İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Kırboğa Başvurusu (B. No: 2013/2892)

1. Başvurucu, Türk Silahlı

Başvuru No2013/2892Tarih20 Kasım 2014Okuma19 dk · 3.821 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Kırboğa Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/2892
R.G. Tarih-Sayı
14/3/2015-29295
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.821 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin kesilmesi işleminin iptali istemiyle açtığı

davada Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/5/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel

bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 20/12/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm

tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm, 23/1/2014 tarihinde

yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte

yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 27/3/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 9/4/2014 tarihinde

bildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını 18/4/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, subay statüsünde

TSK’da görev yapmakta iken hakkında “yasak

edilen cihaz ve aletleri bulundurmak ve kullanmak” suçundan açılan

davada, Donanma Komutanlığı Disiplin Mahkemesi 20/1/2011 tarih ve E.2011/2,

K.2011/2 sayılı kararı ile davanın zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar

vermiş, karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

9. Başvurucu hakkında “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek”

suçlamasıyla Karamürsel Sulh Ceza Mahkemesinde açılan davada, Mahkemenin

9/5/2012 tarih ve E.2011/467, K.2012/275 sayılı kararıyla başvurucunun suçu

işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar

verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Dosyada sanıkların idari soruşturmadaki

beyanları dışında suçun var olduğuna dair herhangi bir delil elde

edilememiştir. Sanıkların soruşturma aşamasında ifadeleri bulunmamaktadır.

Sadece idari soruşturma aşamasında verdikleri ifadelerden yola çıkılarak,

haklarında kamu davası açılmıştır. Her ne kadar sanıklar idari soruşturma

aşamasında ikrara ilişkin beyanlarda bulunmuş iseler de,

idari soruşturma aşamasında verdikleri ifadelerini mahkeme sorgularında

reddettiklerinden, bu ifadelerin karara esas teşkil etmesi mümkün değildir. Her

ne kadar sanıklar hakkında TCK'nın 134/1 ve 53 maddeleriyle cezalandırılması

için mahkememize kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama neticesinde

iddia ve sanıkların idari soruşturmadaki beyanları dışında sanıkların özel

hayatın gizliliğini ihlal etmek kastıyla hareket ettiğine dair

cezalandırılmaları için yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı

bir delil elde edilemediğinden, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine

dair şüphe bulunduğundan, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alınarak,

5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince

yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine, karar vermek gereği hasıl olmuştur.”

10. Diğer yandan başvurucunun,

disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle 13/4/2012 tarihinde TSK’dan ilişiği

kesilmiştir.

11. Başvurucu tarafından

ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.

12. Milli Savunma Bakanlığı

tarafından davaya sunulan ilk savunma dilekçesinde, ayrı bir yazı ekinde

sunulan gizlilik dereceli belgelerde açıklanan hususlar dâhilinde başvurucunun

disiplinsizliğinin tespit edildiği ifade edilmiştir.

13. Başvurucu, davalı idarenin

savunmasına karşı verdiği dilekçede gizlilik dereceli belgelerin kendisine

gönderilerek savunma yapma imkânı sağlanması talebinde bulunmuştur.

14. AYİM başvurucunun bu talebi

hakkında bir karar vermemiş, 6/12/2012 tarih ve E.2012/708, K.2012/1387 sayılı

kararı ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Sicil durumu itibariyle çok iyi seviyede olan

ve isnad edilen suçlardan beraat eden davacının suça

konu teşkil eden eylemlerinin ise ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Evli ve bir

çocuk sahibi olan davacının, S.D. ile girdiği cinsel ilişkiyi bayanın rızası ve

bilgisi olmaksızın şantaj amaçlı kameraya kaydettiği, bir bayana taciz

mesajları attığı, aynı gemide görev yapan ve kendisinden kıdemsiz bir

personelden şantaj amaçlı gizli kamera düzeneği kurmasını istediği, amirliğini

yaptığı bir astsubayın evini ve arabasını bayanlarla cinsel ilişkiye girmek

için kullandığı, evli olasına rağmen internet üzerinden birçok bayanla

tanışarak cinsel ilişkiye girdiği göz önüne alındığında, davacının mevcut

durumu itibariyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak nitelikte

davranışlar sergilediği, bu disiplin durumuyla artık kamu hizmetini devam

ettiremeyecek hale geldiği, Silahlı Kuvvetlerin disiplinini esastan sarsan,

itibarını zedeleyen bu durumu nedeniyle, idarenin derhal işlem yaparak

yürütülen özellikli kamu hizmetine yabancılaşan ajanını bünyesinden atmasının

zorunluluk halini aldığı, bu itibarla; davacı sıralı sicil üstleri tarafından

ayırma sicil belgesi düzenlenmesinde ve TSK’dan ilişiğinin kesilmesinde,

idarenin takdir yetkisini objektif kıstaslara bağlı kalarak, kamu yararı ile

birey yararı arasındaki dengeyi gözeterek ve kamu yararı amacına uygun olarak

kullandığı, dolayısıyla dava konusu ayırma işleminde hukuka aykırı bir yön

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

15. Başvurucunun karar düzeltme

talebi de aynı Dairenin 10/4/2013 tarih ve E.2013/458, K.2013/406 sayılı kararı

ile reddedilmiştir.

16. Karar, başvurucuya 26/4/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 7/5/2013 tarihinde

bireysel başvuru yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

18. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenar

başlıklı 157. maddesi şöyledir:

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan

makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî

hizmete ilişkin idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı

denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik

yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı

aranmaz.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim

sınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri

tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler

arasından her boş yer için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından

olmayan üyeleri, rütbe ve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından,

Genelkurmay Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday içinden

Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev

süresi en fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire

başkanları hâkim sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre

atanırlar.

(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21 md.)Askerî

Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının

disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı

esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

19. 4/7/1972 tarih ve 1602

sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat” başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire

Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri olarak Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında hizmet

görürler.”

20. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9.

ve 10. maddeleri şöyledir:

“Üyelerin seçimi:

Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim

sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının salt

çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Hakim sınıfından olmayan üyeleri, Genelkurmay

Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Cumhurbaşkanınca seçilir.”

“Atanma:

Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına ve

üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanının

onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi

Gazete'de yayımlanır.

Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”

“Görev süresi:

Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Hakim sınıfından olmayan

üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”

21. 1602 sayılı Kanun’un “Dosya dışında inceleme” başlıklı 52.

maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan

biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar

üzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara

kararında bu husus ayrıca belirtilir.

Ancak,

istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin

güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve

yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,

Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz

konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyen

bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile

mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerek

haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine

sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir

maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun

hükümleri saklıdır.”

22. 5/12/1984 tarih ve 14251

sayılı Resmi Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İçtüzüğü’nün

38. maddesi şöyledir:

“Dosyaları incelemek isteyen vekil veya temsilcilerin

vekaletname veya temsil belgeleri ile gerektiğinde hüviyetlerini göstermeleri zorunludur.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümleri saklıdır.

Taraflar da hüviyetlerini göstermek suretiyle dosyaları

inceleyebilirler.

Dosyalar, ancak ilgili başkan, üye, raportör, Başsavcı,

savcı, Genel Sekreter veya birimlerin başkatiplerinin gözetimi altında

incelenebilir.

Dava dosyaları içinde bulunan gizli bilgi ve belgeler taraf

ve vekillerine gösterilemez.

Tereddüt halinde gizliliğin takdiri; kurul başkanlarına,

Başsavcıya veya Genel Sekretere aittir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 20/11/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/5/2013 tarih ve 2013/2892

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, ilişiğinin

kesilmesinin dayanağı olarak herhangi sebep veya gerekçenin gösterilmediğini, AYİM’de yapılan yargılamada kanıtların hukuka uygun elde

edilip edilmediğini denetleme imkânının sunulmadığını, söz konusu belgelerin “gizli” ibareli olarak dava dosyasında

muhafaza edildiğini ve bunları incelenme olanağının verilmediğini, AYİM’de temyiz yolunun bulunmadığını, karar düzeltme

talebinin reddine ilişkin kararda gerekçeye yer verilmediğini, AYİM’de bulunan sınıf subayları nedeniyle bu mahkemenin

bağımsız ve tarafsız olmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Başvurucunun, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin ayrı ayrı

incelenmesi gerekmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin Bağımsız Olmadığı İddiası

26. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle tarafsız ve

bağımsız olmadığını ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

27. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B.

No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

28. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını

zedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme

durumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin

Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 29). Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir

süre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin

Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri

yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye

karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz ve

Diğerleri/Türkiye (kk.), B. No: 29870/96,

25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No:

23522/05, 20/4/2010, § 30).

29. Somut olayda, mahkemenin

bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmamış olup, başvurunun

bu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. İki Dereceli

Yargılamanın Bulunmaması İddiası

30. Başvurucu AYİM’in tek dereceli ve son karar mercii olduğunu,

kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığını ve bu

durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

31. Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve

AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18).

32. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanma

hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı

gibi, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birinin

kapsamına da girmemektedir (B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 40).

33. Açıklanan nedenlerle, başvuru

konusu ihlal iddialarının Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı dışında

kaldığı anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

c. Karar Düzeltme Talebinin Reddine İlişkin Kararın

Gerekçesiz Olduğu İddiası

34. Başvurucu, karar düzeltme

talebi üzerine AYİM tarafından verilen ret kararında gerekçeye yer

verilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

35. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanmakla beraber (bkz. García Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96,

21/1/1999, § 26) başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin

de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvuruları ile başvurucuların usuli haklarının ihlal edildiğine yönelik somut

şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması gerekçeli karar hakkının

ihlali olarak görülebilir (B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).

36. Başvuru konusu olayda AYİM,

davanın esası hakkında verdiği karara karşı yapılan karar düzeltme talebi

hakkında ilk kararına atıf yaparak ve gerekçesini aynen kabul ederek karar

düzeltme nedenleri bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir.

Dolayısıyla AYİM’in karar düzeltme talebi hakkında

verdiği kararın gerekçesiz olduğundan da söz edilemez.

37. Açıklanan nedenlerle,

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Gizlilik Dereceli Belgelerin İncelettirilmediği İddiası

38. Başvurucu, davalı idare

tarafından sunulan gizli belgelerin kendisine tebliğ edilmediğini, AYİM’de yapılan yargılamada kanıtların hukuka uygun elde

edilip edilmediğini denetleme imkânının sunulmadığını, belgelerin

incelettirilmesi hususunda yaptığı talebe cevap verilmediğini ve bu suretle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

39. Bakanlık görüş yazısında, AYİM’in, davayı karara bağlarken, gizlilik dereceli

belgeleri de değerlendirerek hüküm kurduğunu, ancak başvurucunun bu belgeleri

inceleme talebi olup olmadığı hususunda bir bilginin tespit edilemediğini

belirterek bu durumun değerlendirilmesi gerektiği ifade olunmuştur.

40. Başvurucu cevap

dilekçesinde, başvuru formunda yer alan iddialarını tekrar etmiştir.

41. Olayda, AYİM’de

görülen davada davalı idarenin uyuşmazlığın çözümü için AYİM’e

gizlilik dereceli belgeler sunduğu, başvurucu tarafından savunmaya cevap

dilekçesinde bu belgeleri inceleme talebinde bulunulduğu, ancak bu talep

hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı ve mahkemece sunulan gizlilik dereceli

belgeler esas alınarak dava hakkında karar verildiği görülmektedir.

42. Başvurucunun gizlilik dereceli

belgelerin kendisine incelettirilmemesine ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan

yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir

neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

43. Başvurucu, davalı idarenin

savunma ekinde sunduğu gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmesi talebinin

reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

44. Bakanlık görüş yazısında,

başvurucuya gizlilik dereceli belgelerin inceletilmemesinin adil yargılanma

hakkını ihlal edip etmediği değerlendirilirken konuya ilişkin AİHM kararlarının

göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.

45. Başvurucu cevap

dilekçesinde, başvuru formunda yer alan iddialarını tekrar etmiştir.

46. Başvuru konusu davada

başvurucunun gizlilik dereceli belgelerin kendisine incelettirilmediği iddiası

silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkı açısından

incelenecektir.

47. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

48. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

49. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve

gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşmenin lâfzî

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013,§ 38).

50. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,

davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı tarafına tanınan bir

avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan olumsuz

etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birine tanınan,

diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil

bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).

51. Çelişmeli yargılama ilkesi

ise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının

tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak

katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi,

delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama

faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya,

B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların

eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor

olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır

bulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününe aktif olarak

katılmalarını gerektirir (B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§

25).

52. AİHM, hükme esas olan ve

gizli olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal

sebebi saydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiye kararında, Askeri

Yüksek İdari Mahkemesinde görülen davada "gizli"

ibareli belgelere başvuranın erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet yönünden AİHS'in 6/1.

maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Miran/Türkiye,

B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında da “gizli” ibareli belgelere erişimin

sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı olduğu

gerekçesiyle AİHS'in 6/1. maddesinin ihlal edildiğini

hükme bağlamıştır (Güner Çorum/Türkiye,

B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§, 21-30).

53. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, ilişiğinin kesilmesi işleminin iptali istemiyle açtığı davada Milli Savunma Bakanlığı tarafından savunmaya ek olarak

sunulan gizlilik dereceli belgelerin kendisine gönderilmemesi üzerine savunmaya

cevap dilekçesinde AYİM’den bu belgelerin

incelettirilmesi talebinde bulunmuş, AYİM bu talep hakkında bir karar

vermeksizin anılan belgeleri de değerlendirmek suretiyle davanın esası hakkında

karar vermiştir.

54. Ceza davaları ile medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk

devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya

katılımının sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden

bilgi sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının

verilmesi olup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin

korunması, soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların

yargılama usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya

karartılan bilgi ve belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme

imkânı getirilmesi adil yargılanmanın garanti altına alınması için bir

gerekliliktir. Bu hususlar 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan

19/6/2010 tarih ve 6000 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü

Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup,

değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in 31/10/2006

tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye

kararı gösterilmiştir (B. No: 2013/6428, 26/6/2014,§

74).

55. 6000 sayılı Kanun’un 20.

maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş

ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;

dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgili

bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya

vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil

edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (B. No:

2013/6428, 26/6/2014,§ 75).

56. Somut olayda, AYİM

tarafından davalı idarenin sunduğu gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya

bildirilmediği, başvurucunun davalı idarenin sunduğu savunmaya karşı verdiği

cevap dilekçesinde gizlilik dereceli belgeleri inceleme talebi bulunduğu, ancak

bu talep hakkında bir karar verilmeksizin ilgili belgeler değerlendirmeye

alınarak davanın esası hakkında karar verildiği görülmektedir.

57. Bu durumda, başvurucu,

savunmaya cevap dilekçesinde kendisine bildirilmeyen belgeleri incelemek için

talepte bulunmuş, AYİM bu talep hakkında karar vermemiş, gizlilik dereceli

belgelerin, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

veya benzeri haklı görülebilecek hususlar nedeniyle başvurucunun incelemesine

açılmadığını ortaya koyacak hiçbir argüman da ortaya koymamıştır. Olayda,

davalı idarenin savunması ekinde sunulan ve AYİM kararında hükme esas alınan

gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesi nedeniyle başvurucunun

silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır.

58. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

59. Başvurucu, adil yargılanma

hakkına yapılan ihlalinin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına,

uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

60. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

61. Başvuruya konu yargılamada

davalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya

incelettirilmeyerek bu belgeler hakkında görüş bildirmesinin engellenmesi

nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş

olup, bu ihlal ve ihlalin sonuçları yeniden yargılama yapılmak suretiyle

giderilebilecek niteliktedir.

62. Başvurucu uğradığını ileri

sürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini talebinde bulunmuş ise de, Mahkemece yeniden yargılama yapılmasına karar

verildiğinden bu aşamada talebin reddedilmesi gerekir.

63. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine, ihlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir

örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız olmadığı şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2.

İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinin “konu bakımından yetkisizlik”,

3.

Gerekçeli karar hakkının ihlali şikâyetinin “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmediğine ilişkin şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın

bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

20/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Murat KIRBOĞA Vekili : Av. Savaş BAYTOK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2892, 20 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmemesi nedeniyle adil
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2892
Tarih
20 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Solmaz Erdinç Başvurusu (B. No: 2014/2713)
  • Cavit Bağyapan Başvurusu (B. No: 2013/1444)
  • Yusuf Burak Çelik Başvurusu (B. No: 2013/2538)
  • Cebrail Türkmen Başvurusu (B. No: 2013/1764)
  • Mehmet Ali Beylikçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/381)
  • Tahir Canan Başvurusu (B. No: 2013/839)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.