İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zafer Çuhacıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/1425)

1. Başvurucu, tutukluluğunun

Başvuru No2014/1425Tarih11 Mart 2015Okuma15 dk · 2.908 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Zafer Çuhacıoğlu Başvurusu

Karar tarihi
11 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/1425
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.908 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tutukluluğunun

kanunda öngörülen azami sınırı aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini,

ayrıca tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz

olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/1/2014 tarihinde

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 26/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

19/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 19/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.

6. Adalet Bakanlığının 9/7/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesi ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Köyceğiz

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Köyceğiz Sulh Ceza

Mahkemesince 1/11/2008 tarih ve 2008/13 Sorgu sayılı kararı ile "kasten insan öldürme" suçundan

tutuklanmıştır.

9. Muğla Cumhuriyet

Başsavcılığınca düzenlenen 31/3/2009 tarihli iddianame ile başvurucu hakkında “kasten insan öldürme ve ruhsatsız silah bulundurma ve

taşıma suçlarından” kamu davası açılmıştır.

10. Davanın görüldüğü Muğla 1.

Ağır Ceza Mahkemesi yargılama sonucunda 29/12/2011 tarih ve E.2009/148,

K.2011/414 sayılı kararı ile başvurucunun cezalandırılmasına ve tutukluluk

halinin devamına hükmetmiştir.

11. Anılan kararın temyizi

üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesi 30/4/2013 tarih ve E.2013/933, K.2013/3433

sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar vermiştir.

12. Bozma sonrası yeniden

yapılan yargılamada Mahkeme E.2013/180 sayılı dosyada 29/5/2013 tarihli tensip

zaptı ile başvurucunun akli durumu ve ceza ehliyeti konusunda Adli Tıp

kurumundan rapor alınmasına, “atılı suçların

niteliği, mevcut delil durumu ve kuvvetli suç şüphesini gösterir olguların

varlığı ve atılı suçun CMK.100/3 madde de sayılan suçlardan oluşu gösterilerek

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA”, tutukluluk durumunun 25/6/2013

tarihinde değerlendirilmesine ve duruşmanın 18/7/2013 tarihine bırakılmasına

karar vermiştir.

13. Mahkeme 18/7/2013, 8/10/2013,

3/12/2013, 28/1/2014, 22/4/2014 tarihli oturumlarda başvurucunun adli tıp

raporunun beklenilmesine, “tutuklu sanığın üzerine atılı suçun niteliği”,

“delil durumu”, “delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması”, “kaçma

şüphesi” ve “atılı suçun CMK.100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması”

gerekçeleriyle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Mahkeme 10/7/2014

tarihli oturumda başvurucuya Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasına

karşı beyanda bulunması için süre verilmesine, “atılı

suçun niteliği, olay tutanağı, otopsi tutanağına göre kuvvetli suç şüphesini

gösterir delillerin var olduğu ve atılı suçun CMK.100/3 madde de sayılan

suçlardan oluşu nedeniyle kaçma şüphesinin bulunduğu, adli kontrol hükümlerinin

yetersiz kalacağı” gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar

vermiştir.

14. Başvuru yollarının

tüketilmesi ile ilgili olarak başvuru formu ve ekindeki belgelerde herhangi bir

bilgi ve belge bulunmamakla birlikte UYAP sisteminde başvuruya ait Mahkeme

dosyasının incelenmesinde: Muğla 1. Ağır ceza Mahkemesinin E.2013/180 sayılı

dosyanın 27/12/2013 tarihli kararında; başvurucunun 25/12/2013 ve 27/12/2013

tarihli iki ayrı dilekçe ile tutukluluğun devamı kararına itirazla tahliyesini

talep ettiği belirtilerek sanığın itirazı yerinde görülmediğinden itirazın

değerlendirilmesi için dosyanın Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmiştir. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi 31/12/2013 tarih ve 2013/1640

değişik iş sayılı kararı ile “sanığı

yüklenen suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun işlendiğine dair kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, delillerin tam olarak

toplanmamış olması ve kaçma şüphesi nazara alınarak sanığın tutukluluk halinin

devamına, itirazının ve tahliye talebinin reddine” karar vermiştir.

15. Başvurucu 16/1/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi

yargılama sonucunda 17/7/2014 tarih ve E.2013/180, K.2014/214 sayılı ilamla

başvurucunun kasten insan öldürmek suçundan müebbet hapis cezası ile, ruhsatsız

tabanca taşımak suçundan ise 1 yıl hapis ve 600 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

17. UYAP sisteminden yapılan

sorgulamada başvuru ile ilgili kararın temyizi üzerine Yargıtayda

derdest olduğu tespit edilmiştir.

18. UYAP sisteminde başvurucu

ile ilgili Mahkeme dosyasında yapılan araştırmada Muğla E Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 22/11/2013 tarihli Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesine

yazdığı yazı cevabında:

“İlgi sayılı yazınız

ile sorulan Zafer ÇUHACIOĞLU'nun Kasten İnsan Öldürme

suçundan Köyceğiz Sulh Ceza Mahkemesinin 01/11/2008 tarih ve 2008/13 Sorgu

sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklanarak 01/11/2008 tarihinde Kurumumuza

alınarak tevkif müzekkeresinin infazına başlanıldığı,

-30/12/2008 tarihinde

tevkif müzekkeresinin infazına ara verilerek Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin

20/02/2008 tarih ve 2007/346 Esas, 2008/134 Karar sayılı ilamı ile verilen

7.000,00 TL Adli para cezası yerine 70 gün hapis cezasının infazına

başlanıldığı, 10/03/2009 tarihinde 70 gün hapis cezasından tahliye edildiği,

-10/03/2009 -

05/12/2009 tarihleri arasında Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2008

tarih ve 2007/585 Esas, 2008/109 Karar sayılı ilamı ile verilen 27.000,00 TL

Adli para cezası yerine 270 gün hapis cezasını infaz ettiği,

-05/12/2009 -

14/01/2010 tarihleri arasında Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/10/2008

tarih ve 2007/828 Esas, 2008/1126 Karar sayılı ilamı ile verilen 30.000,00 TL

adli para cezası yerine 300 gün hapis cezasını infaz ettiği,

-14/01/2010 - 09/09/2010

tarihleri arasında Ümraniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2008 tarih ve

2008/729 Esas, 2008/1212 Karar sayılı ilamı ile verilen 23.850,00 TL adli para

cezası yerine 238 gün hapis cezasını infaz ettiği,

- 09/09/2010

tarihinde tekrar tevkif müzekkeresinin infazına başlanıldığı, 15/12/2010

tarihinde tevkif müzekkeresinin infazına tekrar ara verilerek Ümraniye 1.

Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2008 tarih ve 2008/729 Esas, 2008/1212 Karar

sayılı ilamı ile verilen 23.850,00 TL adli para cezası yerine 238 gün hapis

cezasını infaz ettiği, 10/08/2011 tarihinde 238 gün hapis cezasından tahliye

edildiği,

-10/08/2011 -

04/02/2012 tarihleri arasında Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2010

tarih ve 2009/917 Esas, 2010/950 Karar sayılı ilamı ile verilen 23.500,00 TL

Adli para cezası yerine 235 gün hapis cezasını infaz ettiği, 04/02/2012

tarihinde tekrar tevkif müzekkeresinin infazına başlanıldığı, 12/11/2012

tarihinde Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil edildiği,

-bu tevkif

müzekkeresinin infazının Kurumumuzda 01/11/2008 - 30/12/2008, 09/09/2010 -

15/12/2010, 04/02/2012 - 12/11/2012 tarihleri arasında yapıldığı kayıtlarımızın

tetkikinden anlaşılmıştır.”

Ayrıca Bursa 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2009/42 , K.2012/488 sayılı ilamına konu 10 yıl hapis cezasının

infazına 31/3/2014 tarihinde başlandığı, koşullu salıverme tarihinin 27/11/2020

olduğu UYAP sisteminde kayıtlı bulunan müddetnameden

anlaşılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

19. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,

şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a)

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (Madde

81, 82, 83),

…”

20. Aynı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

21. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanun’un 81. maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi

şöyledir:

“(1) Bir insanı

kasten öldüren kişi, müebbet hapis

cezası ile cezalandırılır.”

22. 10/7/1953 tarih ve 6136

sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’un 13.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli

silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar

veya bulunduranlar hakkında bir yıldan

üç yıla kadar

hapis ve otuz günden yüz

güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 11/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 16/1/2014 tarih ve 2014/1425

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, hakkında

yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde 1/11/2008 tarihinden beri

tutuklu bulunduğunu, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz

olduğunu, tutukluluk süresinin kanuni süreyi aştığını, başvuru formunu 1 yıldan

beri beklediğini ancak 16/1/2014 tarihinde eline ulaştığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı ile hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvurucu ayrıca 15/10/2014

tarihli dilekçesi ile başvuru harcı konusunda adli yardım talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Başvurucunun şikayetlerinin

özünün, kanuni tutukluluk süresinin aşılması ve tutukluluğun devamına ilişkin

kararların gerekçelerinin yeterli olmaması iddiasına ilişkin olması nedeniyle

başvurunun Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

27. Başvuru konusu olayda,

başvurucu 15/10/2014 tarihli dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuşsa da

yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğuna dair herhangi bir belge

sunmamış ve ancak 16/1/2014 tarihinde bireysel başvuru harcını yatırdığı

anlaşılmıştır. Bireysel başvuruda harç dışında başvurucu tarafından ödenmesi

gereken yargılama gideri bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, başvuru harcının

yatırılmış olması ve adli yardımın daha önce yapılan giderleri kapsamaması

nedeniyle başvurucunun bireysel başvuru yönünden adli yardım talebi hakkında

ayrıca karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Başvurucunun iddiaları

dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

İnceleme

a. Kanunda

Öngörülen Azami Tutukluluk Süresinin Aşıldığı İddiası

29. Başvurucu, öncelikle,

Kanun’daki azami tutukluluk süresinin aşılması nedeniyle tutulmasının hukuka

aykırı olduğunu iddia etmiştir.

30. Anayasa’nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak

kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı

olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan

hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

31. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu

ilke olarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları

kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği

durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik

hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen

durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir.

32. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”

başlıklı 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 19.

maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların

şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesindeki

temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ile

uyumludur (B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 44).

33. Kişi hürriyeti ve

güvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usule

uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derece

mahkemelerine aittir. İdare organları ve mahkemeler esas ve usule ilişkin hukuk

kurallarına uymakla yükümlüdürler. Anayasa’nın 19. maddesinin amacı bireyi

keyfi bir şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddede

öngörülen istisnai hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların

maddenin amacına uygun olması ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu

nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hürriyetten

yoksun bırakmanın şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince,

başvurucunun tutukluluk durumunun “kanuni”

dayanağının bulunup bulunmadığının, kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin

verdiği hâllerde ise, kanunun hukuk devleti ilkesi gereği, keyfiliği önlemek

için, uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup olmadığının

Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir (B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 45).

34. Tutukluluk, 5271 sayılı

Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi

ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir. Maddede

tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir. Buna göre, (a) şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa, (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1) delilleri yok etme,

gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa

tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli

şüphe bulunması halinde tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlar bir liste

halinde belirtilmiştir.

35. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu

hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplam

üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplam

tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır.

36. Tutukluluk süresinin

hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin

dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma

kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen “hükme bağlı olarak tutma” haline

dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin

değerlendirmesinde göz önünde bulundurulamaz (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41).

37. Başvuru konusu yargılama

kapsamında 1/11/2008 tarihinde tutuklanan başvurucu, işlediği başka suçlardan

dolayı hakkında verilen hükümler gereğince kesinleşen cezaları başvuru konusu

yargılama sırasında tutuklu bulunduğu süre içerisinde infaz edilmiştir (Bkz: § 18). Başvurucu, tutuklu kaldığı 1/11/2008 -

30/12/2008, 9/9/2010 - 15/12/2010, 30/4/2013-31/3/2014 tarihleri arasında bir “suç isnadına bağlı olarak”, 30/12/2008 -

9/9/2010, 15/12/2010 - 4/2/2012 tarihleri ve 31/3/2014 tarihi ve sonrasındaki

sürede “ilk derece mahkemesince verilen

mahkûmiyet hükümleri’nin

infazı, 4/2/2012 - 30/4/2013 tarihleri arasındaki sürede ise “hükme bağlı olarak tutma” anlamında

özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır.

38. Bu çerçevede başvuru konusu

yargılaması devam ettiği sırada, başvurucunun 1/11/2008 tarihinde başlayan

tutulma hali, başka derece mahkemelerince verilen kararların infaz edildiği dönemlerde

kesintiye uğramıştır. Bir tutukluluk kararı ile mahkûmiyet kararının kesişmesi

durumunda, mahkûmiyet kapsamında infaz edilen cezalara ilişkin süreler toplam

tutukluluk süresinin hesabına dâhil edilmez (B. No: 2012/348, 4/12/2013, § 49).

39. Buna göre, başvurucunun

başvuru konusu yargılama kapsamında “suç

isnadına bağlı olarak” toplam tutulma süresi, süresi 1 yıl 4 ay 6

gündür.

40. Başvurucunun, “bir suç

isnadına bağlı olarak” tutulduğu

süre ilk derece mahkemesinin kararını verdiği 17/7/2014 tarihi itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında öngörülen beş yıllık azami süreyi aşmamıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle,

başvuru kapsamında “Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresinin

aşılması” iddiasına

ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

b. Tutuklulukta Makul Sürenin Aşıldığı ve Kararların

Gerekçelerinin Yetersiz Olduğu İddiası

42. Başvurucu ayrıca tutukluluk süresinin

uzunluğundan ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin

yetersiz olmasından da şikâyet etmiştir.

43. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

44. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

45. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 61).

46. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 62).

47. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri

belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de

bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda

tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü takdirde,

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/239, 2//7/2013,

§ 63).

48. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır (B. No: 2012/239,

2//7/2013, § 64).

49. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/239,

2//7/2013, § 65).

50. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 66). Ayrıca kişi, tutuklu olarak yargılanmakta

olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu durumda

mahkûmiyet kararı ile birlikte “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma durumu sona erecektir (Bkz. §

36).

51. Somut olayda başvurucunun “suç isnadına bağlı olarak” tutulma süresi,

1 yıl 4 ay 6 gündür. Başvurucu kasten insan öldürme ve ruhsatsız silah

bulundurma ve taşıma suçlarından yargılanmaktadır.

52. Başvurucu hakkında isnat

olunan suçların ağırlığı, derece mahkemesince yargılama sonucunda müebbet hapis

ve 1 yıl hapis cezalarına hükmolunması, derece

mahkemelerince verilen tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların

gerekçeleri (Bkz. § 12-14) birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun 1

yıl 4 ay 6 günlük tutukluluk süresi Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası

yönünden makuldür. Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu

gerekçeler ilgili ve yeterlidir. Öte yandan başvurucu yargılama sürecinin

özenli yürütülmediğine dair bir iddia bulunmadığı gibi başvuru dosyasında da

bunu gösteren bir bilgi tespit edilmemiştir.

53. Açıklanan nedenlerle, “tutukluluğun makul süreyi aşmaması” ve “tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin yeterli” olması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. “Kanun’da

öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılması” iddiası ile ilgili olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. “Tutukluluğun

makul süreyi aşmış olması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin yeterli olmadığı” iddiası ile ilgili olarak

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde bırakılmasına,

11/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Zafer ÇUHACIOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1425, 11 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. “Kanun’da
  16. C. “Tutukluluğun
  17. D. Yargılama giderlerinin başvurucu
  18. Kaleli
  19. Dursun
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1425
Tarih
11 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Ahmet Zeki Üçok Başvurusu (B. No: 2013/1966)
  • Emrah Oğuz Başvurusu (B. No: 2013/1755)
  • Halis Yıldeniz Başvurusu (B. No: 2014/10338)
  • Süleyman Can Başvurusu (B. No: 2014/4069)
  • Ramazan Ay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7784)
  • Fevzi Kayacan Başvurusu (B. No: 2013/6066)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.