İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

K.s. Başvurusu (B. No: 2017/29420)

1. Başvuru; öldürülme ya da kötü muameleye maruz kalma

Başvuru No2017/29420Tarih3 Aralık 2020Okuma25 dk · 5.023 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm K.S. Başvurusu

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/29420
R.G. Tarih ve Sayı
6/1/2021-31356
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.023 kelime·25 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; öldürülme ya da kötü muameleye maruz kalma

ihtimali olan ülkeye sınır dışı edilme ve sınır dışı etme kararına karşı açılan

davanın süreci durdurmaması nedeniyle kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili

başvuru hakkının, idari gözetim altında tutma koşulları nedenleriyle kötü

muamele yasağının, haksız şekilde idari gözetim altına alınma nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, aile bireylerinin farklı idari gözetim

merkezlerinde tutulması nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 28/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1986 doğumlu olup Tacikistan vatandaşıdır.

10. Özbek asıllı olduğunu dile getiren başvurucu, eşi ve

çocuklarıyla birlikte 11/3/2015 tarihinde Türkiye'ye yasal yollardan giriş

yapmıştır. Türkiye'de ailesiyle birlikte yaşamaya başlayan başvurucunun

ikamet izni talebi 18/1/2017 tarihinde kabul edilerek başvurucuya

28/10/2016 ile 10/10/2017 tarihleri -yargı makamı kararına yansıyan tarih-

arasında geçerli olmak üzere insani ikamet izni verilmiştir.

11. İkamet izni devam ederken başvurucunun DAEŞ terör

örgütüyle bağlantısı olduğundan şüphelenilmiş, bu itibarla evinde 4/2/2017

tarihinde arama yapılmış, arama sonrası 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (b) ve (k) bentleri uyarınca hakkında idari işlem yapılması amacıyla

başvurucu ve ailesi aynı günün gecesi idari gözetim altına -başvurucu gözaltına

alındığını iddia etmektedir- alınmıştır.

12. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli kolluk

memurlarınca olayla ilgili olarak 5/2/2017 tarihli tutanak düzenlenmiştir.

Tutanakta, yolda karşılaşılan başvurucunun DAEŞ terör örgütü ile bağlantılı

olduğunun değerlendirildiği ve bu nedenle muhafaza altına alındığı

belirtilmiştir.

13. Başvurucu; kolluk görevlileri tarafından 5/2/2017

tarihinde alınan ifadesinde Tacikistan'dan ailesiyle birlikte Türkiye'ye

çalışmak için geldiğini, herhangi bir olaya karışmadığını ve geçerli

pasaportunun bulunduğunu beyan etmiştir. Başvurucunun ifadesi avukat ve

tercüman bulunmaksızın alınmıştır.

14. İstanbul Valiliğinin (İdare) 8/2/2017 tarihli

kararıyla başvurucunun 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (d) bendi gereği sınır dışı edilmesine, 9/2/2017 tarihli kararıyla

da bir ay süre idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir.

15. Başvurucu tarafından vekili vasıtasıyla sınır dışı

edilme kararının iptali amacıyla İdare aleyhine İstanbul 1. İdare Mahkemesinde

(İdare Mahkemesi) 23/2/2017 tarihinde dava açılmış, aynı zamanda yürütmenin

durdurulması talep edilmiştir. Sınır dışı kararının hukuka aykırı olmasının

yanı sıra başvurucunun ülkesine iadesi hâlinde kötü muameleye maruz kalma

tehlikesinin bulunduğu iddia edilmiş, ülkesindeki zulüm nedeniyle geçici ikamet

izni alarak Türkiye'de yaşamaya başladığı açıklanmıştır.

16. Dava devam ederken başvurucu 1/3/2017 tarihinde İzmir

Geri Gönderme Merkezine nakledilmiştir. İzmir Valiliğinin 1/3/2017 tarihli kararıyla

daha önce başvurucu hakkında verilen idari gözetim kararı altı ay uzatılmıştır.

17. İdare Mahkemesince 2/3/2017 tarihinde, başvurucunun

sınır dışı işleminin yürütmesinin durdurulması isteminin İdarenin savunması

sunulduktan ve başvurucuyla ilgili olarak İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü ile

İl Emniyet Müdürlüğünden talep edilen bilgiler geldikten sonra

değerlendirileceğine karar verilmiştir.

18. Başvurucunun avukatı yürütmenin durdurulması istemli

sınır dışı etme işleminin iptali amacıyla dava açıldığını 27/2/2017 tarihinde

İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğüne, 4/3/2017 tarihinde ise İzmir İl Göç

İdaresi Müdürlüğüne bildirdiğini ifade etmiş; bildirim evraklarını başvuru

dosyasına sunmuştur.

19. Başvurucu 10/3/2017 tarihinde ülkesi Tacikistan'a

(Duşanbe) sınır dışı edilmiştir. Başvurucunun sınır dışı edildiği bilgisi,

İdare Mahkemesinde devam eden iptal davasına yansımamıştır.

20. İdare Mahkemesi tarafından 7/4/2017 tarihinde sınır

dışı etme işleminin yürütmesi durdurulmuştur. Başvurucu avukatı tarafından bu

kez yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar hakkında İzmir İl Göç İdaresi

Müdürlüğüne 13/4/2017 ve 25/4/2017 tarihlerinde olmak üzere iki kez bilgi

verildiği başvuruya eklenen dilekçelerden anlaşılmıştır.

21. Başvurucunun eşi ve çocukları hakkında İstanbul 2.

Sulh Ceza Mahkemesinin 25/4/2017 tarihli kararıyla idari gözetimin

kaldırılmasına karar verildiğinden başvurucunun ailesi bu tarihte serbest

bırakılmıştır.

22. Başvurucunun ailesinin serbest bırakılmasının

ardından bir gün sonra -26/4/2017 tarihinde- başvurucu hakkındaki idari gözetim

kararının kaldırılması amacıyla İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde (Sulh Ceza

Hâkimliği) dava açılmıştır.

23. Sulh Ceza Hâkimliğince 8/5/2017 tarihinde

başvurucunun fiilen sınır dışı edildiği gerekçesiyle idari gözetimin

kaldırılmasına ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına dair karar

verilmiştir. Anılan karar başvurucu vekiline 25/5/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu, vekili aracılığıyla 28/6/2017 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

25. Bireysel başvurudan sonra İdare Mahkemesi tarafından

7/7/2017 tarihinde başvurucu hakkında verilen sınır dışı etme işleminin kesin

olarak iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Dosyadaki bilgi ve belgelere göre,

davacının DAEŞ terör örgütüyle, çatışma bölgeleriyle veya diğer terör

örgütleriyle bağlantılı veya iltisaklı olabileceği değerlendirmesini haklı

kılacak somut bir tespit veya delil bulunmadığı, davacının 28.10.2016 başlangıç

10.10.2017 bitiş tarihli işlem tarihinde geçerli kısa dönem ikamet izninin

bulunduğu, yapılan üst aramasında bir suç unsuruna rastlanmadığı, Türkiye'de

daha önce herhangi bir suça karıştığına dair bilgi olmadığı ve sabıkasız

olduğu, 'Apfis' ve 'Gbt' kaydının bulunmadığı, kamu güvenliği açısından tehdit

oluşturduğu değerlendirilen yabancılara konulan 'G-87' Genel Güvenlik tahdit

kodunun da bulunmadığı, dolayısıyla davacının kamu düzeni ve güvenliği

açısından tehdit oluşturduğuna dair somut tespit ve delillerin mevcut olmadığı

anlaşıldığından, 6458 Sayılı Yasanın 54/1-(d) bendine göre sınırdışı edilmesine

dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna

varılmıştır."

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

26. Sınır dışı etme işlemiyle ilgili ulusal hukuk için

bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-32.

27. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Dava dilekçelerinin ve

eklerinin birer örneği davalıya ... tebliğ olunur.

...

3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı,

tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. ...

..."

28. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...

2. Danıştay veya idari mahkemeler, idari

işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve

idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi

durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten

sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.

Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma

alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın

da durdurulabilir...

...

5. Yürütmenin durdurulması istemli

davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur

eliyle yapılmasına da karar verilebilir.

..."

B. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır

dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal

edileceğine ilişkin şikâyetler ve bu bağlamda etkili başvuru hakkının ihlal

edildiği iddiaları ile ilgili ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir (referans

alınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No:

14038/88, 7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçika

ve Yunanistan [BD], B. No: 30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç

[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve diğerleri/Türkiye, B. No:

28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD], B. No:

46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016; Rotaru/Romanya

[BD], B. No: 28341/95, 4/5/2000; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık,

B. No: 5947/72, 6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75, 7136/75,

25/3/1983; Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18/12/1996):

"AİHM, geri gönderilen ülkede

işkence ve kötü muamele riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin

bulunması hâlinde bu iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde

incelenmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.

AİHM, söz konusu incelemenin

etkililiğinden bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili

kişiye bağımsız bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve inceleme

sonuçlanıncaya kadar sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik

olarak) durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.

Öte yandan AİHM, Sözleşme'nin 13.

maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunması için

etkili bir başvuru yolunun var olması gerektiğini belirtmektedir.

AİHM'e göre Sözleşme'nin 13. maddesi

yetkili ulusal makamlar tarafından Sözleşme kapsamına giren bir şikâyetin

esasının incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi yöntemi sunan bir iç

hukuk yolunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca bu hukuk yolunun teoride

olduğu kadar pratikte de etkili bir yol olması gerekmektedir.

AİHM, başvurucunun Sözleşme'nin ihlal

edilmesi sonucu mağdur olduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiada bulunması

gerektiğine vurgu yapmakta ve devletin Sözleşme'nin 13. maddesi kapsamındaki

yükümlülüğünün ihlal edildiği ileri sürülen hakkın içeriğine göre değişiklik

gösterebileceğini belirtmektedir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimlerini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. İdari

Gözetim Altına Tutulma Nedeniyle Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı, Özel Hayata

ve Aile Hayatına Saygı Hakkı ile Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Başvurucunun

İddiaları

32. Başvurucu 4/2/2017 ile 10/3/2017 tarihleri arasında

idari gözetimde tutulmak suretiyle hürriyetinin kısıtlandığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, İzmir Geri Gönderme Merkezine nakledilmesinden

dolayı İstanbul Geri Gönderme Merkezinde bulunan ailesiyle görüşememesi ve aile

bütünlüğünün bozulması nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Ayrıca başvurucu; idari gözetim altına alınarak bir

ay boyunca İstanbul'da kolluk merkezinde nezarethane koşullarında tutulduğunu,

tutulma şartlarının idari gözetim için uygun olmadığını, açık havaya

çıkarılmadığını, ailesi ve avukatıyla görüşmesine izin verilmediğini belirterek

kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi B.T. başvurusunda idari

gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri

Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 2577 sayılı Kanun'un

2. maddesine göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan

etkilenenlerin idari yargıda tam yargı davası açabileceğini, teorik düzeyde

mevcudiyeti tespit edilen bu yolun -sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta

hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve

yabancının salıverilmesi hâlinde etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası

olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).

35. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda; idari gözetimi sona

erdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararla

özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri

maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli

giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı

davası yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T.,

§ 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).

36. Anayasa Mahkemesi R.M. ve diğerleri (B. No:

2015/19133, 17/4/2019) başvurusunda bir kez daha yukarıda yer verilen ilkelere

bağlı kaldığını vurgulamıştır (aynı kararda bkz. § 31). İdari gözetimleri son

bulan başvurucuların geri gönderme merkezinde tutulmaları nedeniyle kötü

muamele yasağı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiaları bakımından açıklanan ilkelerden

ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

38. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle

mevcut başvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davaların

süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl

olmuştur.

39. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde

açılacak davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların

süresinde açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir.

Öte yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T. kararındaki

içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce

tam yargı davası yolu tüketilmeden, doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan

müracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

bulunmasını müteakip açılacak davalarda dava açma süresinin derece

mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden

olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T.,

§ 59).

C. Sınır Dışı

Edilme Nedeniyle Kötü Muamele Yasağıyla Bağlantılı Etkili Başvuru Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

40. Başvurucu; hukuka aykırı olarak alınan sınır dışı

etme işlemiyle ilgili açılan iptal davasında İdare Mahkemesi tarafından

yürütmenin durdurulması kararı verildiği hâlde sınır dışı edildiğini, ülkesine

sınır dışı edildiği takdirde kötü muameleye maruz kalma iddiası bulunmasına

rağmen bu hususun Göç İdaresi Müdürlüklerince değerlendirilmediğini ifade

ederek kötü muamele yasağının ve yaşam hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

41. Başvurucu vekili 26/6/2020 tarihli ek beyan

dilekçesinde, başvurucunun sınır dışı edildikten sonra kötü muameleye maruz

kalma tehlikesi geçirdiğini, önce Tacikistan ardından Özbekistan'da ceza infaz

kurumda tutulurken başvurucunun işkenceye maruz kaldığını, bu nedenle komaya

girdiğini, hayati tehlike geçirerek hastanede uzun süre tedavi gördüğünü

açıklamış; hâlen Tacikistan yaşayan başvurucunun seyahat kısıtlaması

bulunduğunu ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

42. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.”

43. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,

kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak

ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

44. Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerin

korunması" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma

imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır.

Kişinin, resmî görevliler tarafından

vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun sınır dışı edilme işlemi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiası kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirildiğinden ayrıca

yaşam hakkından inceleme yapılmamıştır. Bunun yanı sıra başvurucunun

Anayasa'nın 40. maddesi kapsamında etkili başvuru hakkına ilişkin şikâyetleri

Anayasa'nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınması gerektiği tespit

edilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

46. Başvurucu, hakkında sınır dışı işlemi tesis

edildikten sonra İdare Mahkemesinde iptal davası açarak işlemin yürütmesinin

durdurulmasını talep etmiş ise de başvurucunun yürütmenin durdurulması talebi

İdare Mahkemesinde değerlendirilmeden önce başvurucu sınır dışı edilmiştir.

Daha sonra işlemin yürütmesinin durdurulması kararı verilmesi nedeniyle

başvurucu hakkında verilen idari gözetim kararının kaldırılması amacıyla Sulh

Ceza Hâkimliğine başvuran başvurucu vekili, başvurucunun sınır dışı edildiğini

Hâkimliğin karar gerekçesiyle öğrendiğini ileri sürerek bireysel başvuruda

bulunmuştur. Bu hâlde öncelikle incelenmesi gereken husus, başvurunun süresinde

yapılıp yapılmadığıdır.

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu

öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekir.

48. 6458 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının ilk hâlinde yer alan "...Dava açma süresi içinde veya yargı

yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı

edilmez." hükmü (kendiliğinden durdurma hükmü)29/10/2016 tarihli ve

29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile

değişiklik yapılana kadar sınır dışı etme gerekçesine bakılmaksızın tüm

yabancılara yönelik olarak iki yıldan fazla süre uygulanmıştır. Nitekim bu

süreçte Anayasa Mahkemesi de birçok tedbir talebini yargı yolları tüketilmediği

ve bu süreçte de sınır dışı işleminin gerçekleşme ihtimali bulunmadığı

gerekçesiyle reddetmiştir (G.B. [TK], B. No: 2015/508, 16/1/2015).

49. 676 sayılı KHK ile yapılan değişiklik sonrasında 6458

sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri

uyarınca sınır dışı etme kararı alındığı hâllerde yaşam hakkı veya kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddialarını değerlendirme konusunda etkili bir yol

bulunmadığına karar veren Anayasa Mahkemesi, doğrudan kendisine yapılan

başvuruları kabul etmeye başlamış ve lüzumu hâlinde bu işlemler hakkında tedbir

kararı vermiştir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2016, § 59).

50. Sınır dışı etme işlemlerine karşı etkili bir başvuru

mekanizması bulunmadığı ve bu durumun mevzuattan kaynaklandığı sonucuna

ulaşılan Y.T. kararı sonrasında 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanun'un

75. maddesiyle 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasında bazı

değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu kanun değişikliğiyle 6458 sayılı Kanun'un

54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri uyarınca tesis

edilen sınır dışı etme işlemleri hakkında idare mahkemesinde iptal davası

açılmış olmasının işlemi otomatik olarak durduracağı yönündeki istisna

kaldırılmıştır.

51. Neticede Anayasa Mahkemesi tarafından 30/5/2016 (Y.T.

kararı tarihi) ile 6/12/2019 (7196 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik tarihi)

tarihi arasında idari yargı yolu tüketilmeksizin doğrudan yapılan bireysel

başvurularda idari yargı yolunun etkili olmaması nedeniyle başvuru yollarının

tüketilmesi koşulu aranmamıştır. Bununla birlikte etkili görmeleri nedeniyle

İdare Mahkemesi sürecini başlatan başvurucuların bu yolu tükettikten sonra

yaptıkları başvurular da -nihai kararın öğrenilmesinden itibaren yasal süresi

içinde yapılması koşuluyla- süre sorunuyla karşılaşılmaksızın Anayasa

Mahkemesince esas yönden incelenmiştir.

52. Somut başvuruda başvurucu hakkında 8/2/2017 tarihinde

sınır dışı etme işlemi tesis edilmiş, başvurucu 10/3/2017 tarihinde sınır dışı

edilmiştir. Dolayısıyla başvurucu bu süreçte doğrudan Anayasa Mahkemesine

başvurabileceği gibi etkili görmesi nedeniyle idari yargı yoluna başvurması

hâlinde yargılama devam ederken veya bu yolun tüketilmesi sonrası da Anayasa

Mahkemesine başvurma imkânına sahiptir. Başvurucu, idari yargı yoluna

başvurarak işlemin durdurulmasını talep etmiş; yargılama bitmeden sınır dışı

edilmesi nedeniyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

53. Elbette başvurucunun fiilen sınır dışı edilmesiyle

başvuru konusu kötü muameleye maruz kalma tehlikesi bakımından devletin koruma

yükümlülüğü sona ermiştir. Dolayısıyla bu durumda idari yargı yoluyla

durdurulmayan sınır dışı işleminden kaynaklanan tüm ihlal iddialarını

başvurucunun sınır dışı edildiği en geç 10/3/2017 tarihinden itibaren yasal

süresi içinde bireysel başvuru konusu yapması kendisinden beklenmektedir.

54. Ancak somut olaydaki gibi ülke dışında bulunan

başvurucunun sınır dışı edildikten sonra avukatıyla görüşme imkânının olmaması

durumunda başvuru süresinin avukatına ulaşabildiği veya avukatının fiilen sınır

dışı edilme eylemini öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı kabul edilebilir.

Şüphesiz söz konusu değerlendirme ancak başvurucu veya vekilinin bu yönde makul

delil sunması ya da en azından iddiasının bulunması hâlinde mümkündür.

55. Somut olayda avukatı, başvurucunun sınır dışı

edildiğini öğrendiği tarihten itibaren otuz günlük yasal süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun idari gözetim altına alındığı tarihten beri

başvurucudan haber alamadığını ifade eden vekili, başvurucunun sınır dışı

edildiğini öğrendikten sonra dahi ne zaman sınır dışı edildiği hakkında bilgi

alamadığını beyan ederek Göç İdaresi Müdürlüklerine yazdığı dilekçeleri delil

olarak başvuru dosyasına sunmuştur. Başvurucu vekili 26/6/2020 tarihli ek beyan

dilekçesinde ayrıca başvurucunun sınır dışı edildiği ülkede tutuklu olarak

tutulduğunu, gördüğü işkenceler nedeniyle komaya girdiğini ve hâlen kendisiyle

iletişim kuramadığını iddia etmiştir. Bu durumda başvuru süresinin başvurucu

vekilinin sınır dışı edilmeyi öğrendiği tarihten itibaren başlaması gerektiği

değerlendirilerek başvurunun süresinde olduğu kabul edilmiştir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

56. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede

ikamet edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir

düzenlemeye yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu

husus, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin

yabancıları ülkeye kabul etmekte veya ülkeden sınır dışı etmekte takdir

yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin -Anayasa'da güvence altına

alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde- bireysel

başvuruya konu edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A., § 54).

57. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

58. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda

güvence altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede

bulunmaması yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri, kendi

görevlilerinin ve üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine

karşı da koruması gerekir. Anayasa'nın 5., 16. ve 17. maddeleri uluslararası

hukuk ve özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili

hükümleri ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup

gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi

ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif

yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., §§

57-59).

59. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı

edilecek kişiye, ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir

koruma sağlanabilmesi için sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı çıkma

imkânının tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü

muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını

delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara sahip olan

yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek mümkün

olmayacaktır. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif yükümlülüğünün

-anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır dışı kararı

verilen bir yabancıya iddialarını araştırtma ve bu kararı adil bir

şekilde inceletme imkânı sağlayan usul güvencelerini de içerdiği

kuşkusuzdur (A.A. ve A.A., §§ 60, 61).

60. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda

yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia

edilmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek

bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır.

Anılan usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlarca alınan sınır dışı

kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim süresince

sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine tarafların etkili

katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A., § 62).

61. Öte yandan Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa'da

güvence altına alınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama

geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru

hakkı) güvence altına alınmaktadır. Buna göre etkili başvuru hakkı; anayasal

bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak

iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya

sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim

sağlamaya) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı

sağlanması olarak tanımlanabilir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların ileri sürülebileceği bir başvuru yolunun mevzuatta

öngörülmesi yeterli değildir. Söz konusu başvuru yolunun aynı zamanda

uygulamada da etkili olması (başarı şansı sunması) gerekir. Bununla birlikte

bir başvuru yolunun gerek hukuken gerekse uygulamada genel anlamda etkili

olması, somut olay bakımından etkili başvuru hakkına ilişkin bir müdahale

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine engel değildir (Yusuf

Ahmed Abdelazım Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018 §§ 59-61).

62. Etkili başvuru hakkı, kötü muamele yasağının esasının

korunmasına yönelik güvencelerden farklı olarak maddi hakka ilişkin ihlal

iddialarının yetkili makamlara ulaştırılmasına imkân sağlayan güvenceler

içermektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre kötü muamele yasağı

kapsamında inceleme yapılabilmesi için sıkı ispat kriterleriyle donatılmış,

savunulabilir nitelikte bir iddianın varlığı aranırken (A.A. ve A.A., §§

63, 71-74) anılan yasakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğinin makul şekilde açıklanması inceleme için yeterli görülebilir (Yusuf

Ahmed Abdelazım Elsayad, § 63).

63. İdari ve yargısal makamların mevzuat gereği yürütmesi

kendiliğinden durmayan sınır dışı işlemlerini iptal edebilme kapasitesine sahip

olmaları, etkili bir yargısal koruma sağlama konusunda yalnız başına yeterli

bir güvence sağlamayacaktır. Yargı makamlarının yürütmeyi durdurma yetki ve

kapasitesine sahip olmaları ya da ivedi karar alabilme mekanizmalarının bulunması

da etkili başvuru hakkı kapsamındaki güvencelerin temini bakımından yeterli

değildir. Zira dava açma süresi içinde -henüz mahkemeye ulaşmadan önce- bu

kişilerin ülkede kalabilmelerini ve davalarını takip edebilmelerini güvence

altına alacak bir sistemin yasal altyapısı kurulmadan etkili bir koruma

sağlayabilmesi mümkün görünmemektedir (Y.T., §§ 50, 51).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

64. Başvurucu hakkında 8/2/2017 tarihinde sınır dışı etme

kararı verilmiş, aynı zamanda başvurucu idari gözetim altına alınmıştır.

Başvurucu, geçici ikamet izni bulunduğunu ve sınır dışı edilmesini gerektirecek

bir eyleminin olmadığı belirterek sınır dışı edilme kararının hukuka aykırı

olduğunu, ayrıca ülkesine geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalabileceğini

ileri sürerek vekili aracılığıyla 23/2/2017 tarihinde İdare Mahkemesine iptal

davası açmış ve öncelikle işlemin yürütmesinin durdurulmasını talep etmiştir.

65. İdare Mahkemesi 7/4/2017 tarihinde başvurucu

hakkındaki işlemin durdurulmasına, 7/7/2017 tarihinde ise iptaline karar

vermiştir. İdare Mahkemesince işlemin durdurulmasına ve iptaline karar

verilirken geçerli ikamet izninin bulunduğu dönemde terör örgütü bağlantısından

şüphelenilerek hakkında sınır dışı etme kararı alınan başvurucunun herhangi bir

suça karışmadığı, hakkında herhangi bir tahdit kodunun bulunmadığı, dolayısıyla

kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturmadığı değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla başvurucunun sınır dışı edilmeyecek kişilerden olduğu yargı

kararıyla netleşmiştir.

66. Anayasa Mahkemesince Y.T. kararıyla

başvurucunun da sınır dışı edildiği dönemde yürürlükte bulunan 6458 sayılı

Kanun kapsamında kamu düzeni veya güvenliği açısından tehdit oluşturduğu

değerlendirilen yabancıların sınır dışı işlemlerinin iptali amacıyla açılan

davaların söz konusu işlemleri otomatik/kendiliğinden olarak durdurmaması nedeniyle

kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının kanundan kaynaklı

olarak ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Somut olay bağlamında Y.T.

kararındaki içtihattan ayrılmayı gerektiren bir olgu bulunmamaktadır. Bununla

birlikte etkili olduğu değerlendirilerek başvurucu tarafından idari yargı

sürecinin başlatılması nedeniyle bu yönde ayrıca bir değerlendirme yapılmasına

ihtiyaç duyulmuştur.

67. Sınır dışı etme kararlarına karşı etkili bir başvuru

mekanizması oluşturulmadığı takdirde sınır dışı edildiğinde kötü muameleye

maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme

konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara sahip olan yabancının gerçek

anlamda kötü muameleye karşı korunduğu, bu kapsamında devletin pozitif

yükümlülüklerini yerine getirdiği sonucuna ulaşmak mümkün değildir. Başvuru

mekanizmasının etkili olabilmesi için hukuki olarak düzenlenmesinin yanı sıra

uygulamada da işlevsel olması gerekmektedir. Bu itibarla başvurucunun sınır

dışı edilme kararına karşı açılan davada işlemin yürütmesinin durdurulmasına ve

sonrasında iptaline karar verilmiş ise de bu kararların uygulanma imkânı

kalmadığından pratik anlamda da bir sonuç doğurmadığı anlaşılmıştır.

Dolayısıyla hukuki anlamda mevcut olan idari yargı mekanizmasının aynı zamanda

başvurucu açısından işlevsel olduğunu tespit etmek zor görünmektedir.

68. Ayrıca somut olayda sınır dışı işleminin

kendiliğinden durdurulmaması nedeniyle kanundan kaynaklı bir kısım sorunlar

bulunmasının yanı sıra işletilen idari yargı süreci irdelendiğinde başkaca

aksaklıkların da meydana geldiği gözlemlenmiştir. Şöyle ki 2577 sayılı Kanun'un

27. maddesinde idari işlemlere karşı açılan davalarda davacıya işlemin

yürütmesinin durdurulmasını talep etme hakkı tanınmış, idari mahkemenin davalı

idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe

göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebileceği belirtilmiştir. Anılan

Kanun'un 16. maddesine göre idarenin savunma süresinin otuz gün olduğu nazara

alındığında idarenin savunma yapmasının veya savunma için idareye tanınan

sürenin geçmesinin beklenmesinin elbette işlemin durdurulma sürecini

uzatabileceği öngörülmüştür.

69. Diğer taraftan 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi

gözetildiğinde idari mahkemenin savunma süresinin kısaltılması, memur eliyle

tebligat ve idarenin savunması gelinceye veya idareye tanınan süre doluncaya

kadar olmak üzere idari işlemin yürütmesini geçici olarak durdurma

yetkileri olduğu görülmektedir (Senih Özay, B. No: 2020/13969, 9/6/2020,

§ 80). Buna karşın yargı makamlarının sınır dışı işlemlerinin yürütmesini

durdurması yönünde hızlı karar alabilme yetkilerinin bulunması tek başına

etkili başvuru hakkı kapsamındaki güvencelerin temini bakımından yeterli

değildir. Telafisi mümkün olmayan sınır dışı işlemlerinde, gönderilmeleri

hâlinde kötü muameleye maruz kalacakları hususunda savunulabilir iddiası

bulunan kişiler hakkında geçici durdurma müessesinin işletilmemesi veya

işlemlerin yürütmesinin makul olmayan bir süre sonrasında verilmesi kötü

muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edilmesi sonucunu

doğurabilir.

70. Nitekim somut olayda başvurucu hakkında tesis edilen

işlem yargı makamları tarafından durdurulmuş ise de söz konusu kararın davalı

savunması alındıktan yaklaşık bir buçuk ay sonra verilmesi ve bu bağlamda bir

geçici tedbir olarak yürütmenin durdurulması müessesesinin işletilmemiş

olması nedeniyle başvurucunun fiilen sınır dışı edilmesi önlenememiştir.

71. Öte yandan sınır dışı edilmeleri gereken yabancıların

sınır dışı edilmeleri hâlinde kötü muameleye maruz kalacağı yönünde

savunulabilir iddiaları bulunduğu takdirde idari ve yargısal makamlar

tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı

ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Kaldı ki somut olaydaki gibi sınır dışı

edilmemesi gerektiği anlaşılan kişilerin ileri sürdükleri kötü muamele şikâyetlerinde

kamu makamlarının bu şikâyetleri özenli biçimde öncelikle incelemesi beklenir.

72. Buna karşın başvuru konusu olayda ülkesine

gönderildiği takdirde siyasi ve dinî sebeplerle kötü muameleye maruz kalacağını

ileri süren ve geçici oturma iznine sahip olan başvurucunun iddiasıyla ilgili

olarak idari veya yargı makamlarca araştırma yapıldığına ilişkin veri

bulunmamaktadır. Başvurucu hakkında tesis edilen sınır dışı işleminin hukuka

aykırılığının yargı makamlarınca tespit edilmesinden bağımsız olarak başvurucunun

sınır dışı edilmesi hâlinde maruz kalacağı kötü muamele iddialarının idari ve

yargı makamlarınca titizlikle hiçbir aşamada araştırılmadığı gözlemlenmiştir.

73. Dahası başvurucunun hangi geri gönderme merkezine

yerleştirildiğine ve sonrasında sınır dışı edilip edilmediğine veya hangi

tarihte nereye sınır dışı edildiğine ilişkin yazılı talebe rağmen avukatının

bilgilendirilmediği, bu süreçte başvurucu avukatının başvurucuyla görüşme

taleplerinin sürüncemede bırakıldığına ilişkin temelsiz olmayan iddialar söz

konusudur. Neticede başvurucunun idari gözetim altına alındıktan sonra fiilen

sınır dışı edilene kadar avukat yardımından etkili biçimde yararlandığına

yönelik bir olgu başvuru dosyasına yansımamıştır.

74. Bu durumda yukarıda izah edilen süreçler dikkate

alındığında başvurucunun sınır dışı edilme işlemine karşı çıkma hakkını

uygulamada etkili kullanamadığı, dolayısıyla bu sürece etkin katılımının

sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

75. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesiyle

bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

76. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

77. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

78. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:

2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

79. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

80. İncelenen başvuruda kötü muamele yasağıyla bağlantılı

etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin İdarenin işlem ve eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

81. Öte yandan somut olayda başvurucunun sınır dışı

edildiği dikkate alınarak ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı

zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıyla

eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan

kaldırılabilmesi için etkili başvuru hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

26.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

82. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. 1. İdari gözetim altına alınma dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Sınır dışı edilme nedeniyle kötü muamele yasağıyla

bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele

yasağıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan

etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Başvurucuya net 26.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

F. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için İçişleri Bakanlığı

Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : K.S. Vekili : Av. Abdulhalim YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/29420, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Avrupa İnsan
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. İdari
  17. C. Sınır Dışı
  18. D. 6216 Sayılı
  19. B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  20. C. 1. İdari gözetim altına alınma dolayısıyla kişi
  21. D. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele
  22. F. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  23. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  24. H. Kararın bir örneğinin bilgi için İçişleri Bakanlığı
  25. İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/29420
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Alper Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/25293)
  • Abdullah Mehdi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/4828)
  • Fatmahanım Ay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/34541)
  • Hüseyin Talaz Başvurusu (B. No: 2017/26769)
  • Merve Aydeniz Çokyılmaz Başvurusu (B. No: 2018/24061)
  • Kemal Alkan Başvurusu (B. No: 2018/36051)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.