İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Rıza Baran Başvurusu (B. No: 2013/1779)

1. Başvurucu, kasten yaralama, hakaret

Başvuru No2013/1779Tarih10 Mart 2015Okuma10 dk · 2.033 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Rıza Baran Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/1779
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.033 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, kasten yaralama, hakaret

ve tehdit suçlarının mağduru olduğunu, Mahkemece yapılan yargılamada delillerin

eksik ve hatalı değerlendirilerek suçun faili hakkında eksik ceza tayin

edildiğini, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, yaşam hakkının,

kötü muamele yasağının, eşitlik ilkesinin, özel ve aile hayatına saygı hakkı

ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/3/2013 tarihinde

Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan

ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/12/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

5. Başvurucu, vekili olduğu Karataş İcra Müdürlüğünün

2006/118 Talimat sayılı dosyası kapsamında, tahliye işlemleri için gittiği iş

yerinde, iş yeri sahibi L.A. tarafından silahla yaralandığını, tehdit

edildiğini ve hakarete maruz kaldığını ileri sürerek, Karataş Cumhuriyet

Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

6. Karataş Cumhuriyet Başsavcılığı, 18/7/2006

tarih ve E.2006/216 sayılı iddianamesi ile L.A. hakkında “silahla kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a

muhalefet ve tehdit” suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası

açmıştır.

7. Karataş Asliye Ceza Mahkemesi, 26/3/2007

tarih ve E.2006/213, K.2007/63 sayılı kararıyla L.A.’nın

“silahla kasten yaralama”

suçundan 1 yıl 18 ay hapis ve “6136 sayılı

Kanun’a muhalefet” suçundan 6.375,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına, “tehdit”

suçundan ise beraatine karar vermiştir.

8. Kararın başvurucu ve sanık tarafından temyizi üzerine,

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19/11/2012 tarih ve

E.2011/6454, K.2012/38569 sayılı ilâmıyla başvurucunun “6136 sayılı Kanun'a muhalefet” suçundan

açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığından bu

konudaki temyiz isteminin reddine karar verilmiş, L.A. hakkında “tehdit” suçundan verilen hüküm onanmış, “silahla kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a

muhalefet” suçlarından verilen hüküm bozulmuştur.

9. Başvurucu anılan kararı 25/2/2013

tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

10. Başvurucu, 1/3/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece, 6/5/2013 tarih ve E.2013/36, K.2013/113 sayılı karar ile

L.A.’nın “kamu

görevlisine karşı silahla kasten

yaralama” suçundan 1 yıl 8 ay 13 gün hapis, “6136 sayılı Kanun'a muhalefet” suçundan

6.375,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilmiştir.

12. Karar, 10/7/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. İtiraz edilmeyen karar, Mahkemece, 12/7/2013

tarihinde kesinleştirilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 86. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 87. maddesinin (3) numaralı

fıkrası; 10/7/1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer

Aletler Hakkında Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrası; 4/12/2004 tarih ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin (5), (6) ve (12)

numaralı bentleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 10/03/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 1/3/2013 tarih ve 2013/1779 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, vekili olduğu Karataş İcra Müdürlüğünün

2006/118 Talimat sayılı dosyası kapsamında, tahliye işlemleri için gittiği iş

yerinde, iş yeri sahibi L.A. tarafından sol ayağından silahla yaralandığını,

tehdit edildiğini ve hakarete maruz kaldığını, Karataş Cumhuriyet

Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu üzerine 18/7/2006

tarihinde açılan kamu davasında, Karataş Asliye Ceza Mahkemesince L.A.’nın “silahla kasten

yaralama ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından

mahkûmiyetine, “tehdit” suçundan

ise beraatine karar verildiğini, temyiz üzerine “tehdit” suçundan verilen hükmün

onandığını, “silahla kasten yaralama ve 6136

sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından verilen hükmün bozulduğunu,

Karataş Asliye Ceza Mahkemesince delillerin eksik ve hatalı

değerlendirildiğini, görevi esnasında kendisine karşı hakaret ve tehdit suçları

işlendiğini, böylece insanlık dışı muameleye maruz kalmasına rağmen ve tanık

beyanı dikkate alınmadan sanık hakkında beraat kararı verildiğini, Mahkemenin,

Avukatlık Kanunu’nun, görevi esnasında avukata karşı işlenen suçlar hakkında,

bu suçların hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağına

yönelik 57. maddesini dikkate almadan karar verdiğini, sanığa hükmedilen cezanın daha fazla olması gerektiğini, makul

sürede yargılama yapılmadığını belirterek, yaşam hakkının, kötü muamele yasağının,

eşitlik ilkesinin, özel ve aile hayatına saygı hakkı ile adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Başvuru dilekçesinde başvurucu, yaşam hakkının, kötü

muamele yasağının, eşitlik ilkesinin, özel ve aile hayatına saygı hakkı ile

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi,

başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmeleri ile bağlı olmayıp

hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma

hakkı ile kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının korunması hakkının

ihlali iddiaları çerçevesinde değerlendirilmiştir.

1. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

18. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

19. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

21. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No:

2012/917, 16/4/2013, § 16; B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18).

22. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

23. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul

bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına

sahiptir. …”

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Maddede geçen “adil

yargılanma” ifadesi, 3/10/2001 tarih ve

4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi

Hakkında Kanun ile Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının

kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/917,

16/4/2013, § 20; B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 22).

25. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde

adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni

hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının karara bağlanması

esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için, başvurucunun ya medeni hak

ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı

dışında kalacağından, bireysel başvuruya konu olamaz (B. No: 2012/917, 16/4/2013, §

21; B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 23).

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre,

bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep

eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler,

kendilerine bir “suç isnadı”

yapılmamış olduğundan, Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı dışında

kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medeni hak talebine imkân

veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk

davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir (Perez/Fransa, 47287/99, 12/2/2004, § 70;

B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 22; B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 24).

27. 5271 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile ceza

muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmıştır.

Dolayısıyla başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde medeni haklarını ileri sürme

imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somut olayda verilen kararın etkileri ceza

muhakemesi süreci ile sınırlı olup, hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı bir

etkisi bulunmamaktadır (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 25).

28. Sonuç itibarıyla başvurucunun, adil yargılama yapılmaması

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddialarının konusu,

Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve

özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlal iddialarının

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “konu bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi

Varlığının Korunması Hakkının İhlali İddiaları

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

31. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

32. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

33. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır.

34. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim

mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin

ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu

yapılamaz (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

35. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar

Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere

sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

36. Başvuru konusu olayda, başvurucu, vekili olduğu Karataş

İcra Müdürlüğünün 2006/118 Talimat sayılı dosyası kapsamında, tahliye işlemleri

için gittiği iş yerinde, iş yeri sahibi L.A. tarafından sol ayağından silahla

yaralandığını, tehdit edildiğini ve hakarete maruz kaldığını, Karataş

Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu üzerine 18/7/2006

tarihinde açılan kamu davasında, Karataş Asliye Ceza Mahkemesince L.A.’nın “silahla kasten

yaralama ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından

mahkûmiyetine, “tehdit” suçundan

ise beraatine karar verildiğini, temyiz üzerine “tehdit” suçundan verilen hükmün

onandığını, “silahla kasten yaralama ve 6136

sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından verilen hükmün bozulduğunu,

Karataş Asliye Ceza Mahkemesince delillerin eksik ve hatalı

değerlendirildiğini, görevi esnasında kendisine karşı hakaret ve tehdit suçları

işlendiğini, böylece insanlık dışı muameleye maruz kalmasına rağmen ve tanık

beyanı dikkate alınmadan sanık hakkında beraat kararı verildiğini, Mahkemenin,

Avukatlık Kanunu’nun, görevi esnasında avukata karşı işlenen suçlar hakkında,

bu suçların hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağına

yönelik 57. maddesini dikkate almadan karar verdiğini, sanığa hükmedilen cezanın

daha fazla olması gerektiğini belirterek, kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Başvurucunun şikâyeti üzerine Karataş Cumhuriyet

Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sonunda sanık hakkında açılan kamu

davasında Karataş Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 6/5/2013 tarihinde, başvurucuya karşı “silahla kasten yaralama” suçunun

işlendiği gerekçesiyle sanığın cezalandırılmasına, başvurucunun kamu görevlisi

olması nedeniyle sanığa verilen cezanın artırılmasına ve hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verildiği, kararın başvurucuya 10/7/2013 tarihinde

tebliğ edildiği, başvurucunun anılan karara itiraz etmediği ve Mahkemece

12/7/2013 tarihi itibarıyla kararın kesinleştirildiği anlaşılmıştır.

38. Bu şekilde başvurucunun, Karataş Asliye Ceza Mahkemesinin

6/5/2013 tarihli kararına karşı itiraz yoluna

başvurmadığı, dolayısıyla hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını

usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu belirlenmiştir.

39. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

A. Başvurucunun,

1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”,

2. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının korunması

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Burhan

ÜSTÜN

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Derya

ATAKUL

Başvurucu : Ali Rıza BARAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1779, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Üstün
  16. Necipoğlu
  17. Atakul
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1779
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Memet Ali Bağrıyanık Başvurusu (B. No: 2013/4440)
  • Efendi Yaldız Başvurusu (B. No: 2013/1202)
  • Abdulkerim Karaboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9063)
  • Abdülhalim Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3841)
  • Erdal Küçükali Başvurusu (B. No: 2013/3617)
  • İbrahim Kalkan Başvurusu (B. No: 2014/4743)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.