İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüdeyda Yaşar Başvurusu (B. No: 2015/4328)

1. Başvuru; tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle

Başvuru No2015/4328Tarih20 Mart 2019Okuma13 dk · 2.505 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüdeyda Yaşar Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/4328
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.505 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu Ağrı'nın Diyadin ilçesi Tazekent

köyünde yaşamaktadır. Başvurucu 3/12/2006 tarihinde köyünden Van'ın Erciş

ilçesine hayvan götürürken tipiye yakalanmış, ayaklarında donma meydana

gelmiştir. Başvurucu aynı tarihte Diyadin Devlet Hastanesinin sevkiyle Ağrı

Devlet Hastanesine müracaat etmiş, Hastaneye yatışı sağlanarak yüzeysel donma

(en hafif derecede donma) teşhisiyle tedavi uygulanmıştır. Doktor B.Ç.

tarafından düzenlenen belgede başvurucunun 4/12/2006 tarihinde yapılan

muayenesinde ayak dolaşımının iyi olduğu belirtilerek reçete edilen ilacın

uygulanmasının ve iki gün sonra kontrole gelmesinin tavsiye edildiği

belirtilmiştir.

8. Başvurucu aradan on gün geçtikten sonra şikâyetlerinin

geçmemesi üzerine Ağrı Devlet Hastanesine müracaat etmiştir. 14/12/2006 tarihli

muayenede her iki ayakta nekroz

(doku ölümü, kangren) olduğu, ameliyat edilerek kesilmesinin gerektiği ancak demarkasyon

hattının (ayağın yaklaşık olarak kesileceği seviye) tam olarak netleşmediği

bildirilmiştir. Başvurucu burada ameliyat olmayı istememiş ve 18/12/2006

tarihinde Erzurum Numune Hastanesine sevk edilmiştir. Başvurucu yeterli teknik

ekipman olmadığı nedeniyle Erzurum Numune Hastanesinden Atatürk Üniversitesi

Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesine sevk edilmiş ve 20/12/2006 tarihinde her

iki ayak parmakları kesilmiştir.

A. Ceza Yargılaması Süreci

9. Başvurucunun Ağrı Devlet Hastanesinde 3/12/2006 ila 4/12/2006

tarihleri arasında tedavisini yürüten Doktor B.Ç. hakkındaki şikâyeti üzerine

Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açılmış ve Ağrı Adli Tıp Şube Müdürlüğünden

rapor alınmıştır. Adli Tıp uzmanı tarafından verilen 13/6/2007 tarihli raporda,

Doktor B.Ç.nin aynı koşullarda aynı uzmanlık

alanındaki ortalama bir meslektaşının göstereceği performansı sergilemediği,

tedavi sırasında güncel uygulamayı yapmadığı, şikâyetleri tamamen geçmeyen

hastayı erken taburcu ettiği için kusurlu olduğu, başvurucunun da taburcu

edilişinden iki gün sonra kontrole gitmemesi nedeniyle nekrozun gelişmesinde olumsuz etkisi

olduğu belirtilmiştir. Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının 7/9/2009 tarihli

iddianamesiyle Doktor B.Ç. aleyhine kamu davası açılmıştır.

10. Ağrı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 5/6/2012 tarihli kararıyla

Doktor B.Ç.nin beraatine

hükmedilmiştir. Karar Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 11/6/2014 tarihli kararıyla

katılan vekiline duruşma günü bildirilmeden yargılama yapılmasının hukuka

aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

11. Bozma sonrasında yapılan yargılamada 17/2/2015 tarihinde

Doktor B.Ç.nin beraatine

karar verilmiştir. Kararda, aşağıda açıklanacak olan tazminat davası sürecinde

alınan Adli Tıp Kurumunun (ATK) 12/3/2010 tarihli raporuna atıf yapılarak bu

raporda dosya içerisindeki daha evvel alınan tüm tıbbi evrakın değerlendirilmiş

olduğuna dikkat çekilmiş ve rapordaki tespit ve görüşler uyarınca sanık B.Ç.nin başvurucuya uyguladığı tıbbi girişim ve tedavinin

tıp kurallarına uygun olduğu, başvurucunun her iki ayak parmaklarının

kesilmesine neden olmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Yargıtay 5. Ceza

Dairesinin 30/10/2018 tarihli kararıyla zamanaşımı nedeniyle kamu davasının

düşmesine hükmedilmiştir.

B. Tazminat Davası Süreci

12. Başvurucu Sağlık Bakanlığı aleyhine Erzurum 1. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.

13. Mahkeme ATK'dan bilirkişi raporu

almıştır. ATK'nın 12/3/2010 tarihli raporunda,

yüzeysel donma vakalarında ayaktan izlem ve destek tedavisinin yeterli olduğu,

3/12/2006 ila 4/12/2006 tarihleri arasında Ağrı Devlet Hastanesinde yatışının

ve taburcu edilmesinin amputasyon

sonucuna katkısının olmadığı, Diyadin Devlet Hastanesi, Ağrı Devlet Hastanesi,

Erzurum Devlet Hastanesi, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma

Hastanesinde uygulanan tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu bildirilmiştir.

14. Mahkeme 18/2/2011 tarihinde davayı reddetmiştir. Karar

gerekçesinde; ATK raporu uyarınca başvurucuya uygulanan tedavilerin tıp

kurallarına uygun olduğunun anlaşıldığı, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı

belirtilmiştir. Kararda ayrıca Ağrı 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan

davaya sunulan ve Ağrı Adli Tıp Şube Müdürlüğünce verilen tek hekim raporunun

da ATK'dan verilen raporu çelişkiye düşürecek

nitelikte olmadığı ifade edilmiştir.

15. Danıştay 15. Dairesinin 4/6/2014 tarihli kararıyla

onanmıştır. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 18/12/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

16. Bu karar başvurucu vekiline 2/2/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 3/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı

ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına

(Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine ilişkin mevzuata önceki

içtihadında yer vermiştir (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§

11-14).

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir."

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişilerin fiziksel ve

ruhsal bütünlüklerinin korunması, kendilerine uygulanan tedaviye dâhil

olmaları, bu hususta rıza göstermeleri ve maruz kaldıkları sağlık risklerini

değerlendirmelerine yardımcı olan bilgilere erişimlerinin Sözleşme'nin 8.

maddesi kapsamı içerisinde yer aldığını kabul etmektedir (Trocellier/Fransa (k.k.), B. No: 75725/01, 5/10/2006; İclal Karakoca ve Hüseyin Karakoca/Türkiye

(k.k.), B. No: 46156/11, 21/5/2013).

21. AİHM kararlarına göre devletler -ister kamu isterse özel

sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini,

hastaların yaşamları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunmasına yönelik

gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, §

90; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], 32967/96, 17/1/2002, § 49).

22. AİHM'e göre taraf devletler,uygulanması planlanan

tıbbi işlemin öngörülebilir sonuçları hakkında doktorların hastalara önceden

bilgi vermelerini sağlayacak gerekli düzenleyici tedbirleri almak zorundadır.

Bunun bir sonucu olarak hastanın önceden bilgilendirilmesi söz konusu olmadan

öngörülebilir nitelikte bir riskin ortaya çıkması durumunda, ilgili devlet

hastaya bilgi verilmemesinden doğrudan sorumlu tutulabilmektedir (Şerif Gecekuşu/Türkiye (k.k.), B. No:

28870/05, 25/5/2010).

23. Tıbbi bir hatanın ve hastane hizmetlerindeki eksikliklerin

sorumluluğunun Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamında doğrudan devlete atfedilmesi

için yeterli olup olmadığı hususunda AİHM, farklı tıbbi bilirkişi raporlarında

ve hatta iç yargı organlarının kararlarında her türlü tıbbi hata ve ihmalin

ihtimal dışı bırakıldığı bir davada (Yardımcı/Türkiye,

B. No: 25266/05, 5/1/2010, § 59) her halükârda bu sonuçları sorgulamanın veya

sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların

doğruluğu hakkında tahminlere dayalı olarak fikir yürütmenin görevleri arasında

olmadığına işaret etmiştir (Tysiąc/Polonya, B. No: 5410/03, 20/3/2007, §

119, Yardımcı/Türkiye, § 59).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 20/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu;Ağrı

Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan bilirkişi raporunda doktorun kusurlu

olduğunun belirtilmesine karşın ATK'dan alınan

raporda bu tespitlere değinilmeden tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğunun

bildirildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, iddialarının

incelenmeden reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

26. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

27. Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh

sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi

artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık

kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

29. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde

özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel

bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.

30. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, kasıt söz konusu

olmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar gördüğü şeklindeki

tıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelemiştir (Melahat Sönmez, B.

No: 2013/7528, 9/9/2015; Ahmet Sevim,

B. No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690, 11/5/2017).

31. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda başvurucunun

tıbbi ihmale dayalı tüm şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelenmesi gerekmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

33. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının

bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin

müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).

34. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, esas olarak bireylerin

maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî

müdahalelerin önlenmesidir. Bunun yanı sıra devletin tıbbi müdahaleler

nedeniyle kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve maddi ve

manevi varlığına saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Ahmet Acartürk, B. No: 2013/2084,

15/10/2015, § 49). Nitekim

Anayasa’nın 56. maddesinde de belirtildiği üzere pozitif yükümlülük, sağlık

alanında yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır (İlker Başer ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).

35. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları

tarafından yerine getirilsin sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddi

ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini

sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Ahmet

Acartürk,§

51).

36. İlke olarak tıbbi ihmallere ilişkin şikâyetler konusunda

temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukuk

veya idari tazminat davası yoludur (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 38).

37. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında hukuki

sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat

davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi

gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri

yargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve

özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece

mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı

sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde

sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Yasin Çıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016,

§ 57; Tevfik Gayretli, B. No:

2014/18266, 25/1/2018, § 32).

38. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki olayların oluşumuna

ilişkin delillerin değerlendirilmesi öncelikle idari ve yargısal makamların

ödevidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve belgelerden

hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmek

Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Mehmet

Çolakoğlu, B. No: 2014/15355, 21/2/2018,§

47). Ancak kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında yerine

getirmek zorunda olduğu usul yükümlülüklerinin somut olayda yerine getirilip

getirilmediğinin nesnel bir şekilde değerlendirilmesi için ilgili anayasal

kurallar bağlamında derece mahkemelerinin kendilerine tanınmış takdir yetkileri

çerçevesinde hareket edip etmediklerinin denetlenmesi gerekir. Bu bağlamda

müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup

olmadığı incelenmelidir (Murat Atılgan,

B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 44).

39. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri, tarafların

kanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacak

surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterli

açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verilere

dayandırılmalıdır (Murat Atılgan,

§ 45).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. Anayasa Mahkemesi yukarıda değinilen Anayasa'nın 17. maddesi

kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerine

getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli, § 36). Bu sebeple başvuruya konu olay,

devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkına ilişkin pozitif

yükümlülüğü kapsamında incelenmiştir.

41. Yargılama sürecinde bir avukat tarafından temsil edilen

başvurucunun, bilirkişi raporlarına ve kararlara karşı kanuni yollara başvurabildiği

ve bu surette meşru çıkarlarının korunması için söz konusu davaya gerekli

olduğu ölçüde etkili katılımının sağlandığı, dava dosyasını inceleyip ayrıca

bilgi ve belge sunabildiği, toplanan delillerden haberdar edildiği

anlaşılmıştır.

42. Somut olayda derece mahkemesinin çelişkileri gidermeye

yönelik ayrıntılı sorular yönelttiği, ATK'da

hazırlanan raporda bu soruların tümüne detaylı yanıtlar verilmiş olduğu

anlaşılmaktadır. Bu bilirkişi raporunda Ağrı Devlet Hastanesinde 3/12/2006 ila

4/12/2006 tarihleri arasındaki tedavi sürecinin değerlendirildiği, buradaki

tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu, söz konusu tedavinin ve taburcunun amputasyon

sonucuna katkısının olmadığının bildirildiği görülmektedir. Mahkeme tarafından

her iki bilirkişi raporunun değerlendirilmiş olduğu ve neden ATK'nın raporunun hükme esas alındığının gerekçelerinin

ortaya konulmuş olduğu açıktır.

43. Buna göre derece mahkemesince yapılan yargılamada tıbbi

ihmal iddialarının araştırılması ve durumun açıklığa kavuşturulması için alınan

uzman bilirkişi raporunda yeterli somut bulgu ve tespitlere yer verilerek

başvurucunun iddialarının ayrıntılı bir biçimde tartışıldığı ve karşılandığı

görülmektedir. Derece mahkemesi önceki bilirkişi raporları arasındaki

çelişkileri giderdiğini, bilimsel veri ve içeriğe sahip olduğunu belirterek ATK'nın raporunu karar vermeye elverişli bulduğunu

açıklamış ve rapor doğrultusunda davanın reddine karar vermiştir.

44. Sonuç olarak başvurucunun ileri sürdüğü iddialar hakkında

alınan ATK raporuna dayanılarak verilen derece mahkemesi kararı, konuyla ilgili

ve yeterli bir gerekçe içermektedir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için esaslı

olan iddiaların derece mahkemelerince Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği

özen ve derinlikte incelendiği anlaşılmaktadır. Somut olay bakımından kamu

makamlarının pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği söylenemeyeceğinden

kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal

edilmediği sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

46. Başvurucu, yargılamanın çok uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

47. 31/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013

tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde

eklenmiştir.

48. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

49. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel kararında; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek

etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

50. Ferat Yüksel kararında özetle; anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

51. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve

manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Hüdeyda YAŞAR Vekili : Av. Mahmut KAÇAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/4328, 20 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Yargılaması Süreci
  7. B. Tazminat Davası Süreci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. C. Makul Sürede
  15. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/4328
Tarih
20 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Gönül Yanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1937)
  • İbrahim Baybaş Başvurusu (B. No: 2016/14796)
  • Çiğdem Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4774)
  • Esat Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2015/12881)
  • Hatice Foster Başvurusu (B. No: 2015/6774)
  • Nevin Akın Başvurusu (B. No: 2015/12719)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.