İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fevzi Kayacan Başvurusu (B. No: 2013/6066)

1. Başvurucu, cadde üzerine

Başvuru No2013/6066Tarih10 Mart 2015Okuma12 dk · 2.436 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fevzi Kayacan Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/6066
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.436 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, cadde üzerine

sinyalizasyon sistemi kurulması talebiyle Konya Büyükşehir Belediyesine yaptığı

18/6/2007 tarihli başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle 2/10/2007

tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde açtığı davada, yargılamanın halen devam

ettiğini ve makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 5/8/2013 tarihinde

Konya Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 2/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/9/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 30/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, cadde üzerine

sinyalizasyon sistemi kurulması istemiyle 18/6/2007 tarihinde Konya Büyükşehir

Belediyesine yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine söz konusu ret işleminin

iptali istemiyle 2/10/2007 tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde iptal davası

açmıştır.

8. Mahkemece, 29/7/2009 tarih

ve E.2007/1372, K.2009/879 sayılı kararla; adı geçen mevkiye

sinyalizasyon sisteminin kurulması durumunda ana arter olan cadde üzerindeki

trafik yoğunluğunun artacağı ve bu durumda şehir merkezinde trafik

sıkışıklığının olacağı, trafik seyir ve güvenliğinin tehlikeye düşeceği, dava

konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar verilmiştir.

9. Kararın temyizi ve

yürütmesinin durdurulması istemi üzerine, Danıştay Sekizinci Dairesinin

17/10/2012 tarih ve E.2009/9031 sayılı kararıyla 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 52. maddesi ile bu maddenin atıfta bulunduğu

27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle yürütmenin

durdurulması isteminin reddine karar verilmiş olup temyiz incelemesi halen

devam etmektedir.

10. Başvurucu, 5/8/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

11. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam

ve Nitelik" başlıklı 1.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2)

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde

yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.”

12. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme" kenar

başlıklı 14. maddesinin (3) ve

(4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3)

(Değişik: 5/4/1990 – 3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı

veya görevlendireceği bir üye tarafından:

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir

işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,

Yönlerinden sırasıyla incelenir.

(4) (Değişik:

5/4/1990 – 3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanuna

aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir.

Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci

madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5

inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en

geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.”

13. 2577 sayılı Kanun'un "Dosyaların İncelenmesi" kenar

başlıklı 20. maddesinin (5)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(5) (Değişik:

5/4/1990 – 3622/8 md.) Danıştay, bölge idare, idare

ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda belirtilen

öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar Kurulunca; (1)

diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu itibariyle

tespit edilip Resmi Gazete'de

ilan edilecek öncelikli işler göz önünde bulundurulmak suretiyle geliş

tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir karara

bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve

tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.”

14. 2577 sayılı Kanun'un "Yürütmenin Durdurulması" kenar başlıklı

27. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

(1)

(Değişik: 10/6/1994 – 4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava

edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.

(2) (Değişik:

2/7/2012 – 6352/57 md.) Danıştay veya idari

mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız

zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının

birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya

savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına

karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin

yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin

savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama,

naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere

ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.Yürütmenin durdurulması

kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve

işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler

olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali

istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması

kararı verilemez.

(3) (Ek: 2/7/2012 –

6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin

durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması

alınmaksızın istem reddedilebilir.

(4) Vergi

mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen

vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve

cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak,

26. maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan

vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden

kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi

kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden

dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması

istenebilir.

(5) Yürütmenin

durdurulması istemli davalarda 16 ncı

maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle

yapılmasına da karar verilebilir.

(6) Yürütmenin

durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine

göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan

anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme

veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli

yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.

(7) Yürütmenin

durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince

verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge

idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve

vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare

mahkemesine, çalışmaya ara verme süresi içinde ise idare ve vergi mahkemeleri

tarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren

hakimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye, kararın tebliğini izleyen günden

itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir.

İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde

karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

(8) Yürütmenin

durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara

bağlanır.

(9) (Ek: 2/7/2012 –

6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen

kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır.

(10) (Ek: 2/7/2012 –

6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez

yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.”

15. 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz ve İstinaf İstemlerinde Yürütmenin

Durdurulması" kenar başlıklı

52. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

(Değişik: 5/4/1990–3622/21 md.) Temyiz veya istinaf

yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya

Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat

karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili

Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge

idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek Cümle: 10/6/1994 -

4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı

temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında

yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27. maddede öngörülen koşulun

varlığına bağlıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 5/8/2013 tarih ve 2013/6066 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, cadde üzerine

sinyalizasyon sistemi kurulmasına ilişkin Konya Büyükşehir Belediyesine yaptığı

18/6/2007 tarihli başvurunun reddedilmesi üzerine ret işleminin iptali

istemiyle 2/10/2007 tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde açtığı davada,

yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede sonuçlandırılamadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

18. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucu, Konya Büyükşehir

Belediyesine yaptığı 18/6/2007 tarihli başvurunun reddedilmesi üzerine

2/10/2007 tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasında

yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede tamamlanmadığını, Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

20. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

21. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın

kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde

göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41–45).

22. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması kapsamına

girmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen güvenceler,

başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idari bir kararın iptali

talebiyle açılan davalara da uygulanacaktır. Başvuruya konu davanın, cadde

üzerine sinyalizasyon sistemi kurulmasına ilişkin Konya Büyükşehir Belediyesine

yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine ret işleminin iptali istemini konu alan

bir uyuşmazlık olduğu görülmekle, somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/1198, 7/11/2013, § 44).

23. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarihtir. Ancak idari yargıda dava açılabilmesi için öncelikle idari makamlara

başvurulmasının zorunlu olduğu durumlar ile idari davaya konu olabilecek bir

işlem veya eylemin yapılmasını sağlamak amacıyla idari makamlara yapılan

başvurular üzerine açılan davalar bakımından sürenin başlangıcı idareye başvuru

tarihi olup, somut başvuru açısından bu tarih,

18/6/2007 tarihidir.

24. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

25. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, idari yargıda açılan ve cadde üzerine sinyalizasyon

sistemi kurulması talebiyle 18/6/2007 tarihinde Konya Büyükşehir Belediyesine

yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin idari işlemin iptali istemini konu

alan davada 7/5/2008 tarihli ara kararla keşif ve bilirkişi incelemesi

yapılmasına karar verildiği, 26/3/2009 tarihinde keşfin yapıldığı, bilirkişi

raporunun 28/5/2009 tarihinde Mahkemeye sunulduğu, Mahkemece 29/7/2009

tarihinde davanın reddedildiği görülmektedir. Kararın temyizi ve yürütmesinin

durdurulması istemi üzerine, Danıştay Sekizinci Dairesince 17/10/2012 tarihinde

kararın yürütmesinin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, temyiz

incelemesinin halen devam ettiği anlaşılmaktadır.

26. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§§ 11-15).

27. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM kararlarında yer verilmiş olup,

özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz

ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal

kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı makamları

nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha

önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından,

özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümleri de göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § § 54-60).

28. Başvuruya konu davaya bir

bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi

bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yıldır devam

eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

30. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

31. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

32. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 5.850,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

33. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

34. Başvuruya konu yargılamanın

sekiz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal

ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Fevzi KAYACAN Vekili : Av. Fatma Betül OKUR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6066, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6066
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Sinan Özmet Başvurusu (B. No: 2014/5888)
  • Rıfat Bakır ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2782)
  • Nihat Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/10594)
  • Şükran Kasırga Başvurusu (B. No: 2013/1238)
  • Mehdi Tanrıkulu Başvurusu (B. No: 2014/2846)
  • Elif Saka Başvurusu (B. No: 2013/9540)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.