İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adnan Güzel Başvurusu (B. No: 2014/2496)

1. Başvurucu, çalışmakta olduğu kamuya ait tesisin özelleştirilmesinden

Başvuru No2014/2496Tarih25 Şubat 2015Okuma36 dk · 7.182 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adnan Güzel Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2015
Başvuru Numarası
2014/2496
R.G. Tarih-Sayı
27/5/2015-29368
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.182 kelime·36 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, çalışmakta olduğu kamuya ait tesisin özelleştirilmesinden

sonraki süreçte iş akdinin feshedilmesinden kaynaklanan alacaklarını Mahkeme

kararına rağmen tahsil edemediğini, idarenin kusuruna dayalı olarak Aydın 1.

İdare Mahkemesinde açtığı davanın da süre aşımından reddedildiğini, yargılamanın

makul sürede tamamlanmadığını belirterek, Anayasa'nın 18. maddesinde yer alan

zorla çalıştırma yasağı, 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı ve

138. maddesinde yer alan mahkeme kararlarının yerine getirilmesi ile ilgili

düzenlemenin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 25/2/2014 tarihinde

Manisa 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/3/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 10/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/6/2014 tarihli görüş

yazısına karşı beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun çalıştığı kamuya ait Türkiye Elektronik

Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürlüğü (TESTAŞ), Türkiye Et ve Balık Kurumu

A.Ş. Genel Müdürlüğü ile birleştirilerek bu kurum tarafından işletilmeye

başlanmıştır.

8. TESTAŞ, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca özelleştirme

yoluyla 31/12/1995 tarihinde Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’ye

satılmış, başvurucu özelleştirilen bu şirkette çalışmaya devam etmiştir.

9. S.K. isimli şahıs tarafından Özelleştirme İdaresi

Başkanlığı aleyhine 1995 yılında Aydın 1. İdare Mahkemesinde açılan davada, güvenoyu

almamış Başbakan’ın Özelleştirme Yüksek Kuruluna atama yapamayacağı,

dolayısıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunun teşekkül etmediği ve özelleştirme de

yapamayacağı iddiasıyla TESTAŞ’a ait Aydın

tesislerinin özelleştirme işleminin iptali talep edilmiştir.

10. Aydın 1. İdare Mahkemesi, 16/2/1999 tarih ve E.1995/2342,

K.1999/25 sayılı kararla, dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

11. Davalının temyizi üzerine, Danıştay Onuncu Dairesinin

24/9/2001 tarih ve E.1999/2180, K.2001/3107 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır.

12. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 31/1/2005 tarih ve

E.2005/358, K.2005/558 sayılı ilâmıyla reddedilmiştir.

13. İş akdinin Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş. tarafından 26/4/1998

tarihinde feshedilmesi üzerine başvurucu, TESTAŞ Genel Müdürlüğü, Türkiye Et ve

Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Taiwan Firstohmn Elektronik San.

ve Tic. A.Ş. aleyhine, 17/10/2000 tarihinde Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı

davada, işçi olarak çalıştığı TESTAŞ Genel Müdürlüğünün, tüm aktif ve pasifiyle

Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğüne devredildiğini, Özelleştirme

İdaresi Başkanlığınca özelleştirilerek Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’ye

satıldığını, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini, ancak işçilik

alacakları ve tazminatlarının ödenmediğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının

özelleştirme işlemi sırasında hizmet kusurunun bulunduğunu ileri sürerek,

işçilik tazminatları ve alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

14. Ankara 5. İş Mahkemesince, 12/11/2001 tarih ve

E.2000/1206, K.2001/1010 sayılı kararla, davalı TESTAŞ Genel Müdürlüğünün dava

tarihinden önce Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ile birleşerek

tüzel kişiliğinin sona erdiğini, davalı Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel

Müdürlüğünün, işyerinin özelleştirildiği 31/12/1995 tarihine kadar olan

tazminat ve alacaklardan sorumlu olduğunu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı

aleyhine hizmet kusuruna dayalı açılan davada görevli yargı yerinin idare

mahkemeleri olduğunu belirterek, davanın kısmen kabulüne, 2.313,02 TL kıdem

tazminatının, davalı Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünün 427,63

TL ve bu miktarın faiziyle sorumlu olmak üzere, davalılar Türkiye Et ve Balık

Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’den

müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı TESTAŞ

Genel Müdürlüğünün, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ile

birleşmesi sonucu tüzel kişiliği sona erdiği için anılan davalı hakkında hüküm

kurulmasına yer olmadığına, davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı hakkında

açılan davada idari yargı yeri görevli olduğu için yargı yolu bakımından

davanın reddine karar verilmiştir.

15. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin

17/9/2002 tarih ve E.2002/14789, K.2002/15456 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır.

16. Başvurucu, 2/4/2002 tarihinde Türkiye Et ve Balık Kurumu

A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Taiwan Firstohmn

Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine, Manisa 2. İcra Müdürlüğünün E.2002/1326

sayılı icra takip dosyasında, Ankara 5. İş Mahkemesinin 12/11/2001 tarihli

ilâmına dayalı olarak icra takibi başlatmış ve takip talebinde, borçlu Türkiye

Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünden toplam alacağın 427,63 TL’sini

faiziyle birlikte istemiştir.

17. Her iki borçlu aleyhine ayrı ayrı icra emri gönderilerek,

Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünden toplam 427,63 TL’nin

faiziyle birlikte ödenmesi, Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’den

2.313,02 TL’nin faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir.

18. Borçlu Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü

22/4/2002 tarihinde icra takibine konu borcunu ödemiştir.

19. Borçlu Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine yapılan icra

takibi halen devam etmekte olup, borçluya ait gayrimenkuller üzerinde haciz

işlemi yapıldığı anlaşılmıştır.

20. Başvurucu, 17/4/2007 tarihinde Özelleştirme İdaresi

Başkanlığına başvurarak, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünden

tahsil ettiği tazminat dışında kalan miktarın ödenmesini istemiştir.

21. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının talebi reddetmesi

üzerine başvurucu, 3/7/2007 tarihinde Aydın 1. İdare Mahkemesinde Özelleştirme

İdaresi Başkanlığı aleyhine açtığı davada, davalının hizmet kusurunun

bulunduğunu ileri sürerek, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü

dışında diğer borçludan tahsil edemediği tazminatın ödenmesini talep etmiştir.

22. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 26/2/2009 tarih ve E.2007/798,

K.2009/405 sayılı kararında, başvurucunun Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı

davanın Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ilişkin kısmının görevsizlik

nedeniyle reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği tespiti yapıldıktan sonra, "görevsiz yargı yerine açılan davada, idari

yargı mercilerinin görevli olduğundan bahisle verilen kararın kesinleşmesinden

itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde görevli idari yargı mercilerinde

dava açılması gerekirken, Ankara 5. İş Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinden

yaklaşık 5 sene sonra yapılan başvurunun, zamanaşımına uğramış dava açma

süresini ihya etmeyeceğinin açık olduğu" gerekçesiyle süre

aşımı yönünden dava reddedilmiştir.

23. Başvurucu tarafından, Ankara 5. İş Mahkemesinin anılan

kararının onanmasına ilişkin Yargıtay kararının taraflara tebliğ edilmediği ve

bu kararı öğrenme tarihinden itibaren süresinde dava açtığı iddiasıyla temyiz

edilen bu karar, Danıştay Onikinci Dairesinin,

29/11/2011 tarih ve E.2009/8011, K.2011/6267 sayılı ilâmı ile, "Tazminat talebini oluşturan davacının kıdem

tazminatı ve sair alacaklarının TESTAŞ Aydın Tesislerinin özelleştirilmesi

sırasında idarenin kusurlu hareket ettiği savına dayalı olarak talep edildiği,

bu durumda, davanın özelleştirmeye ilişkin işlemle doğduğu ve davacının

zararının doğduğunu öğrendiği tarih olan iş akdinin feshinden sonra 2577 sayılı

Kanun’un 12. maddesinde öngörülen dava açma süresinde dava açmadığı

anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı

bulunmamaktadır" denilerek farklı bir gerekçeyle onanmıştır.

24. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin,

26/11/2013 tarih ve E.2012/1656, K.2013/8730 sayılı ilâmıyla reddedilmiştir.

25. Karar, başvurucuya 15/2/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

26. Başvurucu, 25/2/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

27. 6/1/1982 tarih ve 2577 İdari

Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesi, 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(b) bendi, 12. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 25/2/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 25/2/2014 tarih ve 2014/2496 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, çalışmakta olduğu

kamuya ait işletmenin özelleştirildiğini, bir süre daha çalıştıktan sonra

sözleşmesinin feshedildiğini, başkası tarafından açılan dava ile söz konusu

özelleştirme işleminin iptal edildiğini, ancak iptal kararının uygulanmadığını,

ilgili şirketler ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine işçilik haklarının

ödenmesi talebiyle Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı davanın kabul edilmesine

karşın alacaklarını tahsil edemediğini, bu davada davalılardan Özelleştirme

İdaresi Başkanlığı bakımından görevsizlik kararı verilmesi üzerine bu İdareye

karşı Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle

reddedildiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının işçilik haklarından doğan

alacakları ile ilgili gerekli koruma önlemlerini almadığını ve hatalı

davrandığını, çalışmasının karşılığını alamadığı için zorla çalıştırıldığını,

İş Mahkemesinde açtığı dava üzerinden yaklaşık 14 yıl geçtiğini, makul sürede

yargılama yapılmadığını belirterek, Anayasa'nın 18. maddesinde yer alan zorla

çalıştırma yasağına ilişkin düzenlemenin, 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının, 138. maddesinde yer alan mahkeme kararlarının yerine

getirilmesi ile ilgili düzenlemenin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi,

başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun, Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı

davanın, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının

yanlış yorumlanması sonucu reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğine yönelik iddiaları, yine Aydın 1. İdare Mahkemesinin özelleştirme

kararının iptaline ilişkin kararının uygulanmaması ve Ankara 5. İş Mahkemesi

kararının uygulanmaması nedeniyle Anayasa’nın 138. maddesinin ihlali iddiaları

ile makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlali iddiası ayrı ayrı incelenmiştir. Mahkeme kararlarının uygulanmamasına

yönelik ihlal iddiaları, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Ankara 5. İş Mahkemesi Kararının Uygulanmamasına

İlişkin Mülkiyet ve Adil Yargılanma Haklarının İhlali İddiası

31. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir….”

32. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir

(B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

34. Başvurucu, Ankara 5. İş

Mahkemesinde açtığı dava sonunda verilen karara dayalı olarak Manisa 2. İcra

Müdürlüğünde yaptığı icra takibine rağmen alacağını tahsil edemediğini

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

35. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucunun, Ankara 5.

İş Mahkemesi kararına dayalı olarak yaptığı icra takibi üzerine Türkiye Et ve

Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünce alacakların ödendiğini, diğer davalılar

tarafından ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Özelleştirme İdaresi Başkanlığı

aleyhine kusurlu hareket ettiği iddiasıyla tam yargı davası açtığı

bildirilmiştir.

36. Başvurucu, Adalet Bakanlığı görüşüne katılmadığını,

özelleştirme kararının iptal edildiğini, özelleştirme sırasında işçilerin

haklarını koruyucu önlemler alınmadığını, yıllarca çalışarak elde ettiği işçilik

alacaklarından mahrum kaldığını belirtmiştir.

37. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeye

erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme

ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da

kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve

yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa

yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (bkz.

Hornsby / Yunanistan, B. No: 18357/91,

19/3/1997, § 40).

38. Yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında

değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar

vermiş olması yeterli değildir; ayrıca bu kararın etkili bir şekilde

uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını,

taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hale getiren

düzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde

engellenmesi hallerinde, “mahkemeye erişim

hakkı” da anlamını yitirir (B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28).

39. Kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının, lehine

karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda,

Sözleşme’nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkı bir anlam

ifade etmeyecektir. Hangi yargı makamı verirse versin, bir yargı kararının veya

hükmünün yerine getirilmesi, "dava"nın

tamamlayıcı unsurudur (B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 43).

40. Başvurunun dayanağını oluşturan Mahkeme kararının icra

edilmemesi, “mahkemeye erişim hakkı”

kapsamında adil yargılanma hakkının ihlali iddiası olarak değerlendirilmiştir.

41. Öte yandan bir mahkeme hükmünden doğan alacak, icra

edilebilir olduğunun kanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak kabul edilebilir

(bkz. Burdov /

Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).

42. Başvurucunun alacak hakkı bulunduğunu gösteren yargı

kararlarının uygulanmaması mülkiyet hakkının da ihlal edildiği iddiası

kapsamında değerlendirilmektedir (B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 65).

43. Sözleşme'nin 6. maddesi ile Sözleşme’ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi, devlete, yargı kararlarının uygulanması

bakımından etkili bir sistem kurma yükümlülüğü getirmektedir (bkz. Fuklev / Ukrayna, B. No: 71186/01, 30/11/2005, § 84). Bir mahkeme kararını uygulamakla görevli

kamu makamları, bu kararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanması

için gerekli özeni göstermemekteyse bu durum Anayasa'nın 35. ve 36.

maddelerinin ihlali anlamına gelir.

44. Başvuruya konu Mahkeme kararıyla başvurucunun işçilik

tazminatlarının ve alacaklarının tahsiline karar verilmiş olup, hüküm altına

alınan tazminat ve alacak, başvurucunun alacak hakları olduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla mahkeme kararına dayalı bu alacak "mülkiyet"

hakkı kapsamında değerlendirilir.

45. Somut olayda, başvurucunun iş akdinin, Taiwan Firstohmn Elektronik San.

ve Tic. A.Ş. tarafından 26/4/1998 tarihinde feshedilmesi üzerine başvurucu,

TESTAŞ Genel Müdürlüğü, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü,

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine, 17/10/2001

tarihinde, Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı davada, işçi olarak çalıştığı

TESTAŞ Genel Müdürlüğünün, tüm aktif ve pasifiyle Türkiye Et ve Balık Kurumu

A.Ş. Genel Müdürlüğüne devredildiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca

özelleştirilerek Taiwan Firstohmn

Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’ye satıldığını, iş

akdinin işveren tarafından feshedildiğini, ancak işçilik alacakları ve

tazminatlarının ödenmediğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının özelleştirme

işlemi sırasında hizmet kusurunun bulunduğunu ileri sürerek, işçilik

tazminatları ve alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

46. Mahkemece, 12/11/2001 tarihli kararla, davanın kısmen

kabulüne, 2.313,02 TL kıdem tazminatının, davalı Türkiye Et ve Balık Kurumu

A.Ş. Genel Müdürlüğünün 427,63 TL ve bu miktarın faiziyle sorumlu olmak üzere,

davalılar Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Taiwan Firstohmn Elektronik San.

ve Tic. A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen

tahsiline karar verilmiştir.

47. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin

17/9/2002 tarihli ilâmıyla hüküm onanarak kesinleşmiştir.

48. Başvurucu, 2/4/2002 tarihinde Türkiye Et ve Balık Kurumu

A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Taiwan Firstohmn

Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine Manisa 2. İcra Müdürlüğünün E.2002/1326

sayılı icra takip dosyasında, Ankara 5. İş Mahkemesinin 12/11/2001 tarihli

ilâmına dayalı olarak icra takibi başlatmış ve takip talebinde, borçlu Türkiye

Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünden toplam alacağın 427,63 TL’sini

faiziyle birlikte istemiştir.

49. Her iki borçlu aleyhine ayrı ayrı icra emri gönderilerek,

Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünden toplam 427,63 TL’nin

faiziyle birlikte ödenmesi, Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’den

2.313,02 TL’nin faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir.

50. Borçlu Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü

22/4/2002 tarihinde icra takibine konu borcunu ödemiştir.

51. Borçlu Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine yapılan

icra takibi halen devam etmekte olup, borçluya ait gayrimenkuller üzerinde

haciz işlemi yapıldığı anlaşılmıştır.

52. Başvurucu, 3/7/2007 tarihinde Aydın 1. İdare Mahkemesinde

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine açtığı davada, davalının hizmet

kusurunun bulunduğunu ileri sürerek, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel

Müdürlüğü dışında diğer borçludan tahsil edemediği tazminatın ödenmesini talep

etmiştir.

53. Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü, 3780

sayılı Milli Koruma Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, 28/08/1952 tarih ve 3/15597

sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan, K/871 sayılı Koordinasyon Kurulu

Kararı üzerine, 01/10/1952 tarihinde “Et ve

Balık Kurumu” unvanı ile Ticaret Bakanlığına bağlı bir İktisadi

Devlet Kuruluşu olarak kurulmuştur. 27/4/2013 tarihli kararla Et ve Süt Kurumu

(ESK) Genel Müdürlüğü olarak faaliyetine devam etmektedir. ESK Genel Müdürlüğü

tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı

bir İktisadi Devlet Teşekkülüdür. Teşekkül, Sayıştayın

denetimine tabi olarak faaliyet göstermektedir.

54. İcra takibinin koşulları ve karmaşıklığı, başvurucunun bu

süreç içinde gösterdiği tavır ve davranışlar, ilgili kamu makamlarının icra

sürecindeki tutumu ve başvurucunun icra safhasının hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaati ile icra sürecinin başvurucu açısından taşıdığı önem ve değer gibi

hususlar bir icra safhasının makul olup olmadığı, kararın uygulanmasında kamu

gücüne atfedilebilecek kusurun bulunup bulunmadığının tespitinde göz önünde

bulundurulması gereken unsurlardır (B. No: 2013/4454, 17/12/2014, § 45).

55. 6216 sayılı Kanun'un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3) ve (6) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(3) Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa

temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle

ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa

hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin

aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru

dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem

veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin

eklenmesi şarttır.

…

(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması

hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu

veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere bir

süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin tamamlanmaması

durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.”

56. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik

kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci

maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.

(2) Mahkeme, Anayasa’nın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

57. Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formu ve ekleri” başlıklı

59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:

…

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü

açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının

doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

…

(3) Başvuru formuna aşağıdaki belgeler ya da onaylı

örnekleri eklenir:

…

e) Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri.

…

(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği üçüncü

fıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde bunun gerekçelerini

belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleri resen toplar.

…”

58. İçtüzüğün “Formun ve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler”

başlıklı 60. maddesi şöyledir:

“(1) Başvuru formu, İçtüzüğün 59 uncu maddesine uygun olarak

düzenlenir ve aynı maddede belirtilen belgeler ya da onaylı örnekleri başvuru

formuna eklenir.

(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yönelik

özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç on

sayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetini

eklemesi gerekir.

(3) Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri,

tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklar

hâlinde dizi pusulasına bağlar.”

59. İçtüzüğün “Form ve eklerinin ön incelemesi ve eksiklikler”

başlıklı 66. maddesi şöyledir:

“(1)Bireysel Başvuru Bürosu gelen

başvuruları şeklî eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru

formunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların

tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir.

(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda

başvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen sürede eksiklikleri

tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir.

(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespit

edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde

Komisyonlar Başraportörü tarafından reddine karar

verilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedi

gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiği kararlar

kesindir.”

60. 6216 sayılı

Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa

Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar

hakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak

başvurucuya düşer (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).

61. Başvurucunun,

kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri

sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,

dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine

eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle

ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (B.

No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).

62. 6216 sayılı

Kanun’un 47. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre başvuru evrakında herhangi

bir eksiklik bulunması hâlinde, Anayasa Mahkemesi başvurucudan, eksikliğin

tamamlanmasını ister. İçtüzüğün 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre

Mahkemenin başvurucudan giderilmesini isteyebileceği eksiklikler, “şekli eksiklikler”dir. 6216 sayılı Kanun’un

47. ve İçtüzüğün 66. maddesi birlikte değerlendirildiğinde Anayasa Mahkemesi

başvurucudan ilk olarak, usulünce doldurulmamış olan başvuru formunun usulüne

uygun olarak doldurulmasını isteyebilir. İkinci olarak ise başvurucunun “ihlal iddiasına dayanak gösterdiği” bilgi,

belge ve deliller başvuru dilekçesine eklenmemiş ise dayanılan bu belgelerin

tamamlanması istenebilir (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 21). Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesi başvurucudan,

dilekçesinde dayandığı ancak Mahkemeye ibraz etmediği delillerini tamamlamasını

isteyebilir.

63. Yukarıda

belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu

açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir.

İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna

edilmesi, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır.

Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini

önlemek için başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri

sunması ve gerekli açıklamaları yapması zorunludur (B. No: 2013/276,

9/1/2014, § 23).

64. Başvurucu, başvuru dilekçesinde, Ankara 5. İş Mahkemesince

verilen karara dayalı olarak Manisa 2. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi

başlattığını, ancak borçlu Taiwan Firstohmn

Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’den alacağını tahsil

edemediğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

65. Başvurucunun, ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü Ankara

5. İş Mahkemesince verilen karara dayalı olarak 2/4/2002 tarihinde Türkiye Et

ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine Manisa 2.

İcra Müdürlüğünde yaptığı icra takibi üzerine borçlu Türkiye Et ve Balık Kurumu

A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından başvurucuya ödeme yapıldığı, ancak diğer borçlu

Taiwan Firstohmn Elektronik

San. ve Tic. A.Ş. tarafından ödeme yapılmadığı, anılan Şirkete ait

gayrimenkuller üzerine haciz konulduğu ve icra takibinin devam ettiği

anlaşılmıştır. Başvurucu, Taiwan Firstohmn

Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’den alacaklarının tahsil

edemediğini ileri sürmüşse de Mahkeme kararının icra edilememesi konusunda kamu

gücünü kullanan İcra Müdürlüğünün herhangi bir fiilinden söz etmediği gibi, bu

konuda hiçbir bilgi veya belge de ileri sürmemiştir. Borçlu Şirketin özel hukuk

tüzel kişisi olduğu ve başvurucunun İcra Müdürlüğünün fiili nedeniyle alacağını

tahsil edemediğine yönelik belge veya bilgi sunmadığı belirlenmiş, icra dosyası

içeriğinden de başvurucunun iddialarını kanıtlayan herhangi bir bilgiye

ulaşılamamıştır. Bu şekilde başvuru dilekçesi ile ihlal iddialarının dayanağı

bilgi ve belgeler açıkça bildirilmediği gibi başvurucu, herhangi bir bilgi ve

belgenin ilgililerden istenmesi için Mahkemeden bir talepte de bulunmamıştır.

66. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri

vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddia

ettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak

suretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyut

şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmuş olması iddiaların

ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu,

Anayasa’ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak

düzenlenmemiştir.

67. Başvurucunun, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olayları

göstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanları

destekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet bir

belge elde edilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvuruda

başvurucu bu koşulları yerine getirmeyerek iddialarını temellendirmediğinden

başvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır (B. No: 2013/276,

9/1/2014, § 26).

68. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

ihlal iddialarının kanıtlanamamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Aydın 1. İdare

Mahkemesinin 16/2/1999 Tarihli Kararının Uygulanmamasına İlişkin Mülkiyet ve

Adil Yargılanma Haklarının İhlali İddiası

69. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

70. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

71. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

72. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

73. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

74. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

75. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, S.K. tarafından, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1.

İdare Mahkemesinde açılan dava sonunda özelleştirme işleminin iptal edildiğini,

Danıştay tarafından kararın onandığını ve karar düzeltme isteminin reddedilmesi

üzerine hükmün kesinleştiğini, buna rağmen iptal kararının uygulanmadığını

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

76. Adalet Bakanlığı,

başvurucunun anılan ihlal iddialarına karşı görüş sunmamıştır.

77. Yukarıda ayrıntılarıyla

anlatıldığı üzere Mahkeme kararlarının uygulanmaması, başvurucuların mülkiyet

ve adil yargılanma haklarının ihlali sonucunu doğurabilir (§§ 37-43).

78. Başvurucunun çalıştığı TESTAŞ Genel Müdürlüğünün, Özelleştirme

Yüksek Kurulunun 20/10/1995 tarihli kararıyla özelleştirilmesi işlemine karşı

S.K. tarafından, 1995 yılında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1.

İdare Mahkemesinde iptal davası açılmış, Mahkemece, 16/2/1999 tarihinde, dava

konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine, Danıştay

Onuncu Dairesinin 24/9/2001 tarihli ilâmıyla hüküm onanmış ve karar düzeltme

isteminin aynı Daire tarafından reddedildiği 31/1/2005 tarihinde karar

kesinleşmiştir.

79. Başvurucunun, TESTAŞ Genel Müdürlüğünün özelleştirilmesi

işlemine karşı herhangi bir dava açmadığı, ayrıca Aydın 1. İdare Mahkemesince

verilen iptal kararından önce 26/4/1998 tarihinde başvurucunun iş akdine son

verildiği, başvurucunun işe iade davası açmadığı yalnızca işçi tazminatları ve

alacaklarının tahsili amacıyla Ankara 5. İş Mahkemesinde dava açtığı ve bu dava

sonunda verilen kararın da özelleştirme işleminin iptaline dair kararın

kesinleşmesinden önce Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 17/9/2002 tarihinde onanarak

kesinleştiği anlaşılmıştır. Özelleştirme işleminin iptali amacıyla Özelleştirme

İdaresi Başkanlığı aleyhine başvurucunun süresi içinde açtığı herhangi bir dava

olmadığı gibi Ankara 5. İş Mahkemesinde ve Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı

davalarda da bu iddiasını ileri sürmediği, bu şekilde olağan kanun yollarına

başvurmadığı, dolayısıyla hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını

usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu belirlenmiştir.

80. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

c. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 26/2/2009 Tarihli Kararına

İlişkin Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

81. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

82. 6216

sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

83. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

84. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

85. Somut olayda başvurucu,

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı

davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini, alacağını halen tahsil edemediğini

ve özelleştirme işleminin 31/1/2005 tarihi itibarıyla iptal edilmesine rağmen

uygulanmadığını, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kusurlu fiilleri sonucu

alacağını alamadığını, hatalı ve kanuna aykırı özelleştirme işlemi yapıldığının

Mahkeme kararı ile ortaya çıktığını, buna rağmen davanın reddine karar

verildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

86. Adalet Bakanlığı,

başvurucunun Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle

reddedildiğini, dolayısıyla süresi içinde yargı mercilerine başvuruda

bulunmadığının ortaya çıktığını, bu nedenle yargısal yolların tüketilip

tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştir.

87. Başvurucu, Adalet Bakanlığı

görüşüne katılmadığı belirterek ihlal iddialarının tekrar etmiştir.

88. Başvurucu, 3/7/2007 tarihinde Aydın 1. İdare Mahkemesinde

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine açtığı davada, davalının hizmet

kusurunun bulunduğunu ileri sürerek, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel

Müdürlüğü dışında diğer borçludan tahsil edemediği tazminatın ödenmesini talep

etmiştir.

89. Aydın 1. İdare Mahkemesi, 26/2/2009 tarihli kararında,

başvurucunun Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı davanın Özelleştirme İdaresi

Başkanlığına ilişkin kısmının görevsizlik nedeniyle reddedildiği ve bu kararın

kesinleştiği tespitini yaptıktan sonra,

"görevsiz yargı yerine açılan davada, idari yargı mercilerinin görevli

olduğundan bahisle verilen kararın kesinleşmesinden itibaren 30 günlük dava

açma süresi içinde görevli idari yargı mercilerinde dava açılması gerekirken,

Ankara 5. İş Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinden yaklaşık 5 sene

sonra yapılan başvurunun, zaman aşımına uğramış dava açma süresini ihya etmeyeceğinin

açık olduğu" gerekçesiyle süre aşımı yönünden davayı

reddetmiştir.

90. Temyiz üzerine, Danıştay Onikinci

Dairesinin, 29/11/2011 tarihli ilâmında, "Tazminat

talebini oluşturan davacının kıdem tazminatı ve sair alacaklarının TESTAŞ Aydın

Tesislerinin özelleştirilmesi sırasında idarenin kusurlu hareket ettiği savına

dayalı olarak talep edildiği, bu durumda, davanın özelleştirmeye ilişkin

işlemle doğduğu ve davacının zararının doğduğunu öğrendiği tarih olan iş

akdinin feshinden sonra 2577 sayılı Kanun’un 12. maddesinde öngörülen dava açma

süresinde dava açmadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle esasının

incelenme olanağı bulunmamaktadır" denmek suretiyle ve farklı

bir gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır.

91. Başvurucunun karar düzeltme

talebi, aynı Dairenin, 26/11/2013 tarihli ilâmı ile reddedilerek

kesinleşmiştir.

92. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi ve

Danıştay tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

93. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin ve Danıştayın kararında

bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilememiştir.

94. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi ve Danıştay kararlarının bariz takdir hatası veya açık

keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 26/2/2009 Tarihli Kararına

İlişkin Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

95. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

96. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

97. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

98. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

99. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

100. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

101. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1. İdare Mahkemesinde

açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini, alacağını halen tahsil

edemediğini ve özelleştirme işleminin 31/1/2005 tarihi itibarıyla iptal

edilmesine rağmen iptal kararının uygulanmadığını, Özelleştirme İdaresi

Başkanlığının kusurlu fiilleri sonucu alacağını alamadığını, hatalı ve kanuna

aykırı özelleştirme işlemi yapıldığının Mahkeme kararı ile ortaya çıktığını,

buna rağmen davanın reddine karar verildiğini belirterek, mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

102. Adalet Bakanlığı,

başvurucunun Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle

reddedildiğini, bu nedenle yargısal yolların tüketilip tüketilmediğinin

değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştir.

103. Başvurucu, Adalet Bakanlığı

görüşüne katılmadığı belirterek ihlal iddialarını tekrar etmiştir.

104. Başvurucu, 3/7/2007 tarihinde Aydın 1. İdare Mahkemesinde

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine açtığı davada, davalının hizmet

kusurunun bulunduğunu ileri sürerek, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel

Müdürlüğü dışında diğer borçludan tahsil edemediği tazminatın ödenmesini talep

etmiştir.

105. Aydın 1. İdare Mahkemesi, 26/2/2009 tarihli kararıyla Ankara 5. İş Mahkemesince verilen kararın

kesinleşmesinden yaklaşık beş sene sonra yapılan başvurunun, zaman aşımına

uğramış dava açma süresini ihya etmeyeceğinin açık olduğu gerekçesiyle süre

aşımı yönünden davayı reddetmiştir (§ 22).

106. Temyiz üzerine, Danıştay Onikinci

Dairesinin, 29/11/2011 tarihli ilâmında, başvurucunun zararının doğduğunu

öğrendiği tarih olan iş akdinin feshinden sonra 2577 sayılı Kanun’un 12.

maddesinde öngörülen dava açma süresinde dava açmadığı anlaşıldığından, davanın

süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı belirtilerek ve

farklı bir gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır (§ 23).

107. Başvurucunun karar düzeltme

talebi, aynı Dairenin, 26/11/2013 tarihli ilâmıyla reddedilerek kesinleşmiştir.

108. Başvurucunun, Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı davanın süre

aşımı nedeniyle reddedildiği dikkate alındığında, hukuk sisteminde düzenlenen

başvuru yollarını usulünce tüketmediği ve süresi içinde dava açmadığı, bu şekilde

süresinde olağan kanun yollarına başvurmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla

başvurucunun, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmeden

bireysel başvuruda bulunduğu belirlenmiştir.

109. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

e. Ankara 5. İş

Mahkemesinde Açılan Davanın Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

110. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler.”

111. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu düzenine ilişkin olan bu

başvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların incelenebilmesi mümkün

değildir.

112. Başvuru konusu olayda, başvurucu, 17/10/2000 tarihinde

Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı dava tarihinden itibaren yargılama sürecinin

devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

113. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, işçi alacaklarının ve tazminatlarının tahsili amacıyla açılan davada,

5521 sayılı Kanun ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

114. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının

tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 41–45).

115. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, 17/10/2000 tarihidir.

116. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak

şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

117. Somut olayda, başvurucu

tarafından 17/10/2000 tarihinde Ankara 5. İş Mahkemesinde açılan dava sonunda

12/11/2001 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, temyiz üzerine

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17/9/2002 tarihli ilâmıyla onanarak aynı tarihte

hüküm kesinleşmiştir. Anılan hükme dayalı olarak Manisa 2. İcra Müdürlüğünde

yapılan ilamlı icra takibi üzerine borçlu Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel

Müdürlüğünce 22/4/2002 tarihinde icra takibine konu borç ödenmiştir.

Başvurucunun, aleyhine icra takibi yaptığı Taiwan Firstohmn Elektronik San. ve Tic. A.Ş. hakkındaki icra

takibi ise devam etmektedir. Anılan şirketin özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve

aleyhine yapılan icra takibine rağmen alacağın tahsil edilememesinde İcra

Müdürlüğüne atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, dolayısıyla yargılama

sürecinin, kamu kurumu niteliğindeki Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel

Müdürlüğünce 22/4/2002 tarihinde yapılan ödeme ile sona erdiği kabul

edilmiştir. Bu durumda başvuru, zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi

dışında kalmaktadır.

118. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararın 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

f. Aydın 1. İdare Mahkemesinde Açılan Davanın Makul Sürede

Tamamlanmadığı İddiası

119. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

120. Başvurucu, 17/10/2000

tarihinde Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı dava tarihinden itibaren yargılama

sürecinin devam ettiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

121. Adalet Bakanlığı, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvurunun bu kısmı hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

122. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

123. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

124. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması

kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen

güvenceler, başvurucunun, haklarına zarar verdiğini iddia ettiği idari bir

karardan doğan zararlarının tazmini amacıyla açtığı tam yargı davalarına da

uygulanacaktır. Başvuruya konu davanın, özelleştirme işleminde kusuru olduğu

iddiasıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine açılan tam yargı

davasındaki somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

125. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde

tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi

olarak kabul edilebilmektedir. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun,

işçilik tazminatlarının ödenmesi talebiyle Özelleştirme İdaresi Başkanlığına

başvurduğu 17/4/2007 tarihidir.

126. Başvurucu her ne kadar

Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı dava tarihinden itibaren yargı sürecinin devam

ettiğini ileri sürmüşse de başvurucu tarafından Ankara 5. İş Mahkemesinde

açılan dava sonunda verilen karara yönelik olarak zaman bakımından kabul

edilemezlik kararı verildiği dikkate alındığında, makul sürede yargılama

yapılmadığı iddiası Aydın 1. İdare Mahkemesinde açılan dava tarihinden önce

Özelleştirme İdaresi Başkanlığına başvuruda bulunulduğu 17/4/2007 tarihinden

itibaren değerlendirilmiştir.

127. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih,

Mahkemece verilen karara yönelik karar düzeltme isteminin Danıştay Onikinci Dairesi tarafından reddedildiği 26/11/2013

tarihidir.

128. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucunun, 17/4/2007 tarihinde Özelleştirme

İdaresi Başkanlığına başvurarak işçilik tazminatlarının ödenmesini talep ettiği

ve bu talebin reddedilmesi üzerine 3/7/2007 tarihinde Özelleştirme İdaresi

Başkanlığı aleyhine Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında

Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları incelenmiş, Ankara 5. İş Mahkemesi

dava dosyası değerlendirilerek, 26/2/2009 tarihinde süre aşımı nedeniyle

davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Danıştay Onikinci

Dairesinin 29/11/2011 tarihli ilâmıyla hüküm onanmış ve karar düzeltme

isteminin aynı Daire tarafından reddedildiği 26/11/2013 tarihinde hüküm

kesinleşmiştir.

129. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM kararlarında yer verilmiş olup,

özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz

ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal

kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı

makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümleri de göz

önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde

karar verilmiştir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).

130. Başvuruya konu davaya bir

bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi

bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu altı yıl yedi ay dokuz

günlük yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

131. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

132. Başvurucu, 30.163,79 TL

maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

133. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

134. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin altı yıl yedi ay dokuz günlük yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net

5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

135. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

136. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Ankara 5. İş Mahkemesi kararının uygulanmamasına ilişkin

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlali iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 16/2/1999 tarihli kararının

uygulanmamasına ilişkin mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlali

iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş

olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 26/2/2009 tarihli kararına

ilişkin adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

4. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 26/2/2009 tarihli kararına

ilişkin mülkiyet hakkının ihlali iddiasının“başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Ankara 5. İş Mahkemesinde açılan davanın makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddiasının“zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Aydın 1. İdare Mahkemesinde açılan davanın makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

7.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına, 25/2/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Adnan GÜZEL Vekili : Av. Halit MORALIOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2496, 25 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2496
Tarih
25 Şubat 2015

İlgili Kararlar

  • Kamuran Çörtük Başvurusu (B. No: 2014/9817)
  • Dursun Satıcı Başvurusu (B. No: 2012/611)
  • Mehmet Özbaytar Başvurusu (B. No: 2014/13358)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/7323)
  • Uğur Kan Başvurusu (B. No: 2013/9327)
  • Arnoldus Theodorus Bernardus Maria Nales Başvurusu (B. No: 2013/1211)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.