İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adalet Ekinci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19112)

1. Başvuru; kasten öldürme olayı hakkında etkili bir ceza

Başvuru No2015/19112Tarih29 Mayıs 2019Okuma17 dk · 3.488 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Adalet Ekinci Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
29 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/19112
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.488 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kasten öldürme olayı hakkında etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının, kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmesi nedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Vefat eden K.E., başvuruculardan Adalet Ekinci'nin eşi, Mesut

Salim, Deniz ve Eylül Ekinci'nin babası, Mehmet ve Mustafa Ekinci'nin ise

kardeşidir.

6. Başvuru formu ve eklerine göre ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucuların yakını olay tarihinde avukat olarak görev

yapmakta olup 7/4/1994 günü saat 18.30 sıralarında F.İ. isimli şahısla park

hâlindeki bir arabada bulundukları sırada -tanık beyanlarında da belirtildiği

üzere- içinde yüzleri kapalı birden fazla kişinin bulunduğu beyaz renkli R.T.

marka aracın içindeki şahıslarca Kalaşnikof marka

tüfeklerle araçlarının taranması sonucu vefat etmiştir.

8. Viranşehir İlçe Emniyet Müdürlüğünce (İlçe Emniyet Müdürlüğü)

düzenlenen 7/4/1994 tarihli Olay Yeri Tespit Tutanağı'na

göre başvurucuların yakını olay yerinde, F.İ. ise hastaneye götürüldüğü sırada

vefat etmiştir. Olay sırasında ayrıca olay yerinden geçmekte olan İ.K. ve

İ.H.G. isimli şahıslar da yaralanmıştır. Maktullerin bulunduğu aracın camları

parçalanmış; aracın sol arka kapısına üç, ön kapısına üç ve kapı direğine bir

adet mermi isabet etmiştir. Sağ ön kapıda ve sağ arka kapıda üç olmak üzere

altı çıkış deliği bulunmaktadır. Tutanağa göre olay yerinde yirmi bir adet boş Kalaşnikof marka tüfek kovanı ele geçirilmiştir. Olay

yerinin basit krokisi çizilmiştir.

9. Olayın haber verildiği Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Cumhuriyet Başsavcılığı) derhâl ve resen soruşturma başlatılmıştır.

10. Cumhuriyet Başsavcılığınca 7/4/1994 günü ölü muayenesi

işlemi gerçekleştirilmiş, otopsi yapılmasına gerek görülmemiştir. Ölü muayenesi

sonucu düzenlenen rapora göre müteveffa silah yaralanması sonucu oluşan beyin

ve soluk borusu harabiyeti sonucu ölmüştür.

11. Tanık İ.H.G. 8/4/1994 tarihli kolluk beyanında; olay günü

saat 18.30 sıralarında yürümekteyken beyaz renkli, R.T. marka araçtaki üç dört

kişinin bir başka araçtaki şahıslara ateş etmeye başladığını, kendisinin de

yaralanmasına sebep olan bu şahıslardan şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Tanık

İ.K. Cumhuriyet savcısı huzurundaki 6/5/1994 tarihli beyanında, tanık A.K. ise

7/4/1994 tarihli kolluk beyanında benzer anlatımlarda bulunmuştur.

12. Başvurucu Adalet Ekinci; Cumhuriyet savcısı huzurundaki 11/5/1994

tarihli beyanında eşinin kimseyle bir husumeti olamadığını, şüphelendiği bir

durum bulunmadığını, eşinin neden öldürüldüğünü bilmediğini, kimliği belirsiz

faillerden şikâyetçi olduğunu bildirmiştir. Başvurucu Mehmet Ekinci de

Cumhuriyet savcısı huzurundaki 3/5/1994 tarihli beyanında benzer ifadelerde

bulunmuştur.

13. Cumhuriyet Başsavcılığı 20/4/1994 günü müteveffa içindeyken

taranan aracı inceleyerek bu konuda İnceleme Tutanağı düzenlemiştir.

14. İlçe Emniyet Müdürlüğünün 15/4/1994 tarihli yazısı üzerine

olay yerinden elde edilen yirmi bir adet boş kovanı inceleyen Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü (Kriminal

Laboratuvar) düzenlediği 5/5/1994 tarihli ekpertiz

raporunda, iki ayrı silahtan atıldığı tespit edilen inceleme konusu kovanların

faili meçhul olaylar arşivi sırasına kaydedilerek geçici olarak alıkonulduğunu

belirtmiştir.

15. İlçe Emniyet Müdürlüğü 18/4/1994 tarihinde düzenlediği

fezleke ile soruşturma evrakını Cumhuriyet Başsavcılığına iletmiştir.

16. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9/5/1994

tarihli yazı ile olay hakkında yürütülen soruşturma dosyası tetkik edilmek

üzere Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiş; 17/5/1994 tarihli yazı ile

soruşturmanın etkin biçimde yürütülmesi, en küçük delilin dahi değerlendirilmesi

şeklinde belirtmelerde bulunularak tetkik edilen dosya Cumhuriyet

Başsavcılığına iade edilmiştir.

17. Cumhuriyet Başsavcılığının 3/5/1994 tarihli yazısına

istinaden İlçe Emniyet Müdürlüğünce plakası 63 HE ile başlayan, 86 ile biten

tüm araçların listesi 4/5/1994 Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir.

18. Başvurucu Mehmet Ekinci Cumhuriyet savcısı huzurundaki

13/6/1994 tarihli beyanında; olayda kullanılan beyaz R.T. markalı aracın

plakasının 63... 48 olabileceği yönünde duyumlar alması üzerine bunu

ilettiğini, bu plakalı aracın sahibi olarak tespit edilen M.Y. isimli şahsı

tanımadığını belirtmiştir.

19. Cumhuriyet Başsavcılığı Suruç Cumhuriyet Başsavcılığına

yazdığı 7/7/1994 ve 19/9/1994, 9/2/1995, 15/8/1995 tarihli talimatlar ile 63...

48 plakalı aracın sahibi olan M.Y.nin olayla ilgili

olarak ifadesinin alınması talep edilmiştir. Anılan şahsın adres tespiti mümkün

olamamıştır.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı İlçe Emniyet Müdürlüğünden 17/6/1994

tarihli müzekkereyle 63...48 ve 63...86 plakalı araçların olay günü nerede

oldukları ve kimler adına kayıtlı olduklarının tespit edilmesi, olayın çok

yönlü araştırılarak faillerin tespitine çalışılmasını talep etmiştir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığı, Adana Cumhuriyet Başsavcılığına

yazdığı 8/11/1994 tarihli talimat ile 63...48 plakalı aracın sahibi olan ve

pamuk işçiliği yaptığı tespit edilen M.Y.nin olayla

ilgili olarak ifadesinin alınmasını talep etmiştir.

22. Tanık A.K.nın Cumhuriyet

Başsavcılığında 23/5/1995 günü beyanı alınmış, A.K. kolluk beyanlarındakine

benzer anlatımlarda bulunmuştur.

23. Cumhuriyet Başsavcılığı, Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığına

yazdığı 3/4/1996 tarihli talimat ile 63...48 plakalı aracın sahibi olan M.Y.nin olayla ilgili olarak ifadesinin alınmasını talep

etmiştir.

24. Cumhuriyet Başsavcılığının 17/2/1998 tarihli yazısına

istinaden İlçe Emniyet Müdürlüğünce olayın faillerinin araştırılmasına devam

edildiği bildirilmiştir.

25. Sonrasında dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden

3/10/2007 ile 15/1/2009 tarihleri arasında Cumhuriyet Başsavcılığı ile İlçe

Emniyet Müdürlüğü arasında faillerin tespiti çalışmalarına devam edildiği

yönündeki mutat yazışmalar dışında bir işlem yapılmadığı görülmüştür.

26. Başvurucular 22/1/2009 tarihinde vekilleri aracılığıyla soruşturma

evrakının bir fotokopisini almışlardır.

27. Sonrasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga

250. madde ile görevli) 16/3/2009 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığına,

sayfanın sonunda "emekli polis

memuru" yazan, imzasız, el yazısıyla yazılmış bir mektup

iletilmiştir. Mektupta ihbarcının, dönemin Viranşehir tabur komutanı olan A.D.

tarafından bir örgüt kurulduğunu, hem silahlı terör örgütü hem de devlet

yanlısı görünen bazı şahısların -isim sayılmıştır- bu örgüt tarafından öldürüldüğüne

şahit olduğunu, can güvenliği olmadığından bugüne kadar sustuğunu fakat artık

yazmaya karar verdiğini belirttiği ve başvurucuların yakınını da öldürülen

şahısların arasında saydığı anlaşılmıştır.

28. Başvurucular vekili tarafından 27/4/2009 havale tarihli

dilekçeyle soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunulmuştur. Dilekçede bu

tarihe kadar etkin bir soruşturma yürütülmediği, zamanaşımının 7/4/2014

tarihinde dolacağı, soruşturmanın ivedilikle yürütülmesi gerektiği ifade

edildikten sonra olay tarihi ve öncesinde yörede birçok faili meçhul cinayet

gerçekleştirildiği, var olduğu iddia edilen Jandarma İstihbarat Terörle

Mücadelenin (JİTEM) bu cinayetlerle ilgisi olduğu, müştekilerin olay tarihinde

Viranşehir tabur komutanı ve Ergenekon yargılamasında sanık olan Albay A.D.den şikâyetçi oldukları, bu kişinin yargılandığı dava

sırasında JİTEM'i kurduğunu beyan ettiği

belirtilmiştir. Ayrıca A.D.nin başvurucuların

yakınlarının öldürülmesi olayına dair ifadesinin alınması, şahsın yargılandığı

davadaki bilgi ve belgelerin incelenmek üzere istenmesi, yakınlarının

öldürülmesine ilişkin olarak JİTEM itirafçısı olan ve hâlen yurtdışında yaşayan

A.A.nın beyanının alınması ve JİTEM teşkilatının

olayla ilgisinin araştırılması talep edilmiştir.

29. Cumhuriyet Başsavcılığı imzasız mektup ile başvurucular

vekilinin 27/4/2009 havale tarihli dilekçesi üzerine dosyayı 5/5/2009 tarihli

fezlekeyle olayın örgüt tarafından işlenmiş olabileceği gerekçesiyle Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga 250. madde ile görevli) göndermiştir.

30. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK mülga 250. madde ile

görevli) 30/5/2011 tarihli görevsizlik kararı ile dosyayı Cumhuriyet

Başsavcılığına iade etmiştir. Görevsizlik gerekçesi "ihbar mektubunun somut delillere dayanmadığı, araç sahibi olarak

tespit edilen M.T.nin ifadesinin alınması, ayrıca

başvurucular vekilinin dilekçesinde talep ettiği hususlardan gerekli

görülenlerin de araştırılmasından sonra eylemin örgüt kapsamında işlendiği

konusunda yeterli şüpheyi oluşturacak delil elde edilmesi halinde dosyanın

görevsizlik kararıyla gönderilmesi" şeklindedir.

31. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16/6/2011 tarihli yazı

ile 63...48 plakalı aracın 1993-1995 yılları arasında kimin üzerine kayıtlı

olduğunun bildirilmesi talebi üzerine İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından

24/6/2011 tarihinde söz konusu araç Suruç Trafik Tescil ve Denetleme Büro

Amirliğinde kayıtlı görüldüğünden söz konusu bilgilerin anılan Kurumdan

istenmesi gerektiği bildirilmiştir.

32. Bu defa aynı bilgiler Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

15/9/2011 tarihli yazı ile Suruç Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiştir.

Verilen 29/9/2011 tarihli cevapta bahse konu aracın İ.A., M.Y., İ.S.D. arasında

el değiştirdiği bilgisi iletilmiştir.

33. Cumhuriyet Başsavcılığının 17/6/2011 tarihli talebi üzerine

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Viranşehir 1. Hudut Tabur Komutanlığı 23/6/2011

tarihli yazı ile Albay A.D.nin görev yaptığı iddia

edilen Tabur Komutanlığında kuvvet değişikliği olduğundan 1990 yılı öncesine

ait kayıtların Tabur arşivinde bulunmadığını, hiçbir kayda rastlanmadığını

ancak tabur komutanı makamında bulunan "Tabura

Hizmeti Geçenler" panosunda emekli Albay A.D.nin

J. Öyzb. rütbesiyle 24/7/1981-20/7/1983 tarihleri

arasında tabur komutanı olarak görev yaptığını gösteren fotoğrafın bulunduğunu

bildirmiştir.

34. Cumhuriyet Başsavcılığı, Suruç Cumhuriyet Başsavcılığından

23/3/2012 tarihinde aracın sahipleri olarak tespit edilen İ.A., M.Y., İ.S.D.nin şüpheli olarak ifadelerinin alınmasını talep

etmiştir. Bu talebe dair düzenlenen 28/5/2012 tarihli tutanakla şahısların

adreslerinin tüm tespitlere rağmen bulunamadığı bildirilmiştir.

35. Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/7/2012 ve 25/9/2012 tarihli

müzekkerelerle Genel Kurmay Başkanlığından başvurucuların yakınlarının

öldürüldüğü 7/4/1994 tarihinde Albay A.D.nin

Viranşehir 20. Zırhlı Tugay 3. Hudut Alayında görevli olup olmadığı

sorulmuştur.

36. Genel Kurmay Başkanlığı 16/8/2012 tarihli "gizli" kayıtlı yazıyla, A.D.nin anılan Tabur Komutanlığında komutan vekili olarak

görev yaptığı tarihleri Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir.

37. Başvurucular vekili 18/9/2012 tarihinde, önceden verilen

27/4/2009 havale tarihli dilekçenin aynısını yeniden Cumhuriyet Başsavcılığına

sunarak (bkz. § 28) soruşturmanın genişletilmesi talebini yinelemiştir.

38. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/10/2013 tarihinde olay hakkında

daimî arama kararı vermiştir.

39. Cumhuriyet Başsavcılığı 2/6/2014 tarihinde ise kasten

öldürme suçu için suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve kim olduğu

tespit edilemeyen şüpheli/şüphelilerin lehine olan 1/3/1926 tarihli ve 765

sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen yirmi yıllık dava zamanaşımı

süresinin 7/4/2014 tarihinde dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar vermiştir.

40. Başvuruculardan Mehmet Ekinci 14/1/2014 tarihinde vekili

aracılığıyla etkili soruşturma yürütülmediğini yineleyerek her iki

soruşturmanın genişletilmesi talepli dilekçesinde belirttiği iddialarla

kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir.

41. İtiraz, Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/2/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

42. Bu karar başvurucular vekiline 27/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucular 4/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

43. Konuyla ilgili ulusal hukuk, Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar (B. No: 2014/16344,

22/3/2018, §§ 29-36) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

B. Uluslararası Hukuk

44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Çadıroğlu/Türkiye (B. No:15762/10, 3/9/2013, §§ 30, 36) başvurusunda,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 2. maddesi uyarınca yaşam

hakkının güvence altına alınması yükümlülüğünün -devletin 1. madde uyarınca “Sözleşme’de düzenlenen hak

ve özgürlükleri kendi egemenlik alanı içinde bulunan herkes için güvence altına

almak” görevi ile birlikte düşünüldüğünde- bir kimsenin şüpheli

koşullar altında hayatını kaybetmesi durumunda etkili bir resmî soruşturma yapılmasını

zımnen gerektirdiğine, ölenin ailesinin veya başkalarının yetkili soruşturma

merciine resmî olarak şikâyette bulunup bulunmadığı hususunda da bu konuda

belirleyici olmadığına işaret ederek ceza yargılamasına katılmayan kişiler

yönünden iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin hükûmet itirazını

reddetmiştir.

45. AİHM Sultan Dölek ve

diğerleri/Türkiye (B. No:34902/10, 28/4/2015, §§ 43-45) başvurusunda

ise ulusal makamların şüpheli ölümlere ilişkin resen soruşturma başlatma

yükümlülüklerine değinerek başvuruculardan yalnızca birinin kovuşturmaya yer

olmadığına dair verilen kararlara itiraz etmesini mevcut iç hukuk yollarının

tüketilmesi için yeterli bulmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

46. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1- Başvurucuların İddiaları

47. Başvurucular, olayın var olduğunu iddia ettikleri JİTEM

bağlantısına işaret etmesine karşın bu yönde araştırma yapılmamasından ve

soruşturmanın çok uzun sürmesi nedeniyle zamanaşımına uğramasından şikâyet

ederek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

48. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

49. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

50. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular ölenin eşi, çocukları ve

kardeşleridir. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti yönünden bir eksiklik

bulunmamaktadır.

51. Diğer yandan başvurucuların hepsi başvuruya konu

soruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmemişse

de başvurucu Mehmet Ekinci anılan karara itiraz etmiştir (bkz. § 40) Bu nedenle

başvuruda başvuru yollarının tüketilmesi yönünden herhangi bir eksiklik

bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Hadra Akgül ve diğerleri, B. No: 2014/867, 24/3/2016, §§ 39-42).

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

53. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

54. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgili

soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak

surette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması

şartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,

bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun

olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

55. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde

anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir

(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,

11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucular, etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren

süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların

etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her

başvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B.

No: 2014/15732, 24/1/2018, § 87; Sultani Acar, § 84).

56. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun

farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88;

Sultani Acar, § 85).

57. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun

zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve

pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam

hakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya

karar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip

tazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile

sorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve

gerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için

yeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin

önlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;

Sultani Acar, § 86).

58. Somut olayda olayla ilgili aynı gün resen soruşturma

başlatılmış, olay yeri kolluk görevlilerince incelenmiş, olay yerinin basit

krokisi çizilmiş ve olay yerinde bulunan boş kovanlara dair ekspertiz raporu

vakit geçirmeksizin temin edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca ölü muayenesi

işlemi gerçekleştirilmiş ve başvurucunun yakınlarının içinde vefat ettiği

arabada incelemeler yapılmıştır.

59. Sonraki süreçte Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından faillerin

tespiti amacıyla silahla tarama olayında kullanılan beyaz renkli, R.T. marka

arabanın plakasının ve araç sahibinin tespitine, sonrasında da araç sahibinin

şüpheli olarak ifadesinin alınması için adresinin tespitine yönelik olarak

3/5/1994 ile 23/3/2012 tarihleri arasında muhtelif yazışmalar yapılmış fakat

bir sonuca ulaşılamamıştır.

60. Sonrasında 5/5/2009 tarihli görevsizlik kararına kadar (bkz.

§ 29) olayın faillerinin belirlenebilmesini ve dolayısıyla soruşturmanın

etkililiğini sağlayabilecek nitelikte bir soruşturma işlemi Cumhuriyet

Başsavcılığınca yapılmamış; yalnızca faillerin tespitine çalışılması yönünde

kolluk güçlerine müzekkereler yazılması ve faillerin aranmasına devam edildiği

yönünde kolluk görevlilerini düzenli olmayan aralıklarla düzenlediği matbu

tutanakların soruşturma dosyasına konulmasıyla yetinilmiştir(bkz. § 25).

61. 22/1/2009 tarihinde soruşturma evrakının fotokopisini alan

başvurucular vekili Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 27/4/2009 havale tarihli

dilekçesinde soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünü iddia edip zamanaşımının

dolacağını belirterek -somut bir veri ortaya koymadan- olayın faillerinin

müştekilerin var olduğunu iddia ettiği JİITEM teşkilatının mensupları olduğunu

ileri sürmüştür (bkz. § 28). Başvurucular vekili, söz konusu dilekçeyle JİTEM'in olayın geçtiği bölgedeki sorumlusu olduğunu iddia

ettiği bir albayın ve eski bir itirafçının beyanlarının da alınması yönünde

birtakım taleplerde bulunmuştur. O hâlde soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünün

farkında olduklarını açıkça ifade etmeleri nedeniyle bireysel başvuru yapmak

için soruşturmanın sonuçlanmasını beklemeleri gerekmeyen başvurucuların

4/12/2015 tarihinde yaptıkları başvurunun süresinde olup olmadığının tespit

edilebilmesi için öncelikle 27/4/2009 tarihinden sonra soruşturmanın

ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbirin alınıp alınmadığının ve soruşturmada

ilerleme sağlanacağına dair umut verici gelişmelerin ve gerçekçi varsayımların

bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir.

62. Başvurucular vekili 27/4/2009 tarihli dilekçe ile birtakım

taleplerde bulunsa da talep konusu hususların ölüm olayını çevreleyen

koşulların ve faillerin tespitine imkân verecek nitelikte olmadığı

değerlendirilmiştir. Söz konusu dilekçede bahsi geçen albayın başvurucuların

yakınının öldürülmesine nasıl bir etkisi olduğuna ve başvurucuların

yakınlarının ölüm olayının nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirildiğine dair

somut bir bilgi bulunmamaktadır. Nitekim Cumhuriyet Başsavcılığınca da bahsi

geçen albayın olay tarihindeki görev yeri ve unvanının tespit edilmeye

çalışılması dışında soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir işlem de

yapılmamıştır.

63. Aynı durum Cumhuriyet Başsavcılığına iletilen isimsiz mektup

için de geçerlidir. Bahse konu mektubun kim tarafından gönderildiğinin tespiti

mümkün olmadığı gibi mektup başvurucuların yakınının öldürülmesi olayının nasıl

ve kimler tarafından gerçekleştirildiğine dair somut bir bilgi de

içermemektedir. Nitekim Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da (CMK mülga 250.

madde ile görevli)ihbar mektubunun somut delillere dayanmadığı gerekçesiyle

soruşturma dosyasını Cumhuriyet Başsavcılığına iade etmiştir (bkz. § 30)

64. Bu nedenlerle başvurucu vekilinin soruşturmanın etkisiz

yürütüldüğünü açıkça belirttiği 22/1/2009 tarihli dilekçesinden ve özellikle

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden

sonra başvurucuların etkisiz bir biçimde yürütülen soruşturmanın artık etkili

yürütüleceğine, soruşturmada ilerleme sağlanacağına veya soruşturmanın

ilerlemesini sağlayıcı tedbirlerin alınacağına dair haklı bir beklenti içine

girmelerini gerektirecek herhangi bir umut verici gelişme yaşanmadığı,

soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbir alınmadığı

değerlendirilmiştir.

65. Diğer yandan başvurucular vekili tarafından bir önceki

dilekçenin aynısı olan 18/9/2012 tarihli dilekçenin (bkz. § 37) dava zamanaşımı

süresinin dolmasına 1 yıl 6 ay gibi bir süre kala Cumhuriyet Başsavcılığına

iletilmesinin başvuru süresini canlandırılmaya yönelik olduğu kanaatine

varılmıştır. Bunun yanı sıra başvurucular tarafından söz konusu dilekçenin

sunulması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından herhangi bir işlem

yapılmayıp 7/10/2013 tarihinde olayla ilgili olarak daimî arama kararı

verilmiştir.

66. Bireysel başvurulardaki meselelerin çözüme kavuşturulması

bakımından zaman (süre) çok önemli ise de başvurucuların iddialarını -usulünce

ve adil bir şekilde çözüme bağlanabilmesini sağlayabilmek için- gerekli süratle

Anayasa Mahkemesi huzurunda dile getirilmesini sağlama ödevi bulunduğunu da

belirtmek gerekir. Bu durum bilhassa temel haklar kapsamında belirli olayların soruşturulmasına yönelik herhangi

bir yükümlülükle ilgili şikâyetler bakımından söz konusudur. Çünkü

zaman ilerledikçe maddi deliller kaybolduğundan, görgü tanıklarının olayı

hatırlamaları güçleştiğinden ya da mümkün olmadığından aradan geçen zamanın

sadece devletin soruşturma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirmesi üzerinde

değil aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin kendi

incelemesinin anlamı ve sonuçları üzerinde de olumsuz bir etkisi olmaktadır. Bu

nedenle bir olayda etkili soruşturma yürütülmeyeceği açık hâle gelince, başka

bir deyişle devletin söz konusu yükümlülüğünü yerine getirmediği bariz olunca

başvurucunun bireysel başvuruda bulunmak için derhâl harekete geçmesi

gerekmektedir (Özeyir Kocakaya, B.

No: 2014/1457, 14/11/2018, § 67).

67. Şikâyetini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın

etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektiği yönünde herhangi

bir iddiası bulunmayan başvurucular tarafından etkisiz olduğu çok uzun bir

zamandır açık olan soruşturmanın sonuçlanmasının beklenmesinin gerekmediğini ve

bireysel başvuruların kabul edilmeye başlandığı 23/9/2012 tarihinden sonra

başvuru yapma imkânının bulunduğunu dikkate alan Anayasa Mahkemesi, zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihten makul kabul edilemeyecek bir süre

sonra yapılan başvurunun süresinde yapılmış olarak değerlendirilemeyeceği

sonucuna ulaşmıştır.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Hükmün Denetlenmesini

Talep Etme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

69. Başvurucular soruşturma sonucunda kamu davası açılmayarak

kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmemesi nedeniyle dosyayı bir üst derece

mahkemeye götürme haklarından yoksun kaldıklarını belirterek hükmün

denetlenmesini talep etme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

70. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir.

71. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetiminde verdiği 27/12/2018

tarihli ve E.2018/71, K.2018/118 sayılı kararıyla hükmün denetlenmesini talep etme hakkının Anayasa'nın 36.

maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ile güvence altına alındığına

hükmetmiştir.

72. Anılan kararda, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) ülkemizin de taraf olduğu ek 7 No.lu Protokol’ünün 2. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının birinci cümlesiyle ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet ve

cezaların denetlenmesini talep etme hakkının güvenceye bağlandığı ve yine

ülkemizin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14.

maddesinin (5) numaralı fıkrasında da “Bir

suçtan hüküm giyen herkes, mahkumiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha

yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır”

biçiminde benzer bir kurala yer verildiği hatırlatılmıştır.

73. Suç isnadına bağlı yargılamalarda mahkumiyet veya ceza

hükmünün denetlenmesi sadece aleyhine hüküm verilen kişi tarafından talep

edilebilmekte olup -mağdur, katılan veya suçtan zarar gören gibi- suç isnadı

altında bulunmayan kişilerin hükmün denetlenmesini talep etme hakkı

bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle suç isnadına bağlı yargılamalarda mağdur,

katılan ve suçtan zarar gören kişiler hükmün denetlenmesini talep etme hakkının

süjesi değillerdir.

74. Somut olayda başvurucular suç isnadı altında bulunan kişi

statüsünde olmadıklarından hükmün denetlenmesini talep etme hakkının kapsamına

girmemektedir. Bu sebeple başvurucuların, hükmün denetlenmesini talep etme

hakkına yönelik ihlal iddialarının incelenmesi Anayasa Mahkemesinin konu

bakımından yetkisi dışında bulunmaktadır.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Tuğçe TAKCI Başvurucular : 1. Adalet EKİNCİ : 2. Deniz EKİNCİ : 3. Eylül EKİNCİ : 4. Mehmet EKİNCİ : 5. Mesut Salim EKİNCİ : 6. Mustafa EKİNCİ Vekili : Av. Ahmet DAĞDEVİREN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19112, 29 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. J. Öyzb. rütbesiyle 24/7/1981-20/7/1983 tarihleri
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. A. Ulusal Hukuk
  9. B. Uluslararası Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  12. B. Hükmün Denetlenmesini
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19112
Tarih
29 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Hasan Hendek Başvurusu (B. No: 2016/69748)
  • Hubyar Eğitim Vakfı Başvurusu (B. No: 2016/3644)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Mehmet Güçlü ve Ramazan Erdem Başvurusu (B. No: 2015/7942)
  • İlhan İşbilen Başvurusu (B. No: 2016/3704)
  • İrfan Yaşar Başvurusu (B. No: 2016/9185)
  • E.s.g. Başvurusu (B. No: 2017/4528)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.