İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adnan Keskin Başvurusu (B. No: 2013/8613)

1. Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Ankara 12. İş Mahkemesinde

Başvuru No2013/8613Tarih28 Mayıs 2014Okuma26 dk · 5.136 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Adnan Keskin Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2013/8613
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.136 kelime·26 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Ankara 12. İş Mahkemesinde

açtığı iş hukukuna dayalı tazminat ve alacak davasının kısmen kabulüne karar

verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve

adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş,

ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/11/2013 tarihinde Ankara 12. İş Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/12/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölümün 23/1/2014 tarihli ara kararı

gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 24/2/2014

tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. a) Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Milliyet Haber Ajansı

A.Ş. aleyhine Ankara 7. İş Mahkemesinde açtığı davada, iş akdinin haksız

feshedildiğini ileri sürerek işe iadesini talep etmiştir.

b) Mahkemece, 25/6/2008 tarih ve E.2007/1030, K.2008/322

sayılı ilamla, davalı işveren tarafından yapılan iş akdinin feshinin

geçersizliği ile başvurucunun işe iadesine, işe başlatılmaması halinde 6 aylık

ücretinin ödenmesine, başvurucunun işe iadesi için davalıya başvurması halinde

kararın kesinleşmesine kadar 4 aylık ücretin ödenmesine karar verilmiştir.

c) Temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 1/6/2009 tarih

ve E.2008/34069, K.2009/15088 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

8. Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Milliyet Haber Ajansı A.Ş.

aleyhine Ankara 12. İş Mahkemesinde açtığı davada; 1/5/1997 tarihinden itibaren

Radikal Gazetesinde çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından 4/12/2007

tarihinde haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, işçilik alacakları

toplamı 20.000,00 TL’nin yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, yargılamaya

Mahkemenin 2007/1022 esas sayılı dava dosyasında başlanılmıştır.

9. Başvurucu, 18/2/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talep

ettiği alacakları artırmış ve yasal faizle tahsil isteminde bulunmuştur.

10. a) Başvurucu 5/8/2009 tarihinde Milliyet Haber Ajansı

A.Ş. aleyhine Ankara 2. İş Mahkemesinde açtığı davada, davalının işe iade

kararını yerine getirmediğini ileri sürerek, çalıştırılmadığı 4 aylık ücret

farkı, altı aylık tazminat farkı, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları olarak

5.000,00 TL’nin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.

b) Mahkemece, 12/11/2009 tarih ve E.2009/725, K.2009/692

sayılı kararla, Ankara 12. İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyası

ile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle dava dosyasının

Ankara 12. İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyası ile

birleştirilmesine karar verilmiştir.

11. a) Başvurucu, 5/3/2010 tarihinde Milliyet Haber Ajansı

A.Ş. aleyhine Ankara 10. İş Mahkemesinde açtığı ek davada, davalıdan olan,

kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının yasal faiziyle tahsilini, dava dosyasının

Ankara 12. İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyasıyla

birleştirilmesini talep etmiştir.

b) Mahkemece, 11/3/2010 tarih ve E.2010/223, K.2010/146

sayılı ilamla; dava dosyasının Ankara 12. İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı

dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir.

12. Ankara 12. İş Mahkemesi, 15/3/2011 tarih ve E.2007/1022

K.2011/194 sayılı kararla; iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiği

gerekçesiyle; bilirkişi raporu doğrultusunda asıl dava ile birleşen 10. İş Mahkemesinin

2010/223 esas sayılı dava dosyasındaki taleplerin kısmen kabulüne, başvurucunun

fazla mesai ücreti olarak 13.432,64 TL’nin davalıdan tahsiline, fazla mesai

ücretinin %5 fazlalığı alacağından takdiren %90

indirim yapılarak 44.875,50 TL’nin davalıdan tahsiline, ulusal bayram genel

tatil ücreti alacağı olarak 1.731,61 TL’nin davalıdan tahsiline, bu alacağın %5

fazlalığından takdiren %90 indirim yapılarak 4.750,86

TL’nin davalıdan tahsiline, diğer alacak taleplerinin reddine, tüm alacakların

26/11/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline; birleşen

dava dosyalarında davaların kısmen kabulüne, 4 aylık ücret alacağı 5.600 TL, 6

aylık tazminat farkı alacağı 7.419,95 TL, kıdem tazminatı alacağı 29.927,15 TL,

ihbar tazminatı alacağı, 6.976,17 TL, yıllık izin ücreti alacağı 22.528,00

TL’nin 10/12/2007 tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte davalıdan

tahsiline karar vermiştir.

13. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin

24/9/2013 tarih ve E.2011/25606, K.2013/23703 sayılı kararıyla; “Davacının iş akdinin feshedildiği tarihin, davalı

işverenin işe başlatmama iradesini gösterdiği 17/7/2009 tarihi olduğu halde,

26/11/2007 tarihinden itibaren kıdem tazminatının yasal faiziyle tahsiline

karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine, davalı işveren tarafından 04/12/2007

tarihinde yapılan fesih, işe iade kararı ile ortadan kalkmıştır. İşveren

tarafından yapılan ilk fesih üzerine işçi tarafından gönderilen 5/12/2007

tarihli ihtarname ihbar tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ile işe

başlatmama tazminatı yönünden bir önem taşımaz. Davacının kesinleşen işe iade

kararı üzerine 24/6/2009 tarihinde işverene gönderdiği işe iade başvurusunda bu

alacaklar yönünden bir talep bulunmamaktadır. Bu durumda ihbar ve işe

başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine uygulanacak faizin başlangıç

tarihi dava ve ek dava tarihi olması gerekirken Mahkemece 10.12.2007 tarihi

olarak kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiş ise de bu husus yeniden

yargılamayı gerektirmediğinden HMK.’nın geçici 3/1.

maddesi yollaması ile HUMK.’un 438/7. maddesi

gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle,

hüküm fıkrasının B-1,2,3,4. bentleri tamamen çıkartılarak yerine;

(1) Davacının 4 aylık ücret alacağı net

5.600,00 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 05.08.2009 tarihinden

bakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 05.03.2010 tarihinden itibaren yasal

faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya

ilişkin isteminin REDDİNE,

(2) Davacının 6 aylık tazminat fark alacağı

net 7.419,95 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 05.08.2009 tarihinden

bakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 05.03.2010 tarihinden itibaren yasal

faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya

ilişkin isteminin REDDİNE,

(3) Davacının kıdem tazminatı alacağı net

29.927,15 TL’nin akdin feshi tarihi olan 17.07.2009 tarihinden itibaren yasal

faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

(4) Davacının ihbar tazminatı alacağı net

6.976,17 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 05.08.2009 tarihinden

bakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 05.03.2010 tarihinden itibaren yasal

faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, hükmü yazılarak

hükmün bu şekli ile düzeltilerek onanmasına” karar verilmiştir.

14. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, 24/9/2013

tarihinde kesinleşmiştir.

15. Karar, 21/10/2013 tarihinde

başvurucu tarafından öğrenilmiştir.

B. İlgili Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

17. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

18. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş Kanununa göre işçi sayılan

kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında

istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri

arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan

hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş

mahkemeleri kurulur.”

19. 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk

oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya

vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında

hüküm verilir.”

20. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

21. 22/5/2003 tarihli ve 4857

sayılı İş Kanunu’nun “İşverenin haklı

nedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı

hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini

beklemeksizin feshedebilir:

…

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve

benzerleri:

…

h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine

hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

…

İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun

olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı

yoluna başvurabilir.”

22. 13/6/1952 tarih ve 5953

sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin

Tanzimi Hakkında Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Gazetecilere

ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, bu ücretleri, geçecek her gün için

yüzde beş fazlasiyle ödemeye mecburdurlar.”

23. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi şöyledir:

“Mutazarrır

olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya

zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini

ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan

miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir.

Eğer zarar kasden veya

ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu

müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete

tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 28/5/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 20/11/2013 tarih ve 2013/8613 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, iş akdinin 4/12/2007 tarihinde işveren

tarafından haksız feshedildiğini, 6/12/2007 tarihinde Ankara 12. İş

Mahkemesinde açtığı alacak davası ile 5/8/2009 tarihinde Ankara 2. İş

Mahkemesinde ve 5/3/2010 tarihinde Ankara 10. İş Mahkemesinde açtığı davaların

birleştirildiğini, Mahkemece 15/3/2011 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar

verildiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 24/9/2013 tarihinde hükmün

düzeltilerek onandığını, 5 yıl 10 ay süren yargılamanın makul olmadığını,

alacakları üzerinden %30 oranında kesinti yapılarak hüküm altına alındığını,

çalışmalarını tanık beyanları ispatlamasına rağmen hiçbir araştırma

yapılmaksızın bu kesintinin gerçekleştirildiğini, işçilik alacaklarının 5953

sayılı Kanun’un 14. maddesi gereği %5 fazlasıyla ödenmesi gerektiği halde

Mahkemece bu orandan %90 oranında indirim yapıldığını, bu kesintideki kamu

yararı amacının gerekçede belirtilmediğini, Mahkemenin bu kesintiyi hakkaniyet

indirimi olarak görmesinin mümkün olmadığını, aynı konumdaki başka bir işçi

tarafından açılan davada %5 fazlalıktan yapılan indirimin %85 olarak

belirlendiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin iş akdinin fesih tarihi olan

4/12/2007 tarihini değil, işverenin işe başlatmama iradesini ortaya koyduğu

tarihi dikkate aldığını, bu şekilde faizin başlangıç tarihinin değiştiğini ve

yaklaşık 2 yıllık yasal faiz alacağından mahrum bırakıldığını, yine işe iade

kararının uygulanmamasından kaynaklanan 4 aylık ücret alacağı ve 6 aylık

tazminat farkı alacağı için hükmedilen faizin başlangıç tarihinin de dava ve ek

dava tarihleri olarak dikkate alındığını, hükmedilen alacağa en yüksek mevduat

faizi yerine yasal faiz uygulandığını, makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,

yargılama sırasında hukuk kurallarının yanlış yorumlanması, delillerin hatalı

değerlendirilmesi ve kararın adil olmaması nedeniyle mülkiyet ve adil

yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılan

ihlal iddiaları, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması

ile Mahkemece verilen kararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, bu

iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun, yargılamanın makul sürede

sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca

incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığı İddiası

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

28. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

29. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında

değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

30. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların

kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas

yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun

tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve

bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

31. Başvurucu, işçilik

alacaklarının 5953 sayılı Kanun’un 14. maddesi gereği %5 fazlasıyla ödenmesi

gerektiği halde Mahkemece bu orandan %90 oranında indirim yapıldığını, bu

kesintideki kamu yararı amacının gerekçede belirtilmediğini, Mahkemenin bu

kesintiyi hakkaniyet indirimi olarak görmesinin mümkün olmadığını, aynı

konumdaki başka bir işçi tarafından açılan davada %5 fazlalıktan yapılan

indirimin %85 olarak belirlendiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin iş akdinin

fesih tarihi olan 4/12/2007 tarihini değil, işverenin işe başlatmama iradesini

ortaya koyduğu tarihi dikkate aldığını, bu şekilde faizin başlangıç tarihinin

değiştiğini ve yaklaşık 2 yıllık yasal faiz alacağından mahrum bırakıldığını,

yine 4 aylık ücret alacağı ve 6 aylık tazminat farkı alacağı için hükmedilen

faizin başlangıç tarihinin de dava ve ek dava tarihleri olarak dikkate alındığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Mahkemece, tarafların

tanıkları dinlenmiş, bilirkişi raporu alınmış, rapora itiraz edilmesi üzerine

yeniden rapor alınmış, 5953 sayılı Kanun gereği fazla mesai ücreti ile ulusal

bayram genel tatil ücreti alacağına %5 fazlalık eklenmiş, ancak fazla mesai

ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti %5 fazlalığı alacağından takdiren %90 oranında indirim yapılmasına karar

verilmiştir. Mahkemenin bu konuda, kararına dayanak aldığı raporda belirtilen

%90 hakkaniyet indirimini dikkate aldığı anlaşılmıştır.

33. 5953 sayılı Kanun’un ikinci fıkrasında

belirtilen "günlük yüzde beş

fazlası" ibaresi nedeniyle, ücret veya fazla çalışma olarak

zamanında ödenmeyen meblağın kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiği

anlaşılmaktadır. Çalışma koşulları bakımından işçilerden farklı bir konumda olan

ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işveren

karşısında korumak amacıyla getirildiği anlaşılan itiraz konusu bu kuralla,

gazetecilerin bazı alacaklarının zamanında ödenmesine, gecikme halinde ise

belli miktarda ilave yapılarak tahsiline imkân sağlanmıştır. Fazla çalışma

ücretiyle normal ücretin yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin bu kuralın, "zamanında" ödenmeme koşuluna

bağlı olarak uygulanabilir olduğu açıktır. Ayrıca, bu düzenlemenin basın

özgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü de yadsınamaz. Gazetecinin

görevinin haber alma, verme, basma ve yayma gibi kamu düzenini yakından

ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında kuralın başlı başına çalışma

barışını bozacak nitelikte olduğu söylenemez (AYM, E.2005/28, K.2008/122, K.T. 12/6/2008).

34. 5953 sayılı Kanun’un 14.

maddesinde öngörülen %5 fazla ödeme tartışmalara neden olmuş ve özellikle

indirim uygulanıp uygulanamayacağı sorunu ortaya çıkmıştır. Günlük yüzde beş

fazlasıyla ödeme kuralı, yüksek bir oran içermesi sebebiyle, vaktinde ödenmeyen

ücretler bakımından karşılıklı kusur durumları gözetilerek, 818 sayılı mülga

Kanun’un 44. maddesi uyarınca bir indirime gidilmesi gerekmektedir. 5953 sayılı

Kanun’da, bazı alacakların gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beş

fazlasıyla ödenmesi gerektiği yönündeki düzenleme ile hedeflenen, gazetecinin

ücret ve diğer işçilik haklarının gününde ödenmesini sağlamaktır. İşverenin,

Kanun hükmüne uyması durumunda günlük yüzde beş fazla ödeme bakımından bir

yaptırım gündeme gelmez. Buna karşın ödemelerin gecikmesi halinde günlük yüzde

beş fazla ödeme kuralı yıllık çok yüksek oranlara ulaşabilmektedir. Söz konusu

hüküm gazeteci yönünden de bir zenginleşme aracı olarak kullanılmamalıdır.

Fazla saatlerde çalışma karşılığı olan asıl alacaklardan yapılan indirim

oranında, günlük yüzde beş fazla ödeme miktarlarının da indirilmesi gerektiği

açıktır. Günlük yüzde beş fazla ödeme miktarları, gerçekleşen ve kabulü gereken

asıl alacak miktarlarının gününde ödenmemesinden kaynaklanmış olmakla, yukarıda

sözü edilen gerekçelerle günlük yüzde beş fazla ödeme tutarlarından oransal

indirime gidilmelidir (YHGK, 23/6/2010 tarih ve E.2010/9-305, K.2010/336).

35. Somut olayda Mahkemece,

bilirkişi raporu ve Yargıtay uygulamaları dikkate alınarak başvurucu lehine

hükmedilen alacak üzerinden indirim yapıldığı belirlenmiştir.

36. Yine Mahkeme, temerrüt

tarihinin 26/11/2007 tarihi olduğu gerekçesiyle faizi bu tarihten itibaren

hüküm altına almışsa da başvurucu tarafından işçi alacaklarının tahsili

amacıyla açılan dava sırasında iade davası açıldığı, işe iade kararının

1/6/2009 tarihinde kesinleştiği, 17/7/2009 tarihinde, işverenin başvurucuyu işe

başlatmayarak işe başlatmama tazminatının bir kısmını ve boşta geçirilen süreye

ait ücretin bir kısmını başvurucunun hesabına yatırdığı anlaşılmıştır. Yargıtay

tarafından da kıdem tazminatı alacağının, akdin ilk feshi tarihi olarak değil,

işverenin işe başlatmama iradesini ortaya koyduğu 17/7/2009 tarihinden itibaren

başlatılması gerektiği belirtilerek, hükmün bu yönden düzeltilerek onandığı

belirlenmiştir.

37. Mahkemece, işe iade

kararının uygulanmaması nedeniyle 4 aylık ücret alacağı ve 6 aylık tazminat

farkı alacağının 10/12/2007 tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar

verilmişse de Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, davalı işverenin dava ve ek dava

tarihlerinden önce temerrüde düşürülmediği, dolayısıyla faizin başlangıç

tarihlerinin dava ve ek dava tarihleri olduğu gerekçesiyle bu yönden hükmü

düzelterek onanmıştır.

38. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi ve

Yargıtay tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

39. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin ve Yargıtayın kararında

bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilememiştir.

40. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Mevduat Faizine Hükmedilmemesi ve

Alacaklardan %30 İndirim Yapılması Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali

İddiası

41. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

42. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

43. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

44. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

45. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

46. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

47. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, alacakları üzerinden %30 oranında kesinti yapılarak hüküm altına

alındığını, çalışmalarını tanık beyanları ile ispatlamasına rağmen hiçbir

araştırma yapılmaksızın bu kesintinin gerçekleştirildiğini, hüküm altına alınan

alacağa en yüksek mevduat faizi yerine yasal faiz uygulandığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

48. Başvurucunun, Ankara 12. İş

Mahkemesinde açtığı asıl ve birleşen davalarda, tazminatlar ve işçilik

alacaklarının yasal faiziyle tahsilini talep ettiği, ıslah dilekçesinde de

yasal faizle tahsil isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, başvurucunun

davası kısmen kabul edilerek tazminat ve işçilik alacaklarının yasal faizle

tahsiline, bilirkişi raporunda %30 indirimle hesaplanan fazla mesai ve ulusal

bayram genel tatil ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verildiği

belirlenmiştir. Başvurucu, Mahkeme kararını, faizin niteliğine ve %30 indirime

yönelik olarak temyiz etmemiş, %90 takdiri indirim nedeninin yüksek olduğu

gerekçesiyle temyiz etmiştir.

49. Başvurucu bu şekilde, Anayasa

Mahkemesi önünde ileri sürdüğü ihlal iddialarını, Derece Mahkemesinde ve temyiz

safhasında ileri sürmediği için, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını

usulünce tüketmemiştir.

50. Açıklanan nedenlerle, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

51. Başvurucunun yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet

için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu

nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

52. Başvurucu, iş akdinin

işveren tarafından haksız feshedilmesi üzerine açtığı tazminat ve alacak

davasının, makul olmayan bir sürede tamamlandığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

53. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

54. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

55. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

56. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

57. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesine dayanarak

inceleme yaptığı birçok kararında, AİHS'in 6. maddesi

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorum yaparak

Sözleşme'nin lâfzî içeriğinde yer alan alt ilke ve hakları adil yargılanma

hakkı kapsamında kabul etmektedir (AYM, E.2011/43, K.2012/10, K.T. 19/1/2012).

58. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

59. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda, iş akdinin işveren tarafından haksız feshi nedeniyle açılan

tazminat ve alacak davası bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak

5521 ve 6100 sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen

somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

60. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

61. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

62. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.

Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin

toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi

açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

63. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesinde

düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş

akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk

uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alınmıştır.

64. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

65. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. İş akdinin haksız nedenlerle işveren tarafından feshedilmesi

halinde, bu işlemin hukuka uygunluğu hakkında derhal bir yargı kararı

verilmesinde işçinin önemli bir kişisel yararı bulunmaktadır. Zira işten

çıkarılarak geçim kaynağını kaybeden bir bireyin hukuki durumunun ivedilikle

açıklığa kavuşturulması gerekir. Çalışanın, geçim kaynağı olmaksızın hukuki

durumunun uzun süre belirsiz bırakılması halinde, çalışan bu durumdan olumsuz

etkilenecektir. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda

yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekir.

66. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama

usulü getirilmiştir. Dolayısıyla iş akdinin haksız nedenlerle işveren tarafından

feshedilmesi sonucu açılan tazminat ve alacak davalarında da takip edilmesi

gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011

tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.

67. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

68. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken, haksız

olarak iş akdi feshedilen işçi tarafından açılan tazminat ve alacak davasının

başvurucu için taşıdığı değer ve başvurucunun kişisel yararı göz önünde

bulundurularak yargılama sürecindeki gecikmelerin her biri belirlenerek

gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedeki etkisinin tespiti ve

bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam etkisinin değerlendirilmesi

gerekmektedir.

69. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

6/12/2007 tarihidir.

70. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

71. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52).

72. Başvuru konusu olayda, iş akdi işveren tarafından haksız

nedenlerle feshedilen işçi tarafından 6/12/2007 tarihinde işçilik alacaklarının

ve tazminatların tahsili amacıyla Ankara 12. İş Mahkemesinde açılan dava,

Mahkemenin E.2007/1022 sayılı dosyasında başlamıştır.

73. Başvurucunun, anılan dava sırasında açtığı işe iade

davası sonunda, başvurucunun işe iadesine karar verilmiş olup, işveren bu

kararı yerine getirmediği için başvurucu tarafından 5/8/2009 tarihinde Ankara

2. İş Mahkemesinin E.2009/725 sayılı dava dosyasında eksik ödenen tazminat ve

işçilik alacaklarının tahsili talep edilmiş, Mahkemece dava dosyası, Ankara 12.

İş Mahkemesinin E.2007/1022 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

74. Yine başvurucu tarafından, 5/3/2010 tarihinde Ankara 10.

İş Mahkemesinde işçilik alacaklarının tahsili amacıyla ek dava açılmış ve

Mahkemenin E.2010/223 sayılı dosyasında yargılamaya başlanılmıştır. Anılan dava

dosyası da Ankara 12. İş Mahkemesinin E.2007/1022 sayılı dava dosyasıyla

birleştirilmiştir.

75. Mahkemece, tarafların delilleri toplanmış, tanıkları

dinlenmiş, 10/6/2008 tarihli duruşmada bilirkişi raporu alınmasına karar

verilmiştir. 14/4/2009 tarihinde tarafların rapora itiraz etmeleri üzerine ek

rapor alınması için dosya tekrar bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi

raporunun gelmesinden sonra Ankara 2. İş Mahkemesinin E.2009/725 sayılı dava

dosyası ile birleştirme kararı verildiği ve tarafların rapora itiraz ettikleri

dikkate alınarak, iki kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasına

karar verilmiştir.

76. Bilirkişilerin ek ücret talebinde bulundukları ve yine

Ankara 10. İş Mahkemesinin E.2010/223 sayılı dava dosyasının birleştirildiği

belirlenerek, 16/3/2010 tarihli duruşmada bilirkişilere ek ücret ödenmesine,

asıl ve birleşen dava dosyalarına ilişkin olarak rapor alınmasına karar

verilmiştir.

77. 3/2/2011 tarihli duruşmada bilirkişi raporu okunmuş,

başvurucu vekili, raporun aleyhe olan kısımlarını kabul etmediğini belirtmiş,

davalı taraf rapora itiraz etmiştir. Mahkemece, davalının itirazlarının

değerlendirilmesi için duruşmanın ertelenmesine karar verilmiş, 15/3/2011

tarihli duruşmada davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.

78. İlk davanın açıldığı 6/12/2007 tarihinden, hükmün

verildiği 15/3/2011 tarihinde kadar yargılamanın 3 yıl 3 ay 9 gün sürdüğü

anlaşılmıştır. Taraflarca temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince

24/9/2013 tarihinde hüküm düzeltilerek onanmıştır. İş Mahkemelerince verilen

kararlara karşı karar düzeltme yolu kapalı olduğu için hüküm 24/9/2013

tarihinde kesinleşmiştir.

79. Yargıtay temyiz incelemesinde geçen sürenin 2 yıl 4 ay 18

gün olduğu belirlenmiştir. Davanın açıldığı tarihten itibaren, Yargıtay 9.

Hukuk Dairesinin düzelterek onama tarihine kadar geçen süre, 5 yıl 9 ay 18

gündür.

80. Yargılama sürecinde başvurucunun mazeret bildirdiği

duruşmanın olmadığı ve yargılamanın uzamasına sebebiyet veren fillinin

bulunmadığı anlaşılmıştır.

81. Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi,

verilen birleştirme kararlarının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi için

makul olduğu değerlendirilebilirse de, bu tür

kararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğer

aşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özen

gösterilmesi gerektiği açıktır.

82. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

iş akdinin haksız feshi nedeniyle açılan tazminat ve alacak davası; hukuki

meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin

toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate

alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve

usuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla

yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez.

83. Başvurunun konusu olan tazminat ve alacak davasında

yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilk derece

mahkemesince uzun aralıklarla duruşmalar yapıldığı, birçok defa bilirkişi

raporu alındığı, temyiz süreciyle beraber makul olmayan uzun bir süre olan 5

yıl 9 ay 18 günde yargılamanın tamamlandığı görülmektedir.

84. Mahkemece, 6/12/2007 tarihinde başlanılan yargılamanın,

15/3/2011 tarihinde sona erdiği ve Derece Mahkemesinde 3 yıl 3 ay 9 gün süren

yargılama süresinin, başvurucunun talebi üzerine birleşen dava dosyaları da

dikkate alındığında makul olabileceği değerlendirilmişse de, temyiz

incelemesinin 2 yıl 4 ay 18 gün sonra sonuçlandığı dikkate alındığında, toplam

5 yıl 9 ay 18 gün devam eden yargılama sürecinin, iş hukukuna dayalı davaların

niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati

göz önünde bulundurulduğunda, makul olmadığı açıktır.

85. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

86. Başvurucu, 300.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL

manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir.

87. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

88. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

89. Başvurucunun iş hukukuna dayalı olarak açtığı tazminat ve

alacak davası, makul olmayan bir süre olan 5 yıl 9 ay 18 gün sonra

sonuçlanmıştır. Dolayısıyla uyuşmazlığın niteliği ve başvurucunun kişisel

yararı göz önünde bulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında takdiren

4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

90. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Yargılamanın sonucuna ilişkin adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mevduat faizine hükmedilmemesi ve alacaklardan %30 indirim

yapılması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlali iddiaları yönünden“başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiası yönünden KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 4.150,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

28/5/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Zehra Ayla PERKTAŞ

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Adnan KESKİN Vekili : Av. Onur Can KESKİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8613, 28 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. C. Başvurucuya 4.150,00 TL manevi TAZMİNAT
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Kaleli
  19. Dursun
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8613
Tarih
28 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • Bedir Ayaz Başvurusu (B. No: 2013/835)
  • İsmet Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2294)
  • Cemal Aydın Başvurusu (B. No: 2013/5428)
  • Esma Başbakkal Başvurusu (B. No: 2012/1128)
  • İzçağ İzmir Çağdaş Kitabevi Yayıncılık Bilgi İşlem Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/7951)
  • Abdulkadir Aşan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7565)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.