İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Ragıp Arıkan Başvurusu (B. No: 2014/4506)

1. Başvurucu, İstanbul 40.

Başvuru No2014/4506Tarih17 Kasım 2014Okuma15 dk · 3.028 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Metin Ragıp Arıkan Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2014/4506
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.028 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, İstanbul 40.

Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı itirazın iptali davası sonunda, eksik

inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu, yargılamanın makul sürede

bitirilmediğini ve hükmün icrası aşamasında davalının devlet kurumu olması

nedeniyle teminat alınmadan icranın geri bırakıldığını belirterek, mülkiyet ve

adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

manevi tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/4/2014 tarihinde

İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 25/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

16/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 14/10/2014 tarihli yazısında,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Yıldız Teknik Üniversitesi aleyhine, İstanbul 8.

İcra Müdürlüğünün E.2007/17825 sayılı dosyasında 320.907,28 TL asıl alacak ve

67.481,50 TL faizin ödenmesi amacıyla 11/10/2007 tarihinde ilamsız icra takibi

başlatmıştır.

8. Davalının icra takibine itirazı üzerine başvurucu, 12/12/2007

tarihinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde icra takibine itirazın

iptali davası açmıştır.

9. Yeni ticaret mahkemelerinin kurulmasından sonra yargılamaya

İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam edilmiştir.

10. Mahkeme, 27/12/2011 tarih ve E.2011/39, K.2011/122 sayılı

kararıyla; taraflar arasındaki sözleşme ve bilirkişi raporları ile tüm dosya

kapsamına göre davanın kısmen kabulüne, 236.558,00 TL asıl alacak ve 29.727,46

TL faiz üzerinden takibin devamına karar vermiştir.

11. Karar başvurucu ve davalı

Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından tehiri icra talepli olarak temyiz edilmiştir.

12. Davalı Yıldız Teknik Üniversitesi, İcra Müdürlüğüne

başvurarak Devlet kurumu olması nedeniyle teminatsız şekilde tehiri icra kararı

verilmesini talep etmiş, İcra Müdürlüğünce davalı kuruma, Yargıtaydan

teminatsız olarak tehiri icra kararı getirmesi için süre verilmiştir.

13. İstanbul 8. İcra Müdürlüğü,

24/2/2012 tarihinde İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak, borçlu

kurumun teminat göstermeksizin tehiri icra kararı talep ettiğini belirtmiş ve

bu konuda karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

14. Mahkemece, 8/3/2012 tarih ve

E.2012/5 Değişik İş sayılı kararla; ilamı temyiz eden davalı borçlunun Devlet

olduğu gerekçesiyle 9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 36.

maddesinin ikinci fıkrası gereği teminat alınmasına yer olmadığına evrak

üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verilmiştir. Anılan kararın başvurucuya

tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamıştır.

15. Tarafların temyizi üzerine

İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karar, Yargıtay 15. Hukuk

Dairesinin 6/6/2013 tarih ve E.2012/3844, K.2013/3863 sayılı ilâmıyla

onanmıştır.

16. İstanbul 8. İcra

Müdürlüğünce, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin hükmü onaması üzerine, dosyadaki

tüm alacaklar hesaplanarak 18/9/2013 tarihinde, toplam 556.437,56 TL

başvurucunun hesabına yatırılmıştır.

17. Tarafların karar düzeltme

istemi ise Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 3/2/2014 tarih ve E.2013/6116,

K.2014/629 sayılı ilâmıyla reddedilmiştir.

18. Karar, başvurucuya 17/3/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu, 1/4/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

20. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi, 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun

355 ve devamı maddeleri, 2004 sayılı Kanun’un 36. ve 67. maddeleri, 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 1/4/2014 tarih ve 2014/4506 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesinde

açtığı itirazın iptali davasında, bilirkişi heyetinden dört ayrı rapor alındıktan

sonra bu raporlar yeterli görülmeyerek başka bir heyetten yeni bir rapor

alındığını ancak, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini ve hatalı

rapora dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, yargılamanın 6

yılı aşkın bir süre devam ettiğini ve makul sürede bitirilmediğini, ayrıca

hükmün icrası aşamasında davalının devlet kurumu olması nedeniyle teminat

alınmadan icranın durdurulması nedeniyle Anayasa'nın 10. maddesine aykırı

hareket edildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

26. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Somut olayda başvurucu,

İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada Mahkemece bilirkişi

heyetinden dört ayrı rapor alındığını, bu raporlar yeterli görülmeyerek başka

bir heyetten yeni bir rapor alındığını, raporlar arasındaki çelişkinin

giderilmediğini ve hatalı rapora dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar

verildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

28. Başvurucu, Yıldız Teknik

Üniversitesi aleyhine yaptığı ilamsız icra takibine itiraz edilmesi üzerine

12/12/2007 tarihinde İstanbul 40. Aliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali

davası açmıştır. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile

başvurucunun yaptığı iş konusunda bilirkişi heyetinden rapor alınmış,

tarafların rapora itiraz etmeleri üzerine ek rapor tanzim ettirilmiştir. Ek

rapora başvurucu ve davalının itiraz etmesi üzerine iki ayrı ek rapor

alınmıştır. Tarafların ek raporlara da itiraz etmeleri nedeniyle yeniden

oluşturulan bilirkişi heyetine rapor tanzim ettirilmiştir. Mahkeme, tüm dosya

kapsamını, taraflar arasındaki sözleşmeyi incelemiş, başvurucunun yaptığı işi

değerlendirmiş ve son alınan bilirkişi raporunu da dikkate alarak davanın

kısmen kabulüne karar vermiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesince 6/6/2013

tarihinde hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği 3/2/2014 tarihi

itibarıyla karar kesinleşmiştir.

29. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. İcranın Teminatsız Geri

Bırakılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının ve Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası

32. 6216 sayılı

Kanun’un “Bireysel başvuru usulü”

kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” başlıklı 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

34. Bireysel başvurunun ön şartlarından

birisi de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması

gereken bir usul hükmüdür.

35. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı

Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (B. No: 2012/1075,

12/2/2013, §§ 18-19).

36. Somut olayda başvurucu, Mahkemece

verilen kararın icrası aşamasında, davalının devlet kurumu olması nedeniyle

teminat alınmaksızın icranın durdurularak eşitlik ilkesinin ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. 2004 sayılı Kanun'un 36.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna

başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini

ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından

kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât

veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti

gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz

ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından

kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde

uzatılabilir.

Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan

bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur.”

38. 1086 sayılı mülga Kanun'un

443. maddesi şöyledir:

“Temyizi dâva icrayı tehir etmez. Ancak müstedi

indettemyiz haksız çıktığı takdirde mahkûmun bihi eda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek

veyahut mahkumunbih olan nutuk ve eşyayı bir mevkii

resmiye depozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlâkı

haczedilmiş olmak şartiyle Mahkemei

Temyiz talep üzerine müstacelen icranın tahirine

karar verebilir.

Müstedi Devlet

ise veya müzahareti adliyeye nail olup da dâvanın ve

hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın

tehiri icap ediyorsa bilâ teminat icranın tehirine

karar verilebilir.

Nafaka hükümleri müstesnadır.

Gayrimenkule ve buna mütaallik

aynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz.

Hükmün kesinleştiği; ilâmın altına veya arkasına yazılıp

tarih ve mahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hâkimi tarafından

imzalanmak suretiyle belirtilir.”

39. 1086 sayılı mülga Kanun'un

halen yürürlükte olan 443. maddesine göre, gayrimenkule ve buna müteallik ayni

haklara dair hükümler kesinleşmedikçe infaz edilemez ancak, konusu para veya

eşyaya ilişkin bir karar temyiz edilmiş olsa bile icra edilebilir. 2004 sayılı

Kanun'un 36. maddesine göre ise kararı temyiz eden borçlu, hükmolunan para veya

eşyayı depo eder veya teminat gösterirse temyiz sonucuna kadar icra geri

bırakılır. Bu iki hükümle infaz yönünden alacaklı ve borçlunun çıkarları,

karşılıklı olarak dengede tutulmuş olmaktadır.

40. Para veya eşyaya ilişkin bir

kararın temyizi halinde borçlu teminat göstererek icranın geri bırakılması

talebinde bulunabilir. İcra Müdürlüğü bu durumda, icranın geri bırakılması için

Yargıtaydan karar alınmak üzere borçluya uygun bir

süre verir. Bu durumun istisnası olarak borçlu Devlet ise teminat gösterme

zorunluluğu bulunmamaktadır.

41. Başvuru konusu olayda,

başvurucu tarafından açılan dava sonucunda İstanbul 40. Asliye Ticaret

Mahkemesince 27/12/2011 tarihinde davanın kısmen kabulüne ve 236.558,00 TL asıl

alacak ve 29.727,46 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar

verilmiştir. Karar, davalı Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından tehiri icra

talepli olarak temyiz edilmiştir.

42. Davalı Yıldız Teknik

Üniversitesi, İcra Müdürlüğüne başvurarak Devlet kurumu olması nedeniyle

teminatsız şekilde tehiri icra kararı verilmesini talep etmiş, İcra

Müdürlüğünce borçlu kuruma Yargıtaydan teminatsız

olarak tehiri icra kararı getirmesi için süre verilmiştir.

43. İstanbul 8. İcra Müdürlüğü,

24/2/2012 tarihinde İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak, borçlu kurumun

teminat göstermeksizin tehiri icra kararı talep ettiğini belirtmiş ve bu konuda

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

44. Mahkemece, 8/3/2012 tarih ve

E.2012/5 Değişik İş sayılı karar ile ilâmı temyiz eden davalı borçlunun Devlet

olduğu gerekçesiyle 2004 sayılı Kanun'un 36. maddesinin ikinci fıkrası gereği

teminat alınmasına yer olmadığına evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu karar

verilmiştir. Anılan kararın başvurucuya tebliğ edilip edilmediği

anlaşılamamıştır.

45. İstanbul 40. Asliye Ticaret

Mahkemesince verilen kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 6/6/2013 tarihli

ilâmıyla onanması üzerine İstanbul 8. İcra Müdürlüğünce, dosyadaki tüm

alacaklar hesaplanarak 18/9/2013 tarihinde, 556.437,56 TL başvurucuya ödenmiştir.

46. Başvurunun incelenmesinde,

İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün yazısı üzerine İstanbul 17. İcra Hukuk

Mahkemesince davalı borçlunun Devlet olduğu gerekçesiyle teminat alınmasına yer

olmadığına evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen kararın başvurucuya

tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamışsa da İstanbul 40. Asliye Ticaret

Mahkemesince verilen kararın Yargıtay tarafından onanması sonucu, 18/9/2013

tarihinde başvurucuya ödeme yapıldığı, dolayısıyla bu tarihte tehiri icra

kararının hüküm ve sonuçlarının ortadan kalktığı belirlenmiştir. Başvurucu,

tehiri icra kararının hükümsüz kaldığı 18/9/2013 tarihinden itibaren otuz gün

içinde bireysel başvuruda bulunması gerekirken, bu sürenin aşılmasından sonra

1/4/2014 tarihinde başvuruda bulunmuştur. Dolayısıyla başvuruda süre aşımı

bulunduğu sonucuna varılmaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle, ihlale

neden olduğu iddia edilen karara ilişkin olarak otuz gün geçtikten sonra

yapılan başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “süre aşımı”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

48. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek

başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

49. Başvurucu, 12/12/2007 tarihinde açtığı ilamsız icra

takibine itirazın iptali davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

50. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

51. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

52. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, alacağın tahsili

amacıyla yapılan ilamsız icra takibine itiraz edilmesi üzerine İstanbul 40.

Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan itirazın iptali davasında, 1086 sayılı mülga

Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

53. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

12/12/2007 tarihidir.

54. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihidir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih Mahkemece

verilen hükme yönelik karar düzeltme isteminin Yargıtay tarafından reddedildiği

3/2/2014 tarihidir.

55. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucu, Yıldız Teknik Üniversitesi aleyhine yaptığı ilamsız icra takibine

itiraz edilmesi üzerine 12/12/2007 tarihinde İstanbul 40. Aliye Ticaret

Mahkemesinde itirazın iptali davası açmıştır. Mahkemece, taraflar arasındaki

sözleşme hükümleri ile başvurucunun yaptığı iş konusunda bilirkişi heyetinden

rapor alınmış, tarafların rapora itiraz etmeleri üzerine ek rapor tanzim

ettirilmiştir. Ek rapora başvurucu ve davalının itiraz etmesi üzerine iki ayrı

ek rapor alınmıştır. Tarafların ek raporlara da itiraz etmeleri nedeniyle

yeniden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve 27/12/2011 tarihinde

davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 15. Hukuk

Dairesince 6/6/2013 tarihinde hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin

reddedildiği 3/2/2014 tarihi itibarıyla karar kesinleşmiştir.

56. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

57. Başvuruya konu ilamsız icra takibine itirazın iptali

davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın

niteliği, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında davanın karmaşık

niteliğinin olmadığı ve somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı, söz konusu altı yılı aşkın yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

59. Başvurucu, ihlalin tespitini, mülkiyet ve adil yargılanma

hakları ile eşitlik ilkesinin ihlali nedeniyle 266.300,68 TL maddi tazminat,

makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle manevi tazminat ödenmesini

talep etmiştir.

60. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

61. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin altı yılı aşkın süre eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

62. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun

maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

63. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

İcranın teminatsız geri bırakılması nedeniyle mülkiyet hakkı ve eşitlik

ilkesinin ihlali yönündeki

iddiasının “süre aşımı” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 4.150,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Metin Ragıp ARIKAN Vekili : Av. Çetin BAYDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4506, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4506
Tarih
17 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Aydın Selçuk Başvurusu (B. No: 2014/3194)
  • Kadir Yılmazbaş Başvurusu (B. No: 2012/1199)
  • Ali İlhan Bayar Başvurusu (B. No: 2013/725)
  • İmam Ergün Başvurusu (B. No: 2014/2206)
  • Murat Kırboğa Başvurusu (B. No: 2013/2892)
  • Solmaz Erdinç Başvurusu (B. No: 2014/2713)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.