İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adalet Mehtap Buluryer Başvurusu (B. No: 2017/14655)

1. Başvuru, idare mahkemesi kararı üzerine yapılan

Başvuru No2017/14655Tarih29 Ocak 2020Okuma14 dk · 2.828 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Adalet Mehtap Buluryer Başvurusu (2)

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/14655
R.G. Tarih ve Sayı
19/3/2020-31073
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.828 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, idare mahkemesi kararı üzerine yapılan

istinaf başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Fatih Belediyesinde (Belediye) memur olarak görev

yapan başvurucunun sosyal denge yardımı olarak aldığı ücretin ödenmesi

talebiyle yaptığı müracaat Belediye tarafından reddedilmiştir.

9. Başvurucu, sosyal denge tazminatının ödenmesi

istemiyle Belediye aleyhine İstanbul 12. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava

açmıştır.

10. Mahkemenin davanın reddi yönünde verdiği karar

başvurucu vekiline 19/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu, anılan karara karşı 18/11/2016 tarihinde

İstanbul Bölge İdare Mahkemesine (Bölge İdare Mahkemesi) istinaf başvurusunda

bulunmuştur.

12. Bölge İdare Mahkemesi 17/1/2017 tarihli kararlarıyla

istinaf başvurusunu reddetmiştir. Kararın gerekçesinde mahkeme kararının

başvurucu vekiline 19/10/2016 tarihinde tebliğ edildiği, kanunda belirtilen

otuz günlük sürenin geçirilmesi suretiyle 18/11/2016 tarihinde yapılan istinaf

başvurusunun süresinde olmadığı belirtilmiştir.

13. Nihai karar 2/2/2017 tarihinde başvurucu vekiline

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 6/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"İdare ve vergi mahkemelerinin

kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi,

mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın

tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir…"

16. 2577 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Süreler, tebliğ, yayın veya ilan

tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar."

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 39. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

" Gün ile belirlenen süreler,

tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar."

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 92. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Süreler gün olarak belirlenmiş ise

tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil

saatinde biter."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu; sosyal denge tazminatı ödemesi yapılmasına

ilişkin birden fazla dava açmak zorunda kaldığını, üyesi olduğu sendika

sebebiyle kendisine ödeme yapılmadığını ve ayrımcılığa uğradığını

belirtmektedir. Başvurucuya göre 2577 sayılı Kanun'un dava açma süresini

düzenleyen 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca tebliğ

gününün hesaba katılmaması ve sürelerin tebliği izleyen günden itibaren

başlatılması gerektiğinden bu şekilde yapılacak hesaplamaya göre istinaf

başvurusu süresindedir. Başvurucu yukarıda belirttiği nedenlerle adil

yargılanma, mülkiyet, örgütlenme hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir."

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özü, sosyal denge

tazminatının ödenmesi istemiyle açtığı davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi

kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun süre aşımından reddedilmesi

nedeniyle davanın esasının incelenememesidir. Bu itibarla belirtilen ihlal

iddiaları, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim

hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

25. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme

tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren

güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma

imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma

hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah,

B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

26. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında

yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

27. Somut olayda mahkeme kararına karşı yapılan istinaf

başvurusunun süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi

nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

28. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı

olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

29. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

30. Başvurucunun mahkeme kararına karşı yaptığı istinaf

başvurusunun süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Bölge İdare

Mahkemesi kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde

yapılabileceğine ilişkin 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

31. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının

ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım,

B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner, B. No: 2014/17714,

26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik

İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/12354,

9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

32. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin

zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının

mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

33. Hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması bakımından

dava açma hakkının belli bir süreyle sınırlandırılması tek başına mahkemeye

erişim hakkını ihlal etmemekte ise de öngörülen sürenin makul olması, diğer bir

ifadeyle haktan yararlanılmayı imkânsız kılacak veya aşırı derecede

zorlaştıracak kadar kısa olmaması gerekir. Dava açma süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken dava ile elde edilecek hakkın niteliği, davanın

konusu ve kişinin dava hakkının doğduğunu öğrenme imkânına sahip olup olmadığı

gibi hususlar gözönünde bulundurulmalıdır. Öngörülen sürenin dava açmak için

gerekli araştırma ve hazırlıkların yapılmasına, gerekiyorsa hukuki ve teknik

yardım alınmasına yetecek ve hakkın önemiyle orantılı bir uzunlukta olmaması

durumunda ölçüsüz olduğu söylenebilir (Yaşar Çoban [GK], B. No:

2014/6673, 25/7/2017, § 65).

34. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım, B. No:

2014/18135, 20/9/2017, § 46).

35. Öte yandan mahkemeler, dava açma süresi öngören kanun

hükümlerini yorumlarken sınırlamanın istisna olduğu ilkesini gözeterek aşırı

şekilcilikten kaçınmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayı

ayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsemelidir. Bununla birlikte mahkemelerin

sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorum kurallarının sınırlarını

zorlayarak kanunda öngörülen dava açma süresini bertaraf etmesi hukuki güvenlik

ve istikrar ilkesinin zedelenmesine neden olabilir. Bu nedenle süreye ilişkin

kanun hükümlerinin yorumunda hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi ile mahkemeye

erişim hakkı arasındaki hassas denge gözetilmelidir (Yaşar Çoban, § 67).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Somut olayda başvurucunun istinaf incelemesine konu

ettiği karar 20/9/2016 tarihli mahkeme kararıdır. Söz konusu kararın 19/10/2016

tarihinde başvurucuya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği hususunda herhangi

bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilafın itiraz başvuru süresinin başlangıcı

olarak hangi tarihin (tebliğ tarihi/tebliğ tarihini izleyen gün) kabul

edileceği noktasından kaynaklandığı görülmektedir.

37. Bölge İdare Mahkemesi, mahkeme kararının tebliğ

edildiği günü de sayarak otuz günlük itiraz süresini hesaplamıştır. Buna göre

kararın tebliğ edildiği tarih de sayıldığında 18/11/2016 tarihinde yapılan

istinaf başvurusunun otuz birinci günde yapıldığı ve süresinde olmadığı

sonucuna ulaşmıştır. Bölge İdare Mahkemesi bu uygulamasını 2577 sayılı Kanun'un

45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına dayandırmıştır. Anılan fıkrada, idare

mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresinin kararın tebliğinden itibaren

otuz gün olduğu hükme bağlanmıştır.

38. Başvurucu ise istinaf süresinin mahkeme kararının

tebliğ tarihini izleyen gün olan 20/10/2016 tarihinden başladığını ileri

sürmekte; bu iddialarını 2577 sayılı Kanun'un dava açma süresini düzenleyen 7.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer verilen, sürelerin tarihi

izleyen günden itibaren başlayacağı yönündeki kurala dayandırmaktadır. Başvurucuya

göre tebliği izleyen günden itibaren otuzuncu günde yaptığı istinaf başvurusu

süresindedir.

39. 2577 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, sürelerin "tebliğ

tarihini izleyen günden itibaren" işlemeye başlayacağı hükme

bağlanmaktadır. Benzer hükümler 5271 ve 6100 sayılı Kanunlarda da yer

almaktadır. Derece mahkemesinin tebliğ tarihinden itibaren ile tebliğ

tarihini izleyen günden itibaren ibareleri arasında bir ayrım yapması ve bu

iki kavrama farklı anlamlar yüklemesi anlaşılabilir bir durumdur. Ancak derece

mahkemeleri dava açma süresine ilişkin hukuk kurallarını yorumlarken tüm hukuk

sistemini bir bütün olarak gözönünde bulundurmak ve başvurucuların mahkemeye

erişim haklarını aşırı kısıtlayacak biçimde katı ve şekilci yorumlardan

kaçınmak durumundadır. Özellikle muğlak ve yorumu gerektiren ifadelerin

başvurucular açısından -hukuk sistemi bir bütün olarak dikkate alındığında-

öngörülemez biçimde yorumlanması başvuruculara aşırı bir külfet yüklenmesi ve

mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurabilir (Songül Akça

ve diğerleri [GK], B. No: 2015/2401, 19/7/2018, § 46).

40. Hukuk sistemimizdeki hukuk ve ceza yargılamaları ile

idari yargılamaya ilişkin temel yargılama usulü kanunlarında (2577, 5271 ve

6100 sayılı Kanunlar) yargı mercileri nezdinde gerçekleştirilecek her türlü

yargı işlemlerinde uygulanacak sürelerin hesaplanmasında tebligatın yapıldığı

tarihin dikkate alınmamasının ve sürenin tebliği izleyen günden itibaren

başlatılmasının genel bir yargılama usulü kuralı olarak benimsendiği

anlaşılmaktadır. Öte yandan her üç yargı kolundaki içtihadın ve uygulamanın da

mevzuattaki bu düzenlemeye uygun ve onunla aynı yönde yerleştiği görülmektedir

(Songül Akça ve diğerleri, § 47).

41. Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "kararın tebliğinden

itibaren" ibaresini, kararın tebliğ edildiği tarihi de kapsayacak

biçimde yorumlamasının ve bu suretle istinaf başvuru süresinin hesabında

kararın tebliğ edildiği tarihin de sayılmasının yukarıda değinilen temel

kanunlar ve bu kanunlar çerçevesinde şekillenen uygulamayla uyumlu olmadığı

açıktır. Bölge İdare Mahkemesinin söz konusu temel usul kanunlarına karşı tezat

biçimdeki bu yorumunun başvurucu açısından öngörülebilir olduğu da söylenemez.

Kuralda istinaf süresinin hesabında mahkeme kararının tebliğ edildiği günün de

sayılacağı yolunda bir açıklığın bulunmadığı hususu da gözetildiğinde

başvurucunun bu hükme, temel usul kanunlarında yer verilen düzenlemedeki anlamı

yüklemesi ve işlemin tebliğ edildiği tarihin istinaf süresinin hesabında

dikkate alınmayacağı yolunda beklentiye girmiş olması başvurucu açısından

temelsiz bir yaklaşım olarak görülemez.

42. Sonuç olarak 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında yer alan "kararın tebliğinden itibaren"

ibaresinin temel usul kanunlarına ilişkin yerleşmiş uygulamalardan farklı

olarak kararın tebliğ edildiği tarihin de istinaf süresinin hesabında dikkate alınacak

şekilde yorumlanmasının -mahkeme kararının tebliğ edildiği tarihin istinaf

süresinin hesabında dikkate alınacağı yolunda açık bir hükmün bulunmadığı da

gözetildiğinde- aşırı katı ve şekilci olduğu değerlendirilmiştir. Bu durumda

istinaf süresi öngörülmesiyle amaçlanan kamusal yarar ile başvurucuların

mahkemeye erişim hakkından yararlanmasındaki bireysel menfaat arasındaki

dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve derece mahkemesinin öngörülemez yorumu

nedeniyle istinaf hakkından mahrum kalan başvurucunun mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506,

7/11/2019).

47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

48. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı

verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

49. İncelenen başvuruda istinaf başvurusunun reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

50. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge İdare Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

51. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için İstanbul Bölge İdare

Mahkemesine gönderilmek üzere İstanbul 12. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE

(Karar, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesinin 17/1/2017

tarihli ve E.2017/42, K.2017/68 sayılı kararıyla ilgilidir.)

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : Adalet Mehtap BULURYER Vekili : Av. Metin İRİZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/14655, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim
  15. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/14655
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Arif Koca ve Zübeyde Koca Başvurusu (B. No: 2015/8483)
  • Ali İmancı ve Eşref Aydın Başvurusu (B. No: 2017/15134)
  • Ruhşen Mahmutoğlu Başvurusu (B. No: 2015/22)
  • Ali Taştan Başvurusu (B. No: 2017/5809)
  • İbrahim Kaya Başvurusu (B. No: 2017/29474)
  • İbrahim Çeliktaş Başvurusu (B. No: 2016/63862)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.