İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulkadir Aşan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7565)

1. Başvurucular, 10/8/2004

Başvuru No2013/7565Tarih8 Mayıs 2014Okuma18 dk · 3.644 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulkadir Aşan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2013/7565
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.644 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 10/8/2004

tarihinde İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhlerine açılan

sözleşmenin feshi ile tapu iptali ve tescil davasının halen devam ettiğini, yargılamanın

makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 3/10/2013 tarihinde

İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci

Bölüm Üçüncü Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından

yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 12/12/2013

tarihli ara kararı gereğince, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

14/2/2014 tarihli görüş yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş olup, başvurucular

vekili 6/3/2014 havale tarihli dilekçesinde, yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Y.K.Ç. ve A.Ş. ile müteahhit sıfatıyla S.S. Kutlu Birlik

Konut Yapı Kooperatifi arasında 13/8/1996 tarihinde Kartal 4. Noterliğinde

“Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”

düzenlenmiş, E.E.E. kefil olarak sözleşmeyi imzalamıştır.

8. Y.K.Ç. ve A.Ş. tarafından S.S. Kutlu Birlik Konut Yapı

Kooperatifi ile E.E.E. aleyhine 22/3/2004 tarihinde, Kartal 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan davada, gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat

sözleşmesine aykırı davranıldığı ileri sürülerek sözleşmenin feshi,

taşınmazların davacılar adlarına tapuya tescili, taşınmazların yıktırılması ve

ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş, yargılamaya 2004/265 esas

sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmiştir.

9. a. Y.K.Ç. ve A.Ş. tarafından, başvurucular ve yirmi sekiz

arkadaşı aleyhine 10/8/2004 tarihinde Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2004/633 esasında açılan davada, S.S. Kutlu Birlik Konut Yapı Kooperatifi ile

yapılan gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine aykırı

hareket edildiği, davalıların taşınmazları müteahhitten veya onun sattığı

kişilerden devraldıkları ve iyiniyetli olmadıkları ileri sürülerek, anılan

sözleşmenin feshine, taşınmazların davalılar adlarına olan tapu kayıtlarının

iptali ile davacılar adlarına tapuya tecillerine, taşınmaz üzerindeki

inşaatların yıktırılmasına, dava dosyasının Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2004/265 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, taşınmazlar üzerine

devir ve temliki önlemek amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi

talep edilmiştir.

b. Mahkemece, 23/11/2004 tarih ve E.2004/633, K.2004/681 sayılı

ilamla, Mahkemenin 2004/265 esas sayılı dava dosyası ile aralarında irtibat

bulunduğu gerekçesiyle her iki dava dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya

Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/265 esas sayılı dava dosyası üzerinden

devam edilmesine karar verilmiştir.

10. a. Yine Y.K.Ç. ve A.Ş. tarafından dava konusu diğer

taşınmazların malikleri aleyhine 10/8/2004 tarihinde Kartal 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 2004/636 esasında açılan davada, S.S. Kutlu Birlik Konut Yapı

Kooperatifi ile yapılan gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat

sözleşmesine aykırı hareket edildiği, davalıların taşınmazları müteahhitten

veya onun sattığı kişilerden devraldıkları ve iyiniyetli olmadıkları ileri

sürülerek, anılan sözleşmenin feshine, taşınmazların davalılar adlarına olan

tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adlarına tapuya tecillerine, taşınmaz

üzerindeki inşaatların yıktırılmasına, davanın Kartal 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 2004/265 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine,

taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi talep

edilmiştir.

b. Mahkemece, 23/11/2004 tarihinde, Mahkemenin 2004/265 esas

sayılı dava dosyası ile aralarında irtibat bulunduğu gerekçesiyle her iki dava

dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2004/265 esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir

11. Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, 16/4/2004 tarihinde,

tüm taşınmazlar üzerine dava sonuna kadar 3. kişilere devrinin önlenmesi için

ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.

12. Tedbir kararına yapılan itirazlar Mahkemece 2005 yılında

reddedilmiştir.

13. Kartal Adliyesinin kapatılmasından sonra, asıl ve

birleşen davalarda yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi 17/1/2014 tarih ve E.2004/265, K.2014/5 sayılı kararla; düzenleme

şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine,

taşınmazların ½ hissesinin davacılar adlarına tapuya tescillerine, dava konusu

taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına

karar vermiştir.

14. Karar temyiz edilmiş olup, henüz kesinleşmemiştir.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

16. 11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 473.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı

olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine

yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre

yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda

olmaksızın sözleşmeden dönebilir.”

17. 22/11/2001 tarih ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 716. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Mülkiyetin

kazanılmasına esas olacak bir hukuki sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi

adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin

kaçınması halinde hakimden, mülkiyetin hükmen

geçirilmesini isteyebilir.”

18. 6100 sayılı Kanun’un 394. maddesinin (2), (3) ve (4)

numaralı fıkraları şöyledir:

“…

İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı

taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa

tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde,

ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak,

kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması

sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri

öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve

teminata itiraz edebilirler.

İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz

sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri

dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder;

gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz

üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.

…”

19. 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 101. maddesi şöyledir:

“Hakim iki taraftan

birinin talebiyle davanın ikamesinden evvel veya sonra aşağıda gösterilen hal

ve şekillerde ihtiyati tedbirler ittihazına karar verebilir:

1 – Menkul ve gayrimenkul malların ayni münazaalı ise bunun haciz veya yeddiadle

tevdiine,

2 – Münazaalı şeyin

muhafazası için lazımgelen her türlü tedbirlerin

ittihazına,

...”

20. 1086 sayılı mülga Kanun’un 108. maddesi şöyledir:

“İtiraz arzuhal ile yapılır ve evrakı sübutiyeside arzuhale raptolunur.

İhtiyati tedbir kararına itirazdan evvel dava

ikame edilmiş ise itiraz arzuhali tahkikat hakimine verilir. 104

üncü maddenin son fıkrası hükmü mahfuzdur. İtiraz vukuunda hakim iki tarafı davet ve her birini istima

ettikten sonra kararını tadil veya tebdil veya refedebilir. Şu kadar ki iki

taraftan biri veya ikisi gelmezlerse evrak üzerine tetkikat icrasiyle

karar verilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 8/5/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 3/10/2013 tarih ve 2013/7565 numaralı başvuruları incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

22. Başvurucular, Y.K.Ç. ve A.Ş. tarafından 10/8/2004

tarihinde Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhlerine açılan davada,

gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, adlarına

tapuya tescilli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve davacılar adlarına

tapuya tescili, taşınmazlar üzerindeki inşaatların yıktırılmasının talep

edildiğini, Mahkemece taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu, yargılamanın

9 yıldır devam ettiğini, 2014 yılında verilen kararın henüz tebliğ edilmediğini

ve kesinleşmediğini, ayrıca kararı temyiz de edeceklerini, Mahkemece yılda üç

ya da dört duruşma yapıldığını, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 2009/731 esas

sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapıldığını, tedbir kararı nedeniyle

inşaatlar bitirilmediği için taşınmazları kullanamadıklarını, yargılamanın uzun

sürdüğünü ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

23. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde,

başvurucuların, aleyhlerine açılan tapu iptali ve tescil davasında taşınmazları

üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu ve taşınmazları kullanamadıklarını, yargılamanın

makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Başvurucuların

anılan ihlal iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. İhtiyati tedbir kararı nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiaları

24. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

25. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

26. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

27. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır.

28. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

29. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

30. Başvuru konusu olayda

başvurucular, aleyhlerine açılan tapu iptali ve tescil davasında taşınmazları

üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu ve taşınmazları kullanamadıklarını

belirterek, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Başvurucular aleyhine açılan

davada, taşınmazların başvurucular adlarına olan tapu kayıtlarının iptali ile

davacılar adlarına tapuya tescilleri, taşınmaz üzerindeki inşaatların

yıktırılması talep edilmiştir. Mahkemece, başvuruculara ait taşınmazlar üzerine

16/4/2004 tarihinde, dava sonuna kadar 3. kişilere devrinin önlenmesi için

ihtiyati tedbir konulmuştur.

32. Başvuruya konu davanın temel konusu taşınmazın mülkiyetinin

tespitine yönelik olup, başvurucuların mülkiyet haklarının bulunup bulunmadığı

yargılama sonucunda verilen kararla ortaya çıkacaktır. Taşınmazlar üzerine

konulan ihtiyati tedbir kararı da asıl dava sonucunda verilen kararın

uygulanabilirliğini sağlamaya yönelik olduğu gibi, taşınmaz üzerindeki mülkiyet

hakkından doğan tüm hakların kullanılmasına engel teşkil edecek mahiyette de

değildir. Dolayısıyla başvuru konusu olayda verilen ihtiyati tedbir kararı,

asıl dava konusu olan mülkiyet hakkından ayrı olarak değerlendirmeye tabi

tutulamaz. Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı, mülkiyet hakkının esasının

çözümleneceği yargı kararı ile birlikte değerlendirilebilir. Mülkiyet hakkına

ilişkin yargılama ise halen Derece Mahkemesinde devam etmektedir. Mülkiyet

hakkına yönelik asıl yargılama devam ettiği sırada ve davanın esasına ilişkin

başvuru yolları tüketilmeden, anılan davada verilen ihtiyati tedbir kararının

bu aşamada değerlendirilmesi mümkün değildir.

33. Öte yandan, Mahkemece bireysel başvuru tarihinden sonra verilen

17/1/2014 tarihli kararda, taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin karar

kesinleşinceye kadar devamına karar verildiği anlaşılmışsa da anılan karar,

asıl hükümle birlikte temyiz edilebileceği için bu anlamda da başvuru

yollarının tüketilmediği belirlenmiştir.

34. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir kararı nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar hukuk sisteminde düzenlenen

başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası Yönünden

35. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Başvurucular, 10/8/2004 tarihinde Kartal 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde aleyhlerine açılan davada, gayrimenkul satış vaadi ve kat

karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, adlarına tapuya tescilli taşınmazların

tapu kayıtlarının iptali ve davacılar adlarına tapuya tescili, taşınmazlar

üzerindeki inşaatların yıktırılmasının talep edildiğini, yargılamanın devam

ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

37. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak görüş sunulmasına gerek görülmediği belirtilerek,

mülkiyet hakkının ihlali iddialarının, başvurucuların dava konusu taşınmazlar

üzerindeki mülkiyet haklarının ihtilaflı olduğu dikkate alınarak

değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.

38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

39. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

40. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

41. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

42. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

43. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

44. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

45. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

46. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

47. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

48. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, başvurucular adına

tapuya tescilli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adlarına

tescilleri istemine ilişkin davada, 1086 sayılı mülga Kanun ile 6100 sayılı

Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

10/8/2004 tarihidir.

50. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

51. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

52. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusu, gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat

sözleşmesinin feshi, başvurucular adlarına tapuya tescilli taşınmazların tapu

kayıtlarının iptali ve davacılar adlarına tapuya tescili istemlerine

ilişkindir. Mahkemece, 10/8/2004 havale tarihli dilekçe ile yargılamasına

başlanıldığı anlaşılan davanın tensip zaptının tanzimi sonrasında, yargılama

sürecinde birçok duruşma yapılmış olup, belirtilen celseler arasında genellikle

3 aylık sürelerin bulunduğu anlaşılmıştır.

53. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, 22/3/2004

tarihinde S.S. Kutlu Birlik Konut Yapı Kooperatifi ve E.E.E. aleyhine Kartal 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve Mahkemenin 2004/265 esasına kaydedilen dava

dosyasında; Mahkemece tarafların delilleri toplanmış ve davalılardan taşınmaz

satın alan kişiler aleyhine dava açılması için davacılara süre verilmiştir.

Bunun üzerine davacılar tarafından başvurucular ve arkadaşları aleyhine

10/8/2004 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açılmış, dava dosyası Mahkemenin

2004/633 esasına kaydedilmiştir. Yine aynı davacılar tarafından taşınmaz sahibi

başka davalılar aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılmış, dava dosyası

Mahkemenin 2004/636 esasına kaydedilmiştir. Mahkemece, tüm dava dosyaları

23/11/2004 tarihinde 2004/265 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilerek,

yargılamaya bu dava dosyası üzerinden devam edilmiştir.

54. Mahkemece tarafların delilleri toplamış ve 20/4/2005

tarihli duruşmada keşif yapılmasına karar verilmiştir. 27/5/2005 tarihinde

keşif yapılmış, bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş ve rapora itiraz

edilmesi üzerine, 22/2/2006 tarihinde yeniden keşif yapılması yönünde hüküm

kurulmuştur. Keşif sonucu alınan rapora itiraz edilmesi üzerine 19/12/2006

tarihinde ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Mahkemece ek raporun

alınmasından sonra, yeniden bazı delillerin toplandığı belirlenmiştir.

55. Kartal Belediye Başkanlığının, dava konusu taşınmazların

bulunduğu yerde yaptığı imar uygulamasıyla ilgili kararının iptali amacıyla

İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 2009/731 esas sayılı dosyasında dava açıldığı,

Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 23/2/2012 tarihli duruşmada bu dava

dosyasının sonucunun beklenmesine karar verildiği ve 22/5/2013 tarihine kadar

davanın sonuçlanmasının beklendiği anlaşılmıştır. Anılan davanın

sonuçlanmasından sonra, Mahkemece yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiş,

ancak bu karardan rücu edilerek, 17/1/2014 tarihinde davanın kabulü yönünde

hüküm kurulmuştur. Karar temyiz edildiği için henüz kesinleşmemiştir.

56. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın gerek taşınmazın büyüklüğü ve taraf sayısı, gerekse keşif ve

bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık

bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı

değerlendirildiğinde yazılı yargılama usulünde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda yapılması gereken işlemlerin uzun sürelerle yerine

getirilmediği anlaşılmaktadır.

57. Yargılama sürecinde başvurucular vekili tarafından farklı

duruşmalarda mazeret dilekçeleri verildiği anlaşılmışsa da bu duruşmaların bir

kısmında da farklı ara kararların beklenmesine karar verildiği için

yargılamanın uzamasına sebep olunmadığı belirlenmiştir.

58. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,

taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri sunulduğu görülmekle

birlikte, yargılama sürecinin uzunluğu dikkate alındığında, başvurucuların

tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit

edilememiştir.

59. Davada, 97 davalı ve dâhili davalının bulunduğu dikkate

alındığında, taraf sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul

işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık bir niteliğe sahip

olduğunu göstermekle birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında 9 yıl 8 ay 28

gün devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

60. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

61. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunamadıklarını belirterek, Anayasa’nın 35.

maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

Başvuruya konu dava, taşınmazın mülkiyetine yönelik bir dava olup,

başvurucuların mülkiyet haklarının bulunup bulunmadığı yargılama sonucunda

verilen kararla ortaya çıkacaktır. Mülkiyet hakkına yönelik yargılama devam

ettiği sırada ve başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet haklarının

ihlal edildiği yönündeki iddialarının bu aşamada değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

62. Başvurucular, 20.000,00 TL manevi, 500.000,00 TL maddi

tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir.

63. Adalet Bakanlığı görüşünde, Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği ihlal karalarında hükmedilen miktarlar çerçevesinde

hakkaniyete uygun bir tazminata karar verilmesinin yerinde olacağı

bildirilmiştir.

64. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

65. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde de

bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

66. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin 9 yıl 8

ay 28 günlük yargılama süresi nazara alındığında, başvurucuların yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, dava dosyasındaki davalı ve dâhili davalıların

sayısı da dikkate alınarak, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya takdiren

500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

67. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

68. Başvuruya konu yargılamanın 9 yıl 8 ay 28 günden beri

sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,

anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,

adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi

amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun

1. İhtiyati

tedbir kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiaları yönünden “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddiası yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculara ayrı ayrı 500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca, ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmesine,

8/5/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : 1. Abdulkadir AŞAN 2. Asya AŞAN 3. Neciba YILMAZ 4. Fetullah YILMAZ Vekilleri : Av. Murat SADAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7565, 8 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. E. Kararın bir örneğinin 6216
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7565
Tarih
8 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/3240)
  • Erol Türkyılmaz Başvurusu (B. No: 2013/2712)
  • Youtube Llc Corporatıon Servıce Company ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4705)
  • Şahin Karaman Başvurusu (B. No: 2012/1205)
  • Mehmet Cemal Sadak Başvurusu (B. No: 2013/2666)
  • İsa Demirkaya Başvurusu (B. No: 2013/6882)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.