İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erdal Küçükali Başvurusu (B. No: 2013/3617)

1. Başvurucu, işçi

Başvuru No2013/3617Tarih10 Mart 2015Okuma14 dk · 2.752 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Erdal Küçükali Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/3617
R.G. Tarih- Sayı
6/6/2015-29378
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.752 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, işçi

alacaklarının tahsili istemiyle 8/8/2005 tarihinde açtığı davanın hatalı

değerlendirme sonucu kısmen reddedildiğini ve yargılamanın yaklaşık sekiz yıl

sürdüğünü belirterek adil yargılanma hakkının, iş ve çalışma hürriyetinin,

sözleşme hürriyetinin ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş,

ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/5/2013 tarihinde

Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 26/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

17/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 20/5/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Alaşehir Belediye

Başkanlığında işyeri doktoru olarak çalışmak üzere 15/11/2002 tarihinde bir yıl

süreli iş sözleşmesi imzalamış, sözleşmenin her yıl Ocak

ayı itibarıyla birer yıllık sürelerle uzayacağı öngörülmüştür. 24/2/2004

tarihinde taraflar arasında 5 yıllık başka bir sözleşme imzalanmış, Alaşehir

Belediye Başkanlığı tarafından sözleşme 8/7/2005 tarihinde feshedilmiştir.

8. Başvurucu sözleşmesinin

haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, uğradığı zararların tazmini ve işçi

alacaklarının ödenmesi talebiyle, 8/8/2005 tarihinde Alaşehir 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) dava açmıştır.

9. Mahkeme, 18/2/2009 tarih ve

E.2005/409, K.2009/37 sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir.

10. Davalının temyizi üzerine

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22/9/2011 tarih ve E.2009/16417, K.2011/33229

sayılı ilamıyla; taraflar arasındaki ilişkinin belirli süreli iş sözleşmesinin

unsurlarını taşıyıp taşımadığının belirlenmesi gerektiği, belirli süreli iş

sözleşmesinden bahsedilebilmesi için sözleşmenin süreye bağlanmasında objektif

nedenler bulunması gerektiği, 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11.

maddesinde, belirli süreli iş sözleşmesinin, esaslı bir neden olmadıkça, birden

fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağı aksi halde iş sözleşmesinin

başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edileceğinin düzenlendiği, somut

olayda, davacı (başvurucu) tarafından işyeri hekimi olarak Alaşehir Belediyesi

ile 21/6/2002 tarihinde ilk sözleşmenin imzalandığı, yapılacak işin sürekli

nitelikte olduğu, son olarak 24/2/2004 tarihinde ikinci kere 5 yıllık işyeri

hekimliği sözleşmesi yapıldığının anlaşıldığı, olayda belirli süreli hizmet

akdi yapmanın objektif – nesnel unsuru bulunmadığı, bu nedenlerle davacının

bakiye süre ücret alacağı ve bakiye süre için ikramiye taleplerinin reddi

gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

11. Mahkeme bozma kararına

uyarak, 19/9/2012 tarih ve E.2011/334, K.2012/214 sayılı kararıyla; "davacı tarafından işyeri hekimi olarak Alaşehir

Belediyesi ile 21/6/2002 tarihinde ilk sözleşmenin imzalandığı, yapılacak işin

sürekli olduğu, son olarak 24/2/2004 tarihinde ikinci kere 5 yıllık işyeri

hekimliği sözleşmesi yapıldığı anlaşılmış olup, belirli süreli iş

sözleşmesinin, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme)

yapılamayacağı, olayda belirli süreli hizmet akdi yapmanın objektif – nesnel

unsurunun bulunmadığı, bu nedenlerle davacının bakiye süre ücret alacağı ve

bakiye süre için ikramiye taleplerinin reddi gerektiği” gerekçesiyle

davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar vermiştir.

12. Tarafların temyizi üzerine

karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 5/3/2013 tarih ve E.2013/3484, K.2013/7760

sayılı ilâmı ile onanmıştır.

13. Onama kararı başvurucuya

19/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, 20/5/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin

birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Bkz. B. No:

2013/6792, 18/6/2014, §§ 16–20).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/5/2013 tarih ve 2013/3617

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, işveren ile yaptığı beş yıllık belirli süreli iş sözleşmesinin

Mahkeme tarafından hatalı değerlendirme sonucu belirsiz süreli olarak kabul

edildiğini, davalının yargılama sürecinde sözleşmenin belirsiz süreli iş

sözleşmesi niteliğinde olduğu yönünde bir itirazı bulunmadığı gibi söz konusu

değerlendirmenin mevzuata, Yargıtay içtihatlarına ve 4857 sayılı Kanun’un 11.

maddesinin amacına da aykırı olduğunu, ayrıca yargılamanın makul sürede

tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının, iş ve çalışma

hürriyetinin, sözleşme hürriyetinin ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun, Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş

Mahkemesi sıfatıyla) açtığı davanın kısmen reddedilmesi nedeniyle, adil

yargılanma hakkının, iş ve çalışma hürriyetinin, sözleşme hürriyetinin ve hak

arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun anılan iddiaları

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına yönelik olup, söz konusu

iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Başvurucunun, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan bir

konuda Mahkemece değerlendirme yapılması ve makul sürede yargılama yapılmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiaları ayrıca

değerlendirilmiştir

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Konusu Olmayan Hususun

Mahkemece Değerlendirilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

19. Başvurucu, işveren ile yaptığı

beş yıllık belirli süreli iş sözleşmesinin, davalının yargılama sürecinde

sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesi niteliğinde olduğu yönünde bir

itirazı bulunmamasına rağmen Mahkeme tarafından belirsiz süreli olarak kabul

edildiğini, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

20. 6100 sayılı Kanun’un “Hukukun uygulanması” başlıklı 33. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.”

21. 4857 sayılı Kanun’un “Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi”

başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“İş ilişkisinin bir

süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli

süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya

çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı

şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.

Belirli süreli iş

sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme)

yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul

edilir.

Esaslı nedene dayalı

zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.”

22. 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

23. Anayasa Mahkemesi, somut

olayın kendine özgü şartları bağlamında, adil yargılanma hakkının ihlaline

yönelik bir belirti bulunmadığı hallerde, bir ihlalin olmadığının açık olduğu

gerekçesiyle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verebilir.

24. Hukuk davalarında kural

olarak hâkim, taraflar arasında çekişmeli olmayan vakıaları araştırma konusu yapamaz.

Ancak taraflarca bildirilen vakıalara hukuk kurallarını uygulamak hâkimin

işidir. Hâkim, tarafların yaptıkları hukuki nitelendirme ile bağlı olmayıp

vakıaların hukuki niteliğini belirlemek ve Türk hukukunu resen uygulamakla

yükümlüdür.

25. Somut olayda Mahkeme, esaslı

bir neden olmadıkça birden fazla üst üste yapılan sözleşmelerin başlangıçtan

itibaren belirsiz süreli olarak kabul edileceğini düzenleyen 4857 sayılı

Kanun’un 11. maddesi hükmünü uygulayarak, taraflar arasında belirli süreli şekilde

yapıldığı iddia edilen sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesi niteliğinde

olduğuna hükmetmiştir. Mahkemenin kanun hükmünü somut olaya uygulayarak

vakıaların hukuki nitelendirmesini yapması ve hükme esas almasında adil

yargılanma hakkına yönelik bir müdahale olduğundan söz edilemez.

26. Açıklanan nedenlerle,

Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak

hukuki nitelendirmesinin yapılarak hükme esas alınmasında adil yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından, başvurunun

bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

27. Başvurucu, Mahkemece hukuk

kurallarının yanlış yorumlanması sonucu davasının kısmen reddine karar

verildiğini ve bu değerlendirmenin mevzuata ve Yargıtay içtihatlarına aykırı

olduğunu belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

29. 6216

sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

30. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

31. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

32. Mahkemece, başvurucunun

iddiaları ve tüm deliller birlikte değerlendirilmiş ve Yargıtayın

bozma kararı doğrultusunda (bkz. § 10) taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz

süreli iş sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne

karar verilmiştir (bkz. § 11).

33. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

34. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

dinlenmediğine ilişkin bir iddia, bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi, Derece

Mahkemesi kararlarında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

35. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

36. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetinin

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Başvurucu, işçi

alacaklarının tahsili istemiyle 8/8/2005 tarihinde açtığı davanın makul sürede

tamamlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

38. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

39. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, işçi alacaklarının tahsiline ilişkin bir davanın söz konusu olduğu

görülmekle, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

41. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 8/8/2005 tarihidir.

42. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut yargılama faaliyeti açısından

sürenin bitiş tarihinin, Alaşehir

1. Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) kararının Yargıtay

tarafından onandığı 5/3/2013 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

43. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceği gerek

çalışma barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, iş

uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir

itina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı

koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel

mahkemelerin dışında, sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması

sistemi ihdas ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün

olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B.

No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).

44. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,

7/11/2013, §§ 64-65).

45. Başvuruya konu yargılama

süreci incelendiğinde, uyuşmazlığın çözümünün yaklaşık yedi yıl yedi ay

sürdüğü, yargılama sürecinde büyük oranda delillerin toplanması aşamalarında ve

Yargıtay önünde geçen sürelerin etkili olduğu anlaşılmaktadır. İş ilişkisinden

kaynaklanan uyuşmazlıkların niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve

başvurucunun davadaki menfaati de dikkate alındığında, sonuç olarak makul

görülemeyecek derecede uzun bir sürede yargılamanın tamamlandığı

anlaşılmaktadır.

46. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin iş mahkemesi önünde sürdüğü

görülmekle, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için

geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı

Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların

makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 15).

47. 5521 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2013/3442, 20/3/2014, §§ 33-55).

48. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

yaklaşık yedi yıl yedi aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

50. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını veya ücret

alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

51. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin

ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde

mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

52. Başvurucunun, uzun yargılama

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitine karar verilmiş

olup manevi tazminat talebi olmadığı için bu konuda değerlendirme

yapılmamıştır.

53. Somut başvuru açısından

tespit edilen ihlalin niteliği gereği yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmadığından, başvurucunun yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesi

yönündeki talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun

maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

55. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Taraflar

arasında uyuşmazlık konusu olmayan hususun Mahkemece değerlendirilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılama

süresinin makul olmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucunun yeniden yargılama ve maddi tazminata ilişkin

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına, 10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Erdal KÜÇÜKALİ Vekili : Av. İlhan ÖZKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3617, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucunun yeniden yargılama ve maddi tazminata ilişkin
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3617
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • İbrahim Kalkan Başvurusu (B. No: 2014/4743)
  • Zafer Çuhacıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/1425)
  • Ahmet Zeki Üçok Başvurusu (B. No: 2013/1966)
  • Emrah Oğuz Başvurusu (B. No: 2013/1755)
  • Halis Yıldeniz Başvurusu (B. No: 2014/10338)
  • Süleyman Can Başvurusu (B. No: 2014/4069)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.