İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdullah Zeydan Başvurusu (B. No: 2019/38573)

1. Başvuru; kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazının

Başvuru No2019/38573Tarih3 Aralık 2020Okuma27 dk · 5.309 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdullah Zeydan Başvurusu (2)

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2019/38573
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.309 kelime·27 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazının

yürürlüğe giren kanun gereği durdurulmasına rağmen yapılan itiraz üzerine isnat

edilen suçlardan biri yönünden hükmen tutukluluğun devamına, diğeri yönünden

ise ilk kez tutuklamaya karar verilmesinin hukuka aykırı olması ve Cumhuriyet

savcısının itirazının tebliğ edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 26/11/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

5. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucu Hakkındaki Soruşturma ve Kovuşturma

Süreçleri

7. Başvurucu 7/6/2015 ve 1/11/2015 tarihlerinde yapılan

genel seçimlerde Halkların Demokratik Partisinden (HDP) Hakkâri milletvekili

seçilmiştir. Başvurucu, tutuklandığı tarihte de milletvekilidir.

8. Başvurucu hakkında milletvekili olarak görev yaptığı

dönemde işlediği iddia olunan bazı suçlara ilişkin olarak Hakkâri Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturmalar yürütülmüştür. Anayasa'nın 83.

maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Seçimden önce

veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı

olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz."

hükmü uyarınca yasama dokunulmazlığına sahip olan başvurucunun

dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle ilgili Başsavcılıkça yedi ayrı fezleke

düzenlenmiş ve bu fezlekeler Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulmak

üzere Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir (Abdullah Zeydan,

B. No: 2016/29875, 14/11/2018, § 11).

9. 2014 yılının Ekim ayında yaşanan ve ülkenin büyük bir

bölümünü etkileyen şiddet olayları ve sonrasında 2015 yılının Haziran ayından

itibaren ülkede yaşanan terör saldırılarının artması dolayısıyla (Gülser

Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 21-27) siyasi

çevrelerde ve kamuoyunda milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması

hususunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda

değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi TBMM Başkanlığına 12/4/2016 tarihinde

sunulmuştur. Bu teklif; hâlihazırda Bakanlıkta, Başbakanlıkta, TBMM

Başkanlığında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarının üyelerinden kurulu Karma

Komisyonda bulunan yasama dokunulmazlığı dosyalarıyla ilgili olarak Anayasa ve

TBMM İçtüzüğü'nde öngörülen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin

usulün uygulanmamasını ve bu dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili

mercilere iade edilmesini öngörmektedir (Abdullah Zeydan, § 13).

10. TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 20/5/2016 tarihli

ve 6718 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle Anayasa'ya eklenen geçici 20. madde,

8/6/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göre

anılan maddenin TBMM tarafından kabul edildiği 20/5/2016 tarihi itibarıyla

maddede sayılan mercilere intikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın 83.

maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasama

dokunulmazlığına ilişkin hüküm (bkz. § 8) uygulanmayacaktır. Ayrıca Anayasa

değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Anayasa ve

Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, TBMM

Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Bakanlıkta bulunan yasama dokunulmazlığının

kaldırılmasına ilişkin dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciye

iade edileceği öngörülmüştür (Abdullah Zeydan, § 15).

11. Bu kapsamda başvurucu hakkındaki yedi ayrı fezlekeye

konu olan soruşturma dosyaları da Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü

aracılığıyla 2016 yılının Haziran ayında gereğinin takdir ve ifası için ilgili

Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilmiştir. Hakkâri ve Şırnak Cumhuriyet

Başsavcılıklarınca verilen yetkisizlik ve birleştirme kararları sonrasında

soruşturmalar Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/1526 sayılı dosyada

birleştirilmiş ve soruşturmaya devam edilmiş, böylece ayrı fezlekelerde suça

konu edilen tüm fiillerin birlikte değerlendirilmesi mümkün hâle gelmiştir (Abdullah

Zeydan, §§ 17-18).

12. Diğer taraftan başvurucu, ifadesi alınmak üzere

soruşturma makamları tarafından her bir fezlekeye konu soruşturma için ayrı

çağrı kâğıtları gönderilmek suretiyle Başsavcılığa davet edilmiş ancak

başvurucu bu çağrıya uymamıştır (Abdullah Zeydan, § 19).

13. Başsavcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında verilen

gözaltı kararı uyarınca başvurucu 4/11/2016 tarihinde yakalanarak gözaltına

alınmıştır. Başvurucu, suçlamalarla ilgili olarak Başsavcılıktaki aynı

tarihteki ifadesinde susma hakkını kullandığını belirterek suçlamalara ilişkin

bir açıklama yapmamıştır (Abdullah Zeydan, § 21).

14. Başsavcılık, silahlı terör örgütüne (PKK/KCK) üye

olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı gün Hakkâri Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir.

15. Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/11/2016 tarihli

kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına

karar verilmiştir. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Yüksekova Sulh

Ceza Hâkimliği 20/11/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

vermiştir.

16. Başsavcılık 16/11/2016 tarihli iddianamesi ile

başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası

yapma, suçu ve suçluyu övme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma suçlarını işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava

açmıştır.

17. Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesi 17/11/2016 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermesiyle kovuşturma aşaması başlamış olup

ardından anılan Mahkeme, kamu güvenliği nedeniyle davanın naklini talep

etmiştir. Talebin kabulü ile davanın nakline dair verilen Yargıtay kararı

doğrultusunda 16/1/2017 tarihinde dava dosyasının nöbetçi Diyarbakır Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine, bu kararla başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar verilmiştir. Bunun üzerine yargılamaya Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesinde (Mahkeme) E.2017/111 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir (Abdullah

Zeydan, §§ 31-34).

18. Mahkeme 14/7/2017 tarihli kararıyla başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan 5 yıl

hapis ve terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis

cezalarıyla cezalandırılmasına, diğer suçlardan ise beraatine karar vermiştir.

Kararda ayrıca başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte

örgüte yardım etme suçundan hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

19. Başvurucu ve Cumhuriyet savcısı verilen kararı

istinaf etmişlerdir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin

25/11/2017 tarihli kararıyla hapis cezalarına dair hükümler, usule ilişkin

nedenlerle bozulmuştur.

20. Bozma kararı sonrasında yargılamaya devam eden

Mahkemece 11/1/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye

olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan 5 yıl hapis ve terör örgütünün

propagandasını yapmak suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezalarıyla

mahkûmiyetine, diğer suçlardan ise beraatine karar verilmiştir. Mahkeme anılan

hükümle birlikte silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım

etme suçundan başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

21. Cumhuriyet savcısı ve başvurucu istinaf yoluna

başvurmuşlardır. Gaziantep Bölge Adliye 4. Ceza Dairesi 25/4/2018 tarihli kararla

istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermiş, bu şekilde mahkûmiyet

hükümleri kesinleşmiştir.

22. Öte yandan başvurucu hakkında mahkûmiyet kararına

konu suçların da aralarında olduğu bazı suçlar bakımından verilen hükümlere

karşı -ceza miktarı önemli olmaksızın- temyiz yoluna başvurulmasına imkân

tanıyan 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesi ile değişik

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin (3)

numaralı fıkrası gereği, madde metninde belirtilen suçlar bakımından bölge

adliye mahkemesi ceza daireleri kararlarının temyiz edilebilmesi mümkün hâle

geldiğinden başvurucu 25/10/2019 tarihli dilekçe ile Mahkemeye müracaat etmiş, söz

konusu hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurulması dolayısıyla infazın

durdurulmasına ve tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

23. Mahkeme 1/11/2019 tarihinde talebin kabulü ile

infazın durdurulmasına ve başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla

birlikte örgüte yardım etme suçundan mahkûmiyet hükmü bakımından "ceza

miktarı itibarıyla tutukluluğun devamının ölçülü olmayacağı"

gerekçesiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Bununla birlikte

Mahkeme, başvurucu hakkında yurt dışına çıkışının yasaklanması adli kontrol

tedbirinin uygulanmasına hükmetmiştir.

24. Anılan ek karara aynı tarihte Cumhuriyet savcısı

tarafından itiraz edilmiştir. İtiraz başvurusunda başvurucuya yönelik olarak

aşağıdaki hususlar ileri sürülmüştür:

" ...

Sanık [başvurucu]

hakkında üzerine atılı Terör Örgütü Propagandası Yapma ve Silahlı Terör Örgütü

Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçlarından

temyiz kanun yoluna başvuru hakkı getirilmiş ise de; sanık hakkında yeni yasa

değişikliğinin sadece temyiz kanun yoluna başvuru hakkı getirdiği, sanık

hakkında üzerine atılı suçlar yönünden otomatik tahliye yolunu açmadığı, dosya

kapsamında sanığın üzerine atılı suçlar yönünden CMK'nun [Ceza Muhakemesi

Kanunu] 100. maddesi gereği tutukluluk hali koşullarının oluşmadığının

ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, sanık hakkında istinaf kanun yolu

incelemesi sırasında tutukluluk halinin ölçülü olduğu gerekçesi zaten

tutukluluk halinin devamına karar verildiği, sanığın üzerine atılı suçlar yönünden

mahkemece hükmedilen ceza miktarları, sanığın tutuklu kaldığı süre, tutukluluk

halinin orantılı ve ölçülü olduğu, sanığın kaçma şüphesinin bulunması hususları

birlikte değerlendirildiğinde sanığın hükmen tutukluluğun devamına karar

verilmesi gerekirken tahliyesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,

Yukarıda açıklan nedenlerle sanık Abdullah ZEYDAN

hakkında verilen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01/11/2019 tarih ve

2017/816 esas sayılı, 2018/17 karar sayılı infazın durdurulması ve tahliyesine

ilişkin ek kararın itirazen kaldırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve

mütalaa olunur."

25. Mahkeme yaptığı itiraz incelemesi neticesinde

1/11/2019 tarihli karar ile Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın

kısmen kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

" ...

24/10/2019 tarihli 7188 sayılı yasanın 31. maddesinin

gerekçesinde; 'İnfaz aşamasında bulunan kararlar bakımından maddenin 1.

Fıkrasının (d) bendince temyiz kanun yoluna başvurulduğu takdirde 5275 sayılı

kanunun 98. Maddesine göre; İlk Derece Mahkemesince İnfazın devam edip

etmeyeceğine ilişkin bir karar verilmesi gerekmekte olup, hükümlülerin doğrudan

tahliye olma imkanı bulunmamaktadır. Düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte

olan hükümlülerin [Ceza Muhakemesi

Kanunu] 100. madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususunda

hükmü veren ilk derece mahkemesince bir değerlendirme yapılması koşulları

bulunması halinde tutukluluğun devamına karar verilmesi gerekmektedir.'

düzenlemesi mevcut olup, bu hüküm uyarınca yasa yoluna başvurulması halinde doğrudan

tahliye yolunun açılamayacağı mahkememizin bu konuda değerlendirme yapması

gerektiği, dosya kapsamına göre Mahkememizin 2017/816 E. ve 2018/17 K. Sayılı

kararı ile hükümlü hakkında 'Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme' suçundan

neticen 5 yıl hapis cezası verildiği ve hükmen tutukluluk halinin devamına

karar verildiği, yine hükümlü hakkında 'Terör Örgütünün Propagandasını Yapmak'

suçundan neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildiği söz konusu

kararların Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 25/4/2018

tarihli kararı ile kesinleştiği, 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188

sayılı Yasanın 29. ve devamı maddeleri uyarınca, hükümlü hakkında daha önce

mahkememizce verilen kararların temyiz edilebilir suçlar kapsamında yer

aldığından hükümlünün temyiz talebinin kabülüne, mahkememizin 2017/816 esas ve

2018/17 sayılı karar sayılı dosyasında mevcut hükümlünün katılmış olduğu eyleme

ilişkin olay tutanakları, görüntü inceleme ve tespit tutanakları, çözüm

tutanakları ve hükümlü hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması sanık

hakkında hükmen tutukluluk kararı verilen suçun CMK'nun 100/3 maddesinden

sayılan katalog suçlardan olması, sanık hakkında hüküm olunan ceza miktarı

gözetildiğinde kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların oluştuğu

anlaşılmakla; 01/11/2019 tarihli Ek kararımızın kaldırılarak sanık müdafinin,

infazın durdurulması yönündeki talebinin kabulüne, sanığın tutuklu

kaldığı süre, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanık hakkında daha önce

hükmen tutuk halinin devamı yönünde karar verilmesi hususları dikkate alınarak

Tahliye talebinin reddine, ölçülü ve orantılı olan hükmen tutukluluk halinin

devamına, Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan verilen hüküm yönünden ceza

miktarı, üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut deliller bulunması diğer suçla içtima edilen ceza

miktarının fazla oluşu, sanığın serbest kalması durumunda kaçma, saklanma veya

kaçacağı şüphesi uyandıran somut olguların oluştuğu anlaşılmakla, 'Terör Örgütü

Propagandası Yapmak' suçundan hükmen tutuklanmasına... [karar verildi.]

"

26. Başvurucu söz konusu karara 4/11/2019 tarihinde

itiraz etmiş, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 11/11/2019 tarihinde "dosya

kapsamı, diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu, verilen kararda herhangi

bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak

reddine karar vermiştir.

27. UYAP Evrak İşlem Kütüğü üzerinde yapılan incelemede

anılan kararın başvurucu avukatı tarafından 18/11/2019 tarihinde açılarak

okunduğu tespit edilmiştir.

28. Başvurucu 26/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

29. Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğünün 18/8/2020 tarihli yazısında;

i. Başvurucunun söz konusu silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan düzenlenen tutuklama müzekkeresinin 5/11/2016 ile 5/11/2018

tarihleri arasında infaz gördüğü,

ii. Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte

yardım etme ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından verilip Diyarbakır

5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/268 D. İş sayılı kararıyla içtima edilen hapis

cezalarını başvurucunun 5/11/2018 ile 1/11/2019 tarihleri arasında kesintisiz

infaz ettiği,

iii. Bununla birlikte Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin 1/11/2019 tarihli ek kararı ile mahkûmiyet hükümlerinin infazının

durdurulduğu,

iv. Başvurucunun şu anda silahlı terör örgütüne üye olma

suçu yönünden hakkında düzenlenen tutuklama müzekkeresine istinaden 1/11/2019

tarihinden itibaren tutuklu olarak infaz gördüğü belirtilmiştir.

30. Temyiz incelemesi bireysel başvurunun incelendiği

tarih itibarıyla Yargıtayda devam etmektedir.

B. Başvurucu Hakkındaki Bireysel Başvuru Süreci

31. Başvurucu; Anayasa ile öngörülen usulün dışında

yasama dokunulmazlığı kaldırılarak hakkında uygulanan yakalama, gözaltına alma

ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutuklamaya konu

suçlamaların ifade özgürlüğü ve siyasi faaliyet kapsamındaki eylemlere ilişkin

olması ve tutukluluk nedeniyle milletvekilliği görevinin yerine getirilememesi

nedenleriyle de ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma

haklarının ihlal edildiğini belirterek 28/11/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda (B. No: 2016/29875) bulunmuştur.

32. Anayasa Mahkemesince 14/11/2018 tarihinde yapılan

inceleme sonunda tutuklamanın hukuki olmadığına, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlandığına, tutuklanma dolayısıyla ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi

faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması, yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olması

iddiasının ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmiştir (B. No: 2016/29875).

IV. İLGİLİ

HUKUK

33. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

nedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var

sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli

şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda

yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

34. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı"

kenar başlıklı 101. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma

evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya

re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve

adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî

nedenlere yer verilir.

(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek

açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,

ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda

belirtilir."

35. 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi şöyledir:

"5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesine aşağıdaki

fıkra eklenmiştir.

(3) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek

kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge

adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),

2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit

(madde 213),

3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),

4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),

5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama

(madde 216),

6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),

7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),

8. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),

9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini,

Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),

10. Silâhlı örgüt (madde 314),

11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),

suçları.

b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve

dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.

c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci

maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan

suçlar.”

36. 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...

f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme,

bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla

aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin

nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezası

infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun devam

edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince

değerlendirilir."

37. Anılan maddenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

İnfaz aşamasında bulunan kararlar bakımından bu bent

uyarınca temyiz kanun yoluna başvurulduğu takdirde, 5275 sayılı Kanunun 98 inci

maddesine göre ilk derece mahkemesince infazın devam edip etmeyeceğine ilişkin

bir karar verilmesi gerekmekte olup, hükümlülerin doğrudan tahliye olma imkanı

bulunmamaktadır. Düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100 üncü madde uyarınca

tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususunda hükmü veren ilk derece

mahkemesince bir değerlendirme yapılması, koşulları bulunması halinde

tutukluluğun devamına karar verilmesi gerekmektedir. "

38. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Silâhlı örgüt" kenar başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer

alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan

onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş

yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."

39. Terör örgütünün propagandasını yapma suçunu

düzenleyen 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren

yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik

edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde,

verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının

suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden

beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17/10/2019-7188/13.

md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce

açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra

hükümlerine göre cezalandırılır:

a) (Mülga: 27/3/2015-6638/10 md.)

b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese

dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya

da taşınması,

2. Slogan atılması,

3. Ses cihazları ile yayın yapılması,

4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin

üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi...”

40. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda

veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" kenar başlıklı 98.

maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek

cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine

getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun,

hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek

cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.

...

(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular

cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın

ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

41. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hükmen

Tutuklama Kararının Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

42. Başvurucu; silahlı terör örgütüne üye olmamakla

birlikte örgüte yardım etme suçundan kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazının

durdurularak tahliye edilmiş olması dikkate alındığında delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesi olgularından somut olayda bahsetmenin artık mümkün

olmadığını, aynı suçtan tahliye edilmesine rağmen gerekçesiz bir kararla

yeniden hükmen tutuklanmasının ve bu tutukluluğunun öngörülebilir olmayan kanun

maddelerine dayandırılarak devam ettirilmesinin hukuki olmadığını ileri

sürmüştür.

43. Başvurucu ayrıca terör örgütü propagandası yapma suçu

yönünden ise soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde tutuklanmadığı gibi kanun

yolu incelemesi sırasında da tutuklanmasına ilişkin olarak yargı makamlarınca

bir karar verilmediğini, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi gereğince yapılacak

incelemenin yalnızca daha önce verilen tutuklama kararına bağlı hükmen

tutukluluğun devam edip etmeyeceğini kapsadığını, dolayısıyla bu kapsamda

yapılması gereken bir incelemede ilk kez bir tutuklama kararı verilmesinin

hukuken mümkün olmadığını belirtmiştir.

44. Diğer yandan başvurucu terör örgütü propagandası

yapma suçundan tutuklamaya dayanak oluşturan konuşma ve açıklamalarının,

katıldığı ileri sürülen protesto eylemlerinin siyasi faaliyet kapsamında

yaptığı düşünce açıklamaları olduğunu, bu nedenle ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

45. Bakanlık görüşünde özetle 7188 sayılı Kanun'un

yürürlüğe girmesi ile birlikte mahkûmiyet hükmüne dair kesinleşme olgusu

ortadan kalkmış olsa da Mahkemece verilen hükmün otomatik olarak iptal

edilmediği ve geçerliliğini korumaya devam ettiği belirtilmiştir. Bu kapsamda

Bakanlık, başvurucu hakkında tesis edilen söz konusu hükme dayalı tutma

kararının mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı ceza olarak kabul

edilerek başvurucunun şikâyeti açısından kabul edilemezlik kararı verilmesi

gerektiğini ifade etmiştir. Bakanlık somut olayda başvurucunun suç işlemiş

olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğunu,

tutuklama nedenlerinin mevcut olduğunu ve tutuklama kararlarının ölçülü

olduğunu belirterek bu kapsamda başvurucunun yalnızca ifade özgürlüğü kapsamında

kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığına ve tutuklandığına

ilişkin iddiaları yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir

durumun bulunmadığını da ifade etmiştir.

46. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel

olarak başvuru formunda belirttiği iddiaları tekrar ederek Bakanlık görüşünü

kabul etmediğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

47. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

48. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı19. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve

sekizinci fıkraları şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen :

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ...halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,

ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen

diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama,

ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir;

bunun şartlarını kanun gösterir.

...

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

49. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının özü mahkûmiyet hükmüyle birlikte tutukluluk

hâlinin devam ettirilmesine karar verilmesinin -cezalandırma kararından sonra

7188 sayılı Kanun kapsamında verilen kararda belirlenen hukuki durum

çerçevesinde- hukuka aykırı olması nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin ihlal

edildiğine yöneliktir. Başvurucu bu bağlamda tutuklamaya konu suçlar bakımından

kuvvetli suç belirtisinin bulunmadığını ileri sürerken suçlamaya -ve

dolayısıyla tutuklamaya- konu edilen eylemlerin ifade özgürlüğü kapsamındaki

fiiller olduğunu iddia etmiştir. Başvurucunun anılan iddiası bağlamında

tutuklamaya konu fiillerin temel hak ve özgürlüklerin kullanımıyla ilgili olup

olmadığı, bunların kuvvetli suç belirtisi teşkil edip etmediği konusunda

yapılacak incelemeyle doğrudan bağlantılıdır. Esasen başvurucu da ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerini tutuklamanın hukuka aykırı

olduğu iddiası temelinde dile getirmiştir. Bu itibarla başvurucuların bu

bölümdeki iddialarının bir bütünlük içinde Anayasa'nın 19. maddesi bağlamındaki

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir. Dolayısıyla

tutuklamayla bağlantılı olarak diğer temel hak ve özgürlükler yönünden ayrıca

bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı değerlendirilmiştir (benzer yöndeki

değerlendirme ve uygulamalar için bkz. Ayhan Bilgen, [GK], 2017/5974,

21/12/2017, § 126; Meral Danış Beştaş (2), B. No: 2017/5845, 4/7/2018, §

102; Selahattin Demirtaş (3), B. No: 2017/38610, 9/6/2020, § 233).

a. Genel

İlkeler

50. Genel ilkeler için bkz. Kadri Enis Berberoğlu, B.

No: 2017/27793, 18/7/2018, §§ 44-50; Ç.Ö.,[GK], B. No: 2014/5927,

19/7/2018, §§ 29-38.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

51. Somut olayda başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma

kapsamında PKK/KCK terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz. § 15). Soruşturma sürecinde

uygulanan bu tutuklama tedbiriyle ilgili olarak başvurucu tarafından yapılan

bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesince verilen kararda, yargı makamlarınca

silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen PKK/KCK üyesi olma suçundan

tutuklanması ve bu suç yönünden yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağı

yönünde soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki

temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. Dolayısıyla

başvurucunun milletvekili olmasından kaynaklanan güvencelere riayet

edilmeksizin tutuklandığından bahisle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddiası Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur (bkz. § 32). Bu bağlamda başvurucunun bir

suç isnadına bağlı olarak milletvekili olmasından kaynaklı muhakeme usulüne

riayet edilmeden kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası hakkında Anayasa

Mahkemesince daha önceki bireysel başvurusunda karar verilmiş olup anılan

karardan ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır (bu yöndeki ayrıntılı

açıklama için bkz. Abdullah Zeydan, §§ 61-93).

52. Başvurucu, hakkında kesinleşen mahkûmiyet

hükümlerinin infazına devam etmekteyken 7188 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi

nedeniyle Mahkemece infazın durdurulması ile birlikte hükmen tutuklu bulunduğu

suçtan tahliye edilmesine karar verilmesinin ardından Cumhuriyet savcısınca

aynı gün yapılan itiraz üzerine yasal düzenlemelere aykırı olarak hükmen

tutukluluk hâlinin devam etmesine karar verildiğini iddia etmektedir.

53. Buna göre hakkında silahlı terör örgütüne üye

olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan mahkûmiyet hükmüyle birlikte

tutukluluğunun devamına karar verilen başvurucunun bireysel başvuruya konu

ettiği tutulma hâlinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bir

suç isnadına bağlı tutma niteliğinde değil aynı maddenin ikinci fıkrası

kapsamında mahkûmiyete bağlı tutma, bir diğer ifadeyle mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi niteliğinde incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu

nitelikteki bir tutmayla ilgili olarak yapılan bireysel başvuruda suç

isnadına bağlı tutmaya ilişkin güvencelerin uygulanması mümkün değildir (Kadri

Enis Berberoğlu, § 54).

54. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında

belirtilen "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılı bir ihlal

iddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksun

bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğini

tespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da yer alan diğer sebepler

(yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi" kapsamında hürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer

tutmanın kısmen veya tamamen bu koşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun

meşru bir amacının olduğundan veya ölçülü olduğundan söz edilemez, doğrudan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlal edilmiş olur (Ercan Bucak (2),

B. No: 2014/11651, 16/2/2017, § 39; Şaban Dal, B. No: 2014/2891,

16/2/2017, § 31).

55. Bir kimsenin "mahkemelerce verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamında

hürriyetinden yoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden önce

hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafından

verilmesi, ikinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı ceza

veya güvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya güvenlik tedbiri

içermeyen bir karara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılması

mümkün değildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen

hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını aşmaması gerekir

(Ercan Bucak (2), § 40; Şaban Dal, § 32).

56. Bu kapsamda yapılan incelemede başvurucunun

mahkûmiyet hükmünü ve mahkûmiyete bağlı tutulma kararını veren mercinin bir

mahkeme olmadığı, kararın hürriyeti kısıtlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı

veya hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcı

ceza veya tedbirin kapsamını aştığı şeklinde bir iddiasının olmadığı

görülmektedir. Ayrıca Anayasa Mahkemesince bu yönde herhangi bir tespit de

yapılmamıştır.

57. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki çok

sayıda başvuruda, hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilen

başvurucuların hüküm sonrasındaki tutulmalarına ilişkin olarak kişi hürriyeti

ve güvenliği haklarının ihlal edildiği iddialarını, tutulmanın Anayasa'nın 19.

maddesinin ikinci fıkrası kapsamında "mahkemelerce verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi" niteliğinde olduğunu belirterek

açıkça dayanaktan yoksun bulmuş ve kabul edilemezlik kararı vermiştir (Murat

Dağ, B. No: 2014/125, 4/2/2016, §§ 45-48; Güven Ersoy, B. No:

2014/126, 4/2/2016, §§ 45-48).

58. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrası uyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar

verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest

bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına

sahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 122; Ç.Ö.,

§ 43).

59. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, her

ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu

hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen

serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma

hakkı bulunduğu belirtilirken kısıtlama sebebi bakımından bir ayrım

yapılmadığından buradaki başvuru hakkı, elbette mahkûmiyet hükmüne bağlı olarak

tutulma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmayı da kapsamaktadır (Mehmet

İlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 80; Ç.Ö., § 46).

60. Bununla birlikte Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasında güvence altına alınan -tutulmaya karşı- yetkili bir yargı merciine

başvuru hakkı, tutulmanın niteliğine uygun başvuruları kapsamaktadır.

Tutulmanın niteliği ile bağdaşmayan başvuruların Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamında olduğunun kabulü mümkün değildir (Ç.Ö., §

47).

61. Bu bağlamda mahkûmiyete bağlı olarak tutulmanın

koşulları ile suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşulları farklı olduğundan

mahkûmiyete bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin suç isnadına

bağlı olarak tutulmaya ilişkin koşulların bulunmadığına yönelik başvuruları,

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvencelerden yararlanamaz (Ç.Ö.,

§ 48).

62. Mahkûmiyete bağlı tutulma hâlinde bir mahkeme

tarafından verilmiş olan hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı söz konusu

olduğundan mahkûmiyete bağlı olarak tutulan kişi ancak tutulmasının bu niteliğine

ilişkin iddialarla -serbest bırakılmak amacıyla- yetkili bir yargı merciine

başvurduğu taktirde Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan

güvencelerin -bunlardan tutulmanın niteliğine uygun olanlarının- uygulanması

söz konusu olabilir. Bu kapsamda ileri sürülebilecek nedenlerin neler olduğu

Anayasa Mahkemesince genel olarak belirtilmiştir (bkz. § 55).

63. Bunların yanı sıra mahkûmiyete bağlı olarak tutulan

kişilerin tutulmalarının dayanağını oluşturan mahkûmiyet hükmüyle ilgili olarak

tutulmaya devam edilmeyi hukuka aykırı hâle getirecek yeni bir meselenin

(mahkûmiyete konu olan eylemin suç olmaktan çıkarılması, bir cezasızlık hâlinin

bulunduğunun anlaşılması, mahkûmiyet hükmünü geçersiz kılan bir kanun

değişikliği yapılması gibi) ortaya çıktığını belirterek serbest bırakılmak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurduğunda da Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamındaki güvencelerin tatbiki söz konusu olabilecektir (Ç.Ö.,

§ 50).

64. Başvuru formu ve ekleri ile UYAP aracılığıyla

erişilen tutukluluğunun devamına yönelik -7188 sayılı Kanun kapsamında derece

mahkemelerince verilen kararlardan sonraki süreçte yazılan- itiraz

dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların mahkûmiyete bağlı tutulmanın

koşullarına ilişkin olduğu yönünde bir olgu ve açıklamanın ortaya konulmadığı

görülmektedir. Kaldı ki 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesindeki düzenleme ve

anılan maddenin gerekçesi birlikte gözönüne alındığında infaz aşamasında

bulunan mahkûmiyet kararları bakımdan temyiz yoluna başvurulmuş olması

hükümlülerin doğrudan tahliye edilmesi zorunluluğunu da gerektirmemektedir. Bu

anlamda anılan yasal düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği

hususunda hükmü veren ilk derece mahkemesince bir değerlendirme yapılarak

koşulları bulunması hâlinde tutukluluğun devamına karar verilebileceği

görülmektedir (bkz. §§ 36, 37). Bu durumda mahkûmiyete bağlı olarak tutulmakta

olan başvurucunun suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşullarının

oluşmadığını ileri sürdüğü bu itirazının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasındaki güvencelerden yararlanması mümkün değildir. Kaldı ki başvurucunun

bir suç isnadına bağlı olarak kanuna aykırı tutuklandığı iddiası Anayasa Mahkemesince

incelerek karara bağlanmıştır (bkz. § 32).

65. Öte yandan Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı

Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü başvurucunun şikâyetine konu terör örgütü

propagandası yapma suçuna ilişkin olarak düzenlenen tutuklama

müzekkeresinin infaz görmediğini, anılan davada 5/11/2016 ile 5/12/2018

tarihleri arasında infaz gören ve ayrıca 1/11/2019 tarihinden bireysel

başvurunun incelendiği tarihe kadar infaz edilmeye devam edilen tutuklama

müzekkeresinin terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin olduğunu

bildirmiştir (bkz. § 29).

66. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kişilerin fiziksel

hürriyetlerini güvence altına alır (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863,

1/3/2017, § 35). Anayasa'nın 19. maddesinin kişi hürriyetinin kısıtlanmasına

imkân tanıdığı durumlardan biri de maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen

tutuklama tedbiridir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, § 65).

67. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında

hürriyetten yoksun bırakma kavramını tanımlamıştır. Buna göre hürriyetten

yoksun bırakma, bir kimsenin kısıtlı bir alanda ihmal edilemeyecek bir süre

için tutulması ve bu kişinin söz konusu tutmaya rıza göstermemiş olması

şeklinde ifade edilebilecek iki unsuru içermektedir (Cüneyt Kartal, B.

No: 2013/6572, 20/3/2014, § 17).

68. Somut olayda başvurucu hakkında iki tutuklama

müzekkeresi bulunmakta olup bunlardan terör örgütü propagandası yapma suçuna

ilişkin olan tutuklama kararının henüz infaz edilmediği yani başvurucunun

fiziksel özgürlüğünün anılan tutuklama müzekkeresi yönünden bugüne kadar

kısıtlanmadığı görüldüğünden başvurucunun şikâyete konu ettiği -soruşturma ve

kovuşturma aşamasında tutuklanmasına karar verilmeyen- terör örgütü

propagandası yapma suçundan 7188 sayılı Kanun'daki düzenleme gözetilerek ilk

kez infaz aşamasında tutuklanmasının hukuka aykırı olduğuna yönelik iddiası

açısından ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

69. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mahkûmiyet

hükmüyle birlikte verilen tutukluluk hâlinin devamına dair karara ilişkin

tahliye taleplerinin değerlendirilmemesi ve tutukluluğunun sürdürülmesi

yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Cumhuriyet Savcısının İtirazının Tebliğ Edilmediğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

70. Başvurucu; Mahkemenin 1/11/2019 tarihinde infazın

durdurulmasına ve başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte

örgüte yardım etme suçundan mahkûmiyet hükmü bakımından tahliye edilmesine

karar vermesine ilişkin karara yönelik Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan

itiraza (bkz. § 24) karşı savunmasını yapmak için kendisine söz konusu itirazın

tebliğ edilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

71. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

72. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu

olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar

ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu

edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

73. Somut olayda başvurucu, savunmasını hazırlayabilmesi

için Cumhuriyet savcısının itirazının kendisine tebliğ edilmediğini belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de anılan

ihlal iddialarını olağan kanun yolu olan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi

nezdinde yapılan itiraz incelemesi sırasında vekilleri aracılığıyla sunduğu

4/11/2019 tarihli dilekçesinde ileri sürmediği ve bu şekilde başvuru yollarını

usulüne uygun şekilde tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hükmen tutuklama kararının hukuki olmamasından

dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Cumhuriyet savcısının itirazının tebliğ edilmemesinden

dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Ali Rıza SÖNMEZ Başvurucu : Abdullah ZEYDAN Vekili : Av. Ramazan DEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/38573, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Başvurucu Hakkındaki Soruşturma ve Kovuşturma
  9. B. Başvurucu Hakkındaki Bireysel Başvuru Süreci
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Hükmen
  15. B. Cumhuriyet Savcısının İtirazının Tebliğ Edilmediğine
  16. A. 1. Hükmen tutuklama kararının hukuki olmamasından
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/38573
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Rıdvan Batur Başvurusu (B. No: 2018/17680)
  • Nevzat Korkut Başvurusu (B. No: 2017/27571)
  • K.s. Başvurusu (B. No: 2017/29420)
  • Alper Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/25293)
  • Abdullah Mehdi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/4828)
  • Fatmahanım Ay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/34541)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.