2013/4440

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, işçi alacaklarının tahsiline ilişkin 25/3/2005 tarihinde açtığı

davada, sigortalılık süresinin tespiti için eş zamanlı olarak açtığı davanın

sonuçlanması ve kesinleşmesinin beklendiğini, yargılamanın sekiz yılda

tamamlandığını ve bu nedenle 7/6/2010 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda

ıslah dilekçesi ile talep edilen 8.350,66 TL fazla çalışma ücretinin

zamanaşımına uğradığını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

19. Başvurucu, işçi alacaklarının tahsiline ilişkin açtığı

davada yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle ıslah dilekçesinde talep ettiği bir

kısım alacaklarının zamanaşımına uğradığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

20. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, başvurucunun iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi

gerektiği, başvurucunun dava konusu ettiği alacak kalemlerinin davanın açıldığı

tarih itibarıyla hesaplanabilir nitelikte olduğunun dikkate alınması gerektiği

belirtilmiştir.

21. Başvurucu Adalet Bakanlığı görüş yazısına karşı

beyanında, kıdem tazminatının başvurucunun çalışma sürelerinin tespitinden önce

hesaplanmasının mümkün olmadığını ve fazla mesai ücretlerinin tanık ifadelerine

göre tespit edildiğini, ayrıca fazla mesai ücretleri üzerinden hakkaniyet

indirimi de yapılabildiğinden söz konusu alacak kalemlerinin dava tarihi

itibarıyla hesaplanabilir nitelikte olduğu görüşüne katılmadığını belirtmiştir.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

24. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

25. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

26. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

27. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

28. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden, somut olayda başvurucunun (davacı), 8.350,66 TL fazla

çalışma ücreti alacağına ilişkin kısmın davalının zamanaşımı defi ileri sürmesi

sebebi ile reddine karar veren Bakırköy 13. İş Mahkemesinin 11/11/2010 tarihli

kararını temyiz etmediği anlaşılmaktadır. Söz konusu karar, davalı tarafın

temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince incelenmiş ve düzeltilerek

onanmıştır. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları,

temyiz başvurusunda bulunmaması nedeniyle, Yargıtay önünde incelenmeden Anayasa

Mahkemesi önüne getirilmiş bulunmaktadır. Başvurucunun, somut olayda temyiz

yolunun tüketilmesi gereken bir yol olarak değerlendirilmemesi gerektiğine

yönelik bir iddiası da bulunmamaktadır. Sonuç olarak, mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucunun söz konusu iddialarını öncelikle olağan

kanun yollarını tüketerek temyiz merci önünde ileri sürmesi gerekirken bu yola

başvurmadan bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

30. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetinin

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, 25/3/2005

tarihinde açtığı davanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında; başvuruya konu yargılama sürecinin sekiz yıl sürdüğü ve toplam on

dokuz duruşma yapıldığı, yargılama sürecinin uzamasında en çok hizmet tespitine

ilişkin davanın bekletici mesele yapılmasının etkili olduğu hususları

belirtilmiştir.

33. Başvurucu Adalet Bakanlığı

görüşüne karşı beyanında, yargılamanın uzamasında kusuru bulunmadığını

belirtmiş ve başvuru dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiştir.

34. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan

makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

35. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının

tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 41–45).

36. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, işçi alacaklarının tahsiline ilişkin bir davanın söz konusu olduğu

görülmekle, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

37. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 25/3/2005

tarihidir.

38. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut yargılama faaliyeti açısından

sürenin bitiş tarihinin, Bakırköy

13. İş Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından düzeltilerek onandığı 26/3/2013

tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

39. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceği gerek

çalışma barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, iş

uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir

itina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı

koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel

mahkemelerin dışında, sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması

sistemi ihdas ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün

olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B.

No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).

40. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,

7/11/2013, §§ 64-65).

41. Başvuruya konu sekiz yıllık

yargılama sürecinin incelenmesinde, başvurucu tarafından 25/3/2005 tarihinde

hizmet tespiti ve işçi alacakların tahsili davalarının eş zamanlı olarak

açıldığı, işçi alacaklarına ilişkin yargılamada Mahkeme tarafından yaklaşık üç

yıl dokuz ay hizmet tespitine ilişkin davanın kesinleşmesinin beklenildiği,

hizmet tespiti davasının kesinleşmesinden sonra yargılamada tanıkların

dinlendiği ve bilirkişi raporlarının alındığı, İlk Derece Mahkemesinin bekleme

süresi dahil toplam beş yıl sekiz aylık bir sürenin sonunda karar vermesinin

ardından dosyanın iki yıl dört ay Yargıtay önünde beklediği anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların niteliği, başvurucu

açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati de dikkate

alındığında yargılamanın, makul görülemeyecek derecede uzun bir süre olan sekiz

yılda tamamlandığı görülmektedir.

42. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılamanın iş mahkemesinde görüldüğü, 5521

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir

yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel

usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 16).

43. 5521 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).

44. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu iş hukukuna dayalı alacak davası; hizmet tespiti

davasının bekletici mesele yapılması dışında, hukuki meselenin çözümündeki

güçlük, maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan

uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Hizmet tespiti davalarının işçilik

alacaklarına ilişkin davalarda bekletici mesele yapılabileceği düşünülebilirse

de uyuşmazlığı makul sürede sonuçlandırmak yargının ve nihai olarak Devletin

yükümlülüğünde olup, bu hususta başvurucuya atfedilecek bir kusur

bulunmamaktadır. Anılan davanın başvurucu açısından taşıdığı değer ve

başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sekiz yıl

süren yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

46. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle 20.000,00

TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin sekiz yıllık yargılama süresi nazara alındığında, yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararı karşılığında, başvurucuya net 7.600,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru

yollarının tüketilmemesi” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılama

süresinin makul olmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 7.600,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 12/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Memet Ali BAĞRIYANIK Vekili : Av. Mehmet ERBİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4440, 12 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4440
Tarih
12 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Efendi Yaldız Başvurusu (B. No: 2013/1202)
  • Abdulkerim Karaboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9063)
  • Abdülhalim Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3841)
  • Erdal Küçükali Başvurusu (B. No: 2013/3617)
  • İbrahim Kalkan Başvurusu (B. No: 2014/4743)
  • Zafer Çuhacıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/1425)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.