İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adile Melekoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1630)

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

Başvuru No2015/1630Tarih22 Ocak 2019Okuma17 dk · 3.462 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Adile Melekoğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/1630
R.G. Tarih ve Sayı
13/2/2019 -30685
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.462 kelime·17 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

tazmin edilmesi, manevi zararların ise hiç tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet

hakkının; buna ilişkin idari ve yargısal sürecin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular, H. Ç.'ın

mirasçılarıdır. H. Ç., Tunceli'nin Ovacık ilçesi Bilgeç

köyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları

neticesinde köyünün boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda

kaldığını iddia etmiş ve 9/8/2004 tarihinde 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun

kapsamında zararlarının karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Bu

başvuruda manevi tazminat talep etmemiştir. Komisyonun 17/6/2009 tarihli ve

2009/2-2044 sayılı kararıyla bilgi ve belge eksikliğinden talebin reddine karar

verilmiştir.

10. H. Ç., Komisyon kararının iptali istemiyle dava açmış; dava

dilekçesinde de manevi tazminat istemine yer vermemiştir. Malatya İdare

Mahkemesi 26/1/2011 tarihli kararıyla özetle davalı idarenin kendisine sunulan

bilgi ve belgeleri dikkate alarak yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapıp

buradan elde edilecek bilgiye göre karar vermesi gerektiği gerekçesiyle işlemi

iptal etmiştir.

11. İptal kararı üzerine anılan Komisyon tarafından yeniden

yapılan inceme ve değerlendirme sonucu 16/12/2011 tarihli ve 7141 sayılı

kararla H. Ç.'a ahşap taş duvarlı ev için 6.850 TL,

sulak arazi için 574,37 TL, kıraç arazi için 1.708 TL ve ayrıca ceviz, badem,

erik, dut ağaçları için muhtelif bedellerde ve toplamda 40.905,37 TL ödenmesine

karar verilmiştir.

12. Bu arada H. Ç. 13/9/2010 tarihinde vefat etmiştir. Komisyon

kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince davet yazısı ile

birlikte sulhname örneği H. Ç.'ın

mirasçıları olan başvurucuların vekiline gönderilmiştir.

13. “Yukarıda ayni/nakdi

olarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun

tespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış

olduğunu kabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhname 1/4/2012 tarihinde başvurucular vekili tarafından

imzalanmıştır.

14. Başvurucular özetle mülkten mahrum kalınan sürenin iki yıl

eksik hesaplandığını, zorunlu göçten önce murislerinin hayvanları olduğu hâlde

Komisyon tarafından buna ilişkin ödeme yapılmadığını belirterek Komisyon

kararında hükmedilen miktarın murislerinin gerçek zararını karşılamadığı ve

manevi tazminata da karar verilmediği iddialarıyla 19/6/2012 tarihinde iptal

davası açmışlardır.

15. Elazığ 2. İdare Mahkemesi 10/1/2013

tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle

başvurucular vekili ile davalı idare arasında imzalanan sulhnameyle

uğranılan zararlar tazmin edilmek suretiyle uyuşmazlığın ortadan kalktığı,

tarafları bağlayıcı nitelik taşıyan ve imzalama aşamasında davacı/davacı

vekilinin iradesini fesada uğratan herhangi bir hususun bulunmadığı görülmekte

olan sulhname sonucu uyuşmazlığın tekrar yargıya

taşınmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca 5233 sayılı

Kanun'da manevi zararın tazminine yönelik herhangi düzenlemeye yer verilmemiş

olması karşısında davacının manevi tazminat talebinin karşılanmaması yönüyle de

söz konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesi 19/12/2013 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve

hukuka uygun olduğunu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın

bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğini belirtilerek kararı onamıştır.

17. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 30/10/2014 tarihli

kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 30/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular

26/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 4. maddeleri; (Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).

19. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın

karşılanmasına ilişkin sulhname"

kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“Komisyon,

doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci

maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye

göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate

alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler.

Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname

tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”

20. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın

karşılanması" kenar başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Sulhnamede belirlenen

zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin

onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten

üç ay içerisinde karşılanır.”

21. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) "Zararın

karşılanmasına ilişkin sulhname"

kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:

"Komisyon, doğrudan doğruya veya

bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 16 ncı maddeye göre belirlenen zararı, 21 inci maddeye

göre hesaplanan yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerindeki nakdî ödeme

tutarını, 20 nci maddeye göre ifa tarzı ile 23 üncü

ve 24 üncü maddelere göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan

zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara

göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği (EK-E)

davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında, hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde, bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır. "

22. Yönetmelik'in "Zararın

karşılanması" kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

"Sulhnamede

belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından

sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla

konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.

Bakanlık, ellibin

Yeni Türk Lirasının üzerindeki aynî ifa veya nakdî ödemelerin Bakan onayı ile

yapılmasını kararlaştırabilir. Bu miktar, her yıl bir önceki yıla ilişkin

olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yeniden

değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır.

(Değişik üçüncü fıkra: 4/6/2018-2018/11862 K.)

Devlet, ödeme nedeniyle genel hükümlere göre sorumlulara rücu eder ve rücu

istemine ilişkin zamanaşımı süreleri bir kat artırılarak uygulanır."

23.Yönetmelik'in "Nakdî

ödemenin şekli ve tutarı" 27. maddesi şöyledir:

"Sulhname

tasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından

imzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.

Ödemeler sulhname

tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler

hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır."

24. 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Kanun'un

amaçlarından birinin terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı yoluna

gitmelerine gerek kalmadan idarece en kısa sürede sulh yoluyla karşılanması

olduğu ifade edilmiştir. Kanun'un 12. maddesinin gerekçesinde ise sulhun davayı

sona erdirici işlem olduğu, sulhname imzalanmasının

dava açılmasını engelleyici olduğu belirtilmiştir.

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuruya benzer

şekilde terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle

uğranılan zararın tazminine ilişkin sulhname

imzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlara ilişkin zarar ve

manevi zararın tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetleri kapsayan bir

grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye ((k.k.), B. No: 30415/08, 28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasının taleplerden feragat edilmesini

gerektirdiği, dolayısıyla yerel boyuttaki bu uzlaşmanın tartışmasız olarak

ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itiraza son verdiği gerekçesiyle

başvuruları kabul edilemez bulmuştur.

26. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözüm

beyanlarının (sulhnamelerin) manevi tazminattan söz

etmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeye

ilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM tüm başvuru

sahiplerinin iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsil

edildiğini, bu hâlde başvuranların hem 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarının

manevi zarara ilişkin hiçbir talep içermediği iddiasını hem de bu anlaşmaların

sonuçlarından habersiz oldukları iddiasını ileri süremeyeceklerini belirtmiştir.

AİHM'e göre söz konusu düzenleme, başvuranların

prosedürle ilgili her türlü iddiadan feragat etmelerini gerektirmektedir ve

uluslararası boyutta, bu anlaşmanın söz konusu ödemeyle ilgili anlaşmazlığı

tartışmasız bir şekilde sonlandırması nedeniyle başvuranların şikâyette

bulunamayacakları sonucuna ulaşılmıştır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).

27. AİHM, sürü hayvanlarının farklı türlerine göre yapılan

besicilikten elde edilen gelirlerin tazminatının komisyonlarca yanlış

değerlendirilmesine ilişkin şikâyette de dostane çözümün kabul edilmesiyle

ilgili yukarıda belirtilen sonuçların da ayrıca bu şikâyete uygulanabilir

olduğu kanaatindedir. AİHM'e göre sulhnamelerin

imzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) bağlamında başvuranların mağdur sıfatı yok olmaktadır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 78).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 22/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Maddi Zararların Eksik

Tazmin Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucular; murislerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapmış oldukları başvurunun kısmen kabul edilip kısmen reddedildiğini,

murislerinin göç öncesinde hayvancılık yaptığı hâlde buna ilişkin zararlarının

karşılanmadığını, mülkünden mahrum kaldığı sürenin iki yıl eksik

hesaplandığını, birim bedellerin adil hesaplanmadığını, zararının kabul edilen

kısmı için idare ile sulhname imzalamakla birlikte

kabul edilmeyen kısım için Danıştay Onuncu Dairesi içtihadına göre iptal ve tam

yargı davası açtıklarını ancak davanın reddedildiğini belirterek eksik tazmin

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

30. Bakanlık görüşünde AİHM'in Akbayır ve

diğerleri/Türkiye kararında ülkemiz tarafından alınan genel

tedbirlerin çokluğu yani maddi zarara maruz kalan başvuranlara toplamda önemli

bir miktar ödeme yapılmasını öngören ve bir başvuru yolu oluşturan 5233 sayılı

Kanun’un kabul edilmesinin şikâyeti çürütecek nitelikte bulunduğu sonucuna

vardığı belirtilmiştir.

31. Başvurucular Bakanlık görüşüne karşı verdikleri cevapta

Bakanlık görüşüne katılmadıklarını belirterek ihlalin tespitine karar verilmesini

istemişlerdir.

b. Değerlendirme

32. Başvurucuların murisi, terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması amacıyla 5233 sayılı

Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafından tespit edilen

zararları öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak 40.905,37 TL tazminat

miktarı belirlenmiş (bkz. § 11) ve başvurucular vekiline kararlaştırılan

tazminat miktarını içerir sulhname örneği ile

birlikte sulha davet yazısı gönderilmiştir. Sulh teklifi başvurucular vekili

tarafından kabul edilerek başvurucular adına sulhname

imzalanmıştır.

33. 5233 sayılı Kanun’un gerek genel gerekçesinden gerekse

içerdiği düzenlemelerden terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı

yoluna gitmelerine gerek kalmadan idarece en kısa sürede sulh yoluyla

karşılanmasının amaçlandığı, bu çerçevede ilgili hukuk kısmında yer verilen

düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere sulhname

düzenlenerek uyuşmazlıkların bir an evvel bitirilmesine özel önem atfedildiği

anlaşılmaktadır.

34. 5233 sayılı Kanun'dan kaynaklı uyuşmazlıklara bakan idare

mahkemeleri ve Danıştay Onbeşinci Dairesi, Kanun'un

bu amacını esas alarak yorumlamış ve sulhname

imzalanmasıyla davacıların uğradıkları zararların tazmin edilmek suretiyle

uyuşmazlığın ortadan kalktığı, dolayısıyla sulhname

imzalanmasının ardından uyuşmazlığın artık yargıya taşınmasının mümkün olmadığı

sonucuna varmışlardır.

35. Sulhname dışı bırakılan bakiye

zarara dair açılan davaların sulhname imzalanmış

olması nedeniyle reddedilmesi yönündeki idare mahkemeleri ve Danıştayın bu yaklaşımı bireysel başvuru yoluyla Anayasa

Mahkemesine taşınmış, Anayasa Mahkemesi -sulhname

konusu paranın ödenmediği iddiasının bulunması durumu hariç- makul bir

tazminata hükmedilmesini temin eden sulhnameyle

birlikte başvurucuların mağdur sıfatının ortadan kalkacağı sonucuna varmış ve

mağdur sıfatının ortadan kalkmış olması gerekçesiyle başvuruların kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, §§

29-43; Faris Arslan, B. No: 2014/1026, 20/5/2015, §§

45-58; Salih Alkan, B. No:

2013/4747, 31/3/2016). Bir başka ifadeyle idare mahkemeleri ve Danıştayın anılan yorumunda mülkiyet hakkı yönünden bir

sorun görülmemiştir.

36. Diğer taraftan Danıştay Onuncu Dairesinin sulhname dışı bırakılan hususlar için dava açılabileceği

yönündeki kararlarına rağmen aksi yönde karar verilmesinin mülkiyet hakkını

ihlal ettiği iddiası da daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmiştir.

Anayasa Mahkemesi söz konusu içtihadında, Danıştay dava daireleri arasındaki iş

bölümü kapsamında 5233 sayılı Kanun’dan kaynaklanan davaları ve temyiz

başvurularını inceleme görevi Danıştay Onuncu Dairesine ait iken Danıştay Genel

Kurulunca alınan 25/4/2011 tarihli kararla bu görevin Danıştay Onbeşinci Dairesine devredildiğini, aynı yıl Danıştay Onbeşinci Dairesinin içtihat değişikliğine giderek 5233

sayılı Kanun'un 12. maddesinin madde metni ve gerekçesinden hareketle sulhname imzalanması ile uyuşmazlığın ortadan kalktığından

bakiye zararlar için dava açılamayacağı şeklinde içtihadını oluşturduğunu ve Onbeşinci Dairenin bu içtihadı istikrarlı şekilde

uyguladığının anlaşıldığını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, derece

mahkemelerince hukuk kurallarının yorumlanması ve delillerin

değerlendirilmesinde farklılıklar meydana gelmesi ya da önceki çözümün

tatminkâr bulunmaması veya yeni kabul edilmiş bir yasanın yorumlanmasında

içtihadın müstakar hâle gelmesi için belli bir zamana ihtiyaç duyulması gibi

çeşitli nedenlerle içtihat değişikliği yaşanabileceğini belirterek söz konusu

iddiayı kabul edilemez bulmuştur (Ramazan

Acar, B. No: 2013/7939, 15/12/2015; Selvi

Ağgül ve diğerleri, B. No: 2013/6201,

21/4/2016).

37. Somut olayda da Anayasa Mahkemesinin anılan içtihatlarından

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Şöyle ki olayda, eksik

hesaplandığı iddia edilen zararın miktarı üzerinde başvurucuların idareyle

anlaşma sağlamış ve sulhnameyi imzalamış olmaları

sebebiyle maddi mağduriyetlerinin giderildiği anlaşılmaktadır. Başvurucular,

Komisyonun tespitinde belirlenen ve zararlarının tamamını karşıladığını beyan

ettikleri alacağı tümüyle davalı idareden tahsil ettiklerinden mülkiyet hakkına

ilişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hak yönünden mağdurluk statüsü de aynı

tarihte sona ermiştir.Belirtmek

gerekir ki başvurucular Komisyonun sulhname teklifini

avukatları aracılığıyla kabul etmiş ve sulhnameler

başvurucular adına avukatları tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla

başvurucuların maddi tazminat iddialarını sona erdiren sulhnamenin

bu hukuki sonucundan habersiz oldukları da düşünülemez. Öte yandan

başvurucular, Komisyon tarafından ödenmesine karar verilen tazminat tutarının

kendilerine ödenmediği ya da eksik ödendiği yönünde bir iddiada da

bulunmamıştır.

38. Diğer taraftan manevi tazminatın 5233 sayılı Kanun'da

öngörülmediğinden sulhname konusu olamayacağı açık

olup bu kısımda varılan sonuç sadece maddi tazminata ilişkindir. Manevi

tazminat yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılacaktır.

39. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklanan

mülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucuların mağdurluk statüsünü

kaybettiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Manevi Zararların

Tazmin Edilmediğine İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucular, murislerinin manevi zararlarının tazmin

edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

41. Bakanlık görüşünde; AİHM'in Doğan ve diğerleri/Türkiye (B. No:

8803-8811/02, 13/7/2006) kararında başvuranların manevi zarara ilişkin tazminat

taleplerini reddettiği, yeri değiştirilen kişilerin durumunu iyileştirmek

amacıyla Türk makamları tarafından alınan tedbirleri dikkate alarak bu kararın

Sözleşme'nin 13. ve 8. maddeleri ile ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesiyle

ilgili tespit edilen ihlallerden kaynaklanan bütün manevi zarar için uygun bir

tazminat teşkil ettiği kanaatine vardığı belirtilmiştir.

42. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı verdikleri cevapta

Bakanlık görüşüne katılmadıklarını belirterek ihlalin tespitine karar

verilmesini istemişlerdir.

b. Değerlendirme

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" kenar

başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

44. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç

temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar başvuruya

konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden

ya da ihmalinden dolayı başvurucunun güncel

bir hakkının ihlal edilmesi, bu ihlalden dolayı kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması ve bunların

sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunu ileri sürmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179,

20/3/2014, § 24).

45. Bireysel başvuruda, bir başvurunun kabul edilebilmesi için

başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden

doğrudan etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu

konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu

zannı veya şüphesi mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No: 2013/8479,

6/2/2014, § 24).

46. Öte yandan bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esas

itibarıyla doğrudan mağdur sıfatını taşıyan kişiler olmakla birlikte somut

olayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre doğrudan mağdur ile

arasında kişisel ve özel bir bağ bulunan, dolayısıyla da Anayasa ve

Sözleşme'nin ihlalinden olumsuz olarak etkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden

meşru ve kişisel bir menfaati bulunan kimseler de dolaylı mağdur sıfatıyla bireysel başvuruda

bulunabileceklerdir (Gürkan Kaçar ve

diğerleri, B. No: 2014/11855, 13/9/2017, § 56).

47. Anayasa Mahkemesi, mağdurun bizzat başvuru yapmasının mümkün

olmadığı ve mağdur ile yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu kimi durumlarda

-özellikle yaşam hakkının söz konusu olduğu- başvurucuların ihlalden doğrudan

etkilenmemiş olmalarına rağmen ihlalden dolaylı olarak etkilenmeleri nedeniyle

bu etkiye dayanarak kendi adlarına başvuru yapabileceklerine de karar vermiştir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41; Sadık

Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 65).

48. Somut olayda başvurucuların murisi H. Ç., anılan Komisyon

tarafından tazminat belirlenmeden önce vefat etmiştir. Başvurucular, Komisyon

tarafından belirlenen tazminatı sulhname imzalayarak

kabul etmiş ve ardından murislerine manevi tazminat ödenmesi gerektiği

iddiasını da içeren davalarını açmışlardır. Bir başka deyişle başvuruya konu

manevi tazminat ödenmesi istemini de içeren dava muris tarafından değil

mirasçılar tarafından açılmıştır. Manevi tazminat çekildiği ileri sürülen

ruhsal elem ve üzüntülerin bir ölçüde giderimini

sağlamaktadır. Bireysel başvuru ise ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilmektedir. Olayda istenen manevi tazminat

köyden göç edilmesine ilişkin olaylar nedeniyle mirasçıların değil murisin çektiği

ileri sürülen ruhsal elem ve üzüntülerin giderimini

amaçlamakta olup bu yönüyle mirasçıları doğrudan etkilediği ileri

sürülemeyeceğinden, murisin de hayatta iken manevi tazminat yönünde iradesini

ortaya koymadığı görüldüğünden başvurucuların manevi tazminat istemi yönünden

doğrudan veya dolaylı mağdur sıfatını taşımadıkları sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı bakımından diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

50. Başvurucular; mülkten uzak kalınan sürenin eksik

hesaplanması, köyü terkten evvel var olan hayvan varlığına ilişkin iddialarının

dikkate alınmaması, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesi nedenleriyle adil

yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca

5233 sayılı Kanun kapsamındaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

51. Somut olayda sulhname imzalanarak

uyuşmazlığın sona erdirildiğine ilişkin yukarıda mülkiyet hakkına dair

gerekçede belirtilen değerlendirmeden ve varılan sonuçtan makul sürede

yargılama unsuru hariç adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetler yönünden

ayrılmayı gerektirecek bir neden bulunmadığından başvurucuların bu başlık

altındaki şikâyetlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir. Diğer taraftan

makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyet ise sulhname

imzalanmasından bağımsız olduğundan ve başvurucuların temel şikâyetlerinden

ayrıca ele alınabilecek nitelikte olduğundan makul sürede yargılanma hakkı

yönünden inceleme yapılmıştır.

52. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli

ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların

Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

53. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu (Tazminat Komisyonu)

Başkanlığı tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

54. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§

27-36) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu

yolun etkililiğini tartışmıştır.

55. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

56. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Maddi zararların eksik tazmin edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

2. Manevi zararların tazmin edilmediğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

22/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucular

:

1. Adile

MELEKOĞLU

2. Ayten

ÇORAK

3. Fatma

BİLİR

4. Fecire ÇORAK

5. Hanım

ÇORAK

6. Nursel

ÇORAK

7. Saycan ÇORAK

8. Sema

GİRGİNER

9. Serdal ÇORAK

10. Yeter

ŞEN

Vekilleri

:

Av. Mehmet

Ali KIRDÖK

Av. Meral

HANBAYAT

Av. Ümit

SİSLİGÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/1630, 22 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41; Sadık
  12. B. Makul Sürede
  13. Kabul Edilemez Olduğuna
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Özgüldür
  16. Hakyemez
  17. Yamlı
  18. Melekoğlu
  19. Çorak
  20. Bilir
  21. Çorak
  22. Çorak
  23. Girginer
  24. Şen
  25. Hanbayat
  26. Sisligün
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/1630
Tarih
22 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Halil Hulki Özel Başvurusu (B. No: 2015/17180)
  • Sevil Gümüş Başvurusu (B. No: 2014/13956)
  • İsmail Durusu Başvurusu (B. No: 2015/12524)
  • Mehmet Toparslan Başvurusu (B. No: 2015/19393)
  • Metin Baştürk Başvurusu (B. No: 2015/10942)
  • Meliha Siviş Başvurusu (B. No: 2015/18910)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.