İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adil Özer Başvurusu (B. No: 2014/192)

1. Başvurucu, meslekten

Başvuru No2014/192Tarih20 Kasım 2014Okuma12 dk · 2.332 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adil Özer Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2014/192
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.332 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, meslekten

çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada delillerin

takdirinde hataya düşüldüğünü, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, aynı

suçtan iki kez yargılandığını, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını, maaş

ve özlük haklarından mahrum kaldığını, aynı soruşturma kapsamındaki polislerden

birinin açtığı iptal davası lehine sonuçlanırken kendi açtığı davanın

reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 10., 35., 36. ve 38. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlallerin tespiti ile

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 6/1/2014 tarihinde

Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 21/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu hakkında, İstanbul

İl Emniyet Müdürlüğü emrinde trafik polisi olarak görev yapmakta iken, bir

trafik kazası ile ilgili tutulan ve başvurucunun imzasının da bulunduğu tutanak

sonucu sigorta şirketinden hasar bedelini alan kişinin gerçekte böyle bir

kazanın olmadığı, bu şekilde haksız kazanç elde ettiği ve polis memurlarının da

bu yolla menfaat temin etmeye çalıştıkları yönündeki ifadesi üzerine adli ve

idari soruşturma başlatılmıştır.

6. Başvurucunun görevi kötüye

kullanmak suretiyle sigorta şirketlerinden para tahsil etmek isteyen kişilere

muhteviyatı itibarıyla gerçek olmayan kaza tutanağı tanzim ederek kendisine

menfaat sağlamak suçu kapsamında hakkında yürütülen ceza soruşturması

neticesinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 25/4/2002 tarih ve Haz.

No:2002/2723, K.2002/3658 sayılı kararıyla sanığın

yüklenen suçu işlediğini gösterir şikâyetçinin iddiasından başka sanık hakkında

kamu davası açılmasına yeterli kanıt elde edilemediğinden kamu adına kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

7. İdari yönden yürütülen

soruşturma sonucunda ise Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun

21/9/2001 tarih ve 2001/327 sayılı kararıyla başvurucunun meslekten

çıkarılmasına karar verilmiştir.

8. Başvurucunun söz konusu

işlemin iptali istemiyle açtığı davada, İstanbul 1. İdare Mahkemesinin

30/4/2003 tarih ve E.2002/506, K.2003/571 sayılı kararıyla dava konusu disiplin cezasını vermeye yetkili Yüksek

Disiplin Kurulunca davacının savunması alınmaksızın verilen dava konusu kararın

hukuka ve mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle başvurucunun meslekten

çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.

9. Anılan karar, davalı

idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay 12. Dairesinin 5/10/2004 tarih ve

E.2003/1444, K.2004/2888 sayılı kararıyla 3201

sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun ek 5. maddesinde polis memurlarına bütün

disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurullarının yetkili olduğu

kurala bağlandığından ve ceza verme yetkisine sahip olan kurulca da yürütülen

soruşturma sırasında alınan savunmasından ayrı olarak davacıdan son

savunmasının istenilmesi ve yazılı savunmasının alınması karşısında İdare

Mahkemesince davanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken dava

konusu işlemin iptali yönündeki kararında hukuki isabet bulunmadığı

gerekçesiyle bozulmuştur.

10. Başvurucunun karar düzeltme

talebi, Danıştay 12. Dairesinin 9/10/2007 tarih ve E.2005/3036, K.2007/4367

sayılı kararıyla reddedilmiştir.

11. İstanbul 4. İdare Mahkemesi,

21/1/2008 tarih ve E.2008/79, K.2008/117 sayılı kararıyla bozma kararına uyarak

işin esasını incelemesi neticesinde, davacının,

trafik kazası meydana gelmediği halde para karşılığı gerçekleşmiş gibi kaza

tespit tutanağı düzenlediği, dolayısıyla fiilin sabit olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle

davayı reddetmiştir.

12. Başvurucu tarafından temyiz

edilen karar, Danıştay 12. Dairesinin 23/11/2009 tarih ve E.2008/2865,

K.2009/6477 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi de aynı Dairenin

6/7/2010 tarih ve E.2010/1665, K.2010/3737 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

13. Başvurucu, yukarıda

belirtilen Mahkeme kararında AİHS ile korunan haklarının ihlal edildiğini

belirterek, 25/1/2011 tarihinde 22203/11 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru yapmıştır.

14. AİHM tarafından 21/11/2013

tarihinde verilen kararla, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna dair şikayeti Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye kararına

atıfla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat

ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun ile kurulmuş olan Tazminat

Komisyonuna başvurulması gerektiği gerekçesiyle iç hukuk yollarının

tüketilmemesi nedeniyle; diğer şikayetleri ise AİHS’in

34. ve 35. maddelerinde ortaya konan kabul edilebilirlik koşullarının yerine

getirilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

15. AİHM’in bu kararı başvurucuya

9/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 6/1/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair

9/1/2013 tarih ve 6384 sayılı Kanun’un 1., 2., 5., 6. ve 7. maddeleri şöyledir:

“Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair

esas ve usullerin belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Kanun;

a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile

özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı,

b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği,

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış

başvuruları kapsar.

(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf

olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlal

kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklif

edilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanun

hükümleri uygulanabilir.

(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan

başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

…

Müracaatın şekli ve süresi

MADDE 5 – (1) Komisyona müracaat, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine başvuru tarihini ve numarasını gösteren resmi kayıt kabul mektubu,

başvuru formu ve diğer ilgili bilgi ve belgelerle birlikte, müracaat edenin

kimlik bilgilerini içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır.

(2) Başvuran, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren altı ay içinde Komisyona müracaat edebilir. Bu süre içinde müracaatta

bulunmayanlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin münhasıran iç hukuk yollarının

tüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararının kendilerine

tebliğinden itibaren bir ay içinde de Komisyona müracaat edebilirler.

…

Müracaatın reddi

MADDE 6 – (1) Komisyon;

a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince

öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul

edilebilirlik şartlarını taşımadığını,

b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,

c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,

ç) Müracaatın 2 nci madde

kapsamına girmediğini,

tespit ederse müracaatı reddeder.

Müracaat hakkında karar ve karara itiraz

MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde

karar vermek zorundadır.

(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal

kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar

verir.

(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on

beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz

edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte

derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay

içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse

işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın

kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye

ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan

müstesnadır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 20/11/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/1/2013 tarih ve 2014/192

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, gerçek olmayan

iddialara dayalı olarak meslekten çıkarıldığını, hakkında yürütülen adli

soruşturmada delil yokluğundan takipsizlik kararı verildiğini, buna rağmen,

açtığı iptal davasının idare mahkemesince, üzerine atılı eylemin sabit olduğu

gerekçesiyle reddedildiğini, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, aynı

suçtan iki kez yargılandığını, mahkemece delillerin takdirinde hataya

düşüldüğünü, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını, aynı soruşturma

kapsamında olup hakkında yürütülen ceza yargılamasından beraat eden polis

memurunun açtığı iptal davasının lehe sonuçlandırıldığını ve bu kişinin

görevine geri döndüğünü, kendisinin ise yıllardır mesleğinden ayrı şekilde tüm

maaş ve özlük haklarından yoksun kaldığını belirterek Anayasa’nın 10., 35., 36.

ve 38. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Makul

Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

19. Başvurucu, meslekten

çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın karmaşık nitelik

taşımamasına rağmen yaklaşık dokuz yıllık bir sürede sonuçlandırıldığını,

anılan sürenin çok uzun olduğunu belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen “makul sürede yargılanma hakkının”

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

20. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

21. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

22. Anılan hükümler uyarınca

bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin

tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir.

Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır.

23. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

24. Başvurucu, meslekten

çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın aleyhine

sonuçlanması üzerine makul sürede yargılanma hakkının ve diğer bazı haklarının

ihlal edildiği iddiasıyla 25/1/2011 tarihinde 22203/11 başvuru numarasıyla

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru yapmıştır. AİHM tarafından

21/11/2013 tarihinde verilen kararla, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna dair

şikayeti Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye kararına

atıfla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat

ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun ile kurulmuş olan Tazminat

Komisyonuna başvurulması gerektiği gerekçesiyle iç hukuk yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

25. Söz konusu kabul edilemezlik

kararında atıfta bulunulan 6384 sayılı Kanun, AİHM’e

yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair esas ve

usullerin belirlenmesi amacıyla kabul edilmiştir. Kanun, ceza hukuku

kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku

kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı, mahkeme

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmış başvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nin

taraf olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatları doğrultusunda Türkiye aleyhine

verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Bakanlar Kurulu

tarafından kabul edilen diğer ihlal alanlarını kapsamaktadır (B. No: 2013/9785,

17/7/2014, § 24).

26. Anılan Kanun’un 5.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu Kanun

kapsamındaki ihlal iddiaları yönünden iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması

gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararlarının ilgililere tebliğinden

itibaren bir ay içinde Komisyona müracaat edilebileceği; 7. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında da Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on

beş gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebileceği

düzenlenmiştir.

27. AİHM, Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye

kararında, 6384 sayılı Kanun ile getirilen sistemin tüketilmesi gereken bir iç

hukuk yolu olduğunu ve anılan Kanun ile kurulan Komisyon kararının önce Ankara

Bölge İdare Mahkemesinin, ardından ve gerektiğinde Anayasa Mahkemesinin ve

nihayet kendisinin denetimine tabi bir iç hukuk yolu oluşturduğunu ifade

etmiştir ( bkz. B. No: 2013/9785, 17/7/2014, §§ 27-28 ).

28. Bu durumda, 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun uyarınca Komisyonun

yetki alanına giren kamu gücü işlem, eylem ve ihmaline ilişkin olan şikâyetlerin

Anayasa Mahkemesince denetiminin yapılabilmesi için AİHM’in

de tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un aldığı

kararlara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itiraz üzerine verilen

kararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunulması gerekmektedir.

29. Somut başvuru açısından ise

başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetinin AİHM tarafından 6384 sayılı Kanun’a atıfla iç hukuk yollarının tüketilmediği

gerekçesiyle kabul edilemez bulunması üzerine anılan Kanun ile öngörülen

başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuruda bulunulduğu tespit

edilmiştir.

30. Açıklanan nedenlerle, 6384

sayılı Kanunda öngörülmüş başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Diğer İhlal

İddiaları Yönünden

31. Başvurucu, ayrıca masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini, aynı suçtan iki kez yargılandığını, mahkemece

delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, aynı soruşturma kapsamında olup

hakkında yürütülen ceza yargılamasından beraat eden polis memurunun açtığı

iptal davasının lehe sonuçlandırıldığını ve bu kişinin görevine geri döndüğünü,

kendisinin ise yıllardır mesleğinden ayrı şekilde tüm maaş ve özlük haklarından

yoksun kaldığını belirterek Anayasa’nın 10., 35. ve 36. ve 38. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür

32. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

33. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesinin

yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §

16).

34. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.

No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

35. 6384 sayılı Kanun ile

getirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar

ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya

da hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenen

konularla sınırlı olmak üzere başvuru imkânı getirilmiş olup, bu konular

dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.

36. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, eşitlik ilkesinin, masumiyet karinesinin, çifte yargılama yasağının

ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de, başvuruya konu

mahkeme kararı 6/7/2010 tarihinde kesinleşmiştir.

37. Bu durumda, başvurucunun

ihlal iddialarının 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen mahkeme kararına

dayanması ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği tarih itibarıyla şikâyet

konusu hakkında Komisyona bir yetki verilmemiş olması hususları bir arada

değerlendirildiğinde, başvurunun ileri sürdüğü haklara ilişkin ihlal iddiaları

zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

38. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu ihlal iddialarının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,

2.

Diğer ihlal iddialarının “zaman bakımından

yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

20/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Adil ÖZER Vekili : Av. Hasan Esat İLHAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/192, 20 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/192
Tarih
20 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Çağrı Kurt Başvurusu (B. No: 2014/1478)
  • Yılmaz Sürekli Başvurusu (B. No: 2014/431)
  • Ali Abdüssemetoğlu Başvurusu (B. No: 2013/8575)
  • Tuncay Küçük Başvurusu (B. No: 2013/12)
  • Metin Ragıp Arıkan Başvurusu (B. No: 2014/4506)
  • Aydın Selçuk Başvurusu (B. No: 2014/3194)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.