İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abuzer Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11953)

1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan

Başvuru No2014/11953Tarih19 Kasım 2019Okuma14 dk · 2.749 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abuzer Kaplan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2014/11953
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.749 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan

bazı eylemlerinin terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak

kullanılmasının başvurucuların ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda

ayrıca tabii hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş olup bağımsız ve tarafsız

olmayan özel yetkili bir mahkemede uzun sayılacak bir sürede yargılamaların

yapılmış olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; tutuklamanın hukuka

aykırı olması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak iletişimin dinlenmesi ve teknik

takip yapılması nedenleriyle özel hayata saygı hakkı ile haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucular olayların meydana geldiği tarihte İnönü

Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde öğrencidirler.

7. Başvurucular; PKK terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle

24/5/2010 tarihinden itibaren iki gün gözaltında tutulmuşlar, gözaltının akabinde

başvuruculardan Elif Mutlu ve Ozan Kıran serbest bırakılmış, diğer başvurucular

ise tutuklanmıştır. Cumhuriyet savcısı 15/8/2010 tarihli iddianamesi ile

başvurucu Süphan Oruçlu'nun

terör örgütü yöneticisi olmak suçundan, diğer başvurucuların ise terör örgütüne

üye olmak suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Malatya 3. Ağır Ceza

Mahkemesi (Mahkeme) 20/9/2012 tarihinde başvurucuların PKK terör örgütüne üye

olmak suçundan mahkûmiyetlerine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca tutuklu olan

başvurucuların hükümle birlikte tutukluluk hâllerinin devamına, başvurucu Ozan

Kıran hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarılmasına da karar

vermiştir.

8. Mahkemenin başvurucuların terör örgütü üyeliği suçundan

mahkûmiyetlerinde dikkate aldığı delillerin bazıları şu şekildedir:

i. Mahkeme, başvurucuların PKK'nın gençlik yapılanması olan

Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi (YDGM) bünyesinde faaliyetlerde

bulunduklarını ve YDGM'nin Malatya yapılanmasını

oluşturduklarını belirtmiştir. Mahkemeye göre YDGM, gençlerin kitlesel

eylemlere yönlendirilerek daha güçlü bir eylemlilik sürecinin başlatılmasını

amaçlamaktadır. YDGM'nin amacını bu şekilde açıklayan

Mahkeme, bu örgütlenmenin PKK ile ilişkisi hususunda bazı haberlere de

kararında yer vermiştir.

ii. Başvurucuların Demokratik Öğrenci Derneği (DÖDER) adı

altında terör örgütü yöneticilerinin verdiği talimatları yerine getirdikleri

ifade edilmiştir. Başvurucuların da aralarında olduğu sanıkların bir kısmının

bu derneğe üye oldukları, bir kısmının ise üye olmasa da bu dernek adı altında

örgütsel faaliyetlerde bulundukları belirtilmiştir. Mahkemeye göre DÖDER, PKK

terör örgütünün Malatya'da bulunan üniversitelerdeki ve yurtlardaki

faaliyetlerinin organize edilmesi, örgüt üyeleri arasındaki koordinasyonun

sağlanması ve terör örgütü yöneticilerince verilen talimatların icra edilmesi

faaliyetlerinde araç olarak kullanılmaktadır.

iii. Bundan başka başvurucuların terör örgütü üyelerinin örgüte

olan bağlılıklarını canlı tutmak ve örgüte yeni kişiler kazandırmak amacıyla

basın açıklaması, piknik, tanışma ve kaynaşma gecesi adı altında etkinlikler

düzenledikleri ya da bu etkinliklere katıldıkları ileri sürülmüştür. Bu

etkinliklerde terör örgütünün propagandasının yapıldığı da ayrıca

vurgulanmıştır.

iv. Mahkemeye göre başvurucular çatışmalarda ölen terör örgütü

üyelerini sahiplenmekte, ölen kişilerden "şehit"

ve "gerilla" diye

bahsetmektedirler. Kararda;ölen örgüt mensuplarının

otopsi için Malatya'ya getirilmesi durumunda başvurucuların birbirlerini

haberdar ettikleri, otopsinin yapıldığı yere gelerek bekledikleri, bekleme

sırasında "şehit namırın

(şehitler ölmez)" şeklinde slogan attıkları, cenaze törenlerine

katıldıkları ve örgüt üyelerinin mezarlarını ziyaret ettikleri tespitine yer

verilmiştir. Kararda ayrıca başvurucuların, cenaze törenlerini ve mezarlık

ziyaretlerini örgütsel bir gösteriye dönüştürdükleri ve bu etkinliklerde

örgütün propagandasını yaptıkları, tüm eylemleri örgütün talimatına istinaden

gerçekleştirdikleri de belirtilmiştir.

v. Mahkeme; başvurucuların belirli periyotlarla toplantı

yapmalarını, bu toplantı öncesinde ve toplantı anında gizliliğe azami ölçüde

dikkat etmelerini de mahkûmiyete esas almıştır.

vi. Soruşturma aşamasında yapılan aramalarda ele geçirilen

örgütsel nitelikli bilgi ve belgeler ile başvurucuların sosyal medya

hesaplarından yaptıkları örgütsel nitelikli paylaşımlar da mahkûmiyet kararında

delil olarak değerlendirmeye alınmıştır.

vii. Mahkeme; başvurucuların örgütsel nitelikteki gösterileri

organize ettiklerini ve/veya bu gösterilere katıldıklarını, örgütsel nitelikte

olan ve şiddeti çağrıştıran sloganlar atıp pankartlar taşıdıklarını, ayrıca

örgütsel nitelikteki yayınları, internet sitelerini, televizyon kanallarını

takip ettiklerini ileri sürmüştür. Mahkeme ayrıca başvurucuların örgütsel

nitelikteki yayınların satımını ve dağıtımını yaptıklarını, bu faaliyetten elde

edilen gelirlerin bir kısmını örgüte aktardıklarını, yayınların temin

edilmesini ve öğrenci yurtlarına gizlice sokulmasını sağladıklarını ifade

etmiştir.

viii. Mahkeme; başvurucuların terör örgütünün talimatı üzerine

öğrenci olayları başlattıkları, Üniversitede eğitim gören veya yurtlarda kalan

öğrenciler üzerinde örgütün korkutucu gücünü kullanarak baskı oluşturdukları

hususlarını da delil olarak değerlendirmeye almıştır.

ix. Mahkemeye göre başvurucular, bazı kişileri ikna ederek PKK

terör örgütünün silahlı faaliyetlerine katılmasını sağlamışlar hatta

başvuruculardan Ozan Kıran, Fırat Bulut ve Elif Mutlu da PKK terör örgütünün

silahlı faaliyetlerine katılmaya karar vermişlerdir.

x. İletişim kayıtlarından yola çıkan Mahkeme, kolluk güçlerince

gerçekleştirilen asayiş faaliyetlerini başvurucuların birbirlerine haber

verdiklerini ve sürekli irtibat hâlinde olduklarını belirtmiş; başvuruculardan

bazılarının silahlı faaliyette bulunan örgüt üyeleri hakkında "bizimkiler" diye bahsettiğini ifade

etmiştir.

9. Temyiz üzerine mahkûmiyet kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından

26/3/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucular, nihai karardan 21/6/2014

tarihinde haberdar olduklarını belirtmişler; 14/7/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

10. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)

başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

11. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Başvurucular; yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek adil

yargılanma hakkı bağlamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

13. Bireysel başvuru sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

14. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Komisyon)

tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

15. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve

ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 27-36).

16. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Bağımsız ve Tarafsız

Bir Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucular; tabii hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş,

özel yetkili bir mahkemede yargılandıklarını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

19. Anayasa Mahkemesi Hikmet

Kopar ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, § 109, 110,

114) kararında benzer nitelikteki şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mevcut başvuruda, bahsi

geçen karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İfade ve Örgütlenme

Özgürlüğü ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular; Demokratik Toplum Partisinin (DTP) ve DÖDER'in yasalara aykırı faaliyette bulunan birer

örgütlenme olarak gösterildiğini, delil olarak değerlendirilen tüm hususların

şiddet ya da cebir içermediğini, tamamen ifade özgürlüğü kapsamında kalan

eylemler olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca verilen mahkûmiyet

kararı nedeniyle eğitimlerini devam ettiremediklerini belirtmişler ve bu nedenlerle

ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

22. Katıldıkları veya organize ettikleri toplantılar ile bu

toplantılarda yapılan bazı düşünce açıklamalarının, bazı yayınları

bulundurmanın veya birtakım sosyal medya paylaşımlarının ve bir örgütlenme

içinde faaliyetlerde bulunmanın terör örgütüne üye olmak suçundan verilen

mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılması başvurucuların ifade ve

örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde

caydırıcı etki doğurabilir. Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 26. 33. ve

34. maddelerinde koruma altına alınan haklarına müdahalede bulunulduğu kabul

edilmelidir (Metin Birdal, § 48).

23. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 26., 33. ve 34.

maddesinde yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları

kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin

Birdal, §§ 52, 53). Bu

nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

24. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir

(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

25. Terör örgütüne üye olmak suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

26. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucular hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak

suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli

olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı

dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117,

19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ,

§ 65). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas

alınabileceği meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının

dışındadır (Türk ceza hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için

bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

27. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması; bireylerin sahip olduğu

fikirlerin, bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin,

davranışlarının anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin

de değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye

olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin

anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı

durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir

baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

28. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

29. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmasının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını

göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki

denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı

karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilip gösterilemediği ile

sınırlı olacaktır(Metin Birdal, §

72).

30. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda

başvurucuların toplantı, örgütlenme ve ifade özgürlüklerine yapılan

müdahalelerin gerçekten toplumsal bir

ihtiyaca cevap verip vermediği sorusuna yanıt bulacaktır.

31. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi; süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti

ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucuların PKK terör örgütünün

üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucular tarafından

sunulan bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucuların mahkûm

edilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir

bütün olarak ve dikkatle incelemiştir.

32. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin

başvurucuları suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret

olduğu ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk

derece mahkemesi; diğer bazı deliller yanında terör örgütünün propagandasına

dönüştürülen gösterileri organize etmelerini ve/veya gösterilere katılmış

olmalarını, terör örgütünün gençlik yapılanması olduğu kabul edilen YDGM'nin Malatya yapılanması içinde yer almalarını,

örgütsel faaliyetlerde araç olarak kullanıldığı kabul edilen DÖDER adı altında

birtakım faaliyetlerde bulunmalarını, örgütsel nitelikteki yayınları

bulundurmalarını ve sosyal medya üzerinden örgütsel paylaşım yapmalarını

başvurucuların örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren

deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin

Birdal, § 76).

33. İlk derece mahkemesi; başvurucuların söz konusu toplantı ve

gösterileri organize etmek veya katılmak biçimindeki rollerinin, YDGM

yapılanması içinde yer almalarının ve diğer davranışlarının onların PKK terör

örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi istekleriyle ve bilerek dâhil

olduklarına dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici

biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda ilk derece mahkemesi, başvurucuların

şikâyete konu eylemlerinin delil olarak kullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile göstermiştir.

34. Sonuç olarak başvurucuların ifade ve örgütlenme özgürlüğü

ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların ifade ve örgütlenme

özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine

dair başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

C. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucular İdris Bingöl, Veysel Bağçıvancı,

Abuzer Kaplan, Süphan Oruçlu ve Fırat Bulut; kuvvetli

suç şüphesi olmadan haklarında tutuklama tedbirine başvurulduğunu, somut olay

bakımından delillerin karartılması ihtimalinin de bulunmadığını, tutuklama

kararında ve tutukluğun devamına dair kararlarda adli kontrol tedbirinin neden

yetersiz kalacağının açıklanmadığını ve matbu gerekçelerle tutukluluğunun uzun

süre devam ettirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

38. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla ilgili

şikâyetleri içeren bireysel başvurunun hükümle birlikte verilen tutukluluğun

devamı kararı sonrasında yapılması hâlinde tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmemiş ise kararın verildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren, itiraz

edilmiş ise itiraz merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz

gün içinde yapılması gerekmektedir (Fırat İşgören, B. No: 2014/6425, 17/11/2016, § 34).

39. Somut olayda tutuklu başvurucular, ilk derece mahkemesince

20/9/2012 tarihindeki hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına

itiraz ettiklerine yönelik bir bilgi ve/veya belge sunmamışlardır. Bu nedenlerle

başvurunun ilk derece mahkemesinin nihai kararı tefhim ettiği 20/9/2012

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Buna göre

14/7/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna

varılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle kararın öğrenilmesinden itibaren otuz

gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Özel Hayata Saygı

Hakkının ve Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvurucular; haklı hukuki gerekçeler ortaya konulmadan özel

hayatlarına iletişimin tespiti ve teknik takip yoluyla müdahalede bulunulduğunu

ve bu tedbirlerin uzun süre devam ettirildiğini belirterek özel hayata saygı

hakkının ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

42. Somut olayda başvurucular, bu başlık altındaki iddialarını

soyut bir şekilde ileri sürmüşler; başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri

sunarak olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlama ve dayanılan Anayasa hükmünün

kendilerine göre ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını ortaya koyma

yükümlülüğünü yerine getirmemişlerdir (Sabah

Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim

Şirketi [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19). Başvurucular, ne

iletişimin tespiti kararları ile teknik takip kararlarının haksızlığı hususunda

bir değerlendirmede bulunmuşlar ne de gösterildiğini belirttikleri gerekçelerin

haksızlığı hususunda bir açıklama yapmışlardır.

43. Açıklanan gerekçelerle bu bölümdeki iddiaların

temellendirilememiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi

dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılama yapılmaması

dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. İfade ve örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Özel hayata saygı hakkının ve haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucu

:

1. Abuzer KAPLAN

2. Elif MUTLU

3. Fırat BULUT

4. İdris BİNGÖL

5. Ozan KIRAN

6. Süphan

ORUÇLU

7. Veysi BAĞÇIVANCI Vekili : Av. Hasan DOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/11953, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. İfade ve Örgütlenme
  10. C. Kişi Hürriyeti ve
  11. D. Özel Hayata Saygı
  12. A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Oruçlu
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/11953
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/10395)
  • Selim Akel Başvurusu (B. No: 2016/1330)
  • Ali Soylu Başvurusu (B. No: 2014/10602)
  • Savaş Kılıç Başvurusu (B. No: 2016/5583)
  • Yılmaz Benzer Başvurusu (B. No: 2017/40336)
  • Muhsin Hükümdar Başvurusu (B. No: 2016/15853)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.