İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tahir Canan Başvurusu (B. No: 2013/839)

1. Başvurucu, hakkındaki koşullu salıverilme kararının geri

Başvuru No2013/839Tarih5 Kasım 2014Okuma15 dk · 3.079 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tahir Canan Başvurusu (2)

Karar tarihi
5 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/839
R.G. Tarih-Sayı
30/1/2015-29252
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.079 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, hakkındaki koşullu salıverilme kararının geri

alınmasına esas gösterilen mahkûmiyet kararının ortadan kaldırılmasına rağmen

geri alma kararının infazına devam edilmesinin anayasal haklarını ihlal

ettiğini ileri sürmüş, tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 21/1/2013 tarihinde Bandırma Cumhuriyet

Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 25/2/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, başvuru tarihinde Bandırma M Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

6. Başvurucu, Adana 1 No.lu Sıkıyönetim Mahkemesinin

3/10/1980 tarih ve E.1980/306, K.1980/630 sayılı kararı ile kasten öldürme,

kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından

neticeten 36 yıl ağır hapis cezasına ve Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

17/2/1987 tarih ve E.1984/132, K.1987/7 sayılı kararı ile 20 yıl ağır hapis

cezasına mahkûm edilmiştir.

7. Adana 1 No.lu Sıkıyönetim Mahkemesinin 30/12/1987 tarih

ve E.1980/306, K.1987/264 sayılı içtima kararı ile anılan hapis cezalarının 36

yıl ağır hapis cezası olarak infazına karar verilmiştir.

8. Anılan hapis cezalarının infazı sırasında Gaziantep 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin 13/4/1991 tarih ve 1991/125 Değişik İş sayılı kararı ile

başvurucunun koşullu salıverilmesine karar verilmiştir.

9. Başvurucu serbest bırakıldıktan sonra deneme süresi

içinde yasadışı silahlı örgüte üye olmak suçundan Malatya 1 No.lu Devlet

Güvenlik Mahkemesinin 14/11/1994 tarih ve E.1993/175, K.1994/374 sayılı kararı

ile 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

10. Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi 29/8/1995 tarih ve

1995/139 Değişik İş sayılı kararı ile deneme süresi içinde suç işlediği

kesinleşen başvurucunun, koşullu salıverildiği 16/5/1993 ile 20/5/2016

tarihleri arasındaki bakiye cezasının aynen infazına karar vermiştir. Anılan

karara itiraz Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/8/1995 tarih ve 1995/139

Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

11. Başvurucu hakkında verilen Malatya 1 No.lu Devlet

Güvenlik Mahkemesinin 12 yıl 6 ay süreli hapis cezasının infazına başlanmış ve

Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin 27/9/2002 tarih ve 2006/216 Müteferrik sayılı

kararı ile başvurucu hakkında koşullu salıverilme kararı verilmiştir. Ancak

başvurucu serbest bırakılmayarak Adana 1 No.lu Sıkıyönetim Mahkemesinin koşullu

salıverilme nedeniyle geri alınan cezasının infazına başlanmıştır.

12. Başvurucunun geri kalan cezası infaz edilirken 29/7/2003

tarih ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu’nun 4. maddesinin (a) bendi

uyarınca Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, 21/10/2003 tarih ve

E.2003/132, K.2003/113 sayılı kararı ile koşullu salıverme kararının geri

alınmasına neden olan 14/11/1994 tarihli mahkûmiyet kararının tüm sonuçları ile

ortadan kaldırılmasına karar vermiştir.

13. Başvurucu, ortadan kaldırma kararı üzerine Gebze Ağır

Ceza Mahkemesinden, Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 12 yıl 6 ay

hapis cezasına ilişkin 27/9/2002 tarihli koşullu salıverilme kararının

kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkeme, 8/12/2010 tarih ve 2010/852 Müteferrik

sayılı kararı ile talebi reddetmiştir. Karara yapılan itiraz üzerine Kartal 3.

Ağır Ceza Mahkemesi 26/1/2011 tarih ve 2011/60 Değişik İş sayılı kararı ile

Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin itiraza konu kararını gerekçelendirilmediği

nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

14. Başvurucu 21/2/2011 tarihli dilekçesi ile tekrar Malatya

1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin koşullu salıverilme kararının

kaldırılmasını talep etmiş ve Gebze Ağır Ceza Mahkemesi, 23/3/2011 tarih ve

2011/16 Değişik İş sayılı kararı ile Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesinin ortadan kaldırma kararı ile koşullu salıverilme kararının

uygulanamaz olduğundan kaldırılmasına karar vermiştir.

15. Bandırma Cumhuriyet Başsavcısı, 4959 sayılı Kanun’un

topluma kazandırmaya ilişkin bir yasa olduğu ve başvurucunun eylemini suç

olmaktan çıkarmadığını belirterek 6/4/2011 tarihinde anılan karara itiraz

etmiştir. Kartal 3. Ağır Ceza Mahkemesi 6/5/2011 tarih ve 2011/397 Değişik İş

sayılı kararı ile itirazı kabul ederek Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin kararını

kaldırmıştır.

16. Başvurucunun anılan karara ilişkin kanun yararına bozma

başvurusu Adalet Bakanlığının 4/10/2011 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

17. Öte yandan başvurucu, Gaziantep 2. Ağır Ceza

Mahkemesinden, Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 12 yıl 6 ay hapis

cezasının infaz ettiği kısmının koşullu salıverilme kararı geri alınan cezadan

mahsubunu talep etmiştir. Mahkeme, 31/3/2004 tarih ve 2004/78 Müteferrik sayılı

kararı ile talebi reddetmiştir. Anılan karara yapılan itiraz da Gaziantep 3.

Ağır Ceza Mahkemesinin 3/5/2004 tarih ve 2004/101 Müteferrik sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

18. Anılan karara karşı Adalet Bakanlığı 27/2/2012 tarihinde

kanun yararına bozma talebi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına

başvurmuştur. Başsavcılık 12/3/2012 tarih ve 2012/67278 sayılı tebliğnamesi ile bozma talebiyle dosyayı Yargıtay 1. Ceza

Dairesine göndermiştir.

19. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 9/7/2012 tarih ve E.2012/3513,

K.2012/5599 sayılı kararı ile “Malatya 1

No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 14/11/1994 tarih ve E.1993/175, K.1994/374

sayılı kararıyla 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına dair hükmünün 4959 sayılı

Topluma Kazandırma Kanunu’nun 4/a maddesi gereğince 21/10/2003 tarih ve

E.2003/132, K.2003/13 sayılı kararı ile sonuçları ile birlikte ortadan

kaldırılmasına karar verilmiş olup ortada suç nedeniyle infaz edilecek bir

mahkûmiyet kararı bulunmadığından” Gaziantep 3. Ağır Ceza

Mahkemesinin 3/5/2004 tarihli kararında mahsup talebinin kabulü yerine reddine

karar verilmiş olmasını kanuna aykırı kabul ederek bozulmasına karar vermiştir.

Bunun üzerine Mahkeme, 6/11/2012 tarih ve 2012/1037 Değişik İş sayılı kararı

ile başvurucunun, Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin mahkûmiyet

kararı kapsamında infazda geçirdiği sürenin halihazırda koşullu salıverilmenin

geri alınması nedeniyle yatması gereken süreden mahsubuna karar vermiştir.

20. Başvurucu, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin anılan kararını da

gerekçe göstererek koşullu salıverilme kararının geri alınması kararının

dayanaksız kaldığını belirterek Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının, koşullu

salıverme kararının geri alınması üzerine belirlenen bakiye cezaya ilişkin

hazırladığı müddetnameye itiraz etmiştir. Bandırma

Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2012 tarih ve 2012/702 Değişik İş sayılı kararı ile müddetnamenin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararı

gözetilerek ve mahsup yapılarak düzenlendiği ve bu sebeple usul ve yasaya uygun

olduğu kanaatine varılarak itirazı reddetmiştir.

21. Anılan karara yapılan itiraz da Balıkesir 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 31/12/2012 tarih ve 2012/1148 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

22. Başvurucu, karardan 16/1/2013 tarihinde haberdar olmuş ve

21/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

23. 4959 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a) bendi şöyledir;

"Terör örgütü mensubu olup da;

a) Terör örgütü tarafından işlenen suçlara

iştirak etmemiş ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra silahlı

mukavemet göstermeksizin kendiliklerinden veya vasıtalı olarak teslim olmuş

veya kendiliklerinden örgütten çekildiği anlaşılmış olanlardan, bu Kanundan

yararlanmak istediğini beyan edenler hakkında ceza verilmez.”

24. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun

97. maddesi şöyledir;

“Umumi af, hukuku amme davasını ve hükmolunan

cezaları bütün neticeleri ile birlikte ortadan kaldırır.”

25. 765 sayılı mülga Kanun’un 98. maddesi şöyledir;

“Hususi af, havi olduğu sarahate göre cezayı

ortadan kaldırır veya azaltır veya değiştirir ve daha ağır bir cezadan mübeddel olan cezaya kanunen ilave edilmemiş bulunmak şartiyle mahkumun kanuni mahcuriyetini de ref eder. Ancak

kanun veya kararnamesinde hilafı yazılı olmadıkça feri ve mütemmim cezalara

tesir etmez. Hususi affı tazammun eden kanun veya kararnamede sarahat bulunan

ahval müstesnadır.”

26. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 65.

maddesi şöyledir;

(1) Genel af hâlinde, kamu davası düşer,

hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.

(2) Özel af ile hapis cezasının infaz

kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek

süresi kısaltılabilir ya da adlî para cezasına çevrilebilir.

(3) Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen

hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam ettirir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 5/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 21/1/2013 tarih ve 2013/839 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, koşullu salıverildikten sonra denetim

süresinde tekrar suç işlediğinden bahisle Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesi tarafından 12 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edildiğini ve bu nedenle

koşullu salıverilme kararının kaldırılmasına karar verildiğini, 12 yıl 6 ay

hapis cezasının infazından sonra 4959 sayılı Kanun uyarınca Mahkemenin

hükmettiği cezanın tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına karar verildiğini,

12 yıl 6 ay hapis cezasının infaz edilen kısmının koşullu salıverilme kararının

geri alınması kararı nedeniyle infaz ettiği bakiye cezadan mahsup edildiğini,

ancak mahsup kararının yeterli olmayıp koşullu salıverilme kararının

kaldırılması kararına esas 12 yıl 6 ay hapis cezasının tüm sonuçları ile

ortadan kaldırılması nedeniyle koşullu salıverilme kararının geri alınması

kararının da kaldırılması gerektiğini, bu sebeple haksız olarak cezaevinde

tutulduğunu belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

salıverilme ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında

kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa’nın

19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Benzer kararlar için bkz. B.No: 2013/4682, 17/9/2014; B.No: 2014/1711, 23/7/2014; B.No:

2013/8114, 17/9/2014). Başvurucunun şikâyet biçimi dikkate alındığında,

iddialarının özü, koşullu salıverilme kararının geri alınması kararına esas

kararın ortadan kalkması nedeniyle haksız olarak cezaevinde tutulmasına ilişkin

olduğundan başvurucunun bütün iddiaları

aşağıda kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

30. Anayasa’nın 19. maddesi şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına

sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun

olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

(a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından

verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;

…”

32. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan

sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek

şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı

olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının

kısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

33. Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ilk istisnası “Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca

verilecek mahkûmiyet kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik

tedbirlerinin uygulanması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali kabul

edilmeyecektir. Diğer taraftan “suç şüphesine bağlı

tutma” kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı” ifade

etmektedir. (Benzer kararlar için bkz. B.No: 2012/338, 2/7/2013, § 41, B.No:

2014/912, 6/3/2014, § 70). Sözleşme’ye göre,

özgürlüğe getirilen sınırlamanın meşru kabul edilebilmesi için mahkûmiyet

kararı sonrası “tutma” hali veya

hapsedilmenin, “yetkili mahkeme” kararına dayalı ve hukuka

(kanuna) uygun olması şartları aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı

yönünden “tutma” hali, geniş

anlamda kullanılmakta olup; gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutukluluk

ve hükümlülük hallerini içine almaktadır. Sözleşme maddesindeki “yetkili mahkeme” vurgusu, kişinin

özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran ceza veya güvenlik tedbiri

uygulama konusunda kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan

bağımsız ve yeterli güvencelere sahip yargısal organı ifade etmektedir (B.No: 2013/8114, 17/9/2014, § 18; benzer AİHM kararları

için bkz. De Wilde,

Ooms And Versyp/Belçika, B. No: 2832/66, 2835/66, 2899/66,

18/6/1971, § 78; Engel ve Diğerleri/Hollanda,

B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976, § 68).

Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası ve Sözleşme’nin 5. maddesinin (1)

numaralı fırkasının (a) bendi kapsamına, mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet

hükmünün yerine getirilmesi hallerinde ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma

halleri dâhil ise de anılan kurallar, mahkûmiyet kararının değil, tutmanın

hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır. Dolayısıyla bu güvence

kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis cezasının yerindeliği veya

orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (B.No:

2013/8114, 17/9/2014, § 18).

34. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak

Anayasa’nın 19. maddesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi açık bir hüküm içermemektedir.

Bununla birlikte herkesin, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması ve

bu hakka getirilebilecek sınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerinde

belirtilmesi, “keyfi bir biçimde”

bu haktan kimsenin mahrum bırakılmamasını amaçlamaktadır. Yetkili bir mahkeme

tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve ceza infaz

kurumunda tutma süresi de bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Ceza

mahkemelerinin kararına uygun hareket edilmesi de hakkın korunması açısından

bir zorunluluktur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları

sürenin mahkûmiyet kararına ve ilgili yasal mevzuata uygun olması Anayasa’nın

19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi

birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında güvence altına alınmıştır B.No: 2014/1711, 23/7/2014, § 32).

35. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince,

kural olarak tutma hali, mahkûmiyet kararına bağlı olmalıdır. Koşullu

salıverilme kararının geri alınması nedeniyle kişinin yeniden hapsedilmesi

durumunda da infazına karar verilen ceza ile önceki mahkûmiyet arasındaki

nedensellik bağının kesilmemiş olması gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

(AİHM) göre Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde

geçen “mahkûmiyet kararı sonrasında” ibaresi

ile kastedilen, sadece “tutma”nın

zaman bakımından mahkûmiyet kararından sonra olması değil, aynı zamanda

mahkûmiyet nedeniyle olmasıdır (Bkz. B.No: 2013/8114,

17/9/2014, § 19; Van Droogenbroeck/Belçika,

B. No: 7906/77, 24/6/1982; Weeks/Birleşik Krallık, B. No: 9787/82,

2/3/1987, § 42; Stafford/Birleşik Krallığı, [BD], B. No: 46295/99,

§ 64; M./Almanya, B. No:

19359/04, 17/12/2009, § 88).

36. Koşullu salıverilme, cezanın çektirilmesinin

kişiselleştirilmesi, başka bir deyişle cezaevindeki tutum ve davranışlarıyla

(iyi haliyle) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini veren hükümlünün şarta

bağlı olarak ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilen cezadan daha kısa

bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunu iyi davranışıyla

kanıtlaması durumunda, cezaevinde daha fazla kalması gereksiz olabilir. Bu

durumda koşullu salıverilme, infaz sistemindeki en etkili araçtır. Koşullu

salıverilmenin en önemli öğeleri, cezanın belirli bir süre çekilmiş olması,

hükümlünün bu süre içinde iyi durum göstermesi, koşullu salıverildikten sonra

gözetim altında kalması ve koşullu salıverilmenin gereklerine uyulmaması

durumunda koşullu salıverilme kararının geri alınabilmesidir (B.No: 2013/8114, 17/9/2014, § 20;

AYM, E.2001/4, K.2001/332, K.T. 18/7/2001).

37. Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için hükümlünün,

infaz süresinin kanunda belirlenen kısmını “iyi

halli” olarak geçirmesi gerekir. Hal ve tavırları gözlemlenen

hükümlünün, işlemiş olduğu suçtan dolayı pişmanlık duyduğunun belirlenmesinin

koşullu salıverilmede “iyi halli”

olmanın bir şartı olduğu anlaşılmaktadır. Koşullu salıverilen hükümlünün,

denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya

kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar

etmesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır. Koşullu salıverilme

kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; sonraki suçu işlediği tarihten

itibaren hak ederek tahliye tarihine kadar kalan cezasının aynen infazına karar

verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün

infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilemez. Buna karşılık,

hükümlünün denetim süresini yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirmesi

halinde, ceza infaz edilmiş sayılır (B.No:

2013/8114, 17/9/2014, § 25).

38. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde başvurucu,

koşullu salıverilme kararının geri alınmasına esas olan mahkûmiyet kararının

4959 sayılı Kanun uyarınca ortadan kaldırılması üzerine, koşullu salıverilme

kararının geri alınması kararının da dayanaksız kaldığını ileri sürmüştür.

Başka bir ifade ile başvurucu, hakkında verilen 12 yıl 6 ay hapis cezasının

Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararı ile ortadan kaldırmasının

sonucu olarak koşullu salıverilme kararının geri alınması kararının dayanaksız

kaldığını ve bu sebeple koşullu salıverilme kararının kaldırılması kararının da

ortadan kaldırılması gerektiğini iddia etmiştir.

39. Başvuru konusu olaya ilişkin olarak hapis cezasını

ortadan kaldıran 4959 sayılı Kanun’un bir af yasası olup olmadığı ve af yasası

olduğunun kabulü halinde genel veya özel nitelikte bir af yasası olup

olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

40. Anayasa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) görev

ve yetkilerini düzenleyen 87. maddesi şöyledir:

“Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve

yetkileri, … , Türkiye Büyük Millet Meclisi üye

tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar

vermek ve Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve

görevleri yerine getirmektir.”

41. Anayasa’nın 87. maddesi bir af teklif veya tasarısının

kanunlaşabilmesi için özel bir karar yeter sayısı öngörmüştür. Bir kanunun, af

kanunu olup olmadığının şekli olarak değerlendirilmesinde kanunlaşma sürecinde

özel bir karar yeter sayısının aranıp aranmadığı tespit edilebilir. TBMM Genel

Kurulunun 29/7/2003 tarihli 112. Birleşiminde 4959 sayılı Kanun’un tasarısına

ait görüşme tutanaklarında açık bir şekilde tasarının af niteliğinde olduğu ve

karar yeter sayısında beşte üç çoğunluğun aranacağı belirtilmiş ve gerekli

karar yeter sayısı ile tasarı kanunlaşmıştır. Dolayısıyla 4959 sayılı Kanun’un

af niteliğinde olduğu açıktır.

42. Öte yandan bir af kanununun genel mi yoksa özel af

niteliğinde mi olduğu Türk Ceza Kanunu’nda uygulanacak maddeler ve affın

sonuçları açısından önemlidir. Affa ilişkin 765 ve 5237 sayılı Kanunların

ilgili maddelerinde (bkz. §§ 24-26) genel af halinde kamu davasının düşeceği ve

hükmolunan cezaların bütün neticeleri ile ortadan kalkacağı düzenlenmiştir.

Özel affa ilişkin ise cezanın sonlandırılması, kısaltılması veya başka seçenek

yaptırımlara çevrilmesi esas alınmıştır. Ayrıca özel af durumunda cezaya bağlı

olan ve hükümde belirtilen hak yoksunluklarının da devam edeceği

belirtilmiştir. Dolayısıyla genel af suç ve cezaya, özel af ise sadece cezaya

ilişkin muafiyet sağlamaktadır.

43. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin

olarak Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin uyguladığı 4959 sayılı

Kanun’un 4. maddesinin (a) bendinde terör örgütü mensuplarına belirli şartları

sağlaması durumunda ceza verilmeyeceği hususu düzenlenmiştir. Başvurucunun

madde metninde belirtilen şartları taşıdığı değerlendirilerek ve kendi talebi

ile 12 yıl 6 ay hapis cezasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

Dolayısıyla başvurucu açısından mahkûmiyet kararı değil verilen cezanın ortadan

kalkması söz konusudur. Cezayı ortadan kaldıran anılan düzenleme özel affı

düzenleyen 765 sayılı mülga Kanun’un 98. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 65. maddesinin

ikinci ve üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar

çerçevesinde 4959 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a) bendi özel af niteliğinde

olduğu kabul edilmelidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi de kanun yararına bozma

talebini değerlendirirken aynı değerlendirmeyi yaparak Malatya 1 No.lu Devlet

Güvenlik Mahkemesinin 21/10/2003 tarih ve E.2003/132, K.2003/13 sayılı

kararında 4959 sayılı Kanun gereğince mahkûmiyet kararının sonuçları ile

birlikte ortadan kaldırılmasına karar verildiğini ve bu sebeple ortada suç

nedeniyle infaz edilecek bir mahkûmiyet kararı bulunmadığını belirterek suçun

değil cezanın ortadan kaldırıldığını belirtmiştir (Bkz. § 19).

44. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 'Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi'

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

45. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B.

No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

46. Somut olayda, başvurucunun koşullu salıverilme kararının

geri alınmasına esas Malatya 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 12 yıl 6 ay

süreli mahkûmiyet kararı ortadan kaldırılmıştır. Ancak bu karar, 4959 sayılı

Kanun’un 4. maddesinin (a) bendi uyarınca suçu veya mahkûmiyeti genel affın

sonuçları gibi tüm sonuçları ortadan kaldıran değil, metindeki “ceza verilmez” hükmü uyarınca sadece

cezayı ortadan kaldıran bir karardır. Dolayısıyla başvurucunun mahkûmiyetine

esas suçun değil cezanın kaldırılması söz konusudur. Bu nedenle ortadan

kaldırma kararına rağmen koşullu salıverilme kararının geri alınması kararının

infazına devam edilmesinin kanuna uygun olduğu kabul edilmelidir.

47. Diğer taraftan, Yargıtay 1. Ceza Dairesi infazı

tamamlanan 12 yıl 6 ay hapis cezasının özel af niteliğindeki 4959 sayılı Kanun

ile ortadan kalkması üzerine cezanın infaz edilen kısmının koşullu salıverilme

kararının geri alınması üzerine infaz edilen cezadan mahsubuna karar verilmesi

gerektiğine hükmetmiştir. Böylelikle başvurucunun infaz ettikten sonra ortadan

kaldırılan hapis cezasının hali hazırdaki infaz ettiği cezadan mahsubu

sağlanarak hak kaybının önüne geçilmiştir.

48. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarına ilişkin

açık ve görünür bir ihlal olmadığı anlaşılmakla başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle başvurunun, “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 5/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Tahir CANAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/839, 5 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Kaleli
  12. Dursun
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/839
Tarih
5 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • B.ç. Başvurusu (B. No: 2013/2349)
  • Bayram Siviş Başvurusu (B. No: 2014/5844)
  • Ahmetcan Baydeniz Başvurusu (B. No: 2014/6779)
  • Seydo Çakır Başvurusu (B. No: 2014/5426)
  • Metin Baran Başvurusu (B. No: 2014/2182)
  • Mehmet Fatih Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/1607)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.