İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adnan Gültepe Başvurusu (B. No: 2014/16516)

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması

Başvuru No2014/16516Tarih8 Mart 2018Okuma17 dk · 3.331 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Adnan Gültepe Başvurusu

Karar tarihi
8 Mart 2018
Başvuru Numarası
2014/16516
R.G. Tarih ve Sayı
30/3/2018-30376
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.331 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tabii hâkim ilkesine aykırı

davranılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

4. Başvurucu vekili, eksikliklerin giderimi için öngörülen on

beş günlük kesin süreyi aşarak eksiklikleri tamamlamıştır.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 31/1/2008 tarihinde Osmaniye 1. Sulh Ceza

Mahkemesince tutuklanmıştır.

10. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 16/6/2008 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgütü yönetme,

10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler

Hakkında Kanun'a muhalefet etme, tasarlayarak adam öldürmeye azmettirme ve kamu

malına zarar verme suçlarından Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu

davası açılmıştır.

11. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi 6/6/2012 tarihli kararı ile

başvurucunun mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

12. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi 26/2/2014

tarihli ilamı ile başvurucunun yargılandığı davada verilen mahkûmiyet kararına

ilişkin kısmen onama, kısmen bozma kararı vermiştir.

13. Bozma kararı sonrasında dava, Adana 7. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2014/190 sayılı esasına kaydedilmiştir. Adana 7. Ağır Ceza

Mahkemesi 27/5/2014 tarihinde 1/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1.

maddesi ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK)

mülga 250. maddesiyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması

üzerine dosyanın Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesine karar vermiştir.

14. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi 4/9/2014 tarihli duruşmada

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

15. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen tutukluluğun

devamı kararına başvurucu vekili tarafından itiraz edilmiş, Osmaniye 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 18/9/2014 tarihli kararı ile itiraz reddedilmiştir.

16. Başvurucu 2/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruda dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde eksikliklerinin bulunduğu tespit

edilmiştir.

18. Belirlenen eksikliklerin giderilmesi amacıyla başvurucu

vekiline on beş günlük kesin süre verilerek bildirimde bulunulmuştur. Anılan

bildirim, başvurucu vekili Av. Murat Akbay'a 17/11/2014 tarihinde usulüne uygun

olarak tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu vekili, belirlenen eksiklikleri verilen kesin süre

içinde en geç 2/12/2014 tarihine kadar gidermesi gerekirken 5/2/2015 tarihinde

gidermiştir. Başvurucu vekili, anılan dilekçede eksikliklerin süresinde

giderilmemesi ile ilgili mazeret bildirmiş ve buna ilişkin bir sağlık raporu

ibraz etmiştir.

20. Sağlık raporunda; başvurucu vekilinin pertrokanterik

kırık (kalça kırığı) nedeniyle kapalı IMN ameliyatı geçirdiği, taburcu edilme

tarihinden itibaren doksan günlük istirahatin uygun olduğu belirtilmiştir.

Başvurucu vekili, mazeretinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

21. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi 17/2/2015 tarihli kararıyla başvurucunun

mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

22. Bu karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13/6/2016 tarihli

kararıyla düzeltilerek onanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklulukta

geçecek süre" kenar başlıklı 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı

geçemez."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

" Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 8/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mazeretin

Kabulü Talebinin Değerlendirilmesi

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar

başlıklı 47. maddesinin (1), (5) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvurular, bu Kanunda ve

İçtüzükte belirtilen şartlara uygun olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne

ilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenir.

...

(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlâlin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi

içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle

birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli

görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.

(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik

bulunması hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için

başvurucu veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek

üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin

tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.”

28. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) "Başvuru süresi ve mazeret"

kenar başlıklı 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2) Başvurucu mücbir sebep veya ağır

hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı

takdirde, mazeretinin kalktığı tarihten itibaren onbeş

gün içinde ve mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir.

Komisyonlar raportörlüğünce mazeretin kabulünün gerekip gerekmediği yönünde

karar taslağı hazırlanır. Komisyon, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli

görülüp görülmediğini inceleyerek mazereti kabul veya reddeder."

29. İçtüzük'ün "Form ve eklerinin ön incelemesi ve

eksiklikler" kenar başlıklı 66. maddesi şöyledir:

"(1) Bireysel Başvuru Bürosu gelen

başvuruları şeklî eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru

formunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların

tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş günü geçmemek üzere kesin bir süre verilir.

(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair

yazıda başvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen kesin sürede

eksiklikleri tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği

bildirilir.

(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu

ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun

olmadığı ve tespit edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı

hâllerde Komisyonlar Başraportörü tarafından reddine

karar verilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden

itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların

verdiği kararlar kesindir."

30. Başvurucular, 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (1)

numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvurularını Kanun'da ve İçtüzük'te belirtilen düzenlemelere uygun olarak yapmak

zorundadır.

31. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (6) ve İçtüzük'ün 66. maddesinin (3) numaralı fıkralarında,

başvuru evrakında herhangi bir eksikliğin bulunması hâlinde bunun giderilmesi

için başvurucu veya varsa vekiline on beş günü geçmemek üzere bir süre

verileceği ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin

tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği öngörülmüştür.

Ayrıca İçtüzük'ün 66. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında da eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda, verilen kesin

sürede eksiklikleri geçerli bir mazereti olmaksızın tamamlamadığı takdirde

başvurusunun reddine karar verileceğinin başvurucuya bildirileceği ifade

edilmiştir.

32. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (6) numaralı fıkrası ve İçtüzük'ün 66. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca on

beş günlük kesin sürenin ancak başvurucunun "geçerli mazeret"i

olması hâlinde aşılabileceği kabul edilmiştir. 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük'te geçerli mazeret bildirme yükümlülüğünün muhatabı

olan kişinin başvurucu olduğu ifade edilmekte ise de temsil veya vekâlet

yoluyla yapılan başvurularda temsilci veya avukatın da geçerli mazeretlerinin

dikkate alınması gerekmektedir. Temsilci veya avukatın geçerli mazeretinin

dikkate alınmaması, başvuru süresinin kaçırılmasında hiçbir kusuru bulunmayan

ve bu kişiler aracılığıyla bireysel başvuru yapan başvurucular açısından

mahkemeye erişimi baştan engelleyebileceğinden hakkın telafisi imkânsız biçimde

başvurucuların kaybına neden olabilir (Ramazan

Sönmez, B. No: 2013/6325, 15/4/2014, § 21).

33. İçtüzük'ün 64. maddesinin ikinci

fıkrasında, süresinde yapılmayan başvurulara ilişkin olarak "mücbir

sebep" veya "ağır hastalık" hâli haklı mazeret olarak kabul

edilmiştir. Bu bağlamda hangi hastalığın ağır hastalık sayılacağının ve geçerli

mazeret olarak kabul edileceğinin önceden belirlenmesi mümkün olmadığından

Anayasa Mahkemesi, ileri sürülen mazeretin geçerli olup olmadığını her başvuruda

söz konusu hastalığın özelliklerini dikkate alarak değerlendirmektedir (Benzer

yöndeki bir karar için bkz. Yasin Yaman,

B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 21). Anayasa Mahkemesi, mazeret ileri süren

başvurucu veya vekilinin hastalığının başvuru yapmaya veya eksiklik bildirimine

cevap vermeye engel teşkil edecek nitelikte ağır olduğunun raporundan

anlaşılması gerektiğini kabul etmektedir (Turgut

Kaya ve diğerleri, B. No: 2013/5859, 19/11/2015, §§ 35-39;Ramazan Sönmez, §§ 26-28).

34. Eksiklik bildiriminin süresinde tamamlanmaması hâlinde bu

durum, başvurunun usulüne uygun yapılıp yapılmadığı yönünden bireysel

başvurunun her aşamasında resen gözetilmesi gereken bir husustur. Bu bağlamda

eksikliklerin gideriminin süresinde yapılması

başvurunun esastan incelenebilmesi için ön koşuldur (Mehmet Encu ve diğerleri, B. No:

2014/11864, 24/2/2016, § 36).

35. Temsilci veya avukat aracılığıyla yapılan bireysel

başvurularda, geçerli mazeretlerin bulunması hâlinde mazeretin kalktığı

tarihten itibaren on beş gün içinde yapılan başvuruların süresinde yapılmış

olduğunun 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

kabul edilmesi gerekeceği belirtilmiştir. Ancak eksikliklerin tamamlanması

hususunda mazeret olması durumunda mazaretin kalktığı

tarihten itibaren kaç gün içinde eksikliklerin tamamlanacağına ilişkin bir

hüküm yoktur. Bu durumda 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (2) numaralı

fıkrası hükümlerinin burada kıyasen uygulanması gerekir. Diğer bir deyişle

eksikliklerin mazaretin kalktığı tarihten itibaren on

beş gün içinde tamamlanmış olması gerekmektedir.

36. Başvuru konusu olayda 4/11/2014 tarihli eksiklik

bildiriminde; İçtüzük'ün 66. maddesinin (3) numaralı

fıkrası uyarınca on beş günlük kesin süre içinde geçerli bir mazeret olmaksızın

tespit edilen eksikliklerin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddedileceği

hususu, usulüne uygun olarak başvurucu vekiline 17/11/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu vekiline tebliğ edilen eksikliklerin en geç 2/12/2014

tarihinde tamamlanarak gönderilmesi gerekirken on beş günlük kesin süreden

sonra 5/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.

Başvurucu vekili, mazaret bildirmiş ve buna ilişkin

bir sağlık raporu ibraz etmiştir.

37. Başvurucu vekilinin Anayasa Mahkemesine sunduğu raporda;

31/10/2014 ile 4/11/2014 tarihleri arasında kalça kırığı ameliyatı geçirdiği,

taburcu edildiği tarihten itibaren doksan günlük istirahatının

sonunda kontrolünün yapılmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Başvurucu

vekilinin kalça kırığı ameliyatı geçirdiği ve kendisine doksan günlük istirahat

süresinin önerildiği hususları dikkate alındığında başvurucu vekilinin

rahatsızlığının İçtüzük'ün 64. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen ağır bir hastalık kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Mazeretin kalktığı tarih ise doksan günlük istirahatin bittiği 4/2/2015

tarihidir. Başvurucu vekili de mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün

içinde 5/2/2015 tarihinde eksiklikleri tamamlamıştır.

38. Başvurucu vekili süresi içinde eksiklikleri tamamlamamış ise

de sunduğu sağlık raporlarına göre mazeretinin geçerli olduğu

değerlendirildiğinden mazeretin kabulüne karar vermek gerekir.

B. Özel Yetkili

Mahkemelerde Yapılan Yargılamanın Kanuni Hâkim Güvencesini İhlal Ettiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; temyiz süreci devam ederken özel yetkili

mahkemelerin 6526 sayılı Kanun ile kaldırıldığını, temyiz incelemesini yapan

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin

yasal değişikliği dikkate almadığını, Yargıtayın

görevli olmayan ve kaldırılan mahkemenin verdiği kararı görüşmeden dosyayı görevli

mahkemeye göndermesi gerekirken aleyhe bozma kararı verdiğini, özel yetkili

mahkemenin yaptığı kovuşturma işlemlerinin yok hükmünde olduğunu ileri sürerek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. Başvurucunun başvuru tarihi itibarıyla başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmakta ise de bireysel başvuru

sürecinde söz konusu hükmün Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, somut

olayın koşullarında başvuru yollarının tüketildiğinin kabul edilmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır (Abdullah Akyüz

[GK], B. No: 2013/9352, 2/7/2015, § 33). Bu nedenle şikâyetin diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmesi gerekir.

41. Anayasa'nın 37. maddesinde ayrı bir şekilde düzenlenen

kanuni hâkim güvencesi, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının zımni bir unsuru niteliğinde olduğundan başvurucunun iddiası bu hak

bağlamında incelenmiştir.

42. Hukuk devletinde kanuni hâkim, tabii hâkim olarak

anlaşılmalıdır. Tabii hâkim kavramı ise dar anlamda, suçun işlenmesinden veya

çekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargı yerini yasanın belirlemesi

şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla tabii hâkim ilkesi, yargılama

makamlarının suçun işlenmesinden veya çekişmenin meydana gelmesinden sonra

kurulmasına veya hâkimlerin atanmasına engel oluşturur; sanığa veya davanın

yanlarına göre hâkim atanmasına olanak vermez (AYM, E.1990/13, K.1990/30,

20/11/1990).

43. Kanuni hâkim güvencesi ilkesi, olayın niteliğine göre

yargılamanın hangi mahkemede yapılacağının önceden belirlenmiş olması

ilkesidir. Yargılama, tabii hâkimi dışında başka bir hâkim tarafından yapılamaz

(Muhammet Kaplan, B. No:

2013/1586, 18/9/2013, § 31).

44. Özel yetkili mahkemelerin görevlerinin genel mahkemelere

devredilmesi ve anılan mahkemelerin değişiklikle genel mahkeme sıfatı

kazanması, kanun koyucunun usule ilişkin bir tasarrufudur. Usul kuralları

derhâl uygulanır ve geriye yürümez.

45. Somut olayda başvurucunun özel yetkili mahkeme tarafından

yargılanması ve aleyhinde hüküm kurulması sırasında yürürlükte olan maddi ceza

hukukuna ilişkin hükümler esas alınmış ve mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Ne var

ki başvurucunun yargılandığı dosya temyiz incelemesi aşamasındayken usule

ilişkin olarak söz konusu mahkemelerin yetkisi sonlandırılmıştır. Sadece bu

durum nedeniyle söz konusu mahkemelerin verdiği kararların tabii hâkim ilkesine

uygun olmadığı sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Somut olayda başvurucunun

kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılmadığı ve

uyuşmazlığın esasını çözecek olan mahkemenin ihtilafın doğmasından sonra

kurulan bir mahkeme olmayıp görev ve yetkileri daha önceden kanunla belirlenmiş

bir mahkeme olduğu dikkate alındığında kanuni hâkim güvencesi yönünden bir

ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu; yedi yıldır tutuklu olmasına rağmen tahliye

talebinin reddedildiğini, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi aşması

nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliye

talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

48. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi

şöyledir:

"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

49. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

50. Tutukluluk hâli sona ermiş olan başvurucuların -devam eden

tutukluluk hâlinden farklı olarak- tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi

ya da makul süreyi aştığı şikâyetleri yönünden iddia edilen ihlalin tespitini

ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle bu

yolunu tüketmeleri gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrası ile öngörülen tazminat yolu, bir yandan başvurucuların maruz kaldığı

tutukluluk nedenleri ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan da

uğranılan zararın tazmini imkânı sağladığından anılan şikâyetler açısından

erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı, makul ölçüde bir başarı imkânı

sunmaktadır (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, §§ 46-48).

51. Bununla birlikte tüketilmesi gereken başvuru yollarının her

şeyden önce ulaşılabilir olması gerekmektedir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara

yer verilmesi tek başına yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun

makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunulması için kanunda

öngörülen sürenin geçtiği durumlarda bu tazminat yolunun ulaşılabilir

olmadığını ve tüketilmesinin gerekmediğini belirtmiştir (Abdullah Akyüz §§ 45-50).

52. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükmü 13/6/2016 tarihinde

kesinleşen başvurucunun bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

tazminat talebinde bulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde

öngörülen dava açma süresi geçmiş bulunmaktadır (bkz. § 25). Bu nedenle söz

konusu tazminat yolunun başvurucu yönünden ulaşılabilir olmadığı ve dolayısıyla

başvurucunun mağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesi gereken bir

başvuru yolunun bulunmadığı açıktır (Benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017,

§ 49).

53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

54. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin hürriyetlerinden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 42).

55. Kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alan

Anayasa'nın 19. maddesinin (Galip Öğüt [GK],

B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 35) kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân

tanıdığı durumlardan biri de üçüncü fıkrada düzenlenen tutuklama tedbiridir (Halas Aslan, § 65).

56. Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin ancak

kanunla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan Anayasa'nın 19.

maddesinde, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların

şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın

13. maddeyle tüm temel ve hak özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin getirdiği

"kanunilik" şartını kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden 19.

maddede ayrıca belirttiği görülmektedir. Bu bağlamda birbiriyle uyumlu olan

Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri uyarınca kişi hürriyetine ilişkin müdahale

olarak tutuklamanın kanuni bir dayanağının bulunması zorunludur (Murat Narman, § 43; Halas Aslan, § 55).

57. 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresinin

en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek

uzatılabileceği ancak uzatma süresinin toplam üç yılı geçemeyeceği

belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplam tutukluluk süresinin

azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır (Hamit

Kaya, § 40).

58. Tutukluluk süresinin belirlenmesinde ilk derece mahkemesi

önünde yargılama aşamasında geçen sürenin dikkate alınması gerekir. Zira kişi

yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse bu

kişinin hukuki durumu "bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu" olma

kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen hükme

bağlı olarak tutma hâline dönüşmektedir (Hamit

Kaya, § 41). Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süre, tutukluluk

süresinin değerlendirmesinde dikkate alınmaz. Ancak bozma kararı sonrasında

bireyin durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece

mahkemesi önünde geçen süre, değerlendirmede dikkate alınacaktır (Savaş Çetinkaya, B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 42).

59. Somut olayda başvurucu 31/1/2008 tarihinde tutuklanmıştır.

Tutuklu olarak sürdürülen yargılamada ilk derece mahkemesince başvurucu

hakkında verilen 6/6/2012 tarihli mahkûmiyet kararı, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 26/2/2014 tarihli ilamıyla 2 yıl 1 ay ve 10 ay hapse ilişkin suçlar

yönünden onanırken diğer suçlar yönünden bozulmuştur. Bozma ilamına konu suçlar

yönünden tutuklu olarak devam olunan yargılamada Mahkeme 17/2/2015 tarihinde

yeniden başvurucunun mahkûmiyetine karar vermiş; anılan karar, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 13/6/2016 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.

60. Bu belirlemelere göre başvurucu 31/1/2008 ile 6/6/2012 ve

26/2/2014 ile 17/2/2015 tarihleri arasında bir suç isnadına bağlı olarak hürriyetinden yoksun kalmış iken 6/6/2012

ile 26/2/2014 tarihleri arasında ve 17/2/2015 tarihinden sonra ilk derece

mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutulmuştur.

61. Başvurucu, bir suç isnadına bağlı olarak 31/1/2008 ile

6/6/2012 tarihleri arasında 4 yıl 4 ay 5 gün, 26/2/2014 ile 17/2/2015 tarihleri

arasında 11 ay 21 gün olmak üzere toplam 4 yıl 15 ay 26 gün süreyle

hürriyetinden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun bir suç isnadına

bağlı olarak tutulduğu süre, 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ağır cezalık işler için öngörülen beş yıllık azami tutukluluk

süresini aşmıştır.

62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

63. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak

üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

64. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.

65. Başvuruda, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi

aşması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine

karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı

verilmekle (bkz. § 21) başvurucunun tutukluluk hâli sona ermiş, anılan

mahkûmiyet hükmü temyiz merciince onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda ihlalin

tespiti dışında ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gereken bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu vekilinin eksikliklerin giderimi için verilen kesin

süreye ilişkin mazeretinin KABULÜNE,

B.1. Özel yetkili mahkemelerde yapılan yargılamanın kanuni hâkim

güvencesini ihlal ettiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun

kanunda öngörülen azami süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

C. Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen

süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2014/233) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Adnan

GÜLTEPE

Vekili

:

Av. Murat

AKBAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/16516, 8 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Mazeretin
  9. B. Özel Yetkili
  10. C. Kişi Hürriyeti ve
  11. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  12. A. Başvurucu vekilinin eksikliklerin giderimi için verilen kesin
  13. C. Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Necipoğlu
  17. Gökcan
  18. Kaya
  19. Gültepe
  20. Akbay
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/16516
Tarih
8 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Menekşe Alkan ve Mehmet Cemal Alkan Başvurusu (B. No: 2014/13327)
  • Aydın Alkan Başvurusu (B. No: 2014/8298)
  • Aydın Oğuz Başvurusu (B. No: 2014/8872)
  • N. T. Başvurusu (B. No: 2017/25761)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2015/16566)
  • Latif Oygür Başvurusu (B. No: 2015/6244)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.