İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adem Yolcu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13454)

1. Başvuru, idarenin mali sorumluluğuna ilişkin olarak açılan

Başvuru No2015/13454Tarih20 Mart 2019Okuma18 dk · 3.626 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adem Yolcu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/13454
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.626 kelime·18 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idarenin mali sorumluluğuna ilişkin olarak açılan

davada yerleşik içtihada aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 7/8/2015 ve 12/10/2015 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır.

4. 2015/13450 ve 2015/16174 numaralı bireysel başvuru dosyaları,

aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/13454 numaralı

bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olup inceleme 2015/13454 numaralı

bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucular 2010 ve 2012 yılları arasında Astsubay Meslek

Yüksek Okulu bünyesinde eğitime başlamışlardır.

10. Başvurucuların güvenlik soruşturması ve sağlık koşulları

gibi gerekçelerle Astsubay Meslek Yüksek Okulu ile ilişiği kesilmiştir.

11. Başvurucular ilişik kesme işlemine karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır. AYİM verdiği kararlarla ilişik

kesme işlemlerinin iptaline hükmetmiştir. İptal gerekçelerinde özetle

başvurucuların ilişiğinin kesilmesine neden olan rahatsızlıkların Gülhane

Askerî Tıp Akademisi Profesörler Kurulu tarafından düzenlenen rapor ile

doğrulanmadığı ve ilişik kesilmesine yeter derecede somut bilgi, belge

bulunmadığı ifade edilerek ilişik kesme işlemlerinin hukuka aykırı olduğu

sonucuna varılmıştır.

12. İptal kararı üzerine başvurucular Astsubay Meslek Yüksek

Okulu bünyesinde eğitimlerine kaldıkları yerden devam etmiş ve mezun olarak

astsubay çavuş rütbesiyle göreve başlamıştır.

13. Başvurucular göreve başlamalarının ardından hukuka

aykırılığı yargı kararıyla saptanmış işlem nedeniyle göreve geç başladıklarını

belirterek bir yıl boyunca mahrum kaldıkları maaş ve özlük haklarına ilişkin

zararın ödenmesi için Millî Savunma Bakanlığına başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurucuların bu talebi cevap verilmemek suretiyle zımnen

reddedilmiştir.

15. Başvurucular zımnen ret işlemi üzerine AYİM nezdinde iptal

ve tazminat davası açmışlardır.

16. AYİM açılan davaları reddetmiştir.Ret

gerekçelerinde öncelikle hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini hukuka

uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin bir işleminden dolayı hizmet

kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kural

olarak hukuka aykırılığın varlığının şart olduğu ifade edilmiştir. İdari

işlemin her hukuka aykırılık hâlinin hizmet kusuruna neden olmadığı; idari

işlemin sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırı olması

hâllerinde hizmet kusurunun ve hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğun

oluşacağı, öğretideki baskın görüşün de bu doğrultuda olduğu hatırlatılmıştır.

Askerî öğrencilikten çıkarılmanın ders, sağlık, disiplinsizlik, güvenlik

soruşturması gibi çeşitli sebeplere dayalı olarak gerçekleştiği ve bu

hususlarda yapılan incelemeler sonucu çıkarılma sebebinin hukuka aykırı olduğunun

anlaşıldığı durumlarda askerî öğrencilik statüsünün sona erdirilmesini sağlayan

işleme karşı açılan davaların iptal kararları ile sonuçlandığı belirtilmiştir.

Somut olayda iptal kararının hukuki etki ve sonucunun başvurucuların eğitimine

döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunun altı çizilmiştir. Başvurucuların

talebi kabul edilerek bir yıllık astsubay çavuş rütbesine denk gelen maaşın

ödenmesi kabul edilse bile nasıp düzeltilmesi yapılmaksızın bu talebin

karşılanmasının müteakip rütbelerde geç terfiye dayanılarak

yeni taleplerin ve davaların oluşmasını engellemeyeceği ifade edilmiştir.

Nihayetinde başvurucuların geç atanmasına bağlı olarak talep ettiği tazminatın

karşılanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılarak ret gerekçesi

oluşturulmuştur.

17. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemlerinin de

reddedilmesinin ardından süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun "İdari davalar ve

yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 21. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

" ... askeri hizmete ilişkin idari işlem

ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile

hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından

açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi

halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır ."

19. 1602 sayılı mülga Kanunu’nun "İptal ve tam yargı davaları" kenar

başlıklı 42. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

" İlgililer, haklarını ihlal eden bir

idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam

yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi

ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki

kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği

veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden

itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. "

2. AYİM Kararları

20. Ankara Beytepe Jandarma Okullar

Komutanlığında uzman jandarma öğrencisi iken ilişiği kesilen ve ilişik kesme

işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç atanması sonucu statü

dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zararın

ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme 24/2/2009 tarihli ve E.2009/36,

K.2009/226 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"T.C.Anayasanın

125 nci maddesinin son fıkrasına göre, idare kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Anayasada idarenin

sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu

meselenin çözümü öğretiye ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin

sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine

dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine

dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir

zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte

olması ve zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.

Davacının, hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla saptanan bir idari tasarrufla

Uzman Jandarma Okulundan çıkarıldığı ve emsallerinden daha sonra göreve

başladığı maddi bir vakıadır. İdare ajanlarının hukuka aykırı güvenlik

soruşturması sonucunu esas olarak tesis ettikleri okuldan çıkarılma işlemi,

idarenin hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak

hakkında tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden daha

sonra uzman jandarma çavuş nasbedilmek ve göreve

başlamak suretiyle statü dışında geçirdiği sürede uğradığı maddi zararının

idarece, hizmet kusuru esaslara göre giderilmesi gerektiği, bu nedenle, hukuka

aykırılığı Mahkememizce tespit edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle

emsallerinden geç mezun olan davacının, emsallerine göre mahrum kaldığı

aylıkların kendisine ödenmemesi yönündeki işleminin iptaline karar verilmesi

gerektiği sonucuna ulaşılmıştır."

21. Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken ilişiği

kesilen ve ilişik kesme işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç

atanması sonucu statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük

haklarına dair maddi zararın ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme 15/5/2013

tarihli ve E.2013/454, K.2013/589 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"İdari işlemden doğan tam yargı

davalarında da eylemden doğan tam yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazmin

sorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerine

dayanmaktadır.

Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini

hukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemden

dolayı "hizmet kusuru"na dayalı olarak

tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığın

varlığı şarttır. Ancak, bir idari işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukuk

kurallarına aykırı olması halinin, her durumda ve tek başına hizmet kusurunun

varlığını kabule yeterli olup olmadığı, diğer bir ifadeyle idari işlemlerin

iptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında tam

bir bağlılık ve ayniyet olup olmadığı hususunda öğretide bir fikir birliği

bulunmadığı görülmektedir.Ancak öğretide bu konuda

baskın görüş idari işlemlerdeki yetki, şekil unsurları ve usul bakımından

hukuka aykırılıkların, sonradan giderilebilir hukuka aykırılıklar olması

nedeniyle hizmet kusuru teşkil etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalı

sorumluluğunun bulunduğundan da söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep,

konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusuruna

sebebiyet verdiği ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun

bulunduğu yönündedir.

Davacının hukuka ve mevzuata aykırılığı AYiM 2.Dairesinin 23.03.2011 tarih ve 2011/275 Esas,

2011/404 Karar sayılı kararıyla saptanan bir idari işlemle Astsubay Meslek

Yüksek Okulundan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden geç göreve başladığı

maddi bir vakıadır. Bu nedenle tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi, idarenin

hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak hakkında

tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geç Astsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamak suretiyle statü dışında

geçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarece hizmet kusuru esaslarına

göre tazmini gerektiği, bu nedenle, hukuka aykırılığı Mahkememizce tespit

edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle emsallerinden geç mezun olan davacının,

emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların kendisine ödenmemesi yönündeki

işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine

ulaşılmıştır."

22. Mahkemenin 8/5/2013 tarihli ve E.2013/355, K.2013/568

sayılı; 8/5/2013 tarihli ve E.2012/1200, K.2013/564 sayılı; 20/3/2013 tarihli

ve E.2012/1099, K.2013/349 sayılı; 27/3/2013 tarihli ve E.2012/1100, K.2013/379

sayılı; 20/3/2013 tarihli ve E.2012/1101, K.2013/350 sayılı; 2/7/2014 tarihli

ve E.2013/1833, K.2014/1040 sayılı kararları da yukarıda alıntısı yapılan karar

(bkz. § 23) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup aynı gerekçeye sahiptir.

23. Sözleşmeli subay adaylığına son verilmesine ilişkin işlemi

yargı kararı ile iptal edilen davacının statü dışında geçirdiği sürelere

ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zarar ile işlem nedeniyle uğradığı

manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada AYİM Birinci Dairesi 18/6/2013

tarihli ve E.2013/217, K.2013/731 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Davacı hakkında tesis edilen ayırma

işlemi Dairemizin 25 Ekim 2011 gün ve E:2010/1111, K:2011/1683 sayılı kararıyla

hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla

tespit edilen bu işlem nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğu

açıktır. Ayrıca iptal kararları, geriye yürür şekilde işlemi ortadan kaldıran

ve yargılama konusu işlemin hukuk aleminde hiç doğmaması sonuçlarını doğuran

kararlardır. İptal kararıyla, dava konusu ayırma işleminin tesis anından önceki

hukuki duruma dönülür. Bu bağlamda, davacının statü dışında geçirdiği süreye

ilişkin özlük haklarının ödenmesi, iptal kararının gereklerinden olup, davalı

idareyi bu hakların ödenmesi yükümlülüğü altına sokmaktadır.

...

İdarenin bir eylemi veya işlemi sonucu elem ve

ızdırap duyulması, haysiyet ve şerefin rencide

olması, manevi değerlerin ve yaşama zevkinin azalması manevi zarar teşkil

etmektedir. Bu bağlamda günlük yaşamı etkileyecek ölçüde üzüntü ve sıkıntı duyulmasınm da tazmini gereken bir manevi zarara neden

olacağının kabulü gerekmektedir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından,hakkaniyete uygun ve kamuya açık olarak

makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkeme

içtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmakta

olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması

anlamına gelir (S.S. Balıklıçeşme

Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No:

3573/05..., 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihat

değişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan

kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya

ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).

26. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerin

korunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altını

çizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksek

mahkemeye içtihattan ayrılmayı haklılaştıran daha

sağlam gerekçeler açıklama görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e göre yüksek mahkemenin yerleşik içtihattan farklı

karar verilmesinin sebebi hakkında başvurucuya detaylı açıklama yapma

sorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, §

38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 20/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle statü

dışında geçen sürelerde uğranılan maddi zararlara ilişkin olarak AYİM nezdinde

açılan davalarda istikrarlı bir biçimde maddi tazminata hükmedildiğini,

başvuruya konu yargılama sürecinde ise yeterli bir açıklamada bulunulmadan, makul

bir gerekçe gösterilmeden içtihada aykırı karar verildiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

29.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

31. Başvuruya konu yargılama sürecinde AYİM tarafından, benzer

durumlarda verilen kararlardan (bkz. §§ 20, 23) farklı bir sonuca varıldığı

açıktır. Bununla birlikte, yargı kararı ile iptal edilen işlemler nedeniyle

açılan maddi tazminat davalarında AYİM daireleri tarafından birbiriyle çelişen

kararların verildiği ve bu durumun yerleşik bir hâl aldığı ortaya

konulamamıştır. Bu hâle göre AYİM içtihatlarında derin ve devamlı bir içtihat farklılığının bulunduğu

söylenemez. Bu bağlamda iddiaların özü, AYİM'in

benzer maddi tazminat davalarında sergilediği yaklaşımının aksine bir

değerlendirme yapmasına karşın bu hususa dair makul, açıklayıcı bir gerekçe

belirtmediği hususlarına yönelik olduğundan şikâyet maddi tazminat isteminin

reddine ilişkin kısım yönünden adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri

olan gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

33.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "... adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar

hakkının da dâhil olduğu AİHM'in birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

34. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

35. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

36.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan

tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının

incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

37.Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

38.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve

yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul

veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

39. Diğer taraftan yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun

dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama

kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bu değişiklikler yargı

organlarının takdir yetkisi kapsamında olup öz itibarıyla önceki çözümün tatminkâr

bulunmaması anlamına gelmektedir. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamaları

beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin

edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları ihtimale dayalı ve

birbirine zıt sonuçları ortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik ve

öngörülebilirlik ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda

yerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları

beklenen güven zarar görebilir. Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan

kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya

ilişkin makul bir açıklamanın getirilmesi gerekmektedir (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932,

6/1/2015, §§ 53, 55, 64).

40. Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel başvurularda

(Ercan Din, B. No: 2014/94,

8/6/2016; Semra Bekiroğlu ve diğerleri,

B. No: 2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül ve

diğerleri, B. No: 2014/1182, 22/9/2016) hukuki güvenlik ve

belirlilik kavramının mahkeme kararlarında makul bir istikrarın sağlanması

hususu ile de doğrudan ilgili olduğu, yargı makamlarının benzer davalarda daha

önceki kararlarıyla kabul edilebilir oranlarda uyumlu kararlar vermesi

gerektiği, mahkeme kararlarında istikrarlı değerlendirmelerin dışındaki bir

yaklaşımın hukukun dinamik yorumuyla uyumlu ve gelişmeye yönelik olarak

verildiğinin yeterli ve makul gerekçeyle açıklanması gerektiği yönünde

değerlendirmeler yaptığı anlaşılmaktadır.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

41. Somut olayda sağlık koşulları ve güvenlik soruşturması

gerekçe gösterilerek eğitim süreci sonlandırılan başvurucular, ilişik kesme

işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine eğitimine devam etmiş ve

astsubay çavuş rütbesiyle atanmıştır. Başvurucular, hukuka aykırılığı yargı

kararı ile saptanan işlem nedeniyle bir yıl geç atanması sonucu uğradığı maddi

zararın tazmini istemiyle dava açmıştır. Mahkeme, iptal kararının hukuki etki

ve sonucunun başvurucunun Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı

Kazandırma Eğitimi'ne (ASTASAK) döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunu ve

herhangi bir nasıp düzeltme işlemi yapılmaksızın astsubaylık özlük haklarına

karşılık gelen tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkeme

ayrıca bir yıllık astsubay çavuş rütbesine denk gelen maaşın ödenmesi kabul

edilse bile bu talebin karşılanmasının müteakip rütbelerde geç terfiye dayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasını

engellemeyeceğini ifade ederek davayı reddetmiştir.

42. AYİM tarafından benzer uyuşmazlıklarda somut davadan önce

verilen kararlara bakıldığında (bkz. §§ 20-23) konuya ilişkin içtihadın öz

olarak hukuka aykırı işlem nedeniyle meydana

gelen geç atamalar sonucu açılan tazminat davalarının nasıp düzeltmeye ilişkin

bulunmadığı ve yargı kararı ile

hukuka aykırılığı saptanan bu işlemler nedeniyle uğranılan zararların iptal

kararı ile işlemin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması bağlamında idarece

hizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiği yönünde olduğu görülmektedir.

43. Somut yargılama sürecinde ise Mahkeme; ilişik kesme işlemine

yönelik verilen iptal kararının hukuki etki ve sonucunun yalnızca ilişiğin

kesildiği eğitim sürecinde geri döndürülmek ile sınırlı olduğunu, işlem

nedeniyle uğranılan özlük haklarına dair maddi zararın nasıp düzeltme

yapılmadan ödenemeyeceğini, ödense dahi bunun daha sonra terfi dönemlerinde

açılacak davaları engellemeyeceği sonucuna varmıştır. AYİM'in

hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlem nedeniyle açılan tazminat davasında

ulaştığı sonucun konuyla ilgili olarak verilen önceki tarihli kararlardan

farklı olduğu anlaşılmaktadır.

44. Yukarıda alıntısı yapılan ilkeler uyarınca yargısal

kararlardaki değişiklikler, hukuki dinamizm ve mahkemelerin yaklaşımlarını

yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumlu olmakla

birlikte benzer davalarda farklı sonuçlara ulaşılması hâlinde bu durumun tatmin

edici bir gerekçeyle açıklanması gerekmektedir.

45. AYİM, yargı kararı ile hukuka aykırılığı saptanan işlemler

nedeniyle oluşan zararlar konusunda istikrarlı olarak idarenin mali sorumluluğu

bulunduğu yönünde kararlar vermiştir. Bu nedenle hukuki belirlilik ilkesi

ışığında, başvurucu açısından yargı kararı ile iptal edilen işlem nedeniyle

oluşan maddi zararı için idarenin mali sorumluluğuna gidileceği olgusu dikkate

alınarak değerlendirme yapılması yönünde makul bir güvenin oluştuğunun kabulü

gerekir.

46. AYİM somut olayda idarenin hukuka aykırılığı yargı kararı

ile saptanmış işlemi nedeniyle hizmet kusuru kapsamında mali sorumluluğunu

tartışmamış, nasıp düzeltme açısından olayı ele almak suretiyle maddi zararın ödenmesinin kabulünün daha sonraki

tarihlerde terfi gecikmeleri nedeniyle açılacak davaları engellemeyeceği

şeklinde mevcut tazminat talebiyle ilgisi olmayan bir ihtimali kararına gerekçe

olarak almıştır.

47. Yargılama sürecinde hukuka aykırılığı yargı kararı ile

saptanan işlemler nedeniyle oluşan maddi zararlar için idarenin mali

sorumluluğunun bulunduğu yönünde AYİM kararlarının başvurucu tarafından

mahkemeye sunulduğu, dilekçelerde bu kararlardan örnekler verildiği

görülmektedir. Mahkeme tarafından ise ileri sürülen itirazlara yönelik içtihat

değişikliğine gidildiği veya olayın koşullarında önceki kararlardan ayrılmayı

gerektirecek farklılıklar olduğu ya da alternatif bir yaklaşım sağlayan farklı

gerekçelere dayanıldığına dair idarenin mali sorumluluğuna yönelik herhangi bir

açıklamada bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

48. Yukarıda açıklanan tespitlere göre AYİM'in

bireysel başvuruya konu kararında, önceki kararlarından farklı bir sonuca neden

ulaşıldığının başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak

anlaşılmasına imkân verecek düzeyde yeterli açıklama yapılmadığı görülmektedir.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

50.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

51. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir

(detaylı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan,

§§ 57-60).

52. Başvurucular, yeniden yargılama yapılması ve tazminata

hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesi AYİM tarafından yapılan yargılama sonucu

adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

54.

Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması

gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve

nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM İkinci

Dairesinin 10/6/2015 tarihli ve E.2015/433, K.2015/977 sayılı; AYİM Birinci

Dairesinin 3/2/2015 tarihli ve E.2014/1309, K.2015/89 sayılı; AYİM İkinci

Dairesinin 11/2/2015 tarihli ve E.2014/225, K.2015/363 sayılı kararlarına ait

dava dosyaları ile ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucular

:

1. Adem YOLCU

2. Onur

ÖZTÜRK

3. Yasin

ŞİŞİK

Vekilleri

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/13454, 20 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül ve
  13. VI. Hüküm
  14. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. Seferinoğlu
  21. Çakmak
  22. Öztürk
  23. Şişik
  24. Çalış
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/13454
Tarih
20 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Daygınat Magomedzhamılova ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/516)
  • Hamidiye Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/19490)
  • Hüdeyda Yaşar Başvurusu (B. No: 2015/4328)
  • Gönül Yanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1937)
  • İbrahim Baybaş Başvurusu (B. No: 2016/14796)
  • Çiğdem Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4774)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.