İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tuncay Küçük Başvurusu (B. No: 2013/12)

1. Başvurucu, hükümle birlikte

Başvuru No2013/12Tarih4 Kasım 2014Okuma9 dk · 1.789 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tuncay Küçük Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/12
R.G. Tarih-Sayı
13/1/2015-29235
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.789 kelime·9 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hükümle birlikte

verilen tutuklama kararına istinaden çıkarılan yakalama emri doğrultusunda ceza

infaz kurumuna konulduğunu, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti olmadığı halde 23/9/2012 tarihinden beri tutuklu olması ve yargılama

sürecinde usuli güvencelere uyulmaması nedeniyle

Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve

güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tahliye talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/12/2012

tarihinde Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 25/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 15/5/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına

bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı benzer başvurulara ilişkin önceki görüşlerine

atıf yaparak ayrıca görüş sunulmasına gerek görülmediğini bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2010/283 sayılı ve 21/9/2012 tarihli

kararıyla başvurucunun 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 147. ve 61.

maddeleri gereğince 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında

yakalama emri çıkartılmasına karar verilmiştir.

8. Başvurucu, hakkında

çıkarılan yakalama emri doğrultusunda 23/9/2012

tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna konulmuştur.

9. Başvurucu bu karara 26/9/2012 tarihinde itiraz etmiş, ancak itirazı 11. Ağır

Ceza Mahkemesi 23/10/2012 tarihinde reddetmiştir. Karar, başvurucu tarafından 28/11/2012 tarihinde öğrenilmiştir.

10. Redde ilişkin gerekçede,

başvurucunun sabit görülen eylemi sebebiyle verilen cezanın miktarı, mahkûm

olunan suçun tutuklama nedeni var kabul edilen katalog suçlardan olması, bir

kısım sanıkların yargılama aşamasında olduğu gibi karar sonrasında kaçmaya

yönelik eylemlerde bulunması nedeniyle tutukluluk halinin devamını gerektiren

şartların geçerliliğini sürdürdüğü ve adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı vurgulanmıştır.

11. Anayasa Mahkemesine başvuru

tarihi itibarıyla başvurucu hakkındaki dava Yargıtay’da derdesttir.

12. Başvurucu 24/12/2012

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. İsnat olunan suçun işlendiği

tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı Mülga Kanun’un 147. maddesi şöyledir:

“Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri

Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren

menedenlerle bunları teşvik eyliyenlere

ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası hükmolunur …”

14. Aynı Kanun’un 61. maddesi,

işlendiği zamanda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçun

teşebbüs aşamasında kalması halinde failin on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılmasını öngörmektedir.

15. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,

şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a)

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (1)

…

9. Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde

220),

10.

Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

11.

Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311,

312, 313, 314, 315),

…

(4) Sadece

adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla

olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

16. 5271 sayılı Kanun’un 260.

maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına

karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını

almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan

sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları

açıktır.

(2) Asliye

ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemenin yargı çevresindeki

sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet

savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh ceza

mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge

adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.

(3)

Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 4/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

24/12/2012 tarih ve 2013/12 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, Derece Mahkemesince hakkında verilen mahkûmiyet kararı ile

birlikte, isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinde sayılan

suçlardan olduğu gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildiğini, kaçma şüphesi

bulunmamasına rağmen tutuklanmasının yasal olmadığını, genel ve soyut

varsayımlara dayanılarak tutuklandığını, tutuklamanın kanuna aykırı olarak elde

edilen delillere dayandırıldığını, dijital delillerin sağlıklı olmadığını ve

manipüle edildiğini, gerekli kişiselleştirme yapılmaksızın mahkum edilmesinin

"suç ve cezaların şahsiliği ilkesi"

ni ihlal ettiğini, tanıklarının dinlenmediğini, lehe

olan bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını belirterek Anayasa’nın 19., 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Başvurucunun iddialarının

özü, mahkûmiyet kararıyla birlikte verilen tutukluluk kararı nedeniyle özgürlük

ve güvenlik hakkının ihlal edildiği ile yargılama sırasında adil yargılanma

güvencelerinin ihlal edildiğine ilişkindir Bu nedenle incelemenin özgürlük ve

güvenlik hakkı ve adil yargılanma hakkı kapsamında yapılması gerekir.

1. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

20. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

21. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

22. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir. Bireysel

başvurunun ikincil nitelikte bir hak arama yolu olması nedeniyle, asıl olan hak

ve özgürlüklere kamu otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal

durumunda bunun idari ve/veya yargısal olağan yollarla giderilmesidir. Bu

nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar

tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebilir (B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 28).

23. Somut olayda başvuru konusu

davanın Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldığı tarihte derdest olduğu, adil

yargılanma hakkının ihlali kapsamındaki iddiaları yönünden başvuru yollarının

tüketilmediği görülmektedir.

24. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun adil yargılanma hakkının ihlal iddiası kapsamındaki kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

25. Anayasa’nın 19. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

“Şekil ve şartları kanunda

gösterilen:

Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi; … halleri dışında kimse hürriyetinden

yoksun bırakılamaz.”

26. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

27. Anayasa’nın

19. maddenin birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına

sahip olduğu, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise bireylerin bu haktan şekil ve

şartları kanunda gösterilen bazı istisnai durumlarda mahrum edilebileceği

kuralı yer almaktadır (B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 38). Buna göre, hürriyetten

yoksun bırakılma ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen

durumlardan birinin varlığı halinde söz konusu olabilir. (B. No: 2012/348, 4/12/2013, § 39). “Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

yerine getirilmesi” amacıyla kişilerin hürriyetinden yoksun

bırakılması maddenin ikinci fıkrasında sayılan hallerden biridir.

28. Somut olayda İstanbul 10.

Ağır Ceza Mahkemesinin 21/9/2012 tarihinde açıklanan

kararıyla başvurucunun 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında

yakalama emri çıkartılmasına karar verilmiştir. Yakalama emri doğrultusunda

başvurucu 23/9/2012 tarihinde tutuklanarak ceza infaz

kurumuna konulmuştur. Mahkemenin vermiş olduğu mahkûmiyet kararı sonrasındaki

bu tutma hali, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

yerine getirilmesi” kapsamındadır.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle başvurunun kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

30. Üye Serdar ÖZGÜLDÜR bu

görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

A. Başvurucunun,

1. Adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinin “başvuru

yollarının tüketilmemesi” nedeniyle OYBİRLİĞİYLE,

2.

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, üye Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karşı

oyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, OYBİRLİĞİYLE,

4/11/2014 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Yargılama

safahatı boyunca hiç tutuklanmayan, duruşmadan vareste şekilde tutuksuz olarak

yargılanmakta iken hükümle birlikte hakkında “yakalama kararı” çıkartılan

başvurucu, bu karara istinaden tutuklanmış; tutuklama kararına karşı yapmış

olduğu itirazın reddi üzerine de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlâli

iddiasıyla bu bireysel başvuruyu yapmıştır.

Anılan

yargılamaya ilişkin kesinleşmiş hüküm nedeniyle 230 başvurucunun yapmış olduğu

bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 18.6.2014 tarih ve

Başvuru No: 2013/7800 sayılı kararıyla (RG. 5.7.2014,

Sayı: 29051) başvurucuların dijital delillerin

değerlendirilmesine ilişkin şikâyetlerin giderilmediğine dair iddialarının ve

dönemin Genelkurmay Başkanı ile Kara Kuvvetleri Komutanının tanık olarak

dinlenmesi taleplerinin reddi nedeniyle tanık dinletme hakkına ilişkin

şikâyetlerinin kabul edilebilir olduğuna; bu nedenlerle Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlâl edildiğine

oybirliğiyle karar vermiştir.

Anayasa

Mahkemesi Genel Kurulunun bu ihlâl kararı karşısında, adil olmadığı tespiti

yapılan söz konusu yargılamanın bir parçası olan mahkûmiyet ve salt bu nedene

dayalı hükümle birlikte yakalama kararı verilmesi, akabinde de tutuklama koruma

tedbiri hukukî dayanaktan yoksun kalmış olup; her ne kadar bireysel başvuru

2012 yılında yapılmış olsa da, herkesi bağlayıcı mahiyetteki söz konusu Genel

Kurul kararı ile yargılamanın adil olmadığı hükme bağlanıp, mahal mahkemesince

de bu karar doğrultusunda yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi olgusu

nedeniyle, bireysel başvurunun somutunda bu hukuki gelişmenin dikkate alınarak

bir sonuca varılması ve başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekmektedir.

Konunun

diğer bir cephesi, gerek AİHM gerek Mahkememiz uygulamasında mahkûmiyet

kararıyla birlikte tutukluluk halinin son bularak “hükmen tutuklu” statüsüne

geçileceği, dolayısıyla özgürlük ve güvenlik hakkı ihlâli iddialarının

mahkûmiyet kararıyla birlikte dayanağını yitireceği şeklindeki içtihadın,

bireysel başvurunun somutunda uygulama yeri olup olmadığının saptanmasıdır.

Başvurucu hüküm anına kadar hiç tutuklanmadığından, bu statüde olmayan birinin

statü değiştirerek “hükmen tutuklu” durumuna geçeceği kabul edilemeyeceği gibi;

aşağıda izah edildiği üzere “yakalama kararı” ve buna dayalı “tutuklama”

halinin yasal dayanağının da bulunmaması karşısında, somut başvurudaki durumun

istikrar bulan uygulamayla benzer bir yönü söz konusu değildir.

Gerçekten,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 98. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca “kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama

emri re’sen veya Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine hakim veya mahkeme tarafından

düzenlenir. “Başvurunun somutunda başvurucu kaçak sanık statüsünde olmadığı

gibi, hiç tutuklanmamış, mahkemece duruşmadan vareste tutulmuş bir sanık

statüsündedir. Dolayısıyla hüküm aşamasında başvurucu hakkında yakalama kararı

(yakalama emri) çıkarılması uygulaması hukuki dayanaktan yoksundur. Öte yandan,

5271 sayılı Kanun sistematiğinde “gıyabi tutuklama” müessesesine de yer

verilmediğinden, bu yakalama kararına dayalı tutuklama işlemi de aynı şekilde

hukuka aykırılıkla malûl durumdadır. Özgürlük ve güvenlik hakkının söz konusu

olduğu durumda “dar yorum” ilkesi gereği yasal dayanağı bulunmayan fiili

uygulamalara gidilmesi doğru olmadığı gibi bu uygulamanın itiraz mahkemelerince

de benimsenmesi, bu uygulamaya haklılık kazandıramaz.

Açıklanan

nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındaki “Özgürlük ve

güvenlik hakkı”na ilişkin şikayetlerinin

kabul edilebilir mahiyette olduğu kanaatine vardığımdan, çoğunluğun aksi

yöndeki kararına katılamıyorum.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Hüseyin TURAN

Başvurucu

:

Tuncay KÜÇÜK

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/12, 4 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. M. Emin KUZ
  17. Özgüldür
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/12
Tarih
4 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Metin Ragıp Arıkan Başvurusu (B. No: 2014/4506)
  • Aydın Selçuk Başvurusu (B. No: 2014/3194)
  • Kadir Yılmazbaş Başvurusu (B. No: 2012/1199)
  • Ali İlhan Bayar Başvurusu (B. No: 2013/725)
  • İmam Ergün Başvurusu (B. No: 2014/2206)
  • Murat Kırboğa Başvurusu (B. No: 2013/2892)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.